Connect with us

Blog

Elon Musk’ın Kafası Mı İyi, Yoksa Şirketlerimiz Kötü Mü Yönetiliyor?

inovasyon

K2Haber olarak #PazarOkumaları’nda Medium.com’dan kısa vadeciliğin Türkiye’de en önemli sorun olduğunu belirten, Ussal Şahbaz’ın değerli yazısını paylaşıyoruz.

“Geçen ay Tesla’nın kurucusu Elon Musk tvit atarak Tesla’yı halka kapatacağını ilan etti. Elon Musk halka açık hisseleri Suudi Arabistan varlık fonundan gelecek paralarla geri toplayacağını açıkladı. Bir süre sonra anlaşıldı ki ortada Suudi’lerin verdiği bir taahhüt yok. Aynı günlerde Elon Musk katıldığı bir radyo programında esrar içerken görüntülendi. ABD’nin sermaye piyasaları kurulu SEC Elon Musk hakkında soruşturma başlattı.

Elon Musk’ın tvit yazarken kafası mı iyiydi yoksa mantıklı şeyler mi söylüyor? Aslında son yıllarda Amerikan pazarında halka açık arz miktarı azaldı. Bir bakıma halka arzın modası geçti. Biz ise geçen seneye kadar halka arz seferberlikleri yapıyorduk.

Halka arzların azalmasının iki ana nedeni var:

  • Halka açılmadan fon bulmak kolaylaştı. Hem girişim sermayesi fonlarında, hem de petrol zengini ülkelerin varlık fonlarında çok para var. Mesela Uber 22 milyar dolar fonu halka açılmadan özel yatırımcılardan topladı.
  • Halka açık şirketlerin yönetimlerinin başlıca odağı hisse fiyatı ve hisse fiyatının temel belirleyicisi olan çeyreklik (üç aylık) veya yıllık sonuçlar haline geliyor. Bu da şirketlerin uzun vade inovasyon yapmalarına engel.

Nitekim 2013 yılında Michael Dell, kendi kurduğu şirketi Dell Computers’ı yeni dünyaya adapte edecek inovasyonları yapabilmek için halka kapatmıştı. Çeyreklik veya yıllık sonuçlara bakan bir yönetimle yeni iş modelleri benimsemek mümkün değil.

Son yıllarda bunu gören Amazon, Facebook, Google gibi dijital devler, halka arz edilirken hisse sınıflarını ayırıp, şirketin kurucusuna yönetim haklarını veren altın hisseler tahsis ederek, şirketin uzun vadeli vizyonunu korumasını sağlıyor. Nitekim, mesela Amazon yıllardır temettü dağıtmadığı halde sadece hisse değeri son 5 yılda 4 kat arttı.

Bu İçerik İlginizi Çekebilir  Selçuk Şirin: Yetişmiş Yazılımcıları Türkiye’de Tutamıyoruz

Elon Musk’ın tvitinden sonra ilginç bir tvit daha geldi: ABD Başkanı Trump “çeyreklik raporlamalar şirketlerimizde kısa vadeciliğe sebep oluyor. SEC’ye raporlama sürelerini uzatmayı değerlendirme talimatı verdim” dedi.

Şirketlerin Uzun Vadede Ayakta Kalabilmesinin Yolu Sürekli İnovasyon

Aslında bu tvitlerin ötesinde cevap aramamız gereken soru şu: Bir şirket neden var olur? Hollandalılar 1600’lerde ilk limited, yani mesuliyeti hissedarlarının koyduğu sermaye ile sınırlı şirketi kurarken hedefleri şimdiki Endonezya’yı kolonileştirip ticaret yapmaktı. Şirketin kurucuları bu belirsiz ve uzun vadeli hedef için tek tek hissedarların uzun vadeli risk almalarının mümkün olmadığını düşündüler. Yani şirket tek tek hissedarların amaçlarından bağımsız ve uzun vadeli bir amaç için kurulmuştu. O zamanın inovasyonu daha önce gidilmeyen bir pazarı keşfedip ticaret yapmaktı.

1970’lerde Nobel ödüllü iktisatçı Milton Friedman şirketlerin amacı hissedarlarına değer yaratmaktadır, dedi. Pratikteyse şirket yönetimlerinin amacı hisse değerini artırmaya dönüştü. Peki şirketin tüm hissedarlarının değer algısı aynı mıdır? Mesela borsaya yatırım yapan emeklilik fonları her yıl emeklilere ödemek için düzenli temettü dağıtılmasını ister. Aktivist yatırımcılar şirketin 3–5 yılda değerinin ne kadar arttığına bakar. Şirketin kurucusu artık yaşlandıysa kısa vadeli getiriye bakar, çocukları ise uzun vadeli getiriye bakar. Yani, şirket yöneticilerinin dilinden düşürmediği “hissedar” aslında homojen değildir. Hissedara değer yaratmak için yapılanlar ise genelde şirkete değer kazandırmaz ama şirketten hissedara değer transferine yol açar.

Bu İçerik İlginizi Çekebilir  Uğurcan Erdem: URL Nedir? URL Kısaltma Neden Önemlidir?

Nitekim bu konuyu ele alan Joseph Bower ve Lunn Paine’nin Harvard Business Review’daki makalesinde, Amerikan hukukuna göre, şirket yöneticilerinin güven sorumluluğunun (fiduciary duty) hissedarlara değil, şirketin kendisine olduğuna dikkat çekiliyor. Aynı iddiayı Türk Ticaret Kanunu’nun ruhuna uygun olduğunu da söyleyebiliriz.

Şirketler hissedarlarından bağımsız olarak ekonominin gelişmesi için kritik varlıklar. Uzun vadede hisseler el değiştirebilir, ama şirket ayakta kalır. Şirketin uzun vadede ayakta kalabilmesinin yoluysa sürekli inovasyon yaparak yeni ürünler ve iş modelleri geliştirebilmesidir. Yönetim danışmanlığı şirketi McKinsey’in çalışmasına göre, Amerikan borsasına kote şirketler çeşitli parametrelere göre uzun vadeli hareket edebilenler ve edemeyen diye ayrılıp 2001–14 arası performansları incelendiğinde, uzun vadeli hareket edenler cirolarını %47 daha fazla artırmışlar. Bunun temel nedenlerinden biri, aynı zaman diliminde inovasyon ve AR-GE’ye %50 daha harcama yapmış olmaları.

Bu nedenle, dünyanın başlıca kurum içi girişimcilik ve inovasyon liderlerinden Eric Ries de yeni bir “uzun vadeli borsa” kurmak için çalışma başlattı. Sürpriz değil, işin içinde yine Elon Musk da var. Bu yeni borsada kote olan şirketlerde, hissesini uzun süre elinde tutan hissedarların daha çok oy hakkı olacak, şirket yöneticilerine verilen bonuslar ise uzun vadeli performans üzerinden olacak.

Kısa Vadecilik Türkiye’de En Önemli Sorun

Şimdi diyebilirsiniz ki, bizim Türkiye’deki şirketlerin en büyükleri halka açık bile olsa patron şirketi, bunlar Amerikan ekonomisiyle ilgili meseleler. Halbuki kısa vadecilik Türkiye’de en önemli sorun. Büyük şirketlerimizin hepsinde üst düzey yöneticiler bonuslarını en fazla yıllık sürelerle alıyor. Bütçeler yıllık yapılıyor. Patron uzun vadeli plan yapacak durumda değilse, “hissedar”ın önceliği de kısa vade oluyor.

Oysa ekonomimizdeki en önemli aktör şirketlerimiz. Şirketlerimiz uzun vadeli inovasyon faaliyetleri içine girip geleceklerini yazamazlarsa, hem “hissedar”larına hem de topluma kattıkları değer azalacak. Şirketlerin yeni ürünler ve iş modelleri geliştirmelerinin temeli kurumsal yönetişimin değiştirilmesi. İşe üst düzey yöneticilere 5 senelik performanslarına göre stock option, yani 5 yıl içinde şirketten hisse alma hakkı vererek başlayabiliriz. Bakalım yönetimde neler değişecek?”

Bu İçerik İlginizi Çekebilir  HacknBreak 3. Açık İnovasyon Kampı'na Başvurular Devam Ediyor

Kaynak

Blog kategorisindeki diğer yazılar için: http://k2haber.com.tr/category/blog/

Okumaya devam et
reklâm
Yorum Yapmak İçin Tıklayın

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Blog

Sermayesizlik, Girişiminize Engel Olmasın: Girişimcilere Üç İpucu

girişimcilere sermaye

Bir işe başlamaktan heyecan duyuyorsunuz. Belki bir fikriniz var ya da kendi girişiminizi başlatma ve büyütme fikrinden çok etkilendiniz. Mevcut işinizden ayrılmak ya da bir süreliğine kişisel gelir elde etmek gibi bazı riskler almak istiyorsunuz. Fakat sizi durduran bir engel var: Çok fazla paranız yok.

Bu büyük bir sorun gibi gözüküyor ancak paranızın olmaması, hayallerinizin peşinden gitmenize engel değildir. Aslına bakılırsa hiçbir kişisel yatırıma gerek kalmadan bir işi başlatmak ve büyütmek mümkündür, tabi ne yaptığınızı biliyorsanız 🙂

Neden Bir İşletmenin Paraya İhtiyacı Vardır?

Öncelikle, bir işletmenin neden paraya ihtiyaç duyduğuna bir göz atalım. Bir işletme kurmak için sabit ya da standart bir “başlangıç” ücreti yoktur. Bu nedenle farklı işletmeler farklı ihtiyaçlara sahip olacaktır. Firmanızı finanse edebilmek için alternatif yöntemler bulmaya çalışmadan önce, ne kadar paraya ihtiyacınız olduğunu tahmin etmeniz önem arz ediyor.

Aşağıdaki kullanımları göz önünde bulundurun:

Lisanslar ve İzinler: Bölgenize bağlı olarak, çalışmak için özel evraklara ve kayıt defterine ihtiyacınız olabilir.

Gereçler: Ham madde alıyor musunuz? Bilgisayarlara ve/veya başka cihazlara ihtiyacınız var mı?

Ekipman: Özel makine veya yazılıma ihtiyacınız var mı?

Ofis Alanı: Bu büyük bir harcamadır ve İnternet, yardımcı programlar, kamu hizmetleri, bordro ve faturalama gibi ofis görevlerini göz ardı edemeyiz.

Dernekler, Abonelikler, Üyelikler: Her ay hangi yayınları ve bağlantıları yayınlayacaksınız?

İşletme Masrafları: Önceden kestirilemeyen masraflar, pazarlama masraflarını unutmayın.

Yasal Ücretler: İş geliştirme süreciniz boyunca bir avukattan danışmanlık alacak mısınız?

Çalışanlar, Serbest Çalışanlar ve Yükleniciler: Eğer işinizi tek başına yapamazsanız, insanlara ihtiyacınız olacak.

Bununla birlikte, daha az parayla bir işe başlamak için iki ana yolunuz var: Maliyetlerinizi düşürmek veya mevcut sermayenizi dış kaynaklardan artırmak. Burada üç seçeneğiniz var:

Bu İçerik İlginizi Çekebilir  Ortak Çalışma Alanı: Ofiste Çalışmak, Evde Çalışmaktan Daha Sağlıklı

1. İhtiyaçlarınızı Azaltın

İlk seçeneğiniz, iş modelinizi yukarıda listelenenleri göz önünde bulundurup, gereksinimleri en aza indirmek. Örneğin, bir şirketi danışman veya serbest meslek olarak başlatmayı planlıyorsanız, başlangıçtaki tek çalışan olarak “çalışan” giderlerinizi azaltabilirsiniz. Ofis alanına ihtiyacınız olmadıkça, evden çalışabilirsiniz. Daha ucuz malzeme kaynakları bulmak için araştırmalar yapabilir veya başlangıçta üretilmesi çok pahalı olan ürün hatlarını ileri zamana öteleyebilirsiniz.

Bununla birlikte kaçınamayacağınız birkaç masraf var. Bir girişim kurmak için gerekli lisans ve yasal ücretler. Amerika Küçük İşletmeler İdaresi’ne (SBA) göre, pek çok mikro-işletme 3,000 $’dan daha düşük rakamla işe başlıyor ve ev tabanlı franchiselar 1000 $’ dan az bir miktar ile işe başlayabiliyor.

2. En Yalın Hal İle İşe Başlayın

İkinci seçeneğiniz, işletmeniz için biraz “ısınma” dönemini öncesi fikrini çağrıştırıyor. Tam teşekküllü bir iş moduna doğrudan başlamak yerine, yalnızca temel işlerle başlayacaksınız. Başlamak için bir blog ve bir niş hizmet sunabilir, kapsamınızı, kitlenizi ve kazancınızı azaltabilirsiniz. Serbest çalışan bir birey olarak başlayabilirseniz, başlangıçtaki en büyük maliyetlerden kaçınabilirsiniz. Ödemelerinizi geniş vadeli zamanlara yayarak, fayda sağlayabilirsiniz.

Bir miktar para kazanmaya başladığınızda, işinize yatırım yapabilir ve bir kerede değil, kademe kademe ürettiğiniz işi geliştirebilirsiniz.

3. Dış Kaynak Bulun

Üçüncü seçeneğiniz, dış kaynaklardan para temin etmek ile ilgilidir. Başlangıç ​​finansmanı dünyasını bir dizi farklı parçada ele aldım, bu yüzden çok fazla ayrıntıya girmeyeceğim. Ancak kendi paranız yeterli olmasa bile, iş sermayenizi artırmak için onlarca potansiyel yol olduğunu biliyorsunuz.

İşte size sadece birkaç potansiyel kaynak:

Arkadaşlar ve Aile: Sermayeyi birden çok kaynaktan bir araya getirmek zorunda kalsanız bile, arkadaşlarınızdan ve ailenizden yardım alma olasılığını hiç unutmayın.

Bu İçerik İlginizi Çekebilir  İnovasyonun Önemi: İşte Türkiye'nin 100 Yılı Aşan Firmaları

Melek Yatırımcılar: Melek yatırımcıları, iş fikirlerini destekleyen, yatırım yapan zengin bireylerdir. Klasik olarak şirketin kısmi mülkiyeti karşılığında yatırımlarını yaparlar. Mülkiyetin bir kısmı feda edilebilir.

Girişimci Kapitalistler: Girişim kapitalistleri, melek yatırımcıları gibidir ancak tipik olarak ortaklıklar veya organizasyonlardır ve zaten var olan işletmeleri keşfetme eğilimindedirler.

Kitlesel Fonlama: Popüler ve iyi bir fikir, yeterince çaba ile herkesten para çekebilir.

Devlet Teşvikleri ve Kredileri: KOSGEB gibi kurumlar, küçük ve orta ölçekli işletmelerin büyümesine yardımcı olmak için vardır. Birçoğu, başlamanıza yardımcı olacak krediler ve hibeler sunmaktadır.

Banka Kredileri: Kredi puanınız iyi durumdaysa, bir banka ile her zaman bir kredi limiti yaratabilirsiniz.

Bu üç seçeneğin bir veya daha fazlasıyla, kişisel finansal yatırımınızı neredeyse hiçbir şey yapmadan düşürebilirsiniz. Küçük başlamak, ortak almak veya borç almak gibi başka fedakârlıklar yapmak zorunda kalabilirsiniz, ancak iş fikrinize inanıyorsanız, bu kayıpların hiçbiri sizin yolunuzdan etmemelidir. Sermaye, girişimcilere büyük bir engeldir. Fakat hata yapmaz ve ne yaptığınızı bilirseniz, bu engelin üstesinden gelebilirsiniz.

Kaynak: https://www.entrepreneur.com/article/271446

Blog kategorisindeki diğer yazılar için: http://k2haber.com.tr/category/girisimcilik/

Okumaya devam et

En Çok Okunanlar