Connect with us

Blog

Barış Tınay: LinkedIn Profiliniz, Elinizdeki CV’den Daha Değerli

LinkedIN Barış Tınay

İş dünyası profesyonellerinin en büyük dijital ağ platformu olan LinkedIn, bugün 200 ülkede 500 milyondan fazla kullanıcıya sahip. Kullanıcılar kendi kariyer ve mesleki deneyimlerini paylaşmak, sektörel iş bağlantıları kurmak, iş aramak veya yetenekli çalışan bulmak, profesyonel iş hayatlarına katkı sağlayacak içerik ve bilgilere ulaşmak için LinkedIn’i tercih etmektedir.

LinkedIN 2003 yılında, Reid Hoffman tarafından kuruldu. Tabi Hoffman da diğer sosyal medya platform kurucuları gibi sıradan bir isim değil. Hoffman, Stanford Üniversitesi Bilişsel Bilim mezunu. Masterını da Oxford Üniversitesi Felsefe bölümünde yapmış. Hoffman aynı zamanda eski bir Paypal çalışanıdır. Paypal’in bugünlere gelmesinde büyük katkısı olduğu belirtiliyor. LinkedIn 2016 yılında, 26.2 milyar dolar gibi oldukça iyi bir rakama Microsoft’a satıldı. Bu bilgileri verdikten sonra, asıl konumuza gelelim.

İlk İntiba LinkedIn Profiliniz Üzerinden Gerçekleşiyor

Doğru bir LinkedIn kullanımının, kariyer açısından oldukça önemli olduğunu artık hepimiz biliyoruz. Çünkü bu platformdaki imajımız, elimizdeki CV’lerden daha değerlidir. Birçok işe alım çalışanı/şirketi bizlerle görüşmeden önce, sosyal medya üzerinden araştırmamızı yapıyor. Yani ilk intiba görüşmemizden de önce, LinkedIn profilimiz üzerinden gerçekleşiyor. Yougov’un yaptığı bir araştırmaya göre, işverenlerin inceledikleri ilk sosyal ağ LinkedIn (%48). Ayrıca Google, LinkedIn’deki tüm değişiklikleri hızlıca endeksliyor. Bu da Google’da isminiz arandığında, LinkedIn profilinizin ilk sıralarda çıkmasını sağlıyor.

Gelelim, yapılması gerekenlere. Madde madde ilerleyelim:

  1. Profilinizdeki bilgilerinizi eksiksiz olarak doldurun. Profilinizi her zaman güncel tutun. Güncel olmayan bir profil, hiçbir anlam ifade etmiyor.
  2. LinkedIn’de olsun, başka platformlarda olsun, hayatınızın her alanında, her zaman insanlara değer katmaya çalışın. Bunu karşılık beklemeden yapın. İçerikleriniz de bu amaca uygun olsun. Yapabilirseniz her gün bir paylaşım yapın ama haftada iki, üç paylaşımın altına da düşmeyin. LinkedIn’de uygun paylaşım saatleri 07.00 -09.00 ve 17.00 – 18.00 arasıdır.
  3. Profil fotoğrafınız yüzünü gösterir bir şekilde olsun. Profesyonel kimliğinizi yansıtın. Selfie fotoğraflarınızı burada kullanmayın. Profil fotoğrafı piksel boyutu 400 (g) x 400 (y) pikseldir. Arka plan fotoğrafınız ise karakterinizi, markanızı ya da hobilerinizi yansıtır özellikte olmalıdır. Bu dosya için de piksel boyutları 1584 (g) x 396 (y) pikseldir. Maksimum dosya boyutu ise 8 MB‘tır.
  4. Profil düzenleme kısmından, başlık bölümüne uzmanlık alanınızı yazın. (Proje Yöneticisi, Sosyal Medya Uzmanı, Endüstri Mühendisi, İnsan Kaynakları Uzmanı vb.) Özet bölümüne çalıştığınız alan ile ilgili bilgiler verin. Kısa ve öz olsun. Anahtar kelimenizi belirleyin. Kaç yıldır bu işi yaptığınızı, bu alandaki hedeflerinizi, en fazla üç cümle olacak şekilde yazın. Medya bölümüne de aldığınız sertifikaların görsellerini, iş hayatınızdan (seminer, zirve katılımı vb.) fotoğrafları ekleyin.
  5. Yeteneklerinizi asla abartmayın. Gerçek ne ise, onu yazın. Dürüstlük, her zaman kazandırır. Peter F. Drucker’ın çok sevdiğim bir sözü var; “İş Ahlakı yoktur, yalnızca ahlak vardır”. Her zaman ahlaklı olun. Çalışma arkadaşlarınızdan yetenekleriniz için onay istemeyi de unutmayın.
  6. Profil URL’nizi mutlaka kişiselleştirin. Bunu yapmak da oldukça basit. Sağ üst köşeden Ben/Ayarlar ve Gizlilik/Genel Profilinizi düzenlemeye gidin. Sağ, en üst köşede URL’yi düzenle kısmından uzantınızı değiştirebilirsiniz. URL’nizi ad-soyad, soyad-ad, ad_soyad vb şeklinde yapmanızı tavsiye ediyorum. Ad veya soyadınızın başına ya da sonuna sayı eklememeli ya da takma isimler kullanmamalısınız.
  7. Size değer katacağını düşündüğünüz kişileri eklemekten çekinmeyin. Burada iş çevrenizi genişletmek için bulunuyorsunuz. Misal, ben TÜSİAD Başkanı Sn. Erol Bilecik’e bağlantı talebi gönderdim ve kabul etti J Dipnot: Bağlantı talebinizi kabul etmeyenlere, bir daha istek göndermeyin.
  8. İş yaptığınız, gönüllü çalıştığınız kişilerden tavsiye isteyin, çekinmeyin. Bu tavsiyeler, profilinizi inceleyenler açısından sizin güvenirliğinizi oldukça arttırır. Bu benim de eksik olduğum bir alan, insan tavsiye isterken biraz çekingen olabiliyor. Bundan sonra çekinmiyoruz.
  9. Türkçenize mutlaka dikkat etmelisiniz. Bilmediğiniz bir kelime de ya da söz öbeğini, TDK üzerinden kontrol edebilirsiniz. Emin olun ‘herkes’ yerine ‘herkez’ yazdığınızda, kişisel imajınız açısından geri dönüşü olmayan bir yola girmiş olursunuz J Yazım diliniz yarı resmi ve samimi olmalıdır. Ne laubali olun ne de gereksiz bir resmiyette bulunun.
  10. Özel hayatınıza ilişkin bilgi, fotoğraf paylaşmayın. Paylaşımlarınız sektörel bilgiler, analizler, istatistikler, etkinlik duyuruları, kitap, film önerileri vb. konulardan oluşmalıdır. Amacımız değer katmak, unutmayın. Tatil, yemek, spor fotoğrafı paylaşan kişiler, kendilerine büyük kötülük yapıyor. Siz, onlardan olmayın. Burada insanlar işi ile ilgili bilgi almak ve iş çevresini genişletmek için bulunuyor.
  11. Burası iş profesyonellerinin olduğu, sosyal bir ağ. Siyasi içerikli paylaşımlar yapmamalısınız. Herkesin bir siyasi görüşü vardır ama buradaki insanlar sizin siyasi görüşünüzle değil, işinizdeki uzmanlığınız ile ilgileniyor. Burası Türkiye, bazen yoğun hislere kapılabiliyoruz. Aman dikkat edin.
  12. Beğendiğiniz, yorum yazdığınız paylaşımlara da dikkat etmelisiniz. Çünkü beğendiğiniz, yorum yaptığınız her paylaşım, bağlantılarınızın sayfasına da düşmektedir. Bir arkadaşınıza yapacağınız argo içeren bir espri, imajınıza zarar verebilir. Ayrıca hiçbir konuda saldırgan bir üslup takınmayın. Çalıştığınız kurum ve kişiler ilgili de, ahlaki olmayan durumlar hariç, olumsuz ifadeler kullanmamaya çalışın.
  13. Kendinize mutlaka bir blog ya da web sitesi kurun. Dijital bir çağda yaşıyoruz, bu artık olmazsa olmazlardan. Ad-soyad.com.tr uzantılı bir web sitesi, hiç fena durmaz. Para harcamak istemiyorsanız, blog da işinizi fazlası ile görecektir. Tercih sizin. Blogunuzdaki ya da sitenizdeki yazıları, LinkedIn hesabınızdan paylaşın. Aynı şekilde sunumlarınızı da www.slideshare.com üzerinden LinkedIn’de yayınlayın. Paylaştıkça, değer yaratırsınız.
  14. LinkedIn profilinizi daha efektif kullanmak istiyorsanız, Premium üyeliğe geçebilirsiniz. Şu an için aylık 117,99 TL bir ücret isteniyor. Maddi durumunuz uygun ise, Premium üyeliğe geçin. Premium üyelikte daha fazla insana ulaşabilir, detaylı arama yapabilir, profilinizi görüntüleyenlerin tam listesini görebilirsiniz. Ayrıca InMail özelliği ile ulaşamadığınız insanlara mesaj gönderebilirsiniz.
  15. LinkedIn’in en güzel özelliklerinden biri de farklı dilde ekstradan bir profil daha oluşturulabilmesidir. İki profil, sizi hem ulusal hem de uluslararası alanda değerli kılacaktır.
Bu İçerik İlginizi Çekebilir  Aynı Hataları Tekrarlamayın: Girişimler Neden Başarısız Olur?

Şimdilik bu kadar diyelim. LinkedIn’de diğer sosyal medya araçları gibi kendini zaman zaman güncelleyebiliyor, yeni özellikler getirebiliyor. Bunları takip etmenizi öneriyorum.

LinkedIn iş aramak için kullanılan en büyük sosyal ağ. En az CV’niz kadar özen göstermelisiniz.

Sevgiler.

Barış TINAY

Blog kategorisindeki diğer yazılar için: http://k2haber.com.tr/category/blog/

Okumaya devam et
reklâm
Yorum Yapmak İçin Tıklayın

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Blog

Sermayesizlik, Girişiminize Engel Olmasın: Girişimcilere Üç İpucu

girişimcilere sermaye

Bir işe başlamaktan heyecan duyuyorsunuz. Belki bir fikriniz var ya da kendi girişiminizi başlatma ve büyütme fikrinden çok etkilendiniz. Mevcut işinizden ayrılmak ya da bir süreliğine kişisel gelir elde etmek gibi bazı riskler almak istiyorsunuz. Fakat sizi durduran bir engel var: Çok fazla paranız yok.

Bu büyük bir sorun gibi gözüküyor ancak paranızın olmaması, hayallerinizin peşinden gitmenize engel değildir. Aslına bakılırsa hiçbir kişisel yatırıma gerek kalmadan bir işi başlatmak ve büyütmek mümkündür, tabi ne yaptığınızı biliyorsanız 🙂

Neden Bir İşletmenin Paraya İhtiyacı Vardır?

Öncelikle, bir işletmenin neden paraya ihtiyaç duyduğuna bir göz atalım. Bir işletme kurmak için sabit ya da standart bir “başlangıç” ücreti yoktur. Bu nedenle farklı işletmeler farklı ihtiyaçlara sahip olacaktır. Firmanızı finanse edebilmek için alternatif yöntemler bulmaya çalışmadan önce, ne kadar paraya ihtiyacınız olduğunu tahmin etmeniz önem arz ediyor.

Aşağıdaki kullanımları göz önünde bulundurun:

Lisanslar ve İzinler: Bölgenize bağlı olarak, çalışmak için özel evraklara ve kayıt defterine ihtiyacınız olabilir.

Gereçler: Ham madde alıyor musunuz? Bilgisayarlara ve/veya başka cihazlara ihtiyacınız var mı?

Ekipman: Özel makine veya yazılıma ihtiyacınız var mı?

Ofis Alanı: Bu büyük bir harcamadır ve İnternet, yardımcı programlar, kamu hizmetleri, bordro ve faturalama gibi ofis görevlerini göz ardı edemeyiz.

Dernekler, Abonelikler, Üyelikler: Her ay hangi yayınları ve bağlantıları yayınlayacaksınız?

İşletme Masrafları: Önceden kestirilemeyen masraflar, pazarlama masraflarını unutmayın.

Yasal Ücretler: İş geliştirme süreciniz boyunca bir avukattan danışmanlık alacak mısınız?

Çalışanlar, Serbest Çalışanlar ve Yükleniciler: Eğer işinizi tek başına yapamazsanız, insanlara ihtiyacınız olacak.

Bununla birlikte, daha az parayla bir işe başlamak için iki ana yolunuz var: Maliyetlerinizi düşürmek veya mevcut sermayenizi dış kaynaklardan artırmak. Burada üç seçeneğiniz var:

Bu İçerik İlginizi Çekebilir  Türk-İş: 4 Kişilik Bir Ailenin Açlık Sınırı 1.812 TL'ye Yükseldi

1. İhtiyaçlarınızı Azaltın

İlk seçeneğiniz, iş modelinizi yukarıda listelenenleri göz önünde bulundurup, gereksinimleri en aza indirmek. Örneğin, bir şirketi danışman veya serbest meslek olarak başlatmayı planlıyorsanız, başlangıçtaki tek çalışan olarak “çalışan” giderlerinizi azaltabilirsiniz. Ofis alanına ihtiyacınız olmadıkça, evden çalışabilirsiniz. Daha ucuz malzeme kaynakları bulmak için araştırmalar yapabilir veya başlangıçta üretilmesi çok pahalı olan ürün hatlarını ileri zamana öteleyebilirsiniz.

Bununla birlikte kaçınamayacağınız birkaç masraf var. Bir girişim kurmak için gerekli lisans ve yasal ücretler. Amerika Küçük İşletmeler İdaresi’ne (SBA) göre, pek çok mikro-işletme 3,000 $’dan daha düşük rakamla işe başlıyor ve ev tabanlı franchiselar 1000 $’ dan az bir miktar ile işe başlayabiliyor.

2. En Yalın Hal İle İşe Başlayın

İkinci seçeneğiniz, işletmeniz için biraz “ısınma” dönemini öncesi fikrini çağrıştırıyor. Tam teşekküllü bir iş moduna doğrudan başlamak yerine, yalnızca temel işlerle başlayacaksınız. Başlamak için bir blog ve bir niş hizmet sunabilir, kapsamınızı, kitlenizi ve kazancınızı azaltabilirsiniz. Serbest çalışan bir birey olarak başlayabilirseniz, başlangıçtaki en büyük maliyetlerden kaçınabilirsiniz. Ödemelerinizi geniş vadeli zamanlara yayarak, fayda sağlayabilirsiniz.

Bir miktar para kazanmaya başladığınızda, işinize yatırım yapabilir ve bir kerede değil, kademe kademe ürettiğiniz işi geliştirebilirsiniz.

3. Dış Kaynak Bulun

Üçüncü seçeneğiniz, dış kaynaklardan para temin etmek ile ilgilidir. Başlangıç ​​finansmanı dünyasını bir dizi farklı parçada ele aldım, bu yüzden çok fazla ayrıntıya girmeyeceğim. Ancak kendi paranız yeterli olmasa bile, iş sermayenizi artırmak için onlarca potansiyel yol olduğunu biliyorsunuz.

İşte size sadece birkaç potansiyel kaynak:

Arkadaşlar ve Aile: Sermayeyi birden çok kaynaktan bir araya getirmek zorunda kalsanız bile, arkadaşlarınızdan ve ailenizden yardım alma olasılığını hiç unutmayın.

Bu İçerik İlginizi Çekebilir  Aynı Hataları Tekrarlamayın: Girişimler Neden Başarısız Olur?

Melek Yatırımcılar: Melek yatırımcıları, iş fikirlerini destekleyen, yatırım yapan zengin bireylerdir. Klasik olarak şirketin kısmi mülkiyeti karşılığında yatırımlarını yaparlar. Mülkiyetin bir kısmı feda edilebilir.

Girişimci Kapitalistler: Girişim kapitalistleri, melek yatırımcıları gibidir ancak tipik olarak ortaklıklar veya organizasyonlardır ve zaten var olan işletmeleri keşfetme eğilimindedirler.

Kitlesel Fonlama: Popüler ve iyi bir fikir, yeterince çaba ile herkesten para çekebilir.

Devlet Teşvikleri ve Kredileri: KOSGEB gibi kurumlar, küçük ve orta ölçekli işletmelerin büyümesine yardımcı olmak için vardır. Birçoğu, başlamanıza yardımcı olacak krediler ve hibeler sunmaktadır.

Banka Kredileri: Kredi puanınız iyi durumdaysa, bir banka ile her zaman bir kredi limiti yaratabilirsiniz.

Bu üç seçeneğin bir veya daha fazlasıyla, kişisel finansal yatırımınızı neredeyse hiçbir şey yapmadan düşürebilirsiniz. Küçük başlamak, ortak almak veya borç almak gibi başka fedakârlıklar yapmak zorunda kalabilirsiniz, ancak iş fikrinize inanıyorsanız, bu kayıpların hiçbiri sizin yolunuzdan etmemelidir. Sermaye, girişimcilere büyük bir engeldir. Fakat hata yapmaz ve ne yaptığınızı bilirseniz, bu engelin üstesinden gelebilirsiniz.

Kaynak: https://www.entrepreneur.com/article/271446

Blog kategorisindeki diğer yazılar için: http://k2haber.com.tr/category/girisimcilik/

Okumaya devam et

En Çok Okunanlar