Connect with us

Röportaj

Nur Coşkun: Klasik Anlamda Bir Medyadan Artık Bahsedemeyiz

nur coşkun istanbulluoğlu

K2 Haber olarak halkla ilişkiler alanında önemli tecrübelere sahip, Net İletişim Kurucusu Nur Coşkun İstanbulluoğlu ile bir röportaj gerçekleştirdik. Keyifli okumalar dileriz.

Röportajı Gerçekleştiren: K2 Haber (K2 olarak anılacaktır)

Röportaj Yapılan: Nur Coşkun İstanbulluoğlu (N.C. olarak anılacaktır)

 nur coşkun istanbulluoğlu

K2: Kendinizden biraz bahseder misiniz? Nur Coşkun neler yapar?

İletişim Sektörü, Her Sektöre Hakim Bir Konumda

N.C: İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik-Fizik Bölümü mezunuyum. Meslek hayatıma Alarko Şirketler Topluluğu’nda 1987 yılında başladım ve aynı kurumda uzun yıllar Reklam Müdürlüğü yaptım. 2004 yılında Net İletişim Danışmanlık Limited Şirketini kurdum. Şirket olarak ulusal ve uluslararası firmalar, dernekler, meslek odaları, sivil toplum kuruluşları ile çalışıyoruz. Sağlık, gıda, ticaret, finans, insan kaynakları, eğitim konuları başta olmak üzere, farklı sektörlere yönelik iletişim danışmanlığı hizmeti veriyoruz. Sosyal sorumluluk odaklı projelerde yer almak ayrı bir ilgi alanım. Periyodik yayınlara, sosyal sorumlulukla ilgili farkındalığı arttırmaya yönelik yazılar da hazırlıyorum. Seyahat etmeyi ve gezgin olmayı seviyorum. Seyahatlerde yeni yerleri keşfe çıkmanın kişisel gelişime ve dolayısıyla mesleki başarıya önemli bir katkısı olduğunu düşünüyorum. Seyahat, spor, sanat gibi ilgi alanlarımızı zenginleştirmek, ufkumuzu genişletmeye ve yeni ilhamlara ışık tutuyor. Meslek hayatında verimli işler yapabilmek için zamanı iyi yönetmek kadar vizyonu da genişletecek kaynaklara her zaman ihtiyaç var.

Bildiğiniz gibi matematik, müzikten edebiyata, sanata, yönetime kadar hayatın her alanına işlemiş bir bilim. Böyle bir eğitimin iletişim alanında çok faydasını gördüğümü düşünüyorum. Matematik eğitimi analitik düşünmenin yanı sıra iletişimde farklı konular arasında bilgi transferi yapabilme yeteneğini güçlendiren bir performans sağlıyor. Toplumsal açıdan bakıldığında iletişim ya da halkla ilişkiler, siyasetten bilime, ticarete kadar her alanda kişiler ve kurumlar arasındaki etkileşimin yürütülmesinde en güçlü enstrümanların başında geliyor.

Halkla İlişkiler, Merkezinde İletişim Olan Bir Kavram

K2: Halkla İlişkileri Nasıl Tarif Ediyorsunuz? Nedir, Ne Değildir?

N.C: Halkla ilişkiler, merkezine iletişimi alan, faaliyet yelpazesi çok geniş bir alan. İletişim; insanın insanla, insanın makinayla, toplumla, dünyayla diyaloğu aslında. Bu diyalog ne kadar sağlıklı kurulursa, iletilmek istenen mesajlar o kadar doğru hedefi bulur.

Halkla ilişkilere, insanın insanı yönetip, yönlendirebilme yeteneğini en yetkin şekilde kullanabilme sanatıdır, da diyebiliriz. İlişkiler silsilesini düzenleyebilme becerisidir. Örneğin toplumun devletle ilişkisi, devletin vatandaşı ile ilişkisi, ülkelerin birbiriyle ilişkisi ya da bir şirketin çalışanları ile ilişkisi, çalışanların müşterisi ile ilişkisi gibi çok boyutlu ilişki katmanlarını yönetebilme rehberidir. İş hayatına baktığınızda bir işin, sadece iş olarak sonuca ulaşması sırasında harcanacak zaman, o işi yapanların iletişimi ile geçen zamanın yarısından azdır aslında. Bazen on dakikada sonuçlanabilecek bir işin on günde bitmediğine ya da büyük bir krize dönüşebildiğine tanık olanlarımız az değildir.

Bu İçerik İlginizi Çekebilir  Girişimciye Dönüş: 13 Adımda Kendi Girişiminizi Kurmanızı Sağlıyoruz

En Yalın Şekliyle Kendinizi Karşı Tarafa İfade Etmeniz Gerekiyor

K2: Başarılı Bir Halkla İlişkilerin Temel Gereksinimlerinin Neler Olduğunu Düşünüyorsunuz? Başarılı Bir Halkla İlişkiler Nasıl Yapılmalı Sizce?

 N.C: Öncelikle iletişimini yapacağınız şeyi (ki bu ürün ya da proje olabilir) çok iyi tanımalı ve istenen hedefi iyi teşhis etmelisiniz. Sonrasında hedeflenen kitlenin verdiğiniz mesajı en doğru ve en yalın haliyle anlamasını sağlamalısınız. Yani küçük bir çocuğun anlayabileceği basitlikte anlatılabilmeli her şey. Çünkü “İletişimin gücü yalın ve net anlatımda gizlidir.” Onun için şirketimizin adı da Net İletişim. İşimizi en net şekilde yapmaya çalışıyoruz. Anlatmak istediğinizi çok komplike, süslü cümlelerle karmaşık hale getirdiğinizde, mesajın kolay kavraması tehlikeye girebilir. Karmaşık kurgudaki ağdalı mesajlarla yaklaşımlar, çoğu zaman karmaşa da yaratır. En yalın ve en doğru şekliyle kendinizi karşı tarafa ifade edebilmeniz, sizi bir adım öne taşır. En temel gereksinim mesajı, anlamasını istediğiniz biçimiyle karşı tarafa algılatabilmektir. İletişimin başarısı tam da buradadır.

K2: Peki Halkla İlişkiler ile uğraşan bu sektörde çalışan birinde hangi özellikler olmalı?

N.C: Analitik düşünebilme becerisi güçlü, olaylara duyarlı, vizyoner, her konuda bilgi edinmeye iştahlı, meraklı ve sorgulayıcı olmalı. Sosyalleşmesi dozunda olmalı ve gerektiğinde ketum olabilmeli. Güçlü muhakeme yeteneğini ve takipçiliği de unutmamak gerek.

Günümüzde Klasik Anlamda Bir Medyadan Bahsetmek Fazlasıyla Zor

K2: Klasik anlamda bir medya ilişkisinden bahsetmek artık zor. Günümüz iletişim teknolojileri kapsamında medya ilişkilerini yeniden tanımlanmalı mıyız?

N.C: Teknolojik değişimlere hızla ayak uyduran medya kanallarını göz önüne aldığımızda, medya ilişkilerinin de bu yapıya ayak uydurabilecek bir yapıya adapte olması kaçınılmaz. Artık klasik anlamda bir medyadan bahsetmek mümkün değil. Hızın ve sıradışılığın çok önemli olduğu bir dönemdeyiz. Yani saniyeler içinde bilgilerin eskiyebildiği ve sıradanlaştığı bir döngüde adeta bilgi sarhoşu olduk. Her an en taze bilgiye ulaşabilmek bir lüks olmaktan çıktı. Medyaya bilgiyi en taze ve en çekici haliyle verebildiğiniz oranda en iyi etkileşimi alabilir olursunuz. Onlarca haber arasından fark edilebilir olmak ve bilgi akışını güncel tutabilmek için güçlü stratejik formüller gerektiriyor. Dijital medyada var olabilmek için içerik zenginliği ve sürdürülebilir bilgi akışını sağlamak temel şartlardan. Yani o mecradaki tüm kanalları en efektif şekilde kullanabilmek gerek şart. Bugün en popüler kanallar LinkedIn, Twitter, Facebook, Instagram ve Youtube gibi kanallarsa; bu kanalları en etkin şekilde kullanmak gerekiyor. Yarın belki yeni bir kanal çıkacak, o zaman o kanalda var olmanız gerekecek. Varlığınızı sürdürebilmek için değişime ayak uydurmaktan başka çareniz yok. Bu bilinen bir gerçek.

Bu İçerik İlginizi Çekebilir  Barış Şengün: Hayvana Şiddet, Mevcut Yasalar İle Meşrulaştırılıyor

Günümüzde artık hiç kimsenin uzun metinleri okuyacak sabrı ve vakti yok. Anlatacağınız mesajları hap haline getirmeniz gerekiyor. Bir şeyi çok kısa, net ve hızlı anlatmak zorundasınız. O kısa anda, vermek istediğiniz mesajı doğru şekilde aktarabilmelisiniz. Bugün gerçek beceri, tam olarak bu. İletişimde başarılı olmak isteyenler az vakitte en çarpıcı mesajı verebilme yeteneğini geliştirmeli. Tabi daha derinlemesine bilgi almak isteyen olursa da doğru kanallara yönlendirebilmek gerekiyor. Bir gün içinde o kadar çok mesaja maruz kalıyoruz ki, o mesajların arasından sıyrılabilenler, farkındalık yaratabilenler hedefine ulaşabiliyor. Bunun için yaratıcı zeka devreye giriyor. Medya ilişkilerinde içerikte yaratıcılık her geçen gün çok daha fazla önem arz ediyor.

Teknolojinin Nimetlerinden Üretimde daha fazla Faydalanmalıyız

 K2: Tarım sektörüne ilişkin çalışmalarınız var. İlginiz nereden kaynaklanıyor? Tarım sektörüne gelecekte nasıl görüyorsunuz?

 N.C: Aslında uzun yıllarıdır gıda ile ilgili iletişim projeler içinde yer alıyorum. Yaklaşık üç senedir  de Dünya Gıda Dergisi’ne bu alanda yazılar hazırlıyorum. Tarım ve inovasyon ile ilgili çalıştığım projeler de var ve bu konularla ilgili araştırma yapmayı ve farkındalığı artırıcı yazılar yazmayı seviyorum.

Farklı kanal ve kaynakları araştırdıkça dikkatimi çeken konular ortaya çıkıyor. Büyük Veriyi (Big Data) yenilikçi ürünler geliştirmede kullanabilmek çok önemli. Dijital yenilikler tarımda çok büyük kolaylıklar ve modern uygulamalara olanak sağlıyor. Örneğin Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı – TİKA tarafından tasarlanan kentsel ve kırsal yoksulluğa çözüm olabilecek topraksız dikey tarım uygulamaları projeleri bunlardan bir kaçı. TİKA’nın pilot projelerinden birinde şehir merkezlerinde yaşayanlar için topraksız dikey tarım sistemleri kurulmuş. Çilek, renkli yapraklı marul, ıspanak, fesleğen, domates, kereviz gibi 10 çeşit meyve ve sebze yetiştirilmesi süreci devam ediyor. Üstelik dikey tarım sistemi engelli veya az hareketli olan kişilerin üretimde bulunmasına da uygun. Dolayısıyla bu uygulamanın sosyal açıdan, şehir ortamlarında ve apartmanlarda kurulacak bir nevi şehir bahçelerinin çevre kirliliğini azaltma, çeşitli biyolojik habitatlar oluşturma, doğal izolasyon görevini üstlenmesi de mümkün. Ülkemizdeki kentlerde de bu tür projelerin yaygınlaşması uygulandığı çevreye taze bir nefes getirecek. Tarım sektöründe bu tür yenilikçi uygulamalar evrildikçe genç kuşakların sektörü sahiplenmesi ve daha ilerilere taşıması mümkün görünüyor.

Bu İçerik İlginizi Çekebilir  Yeşim Gürsucu: Hikayeleştirme, Ürün ve Hizmet Pazarlamanın En Etkili Yolu

Türkiye’den Dünya Markası Çıkarmak İle İlgili Bir Sıkıntımız Var

K2: Türkiye’de girişimcilik ekosistemi gün geçtikçe büyüyor. Özellikle gençler tarafından girişimler kuruluyor. Bu anlamda global bir marka yaratma hedefi olan girişimcilere tavsiyeleriniz nelerdir? Nelere dikkat etmeliler?

N.C: Girişimcilik ekosiseminde inovatif bir fikir yakalamak çok önemli. Çünkü dünya çok küçük ve bir şeyin benzerini yapıp onunla var olmaya çalışmak, bir süre sonra hüsranla sonuçlanabiliyor. Ülke olarak dünya markası çıkarmakla ilgili bir sıkıntımız var gibi görünüyor. Markalaşamama sorunumuz var. Markalaşabilmenin kodlarını iyi çözebilmek gerek. Dünya markaları arasında girme çabaları içinde olan bir kaç marka var ama daha fazlası neden olmasın. Markalaşma potansiyeli güçlü bir ülkeyiz. Markalaşmada pek çok şartın yanısıra üretimde iyi olmak, ürünün dünya standartlarında tanıtımını yapabilmek gibi temel şartları sağlayabilmek gerek. Her sektörün farklı kodları var ve o kodlara uygun süreçlerin uygulanabilmesi kaçınılmaz. Markalaşmak için ürünlerin global pazarların radarına girebilmesi, vitrininde yer alabilecek prestiji yakalayabilmesi şart. Bunu başarabilenler yok değil ama bu örnekler çoğalıp, yaygınlaşabilmeli.

Markalaşabilmenin yolu şirketlerin kurumsallaşmasından geçiyor. Bu süreci tamamlayamadan üretime geçenler sistemsizlik nedeniyle ya kısa sürede bozguna uğruyor ya da iç pazara sıkışıp kalıyor. Hedeflerini büyütemeden küçük bir çarkın içinde döngüsünü tamamlıyor. Ancak, kurumun anayasasını oluşturup, üretim, tanıtım, pazarlama ve satış ağının stratejisini kurgulayarak, dünya pazarlarının kapılarını zorlayabilme cesaretini gösterebilenler markalaşma ipini göğüsleyebilecek.

Dünya sıkıntılı bir süreçten geçiyor. Ancak krizlerin fırsat olabileceği yaygın bilinen gerçeklerden. Kaliteli üretim kadar prestijli tanıtıma yatırım yapmak da markalaşmanın temel adımlarından. Dijital platformalar dünyanın her köşesini ulaşılabilir hale getiriyor. Üstelik bilişim teknolojisi çok daha efektif tanıtım olanaklarını girişimcinin ve yatırımcının kapısına kadar getiriyor. İş, markalaşma hedefinde olanların, bu kapıları açabilecek tanıtım anahtarına sahip olup, kilitleri açabilmesine kalıyor.

***

Sayın Nur Coşkun İstanbulluoğlu’na röportaj için çok teşekkür ediyoruz.

Röportaj kategorisindeki diğer röportajlar için: http://k2haber.com.tr/category/roportaj/

reklâm
Yorum Yapmak İçin Tıklayın

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ekoloji

Kazdağları Kardeşliği: Derelerimiz, Ormanlarımız Yok Olma Tehlikesi Altında

kazdağları kardeşliği

Doğa savunucuları ve çevre örgütleri bugün Çanakkale İskele Meydanı’nda saat 18:30’da #KazDağlarıHepimizin başlığı altında büyük bir miting düzenliyor. Çanakkale Atikhisar Barajı’nın su havzasında gerçekleştirilmek istenen metalik madencilik işletme faaliyetlerine durdurmak için mücadele eden, sosyal medya platformlarından ‘Kazdağları Kardeşliği’, Kazdağları’ndaki  ağaç ve çevre katliamına ilişkin sorularımızı yanıtladı.

– Kirazlı’da neler oluyor? Bu bölgenin Çanakkale için önemi nedir?

Kanadalı Alamos Gold Inc. şirketinin Türkiye’deki taşeronu olan Doğu Biga Madencilik, Kirazlı Balaban mevkii ve Bayramiç Cazgırlar köyü arasındaki sahada metalik madencilik yapmak istiyor. 2012’den beri çevre derneklerinin hukuki mücadelesi sürüyor. 3500 hektarlık bir alanın söz konusu olduğu dava, Danıştay’da temyiz aşamasında. Buna rağmen firma, Mart 2019’da Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’ndan inşaat faaliyetlerine başlamak için işletme izni alabildi. Projenin ilk aşamaları, firmanın ÇED raporuna göre 45.650 ağacın kesilmesi olarak planlanmıştı. Haziran ortasında yapılan tıraşlama ile ormanlarda devasa bir yara açıldı ve Tema Vakfı’nın uydu görüntüleri üzerinden tespit ettiği üzere, maden sahası ve yol bağlantıları için yaklaşık 195 bin ağaç kesildi. Yani ÇED raporunda belirtilenin 4 katından fazla ağaca kıyıldı ve onlarla birlikte yaşayan yaban hayatı da yerinden edildi.

Kirazlı Maden sahası, Çanakkale merkeze sadece 30 km uzaklıkta ve Çanakkalelilerin, 180 bin insanın tek tatlı su kaynağı olan Atikhisar Barajı’nın su havzasında yer alıyor.

Kazdağları sadece insanlar için değil birçok canlı türü için önemli bir ekosistem. Bölgenin özelliklerinden bahseder misiniz?

Kazdağları’nın kuzey yamacında, meşe, çam ormanları ile birlikte dünyada sadece Türkiye’de yaşayan 7 bitki türünün yaşam alanı burası. Bölgede 18 memeli, 41 kuş, 10 sürüngen ve 117 böcek türü yaşıyor. Orman 283 farklı bitki türüne ev sahipliği yapıyor. Planlanan maden projesi hayata geçerse 20 bin ton siyanür kullanacak ve siyanürle birlikte arsenik gibi birçok ağır metal ortaya çıkacak. Bütün bir kentin tek su kaynağı. Kazdağları’nın dereleri, yer altı suları ve tarım alanları kirlilik tehdidi altında, ormanları, nadir bitkileri ve tüm canlı hayatı ise yok olma tehlikesi ile karşı karşıya.

Kazdağları birçok canlının yaşadığı çok hassas bir ekosistem hem Türkiye hem de Dünya için önemi çok büyük. Ama ne yazık ki tüm değerleriyle koruma altına almak yerine, maden ve enerji sektörünün hizmetine sunuluyor. Çevre derneklerinin ve Çanakkaleli vatandaşların hukuki olarak mücadele ettiği daha birçok maden alanı var. Tüm bunlara izin verilirse, şu an temiz havasıyla akciğerlerimiz olan Kazdağları ve Çanakkale büyük zarar görecek.

Bu topraklar ayrıca tarım açısından da çok önemli, halkın büyük çoğunluğu geçimini tarımdan sağlıyor. Eğer bu projelere izin verilirse Çanakkale domatesi, Bayramiç beyazı, Ezine peyniri diye bir şey kalmayacak.

– Bugün gerçekleştirilen mitingte doğa savunucularının talepleri nelerdir?

Biz öncelikle Çanakkale Valiliği’nden ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan, ÇED’e aykırı olarak kesilen ağaç sayısını tespit etmelerini ve ÇED’e aykırı ilerleyen işletmeyi acilen durdurmalarını talep ediyoruz.

Kazdağları üzerinde ne yazık ki işletme izni bekleyen 30’a yakın madencilik projesi bulunuyor. Sırf Kirazlı’daki ruhsat sahibi Alamos Gold firmasının Kazdağları üzerinde 2 projesi daha var. Her iki proje de köylerin içme ve kullanma sularının havzaları ve Çanakkale Boğazı’ndan döküldüğü yere kadar geçtiği tüm tarım arazilerini sulayan Karamenderes Çayı’nın doğduğu alanda.

Kazdağları sadece insanların yaşam alanı değil, burada milyonlarca masum canlı yaşıyor. Biz Çanakkale halkı olarak yaşadığımız yeri korumamız gerektiğine inanıyoruz. Yetkili kişilerden de aynı duyarlılığı göstermelerini ve Kazdağları üzerine yapılması planlanan vahşi madencilik projelerine izin vermemelerini istiyoruz.

Kazdağları Kardeşliği platformu gönüllülerine teşekkür ediyoruz.

Bu İçerik İlginizi Çekebilir  Mehmet Dilbaz: İstanbul'un Kültürel Kimliğini Kaybettik

Ekoloji kategorisindeki diğer haberler için: http://k2haber.com.tr/category/ekoloji/

Röportaj kategorisindeki diğer içerikler için: http://k2haber.com.tr/category/roportaj/

Okumaya devam et