Connect with us

Röportaj

Nur Coşkun: Klasik Anlamda Bir Medyadan Artık Bahsedemeyiz

nur coşkun istanbulluoğlu

K2 Haber olarak halkla ilişkiler alanında önemli tecrübelere sahip, Net İletişim Kurucusu Nur Coşkun İstanbulluoğlu ile bir röportaj gerçekleştirdik. Keyifli okumalar dileriz.

Röportajı Gerçekleştiren: K2 Haber (K2 olarak anılacaktır)

Röportaj Yapılan: Nur Coşkun İstanbulluoğlu (N.C. olarak anılacaktır)

 nur coşkun istanbulluoğlu

K2: Kendinizden biraz bahseder misiniz? Nur Coşkun neler yapar?

İletişim Sektörü, Her Sektöre Hakim Bir Konumda

N.C: İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik-Fizik Bölümü mezunuyum. Meslek hayatıma Alarko Şirketler Topluluğu’nda 1987 yılında başladım ve aynı kurumda uzun yıllar Reklam Müdürlüğü yaptım. 2004 yılında Net İletişim Danışmanlık Limited Şirketini kurdum. Şirket olarak ulusal ve uluslararası firmalar, dernekler, meslek odaları, sivil toplum kuruluşları ile çalışıyoruz. Sağlık, gıda, ticaret, finans, insan kaynakları, eğitim konuları başta olmak üzere, farklı sektörlere yönelik iletişim danışmanlığı hizmeti veriyoruz. Sosyal sorumluluk odaklı projelerde yer almak ayrı bir ilgi alanım. Periyodik yayınlara, sosyal sorumlulukla ilgili farkındalığı arttırmaya yönelik yazılar da hazırlıyorum. Seyahat etmeyi ve gezgin olmayı seviyorum. Seyahatlerde yeni yerleri keşfe çıkmanın kişisel gelişime ve dolayısıyla mesleki başarıya önemli bir katkısı olduğunu düşünüyorum. Seyahat, spor, sanat gibi ilgi alanlarımızı zenginleştirmek, ufkumuzu genişletmeye ve yeni ilhamlara ışık tutuyor. Meslek hayatında verimli işler yapabilmek için zamanı iyi yönetmek kadar vizyonu da genişletecek kaynaklara her zaman ihtiyaç var.

Bildiğiniz gibi matematik, müzikten edebiyata, sanata, yönetime kadar hayatın her alanına işlemiş bir bilim. Böyle bir eğitimin iletişim alanında çok faydasını gördüğümü düşünüyorum. Matematik eğitimi analitik düşünmenin yanı sıra iletişimde farklı konular arasında bilgi transferi yapabilme yeteneğini güçlendiren bir performans sağlıyor. Toplumsal açıdan bakıldığında iletişim ya da halkla ilişkiler, siyasetten bilime, ticarete kadar her alanda kişiler ve kurumlar arasındaki etkileşimin yürütülmesinde en güçlü enstrümanların başında geliyor.

Halkla İlişkiler, Merkezinde İletişim Olan Bir Kavram

K2: Halkla İlişkileri Nasıl Tarif Ediyorsunuz? Nedir, Ne Değildir?

N.C: Halkla ilişkiler, merkezine iletişimi alan, faaliyet yelpazesi çok geniş bir alan. İletişim; insanın insanla, insanın makinayla, toplumla, dünyayla diyaloğu aslında. Bu diyalog ne kadar sağlıklı kurulursa, iletilmek istenen mesajlar o kadar doğru hedefi bulur.

Halkla ilişkilere, insanın insanı yönetip, yönlendirebilme yeteneğini en yetkin şekilde kullanabilme sanatıdır, da diyebiliriz. İlişkiler silsilesini düzenleyebilme becerisidir. Örneğin toplumun devletle ilişkisi, devletin vatandaşı ile ilişkisi, ülkelerin birbiriyle ilişkisi ya da bir şirketin çalışanları ile ilişkisi, çalışanların müşterisi ile ilişkisi gibi çok boyutlu ilişki katmanlarını yönetebilme rehberidir. İş hayatına baktığınızda bir işin, sadece iş olarak sonuca ulaşması sırasında harcanacak zaman, o işi yapanların iletişimi ile geçen zamanın yarısından azdır aslında. Bazen on dakikada sonuçlanabilecek bir işin on günde bitmediğine ya da büyük bir krize dönüşebildiğine tanık olanlarımız az değildir.

Bu İçerik İlginizi Çekebilir  İbrahim Yılmaz: Yapay Zeka, Güvenlik Sektörünü Doğrudan Etkileyecektir

En Yalın Şekliyle Kendinizi Karşı Tarafa İfade Etmeniz Gerekiyor

K2: Başarılı Bir Halkla İlişkilerin Temel Gereksinimlerinin Neler Olduğunu Düşünüyorsunuz? Başarılı Bir Halkla İlişkiler Nasıl Yapılmalı Sizce?

 N.C: Öncelikle iletişimini yapacağınız şeyi (ki bu ürün ya da proje olabilir) çok iyi tanımalı ve istenen hedefi iyi teşhis etmelisiniz. Sonrasında hedeflenen kitlenin verdiğiniz mesajı en doğru ve en yalın haliyle anlamasını sağlamalısınız. Yani küçük bir çocuğun anlayabileceği basitlikte anlatılabilmeli her şey. Çünkü “İletişimin gücü yalın ve net anlatımda gizlidir.” Onun için şirketimizin adı da Net İletişim. İşimizi en net şekilde yapmaya çalışıyoruz. Anlatmak istediğinizi çok komplike, süslü cümlelerle karmaşık hale getirdiğinizde, mesajın kolay kavraması tehlikeye girebilir. Karmaşık kurgudaki ağdalı mesajlarla yaklaşımlar, çoğu zaman karmaşa da yaratır. En yalın ve en doğru şekliyle kendinizi karşı tarafa ifade edebilmeniz, sizi bir adım öne taşır. En temel gereksinim mesajı, anlamasını istediğiniz biçimiyle karşı tarafa algılatabilmektir. İletişimin başarısı tam da buradadır.

K2: Peki Halkla İlişkiler ile uğraşan bu sektörde çalışan birinde hangi özellikler olmalı?

N.C: Analitik düşünebilme becerisi güçlü, olaylara duyarlı, vizyoner, her konuda bilgi edinmeye iştahlı, meraklı ve sorgulayıcı olmalı. Sosyalleşmesi dozunda olmalı ve gerektiğinde ketum olabilmeli. Güçlü muhakeme yeteneğini ve takipçiliği de unutmamak gerek.

Günümüzde Klasik Anlamda Bir Medyadan Bahsetmek Fazlasıyla Zor

K2: Klasik anlamda bir medya ilişkisinden bahsetmek artık zor. Günümüz iletişim teknolojileri kapsamında medya ilişkilerini yeniden tanımlanmalı mıyız?

N.C: Teknolojik değişimlere hızla ayak uyduran medya kanallarını göz önüne aldığımızda, medya ilişkilerinin de bu yapıya ayak uydurabilecek bir yapıya adapte olması kaçınılmaz. Artık klasik anlamda bir medyadan bahsetmek mümkün değil. Hızın ve sıradışılığın çok önemli olduğu bir dönemdeyiz. Yani saniyeler içinde bilgilerin eskiyebildiği ve sıradanlaştığı bir döngüde adeta bilgi sarhoşu olduk. Her an en taze bilgiye ulaşabilmek bir lüks olmaktan çıktı. Medyaya bilgiyi en taze ve en çekici haliyle verebildiğiniz oranda en iyi etkileşimi alabilir olursunuz. Onlarca haber arasından fark edilebilir olmak ve bilgi akışını güncel tutabilmek için güçlü stratejik formüller gerektiriyor. Dijital medyada var olabilmek için içerik zenginliği ve sürdürülebilir bilgi akışını sağlamak temel şartlardan. Yani o mecradaki tüm kanalları en efektif şekilde kullanabilmek gerek şart. Bugün en popüler kanallar LinkedIn, Twitter, Facebook, Instagram ve Youtube gibi kanallarsa; bu kanalları en etkin şekilde kullanmak gerekiyor. Yarın belki yeni bir kanal çıkacak, o zaman o kanalda var olmanız gerekecek. Varlığınızı sürdürebilmek için değişime ayak uydurmaktan başka çareniz yok. Bu bilinen bir gerçek.

Bu İçerik İlginizi Çekebilir  Cengiz Özek: Kukla Sadece Çocuklara Yönelik Bir Sanat Değil

Günümüzde artık hiç kimsenin uzun metinleri okuyacak sabrı ve vakti yok. Anlatacağınız mesajları hap haline getirmeniz gerekiyor. Bir şeyi çok kısa, net ve hızlı anlatmak zorundasınız. O kısa anda, vermek istediğiniz mesajı doğru şekilde aktarabilmelisiniz. Bugün gerçek beceri, tam olarak bu. İletişimde başarılı olmak isteyenler az vakitte en çarpıcı mesajı verebilme yeteneğini geliştirmeli. Tabi daha derinlemesine bilgi almak isteyen olursa da doğru kanallara yönlendirebilmek gerekiyor. Bir gün içinde o kadar çok mesaja maruz kalıyoruz ki, o mesajların arasından sıyrılabilenler, farkındalık yaratabilenler hedefine ulaşabiliyor. Bunun için yaratıcı zeka devreye giriyor. Medya ilişkilerinde içerikte yaratıcılık her geçen gün çok daha fazla önem arz ediyor.

Teknolojinin Nimetlerinden Üretimde daha fazla Faydalanmalıyız

 K2: Tarım sektörüne ilişkin çalışmalarınız var. İlginiz nereden kaynaklanıyor? Tarım sektörüne gelecekte nasıl görüyorsunuz?

 N.C: Aslında uzun yıllarıdır gıda ile ilgili iletişim projeler içinde yer alıyorum. Yaklaşık üç senedir  de Dünya Gıda Dergisi’ne bu alanda yazılar hazırlıyorum. Tarım ve inovasyon ile ilgili çalıştığım projeler de var ve bu konularla ilgili araştırma yapmayı ve farkındalığı artırıcı yazılar yazmayı seviyorum.

Farklı kanal ve kaynakları araştırdıkça dikkatimi çeken konular ortaya çıkıyor. Büyük Veriyi (Big Data) yenilikçi ürünler geliştirmede kullanabilmek çok önemli. Dijital yenilikler tarımda çok büyük kolaylıklar ve modern uygulamalara olanak sağlıyor. Örneğin Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı – TİKA tarafından tasarlanan kentsel ve kırsal yoksulluğa çözüm olabilecek topraksız dikey tarım uygulamaları projeleri bunlardan bir kaçı. TİKA’nın pilot projelerinden birinde şehir merkezlerinde yaşayanlar için topraksız dikey tarım sistemleri kurulmuş. Çilek, renkli yapraklı marul, ıspanak, fesleğen, domates, kereviz gibi 10 çeşit meyve ve sebze yetiştirilmesi süreci devam ediyor. Üstelik dikey tarım sistemi engelli veya az hareketli olan kişilerin üretimde bulunmasına da uygun. Dolayısıyla bu uygulamanın sosyal açıdan, şehir ortamlarında ve apartmanlarda kurulacak bir nevi şehir bahçelerinin çevre kirliliğini azaltma, çeşitli biyolojik habitatlar oluşturma, doğal izolasyon görevini üstlenmesi de mümkün. Ülkemizdeki kentlerde de bu tür projelerin yaygınlaşması uygulandığı çevreye taze bir nefes getirecek. Tarım sektöründe bu tür yenilikçi uygulamalar evrildikçe genç kuşakların sektörü sahiplenmesi ve daha ilerilere taşıması mümkün görünüyor.

Bu İçerik İlginizi Çekebilir  Mehmet Dilbaz: İstanbul'un Kültürel Kimliğini Kaybettik

Türkiye’den Dünya Markası Çıkarmak İle İlgili Bir Sıkıntımız Var

K2: Türkiye’de girişimcilik ekosistemi gün geçtikçe büyüyor. Özellikle gençler tarafından girişimler kuruluyor. Bu anlamda global bir marka yaratma hedefi olan girişimcilere tavsiyeleriniz nelerdir? Nelere dikkat etmeliler?

N.C: Girişimcilik ekosiseminde inovatif bir fikir yakalamak çok önemli. Çünkü dünya çok küçük ve bir şeyin benzerini yapıp onunla var olmaya çalışmak, bir süre sonra hüsranla sonuçlanabiliyor. Ülke olarak dünya markası çıkarmakla ilgili bir sıkıntımız var gibi görünüyor. Markalaşamama sorunumuz var. Markalaşabilmenin kodlarını iyi çözebilmek gerek. Dünya markaları arasında girme çabaları içinde olan bir kaç marka var ama daha fazlası neden olmasın. Markalaşma potansiyeli güçlü bir ülkeyiz. Markalaşmada pek çok şartın yanısıra üretimde iyi olmak, ürünün dünya standartlarında tanıtımını yapabilmek gibi temel şartları sağlayabilmek gerek. Her sektörün farklı kodları var ve o kodlara uygun süreçlerin uygulanabilmesi kaçınılmaz. Markalaşmak için ürünlerin global pazarların radarına girebilmesi, vitrininde yer alabilecek prestiji yakalayabilmesi şart. Bunu başarabilenler yok değil ama bu örnekler çoğalıp, yaygınlaşabilmeli.

Markalaşabilmenin yolu şirketlerin kurumsallaşmasından geçiyor. Bu süreci tamamlayamadan üretime geçenler sistemsizlik nedeniyle ya kısa sürede bozguna uğruyor ya da iç pazara sıkışıp kalıyor. Hedeflerini büyütemeden küçük bir çarkın içinde döngüsünü tamamlıyor. Ancak, kurumun anayasasını oluşturup, üretim, tanıtım, pazarlama ve satış ağının stratejisini kurgulayarak, dünya pazarlarının kapılarını zorlayabilme cesaretini gösterebilenler markalaşma ipini göğüsleyebilecek.

Dünya sıkıntılı bir süreçten geçiyor. Ancak krizlerin fırsat olabileceği yaygın bilinen gerçeklerden. Kaliteli üretim kadar prestijli tanıtıma yatırım yapmak da markalaşmanın temel adımlarından. Dijital platformalar dünyanın her köşesini ulaşılabilir hale getiriyor. Üstelik bilişim teknolojisi çok daha efektif tanıtım olanaklarını girişimcinin ve yatırımcının kapısına kadar getiriyor. İş, markalaşma hedefinde olanların, bu kapıları açabilecek tanıtım anahtarına sahip olup, kilitleri açabilmesine kalıyor.

***

Sayın Nur Coşkun İstanbulluoğlu’na röportaj için çok teşekkür ediyoruz.

Röportaj kategorisindeki diğer röportajlar için: http://k2haber.com.tr/category/roportaj/

Okumaya devam et
reklâm
Yorum Yapmak İçin Tıklayın

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Röportaj

Dursun Çiçek: Beyoğlu’nu Kazanırsak, İstanbul’un Da Türkiye’nin De Kaderini Değiştirebiliriz

dursun çiçek beyoğlu

K2 Haber olarak Ergenekon ve Balyoz kumpas davaları ile yıllarca mağdur edilen, 25. ve 26. Dönem CHP İstanbul Milletvekili Dr. Dursun Çiçek ile Beyoğlu Belediye Başkan Adaylığı sürecine ilişkin konuştuk. Keyifli okumalar dileriz.

Röportajı Gerçekleştiren: K2 Haber (K2 olarak anılacaktır)

Röportaj Yapılan: Dursun Çiçek (D.Ç. olarak anılacaktır)

Beyoğlu , İstanbul’un Başkenti Diyebileceğimiz Bir İlçedir

K2: 25-26. Dönemde üç yıl süre ile TBMM’de mücadele ettiniz. Bugün geldiğimiz noktada, Beyoğlu gibi oldukça stratejik öneme sahip bir ilçeden Belediye Başkan Aday Adayı oldunuz. Beyoğlu’nu Sizin İçin Özel Kılan Nedir?

D.Ç: 07 Haziran 2015 genel seçimlerinde, ön seçimle ikinci sıradan aday oldum. Milletvekilliği seçimlerinden sonra üç yıl süre ile İstanbul İkinci Bölge’den 25. ve 26. Dönem Milletvekilliği yaptım. İki dönemi, yoğun geçen bir siyasi süreci, 24 Haziran’daki erken seçimler ile tamamlamış olduk.

Seçimlerle gelinen bütün görevlerde iki dönem sınırlamasını ve gençlerle kadınların seçmen oldukları oranda yönetimde görev almasını savunan bir sosyal demokrat siyasetçi olarak, üçüncü dönem yani 27. Dönem için Milletvekilliği adaylığı başvurusunda bulunmadım.

2015-2018 yılları arasındaki milletvekilliğim sürecinde Beyoğlu ilçesinde, örgütümüz ile birlikte birçok seçim ve referandum çalışmasında bulundum. Taksim’de yapılan resmi tören ve etkinliklere iştirak ettim. Bu çalışmalarda özellikle birlikte görev yaptığımız emekçi cumhuriyet kadınlarımızın ve gençlerimizin özverili ve başarılı çalışmalarının altını çizmek istiyorum. Beyoğlu’ndaki parti emekçilerimizin ve her şartta partisine sahip çıkan seçmenlerimizin aday olmam yönündeki isteklerine destek vermeyi, bir görev olarak kabul ettim. Beyoğlu’nda seçmen iradesinin hâkim olduğu, halkçı ve toplumcu belediye hizmet anlayışını yeniden etkin kılmak için de aday başvurumuzu gerçekleştirdik.

Beyoğlu’nda 1994 yılından beri AKP çizgisinde siyaset yapan, seçmenden ve demokrasi dâhil tüm evrensel değerlerden uzaklaşan bir belediyecilik anlayışı var. Taksim Meydanı, İstiklal Caddesi, Gezi Parkı, Galata Kulesi, Karaköy ve Kasımpaşa gibi tarihi yerleri ile Beyoğlu, İstanbul’un en önemli tarihi ve turistik ilçesidir. İstanbul’daki resmi törenlerin Taksim Meydanı’nda yapıldığı da dikkate alındığında, aslında 39 ilçe arasında Beyoğlu, İstanbul’un Başkenti diyebileceğimiz bir ilçedir. Beyoğlu ilçesi sınırları içerisinde, İstanbul’un otel ve eğlence sektörünün üçte birine yakın kapasitesi bulunuyor. Bu sebeple Beyoğlu’nda işsizlik sorunu ile birlikte yoksulluk ve ekonomik sorunların çözülmüş olması gerekirdi. Ancak gerçeğin böyle olmadığını çok biliyoruz. Belediyeden sosyal yardım alan, işsizlik sorunu ile boğuşan binlerce Beyoğlu seçmeni var. 25 yıldır bu sorun çözülememiştir. Çözülemediği gibi geçim sıkıntısı nedeniyle sosyal yardıma muhtaç duruma düşürülen vatandaşlarımızın sayısı her yıl artmıştır.

Bunun sebebi nedir? Çünkü Beyoğlu’nun temel istihdam ve gelir kaynakları olan konaklama, sanat, eğlence ve kültür etkinlikleri ve hizmet sektörü çeyrek asırdır siyasi iktidarın açık veya örtülü baskısı altındadır. İktidar her yerde olduğu gibi Beyoğlu ilçesinde de seçmenlerin ve iş yeri sahiplerinin sosyal yaşantısına veya yaşam tarzına doğrudan veya dolaylı olarak müdahale etmektedir. Beyoğlu esnafının yaşadığı sorunlar herkesin malumu. Bugün yaşanılan bu tabloyu, Beyoğlu hak etmemektedir.

Bu İçerik İlginizi Çekebilir  İbrahim Yılmaz: Yapay Zeka, Güvenlik Sektörünü Doğrudan Etkileyecektir

Yerel seçimlerde demokratik değişimi gerçekleştirmek, Beyoğlu ilçesini ve seçmenini tarihi ile buluşturmak ve refahlarını arttırmak için mücadele edeceğiz. Sonunda doğru olan, hak ve özgürlükleri savunan, seçmeni ve çevreyi esas alan, halkçı ve toplumcu bir anlayışla yönetmeye hazır olan bizler kazanacağız. Bu noktada seçimlerden sonra Beyoğlu özelinde muhtarlıklar, eğitim ve inanç merkezleri, başta meslek örgütleri ve hemşehri dernekleri olmak üzere sivil toplum örgütleri, sanat ve kültür alanında öne çıkan kanaat önderleri ile birlikte Beyoğlu’nu yöneteceğiz. Yerel yönetimde demokrasi ve dayanışmanın en güzel örneklerini vereceğiz. Kaynakları verimli ve etkin bir şekilde kullanacağız.

dursun çiçek beyoğlu

Kadınlarımızı ve Gençlerimizi Yönetime Taşıyacağız

K2: Önemli Bir Eğitim Geçmişiniz Bulunuyor. İşletme Alanında Doktoranız Var. Bu Özellikleriniz Pek Bilinmiyor.

D.Ç: Aslında Tokat-Reşadiye Umurca Köyünde tamamladığım ilkokuldan sonra Köy Enstitülerinin devamı olan Sivas-Yıldızeli Pamukpınar Öğretmen Okulunda altı yıl yatılı okuduktan sonra Harbiye sınavlarını kazanarak eğitimimi sürdürdüm. Çağdaş Türkiye Cumhuriyetini kuran, kadınlarımıza seçme ve seçilme haklarını dünyadaki birçok ülkeden önce veren Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ve mücadele arkadaşlarının önemli bir bölümünün eğitim gördüğü okullarda, Harbiye’de ve Harp Akademilerinde yıllarca eğim aldım. 35 yıl vatanımıza ve milletimize sadakatle hizmet ettim. Binlerce Mehmetçiğe komutanlık yaptım. Onların eğitimine ve hayata hazırlanmasına destek verdim. Lisans eğitimim İşletme Yönetimi, Yüksek Lisans Eğitimim Stratejik Planlama ve Doktora Eğitimim ise Yönetim ve Organizasyon üzerinedir. “Örgütlerde motivasyon ve iş yaşam kalitesi” konusu üzerine doktora tezim bulunmaktadır. Bu eğitim süreçlerinin tamamında da derecelerim mevcuttur. Görev döneminde demokratik liderlik, toplam kalite yönetimi, müzakere teknikleri ve sorunların tespiti ile çözüm analizleri konularında ilave eğitim ve kurslar ile yönetim konusundaki bilgi ve tecrübelerimizi geliştirme fırsatlarımız oldu.

Sonuç olarak 35 yıllık devlet yönetim tecrübesi, aldığımız eğitimler ve başta kumpas davaları olmak üzere milletimizin bizzat şahit olduğu hukuk ve adalet mücadelemiz ile Beyoğlu’nu yönetmeye hazırız. Bu arada halen İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinde öğrencisiyim. Son on yılda bizzat yaşayarak ve yıllarca mağdur olarak, Sevgili Avukatım ve Kızım İrem Çiçek ile birlikte verdiğimiz, hak, hukuk, adalet mücadelesini başarıya ulaştırmanın gayreti içindeyiz. Hayatın her alanında da bu mücadeleyi sürdürmeye kararlıyız. Beyoğlu’nun yönetiminde hukuk ve adaleti, eşitlik ve demokrasiyi etkin kılacağız, kadınlarımızı ve gençlerimizi seçmen oldukları oranda mutlaka yönetime taşıyacağız.

Kasımpaşalılar İle Birlikte Hesap Soracağız

K2: Uzun Zamandır Saha Çalışmaları Gerçekleştiriyorsunuz. İzlenimlerinizi Aktarır Mısınız?

D.Ç: Beyoğlu sınırları içinde yer alan mahalleleri, muhtarlarımızı, başta meslek örgütleri ve hemşeri dernekleri olmak üzere sivil toplum örgütlerini ve işyerlerini ziyaret ediyoruz. Beyoğlu seçmeninin sorunlarını ve çözüm önerilerimizi konuşuyoruz. En öncelikli sorunun Kentsel Dönüşüm ile birlikte sosyal yardımlar ve işsizlik olmak üzere geçim sıkıntısı olduğunu görüyoruz. Bu sorunların çözümü maksadıyla yaptığımız taslak çalışmaları, projelerimizi ve çözüm önerilerimizi paylaşıyoruz.

Bu İçerik İlginizi Çekebilir  Dilek Türker: Türkiye’nin En Zengin ve En Fakir Patroniçesiyim

Bir dönem sonra, yani 2024 yılına kadar, Beyoğlu bölgesindeki işsizlik ve kentsel dönüşüm sorunu ile birlikte tapu ve mülkiyet sorununu birlikte çözeceğimizin sözünü veriyoruz. Beyoğlu seçmeni bizi yakından tanıyor ve samimi olarak sevgi ve saygı gösteriyor. Son on yılda verdiğimiz hukuk ve adalet mücadelesini yakından takip ettiğini ve yaşadığımız mağduriyete rağmen devletin ve milletin yanındaki dik duruşumuzu takdir ediyor. Onların bizleri adalet ve mücadele kavramlarını sembolleştiren bir asker ve aydın olarak görmelerinden büyük onur duyuyoruz. Bu güven ve samimiyetin seçimlerde bizi başarıya taşıyacağına inanıyoruz.

Beyoğlu ilçesi sınırları içinde bulunan, yüzyıllardır Bahriye’nin merkezi olmuş Kasımpaşa bölgesinde konuşlu Kuzey Deniz Saha Komutanlığı, Askeri Taşkızak Tersanesi, Deniz Hastanesi, İkmal ve Lojistik birimleri var. Yani Beyoğlu halkının denizci bir yapısı vardır, Deniz kuvvetlerinde başarı ile hizmet etmiş Bahriyeli kardeşlerine de seçimlerde samimi destek vereceklerdir.

Ergenekon ve Balyoz gibi sözde darbe davalarında emperyalizmin uşaklığını yapan FETÖ suç örgütü ve ortaklarının Türk Deniz Kuvvetlerini hedef aldığını biliyoruz. Bahriyelileri yıllarca mağdur eden bu şer güçlerinden Kasımpaşalılar ile birlikte hesap soracağız.

İnsanımızın Mahallesinden, Komşusundan Ayrılmamasını İstiyoruz

K2: Beyoğlu’nun Önemli Sorunları Nelerdir? Bu Kapsamda Bazı Projeleriniz Var. Biraz Bahseder Misiniz?

D.Ç: Kentsel dönüşüm en önemli sorun. Sağlıklı bir konut, sosyal çevre, trafik ve otopark sorunu ile yeşil alan ve güvenlik sorunlarının hepsi birbiri ile ilintili. Biz rantsal değil, yerinde dönüşüm için çabalıyoruz. Bir dönüşüme gerçekten ihtiyaç var. Fakat biz insanımızın mahallesinden, komşusundan ayrılmamasını istiyoruz. Ne yazık ki geçmiş uygulamalara baktığımızda, tedirgin olmamak elde değil. Tarlabaşı’nı gördük, görüyoruz. Oranın insanı, dönüşüm denilerek sürgün edildi.

Yerinde dönüşüm ile birlikte tapu ve mülkiyet sorunu çözülecek, trafik ve otopark sorununun çözümü sağlanacak. Gençlerimiz için büyük bir sorun olan uyuşturucu ile mücadeleye önemli bir katkı sağlanmış olacak. Güvenlik noktasında da iyi bir dönüşüm ile hırsızlık vb. suçların önüne geçebiliriz. Biz hak sahipleri ile inşaat firmalarını baş başa bırakmayacağız. Biz de belediye olarak hak sahiplerinin arasında yer alacağız. İyi uygulama örneği olarak Beyoğlu’nda yerinde dönüşümü sağlayacağız. Beyoğlu sokaklarını beş yıl içerisinde mutlaka daha çağdaş, yaşanabilir ve güvenlikli bir hale getireceğiz.

Beyoğlu seçmeninin diğer temel sorunu ise geçim sıkıntıdır. Bunu temelinde de işsizlik yatmaktadır. Hizmet sektörü olan konaklama, sanat, kültür ve eğlence sektöründe İstanbul için çok önemli bir konumu olan Beyoğlu’ndaki iş yerlerinde, en az % 51 oranında Beyoğlu seçmeninin istihdam edilmesi için işverenleri teşvik edeceğiz. Herkese iş ve aş bulma adına, öncelikle sosyal yardımlara muhtaç olan ailelerdeki gençleri ve kadınları iş sahibi yapacağız. Belediyenin eğitim imkânlarını kullanarak meslek edindirme kursları ile işverenlerin ihtiyacını karşılayacak nitelikte ve liyakatte iş gücü yetiştireceğiz. Özellikle gençlere yazılım ve kodlama eğitimleri vereceğiz. Gençlerimizi geleceğe hazırlayacağız.

Bu İçerik İlginizi Çekebilir  Barış Şengün: Hayvana Şiddet, Mevcut Yasalar İle Meşrulaştırılıyor

Sosyal yardımları “Vatandaşlık Temel Geliri Konsepti” esasında net olarak %50 artıracağız. Bu yıl enflasyonun özellikle mutfakta % 25’leri aştığı gerçeğinin farkındayız. Bu yardımları da vatandaşlarımızı rahatsız edecek, gururlarını kıracak şekilde yapmayacağız. Yolsuzluklara ortam hazırlayacak yöntemler yerine, Aile Sigortası kapsamında akıllı kart sistemi ile yardımlarımızı şeffaf bir şekilde gerçekleştireceğiz.

Bir de şu konuyu vurgulamak istiyorum. Belediye emekçileri için asgari ücreti 01 Nisan 2019 tarihinden itibaren 2.200 TL olarak uygulayacağız. Tüm CHP’li belediyelerde asgari ücret net 2200 TL olacak ve hiç kimse işinden edilmeyecek. Bilerek insanları korkutuyorlar, biz kimsenin ekmeği ile oynamayız.

dursun çiçek beyoğlu

Siyasi Görüş Ayrımı Yapmayacağız

K2: Beyoğlu Seçmeni Size Niçin Oy Vermeli?

D.Ç: Tarihi yapısı ile öne çıkan Beyoğlu farklı değerlerin birleştiği çok önemli bir kültür, turizm ve ticaret merkezi. Bu ayrıştırmanın ve ötekileştirmenin, nefret dilinin yerine demokrasi ve adaletin, barışın ve hoşgörünün hâkim olmasını amaçlıyoruz. Beyoğlu’nda hiçbir siyasi görüş ayrımı yapmadan, herkesi kucaklayan bir yerel seçim modeli, yeni bir yönetim tarzı oluşturacağız.

Kentsel dönüşüm ve sosyal yardım ve işsizlik sorunlarının çözümüne yönelik olarak paylaştığımız ilkeler dikkate alındığında, halkımızın samimi desteğini göreceğimizi düşünüyorum. Bu ilkeleri de yine katılımcı bir anlayış ile hazırlıyoruz. Katkı sunmak isteyen vatandaşlarımızın, sosyal medya hesaplarımızdan bizlere ulaşmasını rica ediyorum. Bu ilkeleri hep birlikte daha da geliştirebiliriz.

Birlikte yöneteceğiz, birlikte sorunları çözeceğiz diyoruz. Halkımız şunu mutlaka sorgulamalıdır. 25 yıldır Beyoğlu’nu yönetiyorlar. Hangi soruna çözdüler? 25 yıl önce hangi sorun varsa, bugün de aynı sorunlar mevcut. Ne yazık ki iktidar oy için insanımızı kutuplaştırıyor. Kimse kimsenin düşmanı değil. Hep birlikte bu ülkede kardeşçe yaşıyoruz. Bu bir hizmet yarışıdır. Halkımız bu gerçeği, mutlaka değerlendirecektir.

Son olarak şunları belirtmek istiyorum. Türkiye’de iktidar olabilmek için İstanbul’u, İstanbul’da iktidar olabilmek için de Beyoğlu’nu kazanmamız gerekiyor. Sonuçta Beyoğlu’nda elde edilecek bir yerel seçim başarısının, İstanbul’un da Türkiye’nin de kaderini değiştireceğine inanıyorum. Bunun için de var gücümüzle çalışacağız.

Sayın Dr. Dursun Çiçek’e röportaj için çok teşekkür ediyoruz.

Röportaj kategorisindeki diğer haberler için: http://k2haber.com.tr/category/roportaj/

Okumaya devam et

En Çok Okunanlar