Connect with us

Röportaj

Cengiz Özek: Kukla Sadece Çocuklara Yönelik Bir Sanat Değil

cengiz özek

K2 Haber olarak 24 Ekim’de başlayan ve 4 Kasım’a kadar sürecek olan Uluslararası Kukla Festivali Genel Sanat Yönetmeni Cengiz Özek ile keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.

Röportajı Gerçekleştiren: Gökay Genç (G.G. olarak anılacaktır)

Röportaj Yapılan: Cengiz Özek (C.Ö. olarak anılacaktır)

cengiz özek gökay genç

İlk Profesyonel Gösterimi Taksim’deki Atatürk Kitaplığı Açılışında Yaptım

G.G: 40 yıldır süre gelen bir serüven sanat yaşamınız…

C.Ö: Yıl 1983. Ortaokuldaki resim hocam Ali Kıyak. İlginçtir, kendisi İmam Hatip’te resim öğretmeniymiş ve orada Karagöz nasıl yapılır, değişik materyellerden karagöz yapımı gibi dersler veriyormuş. Hatta Sayın Cumhurbaşkanımızın ve İstanbul Belediye Eski Başkanı Sayın Kadir Topbaş’ın da öğretmenliğini yapmış. Biz de bunları Hocamızın cenazesinde öğrendik. Ali Hoca’nın bu öğretileri İmam Hatip’in müfredatına uymayınca bizim okula geldi ve aynı şeyleri bize öğretmeğe başladı. Benim de elim yatkın böyle şeylere. Hoca bir veriyor, ben beş yapıyorum. Bana bir müddet sonra deve diye hitap etmeğe başladı. Ben de diyorum böyle boylu poslu değilim, ufak tefek bir insanım. Eh.. Öyle eğri büğrü de sayılmam. Bu adam bana niye deve der ki, diye düşünür dururdum. Meğersem, Karagöz figürleri deve derisinden yapılırmış ve bir Karagöz sanatçısı için deve çok önemliymiş. Ve o gün bana deve dendiği için mutlu oldum. Aynı zamanda kökü saraya dayanan Şişman Ahmet, Hayalî Nazif ve Ragıp Tuğtekin zincirinin donanımıyla Karagöz eğitimi almış olan hocamız, beni de bu konuda eğitti.

Derken içimdeki girişimcilik ruhumun da katkısıyla İstiklal Caddesi’nde Kazım Taşkent Sanat Galerisi’nde (Bugünkü Galatasaray’daki Yapı Kredi Kültür Sanat’ın alt katı) 17 yaşında ilk sergimi açtım. Bu sergi olduğu gibi Hollanda Ulusal Müzesi tarafından satın alındı. Derken, 20 yaşında Topkapı Sarayı Müzesi’nde 2. sergimi açtım ve sonrasında Ayasofya Müzesi ve yurtiçi, yurtdışı onlarca sergi. İlk profesyonel gösterimi ise Taksim’deki Atatürk Kitaplığı’nın açılışında yaptım, yine 17 yaşındaydım. Derken Konservatuar Tiyatro Oyunculuk bölümünü bitirdim ve dünya kukla festivallerinde boy göstermeye başladım. Oynattığım Karagöz çok farklı, kendine özgü, dinamik, günümüzle buluşan bir gösteri olarak kabul edildi. Dünya festivallerinden sürekli davet almaya başladım. Bu kadar çok festivale davet edilince, ben de Karagöz’e armağan etmeyi düşündüğüm Uluslararası İstanbul Kukla Festivali’ni oluşturdum. Bugün 21.sini yapıyoruz ve Cengiz Özek 5 kıtada, elliye yakın ülkede, yüzden fazla şehirde Karagöz’e hizmet etti. İşte kırk yılın özeti.

Bu İçerik İlginizi Çekebilir  Cumhurbaşkanı Erdoğan: CHP'nin İş Bankası Hisseleri Hazine'ye Geçmeli

Sıfır Liraya Bir Festival Ortaya Çıkaran Bir Çabayız

G.G: 21 yıldır  tek başına bir festivali sürdürmek oldukça zor olsa gerek…

C.Ö: Bizim festivalimiz özel bir festival. Yani belirli bir yerden düzenli bir ekonomik bir kaynağı yok. Keşke olsaydı. Ama bunun da başka bir güzelliği var. Kendi ayaklarımız üstünde durduğumuz için kimse bize ‘ben artık para vermiyorum, festival yapılmasın’ diyemez. Biz bilet satışıyla festivali ayakta tutabiliyoruz. Tabii ki, ülkemizdeki yabancı ülke kültür merkezlerini, dünyadaki çeşitli kültür fonlarını harekete geçirerek. Konuk ettiğimiz kukla gruplarının bazılarının masraflarını da bu şekilde karşılayabiliyoruz ama nereden bakarsanız bakın, kendi yağında kavrulan ve sıfır liraya bir festival ortaya çıkaran bir çabayız. Öyle ki, bu sistemi dünyada anlatarak para kazandığımı bile söyleyebilirim.

cengiz özek

Karagöz Aracılığıyla Ülkemi Temsil Etmekten Gurur Duyuyorum

G.G: Bu yıl festivalde hangi ülkeler, hangi oyunlar var?

C.Ö: Bu yıl festivalimize her yıl olduğu gibi yine butik gösteriler katılıyor. Geniş bir coğrafyadan seçki sunuyoruz: Fransa, İspanya, İtalya, Portekiz, Tayvan, Hong Kong, Saray Bosna, İran, Çin ve Türkiye.

G.G: Siz de bir çok ülkeye gidiyorsunuz ve sanatınızı sergiliyorsunuz. Türkiye’ye ve size bakışları, ilgileri nasıl oluyor?

C.Ö: Sözlerimin başında da söylediğim gibi oynattığım Karagöz fevkalade denecek ilgiyi topluyor. Topluyor ki bunca ülkeye Karagöz gösterilerimi taşıyabildim. Bizim bilmediğimiz Karagöz’ü dünya kuklasıyla ilgilenen ve festivaller düzenleyen kukla sanatçıları her yönü ve boyutuyla biliyor. Karagöz hangi ülkeleri etkiledi? Balkanları, Yunanistanı, Macaristanı, Romanyayı, Kıbrısı, Kuzey Afrikayı, Orta doğuyu, Mısırı nasıl etkiledi, nasıl adını verdi, dünyadaki meslektaşlarımız bunları biliyor. Türkiye’ye nasıl bakıyorlar, onu bilemeyeceğim ama benim kişiliğimde Türkiye ile iyi ve beklentilerinin çok üstünde bir iletişim kurabildiklerini biliyorum. Nihayetinde Karagöz aracılığıyla ülkemi uluslararası platformda temsil etmekten ve pozitif algı yaratıyor olmaktan gurur duyuyorum.

Bu İçerik İlginizi Çekebilir  Enflasyon 15 Yılın Zirvesinde: Yıllık Enflasyon Yüzde 24,52

G.G: Geçtiğimiz yıl ki festival beklentilerinizi karşıladı mı? Bu yıl için öngörüleriniz nelerdir?

C.Ö: Geçen yıl festivalimiz bize bu yıl da festival yapma enerjisini verdi dersem sanırım sorunuzun cevabını vermiş olurum.

cengiz özek kukla festivali

Murat Hüten İle Birlikte “Benim Karagözüm”ü Anlatacağız

 

G.G: Bu yıl geçtiğimiz yılllara göre farklılıklar, sürprizler var mı?

C.Ö: Bu yıl benim kukla sanatına başlamamın 40. yılı olması nedeniyle, beni Karagöz dünyasında farklı kılan oyunlarımın tamamını canlı olarak görebilmeniz mümkün olacak. Ayrıca perde önü ve perde arkasında nasıl hareket ettiğimi gösteren özel çekim videolarım da seyirciyle buluşacak. Söyleşi ayağında ‘Benim Karagözüm’ü anlatma imkanı bulacağım ve bu söyleşiyi beraber eğitim gördüğümüz ikinci bir mesleği olmasına rağmen, meslektaşım diye hitap edebileceğim, dostum Murat Hüten’le gerçekleştireceğiz. Öte yandan geleneksel bir kukladan, ki bu kukla Çin gölge kuklası, hareketle çağdaş bir film nasıl hazırlanır sorusuna cevap veren Çin’den gelen ekip, bizim Karagözümüzün de ilerlediği yola bir ışık tutacaktır. Öte yandan festivale katılan diğer oyunlarımız da, özenle seçilmiş, değişik kukla tekniklerini anımsatan, bizi kendi dünyasına çekip motive edecek gösterilerdir.

G.G: Kukla her türlü malzemeden yapabiliyor mu, size en enterasan gelen örnekler…

C.Ö: Siz kukla yapmak istiyorsanız ve derdinizi kuklayla ifade etmeyi arzu ediyorsanız, o zaman yolda yürürken karşılaştığınız bir çok malzeme kukla sınırları içinde size hizmet etmek istemeye can atıyordur inanın.

Kukla Sadece Çocuklara Yönelik Bir Sanat Değil

G.G: Kukla tiyatrosunun en çok geliştiği ülkeler hangileri?

C.Ö: Artık günümüzde o ülke bu ülke demek yanlış olur. Çünkü bir ülkeden birisi çıkıyor, müthiş bir şey yapıyor. Bu demek değilki o ülke bu sanatta başarılıdır. Artık globalleşen dünyamızda sanatçıların birbiriyle etkileşimlerinin yarattığı ortam hangi coğrafyada olursa olsun ilginç eserlerin çıkmasına her zaman izin veriyor.

Bu İçerik İlginizi Çekebilir  Türk-İş: 4 Kişilik Bir Ailenin Açlık Sınırı 1.812 TL'ye Yükseldi

G.G: Kukla ve kukla tiyatrosunun çocukların yaratıcı dünyasına ne gibi faydası var ?

C.Ö: Kukla sadece çocuklara yönelik bir sanat değil. Büyüklerin de ilgi alanına giren bir çok gösteri mevcut. Fakat ana okulunda kukla yapan ve oynatan bir çocuk inanılmaz bir şekilde özgüven sahibi oluyor, el becerisi artıyor. Dünyayı bir kuklacı naifliği içinde algılıyor. Bunu hayat ilkesi olarak da sürdürürse dünya huzura kavuştu demektir.

G.G: Karagöz Vakfı’nın binasında bir kukla müzesi ve bir cafe de açıyorsunuz. Biraz da bu oluşumdan bahseder misiniz?

C.Ö: Bu ofis, atölye, kafe, müze kavramlarının iç içe girdiği minik bir mekan. Ama dünya kuklasından da bir çok örnekte görebiliyorsunuz. Amacımız biz ofiste otururken veya kukla yaparken seyircimizle canlı bir iletişim kurabilmek. Tiyatro o anda yapılan bir sanattır. Bundan hareket ettik ve seyircimizle o an bir kahve içerken iletişim kurmak istedik. 40 yıl hatırı olan bir kahveye hepinizi bekliyoruz.

Festivalle ilgili detaylı bilgiye www.kuklafestivali.com adresinden ulaşabilirsiniz.

***

Sayın Cengiz Özek’e röportaj için çok teşekkür ediyoruz.

Kukla sanatına ve ülkemizin tanıtımına sağladığı değerli katkılar için, K2 Haber olarak içten şükranlarımızı sunuyoruz.

Röportaj kategorisindeki diğer röportajlar için: http://k2haber.com.tr/category/roportaj/

Okumaya devam et
reklâm
Yorum Yapmak İçin Tıklayın

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Röportaj

Dursun Çiçek: Beyoğlu’nu Kazanırsak, İstanbul’un Da Türkiye’nin De Kaderini Değiştirebiliriz

dursun çiçek beyoğlu

K2 Haber olarak Ergenekon ve Balyoz kumpas davaları ile yıllarca mağdur edilen, 25. ve 26. Dönem CHP İstanbul Milletvekili Dr. Dursun Çiçek ile Beyoğlu Belediye Başkan Adaylığı sürecine ilişkin konuştuk. Keyifli okumalar dileriz.

Röportajı Gerçekleştiren: K2 Haber (K2 olarak anılacaktır)

Röportaj Yapılan: Dursun Çiçek (D.Ç. olarak anılacaktır)

Beyoğlu , İstanbul’un Başkenti Diyebileceğimiz Bir İlçedir

K2: 25-26. Dönemde üç yıl süre ile TBMM’de mücadele ettiniz. Bugün geldiğimiz noktada, Beyoğlu gibi oldukça stratejik öneme sahip bir ilçeden Belediye Başkan Aday Adayı oldunuz. Beyoğlu’nu Sizin İçin Özel Kılan Nedir?

D.Ç: 07 Haziran 2015 genel seçimlerinde, ön seçimle ikinci sıradan aday oldum. Milletvekilliği seçimlerinden sonra üç yıl süre ile İstanbul İkinci Bölge’den 25. ve 26. Dönem Milletvekilliği yaptım. İki dönemi, yoğun geçen bir siyasi süreci, 24 Haziran’daki erken seçimler ile tamamlamış olduk.

Seçimlerle gelinen bütün görevlerde iki dönem sınırlamasını ve gençlerle kadınların seçmen oldukları oranda yönetimde görev almasını savunan bir sosyal demokrat siyasetçi olarak, üçüncü dönem yani 27. Dönem için Milletvekilliği adaylığı başvurusunda bulunmadım.

2015-2018 yılları arasındaki milletvekilliğim sürecinde Beyoğlu ilçesinde, örgütümüz ile birlikte birçok seçim ve referandum çalışmasında bulundum. Taksim’de yapılan resmi tören ve etkinliklere iştirak ettim. Bu çalışmalarda özellikle birlikte görev yaptığımız emekçi cumhuriyet kadınlarımızın ve gençlerimizin özverili ve başarılı çalışmalarının altını çizmek istiyorum. Beyoğlu’ndaki parti emekçilerimizin ve her şartta partisine sahip çıkan seçmenlerimizin aday olmam yönündeki isteklerine destek vermeyi, bir görev olarak kabul ettim. Beyoğlu’nda seçmen iradesinin hâkim olduğu, halkçı ve toplumcu belediye hizmet anlayışını yeniden etkin kılmak için de aday başvurumuzu gerçekleştirdik.

Beyoğlu’nda 1994 yılından beri AKP çizgisinde siyaset yapan, seçmenden ve demokrasi dâhil tüm evrensel değerlerden uzaklaşan bir belediyecilik anlayışı var. Taksim Meydanı, İstiklal Caddesi, Gezi Parkı, Galata Kulesi, Karaköy ve Kasımpaşa gibi tarihi yerleri ile Beyoğlu, İstanbul’un en önemli tarihi ve turistik ilçesidir. İstanbul’daki resmi törenlerin Taksim Meydanı’nda yapıldığı da dikkate alındığında, aslında 39 ilçe arasında Beyoğlu, İstanbul’un Başkenti diyebileceğimiz bir ilçedir. Beyoğlu ilçesi sınırları içerisinde, İstanbul’un otel ve eğlence sektörünün üçte birine yakın kapasitesi bulunuyor. Bu sebeple Beyoğlu’nda işsizlik sorunu ile birlikte yoksulluk ve ekonomik sorunların çözülmüş olması gerekirdi. Ancak gerçeğin böyle olmadığını çok biliyoruz. Belediyeden sosyal yardım alan, işsizlik sorunu ile boğuşan binlerce Beyoğlu seçmeni var. 25 yıldır bu sorun çözülememiştir. Çözülemediği gibi geçim sıkıntısı nedeniyle sosyal yardıma muhtaç duruma düşürülen vatandaşlarımızın sayısı her yıl artmıştır.

Bunun sebebi nedir? Çünkü Beyoğlu’nun temel istihdam ve gelir kaynakları olan konaklama, sanat, eğlence ve kültür etkinlikleri ve hizmet sektörü çeyrek asırdır siyasi iktidarın açık veya örtülü baskısı altındadır. İktidar her yerde olduğu gibi Beyoğlu ilçesinde de seçmenlerin ve iş yeri sahiplerinin sosyal yaşantısına veya yaşam tarzına doğrudan veya dolaylı olarak müdahale etmektedir. Beyoğlu esnafının yaşadığı sorunlar herkesin malumu. Bugün yaşanılan bu tabloyu, Beyoğlu hak etmemektedir.

Bu İçerik İlginizi Çekebilir  Dilek Türker: Türkiye’nin En Zengin ve En Fakir Patroniçesiyim

Yerel seçimlerde demokratik değişimi gerçekleştirmek, Beyoğlu ilçesini ve seçmenini tarihi ile buluşturmak ve refahlarını arttırmak için mücadele edeceğiz. Sonunda doğru olan, hak ve özgürlükleri savunan, seçmeni ve çevreyi esas alan, halkçı ve toplumcu bir anlayışla yönetmeye hazır olan bizler kazanacağız. Bu noktada seçimlerden sonra Beyoğlu özelinde muhtarlıklar, eğitim ve inanç merkezleri, başta meslek örgütleri ve hemşehri dernekleri olmak üzere sivil toplum örgütleri, sanat ve kültür alanında öne çıkan kanaat önderleri ile birlikte Beyoğlu’nu yöneteceğiz. Yerel yönetimde demokrasi ve dayanışmanın en güzel örneklerini vereceğiz. Kaynakları verimli ve etkin bir şekilde kullanacağız.

dursun çiçek beyoğlu

Kadınlarımızı ve Gençlerimizi Yönetime Taşıyacağız

K2: Önemli Bir Eğitim Geçmişiniz Bulunuyor. İşletme Alanında Doktoranız Var. Bu Özellikleriniz Pek Bilinmiyor.

D.Ç: Aslında Tokat-Reşadiye Umurca Köyünde tamamladığım ilkokuldan sonra Köy Enstitülerinin devamı olan Sivas-Yıldızeli Pamukpınar Öğretmen Okulunda altı yıl yatılı okuduktan sonra Harbiye sınavlarını kazanarak eğitimimi sürdürdüm. Çağdaş Türkiye Cumhuriyetini kuran, kadınlarımıza seçme ve seçilme haklarını dünyadaki birçok ülkeden önce veren Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ve mücadele arkadaşlarının önemli bir bölümünün eğitim gördüğü okullarda, Harbiye’de ve Harp Akademilerinde yıllarca eğim aldım. 35 yıl vatanımıza ve milletimize sadakatle hizmet ettim. Binlerce Mehmetçiğe komutanlık yaptım. Onların eğitimine ve hayata hazırlanmasına destek verdim. Lisans eğitimim İşletme Yönetimi, Yüksek Lisans Eğitimim Stratejik Planlama ve Doktora Eğitimim ise Yönetim ve Organizasyon üzerinedir. “Örgütlerde motivasyon ve iş yaşam kalitesi” konusu üzerine doktora tezim bulunmaktadır. Bu eğitim süreçlerinin tamamında da derecelerim mevcuttur. Görev döneminde demokratik liderlik, toplam kalite yönetimi, müzakere teknikleri ve sorunların tespiti ile çözüm analizleri konularında ilave eğitim ve kurslar ile yönetim konusundaki bilgi ve tecrübelerimizi geliştirme fırsatlarımız oldu.

Sonuç olarak 35 yıllık devlet yönetim tecrübesi, aldığımız eğitimler ve başta kumpas davaları olmak üzere milletimizin bizzat şahit olduğu hukuk ve adalet mücadelemiz ile Beyoğlu’nu yönetmeye hazırız. Bu arada halen İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinde öğrencisiyim. Son on yılda bizzat yaşayarak ve yıllarca mağdur olarak, Sevgili Avukatım ve Kızım İrem Çiçek ile birlikte verdiğimiz, hak, hukuk, adalet mücadelesini başarıya ulaştırmanın gayreti içindeyiz. Hayatın her alanında da bu mücadeleyi sürdürmeye kararlıyız. Beyoğlu’nun yönetiminde hukuk ve adaleti, eşitlik ve demokrasiyi etkin kılacağız, kadınlarımızı ve gençlerimizi seçmen oldukları oranda mutlaka yönetime taşıyacağız.

Kasımpaşalılar İle Birlikte Hesap Soracağız

K2: Uzun Zamandır Saha Çalışmaları Gerçekleştiriyorsunuz. İzlenimlerinizi Aktarır Mısınız?

D.Ç: Beyoğlu sınırları içinde yer alan mahalleleri, muhtarlarımızı, başta meslek örgütleri ve hemşeri dernekleri olmak üzere sivil toplum örgütlerini ve işyerlerini ziyaret ediyoruz. Beyoğlu seçmeninin sorunlarını ve çözüm önerilerimizi konuşuyoruz. En öncelikli sorunun Kentsel Dönüşüm ile birlikte sosyal yardımlar ve işsizlik olmak üzere geçim sıkıntısı olduğunu görüyoruz. Bu sorunların çözümü maksadıyla yaptığımız taslak çalışmaları, projelerimizi ve çözüm önerilerimizi paylaşıyoruz.

Bu İçerik İlginizi Çekebilir  Sermayesizlik, Girişiminize Engel Olmasın: Girişimcilere Üç İpucu

Bir dönem sonra, yani 2024 yılına kadar, Beyoğlu bölgesindeki işsizlik ve kentsel dönüşüm sorunu ile birlikte tapu ve mülkiyet sorununu birlikte çözeceğimizin sözünü veriyoruz. Beyoğlu seçmeni bizi yakından tanıyor ve samimi olarak sevgi ve saygı gösteriyor. Son on yılda verdiğimiz hukuk ve adalet mücadelesini yakından takip ettiğini ve yaşadığımız mağduriyete rağmen devletin ve milletin yanındaki dik duruşumuzu takdir ediyor. Onların bizleri adalet ve mücadele kavramlarını sembolleştiren bir asker ve aydın olarak görmelerinden büyük onur duyuyoruz. Bu güven ve samimiyetin seçimlerde bizi başarıya taşıyacağına inanıyoruz.

Beyoğlu ilçesi sınırları içinde bulunan, yüzyıllardır Bahriye’nin merkezi olmuş Kasımpaşa bölgesinde konuşlu Kuzey Deniz Saha Komutanlığı, Askeri Taşkızak Tersanesi, Deniz Hastanesi, İkmal ve Lojistik birimleri var. Yani Beyoğlu halkının denizci bir yapısı vardır, Deniz kuvvetlerinde başarı ile hizmet etmiş Bahriyeli kardeşlerine de seçimlerde samimi destek vereceklerdir.

Ergenekon ve Balyoz gibi sözde darbe davalarında emperyalizmin uşaklığını yapan FETÖ suç örgütü ve ortaklarının Türk Deniz Kuvvetlerini hedef aldığını biliyoruz. Bahriyelileri yıllarca mağdur eden bu şer güçlerinden Kasımpaşalılar ile birlikte hesap soracağız.

İnsanımızın Mahallesinden, Komşusundan Ayrılmamasını İstiyoruz

K2: Beyoğlu’nun Önemli Sorunları Nelerdir? Bu Kapsamda Bazı Projeleriniz Var. Biraz Bahseder Misiniz?

D.Ç: Kentsel dönüşüm en önemli sorun. Sağlıklı bir konut, sosyal çevre, trafik ve otopark sorunu ile yeşil alan ve güvenlik sorunlarının hepsi birbiri ile ilintili. Biz rantsal değil, yerinde dönüşüm için çabalıyoruz. Bir dönüşüme gerçekten ihtiyaç var. Fakat biz insanımızın mahallesinden, komşusundan ayrılmamasını istiyoruz. Ne yazık ki geçmiş uygulamalara baktığımızda, tedirgin olmamak elde değil. Tarlabaşı’nı gördük, görüyoruz. Oranın insanı, dönüşüm denilerek sürgün edildi.

Yerinde dönüşüm ile birlikte tapu ve mülkiyet sorunu çözülecek, trafik ve otopark sorununun çözümü sağlanacak. Gençlerimiz için büyük bir sorun olan uyuşturucu ile mücadeleye önemli bir katkı sağlanmış olacak. Güvenlik noktasında da iyi bir dönüşüm ile hırsızlık vb. suçların önüne geçebiliriz. Biz hak sahipleri ile inşaat firmalarını baş başa bırakmayacağız. Biz de belediye olarak hak sahiplerinin arasında yer alacağız. İyi uygulama örneği olarak Beyoğlu’nda yerinde dönüşümü sağlayacağız. Beyoğlu sokaklarını beş yıl içerisinde mutlaka daha çağdaş, yaşanabilir ve güvenlikli bir hale getireceğiz.

Beyoğlu seçmeninin diğer temel sorunu ise geçim sıkıntıdır. Bunu temelinde de işsizlik yatmaktadır. Hizmet sektörü olan konaklama, sanat, kültür ve eğlence sektöründe İstanbul için çok önemli bir konumu olan Beyoğlu’ndaki iş yerlerinde, en az % 51 oranında Beyoğlu seçmeninin istihdam edilmesi için işverenleri teşvik edeceğiz. Herkese iş ve aş bulma adına, öncelikle sosyal yardımlara muhtaç olan ailelerdeki gençleri ve kadınları iş sahibi yapacağız. Belediyenin eğitim imkânlarını kullanarak meslek edindirme kursları ile işverenlerin ihtiyacını karşılayacak nitelikte ve liyakatte iş gücü yetiştireceğiz. Özellikle gençlere yazılım ve kodlama eğitimleri vereceğiz. Gençlerimizi geleceğe hazırlayacağız.

Bu İçerik İlginizi Çekebilir  Akar ve Şoygu Ankara'da Görüştü: Suriye'nin Toprak Bütünlüğüne Vurgu

Sosyal yardımları “Vatandaşlık Temel Geliri Konsepti” esasında net olarak %50 artıracağız. Bu yıl enflasyonun özellikle mutfakta % 25’leri aştığı gerçeğinin farkındayız. Bu yardımları da vatandaşlarımızı rahatsız edecek, gururlarını kıracak şekilde yapmayacağız. Yolsuzluklara ortam hazırlayacak yöntemler yerine, Aile Sigortası kapsamında akıllı kart sistemi ile yardımlarımızı şeffaf bir şekilde gerçekleştireceğiz.

Bir de şu konuyu vurgulamak istiyorum. Belediye emekçileri için asgari ücreti 01 Nisan 2019 tarihinden itibaren 2.200 TL olarak uygulayacağız. Tüm CHP’li belediyelerde asgari ücret net 2200 TL olacak ve hiç kimse işinden edilmeyecek. Bilerek insanları korkutuyorlar, biz kimsenin ekmeği ile oynamayız.

dursun çiçek beyoğlu

Siyasi Görüş Ayrımı Yapmayacağız

K2: Beyoğlu Seçmeni Size Niçin Oy Vermeli?

D.Ç: Tarihi yapısı ile öne çıkan Beyoğlu farklı değerlerin birleştiği çok önemli bir kültür, turizm ve ticaret merkezi. Bu ayrıştırmanın ve ötekileştirmenin, nefret dilinin yerine demokrasi ve adaletin, barışın ve hoşgörünün hâkim olmasını amaçlıyoruz. Beyoğlu’nda hiçbir siyasi görüş ayrımı yapmadan, herkesi kucaklayan bir yerel seçim modeli, yeni bir yönetim tarzı oluşturacağız.

Kentsel dönüşüm ve sosyal yardım ve işsizlik sorunlarının çözümüne yönelik olarak paylaştığımız ilkeler dikkate alındığında, halkımızın samimi desteğini göreceğimizi düşünüyorum. Bu ilkeleri de yine katılımcı bir anlayış ile hazırlıyoruz. Katkı sunmak isteyen vatandaşlarımızın, sosyal medya hesaplarımızdan bizlere ulaşmasını rica ediyorum. Bu ilkeleri hep birlikte daha da geliştirebiliriz.

Birlikte yöneteceğiz, birlikte sorunları çözeceğiz diyoruz. Halkımız şunu mutlaka sorgulamalıdır. 25 yıldır Beyoğlu’nu yönetiyorlar. Hangi soruna çözdüler? 25 yıl önce hangi sorun varsa, bugün de aynı sorunlar mevcut. Ne yazık ki iktidar oy için insanımızı kutuplaştırıyor. Kimse kimsenin düşmanı değil. Hep birlikte bu ülkede kardeşçe yaşıyoruz. Bu bir hizmet yarışıdır. Halkımız bu gerçeği, mutlaka değerlendirecektir.

Son olarak şunları belirtmek istiyorum. Türkiye’de iktidar olabilmek için İstanbul’u, İstanbul’da iktidar olabilmek için de Beyoğlu’nu kazanmamız gerekiyor. Sonuçta Beyoğlu’nda elde edilecek bir yerel seçim başarısının, İstanbul’un da Türkiye’nin de kaderini değiştireceğine inanıyorum. Bunun için de var gücümüzle çalışacağız.

Sayın Dr. Dursun Çiçek’e röportaj için çok teşekkür ediyoruz.

Röportaj kategorisindeki diğer haberler için: http://k2haber.com.tr/category/roportaj/

Okumaya devam et