Connect with us

Röportaj

Cengiz Özek: Kukla Sadece Çocuklara Yönelik Bir Sanat Değil

cengiz özek

K2 Haber olarak 24 Ekim’de başlayan ve 4 Kasım’a kadar sürecek olan Uluslararası Kukla Festivali Genel Sanat Yönetmeni Cengiz Özek ile keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.

Röportajı Gerçekleştiren: Gökay Genç (G.G. olarak anılacaktır)

Röportaj Yapılan: Cengiz Özek (C.Ö. olarak anılacaktır)

cengiz özek gökay genç

İlk Profesyonel Gösterimi Taksim’deki Atatürk Kitaplığı Açılışında Yaptım

G.G: 40 yıldır süre gelen bir serüven sanat yaşamınız…

C.Ö: Yıl 1983. Ortaokuldaki resim hocam Ali Kıyak. İlginçtir, kendisi İmam Hatip’te resim öğretmeniymiş ve orada Karagöz nasıl yapılır, değişik materyellerden karagöz yapımı gibi dersler veriyormuş. Hatta Sayın Cumhurbaşkanımızın ve İstanbul Belediye Eski Başkanı Sayın Kadir Topbaş’ın da öğretmenliğini yapmış. Biz de bunları Hocamızın cenazesinde öğrendik. Ali Hoca’nın bu öğretileri İmam Hatip’in müfredatına uymayınca bizim okula geldi ve aynı şeyleri bize öğretmeğe başladı. Benim de elim yatkın böyle şeylere. Hoca bir veriyor, ben beş yapıyorum. Bana bir müddet sonra deve diye hitap etmeğe başladı. Ben de diyorum böyle boylu poslu değilim, ufak tefek bir insanım. Eh.. Öyle eğri büğrü de sayılmam. Bu adam bana niye deve der ki, diye düşünür dururdum. Meğersem, Karagöz figürleri deve derisinden yapılırmış ve bir Karagöz sanatçısı için deve çok önemliymiş. Ve o gün bana deve dendiği için mutlu oldum. Aynı zamanda kökü saraya dayanan Şişman Ahmet, Hayalî Nazif ve Ragıp Tuğtekin zincirinin donanımıyla Karagöz eğitimi almış olan hocamız, beni de bu konuda eğitti.

Derken içimdeki girişimcilik ruhumun da katkısıyla İstiklal Caddesi’nde Kazım Taşkent Sanat Galerisi’nde (Bugünkü Galatasaray’daki Yapı Kredi Kültür Sanat’ın alt katı) 17 yaşında ilk sergimi açtım. Bu sergi olduğu gibi Hollanda Ulusal Müzesi tarafından satın alındı. Derken, 20 yaşında Topkapı Sarayı Müzesi’nde 2. sergimi açtım ve sonrasında Ayasofya Müzesi ve yurtiçi, yurtdışı onlarca sergi. İlk profesyonel gösterimi ise Taksim’deki Atatürk Kitaplığı’nın açılışında yaptım, yine 17 yaşındaydım. Derken Konservatuar Tiyatro Oyunculuk bölümünü bitirdim ve dünya kukla festivallerinde boy göstermeye başladım. Oynattığım Karagöz çok farklı, kendine özgü, dinamik, günümüzle buluşan bir gösteri olarak kabul edildi. Dünya festivallerinden sürekli davet almaya başladım. Bu kadar çok festivale davet edilince, ben de Karagöz’e armağan etmeyi düşündüğüm Uluslararası İstanbul Kukla Festivali’ni oluşturdum. Bugün 21.sini yapıyoruz ve Cengiz Özek 5 kıtada, elliye yakın ülkede, yüzden fazla şehirde Karagöz’e hizmet etti. İşte kırk yılın özeti.

Bu İçerik İlginizi Çekebilir  YouTube 58 Milyon Videoyu Yayından Kaldırdığını Açıkladı

Sıfır Liraya Bir Festival Ortaya Çıkaran Bir Çabayız

G.G: 21 yıldır  tek başına bir festivali sürdürmek oldukça zor olsa gerek…

C.Ö: Bizim festivalimiz özel bir festival. Yani belirli bir yerden düzenli bir ekonomik bir kaynağı yok. Keşke olsaydı. Ama bunun da başka bir güzelliği var. Kendi ayaklarımız üstünde durduğumuz için kimse bize ‘ben artık para vermiyorum, festival yapılmasın’ diyemez. Biz bilet satışıyla festivali ayakta tutabiliyoruz. Tabii ki, ülkemizdeki yabancı ülke kültür merkezlerini, dünyadaki çeşitli kültür fonlarını harekete geçirerek. Konuk ettiğimiz kukla gruplarının bazılarının masraflarını da bu şekilde karşılayabiliyoruz ama nereden bakarsanız bakın, kendi yağında kavrulan ve sıfır liraya bir festival ortaya çıkaran bir çabayız. Öyle ki, bu sistemi dünyada anlatarak para kazandığımı bile söyleyebilirim.

cengiz özek

Karagöz Aracılığıyla Ülkemi Temsil Etmekten Gurur Duyuyorum

G.G: Bu yıl festivalde hangi ülkeler, hangi oyunlar var?

C.Ö: Bu yıl festivalimize her yıl olduğu gibi yine butik gösteriler katılıyor. Geniş bir coğrafyadan seçki sunuyoruz: Fransa, İspanya, İtalya, Portekiz, Tayvan, Hong Kong, Saray Bosna, İran, Çin ve Türkiye.

G.G: Siz de bir çok ülkeye gidiyorsunuz ve sanatınızı sergiliyorsunuz. Türkiye’ye ve size bakışları, ilgileri nasıl oluyor?

C.Ö: Sözlerimin başında da söylediğim gibi oynattığım Karagöz fevkalade denecek ilgiyi topluyor. Topluyor ki bunca ülkeye Karagöz gösterilerimi taşıyabildim. Bizim bilmediğimiz Karagöz’ü dünya kuklasıyla ilgilenen ve festivaller düzenleyen kukla sanatçıları her yönü ve boyutuyla biliyor. Karagöz hangi ülkeleri etkiledi? Balkanları, Yunanistanı, Macaristanı, Romanyayı, Kıbrısı, Kuzey Afrikayı, Orta doğuyu, Mısırı nasıl etkiledi, nasıl adını verdi, dünyadaki meslektaşlarımız bunları biliyor. Türkiye’ye nasıl bakıyorlar, onu bilemeyeceğim ama benim kişiliğimde Türkiye ile iyi ve beklentilerinin çok üstünde bir iletişim kurabildiklerini biliyorum. Nihayetinde Karagöz aracılığıyla ülkemi uluslararası platformda temsil etmekten ve pozitif algı yaratıyor olmaktan gurur duyuyorum.

Bu İçerik İlginizi Çekebilir  Mehmet Dilbaz: İstanbul'un Kültürel Kimliğini Kaybettik

G.G: Geçtiğimiz yıl ki festival beklentilerinizi karşıladı mı? Bu yıl için öngörüleriniz nelerdir?

C.Ö: Geçen yıl festivalimiz bize bu yıl da festival yapma enerjisini verdi dersem sanırım sorunuzun cevabını vermiş olurum.

cengiz özek kukla festivali

Murat Hüten İle Birlikte “Benim Karagözüm”ü Anlatacağız

 

G.G: Bu yıl geçtiğimiz yılllara göre farklılıklar, sürprizler var mı?

C.Ö: Bu yıl benim kukla sanatına başlamamın 40. yılı olması nedeniyle, beni Karagöz dünyasında farklı kılan oyunlarımın tamamını canlı olarak görebilmeniz mümkün olacak. Ayrıca perde önü ve perde arkasında nasıl hareket ettiğimi gösteren özel çekim videolarım da seyirciyle buluşacak. Söyleşi ayağında ‘Benim Karagözüm’ü anlatma imkanı bulacağım ve bu söyleşiyi beraber eğitim gördüğümüz ikinci bir mesleği olmasına rağmen, meslektaşım diye hitap edebileceğim, dostum Murat Hüten’le gerçekleştireceğiz. Öte yandan geleneksel bir kukladan, ki bu kukla Çin gölge kuklası, hareketle çağdaş bir film nasıl hazırlanır sorusuna cevap veren Çin’den gelen ekip, bizim Karagözümüzün de ilerlediği yola bir ışık tutacaktır. Öte yandan festivale katılan diğer oyunlarımız da, özenle seçilmiş, değişik kukla tekniklerini anımsatan, bizi kendi dünyasına çekip motive edecek gösterilerdir.

G.G: Kukla her türlü malzemeden yapabiliyor mu, size en enterasan gelen örnekler…

C.Ö: Siz kukla yapmak istiyorsanız ve derdinizi kuklayla ifade etmeyi arzu ediyorsanız, o zaman yolda yürürken karşılaştığınız bir çok malzeme kukla sınırları içinde size hizmet etmek istemeye can atıyordur inanın.

Kukla Sadece Çocuklara Yönelik Bir Sanat Değil

G.G: Kukla tiyatrosunun en çok geliştiği ülkeler hangileri?

C.Ö: Artık günümüzde o ülke bu ülke demek yanlış olur. Çünkü bir ülkeden birisi çıkıyor, müthiş bir şey yapıyor. Bu demek değilki o ülke bu sanatta başarılıdır. Artık globalleşen dünyamızda sanatçıların birbiriyle etkileşimlerinin yarattığı ortam hangi coğrafyada olursa olsun ilginç eserlerin çıkmasına her zaman izin veriyor.

Bu İçerik İlginizi Çekebilir  Yeşim Gürsucu: Hikayeleştirme, Ürün ve Hizmet Pazarlamanın En Etkili Yolu

G.G: Kukla ve kukla tiyatrosunun çocukların yaratıcı dünyasına ne gibi faydası var ?

C.Ö: Kukla sadece çocuklara yönelik bir sanat değil. Büyüklerin de ilgi alanına giren bir çok gösteri mevcut. Fakat ana okulunda kukla yapan ve oynatan bir çocuk inanılmaz bir şekilde özgüven sahibi oluyor, el becerisi artıyor. Dünyayı bir kuklacı naifliği içinde algılıyor. Bunu hayat ilkesi olarak da sürdürürse dünya huzura kavuştu demektir.

G.G: Karagöz Vakfı’nın binasında bir kukla müzesi ve bir cafe de açıyorsunuz. Biraz da bu oluşumdan bahseder misiniz?

C.Ö: Bu ofis, atölye, kafe, müze kavramlarının iç içe girdiği minik bir mekan. Ama dünya kuklasından da bir çok örnekte görebiliyorsunuz. Amacımız biz ofiste otururken veya kukla yaparken seyircimizle canlı bir iletişim kurabilmek. Tiyatro o anda yapılan bir sanattır. Bundan hareket ettik ve seyircimizle o an bir kahve içerken iletişim kurmak istedik. 40 yıl hatırı olan bir kahveye hepinizi bekliyoruz.

Festivalle ilgili detaylı bilgiye www.kuklafestivali.com adresinden ulaşabilirsiniz.

***

Sayın Cengiz Özek’e röportaj için çok teşekkür ediyoruz.

Kukla sanatına ve ülkemizin tanıtımına sağladığı değerli katkılar için, K2 Haber olarak içten şükranlarımızı sunuyoruz.

Röportaj kategorisindeki diğer röportajlar için: http://k2haber.com.tr/category/roportaj/

reklâm
Yorum Yapmak İçin Tıklayın

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ekoloji

Kazdağları Kardeşliği: Derelerimiz, Ormanlarımız Yok Olma Tehlikesi Altında

kazdağları kardeşliği

Doğa savunucuları ve çevre örgütleri bugün Çanakkale İskele Meydanı’nda saat 18:30’da #KazDağlarıHepimizin başlığı altında büyük bir miting düzenliyor. Çanakkale Atikhisar Barajı’nın su havzasında gerçekleştirilmek istenen metalik madencilik işletme faaliyetlerine durdurmak için mücadele eden, sosyal medya platformlarından ‘Kazdağları Kardeşliği’, Kazdağları’ndaki  ağaç ve çevre katliamına ilişkin sorularımızı yanıtladı.

– Kirazlı’da neler oluyor? Bu bölgenin Çanakkale için önemi nedir?

Kanadalı Alamos Gold Inc. şirketinin Türkiye’deki taşeronu olan Doğu Biga Madencilik, Kirazlı Balaban mevkii ve Bayramiç Cazgırlar köyü arasındaki sahada metalik madencilik yapmak istiyor. 2012’den beri çevre derneklerinin hukuki mücadelesi sürüyor. 3500 hektarlık bir alanın söz konusu olduğu dava, Danıştay’da temyiz aşamasında. Buna rağmen firma, Mart 2019’da Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’ndan inşaat faaliyetlerine başlamak için işletme izni alabildi. Projenin ilk aşamaları, firmanın ÇED raporuna göre 45.650 ağacın kesilmesi olarak planlanmıştı. Haziran ortasında yapılan tıraşlama ile ormanlarda devasa bir yara açıldı ve Tema Vakfı’nın uydu görüntüleri üzerinden tespit ettiği üzere, maden sahası ve yol bağlantıları için yaklaşık 195 bin ağaç kesildi. Yani ÇED raporunda belirtilenin 4 katından fazla ağaca kıyıldı ve onlarla birlikte yaşayan yaban hayatı da yerinden edildi.

Kirazlı Maden sahası, Çanakkale merkeze sadece 30 km uzaklıkta ve Çanakkalelilerin, 180 bin insanın tek tatlı su kaynağı olan Atikhisar Barajı’nın su havzasında yer alıyor.

Kazdağları sadece insanlar için değil birçok canlı türü için önemli bir ekosistem. Bölgenin özelliklerinden bahseder misiniz?

Kazdağları’nın kuzey yamacında, meşe, çam ormanları ile birlikte dünyada sadece Türkiye’de yaşayan 7 bitki türünün yaşam alanı burası. Bölgede 18 memeli, 41 kuş, 10 sürüngen ve 117 böcek türü yaşıyor. Orman 283 farklı bitki türüne ev sahipliği yapıyor. Planlanan maden projesi hayata geçerse 20 bin ton siyanür kullanacak ve siyanürle birlikte arsenik gibi birçok ağır metal ortaya çıkacak. Bütün bir kentin tek su kaynağı. Kazdağları’nın dereleri, yer altı suları ve tarım alanları kirlilik tehdidi altında, ormanları, nadir bitkileri ve tüm canlı hayatı ise yok olma tehlikesi ile karşı karşıya.

Kazdağları birçok canlının yaşadığı çok hassas bir ekosistem hem Türkiye hem de Dünya için önemi çok büyük. Ama ne yazık ki tüm değerleriyle koruma altına almak yerine, maden ve enerji sektörünün hizmetine sunuluyor. Çevre derneklerinin ve Çanakkaleli vatandaşların hukuki olarak mücadele ettiği daha birçok maden alanı var. Tüm bunlara izin verilirse, şu an temiz havasıyla akciğerlerimiz olan Kazdağları ve Çanakkale büyük zarar görecek.

Bu topraklar ayrıca tarım açısından da çok önemli, halkın büyük çoğunluğu geçimini tarımdan sağlıyor. Eğer bu projelere izin verilirse Çanakkale domatesi, Bayramiç beyazı, Ezine peyniri diye bir şey kalmayacak.

– Bugün gerçekleştirilen mitingte doğa savunucularının talepleri nelerdir?

Biz öncelikle Çanakkale Valiliği’nden ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan, ÇED’e aykırı olarak kesilen ağaç sayısını tespit etmelerini ve ÇED’e aykırı ilerleyen işletmeyi acilen durdurmalarını talep ediyoruz.

Kazdağları üzerinde ne yazık ki işletme izni bekleyen 30’a yakın madencilik projesi bulunuyor. Sırf Kirazlı’daki ruhsat sahibi Alamos Gold firmasının Kazdağları üzerinde 2 projesi daha var. Her iki proje de köylerin içme ve kullanma sularının havzaları ve Çanakkale Boğazı’ndan döküldüğü yere kadar geçtiği tüm tarım arazilerini sulayan Karamenderes Çayı’nın doğduğu alanda.

Kazdağları sadece insanların yaşam alanı değil, burada milyonlarca masum canlı yaşıyor. Biz Çanakkale halkı olarak yaşadığımız yeri korumamız gerektiğine inanıyoruz. Yetkili kişilerden de aynı duyarlılığı göstermelerini ve Kazdağları üzerine yapılması planlanan vahşi madencilik projelerine izin vermemelerini istiyoruz.

Kazdağları Kardeşliği platformu gönüllülerine teşekkür ediyoruz.

Bu İçerik İlginizi Çekebilir  YouTube 58 Milyon Videoyu Yayından Kaldırdığını Açıkladı

Ekoloji kategorisindeki diğer haberler için: http://k2haber.com.tr/category/ekoloji/

Röportaj kategorisindeki diğer içerikler için: http://k2haber.com.tr/category/roportaj/

Okumaya devam et