Connect with us

Röportaj

Dursun Çiçek: Beyoğlu’nu Kazanırsak, İstanbul’un Kaderini Değiştirebiliriz

dursun çiçek beyoğlu

K2 Haber olarak Ergenekon ve Balyoz kumpas davaları ile yıllarca mağdur edilen, 25. ve 26. Dönem CHP İstanbul Milletvekili Dr. Dursun Çiçek ile Beyoğlu Belediye Başkan Adaylığı sürecine ilişkin konuştuk. Keyifli okumalar dileriz.

Röportajı Gerçekleştiren: K2 Haber (K2 olarak anılacaktır)

Röportaj Yapılan: Dursun Çiçek (D.Ç. olarak anılacaktır)

Beyoğlu , İstanbul’un Başkenti Diyebileceğimiz Bir İlçedir

K2: 25-26. Dönemde üç yıl süre ile TBMM’de mücadele ettiniz. Bugün geldiğimiz noktada, Beyoğlu gibi oldukça stratejik öneme sahip bir ilçeden Belediye Başkan Aday Adayı oldunuz. Beyoğlu’nu Sizin İçin Özel Kılan Nedir?

D.Ç: 07 Haziran 2015 genel seçimlerinde, ön seçimle ikinci sıradan aday oldum. Milletvekilliği seçimlerinden sonra üç yıl süre ile İstanbul İkinci Bölge’den 25. ve 26. Dönem Milletvekilliği yaptım. İki dönemi, yoğun geçen bir siyasi süreci, 24 Haziran’daki erken seçimler ile tamamlamış olduk.

Seçimlerle gelinen bütün görevlerde iki dönem sınırlamasını ve gençlerle kadınların seçmen oldukları oranda yönetimde görev almasını savunan bir sosyal demokrat siyasetçi olarak, üçüncü dönem yani 27. Dönem için Milletvekilliği adaylığı başvurusunda bulunmadım.

2015-2018 yılları arasındaki milletvekilliğim sürecinde Beyoğlu ilçesinde, örgütümüz ile birlikte birçok seçim ve referandum çalışmasında bulundum. Taksim’de yapılan resmi tören ve etkinliklere iştirak ettim. Bu çalışmalarda özellikle birlikte görev yaptığımız emekçi cumhuriyet kadınlarımızın ve gençlerimizin özverili ve başarılı çalışmalarının altını çizmek istiyorum. Beyoğlu’ndaki parti emekçilerimizin ve her şartta partisine sahip çıkan seçmenlerimizin aday olmam yönündeki isteklerine destek vermeyi, bir görev olarak kabul ettim. Beyoğlu’nda seçmen iradesinin hâkim olduğu, halkçı ve toplumcu belediye hizmet anlayışını yeniden etkin kılmak için de aday başvurumuzu gerçekleştirdik.

Beyoğlu’nda 1994 yılından beri AKP çizgisinde siyaset yapan, seçmenden ve demokrasi dâhil tüm evrensel değerlerden uzaklaşan bir belediyecilik anlayışı var. Taksim Meydanı, İstiklal Caddesi, Gezi Parkı, Galata Kulesi, Karaköy ve Kasımpaşa gibi tarihi yerleri ile Beyoğlu, İstanbul’un en önemli tarihi ve turistik ilçesidir. İstanbul’daki resmi törenlerin Taksim Meydanı’nda yapıldığı da dikkate alındığında, aslında 39 ilçe arasında Beyoğlu, İstanbul’un Başkenti diyebileceğimiz bir ilçedir. Beyoğlu ilçesi sınırları içerisinde, İstanbul’un otel ve eğlence sektörünün üçte birine yakın kapasitesi bulunuyor. Bu sebeple Beyoğlu’nda işsizlik sorunu ile birlikte yoksulluk ve ekonomik sorunların çözülmüş olması gerekirdi. Ancak gerçeğin böyle olmadığını çok biliyoruz. Belediyeden sosyal yardım alan, işsizlik sorunu ile boğuşan binlerce Beyoğlu seçmeni var. 25 yıldır bu sorun çözülememiştir. Çözülemediği gibi geçim sıkıntısı nedeniyle sosyal yardıma muhtaç duruma düşürülen vatandaşlarımızın sayısı her yıl artmıştır.

Bunun sebebi nedir? Çünkü Beyoğlu’nun temel istihdam ve gelir kaynakları olan konaklama, sanat, eğlence ve kültür etkinlikleri ve hizmet sektörü çeyrek asırdır siyasi iktidarın açık veya örtülü baskısı altındadır. İktidar her yerde olduğu gibi Beyoğlu ilçesinde de seçmenlerin ve iş yeri sahiplerinin sosyal yaşantısına veya yaşam tarzına doğrudan veya dolaylı olarak müdahale etmektedir. Beyoğlu esnafının yaşadığı sorunlar herkesin malumu. Bugün yaşanılan bu tabloyu, Beyoğlu hak etmemektedir.

Bu İçerik İlginizi Çekebilir  CHP'de Silivri, Maltepe, Bodrum ve Etimesgut Adayları Açıklandı

Yerel seçimlerde demokratik değişimi gerçekleştirmek, Beyoğlu ilçesini ve seçmenini tarihi ile buluşturmak ve refahlarını arttırmak için mücadele edeceğiz. Sonunda doğru olan, hak ve özgürlükleri savunan, seçmeni ve çevreyi esas alan, halkçı ve toplumcu bir anlayışla yönetmeye hazır olan bizler kazanacağız. Bu noktada seçimlerden sonra Beyoğlu özelinde muhtarlıklar, eğitim ve inanç merkezleri, başta meslek örgütleri ve hemşehri dernekleri olmak üzere sivil toplum örgütleri, sanat ve kültür alanında öne çıkan kanaat önderleri ile birlikte Beyoğlu’nu yöneteceğiz. Yerel yönetimde demokrasi ve dayanışmanın en güzel örneklerini vereceğiz. Kaynakları verimli ve etkin bir şekilde kullanacağız.

dursun çiçek beyoğlu

Dr. Dursun Çiçek Sivas-Yıldızeli Pamukpınar Öğretmen Okulu mezunudur.

Kadınlarımızı ve Gençlerimizi Yönetime Taşıyacağız

K2: Önemli Bir Eğitim Geçmişiniz Bulunuyor. İşletme Alanında Doktoranız Var. Dursun Çiçek Olarak Bu Özellikleriniz Pek Bilinmiyor.

D.Ç: Aslında Tokat-Reşadiye Umurca Köyünde tamamladığım ilkokuldan sonra Köy Enstitülerinin devamı olan Sivas-Yıldızeli Pamukpınar Öğretmen Okulunda altı yıl yatılı okuduktan sonra Harbiye sınavlarını kazanarak eğitimimi sürdürdüm. Çağdaş Türkiye Cumhuriyetini kuran, kadınlarımıza seçme ve seçilme haklarını dünyadaki birçok ülkeden önce veren Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ve mücadele arkadaşlarının önemli bir bölümünün eğitim gördüğü okullarda, Harbiye’de ve Harp Akademilerinde yıllarca eğim aldım. 35 yıl vatanımıza ve milletimize sadakatle hizmet ettim. Binlerce Mehmetçiğe komutanlık yaptım. Onların eğitimine ve hayata hazırlanmasına destek verdim. Lisans eğitimim İşletme Yönetimi, Yüksek Lisans Eğitimim Stratejik Planlama ve Doktora Eğitimim ise Yönetim ve Organizasyon üzerinedir. “Örgütlerde motivasyon ve iş yaşam kalitesi” konusu üzerine doktora tezim bulunmaktadır. Bu eğitim süreçlerinin tamamında da derecelerim mevcuttur. Görev döneminde demokratik liderlik, toplam kalite yönetimi, müzakere teknikleri ve sorunların tespiti ile çözüm analizleri konularında ilave eğitim ve kurslar ile yönetim konusundaki bilgi ve tecrübelerimizi geliştirme fırsatlarımız oldu.

Sonuç olarak 35 yıllık devlet yönetim tecrübesi, aldığımız eğitimler ve başta kumpas davaları olmak üzere milletimizin bizzat şahit olduğu hukuk ve adalet mücadelemiz ile Beyoğlu’nu yönetmeye hazırız. Bu arada halen İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinde öğrencisiyim. Son on yılda bizzat yaşayarak ve yıllarca mağdur olarak, Sevgili Avukatım ve Kızım İrem Çiçek ile birlikte verdiğimiz, hak, hukuk, adalet mücadelesini başarıya ulaştırmanın gayreti içindeyiz. Hayatın her alanında da bu mücadeleyi sürdürmeye kararlıyız. Beyoğlu’nun yönetiminde hukuk ve adaleti, eşitlik ve demokrasiyi etkin kılacağız, kadınlarımızı ve gençlerimizi seçmen oldukları oranda mutlaka yönetime taşıyacağız.

Kasımpaşalılar İle Birlikte Hesap Soracağız

K2: Uzun Zamandır Saha Çalışmaları Gerçekleştiriyorsunuz. İzlenimlerinizi Aktarır Mısınız?

D.Ç: Beyoğlu sınırları içinde yer alan mahalleleri, muhtarlarımızı, başta meslek örgütleri ve hemşeri dernekleri olmak üzere sivil toplum örgütlerini ve işyerlerini ziyaret ediyoruz. Beyoğlu seçmeninin sorunlarını ve çözüm önerilerimizi konuşuyoruz. En öncelikli sorunun Kentsel Dönüşüm ile birlikte sosyal yardımlar ve işsizlik olmak üzere geçim sıkıntısı olduğunu görüyoruz. Bu sorunların çözümü maksadıyla yaptığımız taslak çalışmaları, projelerimizi ve çözüm önerilerimizi paylaşıyoruz.

Bu İçerik İlginizi Çekebilir  Girişimciye Dönüş: 13 Adımda Kendi Girişiminizi Kurmanızı Sağlıyoruz

Bir dönem sonra, yani 2024 yılına kadar, Beyoğlu bölgesindeki işsizlik ve kentsel dönüşüm sorunu ile birlikte tapu ve mülkiyet sorununu birlikte çözeceğimizin sözünü veriyoruz. Beyoğlu seçmeni bizi yakından tanıyor ve samimi olarak sevgi ve saygı gösteriyor. Son on yılda verdiğimiz hukuk ve adalet mücadelesini yakından takip ettiğini ve yaşadığımız mağduriyete rağmen devletin ve milletin yanındaki dik duruşumuzu takdir ediyor. Onların bizleri adalet ve mücadele kavramlarını sembolleştiren bir asker ve aydın olarak görmelerinden büyük onur duyuyoruz. Bu güven ve samimiyetin seçimlerde bizi başarıya taşıyacağına inanıyoruz.

Beyoğlu ilçesi sınırları içinde bulunan, yüzyıllardır Bahriye’nin merkezi olmuş Kasımpaşa bölgesinde konuşlu Kuzey Deniz Saha Komutanlığı, Askeri Taşkızak Tersanesi, Deniz Hastanesi, İkmal ve Lojistik birimleri var. Yani Beyoğlu halkının denizci bir yapısı vardır, Deniz kuvvetlerinde başarı ile hizmet etmiş Bahriyeli kardeşlerine de seçimlerde samimi destek vereceklerdir.

Ergenekon ve Balyoz gibi sözde darbe davalarında emperyalizmin uşaklığını yapan FETÖ suç örgütü ve ortaklarının Türk Deniz Kuvvetlerini hedef aldığını biliyoruz. Bahriyelileri yıllarca mağdur eden bu şer güçlerinden Kasımpaşalılar ile birlikte hesap soracağız.

İnsanımızın Mahallesinden, Komşusundan Ayrılmamasını İstiyoruz

K2: Beyoğlu’nun Önemli Sorunları Nelerdir? Bu Kapsamda Bazı Projeleriniz Var. Biraz Bahseder Misiniz?

D.Ç: Kentsel dönüşüm en önemli sorun. Sağlıklı bir konut, sosyal çevre, trafik ve otopark sorunu ile yeşil alan ve güvenlik sorunlarının hepsi birbiri ile ilintili. Biz rantsal değil, yerinde dönüşüm için çabalıyoruz. Bir dönüşüme gerçekten ihtiyaç var. Fakat biz insanımızın mahallesinden, komşusundan ayrılmamasını istiyoruz. Ne yazık ki geçmiş uygulamalara baktığımızda, tedirgin olmamak elde değil. Tarlabaşı’nı gördük, görüyoruz. Oranın insanı, dönüşüm denilerek sürgün edildi.

Yerinde dönüşüm ile birlikte tapu ve mülkiyet sorunu çözülecek, trafik ve otopark sorununun çözümü sağlanacak. Gençlerimiz için büyük bir sorun olan uyuşturucu ile mücadeleye önemli bir katkı sağlanmış olacak. Güvenlik noktasında da iyi bir dönüşüm ile hırsızlık vb. suçların önüne geçebiliriz. Biz hak sahipleri ile inşaat firmalarını baş başa bırakmayacağız. Biz de belediye olarak hak sahiplerinin arasında yer alacağız. İyi uygulama örneği olarak Beyoğlu’nda yerinde dönüşümü sağlayacağız. Beyoğlu sokaklarını beş yıl içerisinde mutlaka daha çağdaş, yaşanabilir ve güvenlikli bir hale getireceğiz.

Beyoğlu seçmeninin diğer temel sorunu ise geçim sıkıntıdır. Bunu temelinde de işsizlik yatmaktadır. Hizmet sektörü olan konaklama, sanat, kültür ve eğlence sektöründe İstanbul için çok önemli bir konumu olan Beyoğlu’ndaki iş yerlerinde, en az % 51 oranında Beyoğlu seçmeninin istihdam edilmesi için işverenleri teşvik edeceğiz. Herkese iş ve aş bulma adına, öncelikle sosyal yardımlara muhtaç olan ailelerdeki gençleri ve kadınları iş sahibi yapacağız. Belediyenin eğitim imkânlarını kullanarak meslek edindirme kursları ile işverenlerin ihtiyacını karşılayacak nitelikte ve liyakatte iş gücü yetiştireceğiz. Özellikle gençlere yazılım ve kodlama eğitimleri vereceğiz. Gençlerimizi geleceğe hazırlayacağız.

Bu İçerik İlginizi Çekebilir  Bahçeli: İttifakta Yokuz, Seçimde Kendi Yolumuzu Çizeceğiz

Sosyal yardımları “Vatandaşlık Temel Geliri Konsepti” esasında net olarak %50 artıracağız. Bu yıl enflasyonun özellikle mutfakta % 25’leri aştığı gerçeğinin farkındayız. Bu yardımları da vatandaşlarımızı rahatsız edecek, gururlarını kıracak şekilde yapmayacağız. Yolsuzluklara ortam hazırlayacak yöntemler yerine, Aile Sigortası kapsamında akıllı kart sistemi ile yardımlarımızı şeffaf bir şekilde gerçekleştireceğiz.

Bir de şu konuyu vurgulamak istiyorum. Belediye emekçileri için asgari ücreti 01 Nisan 2019 tarihinden itibaren 2.200 TL olarak uygulayacağız. Tüm CHP’li belediyelerde asgari ücret net 2200 TL olacak ve hiç kimse işinden edilmeyecek. Bilerek insanları korkutuyorlar, biz kimsenin ekmeği ile oynamayız.

dursun çiçek beyoğlu

Dr. Dursun Çiçek TBMM’de 25. VE 26. Dönem İstanbul Milletvekili olarak görev yapmıştır.

Siyasi Görüş Ayrımı Yapmayacağız

K2: Beyoğlu Seçmeni Size Niçin Oy Vermeli?

D.Ç: Tarihi yapısı ile öne çıkan Beyoğlu farklı değerlerin birleştiği çok önemli bir kültür, turizm ve ticaret merkezi. Bu ayrıştırmanın ve ötekileştirmenin, nefret dilinin yerine demokrasi ve adaletin, barışın ve hoşgörünün hâkim olmasını amaçlıyoruz. Beyoğlu’nda hiçbir siyasi görüş ayrımı yapmadan, herkesi kucaklayan bir yerel seçim modeli, yeni bir yönetim tarzı oluşturacağız.

Kentsel dönüşüm ve sosyal yardım ve işsizlik sorunlarının çözümüne yönelik olarak paylaştığımız ilkeler dikkate alındığında, halkımızın samimi desteğini göreceğimizi düşünüyorum. Bu ilkeleri de yine katılımcı bir anlayış ile hazırlıyoruz. Katkı sunmak isteyen vatandaşlarımızın, sosyal medya hesaplarımızdan bizlere ulaşmasını rica ediyorum. Bu ilkeleri hep birlikte daha da geliştirebiliriz.

Birlikte yöneteceğiz, birlikte sorunları çözeceğiz diyoruz. Halkımız şunu mutlaka sorgulamalıdır. 25 yıldır Beyoğlu’nu yönetiyorlar. Hangi soruna çözdüler? 25 yıl önce hangi sorun varsa, bugün de aynı sorunlar mevcut. Ne yazık ki iktidar oy için insanımızı kutuplaştırıyor. Kimse kimsenin düşmanı değil. Hep birlikte bu ülkede kardeşçe yaşıyoruz. Bu bir hizmet yarışıdır. Halkımız bu gerçeği, mutlaka değerlendirecektir.

Son olarak şunları belirtmek istiyorum. Türkiye’de iktidar olabilmek için İstanbul’u, İstanbul’da iktidar olabilmek için de Beyoğlu’nu kazanmamız gerekiyor. Sonuçta Beyoğlu’nda elde edilecek bir yerel seçim başarısının, İstanbul’un da Türkiye’nin de kaderini değiştireceğine inanıyorum. Bunun için de var gücümüzle çalışacağız.

Sayın Dr. Dursun Çiçek ’e röportaj için çok teşekkür ediyoruz.

Röportaj kategorisindeki diğer haberler için: http://k2haber.com.tr/category/roportaj/

reklâm
Yorum Yapmak İçin Tıklayın

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Röportaj

Kazım İsyandır: Önce Müzisyen, Biraz Karadenizli Ama Hepsinden Önemlisi Bir Devrimciydi

kazım isyandır kazım koyuncu

K2 Haber olarak Kazım Koyuncu’nun aramızdan ayrılışının 14. yıl dönümünde Kazım’ın dostları ve sevenlerinin oluşturduğu “Kazım İsyandır” ile bir röportaj gerçekleştirdik. Kazım Koyuncu’yu sevgi, saygı ve özlemle anıyoruz. Keyifli okumalar dileriz.

Kazım İsyandır tüm Kazım sevenlere ait olduğu için, röportajı verenler isimlerinin etkinliğin önüne geçmemesi için, kendi istekleri ile röportajda isimleri ile anılmamaktadır.

Röportajı Gerçekleştiren: Murat Büyükyılmaz 

Önce Müzisyen, Biraz Karadenizli Ama Hepsinden Önemlisi Bir Devrimciydi

Öncelikle ‘Kazım İsyandır’ kimlerden oluşmaktadır, sizi bir araya getiren amaç nedir? Bize biraz hikâyenizi anlatır mısınız?

2015 yılında Kazım ile ilgili bir anma etkinliği yapıldı ve bu ne yazık ki biletli bir etkinlikti. Kazım’ın adının geçtiği bir yerde, bir etkinliğin biletli yapılması bizi açıkçası çok rahatsız etti. Anma denilen şeyin para karşılığında yapılması doğru değildir. Bu ücretli duruma tepki olarak, Kazım’ın sevenleri olarak bir araya geldik ve etkinliğin ismine de ‘Kazım İsyandır’ dedik. Yani işin özünde Kazım anmasının ticarileştirilmesine tepki vardı. Bu yıl bizim beşinci anmamız olacak. Biz bu işi yapalım dediğimizde, yani ilk başladığımızda 3 kişiydik. 10, 20, 40 kişi derken, bugün ‘Kazım İsyandır’ olarak alanda 10 binlerle buluşuyoruz.

Aslında kendilerine bir yandan da teşekkür ediyoruz. Bir nevi vesile olmuş oldular. Çünkü bu etkinlikler, Kazım öldükten tam 10 yıl sonra başladı. Kazım’ın şoku hala üzerimizdeydi, üzerimizden atamamıştık. Böyle bir anma ile bizi kendimize getirdiler. Bizim amacımız hep şuydu, biz başlatalım ama bu iş tüm Kazım sevenlerine ait olsun. Yani nerede anma yapıyorsak, orası kime aitse, kim üstlenebiliyorsa, kim devam ettirebiliyorsa o yapsın, hatta mahalleli yapsın istedik. Tabi yerin de önemi vardı. Bugün Abbasağa demek, Çarşı demek. Bu anlamda Çarşı ile de yakınlığımız oldu. Bu bazen diğer taraftar grupları tarafından ne yazık ki yanlış anlaşılabiliyor. Kazım’ın ölümünden sonra, Çarşı tüm sosyal medya hesaplarından Kazım’ı her zaman anmıştır. Çarşı grubu Kazım’a sahip çıktığı için, samimi olduğu için, yakınlığımız oldu. Çarşı da böyle bir organizasyonda yer almaktan dolayı her zaman onur duyduğunu ifade ediyor ve Kazım’ı her şeyden önce duruşu ile sevdiklerini belirtiyorlar.

Kazım’ın Hayali Sahnelerin Olmadığı, Herkesin Şarkı Söylediği Bir Dünyaydı

– Kazım Koyuncu’nun dünyasını ele alalım. Onun dünyasında ne vardı, ne yoktu? Kazım Koyuncu’yu siz nasıl anlatıyorsunuz?

Kazım’ı ne kadar tanıdığımız bize hep soruluyor. Onlara hep şu cevabı veriyoruz. Siz ne kadar tanıyorsanız, biz de o kadar tanıyoruz. Çünkü Kazım kimseye farklı bir şey vermedi. Eksik veya fazla tanımıyoruz. Çünkü onu tanımak için illa birlikte oturmak gerekmiyor. Bu toplumun her kesimine sesi ile müziği ile enerjisi ile duruşu ile ulaşmış bir insandan bahsediyoruz. Kazım önce müzisyen, biraz Karadenizli ama hepsinden önemlisi bir devrimciydi. Hayatını da hep böyle yaşadı.

Kazım, Laz kimliğini de pek öne çıkarmadı. Aslında devrimci kimliğini de ön plana çıkarmadı. Bu özelliklerini müziğine de yansıtmadı. Kazım sahnelerin olmadığı, herkesin şarkı söylediği bir dünya hayal ediyordu. Söz sözü açıyor, mesela geçen sene kaymakamlık tarafından yasaklandık, bize sahne verilmedi. Bu Kazım’ın isteğinin yerine gelmesiydi aslında. İnsanlar parka geldi ve küçük bir kolonla, sahne olmadan Kazım şarkılarını söyledik. İşte onun hayal ettiği şey tam da buydu.

Kazım’ın şarkılarında, sözlerinde bir devrim yoktur. Kazım da ‘ben seni sevdiğimi dünyalara bildirdim’ dedi. Gelevera deresi, ella ella dedi. O yörenin şarkılarını söyledi. Ama devrimciliğini, arka planda duran müziğinde yaptı. Alt yapıda duyduğumuz müzikler bize, onun devrimci olduğunu, müzik üzerinden devrimi anlatmak istediğini gösterdi. Sözle bunu yapmadı. Rock motifleri geldi, bir anda Rock’n Roll içerisinde bulduk kendimizi. Has Karadeniz müziği de var. Sonraki bütün gruplara bakın, kemençenin yanına gitar koymuştur. İşte bu yolu açan Kazım’dı.

Diyarbakır’da Hopalı Demek, ‘Kazım’ın Memleketi’ Demek

– Kazım’ın sanatı nasıl şekillendi? Koşulları nasıldı? Kazım’ı Türkiye’nin bu kadar sahiplenmesinde, bu koşulların etkisi nedir?

Bu İçerik İlginizi Çekebilir  CHP'de Silivri, Maltepe, Bodrum ve Etimesgut Adayları Açıklandı

Kazımın çok güzel bir sesi vardı. Biri o sesi duyduğunda, asla kayıtsız kalamıyordu. Bu sesi devamlılık haline nasıl getirebilirsiniz? Burada da Kazım’ın enerjisi ve duruşu devreye giriyordu. Şunu da söyleyeyim, Kazım bizi hayal kırıklığına hiç uğratmadı. Bir insan dört dörtlük olur mu, Kazım oldu.

Bir kısa diyalogu anlatayım size. Kazım İstanbul’a ilk geldiği zamanlarda, babası çok tedirgindi. Kazım, Beyoğlu’nda yaşıyor. Babası tinerci çocuklar için Kazım’ı bir gün uyarıyor. Kazım’ın babasına verdiği cevap, onun neden hala yaşatıldığının örneğidir. Kazım, “Onlar benim sevgilim, sen merak etme onlardan bana zarar gelmez, param varsa paylaşıyorum” demiş. Yani Kazım hiçbir insanı ayırt etmeden seven bir insandı.

Mesela başka bir örnek vereyim. Ben bir Hopalıyım. Diyarbakır’a gittiğimde, ben Hopalıyım dediğimde, herkes Kazım’ın memleketi diyor. Hopalı demek, Kazım’ın memleketi demek orada. Genelde şöyle bilinir ya Karadenizliler Kürtleri sevmez diye ama inanın Kürtler sırf Kazım Koyuncu’dan sebep, tüm Karadeniz’i seviyor.

Kazım’ı Her Kesim Açık Açık Dinliyor

– Memleketi, dili, kültürü, Trabzonspor onun sanatını ve kişiliğini şekillendiren unsurlardan birkaçı. Kazım’ın memleketi ile memleketinin de Kazım ile kurduğu bağı nasıl tanımlıyorsunuz?

Bazı kesimler Ahmet Kaya’yı gizli gizli dinliyor, hepimiz biliyoruz. Ama Kazım’ı her kesim açık açık dinliyor. Kazım’ın solo albümü pek bilinmiyordu. Herkes neredeyse sadece Dido’yu biliyordu. Bir ses var, etkiliyor diyorduk ya. Biz biraz da popüler seviciyiz. Karadeniz’in Kazım Koyuncu ile ilgili bir özeleştiri vermesi mutlaka gerekiyor. Kazım’ın ilk parlamasının sebebi Gülbeyaz dizisi ile oldu. Diziyi sürükleyen isim de Kazım’dı. Gülbeyaz dizisi bitmek üzereyken, ‘Hayde’ albümü çıkacaktı. Sırf bu diziden kaynaklı satılmasın diye, 1,5 yıl beklendi. Öyle bir duyarlılığı vardı. O diziyi unutsunlar, yeni bir şey olduğunu anlasınlar istiyordu. O dizi ve Kazım’ın kanser oluşu ve her şeyin çok hızlı oluşu, bütün Karadenizlileri Kazım sevdalısı yaptı. Solcudur, komünisttir, onun burada ne işi var diyenler bile, kendi dünyasında Kazım’ı yaratmaya başladı. Bu güzeldir, bu doğrudur ama bunu anlamak için birinin ölmesine gerek yok. Yaşarken sevemiyoruz. Ne yazık ki öyle bir toplumuz.

kazım isyandır

Bu seneki Abbasağa Parkı’nın Boyanmasından Bir Görüntü

Karadeniz’de Denize Girilecek Alan Kalmadı, Karadenizli Yüzme Bilmiyor

– Kazım ülkenin sorunlarına nasıl yaklaşıyordu? Nasıl bir Türkiye hayali kuruyordu?

Bu İçerik İlginizi Çekebilir  Mehmet Dilbaz: İstanbul'un Kültürel Kimliğini Kaybettik

Kazım ekstra hiçbir şey istemiyordu. Herkese ulaşma nedeni de buydu. Filozof değildi. Senden benden ayrı bir düşüncesi de yoktu. Çok basit düşünen ama doğru düşünüp, doğru söz söyleyen bir insandı. Bu basitlikten de kaçınmıyordu. Sahillerin yok olmaması, HES’lerin kurulmaması, su, hava, toprak, bunlar insanın temel kaynakları yahu. Bunları savunmak için öyle bir büyük birikime de gerek yok ki. O temel kaynakların savunucusu durumunda oluyorsunuz, Kazım da onlardan bir tanesi. Düşünsenize bir dereyi kapatmayın diye bu ülkede eylem yapmak zorunda kalıyorsunuz. O dereyi kestiğin an, o bölgedeki ağaçlar kuruyacak, hayvanlar ölecek yani kısacası yaşam ölecek. Bunu bilmek için doktora yapmaya gerek var mı? Bunu Kazım ve birçok insan böyle net ve basit bir dille anlattı. Kazım müziği üzerinden de her gittiği yerde bunlara vurgu yaptı. Bunun içerisinde bir sosyalizm, kapitalizm vurgusu yani herhangi bir ‘izm’ yoktu, sadece ortak yaşam alanımızı korumak vardı. Kazım kimseye yol yapmayın demiyordu, bilim insanları gelsin Karadeniz’e nasıl daha az zarar verilebilir bunu bulalım istiyordu. Dere yataklarının denize kavuşma alanlarını daralttılar ve birçok sel yaşandı, yaşanıyor ve de yaşanacak. Bunu yıllar önce insanlar söyledi. Bir yol yapılmalı mıydı evet ama bu şekilde olmamalıydı. Bugün Karadeniz’de denize girilebilecek bir alan kalmadı. Yüzme bilmiyor Karadeniz insanı.

Müziğiyle, Sözüyle, Duruşuyla Lokal Olmadığını Kanıtlıyordu

– Kazım’ı 33 yaşında kanserden kaybettik. Bugün birçok yaşam alanı mücadelesinde, doğa mücadelesinde, nükleer mevzusunda bile Kazım Koyuncu ismi bir sembol, bir direnç noktası olarak sunuluyor. Bunu nasıl anlamlandırıyorsunuz?

Seni yönlendirmeden, kimseyi taraf yapmadan, kafa karıştıracak hiçbir söz söylemeden, sadece ve sadece tüm canlıların yararına olan düşünceleri ve amaçları vardı. Müzikle ilgili bir söz söylediğinde bile bunu Karadeniz müziği ile ilgili söylemiyordu, dünya müziği ile ilgili söylüyordu. Çünkü Karadeniz müziği, Türk müziği ya da başka müzik diye bir şey yoktur. Sadece müzik vardır, nota vardır. Müziğin türleri vardır yani demek istediğimiz müzik birdir. Kazım Koyuncu’nun Diyarbakır konserinde yaşanılanları anlatmak çok zordur ama çok da iyi bir örnektir. Konserde 1 milyondan fazla insan vardı ve oradaki 1 milyon insan hep bir ağızdan, kendilerine ait olmayan bir dilde Dido’yu söyledi. Yani Kazım müziğiyle, sözüyle, duruşuyla lokal olmadığını kanıtlıyordu.

Kazım isteseydi belki çok farklı bir dünya yaratabilirdi kendine. Müziği, birikimi, doğallığı, sahnesi. Mesela herkes sahneye çıkar ama Kazım’ın sahnesi çok başkaydı. Etkilenmemek mümkün değildir. Bugün Karadeniz’de, o dönemi yaşayanlar, Kazım’ı bilenler, kendi çocuklarına Kazım’dan mutlaka bir şeyler anlatmıştır. Yani her evde Kazım’dan iyi bir şekilde bahsedilmiştir. Bu işte, kuşaklara aktarıldı, aktarılıyor. Bu da bir ölümsüzleşme halini meydana getiriyor. Bugün herhangi bir toplumsal harekette Kazım Koyuncu isminin öne çıkması, buradan kaynaklanıyor. Kazım bu şekilde yaşatılmış oldu.

kazım isyandır

‘Kazım İsyandır’ anmasına her yıl on binlerce insan katılıyor.

Bu Etkinliği Kazım’ı Sevenler Yapıyor, Bu Kadar

– Bu seneki etkinlikleriniz 3 gün sürecek. Geçen yıllardan farklı olarak, bu sene Kazım dostlarını neler bekliyor? Hazırlıklarınızdan, programdan bahseder misiniz?

Bu İçerik İlginizi Çekebilir  Binali Yıldırım TBMM'nin 28. Meclis Başkanı Seçildi

İki türlü etkinliklerimiz oluyor. Gündüzleri atölye ve geceleri konser ya da sinema gösterimlerimiz oluyor. Konser dinlemek istemeyenler için alternatifler yaratıyoruz. Kazım’ın röportajları, ya da iyi bir Kazım belgeseli, HES’lerle ilgili ya da gündeme uygun bir film mutlaka ayarlıyoruz. Çocuk atölyelerimiz de var. Boyama yapıyoruz ya da atık malzemelerden bir takım etkinlikler. Bu sene yoga da eklendi. Kazım’ın müzik üzerinden dillere ne kattığı üzerine de atölyeler düzenliyoruz. Yani Kazım’ın müziğinin Hemşinceye, Lazcaya, Türkçeye, Kürtçeye ne kattığı anlatılıyor.

Bu seneki etkinlik 3 gün olacak. Çok fazla talep oldu. Program baya yoğun. Herkese de bir söz vermek istedik açıkçası. İnsanlar hep soruyor, kim yapıyor bunu? Yok! Sadece Kazım’ı sevenler var. Başka bir amacımız da yok. Kazım’ı sevenler yapıyor, bu kadar.

Bir Kazım pankartımız var mesela, her yıl aynı pankartı aynı duygularla açıyoruz. Bu uzun yıllar da böyle devam edecek. Çünkü burada, beş yılda bir birliktelik kültürü oluşturuldu. Bu yıl ile şöyle bir ayrıntı belirteyim, çok ismi bilinmeyen ama iyi müzik yapan alternatif bir sahnemiz olacak. Kendilerine çok yer bulamayan, sadece ekonomi ile dönen yerlerden uzak duran grupları, aslında tam da Kazım’ın da istediği gibi, katmak istedik. Çünkü bu yolu açan Kazım’dı ve Kazım’ın bu açtığı yol anmasında da hayat bulmaya devam edecek. Kısaca herkese şarkı söyleyebilecek bir sahne sunmak istedik. Çünkü biliyorsunuz bir ana sahne vardır bir de alternatif sahne vardır. Biz de böyle bir şey olamaz, bizim tek bir sahnemiz var o da dost sahnesidir. Her grup 4’er şarkı söyleyecek ve bu 4 şarkıdan biri Kazım’ın bir şarkısı olacak. Buraya da gruplar baya hazırlanarak geliyor çünkü müzikten anlayan bir kitlemiz oluyor. Tüm Kazım sevenlerle, Kazım’ı anacağız. Herkesi anmamıza bekliyoruz.

‘Kazım İsyandır’ gönüllülerine bu röportaj için çok teşekkür ediyoruz.

Röportaj kategorisindeki diğer haberler için: http://k2haber.com.tr/category/roportaj/

Okumaya devam et