Connect with us

Röportaj

Dursun Çiçek: Beyoğlu’nu Kazanırsak, İstanbul’un Kaderini Değiştirebiliriz

dursun çiçek beyoğlu

K2 Haber olarak Ergenekon ve Balyoz kumpas davaları ile yıllarca mağdur edilen, 25. ve 26. Dönem CHP İstanbul Milletvekili Dr. Dursun Çiçek ile Beyoğlu Belediye Başkan Adaylığı sürecine ilişkin konuştuk. Keyifli okumalar dileriz.

Röportajı Gerçekleştiren: K2 Haber (K2 olarak anılacaktır)

Röportaj Yapılan: Dursun Çiçek (D.Ç. olarak anılacaktır)

Beyoğlu , İstanbul’un Başkenti Diyebileceğimiz Bir İlçedir

K2: 25-26. Dönemde üç yıl süre ile TBMM’de mücadele ettiniz. Bugün geldiğimiz noktada, Beyoğlu gibi oldukça stratejik öneme sahip bir ilçeden Belediye Başkan Aday Adayı oldunuz. Beyoğlu’nu Sizin İçin Özel Kılan Nedir?

D.Ç: 07 Haziran 2015 genel seçimlerinde, ön seçimle ikinci sıradan aday oldum. Milletvekilliği seçimlerinden sonra üç yıl süre ile İstanbul İkinci Bölge’den 25. ve 26. Dönem Milletvekilliği yaptım. İki dönemi, yoğun geçen bir siyasi süreci, 24 Haziran’daki erken seçimler ile tamamlamış olduk.

Seçimlerle gelinen bütün görevlerde iki dönem sınırlamasını ve gençlerle kadınların seçmen oldukları oranda yönetimde görev almasını savunan bir sosyal demokrat siyasetçi olarak, üçüncü dönem yani 27. Dönem için Milletvekilliği adaylığı başvurusunda bulunmadım.

2015-2018 yılları arasındaki milletvekilliğim sürecinde Beyoğlu ilçesinde, örgütümüz ile birlikte birçok seçim ve referandum çalışmasında bulundum. Taksim’de yapılan resmi tören ve etkinliklere iştirak ettim. Bu çalışmalarda özellikle birlikte görev yaptığımız emekçi cumhuriyet kadınlarımızın ve gençlerimizin özverili ve başarılı çalışmalarının altını çizmek istiyorum. Beyoğlu’ndaki parti emekçilerimizin ve her şartta partisine sahip çıkan seçmenlerimizin aday olmam yönündeki isteklerine destek vermeyi, bir görev olarak kabul ettim. Beyoğlu’nda seçmen iradesinin hâkim olduğu, halkçı ve toplumcu belediye hizmet anlayışını yeniden etkin kılmak için de aday başvurumuzu gerçekleştirdik.

Beyoğlu’nda 1994 yılından beri AKP çizgisinde siyaset yapan, seçmenden ve demokrasi dâhil tüm evrensel değerlerden uzaklaşan bir belediyecilik anlayışı var. Taksim Meydanı, İstiklal Caddesi, Gezi Parkı, Galata Kulesi, Karaköy ve Kasımpaşa gibi tarihi yerleri ile Beyoğlu, İstanbul’un en önemli tarihi ve turistik ilçesidir. İstanbul’daki resmi törenlerin Taksim Meydanı’nda yapıldığı da dikkate alındığında, aslında 39 ilçe arasında Beyoğlu, İstanbul’un Başkenti diyebileceğimiz bir ilçedir. Beyoğlu ilçesi sınırları içerisinde, İstanbul’un otel ve eğlence sektörünün üçte birine yakın kapasitesi bulunuyor. Bu sebeple Beyoğlu’nda işsizlik sorunu ile birlikte yoksulluk ve ekonomik sorunların çözülmüş olması gerekirdi. Ancak gerçeğin böyle olmadığını çok biliyoruz. Belediyeden sosyal yardım alan, işsizlik sorunu ile boğuşan binlerce Beyoğlu seçmeni var. 25 yıldır bu sorun çözülememiştir. Çözülemediği gibi geçim sıkıntısı nedeniyle sosyal yardıma muhtaç duruma düşürülen vatandaşlarımızın sayısı her yıl artmıştır.

Bunun sebebi nedir? Çünkü Beyoğlu’nun temel istihdam ve gelir kaynakları olan konaklama, sanat, eğlence ve kültür etkinlikleri ve hizmet sektörü çeyrek asırdır siyasi iktidarın açık veya örtülü baskısı altındadır. İktidar her yerde olduğu gibi Beyoğlu ilçesinde de seçmenlerin ve iş yeri sahiplerinin sosyal yaşantısına veya yaşam tarzına doğrudan veya dolaylı olarak müdahale etmektedir. Beyoğlu esnafının yaşadığı sorunlar herkesin malumu. Bugün yaşanılan bu tabloyu, Beyoğlu hak etmemektedir.

Bu İçerik İlginizi Çekebilir  Kazdağları Kardeşliği: Derelerimiz, Ormanlarımız Yok Olma Tehlikesi Altında

Yerel seçimlerde demokratik değişimi gerçekleştirmek, Beyoğlu ilçesini ve seçmenini tarihi ile buluşturmak ve refahlarını arttırmak için mücadele edeceğiz. Sonunda doğru olan, hak ve özgürlükleri savunan, seçmeni ve çevreyi esas alan, halkçı ve toplumcu bir anlayışla yönetmeye hazır olan bizler kazanacağız. Bu noktada seçimlerden sonra Beyoğlu özelinde muhtarlıklar, eğitim ve inanç merkezleri, başta meslek örgütleri ve hemşehri dernekleri olmak üzere sivil toplum örgütleri, sanat ve kültür alanında öne çıkan kanaat önderleri ile birlikte Beyoğlu’nu yöneteceğiz. Yerel yönetimde demokrasi ve dayanışmanın en güzel örneklerini vereceğiz. Kaynakları verimli ve etkin bir şekilde kullanacağız.

dursun çiçek beyoğlu

Dr. Dursun Çiçek Sivas-Yıldızeli Pamukpınar Öğretmen Okulu mezunudur.

Kadınlarımızı ve Gençlerimizi Yönetime Taşıyacağız

K2: Önemli Bir Eğitim Geçmişiniz Bulunuyor. İşletme Alanında Doktoranız Var. Dursun Çiçek Olarak Bu Özellikleriniz Pek Bilinmiyor.

D.Ç: Aslında Tokat-Reşadiye Umurca Köyünde tamamladığım ilkokuldan sonra Köy Enstitülerinin devamı olan Sivas-Yıldızeli Pamukpınar Öğretmen Okulunda altı yıl yatılı okuduktan sonra Harbiye sınavlarını kazanarak eğitimimi sürdürdüm. Çağdaş Türkiye Cumhuriyetini kuran, kadınlarımıza seçme ve seçilme haklarını dünyadaki birçok ülkeden önce veren Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ve mücadele arkadaşlarının önemli bir bölümünün eğitim gördüğü okullarda, Harbiye’de ve Harp Akademilerinde yıllarca eğim aldım. 35 yıl vatanımıza ve milletimize sadakatle hizmet ettim. Binlerce Mehmetçiğe komutanlık yaptım. Onların eğitimine ve hayata hazırlanmasına destek verdim. Lisans eğitimim İşletme Yönetimi, Yüksek Lisans Eğitimim Stratejik Planlama ve Doktora Eğitimim ise Yönetim ve Organizasyon üzerinedir. “Örgütlerde motivasyon ve iş yaşam kalitesi” konusu üzerine doktora tezim bulunmaktadır. Bu eğitim süreçlerinin tamamında da derecelerim mevcuttur. Görev döneminde demokratik liderlik, toplam kalite yönetimi, müzakere teknikleri ve sorunların tespiti ile çözüm analizleri konularında ilave eğitim ve kurslar ile yönetim konusundaki bilgi ve tecrübelerimizi geliştirme fırsatlarımız oldu.

Sonuç olarak 35 yıllık devlet yönetim tecrübesi, aldığımız eğitimler ve başta kumpas davaları olmak üzere milletimizin bizzat şahit olduğu hukuk ve adalet mücadelemiz ile Beyoğlu’nu yönetmeye hazırız. Bu arada halen İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinde öğrencisiyim. Son on yılda bizzat yaşayarak ve yıllarca mağdur olarak, Sevgili Avukatım ve Kızım İrem Çiçek ile birlikte verdiğimiz, hak, hukuk, adalet mücadelesini başarıya ulaştırmanın gayreti içindeyiz. Hayatın her alanında da bu mücadeleyi sürdürmeye kararlıyız. Beyoğlu’nun yönetiminde hukuk ve adaleti, eşitlik ve demokrasiyi etkin kılacağız, kadınlarımızı ve gençlerimizi seçmen oldukları oranda mutlaka yönetime taşıyacağız.

Kasımpaşalılar İle Birlikte Hesap Soracağız

K2: Uzun Zamandır Saha Çalışmaları Gerçekleştiriyorsunuz. İzlenimlerinizi Aktarır Mısınız?

D.Ç: Beyoğlu sınırları içinde yer alan mahalleleri, muhtarlarımızı, başta meslek örgütleri ve hemşeri dernekleri olmak üzere sivil toplum örgütlerini ve işyerlerini ziyaret ediyoruz. Beyoğlu seçmeninin sorunlarını ve çözüm önerilerimizi konuşuyoruz. En öncelikli sorunun Kentsel Dönüşüm ile birlikte sosyal yardımlar ve işsizlik olmak üzere geçim sıkıntısı olduğunu görüyoruz. Bu sorunların çözümü maksadıyla yaptığımız taslak çalışmaları, projelerimizi ve çözüm önerilerimizi paylaşıyoruz.

Bu İçerik İlginizi Çekebilir  Kadıköy Plak Günleri 2018 Başlıyor: 09 - 10 Eylül

Bir dönem sonra, yani 2024 yılına kadar, Beyoğlu bölgesindeki işsizlik ve kentsel dönüşüm sorunu ile birlikte tapu ve mülkiyet sorununu birlikte çözeceğimizin sözünü veriyoruz. Beyoğlu seçmeni bizi yakından tanıyor ve samimi olarak sevgi ve saygı gösteriyor. Son on yılda verdiğimiz hukuk ve adalet mücadelesini yakından takip ettiğini ve yaşadığımız mağduriyete rağmen devletin ve milletin yanındaki dik duruşumuzu takdir ediyor. Onların bizleri adalet ve mücadele kavramlarını sembolleştiren bir asker ve aydın olarak görmelerinden büyük onur duyuyoruz. Bu güven ve samimiyetin seçimlerde bizi başarıya taşıyacağına inanıyoruz.

Beyoğlu ilçesi sınırları içinde bulunan, yüzyıllardır Bahriye’nin merkezi olmuş Kasımpaşa bölgesinde konuşlu Kuzey Deniz Saha Komutanlığı, Askeri Taşkızak Tersanesi, Deniz Hastanesi, İkmal ve Lojistik birimleri var. Yani Beyoğlu halkının denizci bir yapısı vardır, Deniz kuvvetlerinde başarı ile hizmet etmiş Bahriyeli kardeşlerine de seçimlerde samimi destek vereceklerdir.

Ergenekon ve Balyoz gibi sözde darbe davalarında emperyalizmin uşaklığını yapan FETÖ suç örgütü ve ortaklarının Türk Deniz Kuvvetlerini hedef aldığını biliyoruz. Bahriyelileri yıllarca mağdur eden bu şer güçlerinden Kasımpaşalılar ile birlikte hesap soracağız.

İnsanımızın Mahallesinden, Komşusundan Ayrılmamasını İstiyoruz

K2: Beyoğlu’nun Önemli Sorunları Nelerdir? Bu Kapsamda Bazı Projeleriniz Var. Biraz Bahseder Misiniz?

D.Ç: Kentsel dönüşüm en önemli sorun. Sağlıklı bir konut, sosyal çevre, trafik ve otopark sorunu ile yeşil alan ve güvenlik sorunlarının hepsi birbiri ile ilintili. Biz rantsal değil, yerinde dönüşüm için çabalıyoruz. Bir dönüşüme gerçekten ihtiyaç var. Fakat biz insanımızın mahallesinden, komşusundan ayrılmamasını istiyoruz. Ne yazık ki geçmiş uygulamalara baktığımızda, tedirgin olmamak elde değil. Tarlabaşı’nı gördük, görüyoruz. Oranın insanı, dönüşüm denilerek sürgün edildi.

Yerinde dönüşüm ile birlikte tapu ve mülkiyet sorunu çözülecek, trafik ve otopark sorununun çözümü sağlanacak. Gençlerimiz için büyük bir sorun olan uyuşturucu ile mücadeleye önemli bir katkı sağlanmış olacak. Güvenlik noktasında da iyi bir dönüşüm ile hırsızlık vb. suçların önüne geçebiliriz. Biz hak sahipleri ile inşaat firmalarını baş başa bırakmayacağız. Biz de belediye olarak hak sahiplerinin arasında yer alacağız. İyi uygulama örneği olarak Beyoğlu’nda yerinde dönüşümü sağlayacağız. Beyoğlu sokaklarını beş yıl içerisinde mutlaka daha çağdaş, yaşanabilir ve güvenlikli bir hale getireceğiz.

Beyoğlu seçmeninin diğer temel sorunu ise geçim sıkıntıdır. Bunu temelinde de işsizlik yatmaktadır. Hizmet sektörü olan konaklama, sanat, kültür ve eğlence sektöründe İstanbul için çok önemli bir konumu olan Beyoğlu’ndaki iş yerlerinde, en az % 51 oranında Beyoğlu seçmeninin istihdam edilmesi için işverenleri teşvik edeceğiz. Herkese iş ve aş bulma adına, öncelikle sosyal yardımlara muhtaç olan ailelerdeki gençleri ve kadınları iş sahibi yapacağız. Belediyenin eğitim imkânlarını kullanarak meslek edindirme kursları ile işverenlerin ihtiyacını karşılayacak nitelikte ve liyakatte iş gücü yetiştireceğiz. Özellikle gençlere yazılım ve kodlama eğitimleri vereceğiz. Gençlerimizi geleceğe hazırlayacağız.

Bu İçerik İlginizi Çekebilir  Ayşem Özleyiş Oğuz: Veganlık ve Hayvanseverlik Ayrılmaz Bir Bütündür

Sosyal yardımları “Vatandaşlık Temel Geliri Konsepti” esasında net olarak %50 artıracağız. Bu yıl enflasyonun özellikle mutfakta % 25’leri aştığı gerçeğinin farkındayız. Bu yardımları da vatandaşlarımızı rahatsız edecek, gururlarını kıracak şekilde yapmayacağız. Yolsuzluklara ortam hazırlayacak yöntemler yerine, Aile Sigortası kapsamında akıllı kart sistemi ile yardımlarımızı şeffaf bir şekilde gerçekleştireceğiz.

Bir de şu konuyu vurgulamak istiyorum. Belediye emekçileri için asgari ücreti 01 Nisan 2019 tarihinden itibaren 2.200 TL olarak uygulayacağız. Tüm CHP’li belediyelerde asgari ücret net 2200 TL olacak ve hiç kimse işinden edilmeyecek. Bilerek insanları korkutuyorlar, biz kimsenin ekmeği ile oynamayız.

dursun çiçek beyoğlu

Dr. Dursun Çiçek TBMM’de 25. VE 26. Dönem İstanbul Milletvekili olarak görev yapmıştır.

Siyasi Görüş Ayrımı Yapmayacağız

K2: Beyoğlu Seçmeni Size Niçin Oy Vermeli?

D.Ç: Tarihi yapısı ile öne çıkan Beyoğlu farklı değerlerin birleştiği çok önemli bir kültür, turizm ve ticaret merkezi. Bu ayrıştırmanın ve ötekileştirmenin, nefret dilinin yerine demokrasi ve adaletin, barışın ve hoşgörünün hâkim olmasını amaçlıyoruz. Beyoğlu’nda hiçbir siyasi görüş ayrımı yapmadan, herkesi kucaklayan bir yerel seçim modeli, yeni bir yönetim tarzı oluşturacağız.

Kentsel dönüşüm ve sosyal yardım ve işsizlik sorunlarının çözümüne yönelik olarak paylaştığımız ilkeler dikkate alındığında, halkımızın samimi desteğini göreceğimizi düşünüyorum. Bu ilkeleri de yine katılımcı bir anlayış ile hazırlıyoruz. Katkı sunmak isteyen vatandaşlarımızın, sosyal medya hesaplarımızdan bizlere ulaşmasını rica ediyorum. Bu ilkeleri hep birlikte daha da geliştirebiliriz.

Birlikte yöneteceğiz, birlikte sorunları çözeceğiz diyoruz. Halkımız şunu mutlaka sorgulamalıdır. 25 yıldır Beyoğlu’nu yönetiyorlar. Hangi soruna çözdüler? 25 yıl önce hangi sorun varsa, bugün de aynı sorunlar mevcut. Ne yazık ki iktidar oy için insanımızı kutuplaştırıyor. Kimse kimsenin düşmanı değil. Hep birlikte bu ülkede kardeşçe yaşıyoruz. Bu bir hizmet yarışıdır. Halkımız bu gerçeği, mutlaka değerlendirecektir.

Son olarak şunları belirtmek istiyorum. Türkiye’de iktidar olabilmek için İstanbul’u, İstanbul’da iktidar olabilmek için de Beyoğlu’nu kazanmamız gerekiyor. Sonuçta Beyoğlu’nda elde edilecek bir yerel seçim başarısının, İstanbul’un da Türkiye’nin de kaderini değiştireceğine inanıyorum. Bunun için de var gücümüzle çalışacağız.

Sayın Dr. Dursun Çiçek ’e röportaj için çok teşekkür ediyoruz.

Röportaj kategorisindeki diğer haberler için: http://k2haber.com.tr/category/roportaj/

reklâm
Yorum Yapmak İçin Tıklayın

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Politika

Ayşem Özleyiş Oğuz: Veganlık ve Hayvanseverlik Ayrılmaz Bir Bütündür

ayşem özleyiş oğuz

K2 Haber olarak Vegan Aktivist / PADER Patili Canlar İstanbul Temsilcisi Ayşem Özleyiş Oğuz ile bir röportaj gerçekleştirdik. Keyifli okumalar.

Hayvan özgürlüğü için mücadele eden bir insansınız. Çok zor ama çok da vicdani bir mücadele veriyorsunuz. Biraz kendinizden bahseder misiniz?

Öncelikle bu şekilde değerlendirdiğiniz için çok teşekkür ederim. Büyük bir üzüntü yaşadığımızı ve halen etkisinde olduğumu söylemeden sözlerime başlamak istemiyorum. Beni ve onlarca Hayvan Özgürlüğü aktivisti arkadaşımı şaşkına çeviren ve derinden üzen, çok önemli bir kayıptan bahsetmeden geçmek imkânsız… Sevgili Burak Özgüner’i kaybettik…

Kendisini şahsen tanımadan önce, uzun zamandır takip ediyordum. Örnek aldığım, saygı duyduğum çok değerli bir kişiydi. Arkadaşımdı. Kendimizi zor toparlayacağız. Tüm yaşam hakkı savunucusu, özgürlükçü arkadaşlarımın üzüntüsünü paylaşıyorum.

İstanbul doğumluyum, lisans eğitimimi İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesinde aldım. Lisede edebiyat bölümü mezunu olduğumdan yazmayı, şiir dâhil olmak üzere okumayı severim. Kendime ait şiirlerim var, belki bir gün bir şiir kitabı çıkartabilirim. Fotoğraf çekmek, müzik dinlemek ve resim çizmek hobilerim arasında.

Tüm doğayı, doğanın parçası her canlıyı yaşama kattıkları değer açısından çok ama çok seviyorum. Hiçbirinin birbirinden eksik yanı olmadığı gibi kocaman bir döngünün parçası olarak her biri apayrı bir değer ve yaşam zincirinin parçası benim için.

İnsanların Hayvan İstismarında 3 Ana Etken: Aile, Taraflı Eğitim, Maddi Kazanımlar

– Sokaklardaki hayvanlar ne yazık ki çok zor şartlar altında. Açlık, hastalık, şiddet ve her türlü insan istismarı… Peki, bizi umutlandırabilecek iyi örnek diyebileceğiniz uygulamalar ya da yerler var mı?

Sokak hayvanlarının içinde bulunduğu çıkmaz maalesef ki devletin gerekeni yapmamasından kaynaklanmaktadır. 2004 yılında kabul edilerek yürürlüğe giren 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu eksik uygulanmakta veya hiç uygulanmamaktadır. Sözü geçen eksik sıfatını açarsak ana hatlarıyla zamanı gelmiş, mecburi yapılması gereken kuralların yerine getirilmesi gerekirken, göz ardı edilip topluma zorla bu durumun kabul ettirilmesi diyebiliriz. İnsan istismarına gelince bu ciddi durumun altında yatan birçok unsur var. 3 ana etkenin önemine inanıyorum: Aile, taraflı eğitim, maddi kazanımlar.

Toplumun yapı taşı insan olduğu için sağlıklı insan yapısının, sağlıklı bir topluma neden olacağı kanaatindeyim. Son zamanlarda dış ülkelerden göç alınması, erkil baskının varlığı ve önceden saydığımız etkenler, toplumda değişimlere neden oldu. Değişen yaşam şartları, yanlış öğretiler ve en küçük birim ailenin bunların etkisi altında kalması…

Bizleri umutlandıran iyi örnekler tabi ki çıkıyor, bölgelerdeki Tarım ve Orman Bakanlığına ait müdürlükler bu yerlerin başında geliyor. Örnek vermek gerekirse Siirt, Mardin, Mersin Milli Parkları. Aslında Milli Parklar yerel yönetimlerden çok daha iyi bir performans gösteriyor. Bu performans için de haberleri olması gerekiyor ve duyarlı vatandaşlara ihtiyacımız oluyor.

Yerel yönetim olarak ise tam anlamıyla henüz maalesef ki örnek gösterilecek bir yerel yönetime rastlamadım. Ankara Büyükşehir Belediyesi’nde bir takım atılımlar var. Dilerim çok daha iyi işlere imza atarlar. Keşke örnekleri çoğaltabilseydik…

ayşem özleyiş oğuz

Ayşem Özleyiş Oğuz: Hepimiz navegan olarak büyütüldük ve başka alternatif bilmiyorduk.

Veganlık Bir Felsefe, Bir Terbiyedir

– Türkiye’de vegan olan insan sayısı hızla artıyor. Vegan olmaya siz nasıl karar verdiniz? Veganlık ve hayvanseverlik arasındaki ilişkiyi nasıl yorumluyorsunuz?

Bu İçerik İlginizi Çekebilir  Cengiz Özek: Kukla Sadece Çocuklara Yönelik Bir Sanat Değil

2017 sonlarına doğru Boğaziçi Üniversitesi Hayvan Hakları Kulübü’nün (BUHAY) düzenlediği bir panele katıldım. Panelin konusu sokak hayvanları ve katılımcılar da Hayvanlara Adalet Derneği ve Zülal Kalkandelen’di. Dikkatle takip ediyordum konuları, sıra Zülal Hanım’a geldiğinde çok ciddi bir sorgulama içine girdim. O konuşurken ben cevap veriyordum içimden ve tuhaf bir ruh haliyle okuldan ayrıldım. Okuldan ayrılmadan kendisine “İnanıyor musunuz?” diye sordum. Aldığım cevap netti. Bir hafta içinde et yemeği bıraktım ve vegan olmanın benim için en doğru yol olacağına karar verdim. İyi ki Zülal Hanım’ı tanıdım. Onu çok seviyorum…

Veganlık ve hayvanseverlik ayrılmaz bir bütündür. Vegan olmak mutluluk verici çünkü benim için bir canlı acı çekmiyor, katledilmiyor, sömürülmüyor. Öyle büyük bir huzur ki kelimelerle anlatamam… O gün Zülal Hanım sizler ‘Hayvanseçersiniz’ dediğinde, ilk olarak inkâr ettim içimden. Hayır dedim, ben tümünü seviyorum ama gerçek bu değildi. Birini severken diğerini yemek veya sömürmek normaldi. Hepimiz navegan olarak büyütüldük ve başka bir alternatifi de bilmiyorduk. Her şey bize çok normal anlatıldı, sanki böyle olmalıydı ama gerçekler çok farklı ve acı dolu. Öğrendikten sonra değişmek zor olmadı. Yaşama değer vermek, benim için damak zevki ve alışkanlıklardan çok daha önemli.

Veganlık bir felsefe, bir terbiye, keşke herkes biraz düşünse, biraz öğrense ve sorgulasa…

Hukuk Değişim İstiyor Ama Bu Değişimi Kabul Edecek Olan Devlet

– Hayvanlara yönelik şiddet ve istismara hala ciddi bir ceza yaptırımı getirilmiyor. Bu anlamda birçok sivil toplum kuruluşu uzun yıllardır bir çalışma yürütüyor. Neden bir aşama sağlanamıyor?

Evet, maalesef öyle… Birçok STK bu konu üzerinde çalışma yaptı, yapıyor. Aşama sağlanamamasının en önemli nedeni hukuki yaptırımların hala bir değişime uğramaması. Konu ile ilgili birçok panele ve söyleşiye katıldım. Hukuk bir değişim istiyor ama bu değişimi kabul edecek olan devlet.

Türkiye’nin taraf olduğu 18 tane uluslararası sözleşme var bunlar bile tam anlamıyla uygulanmıyor. 5199 gibi 2004 yılında çıkarılmış bir yasa var, peki o uygulanıyor mu? Cevap açık, yaşanılanlar ne derece uygulandığını gösteriyor.

Uygulamaların, kontrolün olmadığı bir düzende yaşam hakkının korunması ne derece başarılı olur? Başarılı olamaz tabi ki…

 

Bu İçerik İlginizi Çekebilir  CHP Spor Kurulu Danışma Meclisi 14 Aralık'ta Toplanıyor

Taslak Rapor Bazı Yönlerden Asla Kabul Edilemez

– Hayvan Haklarını Araştırma Komisyonu’nun meclise göndermeyi planladığı taslak raporu nasıl buldunuz? En önemli eksiklikler neler? Bu raporun yasalaşması durumunda, ciddi bir iyileşmeden söz edebilir miyiz?

Taslak raporu bazı yönlerden olumlu bazı yönlerden asla kabul edilemez bulduğumu belirtmeliyim. Komisyonda biliyorsunuz, çok yeni kaybettiğimiz Burak Özgüner arkadaşımız da vardı ve rapordan sonraki açıklaması istenildiği gibi olmadığının göstergesidir.

En önemli eksikler; türcülük yapılması, avcılığın, deney hayvanı kullanımının, faytonun kullanımına devamlılık sağlanması, kürk hayvanı üretimi hakkında açıklık olmaması yani bir şekilde varlığın kabulü ve su parklarıyla, sirklerin kapatılmaması.

Bu tasarı yasalaşırsa doğru ve iyi bulunan maddeler açısından kazanım diğer büyük eksiklikler açısından büyük bir kayıp olacaktır.

Yasanın Eksikliği ve Toplumun Erkil Yapısı Hayvanlara Yönelik İstismarı Körüklüyor

– Türkiye’de hayvanlara yönelik istismarın son dönemde oldukça arttığını görüyoruz. Bunun sebeplerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye’nin içinde bulunduğu sosyo-psikolojik yapının bozulduğu kanaatindeyim. Üç ana etkenden bahsetmiştim toplumun şiddetten uzaklaşması için: Aile, eğitim ve ekonomi. Bu ana etkenler doğru ve düzgünce yerleştiği zaman sorunlar gittikçe azalacaktır. Ama görüyoruz ki kimse bu etkenlerin varlığından haberdar değil, daha doğrusu böyle olmayı tercih ediyorlar.

Ruh sağlığı korunmayan bir toplumun içinden nasıl bireyler çıkacağı açıktır. Üstelik bu bireyler ile iç içe yaşamak zorunda bırakılıyoruz. İşte burada daha önce bahsettiğimiz yasa değişiminin gerekliliği ortaya çıkıyor. Kozmopolit bir toplum yapısı içine girdik. Dış ülkelerden gelen göçler, iletişim araçlarının kullanımı, bilgi kirliliği negatif etmenler olarak yaşantımızı etkiliyor. Hayvan istismarının kırsal kesimde var olan devamlılığı meşru kılınırmışçasına yapılan yorumlar, bu şiddetin zeminini hazırlamaktadır. Yasanın eksikliği ve toplumun erkil yapısı bu kabul edilemez durumu körüklemektedir.

Bölgedeki Hayvanlar İçin Acil Çözüm ve Kamuoyu Desteği Rica Ediyoruz

– Ilısu Barajı’nın açılmasına çok az bir zaman kaldı. Sosyal medya hesabınızda Dicle ve Botan Vadisi’ndeki hayvanların güvenli yerlere taşınmadığını belirttiniz. Hayvanların baraj suları altında kalması söz konusu. Bu durumu anlatır mısınız?

Siirt Hayvan Hakları Topluluğu İle tanışıklığımız 2 seneye yakındır devam ediyor. Her zaman dirsek teması halindeyiz. Bir hafta önce topluluktan genç arkadaşım, beni arayarak oluşan bu son durumdan bahsetti. Ilısu barajının suları açıldığı zaman, maalesef ki Botan vadisi de sular altında kalacak. Uzun zamandır bilinen bir gerçek ki Siirt Belediyesi şehir merkezindeki köpekleri toplayarak bu vadiye atıyor.

Kayyum döneminde yapılan geçici bakımevi ne yazık ki halen işletmeye açılmış değil. Tam anlamıyla çözüm üretemiyor. Personeli de yok.

Bu vadi içinde 80-90 köpek nüfusundan bahsediyoruz. Bulundukları yer suya 4-5 km uzaklıkta ve yemek bulmaları imkânsız. Bir dönem belediye mama vermiş ama şimdi böyle bir durumdan bahsedemiyoruz. Açıkça görülüyor ki oradan kurtarılmaları gerekli. Şahsen Belediye Başkan Yardımcısı ve Milli Parklar ile görüştüm. Valilik de konuya vakıf ve bu konu hakkında bir toplantı düzenledi. Üzülerek ifade ederim ki kurumlar arası anlaşmazlık yüzünden, bu canlar boğularak ölecek. Valiliğin en üst resmi kurum olarak gerekli hassasiyeti göstereceğini ümit ediyorum. Milli Parklar da her zaman destek olacağını bana iletti. Sorunun hemen çözülmesi, köpeklerin alınıp, yenilenen geçici bakımevinin göreve başlaması gerekiyor. Kısırlaştırma, aşılama ve takip ile yaşanılan sorunlar en aza indirilmeli. Acil çözüm bekliyoruz ve kamuoyunun desteğini rica ediyoruz.

Diğer bir konuda bölgedeki ekolojinin sular altında kalarak yok olması. Sadece köpekler değil kocaman bir ekoloji yok olacak bu gidişle. Vadideki yaşam, kocaman bir tarihsel geçmiş silinip gidecek. En başından beri yapılan uyarılar neden dikkate alınmıyor, bu gerçekten çok düşündürücü. Aklın, vicdanın dikkate alınmasını istiyoruz.

Geleceğin Devamlılığı İçin Veganlık Şarttır

– İnsanlara son olarak neler söylemek istersiniz?

Bu İçerik İlginizi Çekebilir  Kadıköy Plak Günleri 2018 Başlıyor: 09 - 10 Eylül

Kendini her şeyin sahibi olarak gören insanlık; dilerim ki pozitif bilimin ışığında gerçekleri görerek, vegan bir yaşama adım atar. Küresel iklim krizi ile karşı karşıya kaldığımız bu günlerde, endüstriyel hayvancılık bu krizi körükleyen en baş nedenlerden biridir. Yani, geleceğin devamlılığı için veganlık şart.

Su tüketimi, yeşil alanların azalması, karbon salınımı artık bizi zorluyor. İnsanın üstün (!) öngörüsü artık bu gerçekleri görmeli ve dürüstçe çözüm aranmalı.

Doğayı rahat bırakalım, bizim malımız değil. Biz sadece doğanın bir parçasıyız ve hayvanların özelliklerine bakarsak da çok savunmasız bir türüz. Hayvanlarla aramızda 1,7 DNA farkı var ki bu bir hiç. Buradan yola çıkarak; yaşama saygı duyalım, yaşam hakkı kutsaldır!

Röportaj için Sayın Ayşem Özleyiş Oğuz ‘a şükranlarımızı sunuyoruz.

Röportaj kategorisindeki diğer içerikler için: http://k2haber.com.tr/category/roportaj/

***

Ayşem Özleyiş Oğuz Kimdir?

Hayvan hakları mücadelesine çok küçük yaşlarda başlamıştır. Alper Karmış ile birlikte Sokaktaki Patili Canları Yaşatma Derneği – PADER’i kurmuştur. Oğuz, merkezi Ankara’da bulunan dernek ile Çorum, Kırıkkale, Yozgat, Bilecik ve Kastamonu gibi civar illerde ciddi çalışmalar yürütmüştür. 2 yıldır PADER’in İstanbul temsilcisidir. Deneye Hayır Derneği üyesi ve Bağımsız Hayvan Hakları Topluluğu’nun (BHH) bir aktivistidir. Oğuz aynı zamanda CHP Beşiktaş İlçe Başkanlığı’na bağlı Doğa ve Hayvan Hakları komisyonu başkanıdır.

ayşem özleyiş oğuz

Ayşem Özleyiş Oğuz

Okumaya devam et