Connect with us

Ekoloji

Ortak Çağrı: Hayvanları Demir Kafeslerden Kurtaralım

hayvan hakları

İstanbul Barosu Hayvan Hakları Merkezi Başkan Yardımcısı Avukat Deniz Tavşancıl Kalafatoğlu, İÜ Cerrahpaşa Veteriner Fakültesi Temel Bilimler Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hasret Demircan Yardibi ve HAYTAP Başkanı Avukat Ahmet Kemal Şenpolat demir kafesler ardında yaşamaya mahkum edilen hayvanlar için ortak çağrı yaptı.

İstanbul Barosu Hayvan Hakları Merkezi Başkan Yardımcısı Avukat Deniz Tavşancıl Kalafatoğlu yaptığı açıklamada, 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu uyarınca, yabani hayvanların yaşama ortamlarından koparılmaması, doğada serbestçe yaşayan bir hayvanın yakalanıp özgürlükten yoksun bırakılmamasının esas olduğunun altını çizdi. Kalafatoğlu, aksi halde para cezası kesildiğini ve hayvana el konulduğunu ifade etti.

Yabani hayvanların “Av ve Yaban Hayvanları ile Bunlardan Elde Edilen Ürünlerin Bulundurulması, Üretimi ve Ticareti Hakkında Yönetmeliğe” tabi olduğunu aktaran Kalafatoğlu, şu bilgileri verdi: “Yabani hayvanların üretimi ve ticareti için sıkı bir prosedür uygulanır. Bu hayvanların yasal olmayan yollardan temini yasaktır. Yine bu bağlamda, yabani hayvanlar için nesli tehlike altında olan yabani hayvan ve bitki türlerinin uluslararası ticaretine ilişkin sözleşme olan ‘Cites Sözleşmesi’ kapsamında, liste halinde sayılı türlerin kontrol edilmesi gerekir. Listede yer almayan yasaklı bitki ve hayvanların evde bulundurulması yasaktır. Bulunduranlar hakkında yüksek para cezaları uygulanır ve yine bu hayvanlara el konulur.”

Kalafatoğlu: “Bu Hayvanların Hemen Hemen Hepsinin Psikolojisi Bozuktur”

Yaban hayvanlarının yunus parkları, sirkler ve hayvanat bahçeleri gibi yerlerde eğlence sektöründe kullanıldıklarını anımsatan Kalafatoğlu, şöyle devam etti:

“Bu hayvanlar esaret altındadır, mutsuzdur, hemen hemen hepsinin psikolojisi bozuktur. Esaret altında, habitatlarında var olan yaşam ömürleri önemli boyutta kısalmaktadır. O nedenle, insanlara, bu yerlere gitmemeleri, bu işletmelerin para kazanmalarının önüne geçilmesi konusunda uyarılarda bulunuyoruz. Onun yerine belgesel seyretmek, illa hayvanla temas arzu ediliyorsa de barınaklara ziyaretleri tavsiye ediyoruz. Yunus parkları, özellikle zihinsel engelli çocukların aileleri için umut oluşturmakta, bunu biliyorum ancak bilinen başka bir gerçeği paylaşmak istiyorum. Yunusların bu özel çocuklara köpeklerden ve atlardan daha çok faydalarının dokunduğuna dair bir bilimsel veri yok. Kaldı ki, havuzlar, çocuklar için büyük oranda enfeksiyon riski ve kaza olasılığı taşıyan yerler. Bu konuda, Sağlık Bakanlığı’nın da bildirdiği olumsuz görüşler mevcut.”

Bu İçerik İlginizi Çekebilir  Vegan Festivali Komitesi'nden Semercioğlu'nun İddiasına Yanıt

Çıkarılması planlanan Hayvanları Koruma Kanunu’nda bu hususa ilişkin bir düzenleme olduğuna dair bilgisi olmadığını ifade eden Kalafatoğlu, kanunda sahipli sahipsiz tüm hayvanlara yapılacak şiddet eylemlerinin ceza kanunu kapsamına alınmasının düzenleneceğini dile getirdi.

Yardibi: “Doğal Ortamından Alınan Hayvanların Sağlığı Hasar Görüyor”

İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Rektör Danışmanı ve Veteriner Fakültesi Temel Bilimler Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hasret Demircan Yardibi de hayvanların doğal ortamlarından hobi ya da ticari amaçla koparılmasının onların doğasını olumsuz yönde etkilediğine dikkati çekti.

Doğadaki her canlının refleks ve içgüdüleri ile hareket ettiğini, bunun doğuştan gelen bir davranış olduğunu söyleyen Yardibi, beslenme şekilleri ve savunma mekanizmalarının bu doğal süreçle beraber gelişip olgunlaştığını anlattı.

Prof. Dr. Yardibi, bir hücre içinde bile fizyolojik şartlara dışarıdan en ufak bir müdahalede organizmanın tamamını etkiyecek patolojik sonuçların ortaya çıkacağına işaret ederek, şöyle konuştu: “Doğal ortamından alınıp sirklerde, fayton sefalarında benzer amaçlarla kullanılan hayvanların ruh sağlığına ciddi hasarlar verirsiniz. Davranış bozuklukları ile başlayan bu psikolojik sorunlar zamanla stres unsurunun artması ile ciddi bedensel patolojilere çevrilir. Stres canlı üzerinde ‘serbest radikal’ adını verdiğimiz kansere dahi neden olabilecek maddeler oluşturarak, metabolizmaya ciddi hasarlar verir. Elbette bu durum hayvanların beslenmesinden, veriminden, üremesine kadar her şeyi olumsuz etkiler. Üreme döngüsünü bozduğunuz bir canlının da nesillerinin tükenmesine varan ciddi sonuçlarla karşı karşıya kalırız ve bunun sonuçları çok ağır olur.”

Şenpolat: “Bu Hayvanseverlik Değil, Olsa Olsa Hayvanseçerlik Olur”

Hayvan Hakları Federasyonu (HAYTAP) Başkanı Avukat Ahmet Kemal Şenpolat ise her hayvanın kendi türüne özgü doğal ortamında yaşaması gerektiğini vurguladı. Şenpolat, “Bir pengueni Eskişehir’de hayvanat bahçesinde, bir yunusu Kuşadası’ndaki yunus parkında, bir ayıyı köpek barınağında ya da bir aslanı Kayseri’deki hayvanat bahçesinde yaşamaya zorlamak, insanların hayvan dostlarımıza yaptığı en büyük zulümdür. İşin daha vahimi bu durum yasada açıkça yazmasına rağmen hiçbir belediye başkanı ya da şirket sahibi, hatta hayvansever olduğunu iddia eden kişi ya da dernek dahi bu kurala uymuyor. Kendi zevkine göre hayvanları tasnif etmek istiyor. Hiçbir eskimo Afrika’da demir kafes içinde yaşayabilir mi?” ifadelerini kullandı.

Bu İçerik İlginizi Çekebilir  Şişli'de Vicdansızlık: Trafik Tabelasına Zincirleyip Terk Ettiler

Hobi amaçlı olarak bu işi yapmanın, hayvanları üretmenin ve ithal etmenin hayvan hakları savunuculuğu olmadığının altını çizen Şenpolat, “Bu hayvanseverlik değil, olsa olsa ‘hayvanseçerlik’ olur.” dedi.

Dostlarımıza Hayatlarını Zulmederek Geçirtiyoruz

Hayvanat bahçesindeki yaban hayvanlarının hızlı hızlı ileri geri hareket ettiklerini aktaran Şenpolat, şu değerlendirmede bulundu:

“Filler kafalarını sallayıp dururlar. Sirklerdeki hayvanlar zaman zaman kendilerini kırbaçla elektrikle ‘eğiten’lere saldırırlar. Bunların hepsini, omurgalı ve memeli dostlarımıza yapıyoruz. Yani biyolojik olarak en yakın olduğumuz ama empati kurmak istemediğimiz dostlarımıza hayatlarını zulmederek geçirtiyoruz. Sanırım bu da bize tüm insanlığa negatif enerji olarak dönüyor. Şiddet ve zulüm sarmalını hayvanlara uygulamayı o kadar kanıksamışız ki, kendi hayatlarımızdaki felaketler, aslında onlara yaptığımız bu işkenceler, doğal hayatlarına aykırı davranmaya zorlamak ve suçsuz yere onları hapsetmek nedeniyle oluşuyor.”

Avukat Şenpolat, doğal ortamlarından koparılan hayvanları demir kafesler ardından kurtarmak için çeşitli proje ve çalışmalar yürüttüklerini, eylemler yaptıklarını ve hukuki yollara başvurduklarını sözlerine ekledi.

Kaynak: AA

Ekoloji kategorisindeki diğer haberler için: http://k2haber.com.tr/category/ekoloji/

reklâm
Yorum Yapmak İçin Tıklayın

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ekoloji

Doğa Savunucuları Kaz Dağları İçin Toplanıyor: #KazDağlarıHepimizin

#KazDağlarıHepimizin

Çanakkale’de doğa savunucuları ve çevre örgütleri 19 Temmuz’da Çanakkale İskele Meydanı’nda saat 18:30’da #KazDağlarıHepimizin başlığı altında büyük bir miting düzenliyor. Miting, Çanakkale Belediyesi, Çanakkale Kent Konseyi Çevre Meclisi ile Ege ve Marmara Belediyeler Birliği iş birliğinde organize ediliyor.

Geçtiğimiz günlerde Çanakkale’nin merkeze bağlı Kirazlı Köyü yakınlarında bulunan Kirazlı Altın Madeni’nin Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporunda belirttiği ağaç kesiminin 4 katı ağaç kestiği ortaya çıkmıştı. TEMA Vakfı araştırmasının sonucuna göre şu ana kadar 195 bin ağaç kesilmiş durumda. Planlanan kesim ise 45 bindi.

Konuya ilişkin TEMA Vakfı’nın “Nelere kıydılar?” başlıklı açıklamasında, “Çanakkale Kirazlı’da Siyanürlü Altın Madeni alanının yüzde 98,7’si orman alanında bulunuyor. Bölgede 18 memeli, 41 kuş, 10 sürüngen ve 117 böcek türü yaşıyor. Orman 283 farklı bitki türüne ev sahipliği yapıyor. Proje alanında tespit edilen türlerin 7’si dünyada sadece Türkiye’de yaşıyor” ifadeleri kullanıldı.

Kirazlı Altın Madeni’nde ÇED raporuna aykırı işlem yapıldığını ve işletmenin durdurulmasını isteyen TEMA Vakfı, “Hepimizin en azından bir kere de olsa görmek istediği veya yerleşmek için hayalini kurduğu oksijen deposu Kaz Dağları varlığını koruyabilmek için desteğini bekliyor. Kirazlı Altın Madeni Projesi, Mart 2019’da Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’ndan inşaat faaliyetlerine başlamak için işletme iznini aldı. Projenin ilk aşamaları proje alanındaki ormanların ve diğer bitki örtüsünün ortadan kaldırılması ve 45 bin 650 ağacın kesilmesi olarak planlanmıştı. Haziran ayının ortasında yapılan tıraşlama ile maalesef ormanlarda büyük bir yara açıldı. Uydu görüntüleri üzerinde yaptığımız incelemeler, maden sahası ve  yol bağlantıları için  yaklaşık 195 bin adet ağacın kesildiğini ortaya koyuyor. Buna göre ÇED raporunda belirtilenden 4 kat daha fazla ağaç kesimi yapıldı” dedi.

Bu İçerik İlginizi Çekebilir  Canlı Hayvan Ticaretinin İç Yüzü: Zulüm, İşkence ve Hastalık

Çanakkale merkeze 30 km uzaklıkta olan maden alanı aynı zamanda 180 bin insanın tek su kaynağı olan Atikhisar Barajı ile aynı su havzasında yer alıyor. Maden projesi hayata geçtiğinde 20 bin ton siyanür kullanılacağı ve siyanürle birlikte arsenik gibi birçok ağır metal ortaya çıkacağı uzmanlar tarafından belirtiliyor.

Gökhan’dan #KazDağlarıHepimizin Paylaşımı

Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan da sosyal medya hesabından #KazDağlarıHepimizin etiketi ile katliama tepki gösterdi.


#KazDağlarıHepimizin imza kampanyasına katılmak için:

Ekoloji kategorisindeki diğer haberler için: http://k2haber.com.tr/category/ekoloji/

Okumaya devam et