Connect with us

Politika

Muharrem İnce’den İlk Açıklama: Taksim’de Kendimi Yakarım!

muharrem ince

Sözcü Gazetesi yazarı Rahmi Turan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüşmeye giden CHP’linin Muharrem İnce olduğunu iddia etti. Sağlık sorunları için gittiği İngiltere’nin başkenti Londra’da tedavi gören Rahmi Turan, Sözcü Gazetesi’ne açıklamalarda bulundu.

Turan şu açıklamalarda bulundu:

“Uzun bir süredir tedavim nedeniyle Londra’dayım. Yani ortadan kaybolduğum falan yok. Son 2 gündür tedavimin yoğunluğu nedeniyle Türkiye’de olan bitenle çok ilgilenemedim. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözlerini de şimdi sizden öğrendim… O zaman Saray’a yakın kaynağımın bana söylediği ismi sizin aracılığınızla açıklamak istiyorum.

Kaynağımın bana söylediğine göre, Saray’da Erdoğan’la görüşen CHP’li isim Muharrem İnce’ymiş. Hatta kaynağım İnce’nin hangi araçla geldiğini, saat kaçta Saray’a girdiğini, kaçta çıktığını dakika dakika söyledi.

Ben de gazetecilik refleksiyle aldığım bu önemli bilgiyi köşemde isim vermeden yazdım. Gelinen durum, bu ismi açıklamamı şart koştu. Ama önemli bir şeyi belirtmek istiyorum. Bu görüşme ve isimler, kaynağımın iddiası.

Ben de bu önemli iddiayı Türkiye gündemine taşıdım. Bakalım taraflar şimdi ne diyecek…’

İnce’den İlk Açıklama: “Taksim’de Kendimi Yakarım!”

CNN Türk’te Gündem Özel programına konuk olan CHP 26. Dönem İstanbul Milletvekili / Gazeteci Barış Yarkadaş, canlı yayında Muharrem İnce’nin kendisine gönderdiği mesajı okudu. Muharrem İnce, Rahmi Turan’ın iddiası sonrası Barış Yarkadaş’a canlı yayında gönderdiği mesajda, “Böyle bir görüşmeye dair kanıt varsa Taksim’de kendimi yakarım” dedi.

İnce: Benim Üzerimden Parti İçi Muhalefete Yönelik Şerefsizce Bir Saldırıdır

Muharrem İnce kişisel Twitter hesabından da konuya ilişkin sert açıklamalarda bulundu. İnce, “İddiaların benimle uzaktan yakından bir ilgisi yoktur, olamaz. Bu bana, benim üzerimden parti içi muhalefete yönelik şerefsizce bir saldırıdır.” ifadelerini kullandı.

İnce’nin açıklamaları şu şekilde:

“Daha ilk günden Rahmi Turan’ın dile getirdiği iddiaların merkezine benim adımın oturtulacağını bana gelen bilgiler doğrultusunda tahmin etmiştim. Bunun benim üzerimden parti içi muhalefete yönelik bir operasyon olduğunu ve bunun Genel Merkezin mutfağında bir çete tarafından pişirildiğini biliyordum. Tahminlerimde yanılmadım.

İddiaların benimle uzaktan yakından bir ilgisi yoktur, olamaz. Bu bana, benim üzerimden parti içi muhalefete yönelik şerefsizce bir saldırıdır. Bu şerefsiz, onurdan insanlıktan nasip alamamış kalemşörle ve kaynağım dediği saray soytarısıyla mutlaka yargı önünde hesaplaşacağız.

Bu iş elbette sadece yargıyla sınırlı kalmayacaktır. Siyaseten bu operasyonun parçası olan ve Cumhurbaşkanlığı seçim akşamından bu yana şahsıma yönelik kampanya yürütenlerle de hesaplaşmamız kamuoyunun huzurunda devam edecektir.

Şundan herkes emin olsun ki kimsenin yaptığı yanına kar kalmayacaktır. Ben kendimin ne olduğunu biliyorum. Madem ismimi ortaya attınız elinizdeki belgeleri de tüm Türkiye ile paylaşmanızı bekliyorum. Bu konu artık benim için siyasi bir konu olmanın çok ötesine geçmiş bulunmaktadır.

CHP yönetimi bu saatten sonra konuyu geçiştiremez. Bu konuyla ilgili benim üzerimden mutlaka bir disiplin soruşturmasını da başlatmalıdır. Ya da taraf olarak konuyu yargıya taşıyıp kendi duruşunu göstermelidir.”

Turan’dan Yeni Açıklama: İnce Doğruyu Söylüyor Olabilir

CNN Türk canlı yayınına bağlanan Rahmi Turan, ”Kaynağım Saray çevrelerine yakın bir gazeteci. 20 yıldır tanıdığım bir gazeteci arkadaş. Kaynağımı sormayın. Araştırılsın, bulunsun. Benim bildiğim bu kadar. Bir gazeteci kaynağını açıklar mı? Ayıp bu. Cumhurbaşkanı doğru söylüyordur, Sayın İnce doğru söylüyordur. Bu beni ilgilendirmez, ben duyduğumu yazdım. Kaynak belki kendisi açıklar, ama kaynak kim diye zorlarsanız çok ayıp bir şey olur” şeklinde konuştu.

Bu İçerik İlginizi Çekebilir  Türkiye ve Rusya'dan Venezuela Devlet Başkanı Maduro'ya Destek

Dündar: Belgesi Olmayan Bir Haberi Yapmak Gazetecilik Olmaz

Gazeteci Uğur Dündar, Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüşen CHP’li’ iddiasıyla ilgili kendisine de bilgi verildiğini ifade etti. Dündar, “İki gazeteciye daha gitti bu haber denildi. Bana da böyle bir haber geldi. ‘9 Kasım’da Muharrem İnce, Saray’a gitti. Haberimiz kesinlikle doğru’ denildi. Bir kere bu haberin belgesi yok. Belgesi olmayan bir haberi yapmak gazetecilik olmaz. Kaynak ne kadar doğru olursa olsun, yanıltabilir. Burada kaynak da yanıltılmış olabilir. O haberin yaratacağı yankı şudur; Uğur Dündar CHP’yi dizayn mı ediyor? olur. Ben girmem bu haberi, belgesi yok’ dedim.

Gazetecilik ahlakı gereği kaynağını açıklamayacağını vurgulayan Dündar, “Ben bu kaynağı da açıklamam. Gazetecilik ahlakı olarak bunu söyleyemem. Ben böyle bir haberin CHP ve İnce’yi karalamak için yapıldığını düşündüm ve sıcak bakmadım. Kaynağımı da bu konuda uyardım, sen de yanıltılıyor olabilirsin. Ben 50 yıllık bir gazeteci olarak bu haberin tuzak sayılabilecek bir haber olacağını hissettim ve değerlendirmedim.” dedi.

Işık: Bana Bir İsim Zikredilmedi

Sözcü Gazetesi yazarı Rahmi Turan’ın ‘Saray’a giden CHP’li’ köşe yazısı sonrası başlayan tartışmada aynı kaynağın Uğur Dündar ve Candaş Tolga Işık’a da gittiği iddia edildi.

Uğur Dündar CNN Türk canlı yayınında haberin kaynağına ilişkin söylediği “Benim duyumum Candaş Tolga Işık’a Beşiktaş’ta CHP’li belediye meclis üyeleri dillendirmiş” sözleri sonrası Candaş Tolga Işık da CNN Türk canlı yayınına bağlandı.

Işık’ın açıklamaları şu şekilde:

“Beşiktaş Belediye Meclis üyesi değil. Benim Beşiktaş’tan da tanıdığım insanlar. Muhtemelen de CHP’nin delegesi. Bir yerde davet sırasında dediler ki on günden fazla, böyle bir şey oldu dediler. Araştırayım dedim. Bana bir isim zikredilmedi. Çok önemli bir CHP’li denince şahsi olarak Muharrem Bey’e yordum. Günün içinde çok insanla konuşuyoruz haber yazmak için. Ayırt edebilecek durumdayız. Rahmi Abi’nin kaynağı mı bilmiyorum. Geçmişte hataya düşmüş de olabiliriz. Gördüğüm yönlendirme olduğuydu. Bana hoş gelmemişti. Yönlendirme gibi hissetmiştim. Dünyanın en saçma şeyi bu. Külliye kimi işaret ederse seçilmeyeceği belli. Anlamak için gazeteci olmaya gerek yok.”

Politika kategorisindeki diğer haberler için: http://k2haber.com.tr/category/politika/

Bu İçerik İlginizi Çekebilir  Mahfi Eğilmez: Türkiye ile Rusya Arasında Ruble ve TL ile Ticaret

reklâm
Yorum Yapmak İçin Tıklayın

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Politika

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Handke’ye Nobel Ödülü Verilmesine Tepki

handke nobel

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2019 Nobel Edebiyat Ödülü’nün Srebrenitsa soykırımını inkar eden ve Sırp savaş suçlularını savunan Peter Handke’ye verilmesine tepki gösterdi. Erdoğan, “Nobel Edebiyat Ödülü’nün ırkçı bir şahsa verilmesi, insan hakları ihlallerinin ödüllendirilmesinden başka hiçbir anlam taşımayacaktır” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ’10 Aralık İnsan Hakları Günü’ dolayısıyla bir mesaj yayımladı. Mesajında Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin kabul edilişinin 71. yıl dönümü vesilesiyle tüm dünyanın İnsan Hakları Günü’nü tebrik eden Erdoğan’ın mesajı şu şekilde:

“Ne yazık ki bu günü beyanname ile güvence altına alınan hakların ihlal edildiği, adaletsizliğin arttığı, masumların inançları yüzünden katledildiği, merhametle insanlık arasında yeni duvarların örüldüğü bir yılın sonunda karşılıyoruz.

Bu sene içerisinde Christchurch’de bir camiyi, Sri Lanka’da bir kiliseyi, Kaliforniya’da bir sinagogu hedef alan terör eylemleri, kültürel ırkçılığın, tahammülsüzlüğün ve İslam düşmanlığının ulaştığı vahim boyutları bir kez daha gözler önüne sermiştir. Küresel barış ve istikrarı tehdit eden bu meselenin en büyük sorumluları, İslam nefretini bir oy aracı olarak kullanan siyasetçiler, nefret söylemini ifade özgürlüğü adı altında normalleştiren medya ve mevcut yapılarıyla günümüz sorunlarına çözüm getiremeyen uluslararası örgütlerdir. Komşumuz Suriye’deki milyonlarca insanın feryadını 9 yıldır duymazdan gelen uluslararası toplum, bu suskunluğuyla en büyük darbeyi İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nde yer alan değerlere vurmuştur. 10 Aralık İnsan Hakları Günü’nde Nobel Edebiyat Ödülü’nün Bosna Hersek’te yaşanan soykırımı inkâr eden ve savaş suçlularını savunan ırkçı bir şahsa verilmesi, insan hakları ihlallerinin ödüllendirilmesinden başka hiçbir anlam taşıyamayacaktır. İnsan haklarının hiçe sayıldığı böylesi bir dönemde Türkiye, gerek milyonlarca ihtiyaç sahibine sağladığı insani yardımlarla, gerekse birden fazla terör örgütüyle eş zamanlı yürüttüğü mücadelesiyle dünyada adaletin tecellisi için sorumluluk üstlenmektedir. Küresel ölçekteki çabalarımızın yanında ülkemizde de insan haklarının en üst düzeyde korunması, Türkiye’de yaşayan herkesin İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nde yer bulan temel hak ve özgürlüklerinin güvence altına alınması için mücadelemiz sürmektedir. 2019 yılı içinde yeni Yargı Reformu Stratejimiz açıklanmış, bu strateji çerçevesinde hazırlanan ilk yasama paketi kanunlaşmış, İnsan Hakları Eylem Planı’nın tamamlanması için çalışmalara hız verilmiştir. Ülkemiz, insan odaklı devlet geleneğinden aldığı ilhamla demokrasi ve temel özgürlükler alanındaki reform iradesini önümüzdeki dönemde de sürdürecektir. Bu düşüncelerle 10 Aralık İnsan Hakları Günü’nü bir kez daha kutluyor, bu günün milletime ve tüm insanlığa barış, huzur ve adalet getirmesini temenni ediyorum.”

Politika kategorisindeki diğer haberler için: http://k2haber.com.tr/category/politika/

Bu İçerik İlginizi Çekebilir  Türkiye ve Rusya'dan Venezuela Devlet Başkanı Maduro'ya Destek

Okumaya devam et