Connect with us

Ekoloji

Kazdağları Kardeşliği: Derelerimiz, Ormanlarımız Yok Olma Tehlikesi Altında

kazdağları kardeşliği

Doğa savunucuları ve çevre örgütleri bugün Çanakkale İskele Meydanı’nda saat 18:30’da #KazDağlarıHepimizin başlığı altında büyük bir miting düzenliyor. Çanakkale Atikhisar Barajı’nın su havzasında gerçekleştirilmek istenen metalik madencilik işletme faaliyetlerine durdurmak için mücadele eden, sosyal medya platformlarından ‘Kazdağları Kardeşliği’, Kazdağları’ndaki  ağaç ve çevre katliamına ilişkin sorularımızı yanıtladı.

– Kirazlı’da neler oluyor? Bu bölgenin Çanakkale için önemi nedir?

Kanadalı Alamos Gold Inc. şirketinin Türkiye’deki taşeronu olan Doğu Biga Madencilik, Kirazlı Balaban mevkii ve Bayramiç Cazgırlar köyü arasındaki sahada metalik madencilik yapmak istiyor. 2012’den beri çevre derneklerinin hukuki mücadelesi sürüyor. 3500 hektarlık bir alanın söz konusu olduğu dava, Danıştay’da temyiz aşamasında. Buna rağmen firma, Mart 2019’da Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’ndan inşaat faaliyetlerine başlamak için işletme izni alabildi. Projenin ilk aşamaları, firmanın ÇED raporuna göre 45.650 ağacın kesilmesi olarak planlanmıştı. Haziran ortasında yapılan tıraşlama ile ormanlarda devasa bir yara açıldı ve Tema Vakfı’nın uydu görüntüleri üzerinden tespit ettiği üzere, maden sahası ve yol bağlantıları için yaklaşık 195 bin ağaç kesildi. Yani ÇED raporunda belirtilenin 4 katından fazla ağaca kıyıldı ve onlarla birlikte yaşayan yaban hayatı da yerinden edildi.

Kirazlı Maden sahası, Çanakkale merkeze sadece 30 km uzaklıkta ve Çanakkalelilerin, 180 bin insanın tek tatlı su kaynağı olan Atikhisar Barajı’nın su havzasında yer alıyor.

Kazdağları sadece insanlar için değil birçok canlı türü için önemli bir ekosistem. Bölgenin özelliklerinden bahseder misiniz?

Kazdağları’nın kuzey yamacında, meşe, çam ormanları ile birlikte dünyada sadece Türkiye’de yaşayan 7 bitki türünün yaşam alanı burası. Bölgede 18 memeli, 41 kuş, 10 sürüngen ve 117 böcek türü yaşıyor. Orman 283 farklı bitki türüne ev sahipliği yapıyor. Planlanan maden projesi hayata geçerse 20 bin ton siyanür kullanacak ve siyanürle birlikte arsenik gibi birçok ağır metal ortaya çıkacak. Bütün bir kentin tek su kaynağı. Kazdağları’nın dereleri, yer altı suları ve tarım alanları kirlilik tehdidi altında, ormanları, nadir bitkileri ve tüm canlı hayatı ise yok olma tehlikesi ile karşı karşıya.

Kazdağları birçok canlının yaşadığı çok hassas bir ekosistem hem Türkiye hem de Dünya için önemi çok büyük. Ama ne yazık ki tüm değerleriyle koruma altına almak yerine, maden ve enerji sektörünün hizmetine sunuluyor. Çevre derneklerinin ve Çanakkaleli vatandaşların hukuki olarak mücadele ettiği daha birçok maden alanı var. Tüm bunlara izin verilirse, şu an temiz havasıyla akciğerlerimiz olan Kazdağları ve Çanakkale büyük zarar görecek.

Bu topraklar ayrıca tarım açısından da çok önemli, halkın büyük çoğunluğu geçimini tarımdan sağlıyor. Eğer bu projelere izin verilirse Çanakkale domatesi, Bayramiç beyazı, Ezine peyniri diye bir şey kalmayacak.

– Bugün gerçekleştirilen mitingte doğa savunucularının talepleri nelerdir?

Biz öncelikle Çanakkale Valiliği’nden ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan, ÇED’e aykırı olarak kesilen ağaç sayısını tespit etmelerini ve ÇED’e aykırı ilerleyen işletmeyi acilen durdurmalarını talep ediyoruz.

Kazdağları üzerinde ne yazık ki işletme izni bekleyen 30’a yakın madencilik projesi bulunuyor. Sırf Kirazlı’daki ruhsat sahibi Alamos Gold firmasının Kazdağları üzerinde 2 projesi daha var. Her iki proje de köylerin içme ve kullanma sularının havzaları ve Çanakkale Boğazı’ndan döküldüğü yere kadar geçtiği tüm tarım arazilerini sulayan Karamenderes Çayı’nın doğduğu alanda.

Kazdağları sadece insanların yaşam alanı değil, burada milyonlarca masum canlı yaşıyor. Biz Çanakkale halkı olarak yaşadığımız yeri korumamız gerektiğine inanıyoruz. Yetkili kişilerden de aynı duyarlılığı göstermelerini ve Kazdağları üzerine yapılması planlanan vahşi madencilik projelerine izin vermemelerini istiyoruz.

Kazdağları Kardeşliği platformu gönüllülerine teşekkür ediyoruz.

Ekoloji kategorisindeki diğer haberler için: http://k2haber.com.tr/category/ekoloji/

Röportaj kategorisindeki diğer içerikler için: http://k2haber.com.tr/category/roportaj/

reklâm
Yorum Yapmak İçin Tıklayın

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ekoloji

Türkiye’deki Süne Zararlısı İstilası Dünya Fındık Arzını Tehdit Ediyor

süne zararlısı

Bilim insanları Türkiye’de yaşanan süne zararlısı istilası sebebiyle dünya fındık arzının tehdit altında olduğunu belirtti.

Doğal yaşam alanı Kuzey Doğu Asya olan süne zararlısı, ısınan hava koşullarında ve süne zararlısı ile beslenen canlıların yokluğunda, nakliye konteynerlerine yerleşerek dünyaya yayılmaya devam ediyor.

Gürcistan’da sebep olduğu tahribatın ardından ilk kez 2017 yılında Türkiye’de görülen süne zararlısı, o zamandan bu yana çoğunluğu dünya fındık üretiminin yüzde 70’ini sağlayan Karadeniz Bölgesi olmak üzere en az 8 kette tespit edilmiş durumda.

Dünya Üretiminin Beşte Biri Tehlikede

Guardian’dan Selin Uğurtaş’ın özel haberine göre, Ondokuz Mayıs Üniversitesi Bitki Koruma Bölümü’nden Prof. Dr. Celal Tuncer, süne zararlısının yayılımı durdurulamazsa fındık üretiminde yüzde 30 oranında bir kaybın meydana gelebileceğini belirtti. Söz konusu oran, dünya üretiminin beşte birine tekabül ediyor.

Fındık sektörünün Türkiye’deki fındık üretimine bağımlılığı, fındık sektörünün aktörlerinin ve bilim insanlarının süne zararlısına karşı acil önlem almasını gerekli kılıyor.

Süne Zararlısı Sorununa Çözüm: Yaban Arısı

Ocak ayında “Süne Zararlısı: Türkiye ve Akdeniz Bölgesi Ülkeleri Tarımına Potansiyel Tehdit” başlığı ile İstanbul’da düzenlenen bilimsel etkinlikte süne zararlısı istilası ile mücadelede, süne zararlısıyla beslenen doğal rakibi yaban arısının yayılımı konusuna odaklanıldı.

İki milimetre büyüklüğündeki yaban arısı, larvalarını süne zararlısının yumurtalarının içerisine bırakarak süne zararlısının çalmasının önüne geçiyor.

Fakat yaban arısının bu mücadelede kullanılması süreci, Türkiye’nin fındık üretiminde sahip olduğundan daha fazla zaman gerektiriyor. Yaban arısının bir biokontrol yöntemi olarak doğaya salınması ile ilgili düzenlemeler, yerel ekolojinin zarar görmemesi adına geniş araştırmaları gerekli kılıyor. 

Prof. Dr. Celal Tuncer, Türkiye’nin süreci hızlandırmak adına mevcut araştırmaların takip etmesi gerektiğini ifade ediyor.

Süne Zararlısının Bölgeye Yayılımının Ardından Bu Önlem Etkisiz Kalabilir

Karadeniz Bölgesi Fındık ve Fındık Ürünleri İhracatçıları Birliği başkanı İlyas Edip Sevinç ise, yaban arılarının risklerinin araştırılmasının zaman alacağını ve süne zararlısının yerleşmesinin ardından alınacak önlemlerin anlamsız olacağını vurguluyor.

Fındık üreticilerinin şimdiye kadar süne zararlısına karşı yaban arılarına güveniyorlardı fakat süne zararlısının bölgeye yayılımının ardından bu önlem etkisiz kalabilir.

Önümüzdeki aylarda gerçekleşecek hava sıcaklıkları, fındık üretimi açısından hayati bir öneme sahip. 2019 yılındaki serin hava koşulları, süne zararlısının kış uykusundan çıkışını geciktirerek fındık ürününe kabuğunun sertleşmesi için gereken zamanı vermişti.

Meteoroloji uzmanlarının bu yıla dair mevsim normallerinin üzerinde gerçekleşmesini bekledikleri hava sıcaklıkları, fındık üretiminin geçen yılki kadar şanslı olamayacağına işaret ediyor.

Okumaya devam et