Connect with us

Ekoloji

BHH Topluluğu’ndan ‘2 Ekim Dünya Çiftlik Hayvanları Günü’ Açıklaması

dünya çiftlik hayvanları günü bhh

Bağımsız Hayvan Hakları Topluluğu (BHH), 2 Ekim Dünya Çiftlik Hayvanları Günü dolayısıyla bir açıklama yayınladı. Açıklamada “Her bilinç sahibi duyarlı canlı yaşamak ister. Yaşam hakkı doğuştan gelen bir haktır.” ifadeleri kullanıldı.

Açıklamanın tam metni şu şekilde:

Zülal Kalkandelen: Bilimin, Aklın ve Vicdanın Sesini Dinleyip Vegan Olun

Dünya Çiftlik Hayvanları Günü

“Bugün 2 Ekim Dünya Çiftlik Hayvanları Günü. Bugün herkesi çiftliklerde esir gibi tutulan hayvanların yaşadığı şiddeti, çektiği acıları düşünmeye çağırıyoruz.

Her yıl milyonlarca hayvan eti kesiliyor; sütüne, yumurtasına, derisine ve balına el konulmak için sömürülüyor. Acıyı ve sevinci hissetme, yavrusunu koruma içgüdülerine sahip olan bu hayvanlar, üretim tesislerinde son derece kötü koşullarda esir tutulurken, yaşam hakları ellerinden alınıyor.

İnsan gibi bilinç sahibi, duyarlı birer canlı olan bu hayvanların evlerimizde beslediğimiz kedi ve köpeklerden hiçbir farkı yok ama onlara yaşatılan zulmün boyutu tahminlerin çok ötesinde. Çoğu beton zeminler üzerinde, toprağa hiç basamadan, gün yüzü bile göremeden, tam bir köle gibi yaşamak zorunda bırakılıyor.

Çığır Açan Vegan Belgeseli: The Game Changers 

Duygusal Olarak Terörize Ediliyorlar

Çiftliklerde alıkonulup sömürülen hayvanlar, içinde bulundukları fiziksel koşulların korkunçluğunun yanı sıra, duygusal olarak da terörize ediliyorlar. Hiçbir zaman yavrularıyla bir arada kalmalarına izin verilmiyor. İnekler süt vermesi için düzenli olarak insan eliyle bedenlerine yerleştirilen boğa spermleriyle gebe bırakılıyor. Bir insan gibi 9 ay gebelik yaşayan inekler, doğurdukları anda yavrularından zorla ayrılıyor. Sütüne el konulan anne inek, büyük bir acıyla günlerce yavrusu için çığlık atarken; buzağı bir eşya gibi tek başına ayrı bir yere konuyor. Sürekli bir ölüm makinesi işlevi gören bu döngü, anne inek artık doğuramaz hale gelinceye kadar sürüyor ve sonunda anne de buzağı da eti için kesiliyor.

On binlerce tavuk, penceresi bile olmayan, ufacık kafeslerde üst üste yığılmış bir halde tutuluyor, hayatları boyunca kanatlarını bir kez bile açamadan öldürülüyor. Yumurta sektöründe erkek civcivlerin bir üretim değeri olmadığından, 1-2 günlük yavrular canlı canlı öğütme makinelerinde ezilerek ya da büyük torbalarda boğularak katlediliyor.

Veganlığın Temeli Sömürüye Karşı Çıkmaktır

Hayvanların Yaşadığı Şiddete Son Vermek İnsanların Elindedir

İnsan tüketimi için öldürülen balıkların sayısı tam olarak bilinmemekle birlikte, kara hayvanlarından daha fazla. Diğer hayvanlar gibi merkezi sinir sistemine sahip olan balıklar da acıyı hissediyor; avlanma sırasında boğularak ya da zıpkınla bedenleri delinerek büyük bir acı içinde can veriyor.

Arıcılık sektöründe uçup gitmesin diye kanatları sökülen kraliçe arı, artık fazla bal üretemeyen arı grubunun öldürülüp yeni arı gruplarının oluşturulması da hep aynı sömürünün sonucu.

Çiftliklerde, üretim tesislerinde ve fabrikalarda mal muamelesi yapılarak katledilen hayvanların yaşadığı şiddete son vermek insanların elindedir. Bu şiddetin bir parçası olmayın; insan, hayvan ve çevre için en iyi yolu, vegan yaşamı deneyin.

Her bilinç sahibi duyarlı canlı yaşamak ister. Yaşam hakkı doğuştan gelen bir haktır.”

Peki, Bu Veganlık Dedikleri Nedir?

Yorum Yapmak İçin Tıklayın

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir