Connect with us

Kültür

İhsan Yüce: Sanata Gönül Vermiş Yüce İnsan

İhsan Yüce, sanata gönül vermiş yüce insan. Yeşilçam’ın gizli kahramanı. Bugün 29. ölüm yıl dönümünde, sinemaseverler ve sinema emekçileri tarafından saygıyla anılıyor.

Kibar Feyzo, Sosyete Şaban, Şark Bülbülü, Öğretmen, İnatçı, Fazilet gibi toplamda 59 filmin senaryosunu yazan, 150’den fazla filmde rol alan İhsan Yüce, Türk sinemasında ismi belki fazla bilinmeyen fakat sinemanın gelişiminde çok önemli katkıları olan bir isimdi. Sinemaya olan ilgisinin yanında Yüce, aynı zamanda bir heykeltıraş, bir şair ve bir ressamdı.

Kemal Sunal Filmleri Neden Hala Çok İzleniyor?

İhsan Yüce: Ağalık Düzenin Karşısında Bir Sinema Emekçisi

İhsan Yüce’nin filmlerinde ağalık düzeni, töre, köylünün sıkıntıları esprili ama oldukça nüktedan bir dil ile eleştirmektedir. Özellikle Kibar Feyzo filmi, dönemi içerisinde bir başyapıt özelliği taşımaktadır. Ağalık sisteminin eleştirildiği filmde Maho Ağa figürünün, “Ula şurda 141-142 başsınız, hepinizi ben besliyim. Vallaha satarım köyü ha!” cümlesi, dönemin Türk Ceza Kanunu’nun 141 ve 142. maddesine yapılan bir göndermedir. Bu söz bile Yüce’nin kaleminin önemini göstermektedir.

Tiyatromuz Yaşasın: İki Bin Tiyatro Emekçisinden Ortak Çağrı

Muhasebecilikten Tiyatroya, Tiyatro’dan Sinemaya Geçiş

İhsan Yüce 23 Ocak 1929, Elazığ’da dünyaya gelmiştir.  İzmir Atatürk Lisesi ve İzmir İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi’nden mezun olduktan sonra bir süre muhasebecilik yapan Yüce, 1952 yılında tiyatroya ilk adımlarını atmıştır. İlk tiyatro deneyimine Halk ve Çocuk Tiyatrosu’nda başladı. 1965-1966 arasında Lale Oraloğlu Tiyatrosunda çalıştı. Daha sonra Ankara’ya giderek, üç arkadaşı ile birlikte Drama Tiyatrosunu kurdu. Dostoyevski’nin Suç ve Ceza’sı ile Şarlo’nun Sahne Işıkları’nı sahneye taşıdı.

60’lı yıllarda ise sinemayla tanıştı. Altın Yumru, Güzel Bir Gün İçin, Senede Bir Gün, Ah Güzel İstanbul, Bir Millet Uyanıyor gibi filmlerde rol alır. Haldun Dormen, Atıf Yılmaz, Süreyya Duru, Ertem Eğilmez, Tunç Başaran gibi Yeşilçam’ın yükünü sırtlanan büyük ustalarla çalıştı.

Rutkay Aziz’in ‘Büyük Gözaltı’ Oyunu Tiyatroseverlerle Buluşuyor

1971 yılında Aslıer Film’i kurdu. Senaryosunu yazdığı ve yönetmenliğini üstlendiği Hayat Cehennemi/Hiç filmini yaptı. Film beklediği ilgiyi görmez ama senaryo çalışmalarına ara vermeden devam etti. Ağrı Dağı’nın Gazabı filminden sonra Vedat Türkali ile birlikte kaleme aldığı Bedrana filmi ile çıkışı yakaladı. Film 11. Antalya Film Şenliğinde ‘En İyi İkinci Film’ ödülünü aldı.

1976 yılında İşte Hayat filmindeki rolüyle En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu, senaryo ve yönetmenliğini yaptığı Bebek filmiyle 1979’da Karlovy Vary (Cekoslovakya) Jüri Özel Ödülü, 1981 yılındaki Derya Gülü filmindeki rolüyle de En İyi Erkek Oyuncu Ödülü aldı. 1976 yılında İşte Hayat filmindeki rolüyle En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu, senaryo ve yönetmenliğini yaptığı Bebek filmiyle 1979’da Karlovy Vary (Cekoslovakya) Jüri Özel Ödülü, 1981 yılındaki Derya Gülü filmindeki rolüyle de En İyi Erkek Oyuncu Ödülü kazandı.

Yüce, 1991 yılında Salacak’taki evinde senaryo çalışmalarını sürdürürken, geçirdiği kalp krizi sebebiyle aramızdan ayrıldı.

Sırtını Halka Dayamış, Bir Büyük Sanatçı: Kemal Sunal

Ekmek, Şarap, Sen ve Ben

‘Şairlere saygısızlık olur’ diyerek şiirlerini yayınlamayan Yüce’nin, ‘Ekmek, Şarap, Sen ve Ben’ isimli şiiri kendisini araştıran, bilen herkesin beğeniyle paylaştığı bir şiiridir.

“bir de sabahın dördü
dışarda kar
odamız ılık
gözlerin ılık ılık damlarken boş kadehe
anlattın bana ağzı sarımsak kokan bir oğlanla yattığını
aşkı tattığını, karım dediğini ve aldattığını

kıskandım Gogen’i Tahitilim
terlemiş vücudunu silerken
cüzzam mikrobunu ve yaktığı kulübesini
saçların bağlamıştı ellerimi muz kokulum
güneşi doğurmuştu ölü cisim
martı çığlıklarıyla bir sahil kayalığında
nefesin vücudumu yakıyordu yer yer
sam yelim sahra-i kebirim
kahrettim her şeye o gün
babanın şarap çanağına,
Gogen’e,
kadere,
sana,
bana,
bir de gittiğin arabanın tekerine

ne diyordum arkadaş….
diyordum ki ben bu zıkkımı içmek için içerim
ama içerken düşünmem neden içiyorum diye
daha sonra yaparım hayatın felsefesini

sırayla olurum Fatih, Selim, Kanuni
bazen kadın hamamında tellak….
bazen Christoph Colomb
Napolyon’ken düşünürüm Elbe’de geçen günleri
Timur’ken Beyazıt’ı yenişimi….
bir kere Aristo’nun hocası olmuştum
ona verdiğim dersle gurur duymuştum
bazen Jan Dark’ı kurtarmak için çalışan bir kahraman
bazen odunun ateşleyen bir cellat olurum

eğer daha da içersem
Shakespare halt etmiş derim karşımda
salyalı dudaklarımdan yayık sesimi dinlerim de
işte Mozart’ın aradığı melodi bu diye gülerim
enayiymiş be Platon…
bir içsin de görsün….ne felsefesi varmış bu hayatın
anlasın geçmişi kınalı dünyanın kaç bucak olduğunu

ıslak kaldırımlarda yürürken acırım
önde yalpa vuran sarhoşun zavallı haline
ukalalık işte derim neme lazım senin
kendine bak; sende bir serserin bir sarhoş….
ve yavaş yavaş kaybolur acı kahkalarım
şehrin izbe sokaklarında
yavaş yavaş kaybolur benliğim…”

Korona Günlerinde Tiyatro: Şehir Tiyatroları Salondan Yayına Başlıyor

Yorum Yapmak İçin Tıklayın

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir