Connect with us

Ekoloji

Neden Bu Düşmanlık?

Ayşem Özleyiş Oğuz

Her geçen gün artan düşmanlık ve şiddet, toplumun içinde sinsice yayılmaya devam ediyor. Şiddete olan bu düşkünlük, düşündürücü değil midir?

Her kesim ve her zayıf halka, bu şiddetten, bu düşmanlıktan mutlaka nasibini alıyor. Kadın cinayetleri, hayvana şiddet ve istismar vakaları, doğa katliamları… İnsanlar, kendi halinde sokakta yaşamaya çalışan hayvanlar, sahipli hayvanlar, vahşi hayvanlar, göller, nehirler, ormanlar ve hatta dağlar bile…

İnsanlığın İnsafına Kalmış Canlar

Korkunç bir şekilde büyüyen şiddet, düşmanlıkla birleşerek kocaman bir girdap gibi her canlıyı içine çekiyor. 

Yakın geçmişte bayramı yaşadık, bayramlar insanları birleştirir, küsleri barıştırır, barış ve sevgi dört bir yanda kutlanır. Bayram kültürünün bu yönüyle ilgili hiçbir sorun yok ama kurban denilen diğer durumla karşı karşıya geldiğinizde biraz düşünmelisiniz. Hayvanlara kurban adı altında yapılan işkenceleri hiç mi görmüyorsunuz?

İnsan gibi hislere, duygulara sahip olan bir can. Yaşamak istiyor, bir hayatı var. Hayatını yaşaması ise insana bağlı, insan izin verirse yaşayabiliyor. Bir hayatı belki olacak ama hiçbir zaman o hayatı yaşayamıyor, aslında yaşatmıyoruz. Tıpkı insanlığın eline, insafına kalmış, diğer tüm canlar gibi acımasızca yok ediliyor.

Ayşem Özleyiş Oğuz Röportajı: Veganlık ve Hayvanseverlik Ayrılmaz Bir Bütündür

Can Kurtarması Gerekenler, Araba Ardında Köpek Sürüklüyor

Her gün, her sabah mezbaha şiddetiyle yaşamına veda etmek zorunda kalan onlarca cana, başka başka sebeplerle yaşamları ellerinden alınan canlar da ekleniyor. Bakın size son dönemden bazı örnekler paylaşacağım:

Resmi bir kurum olan Karayolları Genel Müdürlüğü ekipleri yardımcı olup can kurtaracağına, resmi araba ardında köpek sürüklüyor! Düşünebiliyor musunuz? Doğa Koruma ve Milli Parklar bazı türler üzerinde oturup, kağıt üzerinde ölüm kararı verebiliyor. Üstüne ihalesini bile yapıyorlar. Sosyal medya olmasa, haberimiz bile olmayacak?

Bir başkası hazine aramak için 2. jeolojik zamanda oluşmuş gölün suyunu boşaltıyor. Bir diğeri zorla komşusunun köpeğini öldürüyor, üzerine de haklıymış gibi davranabiliyor. Yavru köpeğe tecavüz ediliyor, öldürülüyor ve yapan kişinin 9 ayrı suçtan kaydı bulunuyor. Ceza bile almıyor. En kötü üç beş yüz lira para ödeyip serbest bırakılıyorlar.

Öfkenin Altında Yatan Esas Neden Nedir?

Hayvan koruma kanunu çerçevesinde hareket eden onca gönüllü her ilde değişik saldırılarla karşılaşıyor. Bu böyle sınırsızca ve gittikçe artarak devam ediyor. Nedir bu düşmanlığın sebebi? Bu kadar büyük bir öfkenin altında yatan esas neden nedir? İşte bunu sorgulamak gereklidir. Peki, sorgulanıyor mu? Bu insanı ve doğayı tehdit eden şiddet ve düşmanlığı azaltmak için ne gibi girişimlerde bulunuluyor? 

Toplumun ruhsal yapısının çok sağlıklı olmadığı biliyoruz. Daha doğrusu görüyoruz. Ciddi anlamda ele alınması gereken bu durum için yetkililerin yaptığı tek şey ise susmak. Bu sessizlik, sessiz çoğunluğun geleceğini artık tehdit ediyor. 

Bilimin, Aklın ve Vicdanın Sesini Dinleyip Vegan Olun

Kanunun Olmadığı Yerde Düzen Olur Mu?

Yine yasa talebimizden bahsedeceğim. Bıkmak, usanmak yok. Yeni yasayı bekliyoruz ama verilen sözler nedense tutulmuyor. Hala bir tarih yok, hala hayvanlar resmi kurumlar ve diğer yasa/kural bilmezler tarafından türlü işkencelere maruz kalıyor. Meclisten şu süre içerisinde gerekli, gereksiz bir sürü yasa geçti. Hayvan hakları yasası ise hala bekletiliyor. Meclis de tatile girdi. Bu artık bir kısır döngü, bizim için… Zaman geçiyor, komisyonlar kuruluyor, komisyonlar tekrar toplanıyor, tekrar tekrar raporlar hazırlanıyor. Aslında herkes neyin ne olduğunu, gayet iyi biliyor.

Biz söylemekten bıkmadık, bıkmayacağız. Çünkü böyle bir hakkımız da vicdanımız da yok. Hayvan Hakları Yasası kanunlaştırılmalı, İstanbul sözleşmesi ile uğraşmaktan vazgeçilmeli, çocuklar için tedbirler alınmalı, kazdağlarındaki katliamlar durdurulmalı, doğaya sahip çıkılmalı… Bunlar aklımıza belki gelen belki ilk şeyler ama biliyoruz ki her gün daha kötü örneklerle karşımıza geliniyor.

Bizim sadece diğer insanlara karşı değil, yaşam hakkına eşit olarak sahip olduğumuz her cana bir yaşam borcumuz var. O yüzden sessiz kalmamalıyız. Ödemekte çok geç kalınmadı mı?

Ayşem Özleyiş Oğuz

Açık Öğretimde Psikoloji Eğitimi, Halk Sağlığı İçin Bir Tehdittir