Connect with us

Röportaj

İpek Erdem: Zengin Kültürümüzü Uzun Zamandır Kimse Kullanmıyor

ipek erdem

K2 HABER – Başarılı ve güzel oyuncu İpek Erdem ile ‘pandemi süreci, sanat ve yeni normal sonrası’ üzerine bir röportaj gerçekleştirdik. Keyifli okumalar.

Röportaj: Polat Yıldız

  • Pandemi sürecini nasıl geçirdiniz/değerlendirdiniz?

17 Mart’ta annemin yanına Kaş’a geldim. Beraber yaşamayı seviyoruz. 2019 Eylül ayında tamamen performans sanatını anlamak ve fiziksel olarak da bu alanda gelişmek için kendimi adadığım bir yola girmiştim. Bu süreç disiplinli, düzenli çalışmak, aklımın hiç dışarıda olmaması ve daha hızlı yol kat edebilmem için harika bir fırsat oldu. Hele ki annemin yanında ve doğanın içinde olunca… Bu arada benim yaşam biçimim de böyle ve buna “karantina” denilince biraz bozulmadım değil.

İpek Erdem: Neredeyse Dokunmadık Bile Kendi Kültürümüze

  • Geçtiğimiz (tiyatro, sinema, televizyon) sezonu(nu) nasıl değerlendiriyorsunuz? Nasıl bir sezon oldu, sizin açınızdan?

Anlattığım gibi, bir alan üzerine konsantre olduğum için Eylül’den Mart’ın 17’sine kadar neredeyse hiç semtimden çıkmadım. Hep evdeydim ya da derse gidiyordum. Bu yüzden tiyatroları takip edemedim. Ama her zaman çok kıymetli işler yapılıyor, bunu biliyorum. Tabii ki bir gözüm güncel takip ediyor. Sinemada da çok kıymetli yönetmenlerimiz var. Ödüller aldılar. Filmlerimiz dünyadaki festivalleri geziyor. Müthiş… Diziler hakkında çok iyi şeyler söyleyemeyeceğim. Bence uzun zamandır bizim çok zengin kültürümüzü kimse kullanmıyor. Buna hayretle bakıyorum. Ne kadar yazabilmek isterdim. (Yazma çalışmalarına girdim. Bir gün belki olabilir. Çok isterim…Ya da yaratıcılarından biri olmayı.) Maalesef çok kötü ve zararlı buluyorum. Sürekli şiddet aşılayan, çatışması, mesajı belli olmayan bir sürü işle dolu televizyon. Zaten 6 günde çekilen 150 dakikalık işlerin nasıl iyi olmasını bekleyebiliriz ki… İnternet dizilerinde var bir iki güzel dizi… Ama ben hâlâ bizden ilham alınmış işler görmek ve yapmak istiyorum. Batının ya da diğer ülkelerin tekniklerini öğrenmek, ilham almak tabii ki faydalı ama biz malzeme kıtlığı çekmiyoruz ki, sürekli gözümüz yabancı işlerin uyarlamalarını yapmakta…Onlar da kendilerini tüketmiş başka kültürlere bakıyorlar bu arada… Bence neredeyse dokunmadık bile gerçekten kendi kültürümüze. Anlayamıyorum. Eskiden güzeldi.

  • Peki kontrollü sosyal hayat/yeni normal ile birlikte önümüzdeki sezonda nasıl bir tablo bekliyorsunuz?

Çok kötü bir tablo bekliyorum; ki yaşamaya başladık. 

ipek erdem

‘Tiyatromuz Yaşasın Diye Parçalıyoruz Kendimizi’

  • Pandemi süreci ve karantina, tiyatroların kapanması, setlerin durması ve birçok oyuncunun işsiz kalması gibi olumsuzluklar doğurdu. Bunlar için neler söylersiniz? (Bununla birlikte pandemi sürecinde sanata ve sanatçıya bakışı nasıl değerlendirirsiniz?)

Çok can sıkıcı bir durum. Geçenlerde Almanya’dan 1 senedir sanatçı vizesi olan bir arkadaşımla konuştum. 1 senedir çalışma ve oturma izni olan neredeyse dış kapının dış mandalı olan bir insana bile minimum 5000 Euro destek vermişler. Biz de burada özel tiyatroları vergiden muaf edin, destek verin, “tiyatromuz yaşasın” diye parçalıyoruz kendimizi. Sesimiz yine boşluğa gidiyor. Yine insana değer verilmiyor. Deveye sormuşlar “boynun neden eğri?” deve de ” Nerem doğru ki” demiş.

  • Bu süreçte tiyatroların/oyuncuların dayanışması için birtakım projeler geliştirildi. Şiirler okundu, etkinlikler gerçekleştirildi, imzalar toplandı… Peki bunlar ne ölçüde karşılık buluyor, başarılı olabiliyor mu? Sanatçı dayanışmasını nasıl görüyorsunuz?

Sanatçı dayanışmamız iyi, güçlü, daha da iyi olabilir… Bence bir şeyin yapılmış olması başlı başına bir başarı ve çok kıymetli. Ama öyle ama böyle bir şey yapmak, sürdürmek o şeyi ayakta tutuyor ve geliştiriyor doğal olarak. Ne kadar karşılık bulduğunu içinde olmadığım için bilemiyorum. Önemli olan dediğim gibi yapmak olduğu için 1 kişiyi bile etkilemek benim için karşılığını bulmuştur. Zamanında Kapadokya’da düzenlediğim caz festivalini sadece oraya gelen bir çocuğun, bir enstrümanı görüp “Aaa ben bunu çalmak istiyorum.” deme ihtimalini gerçekleştirebilmek için yapmıştım. (Tıpkı ailemin beni 7 yaşımda ilk defa bir tiyatro oyununa götürdüklerinde “tam olarak yapmak istediğim şey bu.” dediğim gibi.) Konserler de ücretsizdi. 

Cansu Gültekin: Sanatçının İşsiz Kalması Göze Dokunmuyor

Yeni Fikirlerin, Oluşumların, Üretim Şekillerinin Doğması Demek

  • Pek çok oyuncu/ekip online olarak seyircileriyle buluştu. Bu tür çalışmalar, yayınlar, online paylaşımlar vb. yaptılar. Bunları nasıl karşıladınız? Tiyatroda bu tip çalışmaların devamı gelir mi? Neler söylersiniz?

Tabii ki çok kıymetliydi. Dünyada her zaman ulaşamayacağımız bir çok oyun, opera, bale izledik, müze gezdik… Destek olduk… Bu sayede hiç bilmediğim Gaga topluluğunu keşfettim ve dans derslerine katıldım… Harikaydı benim için… Sonuçta çok başka bir süreçteyiz ve herkes en azından ayakta kalmak için çözüm üretecek ve bu yeni fikirlerin, oluşumların, üretim şekillerinin doğması demek. Bence çok kıymetli ve heyecan verici. Bunları ekonomiye hiç girmeden söylüyorum. Biliyoruz ki her şey düaliteden oluşur. 

  • Pandemi süreci sizde ne gibi değişikliklere yol açtı, ne gibi durumların öne çıkmasını, sorgulanmasını sağladı?

Öğrenmeyi çok sevdiğim için aklım hep birilerinden ders almaktaydı. Buna ne vakit ne de nakit yetiyordu… Bu süreçte internetten ne öğrenmek istiyorsam ulaşabileceğimi gördüm ve evde tek başıma çalışma yetim gelişti. Harika bir şey bu benim için. Çünkü neredeyse gün 30 saat olsun istiyorum. Yetmiyor, o kadar çok çalışmak istiyorum. Tabii aralarda dinlenme, kafa dağıtma, sosyalleşme ihtiyacı olunca o gün yapmak istediğim her şeyi yapamayabiliyorum. Sorun değil, her şey olması gerektiği gibi… Biraz sorguladığım şey bu güne kadar da internetten bu şekilde yararlanabilirmişim. Ülkeyle ilgili sorgulamalardan maalesef kaçamıyorum.

ipek erdem

Tek Kişilik Bir Oyun Yazıyorum

  • Yeni sezon için sizin ne gibi hazırlıklarınız/düşünceleriniz var?

Pandemi sürecinde Viyana’dan bir şey üretmem ve orada turne yapmam için bir iş teklifi aldım. Şimdi tek kişilik bir oyun yazıyorum. Tiyatro Frankfurt ile de 4-5 kişilik bir oyun yapma niyetindeyiz. Tabii bu süreçte Avrupa çok sıkı önlemler alıyor. Önümüzdeki süreçte de her yerde zaten evlerdeymişiz gibi görünüyor. Önemli değil. Ben üzerime düşen vazifeleri yapıyorum. Çalışıyorum. İşler ortaya çıkınca koşullara göre bunları gerçeğe dönüştürebilirim. Belki sosyal medyayı kullanırım. Durumlara göre gelişecek başka fikirlerim de var… Sakin, huzurlu ve evde hazırlanarak geçirmeyi baz aldım. Gerisini zaman, hayatın getirdikleri ve benim kabul ettiklerim şekillendirecek…

  • Bu sürecin doğru yönetilebildiğini düşünüyor musunuz?

Hayır.

  • Pandemi sürecinde en çok hoşunuza giden ve en çok şikâyetçi olduğunuz durumlar ne oldu?

En çok hoşuma giden dünyanın ve insanlığın dinlenmiş olması oldu. Bu çok ciddi bir dönüşüm süreci… En çok şikayetçi olduğum çok ciddi şeyler yaşanırken ülkenin yöneticilerinin sesimize karşılık vermeyişi, veriyorlarsa da kırıcı oluşları… Ciddi, üzücü ve can sıkıcı. Onca şiddeti, cinayeti, doğa katliamını durdurmaya çalışmakla geçmeye başladı ömrümüz…

Dilek Türker: Türkiye’nin En Zengin ve En Fakir Patroniçesiyim

İpek Erdem Kimdir?

Eski futbolcu, teknik direktör Haluk Erdem ve desinatör, işletmeci Emine Akbaş’ın kızı olarak dünyaya geldi. Taygun ve Algun Erdem abileri, onlar da eski futbolcu ve teknik direktörler.

Yedi yaşında ilk gittiği tiyatro oyununda oyuncu olmaya karar veren İpek Erdem, 1995 yılında Bursa Belediye Konservatuvarı’ında Türk Sanat Müziği eğitimi aldı. İlk oyunculuk eğitimi de 1996 yılında Bursa Devlet Tiyatrosuna bağlı Osmaniye Kültür Merkezindedir. Orada Hansel ve Grathel, Vur Emri, Aşk Fıçıları adlı oyunlarda oynadı.

Ayrıca çok küçük yaştan itibaren spor ve dans hep hayatında oldu. 1987-1998 yılları arasında jimnastik, bale, yüzme, voleybol ve folklöre gitti. 2002 yılında İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı, Tiyatro Bölümünü kazanarak İstanbul’a geldi. Aynı yıl okul arkadaşı Yıldız Asyalı’nın Gani Müjde ile tanıştırması ile Hayat Bilgisi dizisinde oynamaya başladı ve Barbie lakabı ile yıldızı parladı. Okul eğitimine önem verdiği için sonrasında okulunu engelleyecek teklifleri kabul etmedi.

Mezun olduktan sonra Elveda Rumeli dizisinde komedi oynadı. Caz müziğine olan özel ilgisi, 2010 yılında Yer Gök Aşk dizisinde oynamak için gittiği Kapadokya ‘dan aldığı ilham ile birleşti ve Elif Kayaman ile Kapadokya Caz Günleri’ni gerçekleştirdi.

İpek Erdem 2013’te İstanbul’a döndükten sonra Galata Perform’da Kabuk oyunu ile profesyonel tiyatro hayatına adım attı. Tüm çalışmaları devam etmektedir.

Oynadığı oyunlar:

“Kabuk” Ezop Sahne – 2017

“Godot’yu Beklemezken” – 2018

“Kim Geldi” Tiyatro Frankfurt – 2020

Sinema Filmleri:

2009 Beş Şehir – Onur Ünlü

2016 Semur – Gökhan Aksu

2017 Dünyanın En Güzel

Kokusu 2 – Mustafa Uğur Yağcıoğlu

Kısa Filmler:

2018 Deniz Kızı – Yakup Uygun

2020 The Night Before – Demet Derelioğlu Aran

Klipler:

2006 Yağmur – Bertuğ Cemil

2008 Yağmur – Görkem Şarkan

2019 Hatırlar – Hüsnü Arkan