Connect with us

Ekoloji

Türkiye’deki Barınak Gerçeği: Barınak Mı? Toplama Kampı Mı?

ayşem özleyiş Oğuz basımevi

Geçtiğimiz hafta ve önceki hafta yine sarsıcı ve tabiri caizse yüreğimizi sızlatan görüntüleri hepimiz izledik. Korkunç ötesi bir barbarlığın görüntüleriydi izlenen…

Hiçbir zaman değişmeyen ve gün geçtikçe artan bu kuralsızlığın ve kanunsuzluğun temelinde yatan nedir? Aralarında İstanbul ve Ankara’nın da yer aldığı vahşet barınakları Hatay, Kahramanmaraş ve Çanakkale… Bu şehirler asla değişmediği gibi devamlı yenileri listeye eklenmeye devam ediyor.

Bakımevleri Tecrit İçin Kullanıyor

Belki bir ya da iki gerçek anlamda barınak vardır ama hiç duyulmuyor, duyuramıyoruz çünkü vahşet ve barbarlıktan iyi örnekleri konuşmaya fırsatımız bile olmuyor. Bu arada barınak diyoruz yanlış telaffuz ediyoruz aslında, 5199 sayılı HKK’da bu yerlerin isimleri “Geçici Bakımevi”olarak adlandırılır.

Yani açılımı şudur; çeşitli nedenlerle gözetim ve tedavi altına alınmış olan hayvanların “geçici” olarak bakıldıkları, kaldıkları yer. Geçici kelimesi burada çok önemli çünkü yaşlı, sakat ve kendi bakımını sağlayamayacak hayvanlar dışındakilerin burada kalması yasak ve sakıncalıdır. Gelin görünki asla böyle bir kural hiç uygulanmıyor. Her fırsatta ve her şekilde bakımevleri tecrit için kullanılıyor!

Bu bakımevlerinde karşılaşılan durumları açıklayalım;
1-Hayvana tecavüz
2-Kural dışı/Kanunsuz kapatma
3-Son derece kötü şartlarda bakım
4-Kanunsal açıklıktan faydalanarak öldürme
5-Kanun dışı toplama

Nasıl olur diye sormayın… Hiç mi soran, soruşturan, denetleyen yok dediğinizi duyar gibiyim ama cevabımız çok açık, maalesef yok. Son yaşanan, vahşet görüntülerinin ardından İçişleri Bakanlığı yeni bir genelge yayınladı. Valilikler ve Kaymakamlıklar artık bölgelerinde bulunan bakımevlerini denetleyebilecek ve cezai işlem uygulayabilecek. Dilerim bu genelge ile kurallar harfiyen uygulanır ve bizler bu uygulamadaki durumun sonuçlarını da izleme fırsatı buluruz.

Ayşem Özleyiş Oğuz Röportajı: Veganlık ve Hayvanseverlik Ayrılmaz Bir Bütündür

Bakımevlerinin Kontrolsüzlüğü Yasa Dışı Olaylara Sebebiyet Veriyor

Biliyoruz ki çıkarılan yasa veya genelge uygulanmadıktan sonra hiçbir değer ifade etmemektedir. Bakımevlerinin kontrolsüzlüğü, farklı yasa dışı olayların yaşanmasına da sebebiyet veriyor. Uyuşturucu madde üretiminde kullanılan bitkilerin ekimi, bakımevine gelen cins ırkların damızlık olarak kullanılması, yavru satışları, hayvan dövüşleri, şahsi fayda sağlayacak durumlar açısından kullanım ve akla gelebilecek onlarca suç daha…

Tüm bu yaşanan ve yaşatılanlar bir canlının yaşam hakkının insan tarafından çeşitli şekillerde sömürülmesinden başka bir şey değildir. Bakımevlerine hapsedilen ve yasaklı ırk olarak adlandırılan ama insanın yanlış davranışları nedeniyle saldırgan tavırlar gösteren onca can da bu barbarlıktan nasibini alıyor. Onların kafeslerine atılan diğer canlar maalesef ölüyor ve zaman geçtikçe bu hayvanların saldırganlık seviyesi gittikçe artıyor. Kimisi sessiz sedasız uyutuluyor ve bir çoğu sadece ırkından dolayı yaşama veda ediyor. İnsanın bu uçsuz bucaksız şiddetinden yok olan onlarca kedi, köpek ve diğer türler..

Bakımevlerinde çalışan personelin hayvan sevgisinin olması gerekir, değil mi? Fakat çalışan personeller eğitimli olmadığı gibi hayvan sevgisine de sahip değildir. Personel bu birimde çalışmak istemez çünkü onların bakış açısı sadece dışkı temizlemektir. Birçoğu bu görevi sürgün görevi olarak görür ve çevrelerinde de böyle konuşulur. Görevi itibarsızlaştıran bu durum ise hayvana kötü muamele olarak geri dönüyor.

Çok yönlü düşünülmesi gereken, hayvanların da insan gibi birer canlı olduğu gerçekliğinden uzaklaşmadan, aynı his-duygu dünyasına sahip olduklarını unutmadan adaletli bir işleyiş gereklidir. Hem iç mekanizmada hem de bir üst makamca bu önemli ayrıntılar gözden kaçırılmadan kontroller sağlanmalıdır.  TBMM Araştırma Komisyonu’nun verdiği raporda birçok önemli ayrıntı kayıt altına alındı, fakat her şeyin ötesinde en önemli şey uygulamadır.

Ayşem Özleyiş Oğuz yazdı: Neden Bu Düşmanlık?

Türker Yok Oldukça, İnsan Türü De Geleceğini Göremeyecektir

Keyfi isteklerle belediyeyi arayıp burada çok kedi var, çok köpek var, çok havlıyorlar vs gibi anlamsız sebeplerle bu canların alınmasını isteyenlere verilecek en anlamlı cevap, yasanın uygulanması ve bu isteklerin asla bir karşılığının olmadığı gerçeğinin vatandaşa anlatılmasıdır.

Belediyeler kesinlikle hukuki yaptırım altına alınmalı, her şekilde yaptıkları denetlenmelidir. Saldırgan bir köpek barınağa (Bakımevi) kapatılmak yerine rehabilite edilmeli, davranışları mümkün olduğunca düzenlenmeli asla sonu hapis olmamalıdır. Bu olmayacak bir şey değil yeterki yaşam hakkına saygılı, dürüst ve akılcı yönetimler görev başında olsun ve personellerini de bu şekilde kontrol etsin.

Doğa bir bütün ve böylesi çirkin yok edişlerle varacağımız sonuç, yok olmaktan öteye gitmeyecektir. Tüm dünya bu türcü yaklaşımın sonucunu acı bir şekilde yaşıyor ve anlaşılan o ki uzun bir süre daha yaşayacak. Türler yok oldukça, denge bozuldukça insan da bu döngünün bir parçası olarak türünün geleceğini göremeyecektir.

Önemli İddia: Fatih Portakal Fox Tv’den Ayrıldı Mı?

Parti Ayrımı Gözetmeksizin Tüm Belediyelerin Hayvana Bakışı Aynı

Şunu da ifade etmeliyim ki belediyelerin hayvana bakışındaki gerçekliği incelediğimizde parti ayrımı gözetmeksizin aynı davranışı sergilediklerini açıkça görmekteyiz. Devletin yönetimi ve kuvvetler ayrılığı ilkesinin etkisi her konuyu yakından ilgilendirmekte ve objektif bir yönetim anlayışının olmayışı, her konunun çözümlenmesi gerekli sorunlarını çözümsüzlüğe itmektedir.

Yalnız unutulan çok önemli bir ayrıntı var ki asla affedilemez, o da bir canlının üstelik her şeyi, her acıyı, her mutluluğu insandan farksız hisseden bir canlının yaşamı üzerine verilen kararlar, davranışlar ve uygulamalardır.

Herkesi, tüm insanları düşünmeye ve doğruyu görmeye davet ediyorum. Yaşam hakkına değer verin, bu hak her canlının doğuştan kazandığı en değerli ve asla yerine koyulamayacak tek haktır.

Ayşem Özleyiş Oğuz

Bilimin, Aklın ve Vicdanın Sesini Dinleyip Vegan Olun