Connect with us

Ekoloji

Refah Mı? Özgürlük Mü?

ayşem özleyiş Oğuz hayvan hakları yasası

Hayat dediğimiz sınırsız zaman dilimi içinde; her canlının kendisine ait bir alanı, yine kendisine ait yaşamıyla katkıda bulunduğu bir ekolojik döngü vardır.

İnsan bu ekolojik dengenin devamlı en tepesinde gösterilse de gerçek göründüğünden çok farklıdır. Çünkü insan da bu ekolojik dengenin oluşumuna katkıda bulunan canlı türlerinden sadece biridir, diğer türler olmadan yaşamını devam ettirmesi de mümkün değildir. Dilimizde bir küfür gibi kullanılsa da insan da bir hayvandır, diğer canlılardan onu ayıran tek farkı düşünebilme yeteceğidir.

Düşünebilmesine rağmen çoğu zaman büyük yanlışlara, kıyımlara, kötülüklere imza atması kabul edilir gibi değildir ama bu durum halen, dünyanın dört bir yanında maalesef yaşanmaya devam ediyor.

Bilimin, Aklın ve Vicdanın Sesini Dinleyip Vegan Olun

İnsan, Hayvanları Acımasızca Kullanır

İnsanın ekolojiye, doğaya verdiği zararın geri dönüşümü çok zor olmakla birlikte halen son hızla devam etmesi geleceğin oluşmasına engel olmakta, doğanın devamlılığını yok etmektedir.

Tüketici tarafı ağır basan insan, sömürmekten ve kullanmaktan ne yazık ki büyük zevk alıyor. Bu eylemleri toplumun en zayıf halkası üzerinde yoğunlaştırmaktan da asla kaçınmıyor. Kendi türü üzerinden başlayarak, fayda sağlamayı ön plana alan insan, hayvanları acımasızca kullanır, bunu yaparken de hiç rahatsız olmaz.

Oysa bilinç sahibi, duyarlı ve duygu sahibi olan hayvanlar bu derece kullanılmayı asla haketmez. Yeryüzünün en masum canlıları olan hayvanların yaşamları üzerinde insanın bu derece söz sahibi olması ise kabul edilemez bir olgudur. İnsanın kendisini üstün görerek, bir canlının yaşam hakkı üzerinde söz sahibi olması son derece adaletsiz bir yaklaşımdır.

WWF: Yaban Hayvanlarının Nüfusu 50 Yılda Yüzde 68 Azaldı

Refah Köleliği, Sömürüyü ve Ölümü Savunur

Hayvanları sömürürken, şartlarını iyileştirerek hayvanlara daha iyi bir yaşam sunduğunu düşünen insan, gerçeği asla görmez, aslında görmek istemez. İnsan merkezli olan bu davranışların ana başlığı ‘Refah’tır. Refah köleliği, sömürüyü ve ölümü savunur. Bunları yaparken zekice tavırlar ile haklılığını göstermeye çalışır, teknolojiyi kullanır, gerçeklerin keskinliğini yumuşatır.

TBMM Hayvan Hakları Komisyonu’nun raporunda çiftlik hayvanları başta olmak üzere hayvanlar için istenen de aslında refahtır. Değişik açılardan baktığımızda Hayvan Hakları Yasası başlığı altındaki çözümlerin refahı değil, özgürlüğü savunması gerekir. Çünkü doğuştan yaşam hakkına sahip bir canlının lehine bir değişim oluşturulmak isteniyorsa, bu özgürlükçü bir yaklaşımla yapılmalıdır, refahçı bir zihniyetle değil.

21.yy’da bilimsel birçok çarpıcı gerçek ortadayken, hala hayvan refahının savunulması insanın sömürgen ve köleci zihniyettinden vazgeçmek gibi bir düşüncesi olmadığındandır!

Ayşem Özleyiş Oğuz: Veganlık ve Hayvanseverlik Ayrılmaz Bir Bütündür

Endüstriyel Hayvancılığın Sonlandırılması Gerekiyor

Refahı değil özgürlüğü savunan yasalar, uygulamalar ile bir düzen sağlanmalıdır eğer yok olmak üzere olan dünyanın geleceği korunmak isteniyorsa… Bunun için de en başta endüstriyel hayvancılığın kesin bir şekilde sonlandırılması gerekiyor. Çünkü gerçek özgürlük tam olarak burada başlıyor.

Hem yaşam hakkı hem de gelecek kaygısı açısından atılacak bu önemli adım artık geciktirilmemeli, yağmur ormanları ve yarattıkları inanılmaz zararlar ortadayken, endüstriyel hayvancılık tarihe karışmalıdır.

Bilimsel açıklamalar son 67 yılı yaşadığımızı net bir şekilde ortaya koyuyor, süre kısa ve yapılacak işler çok, yarınlar için doğayı özgürleştirmemiz gerekiyor. Bunun için de başlayacağımız yer belli.

Çünkü gelecek ancak özgürlük ile mümkün…

Hipodromlardaki İşkence: At Yarışlarında Yaşanan Sistematik Zulüm