Connect with us

Ekoloji

İnsanlığın Geleceğine Umut Taşıyanlar: ‘Besleme Gönüllüleri’

besleme gönüllüleri

4 Ekim Hayvanları Koruma Günü’nde sokaklarda yaşayan ya da boş arazilere atılan hayvanların yaşaması için çabalayan besleme gönüllüleri ile görüştük.

Onlar çoğu zaman binbir türlü zorluğun üstesinden geliyor. Maddi ve manevi imkansızlıklar ile boğuşuyorlar. Onlar için bırakmak, vazgeçmek söz konusu da değil. Çünkü vazgeçerlerse, ardında bırakacağı canları düşünüyorlar. Evet, onlar besleme gönüllüleri…

Çoğu zaman komşularından baskı ve şiddet gören, sürekli şikayet edilen, toplumun geneli tarafından asla görülmeyen, görülmek istenmeyen, her fırsatta da dalga geçilen insanlar… Bunca kötülüğün, şiddetin, istismarın arasında besleme gönüllüleri, insan türünün geleceğine karınca misali bir küçük umut taşıyorlar.

Nuriye Bektaş: “Mezarlığın çöplüğünde, ceset torbaları ve tabutları toplayarak kışın onlara yuva yapıyordum.”

besleme gönüllüleri

Nuriye Bektaş uzun yıllardır, Ankara Karşıyaka Mezarlığı’ndaki sahipsiz hayvanların beslemesini üstleniyor.

  • Kendinizden biraz bahseder misiniz? Gönüllük çalışmalarınız nasıl başladı?

2007 yılında kendi imkanlarımla, arazi beslemesine başladım. 2014 yılında eşimin ölümü ile Karşıyaka Mezarlığı’ndaki yaklaşık 250 canla tanıştım. Şikayetler üzerine bu canlar ya barınağı kapatılacaktı ya da biz bir besleme bölgesi oluşturup oraya taşıyacaktık. ‘Barınakta öleceklerine, benim yanımda ölsünler’ dedim ve şu an bir besleme bölgemiz var. Toplam 165 canı beslemeye çalışıyoruz.

  • Bölgenizdeki hayvanların durumu nasıl? Yaklaşık kaç can besliyorsunuz? Bölgenizde başka gönüllüler de bulunuyor mu?

Alanı aldıklarımız şu an çok iyi durumda ve mutlular. Gelmesi gereken yaklaşık 120-130 civarı can daha var ve durumları bulundukları yerden dolayı çok kötü. Barınacak hiçbir yerleri yok. İlçe belediyelerinin köpekleri keyfi toplaması yüzünden, kayıplarımız çok fazla. Bir arkadaşım var, arazide birlikte besleme yapıyoruz ama tabi ki yeterli olamıyoruz.

  • Yaptığınız çalışmalar yeterli oluyor mu? En büyük sıkıntınız nedir? Hangi zorluklarla karşılaşıyorsunuz?

Benim desteğim yok ama bakmak zorunda olduğum gerçekten çok can var. En büyük sıkıntımız tabi ki mama. Besleme sorunum olmasa, geride kalan canları da rahatlıkla bu alana alıp, burada bakımlarını üstlenebilirim. Şu an kendimi onlara karşı çok suçlu hissediyorum çünkü onlar arazideler ve çaresizler…

Hayvanları Koruma Günü’nde 230 STK’dan Ortak Çağrı: Avcılık Yasaklansın

besleme gönüllüleri

  • Bu durumun ana sebepleri nelerdir? Nasıl engellenebilir bu durum?

Kısırlaştırma şart. Kaymakamlıklar, Valilikler, İlçe belediyeleri, biz gönüllülere mutlaka destek de bulunmaları gerekiyor. Çünkü bizim imkanlarımız kısıtlı. Bizler hep hayatımızdan fedakarlık yaparak, sadece günü kurtarıyoruz. Ama ya sonrası? Sonrası yok…

  • Ekibinize katılmak isteyenler ya da size destek olmak isteyenler ne yapmalı?

Biz gönüllüyüz, bu işe yüreğimizi koyduk. Her şeyden önce o canları düşünüyoruz, yükümüz çok ağır. ‘Nasılsa birileri yardım ediyor’ diye geride kalmayın. Empati kurun. Sizin desteğiniz daha çok canın kurtulması demektir. Ben mezarlığın çöplüğünde, ceset torbaları ve tabutları toplayarak kışın onlara yuva yapıyordum. İnsanlar da bize kendi imkanları dahilinde mama desteğinde veya içlerinden ne geliyorsa yardımda bulunabilirler. Gerçekten hiç zor değil.

  • 4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü için mesajınız nedir?

Bu dünya sadece bize ait değil, onların da yaşama hakkı var. Bir lokma yiyecek için sallanan kuyruklarına, gülen gözlerine lütfen arkanızı dönmeyin.

Türkiye’deki Barınak Gerçeği: Barınak Mı? Toplama Kampı Mı?

Mine Kurt: “Bizim parkta 2 yaşını göremez kediler…”

mine kurt Abbasağa besleme gönüllüsü

Mine Kurt 7 yıldır Beşiktaş Abbasağa Parkı’nda sahipsiz hayvanların beslemesini üstleniyor.

  • Kendinizden biraz bahseder misiniz? Gönüllük çalışmalarınız nasıl başladı?

Adım Mine Kurt. Trabzonluyum. Boğaziçi Üniversitesi İngiliz Edebiyatı bölümünü bitirdim. Dublaj yapıyorum. Kendimi bildim bileli, hep hayvanlar vardı çevremde. Annem ÇOK titiz biriydi, evde hayvan beslememi istemezdi. Dışarıda beslememe de karşı çıkmazdı. Aslında Hayvan sevgimde babaannemin payı çok büyüktür. Ben hayvan sevgisini ondan öğrendim diyebilirim. Ufak tefek beslemelerimden sonra, bir süre sonra baktım ki bütün harçlıklarımla hayvanları besler oldum. Ama yanlış yaparak tabi, süt, salam alarak… Sonra biraz büyüyüp, bilinçlenince öğrendim ki sütün onların sindirim sistemine zarar verdiğini, çiğ etin organlarına iyi gelmediğini… Eskiden tabi bugünkü gibi petshoplar da yoktu. Önceleri evde tavuk kaynatıp, içine pirinç, patates, havuç, bezelye koyup yemek yapardım onlara ama sayı arttıkça baş edemez oldum. Sonra kendi sokağım, arka sokak derken, Abbasağa parkına dahil oldum 7 yıl önce…

  • Bölgenizdeki hayvanların durumu nasıl? Yaklaşık kaç can besliyorsunuz? Bölgenizde başka gönüllüler de bulunuyor mu?

Abbasağa parkı 16 dönümlük bir alan. Popülasyonu çok fazla. Özellikle gezi olaylarından sonra çok bilinen bir yer oldu. Aslında parkın kendi kedisi yok denebilecek kadar az. Fakat sürekli dışardan bırakılmalar var. İnsanlar sokaklarındakini, mahallerindeki, hatta evlerindeki canlarını parka atar oldu Doğurma dönemlerinde toplam sayı 150’yi geçiyor. Kutu içinde anne ve bebekleri öylece atıp gidiyorlar. Bu bölgede maalesef başka gönüllü de yok. Biz çekirdek bir grubuz ama sahada aktif kimse yok benden başka. Veteriner için yardımcı olan bir arkadaşım var. Maddi manevi hep yanımda olur. Bir de mama için az da olsa destek olmaya çalışan bir kaç güzel yürekli insan var. Fakat sorsanız herkes besliyor ve bakıyormuş. Ben daha kendimden başka mama veren, su veren, bir çocuğu veterinere götüren kimseyi görmedim. Ha alkol kullanırken, yanındaki cipsinden verip de onu besleme sayıyorlarsa bilemem tabi…

  • Yaptığınız çalışmalar yeterli oluyor mu? En büyük sıkıntınız nedir? Hangi zorluklarla karşılaşıyorsunuz?

Yaptığım çalışmalar yeterli olmuyor elbette ama hiç yapmamaktan daha iyidir. Ben yine şanslıyım. Beşiktaş Belediyesi elinden geldiğince destek veriyor. Veterinerlik ve Park ve Bahçeler Müdürlükleri hep yanımda. Onlar gönüllerle çalışmayı hedef alıyorlar. Çünkü en iyi biz biliyoruz oradaki canların durumunu. En büyük sıkıntımız ise kedilerin sürekli parka atılıyor olmaları… Benim için 10 kedi daha fazla bakmak sorun değil elbette ama toplu yaşadıkları zaman birbirlerinden hastalık kapmaya başlıyorlar. Köpek saldırılarına da maruz kalıyorlar. Hatta sahipli köpekler tarafından bile parçalanan kaç kedi oldu. Parkta tasmasız köpek gezdirmek yasak, fakat yasak olmasına rağmen, türcü bir sürü köpek sahibi var. Bu, doğanın kanunu diyorlar. Oysa ben, kedileri parçalayan sokak köpeklerini bile yerinden alınmasınlar diye şikayet etmiyorum. Ama emin olun, şehir içinde yaşamaya uygun olmayan pek çok köpek var parklarda. Ve parklar kediler için hiç güvenli değil. Tehlike anında bir araç altına saklayamıyorlar mesela. Bir apartman boşluğu da yok parkta. Şansları varsa bir ağaca tırmanırlar. Hele köpekler, onları yaptığımız evlerin içinde yakalarlarsa kurtulma şansları maalesef hiç yok. Can havliyle ağaca tırmanıyorlar fakat bu sefer de inmesi mümkün olmuyor. Çünkü ağaçlar çok yüksek. Bazen itfaiye yardım ediyor. Ama içerde bir yerdeyse, parka giremiyor itfaiye araçları. Bir kaç kez AKUT da yardım etti.

  • Bu durumun ana sebepleri nelerdir? Nasıl engellenebilir bu durum?

İnsanlar bize bunları neden yaşatıyor anlamıyorum. Kendi sokağında yaşayan canı alıp, parka atıp vicdanlarını rahatlatıyor ve biz sonrasında, bu olayları yaşıyoruz. Bir de çocukların psikolojileri var. Yavrusunu diğer kedilerden korumaya çalışan anneler… Sokağa terk edilmenin acısını gözlerinde yaşayan o masumlar… Kaçını teselli edebilirim ki… Hastalıktan ya da köpek saldırısından ölmezse, duygusal olarak bunalıma giriyorlar. Annesiz bırakılan bebekler de var…Yaş mama yemeleri lazım… Maddi gücümüz yetmiyor.. Bazen diyorum ki; ‘Sadece bebeklere yaş mama vereceğim’, sonra büyükler de koşuyor hemen ve hemen o soru geliyor aklıma, ‘En büyüğü kaç yaşında ki?’ Bizim parkta 2 yaşını görmez kediler…

Bazen biri kendine bir köpeği anne seçer, bazen bir erkek kediyi annesi sanır ve sığınır. İstedikleri tek şey biraz sevgi ama karşılıksız… Resimlere bakıp aldanmayın, çoğu melek oldu bile…

  • Ekibinize katılmak isteyenler ya da size destek olmak isteyenler ne yapmalı?

Gönüllü olmak isteyenlere tavsiyem şudur, heves olmasın bu yaptıkları. Çünkü sonu yok bu işin… ‘Sabah yemek vermiştim’ diyemezsiniz. Siz de sabah yediniz ama akşam yine açsınız. Başkaları bakıyordur demeyin sakın, herkes bunu diyor çünkü. Ve onlar bu düşüncelerin sonunda yine aç kalır. Sokak hayvanlarının yerini değirmeyin. Çamurda bile yaşasa, sarayı olan başka bir yere götürmeyin. Çamurlu yerdeki şartları düzeltmeye çalışın. 5199 sayılı kanunu öğrenin. İnanın yalnız değilsiniz. Bizler, size nerde olursanız olun yardım edeceğiz. Sokak canlarını beslerken, kıyıya köşeye, sığıntı gibi mama su koymayın. Aman kızmasınlar diye düşünmeyin. Kimse bize kızamaz. Herkesin bize, teşekkür etmesi gerekir. Çünkü yaşam alanlarını yok ettiğimiz canlara yardım ediyoruz. Bunda herkesin payı varken, kimse bize kızamaz. Sakın vazgeçmeyin ve unutmayın yalnız değilsiniz. Şiddetle değil, zorla değil. Sevgiyle, kanunla ve yüreği güzel insanlarla her şey güzel olacak. Ama önce kendiniz inanmalısınız. Ve Tanrı hep sizden yana olacaktır…

  • 4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü için mesajınız nedir?

Yaşam alanlarını mahvettiğimiz ve hepimizin payı olan bu olayda, lütfen onlara yardım edelim. Unutmayalım onlar bize emanettir. Onları yasalar değil, bizim vicdanımız korur. Arada bir sokaktaki canlara dokunun. Kafalarını okşayın. Size bu anlattıklarımı hissettireceklerdir. Sevgiyle kalın.

** Abbasağa Parkı’ndaki kedi evleri, Beşiktaş Belediyesi tarafından eylül ayında yenilendi.

Beşiktaş’ta Söz Tutuldu: Pet Shoplarda Evcil Hayvan Satışı Yasaklandı

Yasemin Açık: ‘İnsanlara güvenini, sevgisini kaybetmiş hayvanlara yanıldıklarını ispat etmeye çalışıyorum.’

yasemin açık besleme gönüllüleri mersin

  • Kendinizden biraz bahseder misiniz? Gönüllük çalışmalarınız nasıl başladı?

Ben Yasemin Açık, 38 yaşındayım. Bilinçli ve aktif olarak 19 yıldır hayvanların hakları için mücadele ediyorum. İlk yıllarda ciddi büyük ve kalabalık alanlarda sokak beslemesi, sonraki yıllarda barınak etkinlik ve ziyaretlerinin eklenmesiyle devam etti. Daha sonra doğadaki en zayıf halka olan evcilleştirilip, sonra da istenmeyen hayvanların, en zor durumda olanlarına evimi açarak yoluma devam ediyorum. Yani engellilere. Büyük çoğunluğu insan şiddetine uğramış, çeşitli uzuvlarını kaybetmiş, vücutlarında ağır ve kalıcı hasarlar oluşmuş hayvanlara…

  • Bölgenizdeki hayvanların durumu nasıl? Yaklaşık kaç can besliyorsunuz? Bölgenizde başka gönüllüler de bulunuyor mu?

Kenar semt tabir edilen bir bölgede yaşıyorum ve burada hayvanların durumu pek iç açıcı degil. Evimde 19 felçli, 33 kör, 7 ağır denge problemli, 5 tane 3 bacaklı, çeşitli kronik hastalıkları olan toplam 80 kedi, 1’i felc toplam 3 köpek, sokakta da 40 kedi besliyorum. Benim bölgemde başka gönüllü yok ama yakınlarımda var. Fakat kısırlaştırma ve tedavi yaptırmayıp, sadece besleme yaptıkları için pek sağlıklı degil hayvanlar.

  • Yaptığınız çalışmalar yeterli oluyor mu? En büyük sıkıntınız nedir? Hangi zorluklarla karşılaşıyorsunuz?

Hiçbir şekilde yaptığım çalışmalar yeterli olmuyor. Kısırlaştırma ve tedavi konusundaki zorluğa geçtim, henüz mama konusunda dahi tıkanıyorum. Büyük çoğunluğu engelli olan hayvanlara bakınca maddi manevi ve psikolojik yük, inanin en az 10 kat artıyor.

  • Bu durumun ana sebepleri nelerdir? Nasıl engellenebilir bu durum?

Bizim en büyük sorunumuz sevgisizlik. Hayvan hakkı ihlallerinde ciddi yaptırımların uygulanması tabi ki çok önemli ama ben sevgisizliğin baş faktör olduğunu düşünüyorum. Artık sevgi de beklemiyorum insanlardan, hayvanlar adına… sadece merhamet, birazcık… Hayatın en büyük acılarını çekmiş, gözlerinde yaşama istegi kalmamış, insanlara güvenini, sevgisini kaybetmiş hayvanlara yanıldıklarını ispat etmeye çalışıyorum. O kadar utanıyorum ki ben bu durumdan, bu sessiz evlatlarım onurları zedelenmeden, itilip kakılmadan kısa ömürlerini tamamlamaları için savaş veriyorum. Zevk için bir kediye kurşun sıkıp, ömrünün sonuna kadar felç olarak yaşamasına sebep olan bir insanın kötü duygularını engellemenin bir yolu olabilir mi? Hiç sanmıyorum…

Hayvan Hakları Savunucuları Soruyor: Yasa Neden Bekletiliyor?

yasemin açık mersin

Barış Şengün: Hayvana Şiddet, Mevcut Yasalar İle Meşrulaştırılıyor

  • Size destek olmak isteyenler ne yapmalı?

Günün 24 saati temizlik, genel bakım, pansuman, klinik gidiş gelişleri ile 7 günü tamamlayan bir insanım ben… Evimin kapıları herkese açıktır ve en büyük eksiğimiz biraz ilgi, biraz sevgidir. O yüzden herkesi bekleriz, çocuklarım da ben de… Bize ulaşmak isteyen olursa

*facebook :Tc Yasemin Açık
*Instagram : yasemin._.acik
*twitter : KediAnasi_

  • 4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü için mesajınız nedir?

4 Ekim dünya hayvanları koruma günü için bir mesajım yok. Çünkü biz onları koruyamadık. 

Bilimin, Aklın ve Vicdanın Sesini Dinleyip Vegan Olun

Emine Acar: ‘Baskı ve stres içinde yapıyorum beslemelerimi…’

mardin eşşek kış

  • Kendinizden biraz bahseder misiniz? Gönüllük çalışmalarınız nasıl başladı?

Mardin Midyat Şenköy’de yaşıyorum. Üniversite öğrencisiyim. Köyde şartlar daha zor, özellikle doğuda kışın eşeklerin salınma olayı var. Yazın çok ağır şartlar da çalıştırılan eşek ve atlar, kışın sokağa salınıyor.

  • Bölgenizdeki hayvanların durumu nasıl? Yaklaşık kaç can besliyorsunuz? Bölgenizde başka gönüllüler de bulunuyor mu?

Ben 1 buçuk yıla yakın 14 eşşeğe baktım. Sonra mahallenin baskısı ve şikayeti üzerine, canlarımı İzmir’e göndermek zorunda kaldım. Şu anda 3 ay önce aldığım bir eşek var, yaşlı hali ile çalıştırılan. Satın aldım, kendim bakıyorum. Diğer hayvanların durumu ise kötü. Kedi, köpek gibi hayvanlara, burada insanlar pek sıcak bakmıyorlar. Özellikle köpek beslediğim için bütün mahalle bir olup beni şikayet ettiler. İnanılmaz bir baskı ve stres içinde yapıyorum beslemelerimi, zaten köy dışında yapmaya çalışıyorum. İnsanlar bu konuda bilinçli değil, bununla ilgili kurumlara çok iş düşüyor. Onlarca kedi ve köpek besliyorum, diğer gönüllüler ise bana uzak ilçelerde.

  • Yaptığınız çalışmalar yeterli oluyor mu? En büyük sıkıntınız nedir? Hangi zorluklarla karşılaşıyorsunuz?

Ben sadece besleme ve koruma yapabiliyorum. Buradaki hayvanlar çoğu zaman şiddete maruz kalıyor. Bu sadece köyümde değil, diğer ilçelerde de var. Kısırlaştırma yapmak istiyorum ama yeterli desteği alamıyorum. Olduğum yerde tek gönüllü benim ve her vakaya yetişmeye çalışıyorum. Bu yüzden her anlamda çok güçlük yaşıyorum.

  • Bu durumun ana sebepleri nelerdir? Nasıl engellenebilir bu durum?

İnsanlar bilinçli değil kurumlar bilinçlendirme çalışması yapmalı, aynı zamanda ceza verme yetkisi olan kurumların da afiş vb. uyarıcı, caydırıcı çalışmalar yapmalı. Şimdi kışa doğru gidiyoruz, birkaç güne sokaklar eşek dolacak. Bu olmadan önce bunun önüne geçilmeli.

Bana ulaşmak isteyenler için sosyal medya hesaplarım:

twitter:emineacar2012
İnstagram:kirpikhhh

* Röportajlar için katkıda bulunan yazarımız ve PADER İstanbul Temsilcisi Ayşem Özleyiş Oğuz’a teşekkür ederiz.