Bizi Takip Edin

Yazarlar

Hayvanlarla Empati Kurabilme: Yanlış Öğretiler İlkokulda Başlıyor

ayşem özleyiş Oğuz empati

“Hayvan” olarak adlandırdığımız, içinde birçok türü barındıran canlı topluluğu ile iç içe yaşıyoruz. Onların da bizler gibi duyguları hisleri, istekleri ve ihtiyaçları var ve insan türü bunu hep unutuyor ya da görmezden geliyor.

Sıkça dile getiriyorum ama bunu ısrarla vurgulamamız gerekiyor. Bilimsel ve yapısal olarak çok büyük farklar yok aramızda. Peki, bizler gibi sosyal yaşamları olan bu canlıların hayatımızdaki yeri nedir?

Türkiye’de genel anlamda hayvan denildiğinde okul sıralarındaki öğretiler ilk olarak akla geliyor. Sevimli, tatlı bir canlı olarak gösterilen hayvan, bir anda ileriki dönemde kullanılacak bir hammadde olarak öğrencilerin zihnine yerleştiriliyor. Türcülük dediğimiz yok edici ayrım da burada başlıyor.

Dünyada Vegan Yaşayan İnsan Sayısı Kaçtır?

Yanlış Öğretiler İlkokul Çağında Başlıyor

Yaşadığımız coğrafyadaki tüm canlıları düşündüğümüzde ve artı olarak doğal yaşamı bu coğrafya olmayan ama yurt dışından getirtilen, hayvanat bahçelerinde, parklarda ve akvaryumlarda esir tutulan, bu hayvanlara yasa dışı yollarla ülkeye sokulan egzotik tür dediğimiz hayvanları da eklersek oldukça büyük bir popülasyonla iç içe yaşıyoruz. Peki, ne gözle bakıyoruz biz bu canlılara? Onlar hakkında neyi, ne kadar biliyoruz? Nasıl değerlendiriyoruz onları? Hiç düşünüyor muyuz? Düşünmüyoruz çünkü ilkokul çağlarından başlayan yanlış öğretiler, bu düşüncenin oluşmasına en başından engel koyuyor. Bir şartlanma söz konusu oluyor.

Türkiye’de hayvan genel anlamda kullanılacak bir mal olarak görülüyor ki maalesef hukukumuz da bu şekilde bir bakış açısına sahip. Hayvanlar kimine göre eğlence, kimine göre zenginlik, kimine göre para kazanma materyali kimine göre sadece yemek, kimine göre ise hiçbir anlam taşımayan canlı bir varlık… İnsanın da bir hayvan olduğu gerçeğini unutması, onlarla aramızdaki empatiyi tamamen ortadan kaldırıyor.

Kaç insan hayvanat bahçesindeki maymunla, akvaryumdaki penguenle yada su parkındaki yunusla empati kuruyor ya da kurmaya çabalıyor? O canlıların orada esir tutulmasının, o canlara verdiği zararı düşünüyor yada sorguluyor? Gözden kolaylıkla çıkarılabilecek, yaşamları biz insanların iki dudağı arasına sıkışmış varlıklar onlar. Onların yaşam hakkını kim savunacak?

‘Doğal Hayatın Fayans Kaplı Tecrit Odası Olduğunu Mu Düşünüyorsunuz?’

Yaşama İhtimali Olan Hayvanları Ne Kadar Umursadık?

Kısa bir zaman önce oldukça şiddetli bir deprem atlattık, çok canımız yandı. Çok üzüldük ama yine o çıkar temelli huylarımızdan kurtulamadık. Köpeklere sarıldık, onların üstün özelliklerinden faydalandık ama göçük altında kalan, yaşama ihtimali olan hayvanları ne kadar umursadık? Ya da ne kadarımız umursadı?

Her gün, her şehirde hayvanlar ile ilgili yaşanan onlarca acı olayda bir şeyler yapılmasını beklerken, yalan beyanlarla karşılaştık, inkarlar peşi sıra geldi, denizlerdeki yunusları bile silahla vurduk, av ihaleleri düzenledik, kürk için hayvan ürettik, deneylerde kullandık, ormanlara attık, aç bıraktık, öldürdük! Bunlar sadece göz önünde yaşananlar bunlar, gizli kalanların cevabını kim verecek?

Hayvan üşümez, acıkmaz, o doğadan beslenir, onun tüyleri var diyenler, yaşam alanlarına diktikleri binaları, göç yolları üzerine yapılan yanlışlıkları, yok ettikleri doğayı hiç düşünüyor mu? Onlara bu yanlışlıklarını gösterip adaleti sağlayacak olan mekanizma nedir? 2004’te çıkartılarak sadece bir sayıdan ibaret kalan yasa mı? Son dönemlerde artan toplumsal şiddete karşın hala güncellenemeyen diğer yasalar mı? Uluslararası doğa ve hayvanı koruyan 24 anlaşmaya imza atıp, bu imzalar hiç atılmamış gibi davranmak mı?

Türkiye’deki Barınak Gerçeği: Barınak Mı? Toplama Kampı Mı?

Bizleri Yönetenleri Seçerken Aklımızdan Çıkarmamalıyız

Kendimiz dışında var olan hayata, hayatlara saygılı olmak, yaşam hakkına değer vermek, kuralları uygulamak, akılcı mantıklı ve yaşamsal çözümler üretmek hepimizin görevi olmalı. İnsan olduğunu iddia eden her birey, bu değerli kazanımları yaşamına adapte edebilir. Düzen belirleyici bu kazanımları, bizleri yönetenleri seçerken de aklımızdan çıkarmamalıyız.

Toplumun her kesiminin gelişebilmesi, eğitilmesi, ekonomik açıdan iyi seviyeye getirilmesi kuralların ve yasaların doğru, güncel olması çözümü beraberinde getirecektir.

Çözüm için, yaşam için, yaşam hakkı için yola devam…

* Dünyada ve ülkemizde hayvan hak ve özgürlüğü felsefesini yaşatmaya çalışan insanlar da var. Aslında çok kişi olarak algılansa da, “mış” gibi yapanlara bu alanda da sıkça rast geldiğimizden gerçekçi, yaşama değer veren bir arkadaşımızı kaybettiğimizde yeri dolmuyor. Geçen yıl çok erken yaşta aramızdan ayrılan Burak Özgüner gibi. Ciddi anlamda benlik üzeri mücadele eden, her alanda bu mücadeleyi sürdüren bir doğa savunucusuydu Burak. Gönül isterdi ki yeri boş kalmasın, arkadan gelenler o yeri doldursun ama herkes o boşluğu dolduracak güç ve başarıda olamıyor maalesef. Anısı, hatırası ve mücadelesi önünde saygıyla…

Ayşem Özleyiş Oğuz Röportajı: Veganlık ve Hayvanseverlik Ayrılmaz Bir Bütündür