Bizi Takip Edin

Ekoloji

‘Kanal İstanbul, Su Toplama Havzalarının Yok Olması Demektir’

Medet Güney Kanal İstanbul Su Çevre Mühendisi

Çevre Mühendisi Medet Güney, İstanbul’da yaşanan su krizine ilişkin alınması gereken önlemleri anlattı ve su şebekesindeki kayıp-kaçağa dikkat çekti.

Evrensel’den Meltem Akyol’un haberine göre; Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şube Sekreteri Medet Güney ise İstanbul’daki su krizine karşı bir an önce harekete geçilmesi çağrısı yaparak,“Su havzalarını yok edecek Kanal İstanbul’dan vazgeçilmeli, su şebekesinde kayıp-kaçağın önlenmesi için çalışma yapılmalı.” ifadelerini kullandı.

‘Çıkar Grupları Kanal Diyor, Toplumdan Yana Olanlar İstanbul’

Medet Güney: ‘Kayıp Kaçak Engellenmeli’

Kuraklık uyarılarına karşı herhangi bir adım atılmadığı gibi İstanbul’un su havzalarının da yapılaşmaya açıldığını belirten Güney, “İstanbul yıllık 3-5 milyar metreküp yağış alıyor ve İstanbul’un su ihtiyacının yüzde 99’u yağışlardan kaynaklı yüzey sularının toplanması ile sağlanıyor. Yani su toplama havzaları ne kadar büyük olursa o kadar fazla yağış toplanır. Oysa son yıllarda bu havzaların yapılaşmaya açılması, kentin kuzeyinde bulunan ormanların yok edilmesi, yağışların akış ile barajları doldurması umutlarını azaltıyor” diyor.

2013-2014 yıllarında da benzer bir su sorunu yaşandığına vurgu yapan Güney, “O dönemin yöneticileri üçüncü ve dördüncü sınıf kirliliğe sahip Sakarya Nehri’nden su getirmişlerdi. İSKİ’nin bu düzeyde bir kirliliği arıtacak sistemi olmadığı için milyonlarca insanın sağlığı hiçe sayılmıştı. Bir kez daha aynı yöntem akıllara geliyorsa bundan vazgeçilmelidir” uyarısında bulunuyor.

TMMOB: Kanal İstanbul, Ekolojik Tahribat ve Yıkım Projesidir

Her 100 Litreden 22’si Kayboluyor

Sorunun önemli kaynaklarından bir tanesi kentin su şebekesindeki kayıp-kaçak oranı. Güney, bu oranın yüzde 22.3 olduğunu söylüyor, ki bu kabul edilebilir en yüksek oran olan yüzde 10’un iki katından fazlası demek. Yani arıtma tesisinden çıkan her 100 litre suyun 22 litresi bize ulaşamadan şebekede kayboluyor. Bu miktar olarak Kağıthane İçme Suyu Arıtma tesisinde arıtılan suyun tamamının şebekede kaybolması demek. Medet Güney kayıp-kaçak oranının 2014-2019 tarihleri arasında aynı seviyede olduğunu hatırlatarak ekliyor: “Bu oranlar bize hiçbir iyileştirme ve tedbir alınmadığını gösteriyor. Yüzde 22.3’lük oran çok yüksek ve bu öncelikle çözülmesi gereken bir sorun.”

Güney kayıp-kaçak maliyetini de çıkarıyor: “İSKİ verilerine göre 2019’da İstanbul’da şebekeye verilen 1 milyar 62 milyon metreküp suyun yaklaşık 237 milyon metreküpü kayıp. Suyun metreküp fiyatının 5 lira olduğunu düşünürsek bu kaybın senelik maliyeti 1 milyar 184 milyon TL demek.”

CHP’li Öztunç’tan Kanal İstanbul Eleştirisi: ‘Devlet Değil, Katar Projesi’

‘Melen Suyu Emekçiler İçin Daha Yüksek Su Maliyeti Demek’

Çevre Mühendisi Güney ise tek sorunun projenin tamamlanması olmadığına dikkat çekiyor: “Bölgenin kanalizasyon suları hâlâ Melen’e kıyor. Üstelik Melen Havzası’na her gün yüzlerce ton katı atığın depolandığını düşünürsek İstanbul halkının sağlıklı suya erişiminin ne kadar güç olduğunu da görmüş oluruz. Bütün bu sorunları çözdük diyelim bu kez de karşımıza dev bir maliyet çıkıyor. Yaklaşık 200 kilometre uzaktan getirilecek Melen suyu emekçiler için daha yüksek su maliyeti demek.”

İmamoğlu: “Kanal İstanbul, Sonu Gelmiş Bir Projedir”

Su Havzalarındaki Yapılaşma Durmalıdır

Güney, çözüm önerilerini madde madde sıralıyor:

  • Şebekelerde ki yüzde 22.3’lük kaçak fiziki kayıplardan kaynaklanıyor. Öncelikle şebekede fiziki kayıpları önleyecek yatırımlar yapılmalıdır.
  • Kentin su ihtiyacını karşılayan Sazlıdere Barajını komple, Terkos Barajının ise bir kısmı yok edecek Kanal İstanbul projesinden vazgeçilmelidir. Çünkü Kanal İstanbul su toplama havzalarının da yok olması demektir.
  • Yine su havzalarındaki yapılaşma derhal önlenmelidir.
  • Kirli su kaynaklarından İstanbul su ihtiyacını karşılama projeleri kesinlikle iptal edilmelidir.
  • İstanbul havzaları talan edilerek komşu illerin su kaynaklarına muhtaç hale gelmiştir. Kentin Su yönetimi; kısa ve uzun vadeli planlamalar yaparak yaşam hakkı olan su kaynaklarını ve su toplama havzalarının planlamasını yapmalıdır.
  • Suyun uzak havzalardan temin edilerek maliyetinin yüksek olmasının sorumlusu kentin emekçileri değildir. Suyun bedelsiz sağlanması koşullarının oluşturulması gerekirken, yüksek maliyetli suyun temini kabul edilebilir bir yaklaşım değildir.