Bizi Takip Edin

Ekoloji

JMO: ‘Düden Çayı Ve Düden Şelalesi Kirletilerek Tüketiliyor’

Düden Çayı ve Düden Şelalesi

TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Antalya-Kepez’de yer alan Düden Çayı ve Düden Şelalesi’ne ilişkin bir basın açıklaması yaptı.

Jeolojik miras alanlarının yok edilmesine vurgu yapılan açıklamada, Düden Çayı ve Düden Şelalesi’nin de yapılan peyzaj ve çevre düzenlemeleriyle kirletilerek tüketildiğine dikkat çekildi.

Düden’de Çevre Felaketi: ‘Tüm Canlıların Can Güvenliği Risk Altında’

“Jeolojik Miras Alanları Tek Tek Yok Ediliyor.”

Basın açıklamasının tam metni şöyle:

Milyonlarca yıllık jeolojik olaylar sonucu oluşan, bir kez yok edildiğinde bir daha yerine konulması imkansız nitelikteki jeolojik miras alanları tek tek yok ediliyor. Son bir yıl içinde; Gümüşhane’deki Dipsiz Göl’ün define arayıcıları tarafından yok edilmesi, Erzurum-Narman’da jeopark niteliğindeki alanda betonarme bina yapılması, Erzurum-Tortum Şelalesinde peyzaj düzenlemesi adı altında doğal çevrenin tahrip edilmesi, Mersin Cennet-Cehennem Obruğu içine asansör yapılması, Dünya’nın sayılı jeoparkı olmaya aday Kapadokya’nın, Kapadokya Alan Yönetimi Kanunu değişikliği ile imara açılması, Konya-Hadim-Çifteler Yerköprü Şelalesi’nin üzeri ve çevresine yapılan peyzaj ve çevre düzenlenmesi ile bazı tesis inşaatlarıyla tahrip edilmesi olayından sonra bugünde Antalya-Kepez’de yer alan Düden Çayı ve Düden Şelalesi de kirletilerek tüketiliyor.

“Düden Çayı’nda Canlı Yaşam Hızla Tükeniyor”

Antalya’nın Kepez ilçesinde bulunan Düden Çayı ve Düden Şelalesi’nin beslenme havzasında yer alan düdenlerin bulunduğu alanın bir kısmının doldurularak imara açılması, bir kısmının ise çöp depolama alanı haline getirilmesi nedeniyle  yağan yağışlarla kirlenen yüzey suların yeraltına sızması ve yeraltı sularını kirletmesi, Düden Çayı’nın beslenme havzasında yer alan bazı tesislerin kirli sularını doğrudan yeraltına enjekte etmeleri ile yeraltı sularını kirletmeleri nedeniyle Düden Çayı’nda canlı yaşamın hızla tükendiği, toplu balık ölümlerinin meydana geldiği, suyun köpük şeklinde akmaya başladığı ve Düden Şelalesi’nin denize boşaldığı yerde kıyı sularının hızla kirletildiği anlaşılmaktadır.

Söz konusu durum, bir yandan jeolojik miras niteliğindeki doğal varlıklarımızın tüketilmesine neden olurken, diğer taraftan özellikle Düden Çayı çevresinde gerek tarımsal üretim, gerekse kullanımın amacıyla açılan kuyulardan çekilen kirletilmiş yeraltı sularını kullanan binlerce kişinin sağlığını da tehdit etmektedir.

Nesli Tükenmekte Olan Su Samurunu Tüfekle Vurup Öldürdüler

“Düden Çayı’nın Kirletilmesine Neden Olanlar Hakkında Yasal İşlem Başlatmalı”

Söz konusu durumun önlenmesi amacıyla;

  • Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğünce Düden Çayı beslenme havzası üzerinde yer alan düdenlerin bulunduğu bölgeyi jeolojik miras kapsamı içinde alarak, düdenlerin doldurulması, imara açılması veya çöp depolama alanı olarak kullanılması engellemelidir.
  • Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin DSİ Genel Müdürlüğü’nün Düden Çayı havzası için hazırladığı raporları da dikkate alarak; bölge için imar kısıtlaması getirmesi, düdenlerin olduğu bölgenin ise mutlak koruma altına alınması konusunda çalışma başlatması, bu konuda çevre düzeni ve imar planlarında gerekli revizyona gitmesi, insani kullanımdan kaynaklanan atık suların düdenlere boşaltılmasının önlenmesi için gerekli altyapı çalışmalarını acilen başlatması gerekmektedir.
  • DSİ Antalya Bölge Müdürlüğünce doğal varlığımız olan yeraltı sularına atık su enjeksiyonu yaparak, yeraltısuyu kaynaklarının kirletilmesine neden olanlar hakkında işlem tesis edilmeli, varsa atık su enjeksiyon kuyuları çimento ile kapatılmalıdır.
  • Antalya Valiliğince doğal yaşam ve insan sağlığını hiçe sayarak yeraltı suları ve Düden Çayı’nın kirletilmesine neden olanlar hakkında yasal işlem başlatmalı, suçlu görülenler hakkında Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulmalıdır.

Sonuç olarak; Antalya ülkemizin göz bebeği turizm bölgelerimizden biri olup, deniz turizm yanında doğa turizminin de rahatlıkla geliştirilebileceği, çok sayıda kanyon, karstik yapı, şelale, mağara gibi jeolojik ve jeomorfolojik yapıyı içinde barından yörelerimizden biridir. Doğal varlık ve kaynaklarını beton lobisinin istemleri ile ranta ve talana açarak tüketen bir Antalya anlayışıyla değil, bu tür kaynak ve varlıklarını koruyarak gelecek nesillere aktaran, jeoturizm yoluyla bölge insanının ekonomik gelişimine destek veren, kentin turizm potansiyelini çeşitlendirerek geliştiren bir anlayışla yönetilmesi gerektiği düşünülmektedir.

Saygılarımızla,

TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası
Yönetim Kurulu