Bizi Takip Edin

Ekoloji

Hayvana Şiddetin Ruhsal Boyutu, Hukuki Düzenlemenin Neresinde?

ayşem özleyiş Oğuz hayvan koruma kanunu

Türkiye’de hayvan hakları konusu bilindiği üzere 5199 sayılı Hayvan Koruma Kanunu çerçevesinde koruma altına alınmıştır. Bu yasal düzenleme 2004 yılında Avrupa Birliği’ne giriş için uyum yasaları çerçevesinde oluşturulmuştur.

Ayşem Özleyiş Oğuz – Çok yönlü bir yasa olmasına rağmen hayvanı hala mal statüsünde değerlendirmekte ve birçok eksikliği de içinde barındırmaktadır. Peki, hayvanalara karşı işlenen suçlar bu kanun dışında hiç dikkate alınıyor mu?

Örneğin bir hayvana barbarca işkence yapmak, bu yasa dışında farklı yönlerden cezai yaptırımda karşılığını buluyor mu? Cevabı hepimiz çok iyi biliyoruz, hayır.

Basit bir idari para cezasıyla kişi serbest kalıyor, uyguladığı şiddet de asla değerlendirmeye alınmıyor. O şiddeti uygulayan kişinin akıl sağlığının durumu irdelenmiyor, bu konuda herhangi bir rapora sahip ise kişi cezadan direkt muaf oluyor ve toplumun içinde yaşamaya, şiddet uygulamaya devam ediyor.

İnsanı Yargılamayan Bir Yasa, Hayvanların Yaşam Hakkını Sağlayamaz

Hayvan Koruma Kanunu: ‘Ya Kamuoyu Baskısı Olmasaydı?’

Fatma Ç. ismini hatırlarsınız, Pendik/Tuzla bölgesinde ikamet eden ve kimliğini giyim şekliyle saklayarak yakaladığı kedi ve köpekleri kesip yiyen bir kişiydi.

Defalarca parçalanmış hayvan cesetlerinin bulunması, çevredeki kameraları kayıtlarıyla ortaya çıkmıştı. Bu kişi artık son dönemlerinde oldukça kalabalık ortamlarda eylemlerini gerçekleştirmeye çalışınca, çevredeki kişilerin müdahalesi ile yakalanarak defalarca göz altına alınmıştı.

Hayvan haklarını koruyan dernek, federasyon ve kişilerin yapmış olduğu suç duyurusu ve kamuoyu baskısıyla müşahade altına alınmak suretiyle, toplumun içinde yer almasına izin verilmemiştir. Şu an da bu kişinin halen gözetim altına olup olmadığını bilmiyoruz, çünkü birçok defa çeşitli zaman süreleri ile gözetim (tedavi) altına alınmış daha sonra serbest bırakılmıştır.

Yine benzer bir durum İzmir Karabağ’larda yaşanmıştı. Özellikle yavru kedilere aşırı şiddet uygulayan 10-12 yaşlarında ki bir çocuk Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na şahsım tarafından bildirilmişi çözüm konusunda asla net bir dönüş alınamamıştır.

En son ciddi anlamda tepki yaratan olay ise geçtiğimiz günlerde Balıkesir’in Edremit ilçesinde ortaya çıkmıştı. 17 yaşındaki Ahmet K. İsmindeki şahıs defalarca ve aynı İzmir’de yaşananlar gibi küçük yaşlardan itibaren köpekleri kışkırtmak ve saldırganlaştırmak suretiyle, kedileri parçalatarak şiddet uygulamakta, elindeki sopayla da bu şiddeti devam ettirmektedir.

Birçok kamera görüntüsü ele geçirilmiş yine sosyal medya ve bölgedeki deneklerin baskısı sonucu kişi gözetim altına alınmış, tedaviye alınması için mahkeme kararı çıkmış fakat vasisi olan ebeveyni tarafından karara itiraz edilerek, tekrar serbest bırakılmış ve serbest kaldığı ilk anda yine aynı şiddeti uygulamıştır. Geri adım atmayan hayvanseverler toplumsal baskıyla, şahsın yeniden gözetim altına alınmasını sağlamıştır.

Türkiye’deki Barınak Gerçeği: Barınak Mı? Toplama Kampı Mı?

‘Toplumun İçinde Yaşayan Bizler ve Hayvanlar, Yasalarla Koruma Altına Alınamıyor’

Sonuçta dönüp baktığımızda sosyal baskının oluşmadığı, kimsenin haberinin olmadığı durumlarda nasıl bir dönüş alıyoruz? Hiçbir dönüş alamıyoruz tıpkı İzmir Karabağ’larda yaşananlar gibi…

İşin özünde akli dengesi yerinde olmayan bu kişilerin aileleri devletten yardım alıyor ve bu yardımın kesilmemesi için ruhen hasta olan bu kişileri tedavi ettirmiyor. Bu hakkı koruyor ama kanunda yeri olmadığından, toplumun içinde yaşayan bizler, hayvanlar yasalar karşısında koruma altına alınamıyoruz.

Yani akli dengesi yerinde değil denilerek; hayvanlara yönelik şiddet, işkence ve öldürme eylemlerinin normal karşılanması bekleniyor. Buradaki gibi netliği belli olmayan konular hakkında, kanuni düzenlemelerin yenilenmesi şarttır ve görüldüğü üzere oldukça acildir.

Ayşem Özleyiş Oğuz Röportajı: Veganlık ve Hayvanseverlik Ayrılmaz Bir Bütündür

‘Tıbbi ve Hukuki Düzenlemeler Yapılmalı’

Yeni Hayvanları Koruma Kanunu’nu beklerken, birçok eksik maddeyi tespit edip düzenlenmesini savunurken, bu çok önemli konunun da gölgede kalmaması gereklidir.

İnsan/hayvan ayrımı yapılmadan bir canlıya uygulanan şiddetin değerlendirmeye alınması, tıbbi ve hukuki düzenlemelerin yapılması, sosyal yardım açısından da şartların düzenlenmesi gerekliliği yaşananların ışığında oldukça net görünmektedir.