Connect with us

Yeşil Kültür

‘Cibali Durağı’na Orhan Kemal İsmi Verilsin’ Kampanyası

orhan kemal roman armağanı

Yazarın evinin bulunduğu Cibali’deki tramvay durağına Orhan Kemal isminin verilmesi için kampanya düzenlendi.
Evinin de kütüphane yapılması öneriliyor.

Birgün’den Tuğçe Çınar’ın haberine göre; Türk edebiyatının en önemli yazarlarından Orhan Kemal’in ölümsüz eserlerinin bir bölümünü yazdığı ve kitaplarına konu olan Cibali Tütün Fabrikası’nın arkasında yer alan evininin yaşaması isteniyor. Aynı zamanda 1 Ocak’ta açılan Eminönü-Alibeyköy tramvay hattının Cibali durağına da yazarın isminin verilmesi için imza kampanyası yürütülüyor. Kampanyaya sosyal medya üzerinden Nazan Öncel, Gani Müjde, Ahmet Ümit gibi pek çok isim destek verdi.

Mustafa Kemal Paşa’nın Sakarya’da En Sıkıntılı Günleri: ’22 Gün 22 Gece Sakarya’

‘Orhan Kemal Durağı Olsun’

Cibali sakinlerinden Gökhan Erten şu ana kadar İBB’den bir yanıt alamadıklarını belirterek şu bilgileri verdi: “2018’den beri Mehmet Geyik ile birlikte Orhan Kemal’in Cibali’deki evini yaşatmak için mücadele veriyoruz. Şimdi de Cibali Durağı’na Orhan Kemal’in adının verilmesi için uğraşıyoruz. Belediye yetkililerine talebimizi ilettik.”

Ailesi De Destek Veriyor

Orhan Kemal’in oğlu Işık Öğütçü de konu ile ilgili “Semt sakinlerinin talebi doğrultusunda kurumlar, sanatçılar ve halkımızın da İBB’den böyle bir çağrısı oldu. Aile olarak bizler de bu öneriyi destekliyoruz. Şu ana kadar somut bir bilgi müzemize ulaşmadı” dedi.

Orhan Kemal’in yaşadığı evin yıkılabileceğine yönelik 2019 yılında uyarılar yapıldığını hatırlatan Öğütçü, “Evin sahibi ile yaptığım görüşmede kendilerinin aile hatıralarının olduğu bu evi yıkıp aynısını yapacaklarını ve üzerine “Orhan Kemal burada oturdu” tabelasını koyacaklarını söylemişti. Her iki durumda da bir gelişme olmadı. Ev, bir çocuk kütüphanesi ya da çocukların sanat eğitimi alacağı bir atölye olarak düzenlenebilir” dedi.

Kentsel Dönüşüm Gerekçesiyle Dümdüz Edilen Dereli’nin Hikayesi

 

Sanatçılardan Çağrı

Sanatçı Nazan Öncel de sosyal medya hesabından İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’na çağrı yaparak şu paylaşımda bulundu: “Orhan Kemal’in Fatih/Cibali’de uzun yıllar oturduğu evin önündeki tramvay durağına “Cibali Orhan Kemal” adının verilmesi ve evinin müzeye dönüştürülmesi talebimiz beklentide. Halkın sanatçısı Orhan Kemal’e saygı, sevgi ve ivedilikle.”

Yeşil Kültür

Konuşma Zamanı Başlıyor: ‘Beyaz Atlı Prens Boşuna Gelme’

Konuşma Zamanı EŞİK

Feminist hareketin sesini sanatsal üretim yoluyla duyurmayı amaçlayan “Konuşma Zamanı: Kenti Kadın+’ların Sözü ve Sanatıyla Donatmak” çalışması başlıyor! 

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında, Konuşma Zamanı: Kenti Kadın+’ların Sözü ve Sanatıyla Donatmak başlığıyla gerçekleştirilen billboard aksiyonu, sanal sergi ve kitap çalışması kamuoyuyla buluşuyor.

Çalışmada, feminist hareketin sloganları temelinde İstanbul Sözleşmesi’nin ‘yaşatan’ önemini vurgulamak amacıyla, 57 amatör ve profesyonel sanatçının, feminist sloganlar için ürettiği eserlere yer veriliyor.

EŞİK Platformu’ndan yapılan açıklamada, “İstanbul Sözleşmesi’nden hukuksuzca bir gece yarısı kararı ile çıkılmasını, tüm Türkiye’deki milyonlarca kadın+’yla birlikte kabul etmiyoruz. Bu nedenle İstanbul Sözleşmesi’ni ve taleplerimizi gündemde tutmak amacıyla 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında billboard eylemi, sanal sergi ve kitap gibi farklı görünürlük ve kullanım alanları açan bir çalışma gerçekleştirdik. 25 Kasım’da billboard’ları kullanarak Türkiye’nin birçok kentini feminist slogan ve taleplerle donattık, yaşamsal önemi olan haklı taleplerimizi sürekli görünür yapacak bir sanal sergi açtık ve bir kitap hazırladık.” ifadeleri kullanıldı.

Son 10 Yılda En Az 2 Bin 534 Kadın Erkekler Tarafından Öldürüldü

Sanatın Dönüştürücü Gücü ve Kapsayıcılık Vurgulanıyor

Çalışmanın ilk aşamasında, feminist hareketin sloganlarından oluşan bir slogan havuzu oluşturuldu. Amatör ya da profesyonel kadın+ sanatçıların, bu havuzdan seçecekleri sloganı sanatsal yöntemle yorumlama daveti, açık çağrıyla duyuruldu. Çağrıya yanıt veren sanatçılar tarafından seçilen sloganın Türkiye’de konuşulan anadilleri arasından seçilen bir dil eşliğinde kullanılması için katılımcılar teşvik edildi. Böylece feminist sloganların sanatsal yorumlarının ve Türkçe ile birlikte Türkiye’de konuşulan anadillerinden 18’inin yer aldığı tasarımlar oluştu.

Türkiye feminist hareketinin sloganları temelinde, sözleşmenin ‘yaşatan’ öneminin ve feminist hareketin taleplerinin, kadın+ sanatçıların eserleriyle yorumlandığı bu çalışmada, sanatın dönüştürücü gücü ve kapsayıcılık vurgulanıyor.

İstanbul ve Tunceli’de gerçekleşen billboard aksiyonu ile sanal sergi ve kitapta çalışmalarına yer verilen sanatçılar ise şöyle:

Arya Emek, Ayaz Yıldız, Alara Başar, Almila Kuş, Arzu Bulut, Berivan Doğan, Betül Handan Dallı, Büşra Bozdemir, Ceyda Ilgaz, Çiğdem Üçüncü, Derya Ülker, Diana Page, Didem Dayı, Dilara Açıkgöz, Dilara Kızıldağ, Ekin Levent, Elif Gamze Bozo, Elifnaz Ulusoy, Esra Baydar, Gülcan Eslek, Güliz Sağlam, Gülnaz Yılmaz, Gülşin Ketenci, Günseli Baki, Güzide Gündüz, Hatice Kapusuz, Hülya Bakkal, Irmak Dönmez, İpek Kamacı, Melek Süreyya Tok, Melis Berk, Bidanuk Meral Fidan, Meryem Güldurdak, Nur Aytaman,  Nilüfer Nurgül Özdemir,  Okyanus Çağrı Çamcı, Ödül Kazan Zanbak, Özge Özgün, Özlem Şimşek, Pelin Topçu, Raziye Kubat, Saadet Sorgunlu, Seda Elhan, Sema Tahincioğlu, Serra Akcan, Sevgi Atan, Sıdıka Çivi Vangöl,  Sultan Güner, Şafak Şule Kemancı, Şeli Abut Benhabib, Şenay Martinova, Tipim Kayık, Tuğçe Aydın, Vildan Dülgeroğlu, Yeşim Mutlu, Zeynep Atasoy.

Okumak için tıklayın

Yeşil Kültür

21. Yüzyılın Uygarlık Gündemi: Türcülük

Felsefe Kültür Sanat Derneği

Felsefe Kültür Sanat Derneği 2016’dan itibaren düzenli olarak sürdürdüğü Çankaya Felsefe Söyleşileri’nde, pandemi koşulları nedeniyle verilen zorunlu ara sonrasında Türkiye gündeminde hak ettiği yeri bir türlü alamayan bir konuya odaklanıyor: Türcülük ve veganizm.

Felsefe Kültür Sanat Derneği (FKSD), Özel Varlık Anadolu Lisesi ve Çankaya Kent Konseyi ile işbirliği içinde düzenlediği Çankaya Felsefe Söyleşilerinin üçüncü bölümünde bu yıl ‘21. Yüzyılın Uygarlık Gündemi: Türcülük’ teması ele alınacak.

Hayvan Özgürlüğü aktivisti, gazeteci ve yazar Zülâl Kalkandelen ile vegan aktivist ve Vegan Gazete yazarı Funda Uğraş’ın konuk olacağı Türcülüğün Argüman Dilenciliği başlıklı ilk oturum bu Pazar saat 14.00’de Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi Sabahattin Ali Konferans Salonunda gerçekleştirilecek.

İnsanlar Neden Vegan Oluyorlar?

Felsefe Kültür Sanat Derneği Türcülüğe Odaklanıyor

Söyleşi dizisi hakkında açıklama yapan FKSD Yönetim Kurulu Üyesi H. Bilge Coşkun-Apaydın, “Günümüz düşünce dünyası, felsefeden başlayan yolculuklar yerine felsefeye doğru yol almaya çalışan yolculuklar içinde düşünmenin sürekli olarak tıkandığı çıkmaz sokaklarla kuşatılmaktadır. Bu durum çağdaş yaşamlarımızın hemen her alanını ivedilikle işgal eden özgürlük, yasa, hukuk, demokrasi, cinsiyet, bilgi, bilim, teknoloji, türcülük vb gibi kavramların çoklukla eksik, temelsiz ve hatta yanlış bir gramerin içine yerleşmesine sebebiyet vermekte ve bu şekilde bu kavramların içerimlerinin pek çok kısmı ısrarla ve hatta kararlılıkla ıskalanmaktadır. FKSD olarak bu noktada nihayetinde bizzat felsefenin konusu olan bu kavramları, bizzat bu kavramlarla meşgul olanlara sorarak yürüttüğümüz Çankaya Felsefe Söyleşilerinde her sezon ana bir temaya odaklanıyor ve başka bir yerden değil bizzat felsefeden başlayarak yol almaya çabalıyoruz.” diye konuştu.

Çankaya Felsefe Söyleşilerinin ilk iki bölümünde Felsefenin Yaşamı & Yaşamın Felsefesi ve Felsefenin Bir Ürünü Olarak Eğitim temalarına odaklandıklarını belirten Coşkun-Apaydın, dizinin üçüncü bölümünde tümüyle vegan ve vejetaryenlerden oluşan yönetim kurulunun önerisiyle veganizm ve türcülük konusuna eğilmeye karar verdiklerini bildirdi.

Dünyada Vegan Yaşayan İnsan Sayısı Kaçtır?

‘Fikirlerimizi Sorgulamak İçin Herkesi Söyleşi Dizimize Davet Ediyoruz’

Söyleşi dizisinin ilk oturumunda Türkiye’de veganizmin tanınması ve yaygınlaşması noktasında yoğun emek sarf eden Zülâl Kalkandelen ve Funda Uğraş’la birlikte olacaklarını ve ilerleyen oturumlarda da Türkiye’de veganizm ve hayvan hakları üzerine bilgi, birikim ve duyarlılıklarıyla çaba sarf eden isimlerle yan yana olmaya devam edeceklerini bildiren Coşkun-Apaydın, “Felsefi iletişimin modaliteleri herhangi bir konudaki tartışmanın düzenlenmesi açısından büyük önem taşır. Bir tartışma ise, bireysel çalışmalarda öne sürülen düşünce ve fikirlerin birbirleriyle karşılaşmasını sağlayarak, kolektif bir kompozisyonun oluşturulmasına katkı sunar. Bu noktada felsefe söyleşileri yalnızca bir arada yaşama kültürünün tesisine katkı sunmakla kalmayıp, aynı zamanda felsefî duyarlılıkların toplumsallaşması noktasında da büyük bir rol üstlenir. Düşüncelerimizi ve düşünme biçimlerimizi genişletmek, fikirlerimizi sorgulamak ve değiştirmek için bu yıl türcülük, hayvan hakları ve veganizmle ilgili soruları olan herkesi söyleşi dizimize katılmaya davet ediyoruz.” diye konuşmasını tamamladı.

21 Kasım Pazar günü saat 14.00’de Çankaya Belediyesi Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi, Sabahattin Ali Konferans Salonunda gerçekleştirilecek olan etkinlik ücretsiz olup ilgili herkesin katılımına açıktır.

‘Veganlık Vicdan Hürriyeti Kapsamına Alınmalı’

Söyleşi Dizisinde Ele Alınacak Başlıklar

Türcülüğün Argüman Dilenciliği

İnsan Dışı Hayvanlar ve Haklar

Etiğin Anatomisi

Şefkatin Ekonomi-Politiği

Eziyetin Lezzetleri

Evi Sokak Olan Hayvanlar

Öznelerin Yaşamı

Vegan Bir Dünya: Ütopya mı, Zorunluluk mu?

Okumak için tıklayın

K2 TV

Buket Uzuner: ‘Tabiatın Efendisi Değiliz’

Buket Uzuner defne kaman iklim kurgu tabiat dörtlemesi

Yazar Buket Uzuner, K2 TV’ye konuk oldu. Edebiyatta iklim-kurgunun gelişimini anlatan Uzuner, siyasi partilerin iklim meselesi için kararlı bir programının bulunmadığını ifade etti.

İklim Krizi gündelik yaşamımızdaki etkisini artık iyiden iyiye hissettirmeye başlarken, edebiyat dünyasında da iklim-kurgu romanlara daha sık yer verilmeye başlandı. Özellikle Batı edebiyatında görülen denemeler, Türkiye’de de son dönemde gözlemlenmeye başladı.

Türkiye’nin öncü yazarlarından olan, Çevre Bilimci Buket Uzuner, tabiat dörtlemesi romanlarını, Defne Kaman karakterini ve ekoloji meselesinin insanlık için önemini, Gazeteci Bahar Ünlü’ye yorumladı.

Buket Uzuner: ‘Belki De Bütün Yazdıklarımı, Defne Kaman’ı Yazmak İçin Biriktirmişimdir’

Siyasi partilerin çevre ve iklim meselesine hazırlıklı olmadığını söyleyen Buket Uzuner, ekolojinin anaokullarına konmasını gerektiğini belirterek; Bir çocuğa anaokulunda bir ağacın canlı olduğunu, bir çiçeği kopardığında onun da annesi olduğunu, bir kediye tekme attığında onun da çok canının yanabileceğini atölyelerle toprağı sevmenin, çöpleri ayırmanın, deniz hayvanlarının plastikle nasıl öldüğünü anlatmanın çok önemli olduğunu düşünüyorum. Tabiatı bir cisimmiş gibi görüp, toprağı alıp satmak, kazmak, fethetmek, işgal etmek, sömürmek, sanki toprak böyle cansızmış gibi düşünüyoruz, bize öyle öğretiliyor. Durup düşünsek, öyle değil.” şeklinde konuştu.  

Edebiyatçının sorumluluk üstlenerek çağımızın sorunlarını yazmasını önemsediğini ifade eden Uzuner, “Belki de bütün yazdıklarımı, Defne Kaman’ı yazmak için biriktirmişimdir. Böyle bir ihtimal olduğunu şimdi düşünmeye başladım, bunu planlamamıştım. Bunun bir de bilge anneannesi var. İki karakterin Anadolu’yu dolaşarak, 21. yüzyıl Türkiye’sinin önemli sorunlarını çözmeleri üzerine kurulu. Tabi en büyük sorunumuz çevre ve iklim meselesi. Konuşulan hiçbir siyasi partinin gündeminde böyle bir şey yok. Çevreyle ilgili şunu yapacağım, tarımda bunu yapıcam, gıda meselesini, enerji sorununu şöyle çözeceğim diye bir program içerisinde söylemiyor. Arada bir iki cümle söylüyor. Benim bildiğim TİP’in, HDP’nin, Sol Parti’nin ve Yeşiller Partisi‘nin var. Yeşiller Partisi‘ne de kurulma izni verilmiyor, ilginç bir şekilde.” ifadelerini kullandı. 

‘Nükleer Lobi, İklim Krizi’ni Kullanıyor’

Okumak için tıklayın

Yerel

Beşiktaş’ta Revival Konserleri Başlıyor

Revival Konserleri Beşiktaş Belediyesi

Beşiktaş Belediyesi, Getir ana sponsorluğunda ve +1 katkılarıyla ülkemizin önde gelen müzisyenlerini Revival Konserleri ile bir araya getiriyor.

Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, 28 Ağustos – 5 Eylül tarihleri arasında Sanatçılar Parkı ve Barbaros Meydanı’nda gerçekleşecek olan konserlere tüm halkımızı davet etti.

Beşiktaş Belediyesi, pandemi nedeniyle yaklaşık bir buçuk yıldır devam eden kısıtlamalar sonrası, ‘Revival Konserleri’ düzenliyor. İlçede adeta festival havası estirecek olan “Revival Konserleri” 28 Ağustos – 5 Eylül tarihleri arasında Sanatçılar Parkı ve İstanbul’un en uğrak noktalarından Barbaros Meydanı’nda gerçekleşecek.

Başkan Akpolat: ‘Beşiktaş’ta 4 Bine Yakın Binanın Acil Dönüşümü Gerekiyor’

Revival Konserleri, Efsane Grup Moğollar ile Başlıyor

Ünlü isimlerin katıldığı konserlerde müzikseverler açık havada eğlencenin tadını doyasıya çıkaracak.

28 Ağustos’ta Moğollar’ın açılışını yapacağı konserler kapsamında Grup Gündoğarken, Kardeş Türküler, Melek Mosso ve Ceylan Ertem Sanatçılar Parkı’nda sahne alacak. 30 Ağustos Zafer Bayramına özel gerçekleşecek Türk pop müziğinin sevilen isimlerinden Gülşen konseri ise Barbaros Meydanı’nda dinleyicilerle buluşarak, Zafer Bayramı coşkusunu daha da artıracak.

‘Revival Konserlerimize Tüm Komşularımızı Bekliyoruz’

Müziğin iyileştirici gücüne vurgu yapan Başkan Akpolat şunları söyledi: “Müziğin gücüyle yeniden canlanmak için Beşiktaş’ta sanatçılar ile İstanbulluları tekrar bir araya getirmenin heyecanını yaşıyoruz. 28 Ağustos-5 Eylül tarihleri arasında Beşiktaş’ta birçok değerli sanatçımızın sahne alacağı Revival Konserlerimize tüm halkımızı bekliyorum.”

Başkan Rıza Akpolat: ‘Ortaköy Vadisi Projesini Hayata Geçireceğiz’

Beşiktaş’ta Yepyeni Bir Dayanışma Ağı: ‘Semt Kart Uygulaması’

Konser Programı

28 Ağustos – Moğollar / Sanatçılar Parkı

29 Ağustos – Grup Gündoğarken / Sanatçılar Parkı

30 Ağustos – Gülşen / Beşiktaş Barbaros Meydanı (Zafer Bayramı Özel Konseri)

1 Eylül – Kardeş Türküler / Sanatçılar Parkı (Dünya Barış Günü Özel Konseri)

4 Eylül – Melek Mosso / Sanatçılar Parkı

5 Eylül – Ceylan Ertem / Sanatçılar Parkı

Konserler İle İlgili Detaylar

Konser etkinliklerine katılım ücretsizdir.

Konserler saat 21.00’de başlayacaktır.

Etkinlik alanında HES kodu kontrolü ve ateş ölçümü yapılacaktır.

Etkinlik süresince maske ve mesafe kurallarına uyulacaktır.

* Kurum faaliyetleri ile ilgili tanıtım hizmetleri 

Okumak için tıklayın

Yeşil Kültür

Coşkulu Başlangıç: 4. Edremit Kitap Fuarı Kapılarını Açtı

edremit kitap fuarı

Balıkesir’in Edremit Belediyesi’nin 2017’den bu yana ‘Ölmez Ağacın Gölgesinde Kitap’ sloganıyla düzenlediği 4. Edremit Kitap Fuarı başladı.

8 gün sürecek fuarın açılışında konuşan Edremit Belediye Başkanı Selman Hasan Arslan, “Kitaplar zeytin misali bereketli, kitap okuyanlar zeytin yağı gibi hep üstte, kitap yazanlar ise zeytin ağacı gibi ölümsüzdürler”

4. Edremit Kitap Fuarı, Altınkum Belediye Tesisleri’nde başladı. Binlerce kitapseverin katıldığı açılışa Ahmet Ümit, Uğur Dündar, Barış Yarkadaş, Prof. Dr. Barış Doster, Necdet Saraç’ın haricinde CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, CHP Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Akın, Balıkesir Milletvekili Fikret Şahin ve belediye başkanları katıldı.

Edremitlilerin İsteği Gerçekleşti: Atatürk Heykeli Meydandaki Yerini Aldı

Selman hasan arslan

Başkan Arslan: ‘Kitap Yazanlar Zeytin Ağacı Gibi ölümsüzdürler’

Başkan Selman Hasan Arslan, “Edremit Belediyesi olarak ölmez ağaç zeytinin gölgesinde barışı ve kardeşliği, aklı ve bilgiyi büyütmeye devam edeceğiz. Biliyoruz ki, kitaplar zeytin misali bereketli, kitap okuyanlar zeytin yağı gibi hep üstte, kitap yazanlar ise zeytin ağacı gibi ölümsüzdürler. Unutmayalım, kitaplar insanı, insan dünyayı değiştirir. Kitaba ne kadar yakın durursak, medeniyetimiz de o kadar yükselir” dedi.

17 Ağustos Salı gününe kadar devam edecek 4. Edremit Kitap Fuarı’nda 50 yayın evi stant açarken, 200 yazar, şair ve gazeteci okurları ile bir araya gelecek. Fuarda Ataol Behramoğlu, Ayşe Kulin, Hakan Mengüç, Filiz Ali, İnci Aral, Kahraman Tazeoğlu, Nevzat Çelik, Sunay Akın, Işık Öğütçü gibi edebiyatçılar, Merdan Yanardağ, Serhan Asker, Nebil Özgentürk, Sinan Meydan, Tuncay Mollaveyisoğlu, Deniz Zeyrek, Murat Ağırel, Saygı Öztürk gibi gazeteciler söyleşilerle, imza günleriyle yer alacak. (İHA)

8 günlük detaylı fuar programına buradan ulaşabilirsiniz.

edremit kitap fuarı

Edremit, Kazdağları, Kuzey Ege Zeytinlik Alanlarını Bekleyen Büyük Tehlike

Okumak için tıklayın

Ekoloji

Manavgat’taki Yangın Lyrbe Antik Kenti’ne De Zarar Verdi

lyrbe antik kent Manavgat yangın

Antalya’nın Manavgat ilçesinde 10 günden fazla süren orman yangınında, M.Ö. 3. yüzyılda kurulan Lyrbe Antik Kenti de zarar gördü.

Helenistik Çağ’da içinde Roma ve Bizans dönemlerine ait kalıntıların bulunduğu antik kentin içi ve dışındaki ağaçlar siyaha büründü. Birçok noktada ise şehrin kalıntılarının is nedeniyle siyaha döndüğü görüldü.

Manavgat’ta 28 Temmuz tarihinde 4 farklı noktada aynı anda çıkan orman yangınlarından Bucakşeyhler Mahallesi sınırlarında bulunan Lyrbe Antik Kenti de etkilendi. Mahallede bazı evler, çok sayıda ağaç ve tarım arazisi yangında zarar gördü. Helenistik Çağ’da M.Ö 3. Yüzyıl’da kurulan kent, mahallenin hemen üzerinde tepe bir noktada yer alıyor.

Yangından Sonra Termik Santral Bölgesi: Ören Hayalet Şehre Döndü

Lyrbe Antik Kenti: ‘Birçok Ağaç Yıkıldı, Bazı Bölümler Çöktü’

Mahallenin içinden geçilerek ulaşılan kentin yangın nedeniyle çevresindeki ağaçların yanarak siyaha büründüğü, yaprakların ise kuruduğu görüldü. Kızılçam ağaçlarının içinde kalan kentin birçok yapısının yıkıldığı ve yangın nedeniyle zarar gördüğü gözlemlendi. Hellenistik, Bizans ve Roma dönemine ait kalıntıların olduğu antik kentte, Pamfilya bölgesinin en iyi korunmuş agorası da yer alıyor.

En Az Etkilenen Bölüm Agora Oldu

Hamam, tapınak, sarnıç, kilise ve mezar yapılarının yer aldığı kentte, bu yapıların yangın nedeniyle bazı bölgelerinin siyahlaştığı görüldü. Yangından en az etkilenen bölümün ise agora olduğu dikkat çekti. Agoranın dış kısmındaki ağaçlar yanarken, bazı ağaçların ise yeşil kaldığı görüldü. Birçok ağacın yıkıldığı kentte, bazı bölümlerde ise çökmeler oldu.

Kentin geçiş güzergahı ise alevler nedeniyle simsiyah oldu. Öte yandan kent içinde yıkılan bir ağacın hala yanmaya devam ettiği görüldü. (İHA)

Kazdağları’na Yangınla Mücadelede Komando Koruması

Okumak için tıklayın

Yeşil Kültür

Doğa Talanına Dur De! Fotoğraf Yarışması

doğa için sanat derneği

Doğa İçin Sanat Derneği ve İFSAK iş birliğinde rant için talan edilen doğanın önemine dair kamuoyunda farkındalık yaratmak için fotoğraf yarışması düzenleniyor.

Doğa İçin Sanat Derneği tarafından yapılan yarışma duyurusu şu şekilde:

“Farkında mısınız doğayı kaybediyoruz! Ormanların yok edilmesi, su kaynaklarının, denizlerin ve göllerin kirletilmesi, gübreleme adı altında toprağın kimyasallarla zehirlenmesi, madenciliğin yıkıcı zararları, HES’ler, JES’ler, otoyollar, limanlar, AVM’ler, konutlar derken giderek artan betonlaşma…! Tüm bunlar doğayı ve doğadaki canlıları her geçen gün daha da tehdit ediyor…

Rant uğruna doğa yağmalanıyor ve yok ediliyor! Bunları görüyor, duyuyor ve hissediyoruz! Doğanın önemini biliyoruz, ancak doğal yaşamın korunması için kamuoyunda farkındalık yaratmak adına yeterince duyarlılık ve mücadele içinde miyiz?

Doğa için Sanat Derneği olarak bizim misyonumuz, rant için talan edilen doğanın önemine dair kamuoyunda farkındalık yaratmak. Bu amaçla konusu “Doğa Talanı” olan bir fotoğraf yarışması düzenliyoruz. Yarışmamız İFSAK’ın (İstanbul Fotoğraf ve Sinema Amatörleri Derneği) destekleriyle organize edilmektedir.”

Doğayı Ve Yeryüzü Kaynaklarını Zapteden İnsana Karşı Başkaldırı Sergisi

Yarışma Takvimi

Etkinliğe son katılım tarihi: 19 Ekim 2021

Jüri toplantısı tarihi: 30 Ekim 2021

Sonuçların açıklanması: 17 Kasım 2021 tarihinde olacaktır.

Sonuçlar [email protected] web sitesinden ilan edilecek; ayrıca kazanan katılımcılara sonuçlar telefon ve/veya e-posta yoluyla bildirilecektir.

Pandemi koşullarına bağlı olarak 17 KASIM 2021’de katılımcılara plaket ve katılım belgelerinin sunulacağı özel bir etkinlik düzenlenecek ve sergileme yapılacaktır.

Jüri

  • Özhan ÖZDE – İFSAK Yönetim Kurulu Üyesi, İFSAK Gezi Birimi Koordinatörü.
  • Gültekin ALKURT – İFSAK Yönetim Kurulu Üyesi, İFSAK Arşiv ve Kütüphane Birimi Koordinatörü.
  • Tania SİSA – İFSAK Yönetim Kurulu Üyesi, İFSAK Üye İlişkileri Birimi Koordinatörü.
  • Fethi KINAŞ – Doğa Fotoğrafçısı, Aktivist.
  • Aysun AKYÜZ – Yönetmen.
  • Süleyman KARAN – DİSDER Başkan Yardımcısı, Gazeteci- Yayıncı.
  • Buket KARADEMİR – Belgesel Yönetmeni.

İyi Bak Dünyana: ‘Atığın İhtimalleri: Biçim Ve Süreç’

Ödüller

İlk üç dereceyi alan katılımcılara tercih ettikleri sanat dalında pandemi sonrası (resim, heykel, senaryo yazımı, drama ve oyunculuk, sanat tarihi vb.) iki kur (altı ay süreli) eğitim.

Mansiyon alan katılımcılara, tercih ettikleri sanat dalında bir kur (üç ay süreli) eğitim olanağı sağlanacaktır.

Okumak için tıklayın

Yeşil Kültür

12 Yaşındaki İlyun Bürkev, Dünya Çevre Günü’ne İthafen Besteledi

İlyun Bürkev

Son kazandığı Chopin Uluslararası Piyano Yarışması birincilik ödülüyle gündeme gelen genç piyanist İlyun Bürkev, Arter’de Melih Fereli küratörlüğündeki ‘Yağmur Ormanı V (varyasyon 3)’ adlı sergiden aldığı ilhamla yeni eseri ‘The Wind’i besteledi.

Genç piyanist eserini, herkesi yaratıcı sürecin parçası olabileceği bir ortamı mümkün kılma hedefiyle Vehbi Koç Vakfı’na bağlı olarak on yılı aşkın süredir faaliyet gösteren Arter’in Sevgi Gönül Oditoryumu’nda kayıt altına aldı.
Performans 5 Haziran Dünya Çevre Günü’ne ithafen yayınlanacak. Bestesini ‘farkındalık oluşturmak’ amacıyla hayata geçirdiğini vurgulayan İlyun Bürkev, “Gelecek için şimdiden adım atmazsak yarınlarımızı kurtaramayacağız. Doğanın dinamiklerini, hüznünü ve sevincini notalara aktarmaya çalıştım. Dilerim doğanın gücünden ilham alarak onu korumaya bugünden başlarız” ifadelerini kullandı.

Dünyamız giderek artan karbon salımı ve hayatımızın her noktasında doğaya bıraktığımız kirleticilerle geri döndürülemez bir eşiğe yaklaşıyor. Küresel ısınma ile bağıntılı doğa felaketlerinin artması ve iklim değişikliğinin kendini göstermesiyle devletlerin ve devlet üstü kurumların bu konuda somut adımlar atmasına neden oldu. İngiltere, Japonya ve Avrupa Birliği geleceğe yönelik karbon salımı hedeflerini güncellerken halen küresel anlamda bir karar alınmış değil, devletlerin aldığı kararların yanı sıra karbon emisyonunu düşürmek ve doğamızı korumak bizlerin de elinde.

Arter’de hâlihazırda sergilenen ‘Yağmur Ormanı V (varyasyon 3)’ten aldığı ilhamla ‘The Wind’ eserini 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nde yayınlayacak genç piyanist İlyun Bürkev, bestesiyle küresel ısınma ve iklim değişikliği konularında farkındalık yaratmayı hedefliyor.

İlyun Bürkev son olarak Tovak Vakfı’nın düzenlediği Chopin Uluslararası Piyano Yarışması’nda, birincilik ödülünün yanı sıra, En İyi Chopin Performans Ödülü ve En İyi Ulusal Beste Performansı Ödülü’nü kazanmıştı.

İklim Değişikliğinin Gezegenimize Etkileri: ‘Bu Son Şansımız Mı?’

İlyun Bürkev: “Eserin Sahiplerine Teşekkür Ediyorum”

David Tudor tarafından tasarlanan Yağmur Ormanı adlı eseri kendi kendini icra eden bir ses yerleştirmesine dönüştüren John Driscoll ve Phil Edelstein’a (Composers Inside Electronics Inc.) The Wind adlı bestesine ilham veren bu yapıt için teşekkürlerini sunan İlyun Bürkev, “Öncelikle bu değerli projenin oluşturulmasında çok büyük destekleri bulunan, “Yağmur Ormanı V (varyasyon 3)” adlı bu eşsiz eserin sanatçılarına, Arter’in kapılarını bana açtıkları için başta Kurucu Direktör Melih Fereli olmak üzere tüm Arter ekibine, Sayın Gülsin Onay’a, ve bu güzel çekimlerin sanat yönetmenliği ve kreatif direktörlüğünü üstlendiği için LocksBridge’e çok teşekkür ediyorum” diye konuştu.

Beşiktaş’ta Dünya Göç Tarihini Değiştirecek Kurgan Tipi Mezarlar Bulundu

“Müzik İyileştirir Ve Birleştirir”

“Müziğin iyileştirici gücüne inanın” diyen İlyun Bürkev, “Dünyamızın içinden geçtiği bu zor zamanda daha iyi bir gelecek için bestelemiş olduğum The Wind adlı eserimin bir duyarlılık, birleştiricilik ve iyileştiricilik projesi haline dönüşmesini sağlayan müzik ve sanatla iç içe geçmiş bu projenin bir parçası olmanın mutluluğunu yaşıyorum. Bestemi tüm insanlar olarak müziğin sevgi dolu rüzgârıyla zorluklardan kolaylıklara, umutsuzluktan umuda, benlikten bizliğe, karanlıklardan ışığa ve her zaman iyiliğe doğru ulaşmamızı hissederek çaldım ve besteledim. Bu güzel projemizin dünyada bir farkındalık yaratmasını diliyorum. Müzik dünyayı değiştirir çünkü insanları iyileştirir ve iyilikte birleştirir” ifadelerini kullandı.

Sosyal farkındalığa sahip bir genç olarak sanatsal birikimini multidisipliner çalışmalarıyla birleştiren İlyun Bürkev, kendi nesline yeni bir alan yaratarak müziğini, hayal gücünü ve iyiliğe olan inancını sanatsal çalışmalarında birleştiriyor.

Okumak için tıklayın

Yeşil Kültür

Yeni İnsan Yayınevi, ‘Yeşil Kitaplar’ı Ücretsiz Erişime Açtı

Yeşil Kitaplar

Yeni İnsan Yayınevi, koronavirüs salgını sebebiyle uygulanan tam kapanma sürecinde Yeşil Kitaplar serisini ücretsiz erişime açtı.

Yeni İnsan Yayınevi tarafından yapılan açıklamada “Eşitsizliklerin daha da derinleştiği tam kapanma sürecinde tartışmaların ardı arkası kesilmiyor. Ekonomik desteğin sağlanmadığı, temel ihtiyaçların karşılanmadığı bu dönemde ayrıcalıklıların muafiyeti ise devam ediyor. Sürdürülebilir yaşam, adil dönüşüm tartışmaları ise bu gündem arasında kayboluyor. Umudumuz umutsuzluğa dönüşüyor” ifadeleri kullanıldı.

Bir yayınevinin öncelikli görevinin, okurlarına nitelikli metinler sunabilmek olduğu belirtilen açıklamada “Üstelik bunu yapmacık ve şımarık bir şekilde değil, samimiyetle ve arzu ile yapabilmektir. Yeni İnsan’ın bayrak koşusunun pisti budur” denildi.

Yeşil Kitaplar

Dileyen okurlar, “Ekolojik Anayasa“, “Ekolojik Yaşam Rehberi“, “Yeşil Ekonomi:Küçülmek Güzeldir“, “Sürdürülebilir Tarım Mümkün mü?“, “Gıda Bağımsızlığı” ve “Tarım ve Gıdanın Dönüşümü” kitaplarını çevrimiçi olarak okuyabilecek, bilgisayarlarına indirebilecek.

HAYTAP ‘Sahipsiz Hayvanlar Ve Çocuk’ Fotoğraf Yarışması Başvuruları

‘Paranın Hüküm Sürmediği Bir Dünyanın Provası’

“Her kapanmada olduğu gibi, evinde oturanların yüzünü gülümsetmek, biraz düşündürmek, zoom toplantılarına malzeme vermek için yine kitaplarımızı açıyoruz” denilen açıklama şu ifadelerle son buldu:

“Buyrun kitaplarımızı okuyun. Bilgisayarınıza indirin. Dostlarınızla paylaşın. Paranın hüküm sürmediği başka bir dünyanın provasını yapın. Bizim özlemini duyduğumuz ekolojik dünyanın merkezinde şefkat var, eşitlik, özgürlük var. Türler arasında barış ve gezegenin tamamında adalet var. Kitaplarımızda da bunların patikaları var. Bizimle bu patikalardan yürümek ister misiniz?”

23 Mayıs tarihine kadar ücretsiz ve çevrimiçi olarak sunulan kitaplara bu adres üzerinden ulaşabilirsiniz.

Okumak için tıklayın

Yeşil Kültür

Beşiktaş’ta Dünya Göç Tarihini Değiştirecek Kurgan Tipi Mezarlar Bulundu

Kurgan Tipi Mezarlar

Beşiktaş Metro İstasyonu olacak alanda İstanbul Arkeoloji Müzeleri tarafından yürütülen kazılarda, M.Ö 3500-3000 yılları arasında tarihlenen kurgan tipi mezarlar bulundu.

DHA’nın haberine göre; yaklaşık 6 bin yıllık buluntuların dünya göç haritasını değiştirebileceğini ifade eden Arkeolog Mehmet Ali Polat, “Dünya göç haritasına baktığımız zaman, Karadeniz’in Kuzey’inden, Balkanlardan Anadolu’ya doğru bir göç olduğu görülmekte Tunç çağında. Ama buradaki son veriler, buradaki mezarlar, içerisindeki küçük buluntular ve runik alfabe sembolleri değerlendirildiği zaman, Anadolu’dan Balkanlara, oradan Avrupa’nın Kuzeydoğusu ve Karadeniz’e doğru göç haritasını değiştirebilir” dedi.

Beşiktaş’ın Meydanları Denizle Buluşuyor

Kurgan Tipi Mezarlar Ortaya Çıktı

Kabataş-Beşiktaş-Mecidiyeköy- Mahmutbey metro hattının Beşiktaş İstasyonu olacak alanda, İstanbul Arkeoloji Müzeleri tarafından 2016’dan bu yana arkeolojik kazılar yapılıyor. Tüm hızıyla devam eden kazıları sekteye uğratacak hava olaylarından alanın korunması için, dev bir iskele kuruldu ve üzerine branda serildi. Yapılan çalışmalarda 1910 yılında yapılmış tramvay hattı ve depolarına ait kalıntıların yanı sıra geç Osmanlı dönemi ve ardından orta ve geç Bizans dönemi kalıntılarına rastlandı. Bu katmandan hemen sonra ise, Boğaz hattı için çok önemli olan Helenistik ve Roma dönemine ait küçük buluntular ortaya çıkarıldı. Ancak Beşiktaş’taki kazılarda arkeologları en çok heyecanlandıran buluntularla, bu katmanlardan sonra karşılaşıldı. Günümüz deniz seviyesinden 1 buçuk metre derinlikte, dairesel plan veren taş dizileri görüldü. Çalışmalar ilerledikçe bu yapıların, kurgan tipi mezarlar olduğu ortaya çıktı. Türkiye’de bulunmuş en eski kurgan tipi mezarların, İlk Tunç çağına ait olanların hepsi ‘kremasyon’ yani yakılarak gömüldüğü için, kemikler çatlamış ve ufalanmış durumda. O nedenle alandaki arkeologlar çalışmalarını, dişçi aletleriyle ve titizlikle sürdürüyor. Çok ince bir çalışma yapılarak tüm mezarlar açılıyor ve belgeleniyor.

82 Adet Mezara Rastlandı

2016’dan bu yana devam eden kazılarda karşılaştıkları buluntular ile ilgili Polat, şunları söyledi:

“İçinde bulunduğumuz kazı alanı, Beşiktaş istasyon alanı. Biz burada İstanbul Arkeoloji Müzeleri olarak 2016 yılında çalışmalara başladık. Burası biliyorsunuz, Beşiktaş Meydan’da. Hemen meydan seviyesinden itibaren başlayan çalışmalarda yüzeyden 2 metreye kadar güncel dolgu ardından, 1910 yılında yapılmış tramvay hattı ve depolarına ait kalıntılara ulaştık. Bu kalıntılar koruma kurulu kararı ile kaldırıldıktan sonra çalışmalara devam edildi. Hemen altından geç Osmanlı, ardından orta ve geç Bizans dönemi olmak üzere Bizans dönemi buluntularına rastladık. Bu katmandan hemen sonra ise, Boğaz hattı için çok önemli olan klasik dönem, yani bizim M.Ö. 6. yüzyıl dediğimiz klasik, Helenistik ve Roma dönemine ait küçük buluntulara rastladık. Bunlar esasında bu bölgede yapılmış ilk kazıda çıkan bulgular olması nedeniyle önemliydi. Ama esas Beşiktaş için önemli olan, bu klasik dönem dolgusunun hemen altında günümüz deniz seviyesinden 1 buçuk metre aşağıda dairesel plan veren taş dizilerine rastlanmış olması. Buradaki dairesel planlı taş dizilerinin, biraz kazılar ilerlediğinde kurgan tipi mezarlar olduğu açığa çıktı. Yaklaşık M.Ö. 3500 yani kronolojide ilk Tunç dediğimiz çağlara ait. Bu dairesel plan veren taş dizileri halindeki kurganların içinde ve dışında, yaklaşık 82 adet mezara rastladık. Bu 82 adet mezarın 75 tanesi kremasyon yani yakarak gömülmüş iskeletlere ait. 7 tanesi ise inovasyon dediğimiz yani doğrudan gömü olan mezarlardı.”

İlk Tunç çağına ait bu kurganların içinde, farklı tipte gömü çeşitlerinin olduğunu gördüklerini dile getiren Polat,
“Yakılarak gömülen iskeletler, çok ufalanmış kemikler halinde karşımıza çıkıyor. Burada bazı kurganların içerisinde, direkt yerinde yakılmış ve orada bırakılmış mezarlar mevcut, bazı mezarların içerisinde de farklı bir yerde yakılıp, pişmiş toprak kapların içine konulup getirip buraya gömülmüş mezarlar da mevcut. Bu mezarların içinde, iskeletlerle beraber, mezar hediyeleri olduğunu gördük. Çoğunluğu bunların pişmiş toprak kaplar. Çok az miktarda ise arsenikli bakır dediğimiz aletler tespit ettik. Bunlarla beraber küçük oyuncak arabaların tekerlekleri olabilecek pişmiş topraktan objeler tespit edildi” şeklinde konuştu.

Vinca Kültüründe Görülen Semboller

Buradaki mezarların, Türkiye’de bulunmuş en eski kurgan tipi mezarlar olması nedeniyle öneminin büyük olduğunu ifade eden Polat, şöyle devam etti: “Bunlar ilk Tunç çağlarına ait. Burada bir mezarın içerisinde, iki adet pişmiş toprak figürin tespit ettik. Biri büyük, biri küçük olmak üzere ayak ucuna, birbirlerine değecek şekilde mezara yerleştirilmişlerdi. Bunların önemi ise, bu figürinlerin benzerini bugüne kadar bulamamış olmamız. Figürinlerin üzerinde bazı semboller yer almaktaydı. Biraz araştırdığımız zaman bunların runik alfabe sembolleri olduğunu gördük. Romanya tarafında Vinca kültüründe görülen semboller.”

“Dünya Göç Haritası Değişebilir”

Mezarlar sayesinde ulaştıkları verilerin, dünya göç haritasını değiştirebileceğini ve bu nedenle çok önemli olduğunu vurgulayan Polat, “Dünya göç haritasına baktığımız zaman, Karadeniz’in Kuzey’inden, Balkanlardan Anadolu’ya doğru bir göç olduğu görülmekte Tunç çağında. Ama buradaki son veriler, buradaki mezarlar, içerisindeki küçük buluntular ve runik alfabe sembolleri değerlendirildiği zaman, Anadolu’dan Baklalara, oradan Avrupa’nın Kuzeydoğusu ve Karadeniz’e doğru göç haritasını değiştirebilir. Bundan dolayı, Beşiktaş kurganları çok önemli. Burada yerinde yakılıp gömülen mezarlar da literatür için ilk örnekler. Buradaki bir örnekte şunu gördük, ceset yakılmadan önce hocker pozisyonunda, yani cenin pozisyonunda ağaçların üzerine yatırılıyor, üzerine ağaç seriliyor ve bu şekilde yakılıyor. Daha önce nasıl yakıldığına dair elimizde bir veri yoktu. O nedenle bu da literatür için çok önemli” diye konuştu.

Hava Kirliliği Alarmı: Beşiktaş’ta Hava Kalitesi Kırmızı Seviyede

 

Beşiktaş İstayonu’nda Sergilenecek 

Buradaki buluntuların akıbetinin ne olacağı ile ilgili ise Polat, “Şu an arkada gördüğünüz çalışma, bu metro istasyonunun ikinci bölümü. Birinci kısımda çıkan kurganlar ilgili kurul kararınca istasyonun en üst kısmında sergilenmek üzere belgelenerek kaldırıldı. Bu kısımdaki yeni çıkardığımız kurganlar da büyük ihtimalle kaldırılıp onlarla beraber, metronun en üst kısmında sergilenecek” dedi.

Okumak için tıklayın

Öne Çıkan Haberler