Bizi Takip Edin

Ekoloji

Yeni İnsan Yayınevi’nden Çağrı: ‘Ego Merkezli Değil, Eko Merkezli Yaşam’

Yeni İnsan Yayınevi

Yeni İnsan Yayınevi yazar, çevirmen ve editörleri, Dünya Çevre Günü’ne ilişkin taleplerini içeren ortak bir metin yayınladı.

Bugün 5 Haziran Dünya Çevre Günü. Türkiye de çevre günü kutlamaları, her yıl olduğu gibi yine buruk kutlanıyor. Yeni İnsan Yayınevi son dönemde yaşanan çevre felaketlerini göz önünde bulundurarak, yazar, çevirmen ve editörleri ile birlikte hem yetkililere hem de doğasını ve yaşamı savunan insanlara çağrıda bulundu.

Yeni İnsan Yayınevi: ‘Bütün Bu Olan Bitenlerin Birinci Dereceden Sorumlusu Hükümettir’

Yeni İnsan Yayınevi tarafından paylaşılan metin şu şekilde:

“Ülkemizin dört bir yanı ayakta. İkizdere direniyor. Aydın köylüleri ağaçlara sarılıyor. Kazdağları Savunması altıncılara karşı nöbette. Van’da yıkımlar sürüyor. Marmara Denizi gözümüzün önünde canlılığını yitiriyor.

Bütün bu olan bitenlerin birinci dereceden sorumlusu hükümettir. Bu yol doğru yol değildir. Doğayla savaşılmaz. O bizim toprak anamızdır. Bizi besleyen, bizi koruyan, kollayan, bize yuva olan vatanımızdır. Doğa bir bütündür. Doğa görkemli bir denge halindedir. Onun varoluşuna her müdahale bedelini ağır bir biçimde ödemeye mahkumdur. Bu bedeli ödemeye başladık bile. Ama onu görecek göz, duyacak kulak bu hükümette yok.

Dünya Çevre Günü’nde, Yeni İnsan Yayınevi’nin talepleri var. Bu talepler bir yayıncının talepleri değildir. Bu talepler okurları ile geniş bir topluluk olan Yeni İnsan’ın talepleridir.

Yeni İnsan Yayınevi, ‘Yeşil Kitaplar’ı Ücretsiz Erişime Açtı

‘Ego Merkezli Değil, Eko Merkezli Yaşam Anlayışı’

● Denizdeki lüferden, gökteki kelaynağa ve kırdaki tilkiden topraktaki köstebeğe kadar her canlının yaşama hakkı vardır. Göldeki yosundan, ormandaki meşeye, kentteki kadife çiçeğinden, tarladaki buğdaya kadar bütün canlıların var oldukları şekilde nesillerini sürdürmeye ve yaşam alanlarında özgürce çoğalmaya hakları vardır. İnsan da bütün bu varlıkların bir parçası ve bu dengenin bir halkasıdır; daha fazlası değil. Bütün hepsinin yaşam hakkına saygı talep ediyoruz.

● Tohumlar bütün insanlığın ortak malıdır. Tohumlar insanlığın yüzyıllar içerisinde koruduğu, sakladığı ve iyileştirdiği ortak mirasıdır. Ne şu ulusun ne şu şirketin ne başka birinin… Tohumlarımızı korumayı talep ediyoruz.

● Ego merkezli değil eko merkezli yaşam anlayışı talep ediyoruz.

● Yerin altındaki madenler yerin üstündekilerden asla daha değerli değildir. Altının, bakırın, gümüşün değeri bir illüzyondur. Bizim için gerçek değer zeytindir, ağaçtır, çalıdır, ottur, çimendir. Bütün madencilik faaliyetlerinin durudurulmasını talep ediyoruz.

● Taş ocakları bahane edilerek muazzam bir biyoçeşitliliğe sahip ormanların kalıcı bir biçimde tahrip edilmesi kabul edilemez. Ormanların mevcut halleriyle korunması ve iyileştirilmesi için bilimsel çalışmaların yapılmasını ve bilim insanlarına söz ve sorumluluk tanınmasını talep ediyoruz.

● Temiz suya erişim insan hakkı olarak kabul edilmelidir. Bu kabulle herkese temel hakkı olan temiz su bedelsiz olarak ulaştırılmalıdır.

Dosya Haber | ‘Marmara Denizi, ‘Hayalet Deniz’ Olabilir!’

‘Bütün Termik Santraller Kapatılmalıdır’

● Hayvansal beslenme artık sürdürülebilir değildir. Her yaş ve kesimden insana ulaşılarak vegan beslenmeye geçilmesi için büyük bir seferberlik başlatılmasını talep ediyoruz. Her yıl boğazlanan, ağlara takılan hayvanların sayısı bile bilinmiyor. Toprakların büyük bir bölümü hayvan yemleri için ekiliyor. Oysa bitkisel beslenme ile çok daha az alan ekilip, daha sağlıklı beslenme imkanı bulunup, iklim krizinin önüne geçilebilir. Yediden yetmişe bitkisel beslenme kampanyası yapılmasını talep ediyoruz.

● İthal kömürlerle çalıştırılan termik santraller başta olmak üzere bütün termik santraller kapatılmalıdır. Güneş ve rüzgâr bize yeter.

● İstanbul Sözleşmesi yok sayılamaz, Türkiye bu sözleşmeden imzasını çekemez. Cinsiyetler arası hak eşitliği ekofeminist bir ilkedir. Ezilen, katledilen, baskı gören her cinsin yanındayız.

● Üretici ve tüketici kooperatifleri desteklenmelidir. Gıdamızı üretenler ve tüketiciler bu sistemde her zaman kaybedenler olurken, aracılar aslan payını alıyor. Bu köhne yapı değişmeli ve geleneksel gıda zincirimizde, üreticiden tüketiciye şekline geçilmeli ve yerelleşilmelidir. Ne Orta Amerika’dan gelen muza ne Kanada’dan gelen mercimeğe ne de başka bir şeye ihtiyacımız var. Ülkemiz yeniden kendi kendini beslemelidir.

‘Yavaş Modayı Talep Ediyoruz’

● Atıksız bir yaşam istiyoruz. Mış gibi değil. Bir ülke politikası olarak, merkezi ve yerel yönetimlerin elbirliği ve yurttaşların tam katılımıyla atık üretmeyen bir alışveriş sistemine geçmeliyiz. Bunu yaparken başka memleketlerin her türlü atığının ülkemize sokulmasının engellenmesini talep ediyoruz.

● Her yıl milyonlarca giysi, daha hiç kimse üstüne giyip sokağa çıkmadan çöpe gidiyor. Moda acımasız bir endüstri olmuş. Yavaş modayı talep ediyoruz. İleri dönüşümü talep ediyoruz.

● İklim krizi, serbest piyasa ekonomisi, hayvan endüstrisi, moda sektörü, gıda devleri, küresel ve sömürücü şirketler. Ülkemizin bütün akademisyenlerini, sadece insanları değil, yaşayan her türlü canlıyı bıkıp usanmadan yiyip bitiren, tam anlamıyla onların kanını emen bütün bu yüzde birin kurumlarının alternatiflerini düşünmeye, araştırmaya ve önermeye davet ediyoruz.

‘Çevre Kirliliği Kaynaklı Ölümler, Covid-19 Nedenli Ölümlerden Fazla’

‘Suni Bölünmelerle Değil, Gerçek Dertlerimizle Buradayız’

Biz %99’uz. Biz; doğanın bütün canlıları, yaşamın sürdürülebilmesi, iyi, temiz ve adil bir dünya için çalışıyoruz. Elbette bütün taleplerimiz bunlardan ibaret değil. Eksiği gediği çok. Tamamlamaya, yaşamı savunmaya niyetli her bireyi ya da topluluğu çağırıyoruz. Bir elin nesi var iki elin sesi var. Bir arada varız, bir arada güçlüyüz. Suni bölünmelerle değil, gerçek dertlerimizle buradayız. Dünya Çevre Günü’nde taleplerimizi haykırıyoruz. Kitaplarımız, yazarlarımız, çevirmenlerimiz, editörlerimiz ve bütün kalbimizle yaşamı savunmaya devam edeceğiz.”