Bizi Takip Edin

Ekoloji

‘Yarımada Projesi, İzmir’in Kanal İstanbul’udur!’

Çeşme Yarımada Projesi

İzmir Kent Konseyleri Birliği’nin Yarımada projesi ile ilgili ‘Yarımada’ya Sahip Çık Çalıştay’ı Alsancak Tarihi Havagazı Fabrikası’nda yapıldı.

Yarımada’nın turizm bölgesi ilan edilmesine karşı gerçekleştirilen çalıştayın açılış konuşmasını TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu (İKK) Sekreteri Aykut Akdemir yaptı.

Yeni Haber’den Asya Yaşarikiz’in haberine göre; Akdemir, geçmişte İzmir’in karşılaştığı Körfez Geçiş Projesi’ni hatırlatarak Yarımada için de aynı mücadelenin verilmesi gerektiğinin altını çizdi. Yüzde doksanı kamuya ait olan Yarımada arazilerinin turizm bölgesi ilan edilerek ranta açılacağını söyleyen Akdemir şöyle konuştu; “Yarımada, antik çağdan bu yana gelen tarihi bir birikime sahip. İzmir Barosu, İzmir Tabip Odası, Çeşme Çevre Platformu ve EGEÇEP olarak AKP’nin bu değerli alanı turizm bölgesi ilan etmesine karşı dava açtık. Geçmişteki sömürgecilik anlayışının bugünkü adı ekolojik yıkımdır. Çalıştayın sonuç bildirgesi, yerel yöneticilerin yol haritası olmalı. Bu proje İzmir’in Kanal İstanbul Projesi’dir.”

Yarımada Projesi: ‘Çılgın Projeler Türkiye’yi Ekonomik Yıkıma Götürür’

Çalıştaya online olarak katılan ekonomist Emin Çapa, inşaata dayalı ekonomilerin dünyada sürdürülemediğine işaret etti. Çapa, “Şehir Hastaneleri projelerinin 2021 bütçesi 16 milyar 348 milyon TL. Hastaneler bittiğinde 25 yıllık maliyetin 142 milyar olması gerekiyor. Şehir hastanelerine 25 yılda ödeyecekleri parayla 800 hastane yapılır. Çılgın projelerle bir yere gidemeyiz. Çılgın projeler Türkiye’yi ekolojik yıkıma götürür ve geleceğinizi rehin alır” ifadeleriyle tepkisini dile getirdi.

‘İzmir’de 500 Bin Tondan Fazla Nükleer Radyoaktif Atık Var’

‘Çevre Meselesi, Sınıfsal Bir Meseledir’

2017 yılında Barış İmzacısı olduğu için KHK ile ihraç edilen Sosyal Psikolog Prof. Dr. Melek Göregenli, ekoloji ve çevre sorunlarında somut politikalar üretilmesi gerektiğini yoksa sonuç alınmasının mümkün olmadığını söylerek sözlerine başladı. Çevre sorunları olarak ortaya çıkan sonuçların nedenlerinin iktidar politikaları sonucu olduğunu belirten Göregenli, “Çevre meselesi soyut, bugüne ait olmayan, geleceğe aktarmamız gereken romantik bir mesele değil; çok somut, yerel bir meseledir. Çevre meselesi sınıfsal bir meseledir. Çevre meselesi bir adalet meselesidir” diye konuştu.

Çevre adaleti kavramına da değinen Göregenli, çevre ile ilgili kararlarda tüm tarafların katılımının sağlanmasının önemine değinerek şöyle konuştu; “Ekonomik büyüme stratejisi denen şey, insanlığın ortak sahip olduğu kaynakların sınırsız olduğu mitine dayanır. Ekonomik büyümeden anlaşılan sömürgecilik anlayışıdır. Merkezi iktidarın yerel politikalarından olan Kanal İstanbul ya da Yarımada Projesi gibi projeler, aynı ölçüde sömürgeci politikalardır. Merkezi iktidar yerelin çıkarını gözekmeksizin çevresel adaletsizliğe dayalı planlarla kısa dönemli kar elde etmesi Avrupa’nın bizim ülkemize çöp dökmesi gibi sömürgeci politikasıdır. Kent içindeki soylulaştırma politikaları da sömürgeci anlayışıdır. Sömürgeciliğin doğasında hiç doğrudan ilişkisi olmayan bir takım kaynaklardan çıkar sağlamak vardır.”

İzmir’deki Selin Sebebi: ‘Su Toprakla Buluşamıyor’

‘Asıl Konu İmar Yoluyla Rant Elde Etmek’

Eski Turizm Bakanı Bahattin Yücel ise turizmin bir kalkınma modeli olmadığına vurgu yaptığı konuşmasında, asıl konunun imar yoluyla rant elde etmek olduğuna dikkat çekerek “Çeşme’ye bu anlamda bakmak gerekiyor. Çeşme’yi simgeleştirip mücadele alanı yaratarak karşı çıkmalıyız. Buradan ekolojik yarar değil inşaat rant alanı yaratmak istiyorlar. AKPliler doğarken kulaklarına ‘inşaat ya resulallah’ dendi sanırım çünkü inşaattan başka bir şey bilmiyorlar. Eğitime verdikleri zarar biraz zaman alır ama geriye kalanı yerine koymak çok zor değil. Umutsuz olmamalıyız.” ifadelerini kullandı.

‘Doğal Ekosistem Önemsenmedi’

İzmir Mimarlar Odası Yönetim Kurulu Başkanı İlker Kahraman, sözlerine 2020’de alınan acele kamulaştırma kararı ile 30 bin hektarlık alanın 16624 hektarlık kısmının turizm bölgesi ilan edilmesinin büyük bir sorun olduğuna dikkat çekerek “Üst ölçekli stratejilerle uyum yakalansaydı, mekansal değişim kıyı art alan ilişkileri gözeten bir çerçeve oluşturulsaydı, doğal ekosistem önemsenseydi, bölgesel miras korunsaydı, sosyal entelektüel sermaye fırsat sunulsaydı, her kesimin karar verme süreçlerine dahil edilseydi bu projeye evet derdik” şeklinde konuşarak projeye karşı çıktıklarını dile getirdi.

‘Tüm İzmir’i Kanser Edecek Kadar Asbest ve Zehirli Madde Geliyor’

‘Yöre Halkının Yaşam Kültürünü Olumsuz Etkileyecek’

İzmir Peyzaj Mimarlar Odası Yönetim Kurulu Başkanı Elvin Sönmez Güler ise Yarımada’nın endemik bitkiler için çok özel bir alan olduğunun ve bu yüzden alanın önemle korunması gerektiğinin altını çizdi. Yarımadanın İzmir için önemli bir yaşam rezervi olduğunun altını çizen Güler, bu büyüklükteki bir alanın turizm bölgesi olarak ilan edilmesini eleştirerek “Burası doğa turizmi, agro turizm, kültür turizmi, spor turizmi yaratılarak geliştirilebilir. İnsanlar günü birlik rekreasyon alanlarını burada karşılıyor. Bunlar İzmir’in geleneğidir ve her kesimden insan buraya geliyor. Öngörülen proje, yöre halkının yaşam kültürünü olumsuz etkileyecektir” ifadeleri ile sözlerini sonlandırdı.

‘Bu Nüfus Nerede Kalacak?’

İzmir Çevre Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Helil İnay Kınay da, Yarımada’nın ekolojik, tarımsal, orman alanlarına sahip olduğunu, İzmir’i besleyen kültürel alanları olduğunu ve korunması gerektiğini söyledi. Alanın çok özel bir dengesi olduğunu sözlerine ekleyen Kıray, “Bu denge kara ve deniz ekolojik sistemini dengeliyor. Projede 100 bin istihdamdan bahsediliyor. Gelecek turist sayısını düşünürsek Çeşme’nin kaldıramadığı yaz nüfusu kadar bir nüfus söz konusu. Bu nüfus nerede kalacak, suyunu nereden temin edecek, atık suyu nasıl yönetilecek, çöpünü nereden çözecek?” ifadeleri ile projeye tepkisini dile getirdi.

Soyer: ‘Uykularım Kaçıyor, İzmir Çok Ciddi Şekilde Kuraklığa Gidiyor’

‘Alanda Yapılacak Bilirkişi Keşfinde Hepimiz Akın Akın Orada Olmalıyız’

Ekolojist avukat Arif Ali Cangı da çalıştayda konuşarak projeye açılan dava hakkında bilgi verdi. Davanın Danıştay 6. İdare Mahkemesinde olduğunu hatırlatan Cangı, bu soruna İzmirlilerin sahip çıkarak çözüm olabileceğine dikkat çekti. Cangı şöyle konuştu; “Biz bu projeyi birlikte sahiplenerek iptal ettirebiliriz. Yarımada bu proje ile halka kapatılıyor. O bölge başka bir ülke olacak. Bu altyapı üzerine yapılacak hiçbir proje kamunun, doğanın yararına olamaz. Yarımada’nın doğasını bozmayacak yeni bir turizm anlayışına ihtiyacımız var. İklim krizi artık her şeyi ve herkesi tehdit ediyor. Seferihisar’da tsunami, Alaçatı’da hortum oldu. Doğanın gerçekliği karşısında bölgede yaşamın korunması için buna karşıyız. Alanda yapılacak bilirkişi keşfinde hepimiz akın akın orada olmalıyız.”