Bizi Takip Edin

Ekoloji

‘Geri Dönüşüm Tesislerindeki Yangınlar, Bir Ekokırım Faaliyetidir’

Sedat Gündoğdu geri dönüşüm yangın

Geri dönüşüm adı altında faaliyet yürüten tesislerdeki yangınlar ve ortaya atılan iddialar hakkında Doç. Dr. Sedat Gündoğdu ile konuştuk.

K2 HABER | ÖZEL HABER | Plastik atıkların ithal edilmesine karşı uzun zamandır mücadele eden ve birçok lobi grubunun hedef aldığı Çukurova Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Su Ürünleri Temel Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sedat Gündoğdu ile geri dönüşüm tesislerindeki yangınları görüştük.

Bu yangınların, bu sektörde bu kadar sık yaşanması hakkında ne düşünüyorsunuz?

“Aslında buradaki sayıları güncellememiz lazım. Çünkü 25 Temmuz 2021 tarihi itibariyle çıkan yangın sayısı 75 ve bunların da büyük çoğunluğu geri dönüşüm fabrikalarının depo kısımlarında çıkıyor. Burada akla birkaç neden geliyor. Bunlardan en önemlisi ihmal! Yani ilgili tesislerin merdiven altı olma özellikleri bu tür alanlarda düzensiz ve herhangi bir özel önlem alınmadan tutulan malzemeler bir anda alev alabiliyor. Çünkü çoğunluğu kirli atıklar ve yanmaya da oldukça müsait. Bir işletme bu özellikte bir malzeme ile çalışarak para kazanıyorsa oranın yanmasını da engellemekle yükümlüdür. Yapmıyorsa hem denetleme mekanizması açısından hem de işletme sahipleri açısından bir yaptırımı olması gerekiyor. Diğer bir önemli neden de kasıt. Yani tesiste oluşan ve bir şekilde başka tesislerde ücret karşılığı bertaraf edilmesi gereken ya da o işletmede bulunmaması gereken tehlikeli, kirli ve yasak işe yaramaz plastiklerin bilerek ve isteyerek tesisin bir noktasında -ki çoğunlukla depo kısmında- yakılarak ortadan kaldırılmasıdır. Hangi tesisin hangi nedenden dolayı yandığını bilemiyoruz. Çünkü etkin bir soruşturma söz konusu değil. Bu yangınları özel statüde değerlendirmek lazım çünkü yanan malzeme son derece tehlikeli kimyasalların yayılmasına neden olabilecek özellikte.”

Sedat Gündoğdu

Çukurova Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sedat Gündoğdu

Sedat Gündoğdu: ‘Yangınların Ciddiyetle İncelenmesi Gerekiyor’

Yasadışı yakma faaliyetleri, ‘yangın’ altında legalleştirilmek mi isteniyor?

“Eğer ki tutulan rapor kaza eseri çıkan yangın şeklinde detaylandırılıyorsa, işte o zaman tam olarak bu yapılıyor demektir. Ancak yine de dediğim gibi bu konunun ciddiyetle incelenmesi gerekiyor. Bu yangınların bazıları bir hafta sürebiliyor. Bu sürede ortaya çıkan zehir, tabiri caizse bir ekokırım faaliyeti olarak nitelendirilebilir.”

DOSYA HABER | Mevzu Biraz ‘Pis’: Türkiye, Neden Avrupa’nın Çöpünü Topluyor?

Bu yaşanan yangınların doğaya verdiği zarar uzun vadede ne boyuttadır?

“Plastiğin yanmasını iki temel etki üzerinden değerlendirmek gerekiyor. İlki karbon salımı –ki 1 ton plastik yanınca ortalama 1 ton karbon salımı gerçekleşiyor-, diğeri de ortaya çıkan zehirli kanserojen özellikteki kalıcı organik kirleticiler. Üstelik bu sadece gaz olarak değil söndürülme esnasında kullanılan suyun bir drenaja akmasıyla ya da olduğu alanda toprağa karışmasıyla da zarar veriyor. Yanma esnasında da dioksin, furan, ağır metaller ve diğer kalıcı organik kirleticiler atmosfere yayılarak daha sonra gidebildiği en son noktaya kadar bu kirleticilerin taşınması söz konusu oluyor. Söndükten sonra da ortaya çıkan kül de benzer şekilde zehirli. Bu kimyasallar biyobirikim yapabilen yani bezin zinciri boyunca taşınan, yumurta ve sütte biriken, yer altı suyuna karışan ve toprakta kalabilen ve farklı formlara dönüşebilen kimyasallar. Ortaya kitlesel bir zehirlenme vakası çıkıyor. Bakın işte geçtiğimiz ay Muğla Dalaman ve ondan önceki ay da Adana Küçükdikili’de çıkan yangın sonucu her iki yerleşim yeri de ağır bir duman altında uzun süre zehirlenmişti.”

Polietilen atık ithalatına 18 Mayıs’ta getirilen yasak kaldırılıyor. Burada özellikle bazı lobi gruplarının yoğun çalışması dikkat çekti. Atık/çöp yerine hammadde üzerinden konuyu yorumlayan PR çalışmaları bile yapıldı. İktidarın bu kadar kısa sürede, ithalat yasağı kararından dönüş yapmasını nasıl yorumluyorsunuz? Hükümetin vizyon projesi olarak nitelendirdiği Sıfır Atık projesi ile bu karar nasıl bir çelişkidir?

Yasak kaldırıldı ve yerine yeni bir düzenleme getirildi. Bu düzenleme denetlemeye dayanan ve aslında de facto yasak anlamına gelen bir düzenleme. Öyle ki plastik çöp ithalatçıları bu düzenlemeye de razı gelmiyorlar. %1 kontaminasyon üst seviyesi ile artık çöp ithal etmek oldukça zor. Bu aslında yetersiz. Çünkü çöp ticareti ya da şirinleştirilerek söylenen atık ham madde ithalatı kontrol edilebilir bir şey olmadığı için tümden yasaklanması gereken bir mevhum. Nitekim sıfır atık vizyonuna sahipken, başka ülkeden çöp ithal etmek birbiriyle çelişen durumlar. Dünyanın hiçbir ülkesinde başka ülkeden plastik atık getirsin diye işletmelere devlet desteği verilmez. Ancak biz de tüccarlar, devleti bir şekilde buna ikna ederek teşvik aldıkları bir sistem oluşturmuş ve böylece mantar gibi türeyen bir endüstri oluşturmuşlar. Eğer ki sıfır atık sistemi işletilecekse o zaman teşviği ithal edilen çöpe değil yerli çöpe vermek gerekiyor, çünkü biz kendi çöpümüzü neredeyse doğru düzgün toplayamıyoruz. Şimdiye kadar ithalat yapan firmalara verilen vergi muafiyeti, teşvik ve hibeler içerdeki çöpün toplanması için verilseydi, bugün çok daha başka şeyleri konuşuyor ve sıfır atık vizyonunun da ne kadar anlamlı olduğunu görebilirdik. Ne yazık ki olmadı.”

‘Türkiye’yi Çöp Sömürgesi Haline Getirmekle Eşdeğerdir!’

‘Çip Takmak Yerine Çöp İthalatı Yasaklanmalı’

Yeni düzenlemede ithal edilen atıkların limandan fabrikaya gidene kadar çipli sistemle takip edileceği belirtiliyor. Bunun pratikte uygulanması ve denetlenmesi mümkün müdür?

“Çip sistemi anlamlı bir sistem değil. Uygulanabilirliği ya da herhangi bir konuda fayda sağlaması imkan dahlinde değil. Çünkü mesele gelen atığın/çöpün yol boyunca kontrol edilemezliği değil, içeriği. İçeriği de bin bir türlü alavere ve dalavereyle manipüle edilebilen bir özellikte. Etiketinde a yazıyor ama içerik b c ve hatta d ki bunun da önemli bir kısmı herhangi bir işe yaramıyor. O sebeple çözüm çip takmak ya da kontrol edeceğiz demek yerine çöp/atık ithalatını yasaklayarak içerde ürettiğimiz ve kontrol edemediğimiz için bize Akdeniz’i en fazla kirleten ülke statüsü veren çöpleri toplamak ve azaltmakta yatıyor.”