Bizi Takip Edin

Ekoloji

İklim Değişikliği, Sel ve Taşkınların Olumsuz Etkisini Artıracaktır!

Ayhan Büyük iklim değişikliği sel taşkın

Aşırı yağışların devam etmesi sebebiyle Rize’de, geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi bu yılda benzer manzaralar yaşandı.

AYHAN KÜYÜK | Rize’de geçtiğimiz çarşamba gününden buna meydana gelen sel felaketinde 6 kişi hayatını kaybetmiş ve 3 kişi kaybolmuştu. Yaşanan bu sel felaketinde hayatını kaybeden kardeşlerimize Allah’tan rahmet kederli ailelerine baş sağlığı diliyorum.

İklim değişikliği devam ettikçe sel ve taşkınların olumsuz etkilerinin daha da kötüleşeceği, son yaşanan sel felaketlerinden anlaşılmaktadır. Daha sıcak bir iklimde aşırı buharlaşma ile birlikte, yoğun yağışlar ve daha az sayıda ancak daha yoğun sel olayları meydana getirmektedir. Bu olayların etkileri ve maliyetleri, plansız kentleşme ve ekosistem hizmetlerinin bozulması gibi faktörlerle daha da artmaktadır. Özellikle Kuzey’de Artvin’den İstanbul’a kadar olan bölge, yüksek sel riski altında. Bu küresel ısınma çağında, sel ve taşkın sorunlarını çözmeye yardımcı olacak yeni yaklaşımlara ihtiyacımız var.

Rize ve Artvin Sel Altında: ‘1974’ten Beri Böylesini Görmedik’

Ayhan Küyük: ‘Sel ve Taşkınlar Sadece İnsan Yaşamını Değil, Doğal Dengeyi De Sarsıyor’

Evinizin, tarlanızın veya bağ-bahçenizin yanında bir gecede ortaya çıkan bir nehir, bazı şeylerin yerinde gitmediğinin bir göstergesidir. Yeni bir su yolu, tarım arazilerini, yolları yıkıma uğratıyor ve hatta köy ve şehirleri tehdit ediyorsa, mutlaka üst havzalarda arazi bozulmaları, orman ve mera tahribatı, 5. ve 6. sınıf marjinal arazilerde tarımsal faaliyetlerin yapıldığı anlaşılmaktadır.

Sel ve taşkınlar, sadece insan yaşamını değil; doğal dengeyi de temelden sarsmaktadır. Yeryüzü çökmeleri, erozyon oluşumu, tarım arazilerinin kaybı oluşacak sonuçlardan yalnızca birkaçıdır. Oluştuğu bölgede ekolojik dengeyi baştan aşağı değiştiren sel, bugün birçok önlem alınarak zararı azaltılabilecek doğa olaylarındandır.

Sebepleri her ne kadar doğa temelli görünse de sel oluşumunda da insan büyük rol olmaktadır. Orman toprağı, yağışları yeşil olmayan ve çimenli alanlardan daha iyi emip depolayabilir. Ağaçların kökleri toprağı bir arada tutar ve bağlar. Orman böylece toprak kaymalarına ve rüsumat akışlarına karşı korur. Orman sele ve erozyona karşı en iyi korumayı sağlar. Yağış havzalarının korunması ve restorasyonu; su kalitesini, miktarını ve depolanmasını önemli ölçüde artırabildiğini, ayrıca akış düzenlemesini iyileştirdiğini, ani ve yıkıcı selleri azalttığını ve en çok ihtiyacımız olduğunda yaz mevsiminde suyu tutabileceğini doğa bilimi ile uğraşan tüm bilim insanları bilmektedir.

‘Doğal Orman Yapıları Korunmalıdır’

Günümüzde dağlardaki koruyucu ormana olan talep artmıştır. Büyüyen altyapılar (demiryolları, yollar, yerleşimler) doğal afet riskine karşı azami derecede koruma talep etmektedir. Neredeyse tüm yüksek dağ ormanları, koruyucu bir orman olarak tanımlanabilir.

Bir ormanın koruyucu işlevini en iyi şekilde yerine getirmesi için, subalpin safhasındaki orman (1600 m’nin üstündeki), farklı yaşlardan karışık ağaç gruplarından oluşmalıdır. Yüksek dağ ekosistemlerinde doğal orman yapıları korunmalı ve kesinlikle tek ağaca dayalı monokültür ağaçlandırmalarına yer verilmemeli. (Fındık ve çay bitkileri de buna dahildir.)

‘Alt Havzalarda Akarsu Yataklarına Yerleşilmemeli’

Yağış havzalarının koruması ve restorasyonu yeni altyapı inşa etmekten daha ucuzdur. Doğal su altyapımızın geri kazanımı, yıldan yıla temiz ve sağlıklı suyun güvenilirliği de artıracaktır. Yağış havzalarında bulunan ormanlar, çayır ve meralar ile yüksek dağ ekosistemleri sağlıklı ve işleyen bir halde bu şiddetli yağmurların daha fazlasını emebilecek ve depolayabilecekler. Bünyelerinde tutulan suyu saatler, günler, haftalar hatta aylar içinde, daha yavaş serbest bırakarak, bu doğal altyapılar barajlar üzerinde yoğun su baskısını da azaltacaktır.

Sel ve taşkınlar ile mücadelede ormanlık alanların ve meralar artırılması, var olanlarında etkin bir şekilde korunması, marjinal tarım alanlarında gerekli ve yeterli önlemler alınması çok önemlidir. Ayrıca alt havzalarda akarsu yataklarına yerleşilmemeli. Özellikle köy, kasaba ve şehir alt yapılarında su geçişlerine izin verilecek sistemler kurulmalıdır.

Ormanlarımızda Biyoçeşitlilik Neden Bu Kadar Önemlidir?