Bizi Takip Edin

Ekoloji

Türkiye’deki Yaşam Tarzına Dayalı Karbon Ayak İzi Azaltılmalı

Karbon ayak izi türkiye

Hot or Cool Institute’ün ‘1,5 Derece Hedefiyle Uyumlu Yaşam Tarzları’ isimli raporunun güncel baskısı, Türkiye’nin de dahil olduğu 9 G20 ülkesinin (Kanada, İngiltere, Japonya, Çin, Türkiye, Güney Afrika, Brezilya, Hindistan, Endonezya ve Finlandiya) yaşam tarzına dayalı karbon ayak izi verilerini analiz etti.

Türkiye’deki yaşam tarzına dayalı karbon ayak izi, çalışma kapsamında değerlendirilen diğer iki üst-orta gelir seviyesine sahip ülke olan Çin ve Güney Afrika’ya oldukça benzer şekilde ve yıllık kişi başı 4,9 ton karbondioksit eşdeğeridir (4,9tCO2e). Ancak, bu üç ülkenin ayak izlerinin bileşiminde farklılıklar görülüyor. Bu değişiklik, kültürel farklılıkların yanı sıra, kamu altyapı yatırımlarındaki farklılıkları da içeriyor.

G20 Ülkeleri, 1,5℃ Hedefiyle Uyumlu Yaşam Tarzlarını Sağlamalı

Türkiye’nin Karbon Ayak İzi Temel Bileşenleri

Konutlar, Türkiye’nin karbon ayak izinin en büyük bileşenini oluşturuyor ve toplam ayak izinin yıllık kişi başı 1,7tCO2e kadarına denk geliyor. Konutlardan kaynaklanan ayak izi, Çin’den 0,5, Güney Afrika’dan ise 0,7tCO2e daha yüksek. Türkiye’nin konutlara dair göreceli daha yüksek olan ayak izinin temelinde ısıtma ve yemek pişirme amacıyla daha fazla petrol ve doğal gaz tüketilmesi yatıyor (şebekeden elde edilen elektrik dışındaki enerji kullanımı).

Gıda ve içecek tüketimi, yıllık kişi başı 1,2tCO2e’lık miktarla, Türkiye’nin yaşam tarzı ayak izine en fazla ikinci katkı sağlayan sektör olarak belirleniyor. Çin ile kıyaslandığında bir miktar daha düşük olan bu sektörün ayak izi, Güney Afrika’dan ise oldukça düşük. Bu ülkelere kıyasla daha düşük et tüketimi ve karbon yoğunluğu daha düşük olan et türlerinin (sığır eti dışındaki et ürünleri) tercih edilmesi, gıda ve içecek tüketiminden kaynaklı ayak izinin göreceli düşük gerçekleşmesinde önemli rol oynuyor. Bununla birlikte, süt ürünlerinin tüketimi, yüksek gelirli ülkelerdekiyle karşılaştırılabilir durumda ve bu ürünlerin Türkiye’nin gıda sektörüyle ilintili ayak izinde önemli payı bulunuyor.

Ulaşım sektörü, yaşam tarzı ayak izine en fazla katkı sağlayan üçüncü en büyük sektör olup, ayak izinin yıllık kişi başı 1tCO2e paya sahip. Bu miktar, Çin ve Güney Afrika’nın ulaşım kaynaklı ayak izinden biraz daha düşük. Türkiye’de otomobil kullanımı, kişisel ulaşım kaynaklı ayak izinin yarısından fazlasına denk geliyor. Çin ve Güney Afrika’yla kıyaslandığında iki kat daha yüksek olan havayolu taşımacılığı emisyonları, ayak izine önemli katkı sunuyor.

600’den Fazla Şirketten G20’ye Kömürden Çıkış Çağrısı

Ayak İzinin Azaltılmasına Yönelik Başlıca Öneriler

Birçok üst-orta gelir seviyesine sahip ülkede görüldüğü gibi Türkiye’nin yaşam tarzı ayak izinin de 2030 yılı hedefi olan yıllık kişi başı 2.5tCO2e olan karbon ayak izinin oldukça üzerinde olduğu görülüyor. Başka bir deyişle, Türkiye’nin emisyon artışında oldukça sınırlı manevra alanı bulunuyor. Düşük gelirli grupların yalnızca mütevazi emisyon artışıyla daha yüksek yaşam standartlarına ulaşmasını sağlarken, yüksek emisyona sahip grupların emisyonların azaltılması gerekiyor.

Yenilenebilir enerji kaynaklarının, Türkiye’nin ayak izini azaltmada önemli katkı sağladığı göz önünde bulundurularak, yenilenebilir enerjiye dayalı dönüşüm öncelik haline getirilmelidir. Bu, mümkün olduğu ve çevresel faydaların gözetilebildiği koşullarda diğer enerji kullanım alanlarında elektrifikasyonun artmasını da içermelidir. Isı pompası kullanılabilecek teknolojilere bir örnek olarak verilebilir.

Hükümetlerden Eşi Görülmemiş Adım: ‘Yeni Kömür Santrali Yok Sözleşmesi’

Otomobile Dayalı Ulaşıma Alternatifler Sağlanmalı

Beslenme biçimlerinde yapılacak değişiklikler, yaşam tarzı ayak izini azaltmak açısından önemli potansiyele sahip. Bu, bitkisel beslenmeye ağırlık veren ve alternatif protein kaynaklarının tüketimine dayalı geçişi içerebilir. Ülkedeki nispeten düşük sığır eti tüketimine dayalı avantajın devamı için, geleneksel yemek kültürünün teşvik edilmesi gerekiyor. Türkiye’deki süt ürünleri tüketiminin yüksek olması göz önünde bulundurulduğunda, bitkisel beslenmeye ağırlık veren seçenekler, yaşam tarzı ayak izi üzerinde önemli olumlu etkiler yaratabilir.

Otomobile dayalı ulaşıma alternatifler, ele alınması gereken başka bir müdahale alanı olarak öne çıkıyor. Ulaşımda yapılacak iyileştirmeler, geliştirilmiş ve erişim ağı genişletilmiş toplu taşıma sistemleri ile bisiklet ve yürüyüş gibi emisyon salımı yapmayan alternatiflerle kentsel taşımacılığın teşvik edildiği yatırımları içerebilir.