Bizi Takip Edin

Ekoloji

Küresel İklim Değişikliği İle Mücadelede Çözümün Merkezi: Ormanlar

İklim Değişikliği

Küresel iklim değişikliği ile mücadelede yapılacak çok şey var. Bunların başında hiç kuşkusuz sera gazı salınımların azaltılması gelmektedir. Ancak Kyoto ve Paris sözleşmeleri dikkate alındığında yakın bir gelecekte bu pek mümkün görülmüyor.

Günümüzde en gerçekçi çözüm, karbon rezervi yapan doğal kaynaklarımızı ön plana çıkartmaktır. Bu doğal kaynakların başında, hiç kuşkusuz orman ekosistemlerimiz gelmektedir. Başka bir deyişle ormanlar, küresel iklim değişikliği ile mücadelede çözümün merkezinde yer almaktadır.

Türkiye’deki ormanlarımızda yaklaşık 4 milyar ton karbon depolanıyor. Neredeyse yarısı toprakta ve humus içindedir. Yapılan araştırmalara göre bir hektar orman alanında, toprakta 77,8 ton/Ha karbon depolandığı dolayısıyla 22.8 milyon Ha orman toprağında 1,8 Milyar ton bir karbon stoğu olduğunu göstermektedir. Orman zemini şu anda Türkiye’de tam bir karbon havuzudur. Her yıl yaklaşık 15 milyon ton karbondioksiti bağlarlar.

Ayhan Küyük: ‘Küresel Isınmaya Karşı Sağlıklı Ormanlarımız Beklenenden Daha Fazla Karbon Depolayabilir’

Ormanın bir karbon havuzu olarak hareket edip etmediği, depolama kapasitesine bağlıdır. Verdiğinden daha fazla karbondioksit emdiğinde, iyi bir karbon çukuru oluşturur. Aksi durumda tam anlamıyla emisyon kaynağına dönüşür. 21. yüzyılda Türkiye ormancılığının önünde üç farklı yol bulunmaktadır:

  1. Ekonomik açıdan önemli türleri tercih eden geleneksel yöntem (sonu hüsran)
  2. İklimsel olarak en uyarlanmış çeşitleri tercih eden, uyarlamalı yöntem (küresel iklim değişikliği ile mücadelede en büyük koz)
  3. Yüksek çeşitliliğe dayalı yöntem (ileride oluşacak riski dağıtma ve iklim değişikliği mücadelede çok önemli)

Geniş Bir Risk Dağılımına Olanak Tanıyan Stratejilere İhtiyaç Var

İklim değişikliğinin bir sonucu olarak, önemli çevresel koşullar değişiyor. Bu durum ormanlarımız için risklerle sonuçlanabilir. Doğaya yakın bir şekilde silvikültürde, ormanları yavaş yavaş yeni koşullara uyarlamak mümkündür. Bugün, uzun vadede sera gazı emisyonlarının nasıl gelişeceğini ve iklimin ve dolayısıyla orman yerlerinin ne kadar değişeceğini bilmiyoruz. Bu bağlamda ormanın gençleştirilmesinden bakımına kadar olan süreçte, iklim değişikliğine uyumunu destekleyen ve geniş bir risk dağılımına olanak tanıyan stratejilere ihtiyaç vardır.

Doğaya yakın orman işletmeciliğinde aşağıda belirtilen beş ilke teknik çalışmalara ilave edilmelidir:

  1. Ağaç türlerinin çeşitliliğinin sürdürülebilir türler ile artırılması
  2. Zengin yapılı ormanların artırılması (yapısal çeşitliliğin artması)
  3. Genetik çeşitliliği arttırmak
  4. Tek ağaçların istikrarını artırmak (kararlı ağaçlar fırtınalara ve kar yüküne daha az eğilimlidir)
  5. İdare süresinin ya da hedef çapın artırılması ya da erken gençleşmenin önüne geçilmesi

İklim Değişikliğinin En Kötü Sonuçlarından Kaçınmak İçin 9 Yılımız Var’

Farklı Bakış Açılarına İhtiyaç Var

Ormanlarımız düzensiz yaşlı ve yapısal olarak zengin verim bir şekilde doğaya yakın ve sürdürülebilir olarak aşağıda belirtilen esaslar doğrultusunda yeniden farklı bir bakış açısıyla yönetilebilir.

  1. Kızılçam hariç diğer ağaç türleri için yaş sınıflarının kaldırılması
  2. Kızılçamda idare müddetinin 80 yıla çıkartılması ve çalışmaların en fazla 10 Ha sınırlandırılması
  3. Kayın ve meşede doğaya yakın olarak hedef çapına göre işletmeciliği uygulanmalı
  4. Karaçam ve Sarıçam da yapraklı karışımlar sağlanarak özel gençleştirme süreleri uzun tutarak doğaya yakın olarak yönetilmelidir.Her iki ağaç türü için idare müddeti 200 yıla çıkartılmalıdır .