Connect with us

Hayvan Hakları

Gece Kulübünde Sergilenmek İçin Hapsedilen Köpekbalığı İçin Nakil Kararı Çıktı

Yunuslara Özgürlük Platformu

PETA Almanya’nın girişimi, Yunuslara Özgürlük Platformu tarafından yapılan çağrıları sonucunda, Antalya’nın Alanya ilçesinde Club Summer Garden adlı gece kulübündeki 3-4 metreküplük akvaryumda sergilenmek amacıyla hapsedilen köpekbalığı için nakil kararı çıktı.

PETA Almanya’nın girişimi, Yunuslara Özgürlük Platformu tarafından sosyal medyada başlatılan kampanya ve DHA’dan Mehmet Çınar’ın hayvan zulmünü haberleştirmesinin ardından, Tarım ve Orman Bakanlığı ile Club Summer Garden’a tepki mesajları yağdı.

Tepkiler sonuç verdi ve Club Summer Garden adlı gece kulübündeki 3-4 metreküplük akvaryumda sergilenmek amacıyla hapsedilen köpekbalığı için nakil kararı çıktı.

Doğal Yaşam Ortamına Dönebilecek Mi?

26 Aralık Pazar günü Antalya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Alanya İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Alanya Orman İşletme Şefliği’nin denetimi sonucu köpekbalığının bulunduğu ortam gereği yüksek ses ve ışığa bağlı fiziksel ve psikolojik eziyet görmesi nedeniyle, işletme sahibi hakkında 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nun 14/a maddesinin ihlal edildiği kanaatiyle işlem yapılmasına karar verildiği ve hayvanın, yediemin olarak işletme sahibine bırakıldığı açıklandı.

İşletmeye 1500 TL İdari Para Cezası Uygulandı

Bakanlık kararınca köpekbalığının doğal yaşamına uygun bir ortama nakledilene kadar şu an kapalı olan işletmede kalmaya devam edeceği DHA tarafından bildirilirken, en kısa sürede işletme yetkililerinin hayvan için ya daha uygun bir yer ayarlaması ya da bakımını üstlenebilecek başka bir yere nakletmesi gerektiği ifade edildi.

Öykü Yağcı: ‘Binlerce Yunus Yakalanıp, Dünyanın Dört Bir Yanına Satılıyor’

PETA Doğal Yaşam Alanına Nakli İçin Maddi Destek Teklifinde Bulundu

Köpekbalığının özgür bırakılması için gece kulübü yetkililerine ilk etapta mektup gönderen, fakat cevap alamadıkları için imza kampanyası başlatan PETA, bakanlığın kısa sürede adım atmasını memnuniyetle karşıladı.

PETA Almanya’nın deniz canlıları konusunda uzman danışmanı olan deniz biyoloğu Dr. Tanja Breining, “PETA Almanya olarak bakanlığın talebi doğrultusunda gece kulübü yönetiminin köpekbalığını serbest bırakma ya da en azından biyolojik ihtiyaçlarına göre yaşayabileceği daha uygun bir köpek balığı koruma/rehabilitasyon alanına transfer etme kararından çok memnunuz.” dedi.

Breining açıklamasına şöyle devam etti:

“Yunuslara Özgürlük Platformu’nun nezaketle desteklediği ‘Denizlerin Kralı’nın özgürleşmesine yönelik çağrımızın hak ettiği ivedilikle ele alındığını görmekten mutluluk duyuyoruz. Diğer gece kulüpleri ve işletmelerin bu örnek ve şefkatli adımı takip edeceğini umuyoruz.

Şimdi, doğal yaşam alanına bırakılabilecek durumda olup olmadığının tespiti için veteriner hekimler devreye girmeli ve hayvana sağlık kontrolü yapmalıdır. 

Aynı zamanda hayvanın, doğal yaşam alanına veya köpekbalığı koruma alanlarından birine transferi için gereken masraflara katkıda bulunmayı teklif ediyoruz. Köpekbalıkları ve diğer tüm deniz hayvanları okyanuslara aittir; kişisel eğlencemiz için onları kilitlemeye hakkımız yok.”

‘Yunusla Terapi İnsan ve Hayvan Sömüren Bir Yöntem’

Hayvan Zulmünü Önlemeyen, Caydırıcı Olmayan Göstermelik Para Cezaları

Yunuslara Özgürlük Platformu tarafından yapılan açıklamada, bakanlık yetkililerinin, platformun girişimleri ve sosyal medyada hayvan esaretine karşı tepki gösteren binlerce kişinin çağrısının ardından müdahale etmesi ve köpekbalığının gece kulübünden çıkarılması kararını vermesi sevindirici olarak değerlendirildi.

Platformun açıklaması şu şekilde devam etti: “Ancak mevcut sistemdeki çok çeşitli kritik sorunların bazılarına özellikle dikkat çekmek istiyoruz. Öncelikle işletmeye kesilen para cezası son derece gülünç ve caydırıcılıktan çok uzak. Bu işletmeler bir gecede binlerce euro kazanırken 1500 TL’lik bir ceza, bu tür ticari mekanlar için hiçbir surette etkili değil. Benzer durumlarda hayvan esareti, tesis sorumlularının iyi niyetine ve inisiyatifine bırakılamayacak kadar önemli ve acil. Para cezasını ödedikten sonra çoğu zaman zulüm devam ediyor ve bu yaptırımlar da işlevsiz kalıyor. 

Bu durum, bir kez daha gösteriyor ki, Türkiye’de hayvana yönelik zulüm ciddiye alınmıyor. Temmuz ayında AK Parti başka olmak üzere karşı Genel Kurul’da hayır oyu kullanmayan siyasi partiler tarafından tüm tepkilere rağmen yenilenen Hayvanları Koruma Kanunu, halen hayvana şiddete ve hayvan esaretine karşı caydırıcı cezalar öngörmüyor, hayvanları gerçek anlamda korumuyor.”

Hayvan Hakları

At Yarışlarında Vahşet Sürüyor: ‘Atlar Kırılıp Atılacak Sandalye Mi?’

Adana’da yapılan koşuda devrilen ve sağ ön ayağında kırık oluşan, 4 yaşındaki Arap atı Yamato, ilgililerin isteği üzerine iğneyle öldürüldü.

Hipodromlarda yaşanan sistematik vahşet ve işkence bitmiyor. Spor olarak sunulan bu kumar sisteminde, atların koşmak dışında hiçbir hakkı bulunmuyor. Yaşanan kırıklarda ise tedavinin maliyeti ve atların eski performansına ulaşamayacağı gerekçesiyle atların ölümüne göz yumuluyor.

Geçtiğimiz günlerde Adana’da yaşanan 6. koşuda ise üç at ard arda devrildi. Açıklanan yarış komiser raporunda, “10 numaralı YAMATO isimli atın ön sağ ayağında kırık tespit edilmesi nedeniyle at ilgililerinin isteği üzerine uyutulmuştur.” açıklamasına yer verildi.

Yamato adana koşu

Hipodromlardaki İşkence: At Yarışlarında Yaşanan Sistematik Zulüm

Kalkandelen: ‘Atlar Kırılıp Atılacak Sandalye Mi?’

Vegan Aktivist Zülal Kalkandelen de at ölümlerine duyarsız kalan Türkiye Jokey Kulübü’ne ve medyaya sert tepki gösterdi: “At öldürülüyor ama TJK, onun hakkında tek kelime etmiyor! Bu nasıl bir zalimlik! Kendileri para kazanacak ve birileri de kumar oynayacak diye sürekli at öldürüyorlar. Medya da her zamanki gibi olay hakkında haber yapıyor ama atların durumundan tek satır yok! Yahu atlar kırılıp atılacak sandalye mi? Bunu hiçbir gazeteci nasıl sorgulamaz aklım almıyor…”

TJK’dan Atlara İlişkin Hiçbir Mesaj Yok

TJK’dan yapılan açıklamada, “1 Ocak Cumartesi günü Adana Yeşiloba Hipodromundaki 6. koşuda bindikleri safkanlardan düşen jokeylerden Emrah Sincan, kontrol amaçlı hastaneye sevk edilmiştir. Jokey Mücahit Bayır ile apranti Nizamettin Demir’in ise genel sağlık durumları iyidir. Kendilerine ve safkanların ilgililerine geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.” ifadeleri kullanıldı.

TJK’nın mesajında öldürülen ata ilişkin hiçbir bilgi verilmedi.

TJK

Okumak için tıklayın

Hayvan Hakları

Ayşem Özleyiş: ‘Hayvanların Canı Üzerinden Siyaset Yapılıyor’

Ayşem Özleyiş pader bhh

Vegan aktivist Ayşem Özleyiş, K2 TV’nin konuğu oldu. Sokağa atımların ve merdiven altı üretimin durdurulmadan sokak hayvanları meselesinin bitmeyeceğini belirten Özleyiş, belediyelerin gönüllülerle çalışması gerektiğini ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sokak hayvanlarının barınaklara toplanılması için yerel yönetimlere çağrısının ardından, Türkiye’nin dört bir yanından toplama ve hayvanlara yönelik şiddet görüntüleri geliyor. Sosyal medyada ise hayvanlara yönelik nefret söylemi ayyuka çıkmış durumda. Hukukçular verilen talimatın 5199 numaralı Hayvanları Koruma Kanunu’na alenen aykırı olduğunu belirtiyor.

Patili Canlar (PADER) İstanbul Temsilcisi ve Bağımsız Hayvan Hakları (BHH) aktivisti Ayşem Özleyiş, sokak hayvanlarının hukuksuz toplanmasını, hayvan hakları savunucularının tepkisini ve çözüm yollarını K2 TV’den Bahar Ünlü’ye yorumladı.

HAD Başkanı Hülya Yalçın: ‘Sokak Köpeklerine Soykırıma Girişildi’

Ayşem Özleyiş: ‘Etik Belediye, Etik Dernek, Etik Gönüllü’

Çözümün belediyelerin gönüllülerle iyi ilişkiler kurmasından geçtiğini söyleyen Özleyiş, sokağa atımların, merdiven altı üretimlerin ve satışların acilen durdurulmasını belirterek, “Yasal prosedürde, sokaktaki hayvanlar belediyenin koruması altındadır. Bu bağlamdan yola çıktığımızda belediyeler tarafından kısırlaştırmanın, aşılamanın ve takibin yapılması gerekiyor. Belediyelerin geçici bakım evleri, adı üzerinde geçici bakım evidir, barınak değildir. Hasta, yaşlı ve sakat olan hayvanlar orada bulunurlar veya tedavi altındaki hayvanlar orada bulunurlar. Tek başına yaşamını sağlayamayacak olan hayvanlara orada bakılır ama diğerleri iyileştirilip, tekrar yerlerine geri döner. Kontrolleri de yapılır, çünkü kısırlaştırma yapıldıktan sonra akabinde kuduz aşısı yapılır. Bu baz alınarak kontrollerinin ve iç-dış parazit uygulamasının yapılması gerekir. Bu şekilde bir düzen oturtulduktan sonra, gönüllü ile de birlikte çalışarak, çözüme ulaşmaması için hiçbir sebep yok. Ama dediğim gibi önce sokağa atımların, merdiven altı üretimin ve satışların durması lazım. Belediyelerin her birinin bu şekilde, gönüllü ile iç içe çalışması lazım. Ve ondan sonra da çözüme hep birlikte kavuşuruz. Çalışmalarda Sivil toplum kuruluşları belediyelere yardımcı olabilir, gönüllülerle çok ciddi ve güzel ilişkiler kurulabilir. Ben her zaman şunu söylerim etik belediye, etik dernek, etik gönüllü. Bu üçü bir araya geldiği zaman, çözüm olmamasına ihtimal yok.” ifadelerini kullandı.

Fatma Biltekin: ‘Barınak Dedikleri Yerler, Ölüm Kampları’

Okumak için tıklayın

Hayvan Hakları

Hülya Yalçın: ‘Sokak Köpeklerine Soykırıma Girişildi’

Hülya Yalçın had hayvanlara adelet derneği

Hayvanlara Adalet Derneği Başkanı Avukat Hülya Yalçın, K2 TV’nin konuğu oldu. Sokak köpeklerine soykırıma girişildiğini belirten Yalçın, yerel yönetimlerin ve yöneticilerin kanuna aykırı davranarak suç işlediğini ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sokak hayvanlarının barınaklara toplanılması için yerel yönetimlere çağrısının ardından, Türkiye’nin dört bir yanından toplama ve hayvanlara yönelik şiddet görüntüleri geliyor. Sosyal medyada ise hayvanlara yönelik nefret söylemi ayyuka çıkmış durumda. Hukukçular verilen talimatın 5199 numaralı Hayvanları Koruma Kanunu’na alenen aykırı olduğunu belirtiyor.

Hayvanlara Adalet Derneği Başkanı Hülya Yalçın, sokak hayvanlarına yönelik nefret söylemini, suç işleyen belediyeleri ve gönüllülerin hukuki olarak neler yapabileceğini K2 TV’den Bahar Ünlü’ye yorumladı.

Fatma Biltekin: ‘Barınak Dedikleri Yerler, Ölüm Kampları’

Hülya Yalçın: ‘Köpek Düşmanı Ciddi Bir Lobi Var’

Son bir yıl içerisinde ciddi bir köpek düşmanı lobinin ortaya çıktığını söyleyen Yalçın, bu kişilerin hayvanseverlerden nefret ettiğini düşündüğünü belirterek, “Ülke bu kadar yangın yerine dönmüşken, karnını zor doyuran sokak köpekleri üzerinden politika üretiyor olmak kişisel olarak, bir hukukçu olarak, benim için, bu ülkede yaşadığım için bir utanç vesilesidir. Biz zaten köpekler biraz daha iyi duruma gelsin, yasal korumaları biraz daha artırılsın çabası içindeyiz. O küçük kızın başına gelen talihsiz olay, tam da tüy dikti bunun üzerine. Bence kullanıldı, politik bir malzemeye çevrildi. Bu küçük bir kız ve yaşamını zor sürdüren sokak köpekleri üzerinden korkunç bir soykırıma ve sürek avına girişildi. Belki arkasında başka politik hesaplar da vardır, bilemiyorum. Çünkü bu yaratılan infial ile hayvan hakları savunucuları toplu olarak sokaklarda eylem yapmayı planlıyor ve bu kışkırtılıyor. Biz doğal olarak sokağa çıkalım, sesimizi duyurulalım diyen bir kitleyiz. İnsanların sokağa çıkması halinde, eskiden sistemle mücadele ediyorduk. Şimdi son bir yıl içinde, ciddi bir köpek düşmanı lobisi ortaya çıktı. Gerçekten köpekten korkuyorlar mı, rahatsızlar mı diye tartışmaya bile vaktimiz olmadan, köpeklerin yok edilmesini isteyen, şahsi düşüncem hayvanseverlerden nefret ettikleri için köpekler üzerinden nefret kusan bir kitle ortaya çıktı.” ifadelerini kullandı.

HAKİM: ‘Sokaktaki Hayvanlar Bitmeyen Bir Soykırım Yaşıyor’

Okumak için tıklayın

Hayvan Hakları

Sokağınızda Yaşayan Hayvanları Korumak İçin Neler Yapabilirsiniz?

HAKİM yeni hayvan hakları yasası

Sokağınızda Yaşayan Hayvanları Korumak İçin Neler Yapabilirsiniz? HAKİM – Hayvan Hakları İzleme Komitesi, mahallenizde ya da sokağınızda yaşayan hayvanları korumak için adına nasıl önlemler alabileceğinize ve toplama gerçekleştirilmesi halinde hangi hukuki dayanaklarla nasıl başvuru yapabileceğinize dair bir bilgilendirme rehberi yayımladı.

K2 HABER | Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Hayvanları Koruma Kanunu’na açıkça aykırılık teşkil eden ve hak savunucularının kazanımlarından biri olan 6. maddeyi yok saydığı talimatının ardından birçok belediyenin hayvanları toplamaya başladığına yönelik görüntüler ulaşmaya başladı.

Sosyal medyada ise sokak hayvanlarına yönelik nefret söylemleri ayyuka çıkmış durumda. Sokak hayvanlarının korumak için birçok hayvan hakları ve özgürlüğü savunucusu kurum ve kuruluş sesini duyurmaya çalışıyor.

Barınaklar, Hayvanlar İçin Ölüm Kampıdır

HAKİM: ‘Herkes Sokağında Yaşayan Hayvanların Çevrenden Hangi Bölge Olduğunun Anlaşılacağı Bir Şekilde Fotoğrafını/Videosunu Çeksin’

HAKİM yayımladığı rehber ile sokak hayvanlarının nasıl korunabileceğine dair açıklamalarda bulundu.

İşte yapılabilecekler:

1- Öncelikle herkes sokağında, mahallesinde yaşayan hayvanların çevreden hangi bölge olduğunun da anlaşılacağı bir şekilde fotoğraflarını çekmeli veya video kaydı almalısınız. Bu görüntülerin elinizde olması daha sonra bu hayvanların toplanmaları halinde, barınaklara giderek bu hayvanları size gösterilmesini istemeniz yönünde güçlü bir dayanak yaratmış olursunuz.

2- Toplanma sebebi olarak tedavi gerekçesi sunulursa da tedaviden sonra Hayvanları Koruma Kanunu’nun 6. maddesi uyarınca hayvanların alındıkları yerlere bırakılmasını talep etmeniz, bu süreci takip edebilme şansınız çok daha fazla artar. Ne yazık ki hayvanlar bilinmeze gönderildiğinde, eğer elinizde o hayvanın mahallenizde yaşadığına dair bir delil yoksa hayvanların geri getirilmesi imkansız hale gelecektir. Lütfen görüntü alın ve toplama işlemi gerçekleştirildiği takdirde barınaklara giderek hayvanların geri bırakılmasını ısrarla talep edin.

3- Hayvan toplama işlemine şahit olmanız halinde, mutlaka memurların toplama işlemini, toplama araçlarını kayda alın. Hayvanların toplanarak doğruca dağ başlarına veya çöplüklere atıldığı bilindiğinden eğer mümkünse aracı takip etmeniz ve böyle bir yere gitmesi halinde de görüntü almanız büyük önem teşkil edecektir.

4- Hayvanları Koruma Kanunu’nun 6. maddesi uyarınca ‘sahipsiz veya güçten düşmüş hayvanların en hızlı şekilde yerel yönetimlerce kurulan veya izin verilen hayvan bakımevlerine götürülmesi zorunludur, bu hayvanların öncelikle söz konusu merkezlerde oluşturulacak müşahede yerlerinde tutulması sağlanır. Müşahede yerlerinde tutulması sağlanır. Müşahede yerlerinde kısırlaştırılan, aşılanan ve rehabilite dilen hayvanların kaydedildikten sonra öncelikle alındıkları ortama bırakılmaları esastır.

Dolayısıyla Belediyeler maddede sayılan koşullar gerçekleşmediyse hayvanları bulundukları yerden alamaz, koşulların oluşması halinde ise tedavilerini gerçekleştirdikten sonra hayvanları aldığı yere geri bırakmak zorundadırlar.

Böyle bir durumda hayvanın küpeli veya küpesiz olması farklı durum teşkil edecektir. Dolayısıyla küpeli hayvanlar için ilk gerekçeyi, küpesiz hayvanlar için ise ikinci gerekçeyi sunarak hayvanların geyerlerine geri bırakılmasını talep etmelisiniz.

Eğer küpeli bir hayvan için rahatsızlığından dolayı alındığı gerekçesi öne sürülüyorsa, yine tedaviden sonra yerine bırakılması veya hangi tedavinin uygulandığının açıklanmasını istenmesi yerinde olacaktır.

HAKİM: ‘Sokaktaki Hayvanlar Bitmeyen Bir Soykırım Yaşıyor’

CİMER Üzerinden Şikayet Edin

5- Eğer ekipler şikayet üzerine geldiklerini söylüyorlarsa, bir ısırma vakası iddia ediliyorsa doktor raporunu görmek istediğinizi belirtin. Size raporu göstermek istemeyeceklerdir ama hayvanı ısırma vakası ile aldıklarını iddia ediyorlarsa kuduz şüphesi sebebi ile 14 gün bakımevinde tutup sonrasında aldıkları yere geri bırakma zorunlulukları var.

6- Başvurabileceğiniz hukuki yol ise size olayın gerçekleştiği bölgenin bağlı olduğu alanda yetkili adliyeden veya CİMER üzerinden şikayet yolunu seçerek suç duyurusunda bulunmaktır. Elinizdeki görüntüler ile birlikte ‘Hayvanları Koruma Kanunu’nun 6. maddesine aykırı davranıldığını belirtip Türk Ceza Kanunu’nun 257. maddesi uyarınca toplama işlemini gerçekleştiren memurların görevi kötüye kullanma, aynı kanunun 266. maddesi uyarınca kamu görevine ait araç ve gereçleri suçta kullanma suçlarından yargılanmaları talebiyle suç duyurusunda bulunabilirsiniz.

Kamu görevlileri için soruşturma izni alınması gerektiği için bu şikayetler genelde sürüncemede kalmakta veya memurlar hakkında takipsizlik kararı verilmektedir. Bu sebeple başvuruların da bölgeden uzaklaştırılan hayvanlara ne olduğunun yanında tarafınızca takibi büyük önem taşımakta, sosyal medya aracılığıyla olayın duyurularak baskı yaratılmasında fayda bulunmaktadır.

Okumak için tıklayın

Hayvan Hakları

Hayvan Hakları Savunucularının ‘Hayvan Deneyi’ Zaferi

hayvan deneyleri

Deneye Hayır Platformu (Deneye Hayır Derneği) bileşenlerinden Hayvan Hakları ve Etiği Derneği tüzel kişiliği üzerinden Hayvan Deneyleri Merkezi Etik Kurulu’nda (HADMEK) mevzuata aykırı üye seçimi yapıldığı gerekçesiyle Tarım ve Orman Bakanlığı aleyhine 2018’de açılan davada karar verildi. Mahkeme, Bakanlığın hukuka aykırı şekilde üye seçimi yaptığına hükmetti.

Türkiye’de hayvanlar üzerinde yapılan deneysel ve bilimsel çalışmalar, 2011’den beri bir mevzuata bağlanmış durumda. 2014 yılında ise hayvan deneyleri için “etik kurullar” kurulmaya başlandı. İlgili yönetmeliğe göre kurulan ve 21 üyeden oluşan HADMEK’in bir üyesi de “hayvanları korumaya yönelik sivil toplum örgütlerinden” bir temsilci olmalı. Laboratuvar Hayvanları Bilimi Derneği, 2014 yılında bu Kurulun oluşturulmasından itibaren Kurulda görev yaptı ve dört senelik görev süresinin sona ermesinin ardından, hayvan hakları alanında çalışan örgütler yeni üye seçimi için dört aday gösterdi: Türkiye Barolar Birliği Hayvan Hakları Kurulu, Hayvanlara Adalet Derneği, Hayvan Hakları Konfederasyonu, Hayvan Hakları ve Etiği Derneği. Ancak Bakanlık yeni dönemde de aynı Derneğin “hayvanları korumaya yönelik sivil toplum örgütü temsilcisi” olarak kurulda yer almasına karar vermiş, bunu da hayvan koruma örgütlerine sözlü olarak bildirmişti.

Bunun üzerine, Deneye Hayır Derneği bileşenlerinden Hayvan Hakları ve Etiği Derneği, Tarım ve Orman Bakanlığınca alınan bu kararın yürütmesinin durdurulması ve iptali istemiyle dava açtı. Yürütmeyi durdurma talebini reddeden Mahkeme, taraflardan gelen ek beyan, dilekçe ve bilirkişi görüşlerini inceledi ve 2020 yılı Haziran ayında dava konusu olan üye seçimi işleminin iptaline hükmetti. Ankara 11. İdare Mahkemesince verilen bu kararın usul ve hukuka uygun olmadığı gerekçesiyle Bakanlık istinaf yoluna gitti. Dosyayı yeniden inceleyen Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesi, oy birliğiyle aldığı kararda, daha önceden verilen kararın usul ve hukuka uygun olduğuna hükmederek Bakanlığın istinaf istemini reddetti.

Vegan Devrimi: İnsanlar Neden Vegan Oluyorlar?

Bakanlık Kendi Çıkarttığı Yönetmeliği Bile Yok Saydı!

Deneye Hayır Derneği Yönetim Kurulu ve Hukuk Komitesi Üyesi Av. Ezgi Koç, kararla ilgili şunları söyledi: “2018 yılında Tarım ve Orman Bakanlığı, yönetmeliğe aykırı olarak hayvan hakları alanında çalışan bir sivil toplum örgütü üye yerine hayvan deneyleriyle çıkar ilişkisi olan bir dernek üyesinin atamasını yapmıştır. Bu usulsüz atama yargı organlarınca da usule aykırı bulunmuş ve nihai kararla da idari işlemin iptaline karar verilmiştir. Kesinleşen mahkeme kararıyla dava konusu üyenin meşruiyeti artık yoktur. Geriye dönük olarak usule aykırı ataması yapılan bu üyenin verdiği tüm kararların incelenmesi ve bunlara yönelik hukuki ve idari süreçlerin takipçisi olacağız. Hayvan haklarını savunan bir üyenin HADMEK’e seçilmesi için ilgili tüm kurumlara ulaşacağız.”

Derneğin Yönetim Kurulu Başkanı Yağmur Özgür Güven ise sonucu şöyle değerlendirdi: “Türkiye’deki hayvan hakları mücadelesinin bu anlamlı zaferinin mimarı, iki yıl önce aramızdan ayrılan yaşam hakkı savunucusu Burak Özgüner’dir. Şu an aramızda olmamasına rağmen, bizler hâlâ onun emek ve mücadelesinin sonuçlarını almaya devam ediyoruz. Bu vesileyle kendisini bir kez daha sevgi ve minnetle anmak istiyorum. Kararla ilgili olarak ise şunu söyleyebilirim: Hayvan deneyleri bir gün tarihe karışacak, bunu biliyoruz. Ama o gün gelene kadar, laboratuvarlardaki hayvanlara yasalar tarafından tanınan her türlü hakkın göstermelik olarak kalmasını ve uygulamaların keyfiyete dayalı olmasını engellemek, deney karşıtı mücadele hedeflerinden biri. Bakanlık kendi çıkarttığı Yönetmeliği bile yok saydı ve bizler Bakanlığa dava açarak, Bakanlığın kendi çıkarttığı Yönetmeliğe uymasını sağlamak için üç yıla yakın mücadele verdik. Dolayısıyla bu sonuç hayvan hakları açısından bir kazanım olmasının yanında, idarenin iş ve işlemlerine dair bir uyarı niteliğinde olduğundan dolayı da hayli sevindiricidir. Davanın ana sebeplerinden olan “hayvan hakları” ve “hayvan refahı” ayrımı konusunda Mahkemeye sunduğumuz argümanlarda bilirkişi görüşleriyle itirazlarımızın zeminini güçlendiren hukukçu Dr. Öğr. Üyesi Serkan Köybaşı ve eski HADMEK üyesi Prof. Dr. Gülriz Erişgen’e bir kez daha teşekkür ederiz.”

‘Binlerce Yunus Yakalanıp, Dünyanın Dört Bir Yanına Satılıyor’

Okumak için tıklayın

Öne Çıkan Haberler