Connect with us

Politika

CHP’li Aytekin: ‘Türkiye Gıda Krizine Savruluyor’

ensar Aytekin süt üreticileri gıda krizi

Türkiye’nin bir gıda krizine savrulduğunu belirten CHP Balıkesir Milletvekili Ensar Aytekin, peynirin başkenti Balıkesir’in peynir üretemeyecek duruma geldiğini ifade etti.

Cumhuriyet Halk Partisi Balıkesir Milletvekili Ensar Aytekin, süt üreticilerinin sorununu gündeme getirdi. Türkiye’nin gıda krizine sürüklendiğini belirten Aytekin yaptığı açıklamada, “Ulusal Süt Konseyinin verdiği 4 lira 70 kuruşluk destek, üreticiye ulaşamadan eriyor. Üreticileri sütü en fazla 4 liraya satarken, market raflarında litresi 15 lirayı bulan süt fiyatları görüyoruz. Üreticiler kazanmıyor ama birileri litrede 10 lira kazanıyor. Bu düzen deli dumrul düzenidir.” ifadelerine yer verdi.

Ensar Aytekin: ‘Balıkesir Peynir Üretemez Hale Gelecek’

CHP Balıkesir Milletvekili Ensar Aytekin’in açıklaması şu şekilde:

“Türkiye bir gıda krizine doğru hızla savruluyor. Birçok üründe maliyet fiyatlarındaki artış üretimi etkiliyor. Bir yandan ihracat rekoru kırdık diye övünüyoruz ama yapılan ithalatı konuşmuyorlar. Türkiye’de tarım ve hayvancılık stratejik bir sektördü. Ama iflas eden ekonomi politikası bu iki sektörü çok ağır bir şekilde vurdu. Hayvancılıkta büyük sorunlar yaşanıyor. Süt veren inekler kesimhanelere gönderilmek zorunda kaldı. Peynirin başkenti dediğimiz Balıkesir’de, geçtiğimiz yıl 20binin üzerinde süt ineği kesimhanelere gönderildi.

Ulusal Süt Konseyinin verdiği fiyat litre başına 4 lira 70 kuruş. Elektrikteki kademeli tarife öncesinde soğutma gibi maliyetleri düştüğümüzde üreticinin eline 4 lira kalıyordu. Şimdi o bile yok. Buna rağmen marketlerde süt 14 liraya kadar satılıyor. Arada 10 liralık bir kazanç var ki bu, üreticinin cebine girmiyor.

Çiftçi-Sen Genel Başkanı Ali Bülent Erdem: ‘Şirketlere Karşı Halkın Gıda Egemenliği’

Ensar Aytekin Temsil Ağırlama Balıkesir

Ulusal Süt Konseyi Ne İşe Yarıyor?

Ulusal Süt Konseyi bu fiyat değişimleri karşısında sessizce oturuyor. Konseyinin yapısına baktığımızda sektörün ne kadar büyük üreticisi varsa, sanayide patron varsa hepsi burada. Ama üreticilerin temsilcileri yok. Konseyin üreticiye korumak gibi bir derdi yok. Üreticiler maliyet artışı yüzünden gebe inekleri  bile kesime gönderiyor. Ama ne iktidardan ne de süt konserinden konuya dair rahatsızlık duyan yok.

Her fırsatta haklı bir şekilde övündüğümüz Balıkesir peynirleri bu şekilde giderse artık üretilemeyecek. Bir yandan peynirin başkenti diyeceğiz, bir yandan üreticiye üretime küstüreceğiz. Bunun mantığı yok.

CHP’li Aytekin: ‘Balıkesir’i Parsel Parsel Satıyorlar’

Araştırma Önergemiz Hala Bekliyor

Türkiye üzülerek söylüyoruz ki bir gıda krizine evriliyor. Bunu tersine çevirmek zorundayız. Üreticilerimizin sorunlarını dinlemek ve çözüm üretmek zorundayız. Bu konuda TBMM’ye sunduğumuz süt üreticilerinin sorunlarının araştırılması ve çözüm önerilerinin belirlenmesine  önergesini daha fazla zaman kaybetmeden gündeme alalım ve sorunları iktidar muhalefet demeden birlikte çözelim.”

Ekoloji

Menekşe Kızıldere: ‘İklim Krizi Sınıfsal Bir Meseledir’

Menekşe Kızıldere hdp ekoloji

HDP Ekoloji Komisyonu Eş Sözcüsü Menekşe Kızıldere, K2 TV’nin konuğu oldu. Yoksulluğun büyümesiyle ekolojik yıkımların arttığını belirten Kızıldere, iklim krizinin sınıfsal bir mesele olduğunu ifade etti.

Türkiye’de ekoloji mücadelesi son yıllarda çok daha güçlü ve örgütlü bir duruma geldi. İklim krizi kaynaklı değişimlerin her geçen gün daha da kendini hissettirmesi, ekoloji mücadelesini gelecek kuşaklar için çok daha anlamlı bir noktaya getiriyor.

Ekoloji örgütlerini politik karar süreçlerine en çok dahil eden siyasi parti olan HDP, ekoloji siyaseti ile de birçok siyasi partiye öncülük ediyor. Bütçe görüşmeleri öncesi ekoloji örgütlerinin fikirlerini alan HDP, şimdi de ‘Demokrasiye Çağrı Doğaya Saygı’ başlığı altında ekoloji mücadelesi veren tüm kurum ve topluluklara ziyaret gerçekleştirip, politika önerilerini paylaşıyor.

HDP Ekoloji Komisyonu Eş Sözcüsü Menekşe Kızıldere, HDP’nin ekoloji siyasetini, kadın hareketi ile ekoloji mücadelesinin ortak yönlerini ve yoksullaşma/ekolojik yıkım ilişkisini K2 TV’den Bahar Ünlü’ye yorumladı.

Eren Dağıstanlı: ‘Karadeniz Topyekûn Saldırıyla Karşı Karşıya’

Menekşe Kızıldere: ‘İklim Krizi Derinleştikçe, Sınıf Meselesi Çok Daha Açığa Çıkacak’

İklim krizinin etkileri derinleştikçe sınıf meselesinin daha da belirgin hale geleceğini söyleyen Kızıldere, devletlerin yoksulluğu bir manipülasyon aracı olarak kullandığını belirterek, “Ekoloji gibi konular, her ne kadar soft/yumuşak politika olarak görülse de, sınıf perspektifinden baktığımızda çok ciddi bir sınıf meselesi. İklim krizi meselesi, aslında ciddi bir sınıf meselesidir. Bunun devletler eliyle sınıf perspektifinden çıkarılıp, sanki bireysel tercihlermiş gibi dönüştürülmesi politik bir manipülasyon. Çünkü bizim bir şeyi tüketirken karar vermemiz, ana akım üst düzey politikaları ne kadar etkiliyor tartışılır. Olması gereken aslında devlet politikalarının nasıl işlediğidir bu konuda. Dolayısıyla yoksullaşma ile beraber bu manipülasyon alanı çok iyi kullanılıyor. Yani yoksulluk varken, bu koruma eksenli siyaseti sürdüremeyizin bahanesi oluyor. Fakat bu doğru değil, ekoloji ihtilafları, iklim krizi derinleştikçe sınıf meselesi çok daha açığa çıkacaktır. Üretim etkilenecek, gıda, su pahalı olacak, vergiler artacak ki vergilerin arttığını, gıdanın nasıl pahalandığını artık Türkiye’de herkes son birkaç ay içerisinde iliklerine karşı yaşadı. İklim krizi de bu baskılardan bir tanesi.” ifadelerini kullandı.

Süheyla Doğan: ‘Kapitalist Sistemden Umudumuz Yok, Çözüm Biziz’

Okumak için tıklayın

Politika

CHP’li Öztunç: ‘Erdoğan, Hayvanlara Yönelik Şiddeti Körüklüyor’

Ali Öztunç barınak hayvan

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, 25 Aralıkta Gaziantep’te yaptığı konuşma sonrasında hayvanlara yönelik şiddetin arttığını aktaran CHP Genel Başkan Yardımcısı Ali Öztunç, “Hayvanlara şiddeti, kötü muameleyi körüklüyor, halkı birbirine düşmanlaştırıyor” açıklamasında bulundu.

CHP Doğa Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Kahramanmaraş Milletvekili Ali Öztunç, sokak hayvanlarının iktidar tarafından hedef gösterilmesi hakkında açıklamalarda bulundu.

Gaziantep Şahinbey’de iki köpeğin saldırısı sonrasında yaralanan Asiye Ateş’e ve ailesine geçmiş olsun dileklerini ileten Öztunç, “Asiye’nin babası işten atılmıştır. Bu duruma ses etmesi gereken Cumhurbaşkanı, kendi kabahatlerini gizlemek adına ailenin yoksulluğu üzerinden toplumu birbirine düşmanlaştırmaya çalışıyor” dedi.

ali Öztunç plastik atık

Ali Öztunç: ‘Yoksullaşan Halk Kesimlerini Hayvanseverlere Düşman Etmeye Çalışıyor’

Öztunç’un açıklamasında, “Cumhurbaşkanı söz konusu cümleleriyle, yoksullaşan halk kesimlerini hayvanseverlere, dahası orta sınıflara düşman etmeye çalışmaktadır. Geçtiğimiz günlerde, dövizde yaşanan ani yükselme ve düşüş hareketlerinde yaşanan vurgunu, zenginleşmeyi perdelemek isteyen Erdoğan’ın hayvanseverle ilgili açıklamaları, hayvanlara yönelik şiddeti körüklemek, artan yoksulluğu ve derinleşen krizi perdelemek anlamına gelmektedir. Günübirlik gündem değiştirmek için küçücük bir çocuğu dahi kullanmaktadır.” ifadeleri yer aldı.

Sokağınızda Yaşayan Hayvanları Korumak İçin Neler Yapabilirsiniz?

Hayvanlara Yönelik Şiddet Arttı

Cumhurbaşkanı’nın, “Belediyeleri sahipsiz hayvanları sokaktan alacak adımları atmaya çağırıyorum” sözleri sonrasında AKP’li belediyeler tarafından başlatılan toplama ve zorla alıkoyma operasyonlarında, sokak köpeklerinin çoğunun daha barınaklara varamadan yaralandığına, sakatlandığına dair haberlerin basında ve sosyal medyada geniş yer edindiğini aktaran Öztunç, “Şu ana kadar sokak hayvanlarıyla ilgili yükümlülüklerini yerine getirmeyen, hayvan hakları anlamında etkili ve sahici düzenlemeler ve uygulamalar geliştirmekten özellikle imtina eden AKP iktidarı yine üzerinden suç savmaya çalışmaktadır. Hayvanlarla ilgili kanun teklifi meclise geldiğinde eşi Emine Hanımla birlikte Leblebi adlı köpekleriyle fotoğraf çektiren Erdoğan’ın hayvanlar konusunda samimi olmadığı da ortaya çıktı” dedi.

Okumak için tıklayın

Politika

‘Bu Saatten Sonra İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu Millete Emanettir’

ekrem imamoğlu mazbatasını

İçişleri Bakanlığı’nın ‘terör teftişi’ açıklamasına yanıt veren İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “İBB ailesine saldıranlar, karşısında beklenmedik bir birliktelik ve güç görecek” dedi.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni (İBB) hedef alan sözlerinin hemen ardından İçişleri Bakanlığı özel teftiş başlattı. Bakanlıktan yapılan açıklamada 737 personelin ‘terör örgütü’ iltisaklı olduğu öne sürüldü.

İçişleri Bakanlığı’nın başlattığı özel teftişe ilişkin ilk olarak İBB’den yanıt geldi. İBB’den yapılan açıklamada, İçişleri Bakanlığı’nın konuya ilişkin 16 Aralık 2021 tarihinde yapılan yazıyı yanıtsız bıraktığı belirtilerek, “Türkiye Cumhuriyeti Devleti, sosyal medyadan idare edilemez” denildi.

Bakanlığın 86 bin İBB çalışanının zan altında bıraktığını belirten İstanbul Büyükşehir Belediyesi, şunları kaydetti: ‘Terör bağlantılı’ kişiler ortada gezip, kamu kurumlarında iş buluyorsa bu sorun İBB’nin değil, güvenlikten sorumlu İçişleri Bakanlığı’nındır. Devletin en önemli bakanlıkları, siyasi polemik yerine, elindeki bilgi ve belgeleri devletimizin kurumu İBB ile paylaşmalıdır. 31 Mart seçimleri öncesi ve sonrasında başlayan ve hala devam eden hukuksuz ve devlet ciddiyeti ile örtüşmeyen bu hamleleri kamuoyu takdirine sunarız.Elbet Türkiye Cumhuriyeti hak ettiği şekilde idare edilecektir çünkü bu kudret milletimizde fazlasıyla mevcuttur. İBB ve 86 bin çalışanı sonuna kadar hukuk önünde haklarını arayacaktır.”

‘Temel Hak ve Özgürlükler, Bir Kişinin İradesi İle Yok Sayılıyor’

İmamoğlu’ndan Sert Yanıt

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’ndan da İçişleri Bakanlığı’nın söz konusu açıklamasına sert yanıt geldi. “Hak yemem hakkımı da yedirmem” dediğini hatırlatan İmamoğlu, “İstanbul’a hizmet eden 86 bin yol arkadaşımın yanındayım, ezdirmem” ifadelerini kullandı.

İmamoğlu, “Suçu olanla sonuna kadar birlikte mücadele edelim. Ama şu bilinsin ki; İBB ailesine saldıranlar, karşısında beklenmedik bir birliktelik ve güç görecek” dedi.

İBB Sözcüsü Ongun: ‘Ekrem İmamoğlu Millete Emanettir’

İBB Sözcüsü Murat Ongun da sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımlarda, ‘Bu saatten sonra İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu millete emanettir‘ ifadelerini kullandı.

Okumak için tıklayın

Ekoloji

Okan Gaytancıoğlu: ‘Ülkemizi Bir Gıda Krizi Bekliyor’

Okan Gaytancıoğlu

CHP Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu, K2 TV’nin konuğu oldu. Dolar kurundaki yükselişin çiftçiyi ekim yapamaz hale getirdiğini belirten Gaytancıoğlu, ülkeyi gerçekten bir gıda krizi beklediğini ifade etti.

Türkiye dolar kurundaki dengesizlikler yüzünden zor ekonomik zamanlar geçiriyor. Dolar kuruna bağlı olarak aşırı yükseliş gösteren fiyatlar, çiftçiyi ve tarımsal üretimi de zora soktu. Bu sene çiftçilerin gübresiz ekim yapmak zorunda kaldığı ifade ediliyor. Bu durumun gelecek yıllarda ürün hasadını ciddi oranda düşüreceği ve Türkiye’yi derin bir gıda krizinin beklediği belirtiliyor.

CHP Edirne Milletvekili, Ziraat Mühendisi Doç. Dr. Okan Gaytancıoğlu, Türkiye’yi bekleyen Gıda Krizi‘ni, artan fiyatların tarımsal üretime etkilerini ve Saros Körfezi’nde yaşanan ekolojik yıkımı K2 TV’den gazeteci Bahar Ünlü’ye yorumladı.

Av. Bülent Kaçar: ‘Saros Körfezi’nde Vandalizm Yaşanıyor’

Okan Gaytancıoğlu: ‘Ekmek Böyle Giderse 6 Lira Olur’

Artan fiyatların yanında bu sene kuraklığın da çok ciddi yaşandığını söyleyen Gaytancıoğlu, hükümetin ivedilikle atması gereken adımlar olduğunu belirterek, “Türkiye üretici bir ülkeyken, tüketici bir ülke haline, dışa bağımlı hale getirildi. Bu seneye mahsus ciddi bir kuraklık da vurunca, işte gıda krizine gidiyoruz. Doğalgaz fiyatlarının aşırı artmasıyla hammaddesi amonyak olan  üre gübresi 1.800 TL’den 15.000 TL’ye çıkınca, gübre krizi başladı. Şu anda tüm Türkiye genelinde buğday ekimi neredeyse tamamlandı. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları ilk defa gübresiz ekim yapıyor. Gübreleri satın alamadılar. Çünkü borçlanamadılar, kotalar dolu, borçlanma limitleri aşıldı. Şu anda bizi gerçekten bir gıda krizi bekliyor. Hükümet müdahale etmedi. Ben geçen hafta bir rapor yayınladım. Genel Başkanımızla ve basınla paylaştım. Ekmek böyle giderse 6 lira olur dedim ve aynı şekilde devam ediyorum. Hem dolardaki artışlar, hem ithalatçı politika, hem artan gübre fiyatları bir de üzerine kuraklık eklenirse gıda krizi kaçınılmaz.” ifadelerini kullandı.

Gıda Egemenliği, İklim Adaleti ve Toprak Ana İçin Enternasyonel Dayanışma

Okumak için tıklayın

Ekoloji

COP22 Antalya Bakanlar Deklarasyonu Yayımlandı

COP22

Akdeniz’in Kirlenmeye Karşı Korunması Barselona Sözleşmesi’nin 22. Taraf Ülkeler Konferansı (COP22) Antalya Bakanlar Deklarasyonu yayımlandı. Deklarasyonda Akdeniz’in tamamı “Kükürtdioksit Emisyon Kontrol Alanı” ilan edildi. Bu kararla, 2025’e kadar Akdeniz’de seyreden deniz ulaşım araçlarında kullanılan yakıtlardaki kükürt içeriği 5’te 1 seviyesine indirilerek hava kalitesinin yükselmesi sağlanacak.

“Barselona Sözleşmesi”, diğer adıyla “Akdeniz’in Kirlenmeye Karşı Korunması Sözleşmesi”nin 22. Taraf Ülkeler Konferansı (COP22), Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da tamamlandı.

Barselona Sözleşmesi’ne taraf olan ülkelerin bakan ve temsilcileri; BM kuruluşları UNEP, UNEP MAP ve UNDP ile sivil toplum kuruluşları ve bilim insanlarının katıldığı, açılışını Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un yaptığı Konferans’ta Akdeniz’in bir bütün olarak “Sülfür Emisyon Kontrol Alanı (SECA)” ilan edilmesi gibi önemli kararların altına imza atıldı.

Konferans’ta bir sonraki toplantıya ev sahipliği yapacak ülke de belirlendi. 2023 yılında düzenlenecek 23. Taraf Ülkeler Konferansı’nın (COP23) Slovenya’da yapılması kararlaştırıldı.

Dr. Sadun Bölükbaşı: ‘Adana’da Temiz Hava Solumak İstiyoruz’

Hava Kalitesini Yükseltecek Karar

21 ülkeden 400 katılımcının müzakerelerde hazır bulunduğu 4 gün süren konferansın son gününde “Antalya Bakanlar Deklarasyonu” yayımlandı. Akdeniz’in bir bütün olarak kükürtdioksit emisyon kontrol alanı ilan edilmesi, konferansta öne çıkan karar oldu. Söz konusu karar ile 2025’e kadar Akdeniz’de seyreden deniz ulaşım araçlarında kullanılan yakıtlardaki kükürt içeriği beşte bir oranına indirilecek. Bu hamle ile hava kalitesi de yükselecek. Bir diğer önemli karar ise, önümüzdeki 5 yılın yol haritasını belirleyecek olan “2022-2027 Dönemi Orta Vadeli Strateji Belgesi”nin eksiksiz uygulanması oldu. “Deniz çöpleri yönetiminde müşterek hareket etmek için bölgesel bazlı planların hazırlanması” da dikkat çeken kararlardan bir diğeri.

İzleme ve Değerlendirme Programı

Deklarasyonda ana küresel araçların tam uygulanmasına katkıda bulunulması amacıyla UNEP/MAP “Orta Vadeli Strateji Belgesi 2022-2027”nin eksiksiz uygulanması benimsenerek İyi Çevresel Durumu ve Akdeniz Ekoloji Hedeflerine ulaşılması için Entegre İzleme ve Değerlendirme Programı ve ekosistem temelli yaklaşımın eksiksiz olmaksızın uygulanmasına olan taahhüt tekrarlandı.

Küresel Sıcaklık Artışını Sınırlama

Taraf ülkelerin, uygulama mekanizmalarını sürdürmek, izleme ve raporlamayı güçlendirmek amacıyla Barselona Sözleşmesi’ni oluşturan araçların tamamının uygulanması yönünde ulusal ve bölgesel doğa eylemlerini paylaşmaya çağırdığı Antalya Bakanlar Deklarasyonu’nda, Paris Anlaşması’nın amaçlarına ulaşılması ve küresel sıcaklık artışını sanayileşme öncesindeki seviyenin 1.5 santigrat derece üzerinde sınırlama yönündeki çabaların devam ettirilmesi, ayrıca adaptasyon konusunun yerel, ulusal ve bölgesel planlamaya daha fazla entegre edilmesi yönündeki taahhütler teyit edildi.

Prof. Dr. Erdoğan Atmış: ‘Ormanlar, İnşaat Sektörüne Feda Ediliyor’

Yeşil İş Modelleri ve İstihdamı

Yenilikçi, yeşil ve döngüsel iş modellerine geçerek ve yeşil istihdam yaratarak Akdeniz Bölgesi ve ona ait özel durumlara uyumlu bir şekilde, sürdürülebilir mavi ekonomiye geçişin sağlanmasında, Kovid-19 sonrası sürdürülebilir bir düzelmenin sağlanması taahhüdünün de yer aldığı bildirgede, Akdeniz Bölgesi’nin yeşil iyileşmesi için ortaklaşa planlar yaparak UNEP/MAP Barselona Sözleşmesi ve protokollerinin amaç ve vizyonunu tamamıyla destekleme yönünde bir kez daha taahhütte bulunuldu.

Sera Gazı Emisyonu İçin Çağrı

Bildirgede sera gazı emisyonu ile ilgili olarak şu çağrı yapıldı:
“Yüzyılın ortasına kadar iklim-nötr olma hedefine ulaşmaya katkıda bulunmak amacıyla taraf ülkeleri sera gazı emisyonu azaltma yönünde daha güçlü taahhütler vermeye ve ayrıca taraf ülkelerin Glasgow’daki UNFCCC COP26’da verdikleri, tüm uluslararası ve bölgesel ortak ve paydaşlarla birlikte çalışıp güçlü ortak eylemler vasıtasıyla iklim hedefimizi artırma, dayanıklılık oluşturma ve emisyonu azaltma yönündeki taahhütlerine uymaya çağırıyoruz.”

Uluslararası İş Birliğinin Güçlendirilmesi

Akdeniz havzasındaki ülkelerin somut ortaklıklarını, teknoloji transferini ve bilgi alışverişini destekleyerek sürdürülebilir kalkınmaya yönelik uluslararası iş birliğinin güçlendirilmesi kararlaştırılan COP22 Konferansı’nda, Akdeniz havzası genelinde, ortak çevresel sorunlara bölgesel tepkileri destekleyerek, sektörler ve hükümet seviyeleri arasında koordineli eyleme katkıda bulunarak aktif diyalogdaki katılımın genişletilmesi ve ortak girişimlerin teşvik edilmesi kararı da alındı. İklim değişikliği, biyolojik çeşitlilik kaybı ve çevresel bozulmanın, özellikle dezavantajlı gruplar ve yoksulluk içinde yaşayan insanlar üzerindeki etkilerini azaltmak için, çaba gösterilmesine karar verilen Konferans’ta; kadınların, gençlerin ve dezavantajlı toplulukların değişimin aracıları olarak kritik rollerine vurgu yapılarak MAP-Barselona Sözleşmesi sisteminin karar alma süreçlerine tam, eşit ve anlamlı katılımı yönündeki çabaların artırılmasına karar verildi.

Okumak için tıklayın

Politika

CHP’li Güncer: ‘Temel Hak ve Özgürlükler, Bir Kişinin İradesi İle Yok Sayılıyor’

Alaaddin Güncer 10 aralık

CHP Kırklareli İl Başkanı Alaaddin Güncer, 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü’ne ilişkin bir açıklama yayınladı. 

Cumhuriyetin ikinci yüzyılında 10 Aralık Dünya İnsan Hakları günü adına yaraşır bir şekilde coşkuyla kutlanacağını belirten CHP Kırklareli İl Başkanı Alaaddin Güncer, “Tek adam rejimin antidemokratik uygulamalarına demokratik yöntemlerle son vereceğiz.” ifadelerini kullandı.

Alaaddin Güncer: ‘Tek Adam Rejimin Antidemokratik Uygulamalarına Demokratik Yöntemlerle Son Vereceğiz’

Güncer’in açıklaması şu şekilde:

“İnsanlığın doğuştan sahip olduğu temel hak ve özgürlüklerin tüm dünyada kabul ve ilan edilişinin 73. yılındayız. 

Geçtiğimiz yıl yaptığımız insan hakları günü açıklamamızda, iktidarın hak ihlallerine ilişkin olumsuz karnesini kamuoyu ile paylaştık. 2021 yılı içinde de hak ihlalleri katlanarak artmıştır. Tek adamın kararıyla kadınların yaşam hakkının en önemli güvencesi olan İstanbul Sözleşmesi’nden bir gece yarısı hukuksuzca çıkılmıştır. Düşünce ve fikirlerini açıklayan yurttaşlar apar topar gözaltına alınmıştır. Yüksek mahkeme kararlarına dahi uymayan vesayet altındaki yargı ile ülkemiz hak ihlallerinin merkezi haline getirilmiştir. İnsan haklarının yasal ve hukuki güvencelerini yok sayan kararlar ve uygulamalarla anayasal güvence altındaki temel hak ve özgürlükler bir kişinin iradesi ile yok sayılmaktadır. 

Neredeyse her iki gençten birinin işsiz olduğu, asgari ücretin yoksulluk sınırını bırakın açlık sınırının altında olduğu, gıdasız kalan çocukların büyüme geriliklerinin ortaya çıktığı bir dönemi yaşamaktayız. Tek adam rejiminin tüm gizleme çabasına rağmen saklayamadığı açlık ve yoksulluk 2021 Türkiye’sinin en önemli insan hakkı sorunudur. Bugün ülkemizin yaşadığı başta ekonomik buhran olmak üzere her türlü adaletsizliğin temelinde tek kişilik hükümetin otoriter, antidemokratik ve evrensel insan haklarına aykırı uygulamaları yatmaktadır. 

CHP’li Güncer’den ‘Erken Seçim’ Çağrısı: ‘Türkiye, Bu Düzene Mahkum Değil!’

‘CHP Olarak Hak Odaklı, Çözüm İçeren Politikalarla Hareket Edeceğiz’

Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun başlattığı ve adalete susamış milyonların desteğiyle hala sürmekte olan “hak, hukuk, adalet” mücadelemize tüm kadrolarımızla, hak bilincinin güçlenmesi için yurdun dört bir yanında devam ediyoruz.

Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu amaçla, hak mücadelemizi halkın içinde halkla birlikte büyütmek hedefi ile ‘BENİM HAKKIM’ açıklamamızla bugün 81 ilde hep birlikte sahadayız. Tüm illerde vatandaşlara haklarını, hak arama yollarını anlatacağız. Sunulan hizmetlerin hiçbir siyasi partinin lütfu olmadığını, bunların anayasal güvence altında olduğunu ve aynı zamanda devleti yönetenlerin görevi olduğunu anlatacağız.

Hak arama yollarını bilen, kendi hakkına sahip çıkabilen bireylerin hak bilincinin gelişmesiyle; ülkeyi açık hava hapishanesine çeviren dayatmacı, otoriter, tek adam rejimin antidemokratik uygulamalarına demokratik yöntemlerle son vereceğiz. Eğitimin, sağlığın, barınmanın, gıdanın, çalışmanın, düşünce ve ifade özgürlüğünün, şiddetsiz bir toplumun var olabilmesi için CHP olarak hak odaklı, çözüm içeren politikalarla hareket edeceğiz.

CHP’li Güncer’den İnce’ye Sert Tepki: ‘Faik Öztrak Trakya’nın Gururudur’

‘Eşit ve Özgür Türkiye’yi Hep Birlikte Kuracağız’

Bu ülkenin gençlerinin, kadınlarının, yoksulluk içindeki çocuklarının, işsizlerinin, memurlarının, emeklilerinin, işçilerinin, çiftçilerinin, esnafının, hiçbir hukuki gerekçe olmaksızın ihraç edilen KHK’lılarının, adil yargılanma hakkından mahrum bırakılanlarının, barış akademisyenlerinin hak mücadelelerini güçlendireceğiz. 

10 Aralık Dünya İnsan Hakları Gününde bir kez daha ilan ediyoruz: İnsan hakları, hukukun üstünlüğü ve demokrasi ilkelerinin egemen olduğu; hak ihlallerinin olmadığı, eşit ve özgür bir Türkiye’yi hep birlikte kuracağız. Cumhuriyetimizin İkinci Yüzyılında 10 Aralık Dünya İnsan Hakları günü adına yaraşır bir şekilde coşkuyla kutlanacak!”

Okumak için tıklayın

Politika

Canlı Yayın | Kemal Kılıçdaroğlu Meclis’te Konuşma Yapıyor

Bitlis

TBMM Genel Kurulu’nda 2022 bütçe görüşmeleri kapsamında CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Meclis’te konuşma yapıyor.

Ayrıntılar geliyor…

Okumak için tıklayın

K2 TV

Tuba Torun: ‘Dijital Şiddetin, Fiziki Şiddetten Farkı Yok’

Tuba Torun dijital şiddet

Kadın Hakları Aktivisti ve Avukat Tuba Torun, K2 TV’nin konuğu oldu. Dijital şiddete en çok, yine kadınların maruz bırakıldığını belirten Torun, dijital şiddetin fiziki şiddeten farkının olmadığını ifade etti. 

25 Kasım Uluslararası Kadına Şiddetle Mücadele Günü geride kaldı. Akıllarda kadınların örgütlü mücadelesi ve polis şiddeti kaldı. Kadın cinayetleri rakamlara sıkıştırılırken, etkin soruşturma ve şüpheli ölüm kavramı artık daha fazla tartışılır oldu. öz

Aynı zamanda CHP Yüksek Disiplin Kurulu Üyesi de olan Tuba Torun, İstanbul Sözleşmesi‘nden çıkılmasının uygulamalara etkisini, kadın cinayetlerinin neden önlen(e)mediğini ve dijital şiddet kavramını K2 TV’den Gazeteci Bahar Ünlü’ye yorumladı.

Son 10 Yılda En Az 2 Bin 534 Kadın Erkekler Tarafından Öldürüldü

Tuba Torun: ‘Şüpheli Ölümler Etkin Bir Şekilde Soruşturulmalı’

Şüpheli ölümlerin kadın cinayetlerini geçtiğine dikkat çeken Torun, şüpheli ölümlerin etkin şekilde araştırılarak, bilgilerin kamuoyu ile paylaşılmasını belirterek; “Şüpheli ölüm dediğiniz şey aslında, ben öldürmedim, o intihar etti. Ben tecavüz etmedim, onun rızası vardı. Psikolojisi bozuktu. gibi çok çeşitli savunmalarla, esasında cinayet olup ya da ölüme sürüklenmiş fakat kaza süsü verilmiş birçok vakadan bahsediyoruz. Bunların en etkin şekilde araştırılması gerekiyor. Biliyorsunuz bunun en bilinen, Şule Çet davasıdır, sonrasında bir dizi şüpheli ölüm ile karşılaştık. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun bilgilerine göre, yalnızca 2021 ayında 18 kadın cinayeti, 19 şüpheli ölüm vardı. Şüpheli ölümler, kadın cinayetlerini aşmış durumda. Gidişatı siz, kendinizce hesapladığınız kadın cinayetleri rakamlarına dayandıramazsınız. Bütünüyle ele almak durumundasınız tabloyu. İşin içine şüpheli ölümlerin nasıl incelendiğini de katacaksınız. Ne şekilde bu cinayetlerin gerçekleştirildiğinin de verisini tutacaksınız. Buna ilişkin neler yapılmış, onlara da bakacaksınız. Bir taraftan kaç yaş, hangi kesim, ne şekilde öldürülmüş, bunların hepsinin verisini tutmak ve raporunu halka sunmak, bilgilendirmek zorundasınız. Eskiden bir miktarı yapılanı bile, şimdi artık yapılmıyor.” ifadelerini kullandı.

Kadınlar Alanlara Çıkıyor: ‘İstanbul Sözleşmesi’nden Vazgeçmeyeceğiz’

Okumak için tıklayın

Ekoloji

Almanya, ‘Ekonomi, Enerji, İklim Koruma ve Dönüşüm Bakanlığı’ Kuruyor

Almanya Hükümet yeşiller

Almanya’nın önümüzdeki dönemde iktidar koalisyonunu oluşturacak olan Sosyal Demokratlar (SPD), Yeşiller ve Liberaller (FDP) arasında yapılacak ortak çalışma programı müzakerelerinin sonucu olarak ortak hükümet, Almanya’nın kömürden çıkışını 2030’a kadar hızlandırma çabalarını artırmayı ve aynı zaman diliminde yenilenebilir enerjinin payını yüzde 80’e çıkarmayı resmen kabul etti.

Yeni hükümet ayrıca, hidrojen teknolojileri için lider pazar olma ve en geç 2030 yılına kadar ısınmanın en az %50’sini karbon nötr hale getirme planlarını açıkladı. Almanya’nın önceki hükümeti, kömürden çıkış tarihi olarak 2038’i belirlemişti.

Yeşiller Partisi lideri Analena Baerbock basın toplantısında, “Bu anlaşma iklim nötrlüğe giden yolu açtı. İklim koruma, ulaşımdan sanayiye, inşaat ve konuttan tarıma, aynı zamanda uluslararası işbirliği ve güvenlik politikasına kadar tüm alanlarda ortak bir konu olacaktır” dedi.

Koalisyon partileri ayrıca, emisyon hedeflerine ulaşılmasını sağlamak için gerekli tüm mevzuat ve önlemlerle birlikte 2022 yılı sonuna kadar bir iklim koruma programının tamamlandığını duyurdu. Hızlandırılmış kömürden çıkış sürecinin ötesinde, koalisyon aşağıdaki önlemler üzerinde anlaşmaya vardı.

‘COP26’nın Ana Gündemi Kömürden Çıkış, Türkiye Sessiz’

Yenilenebilir Enerjinin Yaygınlaşması

  • Koalisyon, daha hızlı planlama ve onay prosedürleri için baskı yaparak ve yeni ticari binalar için güneş panellerini zorunlu hale getirerek yenilenebilir enerjilerin elektrik tüketimindeki payını 2030 yılına kadar yüzde 80’e çıkarmayı hedefliyor.
  • Devlet arazisinin yüzde ikisi kara üstü rüzgar enerjisi santrallerinin genişletilmesi için kullanılabilir hale getirilecek.
  • Deniz üstü rüzgar enerjisi kapasitesi 2030’a kadar en az 30 gigawatt’a, 2035’e kadar 40 gigawatt’a ve 2045’e kadar 70 gigawatt’a çıkarılacak.

Isıtma Sistemlerinin Dekarbonizasyonu

  • 2030’a kadar, ısının yüzde 50’si iklim açısından nötr bir şekilde üretilecek
  • Yeni binalar için enerji standartları, en yüksek enerji verimliliği standartlarını karşılayan fosil yakıtlı ısıtma sistemlerini hariç tutacak şekilde 2025’ten itibaren ayarlanacaktır.
  • 2025’ten itibaren, herhangi bir yeni ısıtma sistemi en az %65 yenilenebilir enerji kapasitesiyle çalışabilmelidir.

Ulaşım

  • 2030 yılına kadar en az 15 milyon tamamen elektrikli otomobil yollarda olacak ve bu yaklaşık her üç otomobilden birini temsil edecek.
  • AB düzenlemesine uygun olarak, “e-yakıtlarla yakıt ikmali açık bir şekilde yapılabilen” araçlar hariç olmak üzere, 2035 itibariyle yalnızca karbon-nötr araçlar kullanılabilir.

Koalisyon partileri, ekonomi ve iklim hedeflerini uyumlu hale getirmek için enerji, sanayi ve iklim departmanlarının yetkilerini birleştirecek yeni bir Ekonomi, Enerji, İklim Koruma ve Dönüşüm Bakanlığı kurmayı planlıyor.

Yeni hükümet için 4 yıllık çalışma programı olarak hizmet edecek koalisyon anlaşması, “kömürden çıkış sürecini ideal olarak 2030’a getirerek ve içten yanmalı motor teknolojisini geride bırakarak fosil çağını adım adım sona erdiriyoruz” sözlerini içeriyor. 2030 yılına kadar emisyonları %65 oranında azaltmak ve 2045 yılına kadar iklim nötrlüğüne ulaşmak amacıyla yasal olarak bağlayıcı yeni hedeflere ulaşmak için eksiksiz bir politika, yatırım ve sosyal önlemler paketi gerekli olacağı belirtiliyor.

Koalisyon anlaşmasının hala bireysel partiler tarafından onaylanması gerekiyor. SPD ve FDP, 4-5 Aralık’ta yapılacak parti kongrelerinde onay almayı planlıyor. Yeşiller, parti üyeleri arasında 25 Kasım Perşembe günü başlayacak sözleşme ve personel teklifleri için oylama düzenleyecek. Şansölye ve bakanların yemin töreni büyük ihtimalle 8 Aralık’ta gerçekleşecek.

Kömürün Sonu Görünüyor: COP26 Enerji Günü’nde 4 Taahhüt Açıklaması

‘Kömürün Artık Geleceği Kalmadı’

Kömürün Ötesinde Avrupa (Europe Beyond Coal) Kampanyacısı Duygu Kutluay çevre sorunlarında öncü politikalarıyla örnek alınan Almanya’nın geçmişte kömürde diretmesinin Türkiye ve diğer ülkelere kötü örnek teşkil ettiğine dikkat çekiyor. ‘‘Almanya’da farklı siyasi görüşlerden gelen partilerin oluşturduğu bu koalisyonun kömürden çıkışı erkene alma niyetinde hemfikir olması, kömürün artık geleceğinin kalmadığının bir kez daha altını çiziyor. Paris İklim Anlaşması’nı onaylayan ve 2053 net sıfır hedefi koyan Türkiye’nin de en geç 2030 yılına kadar kömürü elektrik üretim sisteminden çıkarması gerekiyor. Bu konudaki yeni ‘Kömürden Çıkış 2030’ raporumuz mevcut kömür teşviklerinin kaldırılması ve ‘kirleten öder’ ilkesi çerçevesinde karbon emisyonunun fiyatlandırılması ile en geç 2030 yılına kadar kömürden çıkışın doğal seyrinde gerçekleşeceğini ortaya koyuyor” diyor.

Kutluay, “Üstelik tüm dünyanın hızla terkettiği kirli bir teknoloji olan kömürü ayakta tutmak için israf edilen kamu kaynaklarıyla, başta güneş ve rüzgar olmak üzere ülkenin zengin yenilenebilir potansiyeli önceliklendirilebilir. Bu sayede daha adil, temiz ve enerjide bağımsız bir geleceğin temelleri vakit geçmeden atılabilir’’ diyor.

German Institute for Economic Research (DIW Berlin) Enerji ve Ulaşım Direktörü Prof. Dr. Claudia Kemfert, “Koalisyon anlaşması, iklimi daha iyi korumak için gerçek modernizasyonun ayırt edici özelliklerini taşıyor ve önceki politikalara göre açık bir gelişme gösteriyor. Elektrik talebinin %80’ini yenilenebilir enerjilerle karşılama planı, 2030 yılına kadar kömürün aşamalı olarak kaldırılmasını mümkün kılıyor” diyor.

Dünya Sağlık Örgütü Çevre, İklim Değişikliği ve Sağlık Direktörü Dr Maria Neira, “Kömür yakmak, enerji üretiminin en zararlı ve kirletici yoludur ve artık Avrupa’nın en büyük ekonomisinde yeri yoktur. Alman koalisyonu, ülkenin kömürden çıkış tarihini ileriye taşıma taahhüdünü yerine getirirse, Avrupa çapında hava kirliliği kaynaklı sayısız hayat kurtarmaya yardımcı olabilir” diyor.

Okumak için tıklayın

Ekoloji

HDP’li Oya Ersoy: ‘Giresun’da Yaşanan Atık Felaketi Kaza Değildir’

Şebinkarahisar Oya Ersoy

HDP İstanbul Milletvekili Oya Ersoy, Giresun’un Şebinkarahisar ilçesinde yaşanan flotasyon tesislerindeki havuzların patlamasını ve zehirli atıkların derelere ve Kılıçkaya Barajı’na karışmasını meclis gündemine taşıdı.

Giresun’da yaşanan çevre felaketine ilişkin Meclis’e soru ve araştırma önergesi veren HDP İstanbul Milletvekili Oya Ersoy, zehirli atıkların bölgedeki topraklara, bitki örtüsüne ve su varlıklarına ciddi zararlar vereceğini belirtti.

Giresun’a bağlı Şebinkarahisar ilçesi Yedikardeş Köyü yakınında Nesko Madencilik AŞ’ye ait maden ocaklarında kullanılan siyanür atıklarının depolandığı, Çağlayan Şelalesi’nin altında bulunan flotasyon tesislerindeki havuzlarda patlama yaşanmıştı. Yaşanan patlama ile birlikte tesisin çevresinde bulunan dereye karışan atıklar, derenin devamında bulunan Kılıçkaya Barajı’na ulaşmıştır. Bölge halkının atıklar dolayısıyla ciddi bir endişe yaşadığı belirtiliyor.

HDP, Ekoloji Temelli Bütçe Buluşmalarına Başladı: ‘Kapitalizme Karşı Ekolojist Siyaset’

Oya Ersoy: Giresun’da Yaşanan Kaza Değildir!

Madencilik faaliyetlerinin topraklarımızı ve su varlıklarımızı zehirlediğini, iklim krizini derinleştirdiğini ifade eden Ersoy, 2018 yılında da benzer bir felaket sonucu 8 milyon balığın öldüğünü ifade etti. Giresun’da yaşanan felaketin kaza olmadığını, ranta dayalı madencilik ve denetimsizlik sonucu yaşandığını dile getiren Ersoy, “Yaşam alanlarına yakın kurulan maden tesislerinin denetimi, Çevre Kanunu ve ilgili mevzuatlara uygunluğu denetlenmemektedir. Denetimsizlik böyle büyük felaketlerin yaşanmasına sebebiyet vermektedir. Giresun Şebinkarahisar Yedikardeş Köyü yakınında yaşanan flotasyon tesislerindeki havuzların patlaması kaza olarak değerlendirilmemelidir. Yaşan bu felaket denetimsizlik ve sınırsızca yürütülen madencilik faaliyetlerinin bir sonucudur. Bu felaketin bölgeye, topraklara, bitki örtüsüne ve su varlıklarına verdiği zararın araştırılması, bölge halkının ve canlı yaşamının korunması için alınacak önlemlerin belirlenmesi TBMM’nin görev ve sorumluluğundadır.” ifadelerini kullandı.

Oya Ersoy

Yaşan Felaket Denetimsizlik Sonucu Mu?

Ersoy verdiği soru önergesinde Bakan Murat Kurum’a şu soruları yöneltmiştir:

  1. Giresun Şebinkarahisar Yedikardeş Köyü yakınında yaşanan flotasyon tesislerindeki havuzların patlaması sonrası ortaya çıkan zararlara ilişkin bir çalışma yapılmış mıdır?
  2.  Zehirli atıkların su varlıklarına karışması sonucu kaç bahçe zarar görmüştür?
  3. Zehirli atıkların derelere ve Kılıçkaya Barajı’na verdiği zarar tespit edilmiş midir?
  4. Bölge halkının bu felakettin sonuçlarından en az şekilde zarar görmesi için ne gibi çalışmalar yapılacaktır?
  5. Nesko Madenciliğe bölgeye, topraklara ve su varlıklarına verdiği zarardan ötürü cezai işlem uygulanacak mıdır?
  6. Nesko Madenciliğe Çevre Kanunu ve ilgili mevzuata uymadığı gerekçesi ile cezai yaptırım uygulanacak mıdır?
  7. Nesko Madenciliğin faaliyetlerini durdurmayı düşünüyor musunuz?
  8. Bölgede madencilik faaliyeti Nesko Madencilik en son ne zaman Bakanlığınız tarafından denetlenmiştir? Denetim yapılmadıysa, yaşanan felaketin denetimsizlik sonucu olduğunu düşünüyor musunuz?
  9. 2018 yılında da yaşanan benzer felaketin ardından Bakanlığınız neden önlem almamıştır?

‘Saros Körfezi’nde Büyük Bir Vandalizm Yaşanıyor’

Ne Olmuştu?

Giresun’a bağlı Şebinkarahisar ilçesi Yedikardeş Köyü yakınında Nesko Madencilik AŞ’ye ait maden ocaklarında kullanılan siyanür atıklarının depolandığı, Çağlayan Şelalesi’nin altında bulunan flotasyon tesislerindeki havuzlarda patlama yaşanmıştı. Yaşanan patlama ile birlikte tesisin çevresinde bulunan dereye karışan atıklar, derenin devamında bulunan Kılıçkaya Barajı’na ulaşmıştır. Bölge halkının atıklar dolayısıyla ciddi bir endişe yaşadığı belirtiliyor.

 

Okumak için tıklayın

Öne Çıkan Haberler