Connect with us

Gündem

Birsel: “4 Milyon İnsan Gelmiş ve Gelmeye Devam Ediyor. Ne Yapacağız?”

gülse birsel

Gülse Birsel, Hürriyet’teki köşe yazısında Türkiye’de yaşanan mülteci sorununa ilişkin bir yazı kaleme aldı. On bin, yüz bin, hatta beş yüz bin mültecimiz olsaydı, böyle bir yazı yazmayı bile ayıp bulurdum diyen Birsel, “Ama 4 milyon insan gelmiş ve gelmeye devam ediyor. Ne yapacağız? Ne?” ifadelerini kullandı.

“Karışık Hisler” başlığı altında yayınlanan yazı şu şekilde:

“Fakir, hüzünlü, çaresiz mültecileri görünce acı hissediyor, hepsine devlet tarafından adam gibi ev, ısınma ve gıda yardımı sağlanmasını istiyor, var olan yardımlara seviniyorum.

Öte yandan bu şartlardaki on binlerce vatandaşıma niye bu yardımlar yapılmıyor, Suriyelilerin imtiyazı ne diye düşünüp sinirleniyorum.

Bu ülkedeki hiçbir misafirin aç açıkta olmamasını gönülden diliyorum.

Öte yandan geçen gün bir mavi yakalı abla “Mahalledeki Suriyelilere paket paket mercimek, fasulye geliyor, sevmedikleri için bize veriyorlar, evi öyle döndürüyoruz, bizim daha çok ihtiyacımız var” dediğinde de içim kararıyor.

El kadar mülteci çocukların orada burada çalışmasına, okul görmemesine içim acıyor. Hepsinin tek tek belirlenip, gerekirse bir cep harçlığı verilerek okullara yerleştirilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Öte yandan, bu dili farklı, önceki eğitiminde duraklamalar, eksikler olan çocuklarla kendi çocukları aynı sınıfta okuduğu için müfredatın tam uygulanamadığından ve eğitim kalitesinden şikâyet eden Türk anne-babalara da hak veriyorum.

Savaştan kaçan insanın çaresizliğini hayal edebiliyor, burada yaşadıkları haksızlıkları, itip kakılmayı da biliyor, bazı gergin hallerini normal karşılıyorum.

Öte yandan mültecilerin son zamanlarda polisiye olaylarda gitgide daha çok rol almaya başladıklarını gözlüyor, geleceğimiz ve güvenliğimiz için endişeleniyorum.

“Sapasağlam Suriyelilerin ülkelerinde savaşmaması/bizim plajlarda keyif çatması” tartışmasının, çok “tartışmalı” olduğunu düşünüyorum! Her hikâyeyi ayrı ayrı dinlemek gerekir. Kim turist, kim burada çalışıp tatil gününde gezen Suriyeli? Hangisi savaştan kaçmış, hangisi beğendiği ve hiçbir kontrol olmadığı için tercihen gelmiş burada yaşıyor? Çatışmadan kaçıp gelen kadın ve çocuklara ise bu konuda söylenecek bir şey yok diye düşünüyorum.

Öte yandan Türkiye’ye gelen bu kadınlar için hiç de parlak bir hayat olmadığının, istismarın daniskasının yaşandığının, çaresiz mülteci kadınların para karşılığı “ikinci eş” adı altında resmen satıldığının ve kimsenin kılının kıpırdamadığının da farkındayım.

Başka kültürlere, başka davranış kalıplarına tahammüle, çeşitliliğe varım.

Öte yandan artık kendi kültürümün, kendi sokaklarımın değişmeye başladığını görüyorum. Kendi vatandaşımın yaşam tarzını devam ettirmekte zorlandığını, özellikle kadınların şikâyetçi olduğunu biliyorum. Şehrin ortak alanlarını (park, plaj, mesire yeri) eskisi kadar rahat ve güvenli olmadığı konusundaki söylenmeleri duyuyorum.

Buraya gelen mültecilerin işsiz dolaşmasından veya illegal, berbat şartlarda çalışmasındansa düzgün bir işe girmelerini, işyeri kurmalarını, kendilerine yetmelerini destekliyorum.

Öte yandan memlekette bu kadar işsizlik varken o işe girecek, o işyerini kuracak bir vatandaşımın yerini almaları, üstelik vergi vs gibi başka avantajlara sahibi olmaları da bana çok dokunuyor.

TÜİK verilerine göre kayıtlı Suriyeli mülteci sayısı 3 milyon 606 bin. Bu insanların sadece yüz bini barınma merkezlerinde yaşıyor, kalanı şehirlerde. 1 milyona yakını 9 yaşın altında! Bu sayı sadece Suriyeliler. Afganları, Pakistanlıları saymıyorum. Böyle bir mülteci nüfusunu şimdiye kadar büyük bir çatışma olmadan, hem sosyal hem ekonomik olarak tolere etmiş olmamız mucize gibi bir şey!

Öte yandan “En çok mülteciyi biz misafir ediyoruz” cümlesinin çoktan gurur kaynağı olmaktan çıktığını, bu plansız, entegrasyon programsız misafirlerin geleceğe dair en vahim sorunlarımızdan biri haline dönüşmekte olduğunu da görüyorum.

Yani…

Mültecilerle ilgili hislerim merhamet-tedirginlik, şefkat-kızgınlık arasında gidip geliyor ve karışık!

Aslında hikâye şu…

On bin, yüz bin, hatta beş yüz bin mültecimiz olsaydı, böyle bir yazı yazmayı bile ayıp bulurdum.

Ama 4 milyon insan gelmiş ve gelmeye devam ediyor. Ne yapacağız? Ne?”

Gündem kategorisindeki diğer haberler için: http://k2haber.com.tr/category/gundem/

Bu İçerik İlginizi Çekebilir  UBER, Türkiye'deki UberXL Faaliyetlerini Sonlandırdığını Açıkladı

reklâm
Yorum Yapmak İçin Tıklayın

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Gündem

Taçsız Kral Metin Oktay, Vefatının 28. Yıl Dönümünde Anılıyor

metin oktay

Türk futbolunun ve Galatasaray’ın efsane ismi Metin Oktay, vefatının 28. yıl dönümünde anılıyor. Tüm sporseverlerin saygı ile andığı bir isim olan Oktay, 1991 yılında geçirdiği trafik kazası sonrası 55 yaşında hayatını kaybetmişti.

O Bir Futbolcudan Çok Daha Fazlası

Galatasaray, resmi sosyal medya hesabından Metin Oktay için bir anma mesajı paylaştı.

UltrAslan Oktay’ın Kabri Başında

Metin Oktay Kimdir?

Metin Oktay, 2 Şubat 1936 tarihinde İzmir’in Karşıyaka’da dünyaya geldi. 1952 yılında Damlacıkspor’da futbol kariyerine başladı. 1953-1954 yılları arasında Yün Mensucat’ın altyapısında oynadı. 1954-1955 sezonu öncesinde İzmirspor’a transfer olan Oktay, böylelikle profesyonel futbol kariyerine başlamış oldu. Forma giydiği tek sezonda İzmir Profesyonel Ligi şampiyonluğu yaşayan Taçsız Kral, 1955 yılında Galatasaray ile anlaştı.

1956, 1957 ve 1958 sezonlarında İstanbul Profesyonel Ligi’nde şampiyonluklar yaşayan Metin Oktay, ligde attığı gollerle üç sezon üst üste gol kralı oldu.

1959 yılında kurulan Milli Lig’de de gol krallıklarını sürdüren Metin Oktay, 1961 yılında Serie A’da mücadele eden Palermo ile sözleşme imzaladı. Yaklaşık bir sezon forma giydiği Palermo’dan ayrılarak yeniden Galatasaray’a döndü.

Sarı-kırmızılı takımdaki ikinci döneminde üç lig, dört Türkiye Kupası ve iki Cumhurbaşkanlığı Kupası şampiyonluğu yaşadı. Taçsız Kral, 1962-1963, 1964-1965 ve 1968-1969 sezonlarında gol krallıkları elde etti. 1962-1963 sezonunda 38 gol attı ve Süper Lig tarihinin bir sezonda en çok gol atan oyuncusu ünvanını elde etti. Ancak bu rekor, 1987-1988 sezonunda 39 gol atan Tanju Çolak’a geçti. Galatasaray formasıyla toplamda 324 lig maçına çıkan Oktay, attığı 294 golle hem Galatasaray’ın hem de Türk futbolunun en çok gol atan oyuncuları arasına girdi. Attığı gollerden dolayı kendisine “Taçsız Kral” lakabı takıldı.

Bu İçerik İlginizi Çekebilir  Türkiye İlk Kasırgasına Hazırlanıyor: 10 İl İçin Uyarı

Futbolculuk kariyerini bitirdikten hemen sonra, 1969-1970 sezonunda Galatasaray teknik direktörü Tomislav Kaloperović’in yardımcılığına getirildi. Ancak sezon sonunda teknik direktör ile yollar ayrılınca Metin Oktay da görevinden ayrıldı.

1972-1973 sezonu başında bu defa Bursaspor’un teknik direktörlüğünü yapan Kaloperovic’in yardımcısı oldu. Sezon ortasında Kaloperovic’in görevden ayrılmasıyla teknik direktörlüğe Metin Oktay getirildi. Ardından Galatasaray’da yöneticilik ve çeşitli gazetelerde spor yazarlığı yaptı.

13 Eylül 1991 tarihinde İstanbul Boğaziçi Köprüsü çıkışında meydana gelen trafik kazasında 55 yaşında iken hayatını kaybetti.

Gündem kategorisindeki diğer haberler için: http://k2haber.com.tr/category/gundem/

Okumaya devam et