Connect with us

Röportaj

Yeşim Gürsucu: Hikayeleştirme, Ürün ve Hizmet Pazarlamanın En Etkili Yolu

hikayeleştirme storytelling yesim gürsucu

K2 Haber olarak pazarlama sektöründe önemi giderek artan hikayeleştirme üzerine, OtherWorkers Kurucu Ortağı Yeşim Gürsucu ile bir röportaj gerçekleştirdik. Keyifli okumalar dileriz.

Röportajı Gerçekleştiren: K2 Haber (K2 olarak anılacaktır)

Röportaj Yapılan: Yeşim Gürsucu (Y.G. olarak anılacaktır)

hikayeleştirme yeşim gürsucu otherworkers

Reklamcılar Edebiyatı, Sinemayı, Felsefeyi Yeterince Merkezine Almıyor

K2: Sizi ve OtherWorkers’ı tanıyabilir miyiz?

Y.G: Okumayı, düşünmeyi, gezmeyi ve farklı sanatsal alanlarda üretim yapmayı seven biriyim. Reklam ajanslarında çalıştığım zamanlarda eksikliğini gördüğüm bir şey vardı. Okuduğumuz, baktığımız, izlediğimiz ve en çok da maruz kaldığımız reklam içerikleri hikayelerden yoksundu. Reklamda hikayeleştirmeye odaklandığımız OtherWorkers’ı bu düşünce ile kurduk.

Reklamcılar nedense edebiyatı, sinemayı, felsefeyi yeterince merkezine almıyor. Biz ajansı kurduğumuzda sadece reklam ve pazarlama alanına değil, başka alanlara da ilgi duyan insanlarla birlikte çalışmak istedik. Bu yüzden ekibimizde sürekli yeni fikirlerle gelen, heyecanlı yazar ve tasarımcı arkadaşlarımız var. Birlikte hikaye odaklı reklam filmleri ve viral videolar çekiyor, yaratıcı konseptler tasarlıyoruz. Markaların hikayelerini web sitelerinde, dergilerde, sosyal medyada ve sokakta insanlarla buluşturuyoruz.

Hikayeleştirme Pazarlama Dünyasının Yenilikçi Yaklaşımlarından Biri

K2: Hikayeleştirme tam olarak ne anlama geliyor?

Y.G: Hikayeleştirme ya da sektörde yaygın olarak konuşulan şekliyle “storytelling”, markaların ürün ve hizmetlerini hikayeler yoluyla anlatmak demek. Yani bir reklam içeriğinde karakter, olay örgüsü, tema gibi unsurları daha baskın görmek. Burada klasik pazarlama cümlelerinin aksine daha dikkat çekici, daha çok beğenilen, daha çok paylaşılan hikayelerden söz ediyoruz. Tıpkı içerik pazarlama, gerilla pazarlama, influencer pazarlama, gerçek zamanlı pazarlama gibi hikayeleştirme de pazarlama dünyasının yenilikçi yaklaşımlarından biri. Biz bu yaklaşımı, ürün veya hizmet pazarlamanın en etkili yolu olarak görüyoruz.

Tüketici Davranışları ve Pazarlama Olanakları Tümden Değişti

K2: Geleneksel reklamda yanlış bulduğunuz şey nedir?

Y.G: Aslında reklamda hikaye anlatımı yeni bir yöntem değil. Geleneksel reklam kampanyalarında da hikaye odaklı örnekler görebiliyoruz. O örnekler de zaten hafızamızdan asla silinmiyor

Bu İçerik İlginizi Çekebilir  Nur Coşkun: Klasik Anlamda Bir Medyadan Artık Bahsedemeyiz

Bir markanın reklam filmiyle ya da afişiyle karşılaştığınızda, bunun bir anlamı olmasını istiyorsunuz. Yani ürünün fiyatı ya da özellikleri bir zaman sonra size sıkıcı gelmeye başlıyor. Çünkü tüketici davranışları ve pazarlama olanakları tümden değişti. Artık marka demek değer demek, hikaye demek. Yani siz bugün bir dondurma veya içecek satın aldığınızda beraberinde o markanın değerini de satın almış oluyorsunuz.

Markalar Bir İşletme Olmanın Ötesinde İnsansı Bir Karaktere Sahip Oluyor

K2: Reklamverenler neden hikaye anlatımını tercih etmeli?

Y.G: “İndirim, kapatıyoruz, şok fiyat” gibi ifadeler tüketiciyi doğrudan satın almaya yönlendiriyor. Ancak her pazarlama cümlesi satın alma ile sonuçlanmıyor. Hikayeleştirme ise öncelikli olarak ürün ve hizmetlerin tüketicilerin hafızalarında yer etmelerini sağlıyor. Bununla birlikte markalar, bu yöntem sayesinde hedef kitleleriyle duygusal bir yakınlık kurabiliyor ve daha geniş kitlelere samimi bir şekilde seslenebiliyorlar. Markalar, bir “işletme” olmanın ötesinde insansı bir karaktere sahip oluyorlar. Satış amacı da zaten kendiliğinden gerçekleşiyor. Bugün ürün ve hizmetinizi duyan bir kişi, aylar sonra sizi hatırlıyor ve bu süreç uzun süreli bir ilişki biçimine dönüşüyor.

OtherWorkers olarak biz, markalara hikaye anlatmanın neden önemli olduğunu anlatıyoruz. Kendilerini ve ürün/hizmetlerini hikayeler ile anlatan markalar, daha fazla satış yapabiliyor ve büyüyebiliyorlar. Tüketiciler de bu sayede markalar ile daha güçlü bir bağ kuruyor. OneSpot verilerine göre, tüketicilerin yüzde 92’si markaların hikaye odaklı reklam yapmalarını istiyor. Content Marketing Institute araştırmasına göre ise, markalar için üretilen reklam içeriklerinin yüzde 95’i insanlarla bağ kurma konusunda etkisiz kalıyor. Bunun en temel nedeni ise içeriklerin ilgi çekici, faydalı ve empati odaklı olmamaları olarak görülüyor.

Markanın Gerçek Hikayesini Bulmaya Çabalıyoruz

K2: Bir markayla çalışmaya başladığınızda nasıl bir yol izliyorsunuz? Markayı tanımak, ürünü hissetmek mi gerekiyor?

Y.G: Kesinlikle. Çalışma sürecimiz klasik bir pazarlama süreci gibi değil. Markanın gerçek hikayesini bulmak için vizyon-misyon, ürün ve hizmet özellikleri gibi detayların ötesinde; marka sahibinin kim olduğu ve neden bu işi yaptığı, markanın karakteri, çalışanların kim oldukları, tüketicilerin o marka hakkında ne hissettiği gibi pek çok detayı göz önünde bulunduruyoruz. Bu süreçte yaratıcılığımızı sınırlamadan özgürce düşünüyor, marka yetkilisinin bile fark etmediği bazı noktaları ortaya koyuyoruz.

Bu İçerik İlginizi Çekebilir  Yunanistan ve Kuzey Makedonya'da İlişkiler Elçilik Seviyesine Yükseltildi

Sayın Yeşim Gürsucu’ya röportaj için çok teşekkür ediyoruz.

Röportaj kategorisindeki diğer röportajlar için: http://k2haber.com.tr/category/roportaj/

reklâm
Yorum Yapmak İçin Tıklayın

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ekoloji

Kazdağları Kardeşliği: Derelerimiz, Ormanlarımız Yok Olma Tehlikesi Altında

kazdağları kardeşliği

Doğa savunucuları ve çevre örgütleri bugün Çanakkale İskele Meydanı’nda saat 18:30’da #KazDağlarıHepimizin başlığı altında büyük bir miting düzenliyor. Çanakkale Atikhisar Barajı’nın su havzasında gerçekleştirilmek istenen metalik madencilik işletme faaliyetlerine durdurmak için mücadele eden, sosyal medya platformlarından ‘Kazdağları Kardeşliği’, Kazdağları’ndaki  ağaç ve çevre katliamına ilişkin sorularımızı yanıtladı.

– Kirazlı’da neler oluyor? Bu bölgenin Çanakkale için önemi nedir?

Kanadalı Alamos Gold Inc. şirketinin Türkiye’deki taşeronu olan Doğu Biga Madencilik, Kirazlı Balaban mevkii ve Bayramiç Cazgırlar köyü arasındaki sahada metalik madencilik yapmak istiyor. 2012’den beri çevre derneklerinin hukuki mücadelesi sürüyor. 3500 hektarlık bir alanın söz konusu olduğu dava, Danıştay’da temyiz aşamasında. Buna rağmen firma, Mart 2019’da Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’ndan inşaat faaliyetlerine başlamak için işletme izni alabildi. Projenin ilk aşamaları, firmanın ÇED raporuna göre 45.650 ağacın kesilmesi olarak planlanmıştı. Haziran ortasında yapılan tıraşlama ile ormanlarda devasa bir yara açıldı ve Tema Vakfı’nın uydu görüntüleri üzerinden tespit ettiği üzere, maden sahası ve yol bağlantıları için yaklaşık 195 bin ağaç kesildi. Yani ÇED raporunda belirtilenin 4 katından fazla ağaca kıyıldı ve onlarla birlikte yaşayan yaban hayatı da yerinden edildi.

Kirazlı Maden sahası, Çanakkale merkeze sadece 30 km uzaklıkta ve Çanakkalelilerin, 180 bin insanın tek tatlı su kaynağı olan Atikhisar Barajı’nın su havzasında yer alıyor.

Kazdağları sadece insanlar için değil birçok canlı türü için önemli bir ekosistem. Bölgenin özelliklerinden bahseder misiniz?

Kazdağları’nın kuzey yamacında, meşe, çam ormanları ile birlikte dünyada sadece Türkiye’de yaşayan 7 bitki türünün yaşam alanı burası. Bölgede 18 memeli, 41 kuş, 10 sürüngen ve 117 böcek türü yaşıyor. Orman 283 farklı bitki türüne ev sahipliği yapıyor. Planlanan maden projesi hayata geçerse 20 bin ton siyanür kullanacak ve siyanürle birlikte arsenik gibi birçok ağır metal ortaya çıkacak. Bütün bir kentin tek su kaynağı. Kazdağları’nın dereleri, yer altı suları ve tarım alanları kirlilik tehdidi altında, ormanları, nadir bitkileri ve tüm canlı hayatı ise yok olma tehlikesi ile karşı karşıya.

Kazdağları birçok canlının yaşadığı çok hassas bir ekosistem hem Türkiye hem de Dünya için önemi çok büyük. Ama ne yazık ki tüm değerleriyle koruma altına almak yerine, maden ve enerji sektörünün hizmetine sunuluyor. Çevre derneklerinin ve Çanakkaleli vatandaşların hukuki olarak mücadele ettiği daha birçok maden alanı var. Tüm bunlara izin verilirse, şu an temiz havasıyla akciğerlerimiz olan Kazdağları ve Çanakkale büyük zarar görecek.

Bu topraklar ayrıca tarım açısından da çok önemli, halkın büyük çoğunluğu geçimini tarımdan sağlıyor. Eğer bu projelere izin verilirse Çanakkale domatesi, Bayramiç beyazı, Ezine peyniri diye bir şey kalmayacak.

– Bugün gerçekleştirilen mitingte doğa savunucularının talepleri nelerdir?

Biz öncelikle Çanakkale Valiliği’nden ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan, ÇED’e aykırı olarak kesilen ağaç sayısını tespit etmelerini ve ÇED’e aykırı ilerleyen işletmeyi acilen durdurmalarını talep ediyoruz.

Kazdağları üzerinde ne yazık ki işletme izni bekleyen 30’a yakın madencilik projesi bulunuyor. Sırf Kirazlı’daki ruhsat sahibi Alamos Gold firmasının Kazdağları üzerinde 2 projesi daha var. Her iki proje de köylerin içme ve kullanma sularının havzaları ve Çanakkale Boğazı’ndan döküldüğü yere kadar geçtiği tüm tarım arazilerini sulayan Karamenderes Çayı’nın doğduğu alanda.

Kazdağları sadece insanların yaşam alanı değil, burada milyonlarca masum canlı yaşıyor. Biz Çanakkale halkı olarak yaşadığımız yeri korumamız gerektiğine inanıyoruz. Yetkili kişilerden de aynı duyarlılığı göstermelerini ve Kazdağları üzerine yapılması planlanan vahşi madencilik projelerine izin vermemelerini istiyoruz.

Kazdağları Kardeşliği platformu gönüllülerine teşekkür ediyoruz.

Bu İçerik İlginizi Çekebilir  Turizmde Yüzler Gülüyor: 7 Ayda 22 Milyon Yabancı Ziyaretçi

Ekoloji kategorisindeki diğer haberler için: http://k2haber.com.tr/category/ekoloji/

Röportaj kategorisindeki diğer içerikler için: http://k2haber.com.tr/category/roportaj/

Okumaya devam et