Connect with us

Hayvan Hakları

UNESCO Türkiye’de Örnek Proje Gösterdi

-

Akdeniz Koruma Derneği Çağdaş Yaşar

Akdeniz Koruma Derneği tarafından ‘Gökova Körfezi Deniz Koruma Alanında İklim Değişikliği Dayanıklılığının Artırılması’ projesi UNESCO tarafından Türkiye’de örnek proje olarak gösterildi.

Son yıllarda dünya genelinde yaşanan, kuraklık, iklim değişikliği, orman yangınları, yaz ortasında sel felaketleri gibi ekstrem olaylar sonrası iklim değişikliğinin etkilerinin azaltılmasına yönelik projeler dikkat çekiyor. Bu projelerden birisi de Akdeniz Koruma Derneği tarafından yürütülen ‘Gökova Körfezi Deniz Koruma Alanında İklim Değişikliği Dayanıklılığının Artırılması Projesi’ oldu.

Muğla’nın dünyaca ünlü Gökova Körfezi’nde yürütülen proje ile sürdürülebilir balıkçılık, istilacı türlerin ekonomik değerinin arttırılması, kum köpekbalıkları ve nesli tehlike altında olan Akdeniz Foku’nun yaşam alanlarının korunması ve genişletilmesi, genç balıkçılık projesi ve kadın balıkçılar gibi projeler Türkiye’de ve dünyada birçok ödüle değer görüldü.

Akdeniz Koruma Derneği Projeleri İle Çok Sayıda Ödül Aldı

Akdeniz Koruma Derneği tarafından yürütülen proje alanlarında önemli habitat geri kazanımı, balık stokları, balıkçılar için artan gelir, istilacı türlerin bolluğu ve kum köpekbalıklarının ve Akdeniz fokunun geri dönüşü ile Gökova Körfezi’nde başarıyla yürütüldü. 2010 ve 2017 yılları arasında balıkçılık gelirlerinde yüzde 400’lük bir büyüme yaşanırken, bu pilot proje, 2014’te UNDP Ekvator Ödülü, 2017’de Altın Whitley Ödülü ve UN FAO ‘En İyi Uygulama’ dahil olmak üzere birçok ödül aldı.

Gökova Körfezi deniz habitatı restorasyonu pilot projesi sadece beş yılda önemli sonuçlar elde etti. Gökova Körfezi’nden Gelidonya Burnu’na kadar olan kıyı şeridi önemli bir deniz yaşam alanı olurken, artan deniz suyu sıcaklıkları, yasadışı balıkçılık ve turizm nedeniyle artan istilacı türlerin baskısı altında olduğu açıklandı.

Türkiye’de Termik Santral Gerçeği: 55 Yılda 200 Bin Erken Ölüm

Proje İle Kum Köpek Balığı ve Akdeniz Foku Da Korunuyor

Akdeniz Koruma Derneği sözcüsü Çağdaş Yaşar, Akdeniz Koruma Derneği’nin Gökova Körfezi’nde deniz koruma alanlarında iklim değişikliğine karşı direncin arttırılmasına yönelik proje yürüttüğünü açıkladı. Yaşar, “Bu proje kapsamında kum köpek balığı, Akdeniz Foku gibi hassas türlerin korunması, yaşam alanlarının çoğaltılması ayrıca bölgede bulunan deniz koruma alanlarındaki balıkçılığa kapalı alanların aktif olarak denetlenmesi, yasa dışı balıkçılığın engellenmesi için çalışmalar yürütüyor” dedi.

UNESCO Tarafından Örnek Proje Gösterildi

Akdeniz Koruma Derneği tarafından yürütülen ‘Gökova Körfezi Deniz Koruma Alanında İklim Değişikliği Dayanıklılığının Artırılması Projesi’nin UNESCO tarafından Yeşil Vatandaşlar (Green Citizens) kampanyasında Türkiye’de örnek proje olarak gösterildiğini belirten Yaşar, “UNESCO ‘Green Citiens’ yani yeşil vatandaşlar adına bir kampanya başlattı. Bu kampanyada da Türkiye’de ilk örnek proje olarak Akdeniz Koruma Derneği’ni seçtiler. Bu bizim için çok önemli. Çünkü UNESCO Green Citizens kampanyası, yerelden gelen bilgiyi, iklim değişikliğinin etkileri ile farkındalığın oluşturulduğu bir faaliyet” dedi.

Projenin Alanı ve Kapsamı

2012 yılından bu yana deniz koruma alanları üzerinde çalıştıklarını belirten Akdeniz Koruma Derneği sözcüsü Çağdaş Yaşar, “Bu projeye 2019 yılında başladık. Gökova Körfezi, Göcek ve Antalya Kaş’ta iklim değişikliğine olan direncin arttırılmasına bağlı çok sayıda çalışma yürütüyoruz. Bu çalışmalar içinde deniz altı temizliği, deniz koruma alanlarındaki yasa dışı balıkçılığın engellenmesi, foklar ve kum köpek balıkları ile ilgili yapılan çalışmalar var. Kum Köpekbalıkları ile ilgili 7/24 online olarak izlenen Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile birlikte yürüttüğümüz çalışma var. Tarım ve Orman Bakanlığı ve Sahil Güvenlik ile yasa dışı balıkçılığı önleme çalışmalarımız var” dedi.

Goca Moğlalılar Çimento Tozu Değil, Temiz Hava Solumak İstiyor!

Balıkçının Geliri Yüzde 400 Arttı

Proje çalışmasının yürütüldüğü alanlarda balık popülasyonlarında artış, balıkçıların gelirinde ise yüzde 400’e varan artış yaşandığını belirten Yaşar, “Aslında biz doğa koruma çalışmalarına ekosistem temelli yaklaşımla ilerliyoruz. Bu tür habitatları veya bu doğal kaynaklarımızı sürdürülebilir kullanmamız için küçük ölçekli kıyı balıkçılığını desteklememiz gerekiyor. Yaptığımız çalışmalarda da balık popülasyonunun artışıyla hem kıyı balıkçılığının gelirini arttırarak hem ekosisteme temelli, hem doğalı koruyoruz, hem de insanların sürdürülebilir olarak doğayı kullanmasını sağlıyoruz. Yapılan bu çalışmaları bilimsel olarak doğrulayabilmemiz için Kooperatiflerden balıkçılık verisi alıyoruz. Balığın kooperatiflere geldiği andan itibaren her gün tek tek kaç kilo hangi balıktan çıkmış, kim ağ atmış, kim baragedi atmış gibi verileri tutarak aylık olarak aylık olarak tekne başına düşen balıkçının gelirinden ortalama olarak bir artış olduğu gözüküyor. Bu da Türk Lirası olarak baktığımızda yüzde 400, Dolar bazında ise yüzde 80 gibi bir artış var balıkçının gelirinde. Bu da şu anlama geliyor. Buradaki balık popülasyonunda veya buradaki ekosistemde bir değişiş olmaya başladı. Deniz Koruma alanlarının içerisinde metrekare olarak yaklaşık 4 kat artmış vaziyette. Dışında da 2 kat artmış vaziyette” dedi. (İHA)

Hayvan Hakları

‘Hayvan Soykırımı’ Yaşanan Elazığ Barınak Davası’nda Karar Açıklandı

-

Yaşam İçin Yasa İnisiyatifi

“Açlıktan birbirini yiyen hayvanların davası” olarak bilinen Elazığ Barınak Davası’nda karar açıklandı. Barınak yetkilileri görevi kötüye kullanma suçundan 6 ay cezaya çarptırıldı. Türkiye’de barınak görevlilerinin ilk kez ceza alması sebebiyle karar, emsal niteliği taşıyor. 

K2 HABER | Veteriner hekim ve hayvan hakları aktivisti Türkan Ceylan, kamuoyunda bilinen adıyla “Barınak Meleği” tarafından Elazığ hayvan bakım evindeki kötü koşullar nedeniyle başlattığı hukuk mücadelesinde bugün Elazığ’da görülen duruşmada karar açıklandı. Elazığ Hayvan bakım evinde görev yapan sanıklar, “görevi kötüye kullanma suçunun” alt sınırından 6 ay cezaya çarptırıldı.

Barınak Çalışanlarına İlk Ceza

Türkiye’nin değişim platformu Change.org’da, Elazığ’da yaşanan vahşeti engellemek adına başlattığı imza kampanyası ile 100 bine yakın kişinin desteğini alan Türkan Ceylan, dava sonrasında yaptığı açıklamada davanın kazanılması nedeniyle çok mutlu olduğunu ifade etti ve şunları söyledi:

“Mücadelemiz sonuç verdi. Kazandık! Çok mutluyum ve yanımda olan herkese teşekkür ederim. Sanıklar görevi kötüye kullanma suçundan ceza aldı. Bu, bugüne dek barınak çalışanlarına verilen ilk ceza ve bu anlamıyla emsal bir karar olması açısından çok önemli.”

Elazığ ‘Hayvan Soykırımı’ Davası Sanığı: ‘Küçük Bazı Hatalar Yapılmış Olabilir’

Kampanyamız Devam Edecek

Cezanın alt sınırdan verildiğine dikkat çeken Türkan Ceylan, bununla ilgili bir üst mahkemeye başvuracaklarını belirterek, “Oradan da olumlu sonuç alacağımıza inanıyorum, çünkü bu kişiler kamu çalışanı olduğu için alt sınırdan ceza verilemez. Cezalar artırılana dek kampanyamız devam edecek” dedi.

Ne Olmuştu?

  • “Barınak Meleği” olarak tanınan Türkan Ceylan, Elazığ Barınağı’nda yaşanan hayvan hakları ihlalleri için bir kampanya başlattı. 
  • İlk kez bir davada Barınak yetkilileri ve görevlileri yargılanmaya başladı. Barınakta birbirini yiyen hayvanlar savcılık eliyle tespit edildi ve kanıt olarak fotoğrafları dosyaya konuldu. 
  • İlk defa bir iddianamede “adeta hayvan soykırımı” yapılmıştır suç tanımlaması yapıldı. 
  • Resmi kaynaklara göre 4 ayda 1062 hayvan öldü ve hiçbirinin ölüm raporu yoktu. 
  • Son olarak, Elazığ Belediyesi barınaktaki kedilerin açlıktan birbirini yemesini “Kedilerin birbirini yemesi normaldir” şeklinde savundu. 

Okumak için tıklayın

Hayvan Hakları

Elazığ ‘Hayvan Soykırımı’ Davası Sanığı: ‘Küçük Bazı Hatalar Yapılmış Olabilir’

-

elazığ davası

Hayvan hakları örgütlerinin yakından takip ettiği Elazığ barınağında yaşanan hayvan soykırımına ilişkin davanın 3. duruşması bugün gerçekleşti. Savcı tüm sanıkların ayrı ayrı cezalandırılmasını talep etti.

Hayvan hakları gönüllülerin ortaya çıkardığı, savcının iddianamesinde ‘soykırım’ olarak nitelediği Elazığ Barınağı’nda yaşanan sistematik hayvan hakları ihlallerine ilişkin görülen davanın 3. duruşması bugün gerçekleşti. Elazığ Adliyesi 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada, STK ve Baroların davaya katılma talepleri yine reddedildi. Barınakta yaşananları ortaya çıkaran gönüllü Türkan Ceylan’ın da hayvanları temsilen davaya katılma talebi de reddedildi.

Duruşmada dinlenen tanıklar suçun işlendiği dönemle ilgili bir tanıklıklarının olmadığı belirtti. Tanıklardan biri barınağın şu an “beş yıldızlı otel gibi” olduğunu söyledi. Yine tanıklardan biri hasta ve sağlıklı hayvanların ayrı ayrı tutulduğunu belirtti ancak keşif tutanaklarında hasta ve sağlıklı hayvanların bir arada tutulduğu kanıtlanmıştı.

2015-2017 arasında barınakta müdür olarak görev yapan tanık ise sanıkların görevlerini iyi bir şekilde yerine getirdiklerini, çoğu zaman trafik kazası geçirmiş ve ölmek üzere olan hayvanların barınağa geldiğini ve bu yüzden öldüklerini söyledi. Yine bilirkişi raporunda ve görüntülerde hayvanların trafik kazasından değil hastalıktan öldüğü ve birbirlerini yedikleri görülmüştü.

Savcının ‘hayvan soykırımı gerçekleşmiştir’ ifadelerine rağmen, sanık müdafii barınak ilk defa kurulduğu için “ufak tefek eksikliklerin olabileceğini”, “küçük bazı hataların yapılmış olabileceğini”, “bunlara aslında müsamaha gösterilmesi gerektiğini” söyledi.

Hayvan Hakları İzleme Komitesi HAKİM, dinlenen tüm tanıkların ezber beyanlarının dosyada bulunan görüntüler ve bilirkişi raporu ile çeliştiğini ifade etti. Savcı ise sanıkların ayrı ayrı cezalandırılmalarını talep etti. Duruşma 29 Mart’a ertelendi.

Ne Olmuştu?

Elazığ Geçici Bakımevi ve Rehabilitasyon Merkezi ile ilgili olarak burayı ziyaret eden gönüllüler tarafından hayvanlara kötü muamelede bulunulduğu, çiftlikte yaşayan hayvanlara uygun ilaçların kedi ve köpeklere kullandırıldığı, yaralı kedilerin bir oda içinde ve toplu halde tutulduğu, kafes içindeki parazitlerin temizlenmediği, dışkıların hayvan kafeslerinde bırakıldığı, mama kaplarının olmadığı ve kafeslerin pis ve bakımsız olduğu yönünde Elazığ Belediyesi Geçici Bakımevi müdürü ve veteriner hekimler hakkında suç duyurusunda bulunulmuştu.

Savcı olay yeri inceleme gerçekleştirerek, iddia edilen hususları doğrular nitelikte tespitlerin olduğu bir tutanak düzenlendi ancak Elazığ valiliği soruşturmaya izin vermedi. Bunun üzerine gönüllüler davayı bölge idare mahkemesine taşıdı. Üst mahkeme, hayvanların sağlıklı şartlarda barınmasından sorumlu olanların görevlerini kötüye kullandıkları yönünde kuvvetli şüphe hali bulunduğundan soruşturma izninin verilmesi gerektiğine hükmederek Elazığ Valiliği’nin kararını kaldırdı, bakımevi müdürü ve veteriner hekimlerinin de dahil olduğu 4 sanık hakkında kamu davası açıldı. (HAKİM)

Okumak için tıklayın

Hayvan Hakları

Geç Gelen Adalet: ‘Davayı Kazandık Ama Hayvanları Kaybettik’

-

yaban keçisi adana

Vegan Derneği Türkiye ile Hayvan Hakları ve Etiği Derneği’nin beş ili kapsayan yaban keçisi “av ihalesine” karşı açtığı yürütmeyi durdurma ve iptal talepli davasında nihai karar altı ay sonra açıklandı. Mahkeme, Tarım ve Orman Bakanlığı izniyle açılan av ihalesinin iptaline altı ay sonra karar verdi. Dernekler ise “geç gelen adaleti” protesto ettiklerini duyurdu.

K2 HABER | Tarım ve Orman Bakanlığı’nın Adana, Hatay, Niğde, Kayseri ve Mersin illerini kapsayan yaban keçisi av turizmi ihalesine karşı Vegan Derneği Türkiye (TVD) ile Hayvan Hakları ve Etiği Derneği tarafından, Hayvanlara Adalet Derneği’nin (HAD) desteğiyle 27 Eylül 2021 tarihinde açılan davada nihai karar açıklandı.

17 Şubat’ta Adana’da görülen duruşmanın ardından kararı taraflara dün itibarıyla duyuran Adana 2. İdare Mahkemesi, ihalenin “hukuka aykırı” olduğu gerekçesiyle, dava açıldıktan ancak altı ay sonra avın iptaline karar verdi.

Mersin Barosu’nun Danıştay’da elde ettiği emsal sonuca da atıfta bulunan gerekçeli nihai kararda şöyle denildi: “Yaban hayvanlarının sayılarına, avlanacakları sahalara ve avlanmanın sonuçlarına ilişkin somut ihaleler açısından davalı idare tarafından bilimsel, somut ve kapsamlı araştırma ve tespitler yapılmadan gerçekleştirilen dava konusu ihalede hukuka uygunluk bulunmamaktadır. Nitekim benzer bir uyuşmazlıkta verilen Danıştay 13. Dairesinin 28/12/2021 tarih ve E:2021/3939, K:2021/5365 sayılı kararı da bu doğrultudadır.” 

Av Cinayettir: ‘Bolu’daki Kızıl Geyik Avı Mahkeme Tarafından İptal Edildi’

Hayvan Hakları Örgütleri ‘Geç Gelen Adaleti’ Protesto Ediyor 

Mahkemenin altı ay boyunca yürütmeyi durdurma kararı vermemesi ve bu süre içinde dava dosyasının “görevsizlik” kararı ile Adana’dan Danıştay’a, ardından yine Adana’ya gönderilmesi ise, bir kez daha hayvan hakları örgütleri tarafından eleştirildi. Dernekler, nihai karara dair yaptıkları ortak açıklamada, mahkemenin çok geç karar aldığını, yaban keçileri için belirlenen “av sezonu” bitimine 15 gün kala nihai kararın verildiğini ve bu süreçte tüm yaban keçilerinin avcılar ve av şirketleri tarafından öldürülmüş olabileceğini vurguladı. 

Eylül – Aralık 2021 tarihleri arasında davaya konu beş ilde kaç yaban keçisinin öldürüldüğünü CİMER üzerinden Tarım ve Orman Bakanlığı’na soran dernekler, yaptıkları açıklamada bilgi edinme başvurularına bakanlıktan resmi yanıt alamadıklarının da altını çizdi.

Vegan Derneği Türkiye (TVD) ile Hayvan Hakları ve Etiği Derneği tarafından sosyal medyada paylaşılan açıklamanın tamamı şöyle:

‘Davayı Kazandık ama Hayvanları Kaybettik: Geç Gelen Adaleti Protesto Ediyoruz’

30 Eylül 2021 tarihinde “av turizmi” kapsamında Adana, Mersin, Hatay, Niğde ve Kayseri’de nesli tükenme riskiyle karşı karşıya olan 70 yaban keçisinin öldürülmesine engel olmak amacıyla, Tarım ve Orman Bakanlığı’na karşı Adana 2. İdare Mahkemesi’nde Hayvan Hakları ve Etiği Derneği ile ortak açtığımız davada, nihai karar ancak altı ay sonra geldi. Bu süre içinde “yürütmeyi durdurma” kararı vermeyen mahkeme, bilgi de edinemediğimizden, muhtemelen tüm yaban keçilerinin ölümüne sebep oldu.

31 Mart 2022 tarihine kadar öldürülmesi planlanan yaban keçilerine yönelik av ihalesinin iptal edildiğini 14 Mart’ta duyuran mahkemenin geç gelen bu kararı, yaşam hakkını savunduğumuz tüm yaban keçilerinin katline davetiye çıkarmıştır. Av ihalelerinin etik dışı olmasının yanı sıra hukuk dışı olduğu, Türkiye’nin çeşitli illerindeki mahkemeler tarafından defalarca kanıtlanmıştır. Bu kararların her biri avukatımızca mahkemeye sunulmuştur.

Üstelik dava dosyamız Adana’dan Danıştay’a, Danıştay’dan tekrar Adana’ya gönderilirken, bir türlü açıklanmayan nihai kararı beklerken, kaç yaban keçisinin avcılar ve av şirketlerince öldürüldüğünü öğrenmek için Tarım Bakanlığı’na yaptığımız bilgi edinme başvurusuna da hiçbir resmi yanıt verilmemiştir. Yürütmenin durdurulmadığı her gün katliamın sürdüğü defalarca dile getirilmesine rağmen dava süreci, çeşitli sebepler gerekçe gösterilerek uzatılmıştır.

Dünyada Vegan Yaşayan İnsan Sayısı Kaçtır?

Geç Gelen Adalet, “Adalet” Değildir!

Adana 2. İdare Mahkemesi’nin aylar sonra verdiği karar, adaletin kaybettiğinin kanıtıdır. Vegan Derneği Türkiye ve Hayvan Hakları ve Etiği Derneği olarak davayı kazanmış olabiliriz ama hayvanları kaybettik. Yaban keçileri yaşamlarını kaybetti. Bu kaybın telafisi yok. Avcılık tamamen yasaklanana kadar mücadeleye devam edeceğiz.

Ne Olmuştu?

“Av turizmi” kapsamında Adana, Mersin, Hatay, Niğde ve Kayseri’de nesli tükenme riskiyle karşı karşıya olan 70 yaban keçisinin öldürülmesine engel olmak için TVD ve Hayvan Hakları ve Etiği Derneği, Adana 2. İdare Mahkemesi’nde Tarım ve Orman Bakanlığı’na dava açmıştı.

31 Mart 2022 tarihine kadar 18 parti halinde 70 yaban keçisi “acente kotasının avlattırılması işi” ihalesinin yürütmesinin acilen durdurulmasını ve iptalini talep dava dilekçesinde, yaban keçilerinin avlanması üzerinden maddi gelir elde edilmesinin ulusal ve uluslararası mevzuata aykırılık teşkil ettiği vurgulanmıştı.

Ancak Adana 2. İdare Mahkemesi, ihalenin Adana’ya ek olarak dört ili daha kapsadığını gerekçe göstererek “görevsizlik” kararıyla dava dosyasını aylar sonra Danıştay’a sevk etmiş, Danıştay da dosyayı yeniden Adana’ya göndermişti. Bu süre içinde ise, Bolu ve Konya’da TVD’nin açtığı av karşıtı davaların aksine yürütmeyi durdurma kararı verilmemiş ve hayvanların avcılarca öldürülmesine devam edilmişti.

Okumak için tıklayın

Hayvan Hakları

Bartın’da Hayvana Cinsel Saldırı Davasında ‘Adalet’ Yine Çıkmadı

-

Hayvan hakları bartın

Bartın’da hayvana işkence ve cinsel saldırı davasında adalet yine çıkmadı. Birçok hayvan hakları ve özgürlüğü savunucusu kişi, kurum ve topluluk davaya katılım talebinde bulunmuş ve hayvanlar adına bir kez daha adalet çağrısı yapmıştı.

Bartın’da Mahkeme heyeti Bartın Hayvanları Koruma ve Yaşatma Derneği ve Bartın Çevre Derneği dışındaki sivil toplum kuruluşlarının suçtan doğrudan zarar görmedikleri gerekçesiyle, davaya katılma taleplerini reddetti.

Mahkeme sonucunda sanığın 15 günde bir imza atma adli kontrol kararı kaldırıldı. Sanığın iktidarsız olduğuna dair rapor alınması talebi ise reddedildi.

Duruşmada dinlenen tanıklar ilk ifadeleriyle uyumlu beyanda bulundular, sanığı hayvanın üzerinde gördüklerini, video kaydında da açıkça görüldüğünü belirttiler. Dava 24 Mayıs 2022 saat 14.45’e ertelendi.

Zülal Kalkandelen Röportajı: ‘Bilimin, Aklın ve Vicdanın Sesini Dinleyip Vegan Olun’

BurHAK: ‘Herkesi Hayvanlara Yaşatılan Şiddete ve Hak İhlallerine Sessiz Kalmamaya Çağırıyoruz’

Burak Özgüner Hayvan Hakları Çalışma Merkezi (BurHAK) tarafından yapılan açıklamada, “Bu duruşma vesilesiyle, her gün toplumsal cinsiyet temelli insan şiddetine ve türcülüğe maruz bırakılan tüm hayvanların yanında olduğumuzu, emsal bir karar çıkana kadar bu davayı da takip etmeye ve mücadeleye devam edeceğiz. Her ne kadar kabul edilmese de, hepimiz bu suçtan zarar göreniz. Bu nedenle herkesi, öncelikle hayvanlara yaşatılan şiddete ve hak ihlallerine sessiz kalmamaya, insan dışı hayvanların sesine ses katmaya çağırıyoruz.” ifadeleri kullanıldı.

Ne Olmuştu?

2021 Temmuz ayında M.D. isimli kişinin (66) Bartın Kayadibi Çavuş Köyü’nde bir vatandaşın sorumluluğu altındaki bir köpeğe tecavüz etmesi üzerine tutuklanmış fakat yedi gün sonra serbest bırakılmıştı. Hayvan hakları ve özgürlüğü savunucuları karara itiraz etmiş ve davaya müdahil olma talebinde bulunmuştu.

Okumak için tıklayın

Hayvan Hakları

 Çağrılar Sonuç Verdi: Vegan Derneği ve YTÜ Öğrencileri Vegan Menü Hakkını Kazandı

-

YTÜ Vegan Derneği Türkiye

Vegan Derneği’nin Yıldız Teknik Üniversitesi yemekhanesini dönüştürmek ve üniversitede “yeşil tabak” sayısını artırmak için YTÜ Vegan Vejetaryenler Topluluğu ile yürüttüğü kampanya olumlu sonuç verdi. 28 Şubat 2022 tarihinden itibaren üniversite yemekhanelerinde vegan menü çıkarılacak.

Üniversitelerde vegan yemek hakkı mücadelesi sürüyor. En son kazanım Yıldız Teknik Üniversite’sinden (YTÜ) geldi. YTÜ Vegan Vejetaryenler Topluluğu (YTÜ VVT) ile Vegan Derneği Türkiye’nin (TVD) birlikte #YTÜVeganMenüİstiyor kampanyası 14 Şubat’ta başarıya ulaştı.

TVD, YTÜ yönetimine yaptığı yazılı başvurunun ardından YTÜ Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanlığı Beslenme Birimi Şube Müdürlüğü’nden resmi olarak “Üniversitemizde 28.02.2022 tarihi itibarı ile vegan menü çıkmaya başlayacaktır” yanıtını aldı.

500 Islak İmza Toplandı

Vegan yemek seçeneklerinin eksik ve yetersiz olması ve gerektiği gibi etiketlenmemesi sebebiyle Ocak 2022’de harekete geçen öğrenciler, gerek sağlık nedenleri ile, gerekse ekolojik ve etik sebeplerle her bireyin sağlıklı beslenmeye erişim hakkı için üniversite yemekhanelerinde vegan menü talep eden ve bu talebi destekleyen yüzlerce kişiye ulaştı.

Kampüslerinde yeterli miktarda ve düzenli olarak vegan menü çıkarılması için TVD ile ortak kampanya başlatan YTÜ öğrencileri, üniversitenin kampüslerinde topladıkları 500 imzayı üniversite yönetimine 1 Şubat’ta teslim etti.

Vegan Derneği Türkiye: ‘Veganlık Vicdan Hürriyeti Kapsamına Alınmalı’

Üniversite Dışından Öğrencilere Destek

TVD ise YTÜ VVT başta olmak üzere, YTÜ’de vegan menü çıkarılmasını isteyen tüm öğrencilere destek olmak için change.org/ytuveganmenu adresinde #YTÜveganmenüistiyor etiketiyle bir imza kampanyası başlattı.

Dernek, YTÜ yönetiminin öğrencilerin taleplerini dikkate alarak;

  • Besin değeri açısından yeterli bir vegan menü sunması,
  • Herkes için yeter miktarda vegan yemek çıkarması,
  • İnsanların ne yedikleri konusunda bilinçli seçimler yapabilmeleri için yemekleri uygun şekilde etiketlemesi,

gerektiğini hatırlatarak vegan öğrenciler için daha geniş bir kitlenin ses çıkarmasını sağladı.

Sağlıklı beslenmeye erişim hakkının insan hakları kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan imza kampanyasına bir ayda 1665 kişi imza atarak YTÜ öğrencilerinin mücadelesine katkıda bulundu.

Nusret Önünde Vegan Protesto: ‘Yaşam Hakkına Saygı Duy’

‘Veganlık Vicdan Hürriyeti Kapsamında Değerlendirilmelidir’

TVD Kurucu Başkanı Ebru Arıman, YTÜ rektörü Prof. Dr. Tamer Yılmaz ile YTÜ Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanlığı’na yaptıkları çağrının olumlu sonuçlanmasını memnuniyetle karşıladıklarını belirterek şunları söyledi: “Veganlık, temel olarak etik yönüyle, hayvanları mal ve hizmet olarak gören anlayışın reddidir. Bu noktadan hareketle, vegan bireyler hayvanları hayatlarının her alanında sömürü malzemesi yapacak durum ve davranışlardan kaçınırken, aynı zamanda işin beslenme boyutunda da hayvansalları tüketmeyi de reddederler. Dolayısıyla veganlık yalnızca bir beslenme biçimi olarak değerlendirilemeyecek kadar derin, vicdani bir bakış açısıdır. Anayasamızda bireylerin ‘Sağlıklı Yaşam/Beslenme Hakkı’ da, ‘Vicdan Hürriyeti’ de güvence altındadır. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu ve Mediko-Sosyal Sağlık, Kültür ve Spor İşleri Dairesi Uygulama Yönetmeliği de, üniversite yemekhanelerinde vegan beslenmeye uygun menüler bulundurulması için üniversitelere pozitif yükümlülük yüklemektedir. YTÜ’nün aldığı bu kararın, tüm üniversitelerde vegan menü uygulamasının hayata geçirilmesi için Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanlığı’na yaptığımız yazılı başvurunun sonucunu hızlandırmasını ve bu süreçte diğer üniversitelere örnek olmasını umuyoruz.”

Dünyada Vegan Yaşayan İnsan Sayısı Kaçtır?

Üniversitelerde Vegan Menü Neden Önemli?

Özellikle üniversite kampüslerinde vegan menü sunmak, bunu düzenli ve sistemli hale getirmek son derece önemli. Çünkü:

  • Hayvanlar, beslenme alışkanlıklarımız yüzünden ölçülemez derecede acı çekiyor. Günümüzde giderek artan sayıda insan, hayvanlardan elde edilen içerikler içermeyen vegan yemekleri tercih ediyor. Hayvan sömürüsüyle mücadelenin en etkili yollarından biri vegan yaşam tarzına geçmektir.
  • Gezegenimizdeki tüm canlı yaşamını tehdit eden bir iklim kriziyle karşı karşıyayız. Bu sebeple karbon ayak izini azaltmak herkesin sorumluluğudur. Hayvancılık ve iklim değişikliği arasındaki bağlantıya dair şimdiye kadar yapılmış en kapsamlı araştırma, “et”, süt ve süt “ürünlerinden” kaçınmanın gezegen üzerindeki çevresel etkimizi azaltmanın en önemli yolu olduğunu ortaya koydu. İklim kriziyle mücadele konusunda öncülük etmek ve yeni nesillerin geleceğini güvence altına almak için bu tür önlemleri ilk alan, eğitim kurumları olmalıdır.
  • Birçok insan, hayvansal “ürünlere” dair artan sağlık endişeleri nedeniyle bitkisel bazlı gıdalar tüketmeyi tercih ediyor. Çok sayıda bilimsel veri, sağlıklı bir yaşam için işlenmemiş gıda ve bitki bazlı bir beslenmenin en iyisi olduğunu gösteriyor. Her bireyin sağlıklı ve besin değerleri açısından eksiksiz bitki bazlı yemeklere erişim hakkı tartışılmaz olmalıdır; bireylerin ve kurumların inisiyatifine bırakılmamalıdır.

Dernek, web sitesinde yaptığı açıklamada, üniversitesinde vegan yemek hakkı için ilk adımı atan ve üniversite yönetimini harekete geçirmek için desteğe ihtiyacı olan vegan öğrencilere ve topluluklara seslenerek dayanışma çağrısında bulundu. 

Okumak için tıklayın

Ekoloji

Yaban Keçilerinin Yaşamı İçin: ‘Mahkeme 15 Gün İçinde Kararını Açıklayacak’

-

vegan derneği türkiye

Vegan Derneği Türkiye’nin, Konya ve Karaman’daki “av ihalesine” karşı açtığı yürütmeyi durdurma ve iptal davasında, mahkeme 15 gün içerisinde kararını açıklayacak.

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın Konya ve Karaman illerini kapsayan av ihalesine karşı Vegan Derneği Türkiye (TVD) tarafından 24 Kasım’da açılan davanın ilk duruşması bugün görüldü.

Yaklaşık iki aydır devam eden davada, dünya çapında yalnızca Türkiye’de görülen ve nesli tükenen Anadolu yaban koyunlarının (Ovis gmelini anatolica) ve yine nesli tükenme tehlikesi altında olan yaban keçilerinin (Capra aegagrus) avlanması için açılan ihalenin yürütmesinin iptali bir kez daha talep edildi. Mahkeme, Tarım ve Orman Bakanlığı izniyle açılan av ihalesinde kararı 15 gün içerisinde açıklayacağını duyurdu.

Duruşmaya, Ankara Barosu ve Konya Barosu Hayvan Hakları Komisyonlarının avukatları, Yunuslara Özgürlük Platformu ve Hayvan Hakları İzleme Komitesi’nin temsilcileri ve Konya’daki vegan aktivistler destek için katıldı.

Vegan Derneği Türkiye: ‘Veganlık Vicdan Hürriyeti Kapsamına Alınmalı’

Ebru Arıman: ‘Türkiye Çapında Av Katliamı Tamamen Yasaklanana Kadar Mücadele Edeceğiz’

Duruşma sonrası basın açıklaması yapan TVD Başkanı Ebru Arıman, “Ormanların ve dağların asıl sakinleri olan hayvanların yaşam hakkı, mahkemelerin av karşıtı emsal kararlarına rağmen her yıl keyfi bir şekilde, spor-hobi-turizm adı altında, ekonomik çıkar uğruna bakanlıkça av şirketlerine ve avcılara satışa çıkarılıyor. Buna engel olmak, hayvanları ve yaşam alanlarını korumakla yükümlü olan bakanlıkların sorumluluğunda olması gerekirken, barolar ve sivil toplum kuruluşları harekete geçmediği takdirde, her yıl yüzlerce can kaybediyoruz. İnsanların ’zararlı’ gördüğü yaban hayvanlarını zehirleyerek veya vurarak öldürmesinin önünü açan ve yakın zamanda Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren yeni yönetmelik de bunun bir başka örneği. Özgür ve güvende yaşama hakkının yalnızca insana ait olmadığı gerçeğinden hareketle, diğer türlerin yaşadığı hak ihlallerine karşı verdiğimiz mücadeleye ek olarak, hem bu ihalenin hem de yeni yönetmeliğin iptali için, hatta Türkiye çapında av katliamı tamamen yasaklanana kadar, yaşam hakkını savunan tüm oluşumlarla bir araya gelecek ve mücadelemizi büyüterek devam ettireceğiz” dedi.

Dünyada Vegan Yaşayan İnsan Sayısı Kaçtır?

Okumak için tıklayın

Hayvan Hakları

At Yarışlarında Vahşet Sürüyor: ‘Atlar Kırılıp Atılacak Sandalye Mi?’

-

Adana’da yapılan koşuda devrilen ve sağ ön ayağında kırık oluşan, 4 yaşındaki Arap atı Yamato, ilgililerin isteği üzerine iğneyle öldürüldü.

Hipodromlarda yaşanan sistematik vahşet ve işkence bitmiyor. Spor olarak sunulan bu kumar sisteminde, atların koşmak dışında hiçbir hakkı bulunmuyor. Yaşanan kırıklarda ise tedavinin maliyeti ve atların eski performansına ulaşamayacağı gerekçesiyle atların ölümüne göz yumuluyor.

Geçtiğimiz günlerde Adana’da yaşanan 6. koşuda ise üç at ard arda devrildi. Açıklanan yarış komiser raporunda, “10 numaralı YAMATO isimli atın ön sağ ayağında kırık tespit edilmesi nedeniyle at ilgililerinin isteği üzerine uyutulmuştur.” açıklamasına yer verildi.

Yamato adana koşu

Hipodromlardaki İşkence: At Yarışlarında Yaşanan Sistematik Zulüm

Kalkandelen: ‘Atlar Kırılıp Atılacak Sandalye Mi?’

Vegan Aktivist Zülal Kalkandelen de at ölümlerine duyarsız kalan Türkiye Jokey Kulübü’ne ve medyaya sert tepki gösterdi: “At öldürülüyor ama TJK, onun hakkında tek kelime etmiyor! Bu nasıl bir zalimlik! Kendileri para kazanacak ve birileri de kumar oynayacak diye sürekli at öldürüyorlar. Medya da her zamanki gibi olay hakkında haber yapıyor ama atların durumundan tek satır yok! Yahu atlar kırılıp atılacak sandalye mi? Bunu hiçbir gazeteci nasıl sorgulamaz aklım almıyor…”

TJK’dan Atlara İlişkin Hiçbir Mesaj Yok

TJK’dan yapılan açıklamada, “1 Ocak Cumartesi günü Adana Yeşiloba Hipodromundaki 6. koşuda bindikleri safkanlardan düşen jokeylerden Emrah Sincan, kontrol amaçlı hastaneye sevk edilmiştir. Jokey Mücahit Bayır ile apranti Nizamettin Demir’in ise genel sağlık durumları iyidir. Kendilerine ve safkanların ilgililerine geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.” ifadeleri kullanıldı.

TJK’nın mesajında öldürülen ata ilişkin hiçbir bilgi verilmedi.

TJK

Okumak için tıklayın

Hayvan Hakları

Ayşem Özleyiş: ‘Hayvanların Canı Üzerinden Siyaset Yapılıyor’

-

Ayşem Özleyiş pader bhh

Vegan aktivist Ayşem Özleyiş, K2 TV’nin konuğu oldu. Sokağa atımların ve merdiven altı üretimin durdurulmadan sokak hayvanları meselesinin bitmeyeceğini belirten Özleyiş, belediyelerin gönüllülerle çalışması gerektiğini ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sokak hayvanlarının barınaklara toplanılması için yerel yönetimlere çağrısının ardından, Türkiye’nin dört bir yanından toplama ve hayvanlara yönelik şiddet görüntüleri geliyor. Sosyal medyada ise hayvanlara yönelik nefret söylemi ayyuka çıkmış durumda. Hukukçular verilen talimatın 5199 numaralı Hayvanları Koruma Kanunu’na alenen aykırı olduğunu belirtiyor.

Patili Canlar (PADER) İstanbul Temsilcisi ve Bağımsız Hayvan Hakları (BHH) aktivisti Ayşem Özleyiş, sokak hayvanlarının hukuksuz toplanmasını, hayvan hakları savunucularının tepkisini ve çözüm yollarını K2 TV’den Bahar Ünlü’ye yorumladı.

HAD Başkanı Hülya Yalçın: ‘Sokak Köpeklerine Soykırıma Girişildi’

Ayşem Özleyiş: ‘Etik Belediye, Etik Dernek, Etik Gönüllü’

Çözümün belediyelerin gönüllülerle iyi ilişkiler kurmasından geçtiğini söyleyen Özleyiş, sokağa atımların, merdiven altı üretimlerin ve satışların acilen durdurulmasını belirterek, “Yasal prosedürde, sokaktaki hayvanlar belediyenin koruması altındadır. Bu bağlamdan yola çıktığımızda belediyeler tarafından kısırlaştırmanın, aşılamanın ve takibin yapılması gerekiyor. Belediyelerin geçici bakım evleri, adı üzerinde geçici bakım evidir, barınak değildir. Hasta, yaşlı ve sakat olan hayvanlar orada bulunurlar veya tedavi altındaki hayvanlar orada bulunurlar. Tek başına yaşamını sağlayamayacak olan hayvanlara orada bakılır ama diğerleri iyileştirilip, tekrar yerlerine geri döner. Kontrolleri de yapılır, çünkü kısırlaştırma yapıldıktan sonra akabinde kuduz aşısı yapılır. Bu baz alınarak kontrollerinin ve iç-dış parazit uygulamasının yapılması gerekir. Bu şekilde bir düzen oturtulduktan sonra, gönüllü ile de birlikte çalışarak, çözüme ulaşmaması için hiçbir sebep yok. Ama dediğim gibi önce sokağa atımların, merdiven altı üretimin ve satışların durması lazım. Belediyelerin her birinin bu şekilde, gönüllü ile iç içe çalışması lazım. Ve ondan sonra da çözüme hep birlikte kavuşuruz. Çalışmalarda Sivil toplum kuruluşları belediyelere yardımcı olabilir, gönüllülerle çok ciddi ve güzel ilişkiler kurulabilir. Ben her zaman şunu söylerim etik belediye, etik dernek, etik gönüllü. Bu üçü bir araya geldiği zaman, çözüm olmamasına ihtimal yok.” ifadelerini kullandı.

Fatma Biltekin: ‘Barınak Dedikleri Yerler, Ölüm Kampları’

Okumak için tıklayın

Hayvan Hakları

Hülya Yalçın: ‘Sokak Köpeklerine Soykırıma Girişildi’

-

Hülya Yalçın had hayvanlara adelet derneği

Hayvanlara Adalet Derneği Başkanı Avukat Hülya Yalçın, K2 TV’nin konuğu oldu. Sokak köpeklerine soykırıma girişildiğini belirten Yalçın, yerel yönetimlerin ve yöneticilerin kanuna aykırı davranarak suç işlediğini ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sokak hayvanlarının barınaklara toplanılması için yerel yönetimlere çağrısının ardından, Türkiye’nin dört bir yanından toplama ve hayvanlara yönelik şiddet görüntüleri geliyor. Sosyal medyada ise hayvanlara yönelik nefret söylemi ayyuka çıkmış durumda. Hukukçular verilen talimatın 5199 numaralı Hayvanları Koruma Kanunu’na alenen aykırı olduğunu belirtiyor.

Hayvanlara Adalet Derneği Başkanı Hülya Yalçın, sokak hayvanlarına yönelik nefret söylemini, suç işleyen belediyeleri ve gönüllülerin hukuki olarak neler yapabileceğini K2 TV’den Bahar Ünlü’ye yorumladı.

Fatma Biltekin: ‘Barınak Dedikleri Yerler, Ölüm Kampları’

Hülya Yalçın: ‘Köpek Düşmanı Ciddi Bir Lobi Var’

Son bir yıl içerisinde ciddi bir köpek düşmanı lobinin ortaya çıktığını söyleyen Yalçın, bu kişilerin hayvanseverlerden nefret ettiğini düşündüğünü belirterek, “Ülke bu kadar yangın yerine dönmüşken, karnını zor doyuran sokak köpekleri üzerinden politika üretiyor olmak kişisel olarak, bir hukukçu olarak, benim için, bu ülkede yaşadığım için bir utanç vesilesidir. Biz zaten köpekler biraz daha iyi duruma gelsin, yasal korumaları biraz daha artırılsın çabası içindeyiz. O küçük kızın başına gelen talihsiz olay, tam da tüy dikti bunun üzerine. Bence kullanıldı, politik bir malzemeye çevrildi. Bu küçük bir kız ve yaşamını zor sürdüren sokak köpekleri üzerinden korkunç bir soykırıma ve sürek avına girişildi. Belki arkasında başka politik hesaplar da vardır, bilemiyorum. Çünkü bu yaratılan infial ile hayvan hakları savunucuları toplu olarak sokaklarda eylem yapmayı planlıyor ve bu kışkırtılıyor. Biz doğal olarak sokağa çıkalım, sesimizi duyurulalım diyen bir kitleyiz. İnsanların sokağa çıkması halinde, eskiden sistemle mücadele ediyorduk. Şimdi son bir yıl içinde, ciddi bir köpek düşmanı lobisi ortaya çıktı. Gerçekten köpekten korkuyorlar mı, rahatsızlar mı diye tartışmaya bile vaktimiz olmadan, köpeklerin yok edilmesini isteyen, şahsi düşüncem hayvanseverlerden nefret ettikleri için köpekler üzerinden nefret kusan bir kitle ortaya çıktı.” ifadelerini kullandı.

HAKİM: ‘Sokaktaki Hayvanlar Bitmeyen Bir Soykırım Yaşıyor’

Okumak için tıklayın

Hayvan Hakları

Gece Kulübünde Sergilenmek İçin Hapsedilen Köpekbalığı İçin Nakil Kararı Çıktı

-

Yunuslara Özgürlük Platformu

PETA Almanya’nın girişimi, Yunuslara Özgürlük Platformu tarafından yapılan çağrıları sonucunda, Antalya’nın Alanya ilçesinde Club Summer Garden adlı gece kulübündeki 3-4 metreküplük akvaryumda sergilenmek amacıyla hapsedilen köpekbalığı için nakil kararı çıktı.

PETA Almanya’nın girişimi, Yunuslara Özgürlük Platformu tarafından sosyal medyada başlatılan kampanya ve DHA’dan Mehmet Çınar’ın hayvan zulmünü haberleştirmesinin ardından, Tarım ve Orman Bakanlığı ile Club Summer Garden’a tepki mesajları yağdı.

Tepkiler sonuç verdi ve Club Summer Garden adlı gece kulübündeki 3-4 metreküplük akvaryumda sergilenmek amacıyla hapsedilen köpekbalığı için nakil kararı çıktı.

Doğal Yaşam Ortamına Dönebilecek Mi?

26 Aralık Pazar günü Antalya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Alanya İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Alanya Orman İşletme Şefliği’nin denetimi sonucu köpekbalığının bulunduğu ortam gereği yüksek ses ve ışığa bağlı fiziksel ve psikolojik eziyet görmesi nedeniyle, işletme sahibi hakkında 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nun 14/a maddesinin ihlal edildiği kanaatiyle işlem yapılmasına karar verildiği ve hayvanın, yediemin olarak işletme sahibine bırakıldığı açıklandı.

İşletmeye 1500 TL İdari Para Cezası Uygulandı

Bakanlık kararınca köpekbalığının doğal yaşamına uygun bir ortama nakledilene kadar şu an kapalı olan işletmede kalmaya devam edeceği DHA tarafından bildirilirken, en kısa sürede işletme yetkililerinin hayvan için ya daha uygun bir yer ayarlaması ya da bakımını üstlenebilecek başka bir yere nakletmesi gerektiği ifade edildi.

Öykü Yağcı: ‘Binlerce Yunus Yakalanıp, Dünyanın Dört Bir Yanına Satılıyor’

PETA Doğal Yaşam Alanına Nakli İçin Maddi Destek Teklifinde Bulundu

Köpekbalığının özgür bırakılması için gece kulübü yetkililerine ilk etapta mektup gönderen, fakat cevap alamadıkları için imza kampanyası başlatan PETA, bakanlığın kısa sürede adım atmasını memnuniyetle karşıladı.

PETA Almanya’nın deniz canlıları konusunda uzman danışmanı olan deniz biyoloğu Dr. Tanja Breining, “PETA Almanya olarak bakanlığın talebi doğrultusunda gece kulübü yönetiminin köpekbalığını serbest bırakma ya da en azından biyolojik ihtiyaçlarına göre yaşayabileceği daha uygun bir köpek balığı koruma/rehabilitasyon alanına transfer etme kararından çok memnunuz.” dedi.

Breining açıklamasına şöyle devam etti:

“Yunuslara Özgürlük Platformu’nun nezaketle desteklediği ‘Denizlerin Kralı’nın özgürleşmesine yönelik çağrımızın hak ettiği ivedilikle ele alındığını görmekten mutluluk duyuyoruz. Diğer gece kulüpleri ve işletmelerin bu örnek ve şefkatli adımı takip edeceğini umuyoruz.

Şimdi, doğal yaşam alanına bırakılabilecek durumda olup olmadığının tespiti için veteriner hekimler devreye girmeli ve hayvana sağlık kontrolü yapmalıdır. 

Aynı zamanda hayvanın, doğal yaşam alanına veya köpekbalığı koruma alanlarından birine transferi için gereken masraflara katkıda bulunmayı teklif ediyoruz. Köpekbalıkları ve diğer tüm deniz hayvanları okyanuslara aittir; kişisel eğlencemiz için onları kilitlemeye hakkımız yok.”

‘Yunusla Terapi İnsan ve Hayvan Sömüren Bir Yöntem’

Hayvan Zulmünü Önlemeyen, Caydırıcı Olmayan Göstermelik Para Cezaları

Yunuslara Özgürlük Platformu tarafından yapılan açıklamada, bakanlık yetkililerinin, platformun girişimleri ve sosyal medyada hayvan esaretine karşı tepki gösteren binlerce kişinin çağrısının ardından müdahale etmesi ve köpekbalığının gece kulübünden çıkarılması kararını vermesi sevindirici olarak değerlendirildi.

Platformun açıklaması şu şekilde devam etti: “Ancak mevcut sistemdeki çok çeşitli kritik sorunların bazılarına özellikle dikkat çekmek istiyoruz. Öncelikle işletmeye kesilen para cezası son derece gülünç ve caydırıcılıktan çok uzak. Bu işletmeler bir gecede binlerce euro kazanırken 1500 TL’lik bir ceza, bu tür ticari mekanlar için hiçbir surette etkili değil. Benzer durumlarda hayvan esareti, tesis sorumlularının iyi niyetine ve inisiyatifine bırakılamayacak kadar önemli ve acil. Para cezasını ödedikten sonra çoğu zaman zulüm devam ediyor ve bu yaptırımlar da işlevsiz kalıyor. 

Bu durum, bir kez daha gösteriyor ki, Türkiye’de hayvana yönelik zulüm ciddiye alınmıyor. Temmuz ayında AK Parti başka olmak üzere karşı Genel Kurul’da hayır oyu kullanmayan siyasi partiler tarafından tüm tepkilere rağmen yenilenen Hayvanları Koruma Kanunu, halen hayvana şiddete ve hayvan esaretine karşı caydırıcı cezalar öngörmüyor, hayvanları gerçek anlamda korumuyor.”

Okumak için tıklayın

Öne Çıkan Haberler