Connect with us

Hayvan Hakları

Hülya Yalçın: ‘Sokak Köpeklerine Soykırıma Girişildi’

Hülya Yalçın had hayvanlara adelet derneği

Hayvanlara Adalet Derneği Başkanı Avukat Hülya Yalçın, K2 TV’nin konuğu oldu. Sokak köpeklerine soykırıma girişildiğini belirten Yalçın, yerel yönetimlerin ve yöneticilerin kanuna aykırı davranarak suç işlediğini ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sokak hayvanlarının barınaklara toplanılması için yerel yönetimlere çağrısının ardından, Türkiye’nin dört bir yanından toplama ve hayvanlara yönelik şiddet görüntüleri geliyor. Sosyal medyada ise hayvanlara yönelik nefret söylemi ayyuka çıkmış durumda. Hukukçular verilen talimatın 5199 numaralı Hayvanları Koruma Kanunu’na alenen aykırı olduğunu belirtiyor.

Hayvanlara Adalet Derneği Başkanı Hülya Yalçın, sokak hayvanlarına yönelik nefret söylemini, suç işleyen belediyeleri ve gönüllülerin hukuki olarak neler yapabileceğini K2 TV’den Bahar Ünlü’ye yorumladı.

Fatma Biltekin: ‘Barınak Dedikleri Yerler, Ölüm Kampları’

Hülya Yalçın: ‘Köpek Düşmanı Ciddi Bir Lobi Var’

Son bir yıl içerisinde ciddi bir köpek düşmanı lobinin ortaya çıktığını söyleyen Yalçın, bu kişilerin hayvanseverlerden nefret ettiğini düşündüğünü belirterek, “Ülke bu kadar yangın yerine dönmüşken, karnını zor doyuran sokak köpekleri üzerinden politika üretiyor olmak kişisel olarak, bir hukukçu olarak, benim için, bu ülkede yaşadığım için bir utanç vesilesidir. Biz zaten köpekler biraz daha iyi duruma gelsin, yasal korumaları biraz daha artırılsın çabası içindeyiz. O küçük kızın başına gelen talihsiz olay, tam da tüy dikti bunun üzerine. Bence kullanıldı, politik bir malzemeye çevrildi. Bu küçük bir kız ve yaşamını zor sürdüren sokak köpekleri üzerinden korkunç bir soykırıma ve sürek avına girişildi. Belki arkasında başka politik hesaplar da vardır, bilemiyorum. Çünkü bu yaratılan infial ile hayvan hakları savunucuları toplu olarak sokaklarda eylem yapmayı planlıyor ve bu kışkırtılıyor. Biz doğal olarak sokağa çıkalım, sesimizi duyurulalım diyen bir kitleyiz. İnsanların sokağa çıkması halinde, eskiden sistemle mücadele ediyorduk. Şimdi son bir yıl içinde, ciddi bir köpek düşmanı lobisi ortaya çıktı. Gerçekten köpekten korkuyorlar mı, rahatsızlar mı diye tartışmaya bile vaktimiz olmadan, köpeklerin yok edilmesini isteyen, şahsi düşüncem hayvanseverlerden nefret ettikleri için köpekler üzerinden nefret kusan bir kitle ortaya çıktı.” ifadelerini kullandı.

HAKİM: ‘Sokaktaki Hayvanlar Bitmeyen Bir Soykırım Yaşıyor’

Gündem

Bu Mamaları Kedinize Vermeyin: Purina Mamalarında Tehlikeli Kimyasal Bulundu

-

purina proplan kimyasal zehir

Fransa’da Nestle’ye ait Purina firması tarafından üretilen üç kedi mamasının belli serileri için kimyasal madde uyarısı yapıldı ve toplatılması talep edildi.

K2 HABER | Purina ürünlerinde kimyasal kalıntı bulunması ve kedilerde ciddi sağlık sorunlarına yol açması hayvan besleyen birçok insanı tedirgin etti. Uyarı yapılan serilerin Türkiye’de de satıldığı ortaya çıktı. Toplatılma talebinin gerekçesi olarak üç mamanın belli serilerinde, tedarikçilerden biri tarafından su arıtımında kullanılan kimyasal kalıntılarına rastlanmış olması gösterildi. Uyarılar, Türkiye’de de satışta olan “Pro Plan somonlu kısır kedi maması”, “Pro Plan orijinal kitten tavuklu (bir ila 12 aylık yavru) kedi maması” ve “Purina One Junior tavuklu (Bir ila 12 aylık yavru) kedi maması” için yapıldı.

Söz konusu mamalar ve seri numaraları Rappel Conso tarafından açıklandı. Buna göre 400 gr., 3kg ve 10kg.+2kg.’lık paketlerde satılan Purina Pro Plan Somonlu Kısır Kedi Mamasının Parti no: 1324091108, 1324091104, 1325091106 ve Son kullanma tarihi: 31.05.2023 ürünleri için Fransa’da – global düzeyde – toplatılma kararı alındı.

Bunun yanı sıra 400 gr., 3 kg. ve 10 kg.’lık paketlerde satılan Purina Pro Plan Orijinal Kitten Tavuklu Kedi Maması’nın Parti no: 1325091108, 1351091108, 1324091104, 1325091106 ve Son kullanma tarihi: 31.05.2023, 30.06.2023, 31.05.2023, 31.05.2023 ürünlerinde de toplatılma kararı olduğu açıklandı.

Son olarak yavru kediler için üretilen 1,5 kg. paketlerde satılan Purina One Junior Tavuklu Kedi Maması’nın Parti no: 1352091106, 1353091106 ve Son kullanma tarihi: 30.06.2023 ürünlerinde de toplatılma kararı uygulanmaya başladı.

Sınırlı Sayıda Geri Çekme Kararı Alındı

Nestle Türkiye tarafından yapılan açıklamada da söz konusu toplatılma kararı doğrulanarak Türkiye’deki ilgili ürünlerin de geri çekildiği belirtildi. Firma yetkilisi Fatma Yavuzaslan’ın yaptığı açıklamada “Fransa’da üretilen sınırlı sayıdaki ürün grubunu etkileyen bu durum üzerine hızlıca mevzuata uygun şekilde gerekli aksiyonları aldık. Tedbir amaçlı olarak, yetkili makamlarla yapılan görüşmeler çerçevesinde, Fransa’da Kediler için Purina One ve Pro Plan markalı iki ürünümüz için ülkede uygulanan yönetmelik gereği sınırlı sayıda geri çekme kararı almış bulunuyoruz.” ifade etti.

Hayvan Zulmü İle Gündeme Gelen ‘Aslan Diyarı’ İsimli Tesis Kapatılıyor

Okumak için tıklayın

Hayvan Hakları

Suçsuzlar Hapishanesi: Ankara’da Aslanlar İçin Eziyet Diyarı

-

zülal kalkandelen aslan diyarı

Vegan aktivist Zülal Kalkandelen, Cumhuriyet Gazetesi’ndeki köşe yazısında Ankara’da ‘Aslan Diyarı’ adı altında faaliyet gösteren tesisteki hayvan zulmünü gündeme taşıdı.

K2 HABER | Hayvanlara yönelik şiddet ve istismar vakalarına sürekli artış gösterdiği günümüzde, Ankara’nın göbeğinde Aslan Diyarı adı altında faaliyet gösteren tesiste hayvanlara eziyet edildiği ortaya çıktı.

Cumhuriyet yazarı Zülal Kalkandelen‘in ziyaret ettiği ve ‘Suçsuzlar Hapishanesi’ başlığıyla köşe yazısına taşıdığı tesiste; yavru aslanlar annelerinden ayrı tutulurken, hayvanların kendi dışkıları içerisinde yaşamak zorunda bırakıldığı ifade edildi.

‘Hayvanlar Artık Mal Değil Can!’ Diyenler Halkı Kandırıyor

Kalkandelen’in yazısı şu şekilde:

“Ankara’nın Gölbaşı ilçesinde, hayvanların köle gibi tutulduğu ufak bir yapı var. İçinde üçü yetişkin on üç aslan ile üç aslan yavrusunun yaşadığı bu tesisin adı Aslan Diyarı olsa da gerçekte birçok hayvanın sergilendiği bir hayvanat bahçesi…

Birkaç gün önce burayı ziyaret edip hayvanlara yaşatılan eziyete tanık oldum. Medyada “Ankara’nın ilk ve tek yırtıcı hayvan parkı” sloganıyla reklamı yapılan mekânda, aslan ve kaplanın yanı sıra birkaç maymun, yılan, tavşan, kuş türleri ve uçmasın diye tüyleri kesilmiş tavus kuşu, bir alageyik, bir horoz ve bir keçi de esir edilmiş.

İçeri girdiğiniz anda kesif bir koku karşılıyor sizi. Tellerin ve camların ardındaki hayvanları izleyerek yürürken bunun nedenini anlıyorsunuz. Hayvanlar kendi dışkılarının ve pisliklerin içinde debelenip duruyor. İç kısımda insan kullanımına ayrılan personel odası, mescit ve tuvaletler de kir içinde. 

Yavru aslanların annelerinin yanına gidebilmek için tellere çarpa çarpa aynı yerde sürekli gidip geldiğini ve çığlıklar attığını görünce, aklıma Çekmeköy’de kapalı tutulduğu için strese girerek sürekli sonsuzluk işareti çizen kurt geldi… 

Yavrularla anneler neden ayrı diye sordum: “Doğduklarından 45-50 gün sonra ayırıyoruz. Birlikte olsalar, ziyaretçilerle fotoğraf etkinliğini yapamayız” yanıtını aldım. Sırf bilet alan ziyaretçiler fotoğraf çektirebilsin diye annelerinden ayrılan aslan yavruları var bu dünyada…

Sayıları artan aslanları görünce, tesisin ticaret sicil kaydında yazan bir madde aklıma geldi.

12 Mart 2021 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde MCB Entertainment Mimarlık Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi için yayımlanan kayıtta kuruluş amaçları arasında yok yok… Organizasyondan mimar ve mühendisliğe, canlı hayvan ticaretinden gıda üretimine çok geniş bir faaliyet alanı var.

Amaçları arasında şu da yazıyor: “Kedi, köpek, kuş, kaplumbağa, timsah, yılan, kertenkele, bukalemun, aslan, kaplan gibi tüm evcil olmayan hayvanları yetiştirmek, çoğaltmak.” 

Ne ilginçtir ki sekiz gün önce Resmi Gazete’de “Hayvanat Bahçelerinin ve Doğal Yaşam Parklarının Kuruluşu ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik”, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yayımlandı…

Aslan Diyarı, 11 Ağustos 2007 tarihli eski yönetmeliğe göre, “en fazla altmış dokuz çeşit hayvan türü bulunduran hayvanat bahçesi” olarak B grubu hayvanat bahçesi ruhsatına sahip. Ancak yeni yönetmelikte tanımlanan hayvanat bahçesi gruplarına baktığımızda hiçbirine uymuyor. 

Herhalde bu mekân, “Bakanlıkça belirlenen yabani memeli hayvanlardan en az bir türü bulunduran, hayvanların etolojik özellikleri göz önünde bulundurularak geniş alanlarda serbest dolaşımlarına imkân sağlanan tesis” şeklinde tanımlanan doğal yaşam parkı olarak korunacak. 

Bu parklarda “Bulundurulabilecek yabani memeli hayvan türleri ve hayvanlar için gerekli asgari alanlar Bakanlıkça belirlenir” denildiği için de kendilerince sorun kalmıyor.

Hipodromlardaki İşkence: At Yarışlarında Yaşanan Sistematik Zulüm

İnsanlık Adına Duyduğum Utanç Artıyor

Elbette hayvanların, oradaki tellerin ve camların ardında, etolojilerine uygun olarak serbest dolaşımı olanaklı değil ama bu muğlak ifadelerle yutturulacak belli ki…

Üstelik öğrendiğime göre, yakında Ankara’da safari park açma girişimleri de varmış. Gölbaşı’nda, kent içinde gürültüye yol açtığı için davaya konu olan tesisin, bu amaçla başka bir yere taşınması da planlanıyor olabilir.

Geçen yıl Hayvanları Koruma Kanunu yeniden düzenlenirken “mevcut hayvanat bahçelerini kaldırmayacağız ama yenilerinin kurulmasına izin verilmeyecek” diyen iktidar temsilcilerinin…

“Hayvanlar artık mal değil can!” diye manşet atanların halkı nasıl kandırdığı bir kez daha ortaya çıkıyor. 

İçindeki tutsakların tümünün suçsuz olduğu bu hapishaneler açık kaldıkça insanlık adına duyduğum utanç da artıyor!”

Vegan Devrimi: İnsanlar Neden Vegan Oluyorlar?

Okumak için tıklayın

Ekoloji

Vegan Derneği Öğrencilerin Sağlıklı Beslenme Hakkını Yok Sayan YÖK’e Dava Açtı

-

vegan derneği dünya vegan günü veganizm

Vegan Derneği Türkiye, Türkiye çapındaki üniversitelerde okuyan vegan öğrencilerin sistematik hale gelen beslenmeye ilişkin sorunlarını mahkemeye taşıdı. Derneğin Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanlığı’na yaptığı yazılı başvuruya olumsuz yanıt verilmesi, görüşmelerden olumlu sonuç alınmaması ve öğrencilere yönelik hak ihlallerinin devam etmesi sebebiyle Danıştay’da dava açıldı.    

K2 HABER | Vegan Derneği Türkiye (TVD), derneğe ulaştırılan mağduriyetler ve basın ile sosyal medyaya yansıyan hak ihlalleri ışığında vegan öğrencilerin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenme haklarının tanınması ve gerekli düzenlemelerin Türkiye çapındaki tüm üniversitelerde yapılması amacıyla 7 Nisan 2022 tarihinde Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanlığı’na yaptığı başvurunun reddedilmesi sebebiyle YÖK’e dava açtı.

YÖK yetkilisiyle Kasım 2021’de yapılan görüşmede ve Nisan ayında kuruma teslim edilen başvuru dilekçesinde; Türkiye çapındaki üniversitelerde okuyan vegan öğrencilerin vegan yemek hakkına istisnasız erişebilmesi, bunun bir istisna veya imtiyaz olarak görülmemesi ve kurum düzeyinde karar vericilerin keyfi uygulamalarına tabi olmaması için yasal düzenlemelerin hayata geçirilmesini talep eden TVD, YÖK’ten gelen olumsuz yanıtın insan haklarına ve ulusal/uluslararası mevzuata aykırılık teşkil etmesi sebebiyle dava dilekçesini Danıştay’a iletti.

Dava, TVD’nin başvurusuna konu talebin reddine dair işlemin iptali ve talep içeriğine uygun olarak YÖK tarafından ülke genelini kapsayan düzenleyici işlemle tüm hak ihlallerinin giderilmesi istemiyle açıldı.

‘Veganlık Vicdan Hürriyeti Kapsamına Alınmalı’

Yeterli ve Dengeli Beslenmeye Erişim Hakkı Görmezden Geliniyor

Vegan derneği, dava dilekçesinde sağlıklı beslenmenin kamusal bir hak olduğuna ve bu hak konusunda devletin yerine getirme yükümlülüğüne vurgu yaptı. Bu kapsamda YÖK’ün, bağlı üniversitelerde her öğrencinin yeterli gıda, düzgün beslenme, besleyici ve asgari temel yiyeceklere erişim hakkını korumaktan ve gerekli önlemleri almaktan sorumlu olduğunun altını çizdi. Buna karşın YÖK’ün söz konusu haklara saygı gösterme, koruma ve yerine getirme yükümlülüğü altında olmasına rağmen, “bu hakların yerine getirilmesi talebini içeren dilekçeye net bir cevap vererek hakların teslimini sağlamak yerine çözüm önerisi sunma gereği dahi duymadığını” belirtti.

Dilekçede “Söz konusu cevapta yer alan ‘ilgili kurumlara başvuru’ önerisi bir çözüm olmayıp tüm ülke genelinde uygulanması gereken bir düzenleme eksikliğinin böyle bir çözümle giderilemeyeceği açıktır. Davalı idarenin işbu tutumu anayasal ve uluslararası sözleşmelerle devlete yüklenen yükümlülüklerin de görmezden gelinmesi anlamına gelmektedir. (…) Ülke genelini ilgilendiren bir sorunun tek tek her üniversitenin inisiyatifine bırakılması bir çözümden ziyade karmaşaya sebep olacak, öğrenciler arası sağlanması gereken fırsat eşitliği dengesini de yerle bir edecektir,” denildi.

İnsan Hakları, Anayasal Haklar ve Uluslararası Sözleşmelerin İhlali

Dilekçede ayrıca ulusal mevzuata ve Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelere atıfta bulunularak “Ülke genelinde idarece düzenlenen bir genel düzenleyici işlemle sağlıklı beslenme hakkı ve vicdan hürriyeti kapsamında hayvansal ürün tüketmeyi reddeden bireylere vegan alternatif sunulmasının sağlanmıyor oluşu, vegan bireylerin hem yetersiz ve dengesiz beslenerek adeta aç kalmalarına sebep olmakta hem de Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile korunan temel haklarını ihlal etmektedir. Kaldı ki bireylerin kendi varlıklarını korumak ve geliştirmek istemelerine bağlı olarak belli bir düşünce yapısıyla bir etik tutum benimsemiş olmaları da Anayasa ile korunan haklardan olup bu tutumların sürdürülebilirliginin imkansız kılınıyor olması da insan haklarının ve anayasal hakların ihlali anlamına gelmektedir,” denildi.

İnsanlar Neden Vegan Oluyorlar?

Üniversitelerde Vegan Yemek Hakkı Mücadelesi Sürüyor

TVD Kasım 2021’den bu yana İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ), Gazi Üniversitesi, Bakırçay Üniversitesi, Ege Üniversitesi ve Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) gibi farklı illerdeki pek çok üniversiteye ve üniversitelerin Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanlıklarına (SKS) öğrencilerin vegan menü taleplerini içeren dilekçeler ile başvuru yapmış, üniversiteler arası farklı tutumlar görülmesi ve öğrenciler arası eşitsizliklere sebebiyet verilmesi nedeniyle eşzamanlı olarak YÖK ile irtibata geçerek başvuru ve görüşme yapmıştı.

Vegan öğrenci gruplarının uzun süreli mücadelesi, TVD’nin rektörlüklere yaptığı başvurular ve vegan oluşumlar ile aktivistlerin sosyal medyadaki çağrıları sayesinde geçtiğimiz aylarda YTÜ ve Ege Üniversitesi’nde vegan menü çıkarılmaya başlandığını hatırlatan TVD Kurucu Başkanı Ebru Arıman, “Ancak aylar geçmesine rağmen Gazi, Bakırçay ve İTÜ gibi başvuru yaptığımız diğer üniversitelerin rektörlüklerinden ve SKS birimlerinden yanıt alamadık. Bu keyfi uygulamaya ve hak ihlallerine bir an önce son verilmeli. YÖK, daha fazla mağduriyet yaşanmadan, ülke genelinde vegan menülerin zorunlu ve düzenli kılınmasını sağlayacak düzenlemeyi hayata geçirmelidir,” dedi.

Vegan ve vejetaryen mahkûmların haklarının Türkiye’de 2012’den bu yana yasal düzeyde korunduğunu belirten Arıman, üniversitelerin dışarıda bırakılmasının sosyal ve ekonomik hakların ihlali olduğunu söyledi: “Ceza infaz kurumlarında beslenme hakkı ve vicdan özgürlüğü, olması gerektiği gibi mevzuat kapsamında korunurken, üniversite yemekhanelerinde ve kantinlerinde bu toplu beslenme sisteminden faydalanmak isteyen öğrencilerin etik tutumları nedeniyle bu haktan mahrum bırakılması kabul edilemez. Özellikle de uygun fiyatlı yemeğe erişebilecek tek seçenek üniversite yemekhanesiyken, vegan öğrencilerin bu haktan ve seçenekten mahrum edilmesi hakkaniyete de aykırılık teşkil ediyor.”

Halihazırda İTÜ’deki vegan öğrenciler, İTÜ yemekhanelerinde her öğünde besleyici ve nitelikli vegan menü çıkarılması için kampüste topladıkları 2 bin 266 ıslak imzayı rektörlüğe teslim ettikten sonra change.org/ituveganmenu adresinde taleplerinin görülebilmesi ve yaygınlaşabilmesi için destekçilerden elektronik imza toplamaya devam ediyor. Eskişehir Teknik Üniversitesi’nden Marmara Üniversitesi’ne kadar pek çok farklı üniversiteden öğrenciler, üniversite yönetimlerinin vegan menü taleplerini hayata geçirmesi için çabalıyor.

Okumak için tıklayın

Hayvan Hakları

‘Hayvan Soykırımı’ Yaşanan Elazığ Barınak Davası’nda Karar Açıklandı

-

Yaşam İçin Yasa İnisiyatifi

“Açlıktan birbirini yiyen hayvanların davası” olarak bilinen Elazığ Barınak Davası’nda karar açıklandı. Barınak yetkilileri görevi kötüye kullanma suçundan 6 ay cezaya çarptırıldı. Türkiye’de barınak görevlilerinin ilk kez ceza alması sebebiyle karar, emsal niteliği taşıyor. 

K2 HABER | Veteriner hekim ve hayvan hakları aktivisti Türkan Ceylan, kamuoyunda bilinen adıyla “Barınak Meleği” tarafından Elazığ hayvan bakım evindeki kötü koşullar nedeniyle başlattığı hukuk mücadelesinde bugün Elazığ’da görülen duruşmada karar açıklandı. Elazığ Hayvan bakım evinde görev yapan sanıklar, “görevi kötüye kullanma suçunun” alt sınırından 6 ay cezaya çarptırıldı.

Barınak Çalışanlarına İlk Ceza

Türkiye’nin değişim platformu Change.org’da, Elazığ’da yaşanan vahşeti engellemek adına başlattığı imza kampanyası ile 100 bine yakın kişinin desteğini alan Türkan Ceylan, dava sonrasında yaptığı açıklamada davanın kazanılması nedeniyle çok mutlu olduğunu ifade etti ve şunları söyledi:

“Mücadelemiz sonuç verdi. Kazandık! Çok mutluyum ve yanımda olan herkese teşekkür ederim. Sanıklar görevi kötüye kullanma suçundan ceza aldı. Bu, bugüne dek barınak çalışanlarına verilen ilk ceza ve bu anlamıyla emsal bir karar olması açısından çok önemli.”

Elazığ ‘Hayvan Soykırımı’ Davası Sanığı: ‘Küçük Bazı Hatalar Yapılmış Olabilir’

Kampanyamız Devam Edecek

Cezanın alt sınırdan verildiğine dikkat çeken Türkan Ceylan, bununla ilgili bir üst mahkemeye başvuracaklarını belirterek, “Oradan da olumlu sonuç alacağımıza inanıyorum, çünkü bu kişiler kamu çalışanı olduğu için alt sınırdan ceza verilemez. Cezalar artırılana dek kampanyamız devam edecek” dedi.

Ne Olmuştu?

  • “Barınak Meleği” olarak tanınan Türkan Ceylan, Elazığ Barınağı’nda yaşanan hayvan hakları ihlalleri için bir kampanya başlattı. 
  • İlk kez bir davada Barınak yetkilileri ve görevlileri yargılanmaya başladı. Barınakta birbirini yiyen hayvanlar savcılık eliyle tespit edildi ve kanıt olarak fotoğrafları dosyaya konuldu. 
  • İlk defa bir iddianamede “adeta hayvan soykırımı” yapılmıştır suç tanımlaması yapıldı. 
  • Resmi kaynaklara göre 4 ayda 1062 hayvan öldü ve hiçbirinin ölüm raporu yoktu. 
  • Son olarak, Elazığ Belediyesi barınaktaki kedilerin açlıktan birbirini yemesini “Kedilerin birbirini yemesi normaldir” şeklinde savundu. 

Okumak için tıklayın

Hayvan Hakları

Elazığ ‘Hayvan Soykırımı’ Davası Sanığı: ‘Küçük Bazı Hatalar Yapılmış Olabilir’

-

elazığ davası

Hayvan hakları örgütlerinin yakından takip ettiği Elazığ barınağında yaşanan hayvan soykırımına ilişkin davanın 3. duruşması bugün gerçekleşti. Savcı tüm sanıkların ayrı ayrı cezalandırılmasını talep etti.

Hayvan hakları gönüllülerin ortaya çıkardığı, savcının iddianamesinde ‘soykırım’ olarak nitelediği Elazığ Barınağı’nda yaşanan sistematik hayvan hakları ihlallerine ilişkin görülen davanın 3. duruşması bugün gerçekleşti. Elazığ Adliyesi 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada, STK ve Baroların davaya katılma talepleri yine reddedildi. Barınakta yaşananları ortaya çıkaran gönüllü Türkan Ceylan’ın da hayvanları temsilen davaya katılma talebi de reddedildi.

Duruşmada dinlenen tanıklar suçun işlendiği dönemle ilgili bir tanıklıklarının olmadığı belirtti. Tanıklardan biri barınağın şu an “beş yıldızlı otel gibi” olduğunu söyledi. Yine tanıklardan biri hasta ve sağlıklı hayvanların ayrı ayrı tutulduğunu belirtti ancak keşif tutanaklarında hasta ve sağlıklı hayvanların bir arada tutulduğu kanıtlanmıştı.

2015-2017 arasında barınakta müdür olarak görev yapan tanık ise sanıkların görevlerini iyi bir şekilde yerine getirdiklerini, çoğu zaman trafik kazası geçirmiş ve ölmek üzere olan hayvanların barınağa geldiğini ve bu yüzden öldüklerini söyledi. Yine bilirkişi raporunda ve görüntülerde hayvanların trafik kazasından değil hastalıktan öldüğü ve birbirlerini yedikleri görülmüştü.

Savcının ‘hayvan soykırımı gerçekleşmiştir’ ifadelerine rağmen, sanık müdafii barınak ilk defa kurulduğu için “ufak tefek eksikliklerin olabileceğini”, “küçük bazı hataların yapılmış olabileceğini”, “bunlara aslında müsamaha gösterilmesi gerektiğini” söyledi.

Hayvan Hakları İzleme Komitesi HAKİM, dinlenen tüm tanıkların ezber beyanlarının dosyada bulunan görüntüler ve bilirkişi raporu ile çeliştiğini ifade etti. Savcı ise sanıkların ayrı ayrı cezalandırılmalarını talep etti. Duruşma 29 Mart’a ertelendi.

Ne Olmuştu?

Elazığ Geçici Bakımevi ve Rehabilitasyon Merkezi ile ilgili olarak burayı ziyaret eden gönüllüler tarafından hayvanlara kötü muamelede bulunulduğu, çiftlikte yaşayan hayvanlara uygun ilaçların kedi ve köpeklere kullandırıldığı, yaralı kedilerin bir oda içinde ve toplu halde tutulduğu, kafes içindeki parazitlerin temizlenmediği, dışkıların hayvan kafeslerinde bırakıldığı, mama kaplarının olmadığı ve kafeslerin pis ve bakımsız olduğu yönünde Elazığ Belediyesi Geçici Bakımevi müdürü ve veteriner hekimler hakkında suç duyurusunda bulunulmuştu.

Savcı olay yeri inceleme gerçekleştirerek, iddia edilen hususları doğrular nitelikte tespitlerin olduğu bir tutanak düzenlendi ancak Elazığ valiliği soruşturmaya izin vermedi. Bunun üzerine gönüllüler davayı bölge idare mahkemesine taşıdı. Üst mahkeme, hayvanların sağlıklı şartlarda barınmasından sorumlu olanların görevlerini kötüye kullandıkları yönünde kuvvetli şüphe hali bulunduğundan soruşturma izninin verilmesi gerektiğine hükmederek Elazığ Valiliği’nin kararını kaldırdı, bakımevi müdürü ve veteriner hekimlerinin de dahil olduğu 4 sanık hakkında kamu davası açıldı. (HAKİM)

Okumak için tıklayın

Hayvan Hakları

Geç Gelen Adalet: ‘Davayı Kazandık Ama Hayvanları Kaybettik’

-

yaban keçisi adana

Vegan Derneği Türkiye ile Hayvan Hakları ve Etiği Derneği’nin beş ili kapsayan yaban keçisi “av ihalesine” karşı açtığı yürütmeyi durdurma ve iptal talepli davasında nihai karar altı ay sonra açıklandı. Mahkeme, Tarım ve Orman Bakanlığı izniyle açılan av ihalesinin iptaline altı ay sonra karar verdi. Dernekler ise “geç gelen adaleti” protesto ettiklerini duyurdu.

K2 HABER | Tarım ve Orman Bakanlığı’nın Adana, Hatay, Niğde, Kayseri ve Mersin illerini kapsayan yaban keçisi av turizmi ihalesine karşı Vegan Derneği Türkiye (TVD) ile Hayvan Hakları ve Etiği Derneği tarafından, Hayvanlara Adalet Derneği’nin (HAD) desteğiyle 27 Eylül 2021 tarihinde açılan davada nihai karar açıklandı.

17 Şubat’ta Adana’da görülen duruşmanın ardından kararı taraflara dün itibarıyla duyuran Adana 2. İdare Mahkemesi, ihalenin “hukuka aykırı” olduğu gerekçesiyle, dava açıldıktan ancak altı ay sonra avın iptaline karar verdi.

Mersin Barosu’nun Danıştay’da elde ettiği emsal sonuca da atıfta bulunan gerekçeli nihai kararda şöyle denildi: “Yaban hayvanlarının sayılarına, avlanacakları sahalara ve avlanmanın sonuçlarına ilişkin somut ihaleler açısından davalı idare tarafından bilimsel, somut ve kapsamlı araştırma ve tespitler yapılmadan gerçekleştirilen dava konusu ihalede hukuka uygunluk bulunmamaktadır. Nitekim benzer bir uyuşmazlıkta verilen Danıştay 13. Dairesinin 28/12/2021 tarih ve E:2021/3939, K:2021/5365 sayılı kararı da bu doğrultudadır.” 

Av Cinayettir: ‘Bolu’daki Kızıl Geyik Avı Mahkeme Tarafından İptal Edildi’

Hayvan Hakları Örgütleri ‘Geç Gelen Adaleti’ Protesto Ediyor 

Mahkemenin altı ay boyunca yürütmeyi durdurma kararı vermemesi ve bu süre içinde dava dosyasının “görevsizlik” kararı ile Adana’dan Danıştay’a, ardından yine Adana’ya gönderilmesi ise, bir kez daha hayvan hakları örgütleri tarafından eleştirildi. Dernekler, nihai karara dair yaptıkları ortak açıklamada, mahkemenin çok geç karar aldığını, yaban keçileri için belirlenen “av sezonu” bitimine 15 gün kala nihai kararın verildiğini ve bu süreçte tüm yaban keçilerinin avcılar ve av şirketleri tarafından öldürülmüş olabileceğini vurguladı. 

Eylül – Aralık 2021 tarihleri arasında davaya konu beş ilde kaç yaban keçisinin öldürüldüğünü CİMER üzerinden Tarım ve Orman Bakanlığı’na soran dernekler, yaptıkları açıklamada bilgi edinme başvurularına bakanlıktan resmi yanıt alamadıklarının da altını çizdi.

Vegan Derneği Türkiye (TVD) ile Hayvan Hakları ve Etiği Derneği tarafından sosyal medyada paylaşılan açıklamanın tamamı şöyle:

‘Davayı Kazandık ama Hayvanları Kaybettik: Geç Gelen Adaleti Protesto Ediyoruz’

30 Eylül 2021 tarihinde “av turizmi” kapsamında Adana, Mersin, Hatay, Niğde ve Kayseri’de nesli tükenme riskiyle karşı karşıya olan 70 yaban keçisinin öldürülmesine engel olmak amacıyla, Tarım ve Orman Bakanlığı’na karşı Adana 2. İdare Mahkemesi’nde Hayvan Hakları ve Etiği Derneği ile ortak açtığımız davada, nihai karar ancak altı ay sonra geldi. Bu süre içinde “yürütmeyi durdurma” kararı vermeyen mahkeme, bilgi de edinemediğimizden, muhtemelen tüm yaban keçilerinin ölümüne sebep oldu.

31 Mart 2022 tarihine kadar öldürülmesi planlanan yaban keçilerine yönelik av ihalesinin iptal edildiğini 14 Mart’ta duyuran mahkemenin geç gelen bu kararı, yaşam hakkını savunduğumuz tüm yaban keçilerinin katline davetiye çıkarmıştır. Av ihalelerinin etik dışı olmasının yanı sıra hukuk dışı olduğu, Türkiye’nin çeşitli illerindeki mahkemeler tarafından defalarca kanıtlanmıştır. Bu kararların her biri avukatımızca mahkemeye sunulmuştur.

Üstelik dava dosyamız Adana’dan Danıştay’a, Danıştay’dan tekrar Adana’ya gönderilirken, bir türlü açıklanmayan nihai kararı beklerken, kaç yaban keçisinin avcılar ve av şirketlerince öldürüldüğünü öğrenmek için Tarım Bakanlığı’na yaptığımız bilgi edinme başvurusuna da hiçbir resmi yanıt verilmemiştir. Yürütmenin durdurulmadığı her gün katliamın sürdüğü defalarca dile getirilmesine rağmen dava süreci, çeşitli sebepler gerekçe gösterilerek uzatılmıştır.

Dünyada Vegan Yaşayan İnsan Sayısı Kaçtır?

Geç Gelen Adalet, “Adalet” Değildir!

Adana 2. İdare Mahkemesi’nin aylar sonra verdiği karar, adaletin kaybettiğinin kanıtıdır. Vegan Derneği Türkiye ve Hayvan Hakları ve Etiği Derneği olarak davayı kazanmış olabiliriz ama hayvanları kaybettik. Yaban keçileri yaşamlarını kaybetti. Bu kaybın telafisi yok. Avcılık tamamen yasaklanana kadar mücadeleye devam edeceğiz.

Ne Olmuştu?

“Av turizmi” kapsamında Adana, Mersin, Hatay, Niğde ve Kayseri’de nesli tükenme riskiyle karşı karşıya olan 70 yaban keçisinin öldürülmesine engel olmak için TVD ve Hayvan Hakları ve Etiği Derneği, Adana 2. İdare Mahkemesi’nde Tarım ve Orman Bakanlığı’na dava açmıştı.

31 Mart 2022 tarihine kadar 18 parti halinde 70 yaban keçisi “acente kotasının avlattırılması işi” ihalesinin yürütmesinin acilen durdurulmasını ve iptalini talep dava dilekçesinde, yaban keçilerinin avlanması üzerinden maddi gelir elde edilmesinin ulusal ve uluslararası mevzuata aykırılık teşkil ettiği vurgulanmıştı.

Ancak Adana 2. İdare Mahkemesi, ihalenin Adana’ya ek olarak dört ili daha kapsadığını gerekçe göstererek “görevsizlik” kararıyla dava dosyasını aylar sonra Danıştay’a sevk etmiş, Danıştay da dosyayı yeniden Adana’ya göndermişti. Bu süre içinde ise, Bolu ve Konya’da TVD’nin açtığı av karşıtı davaların aksine yürütmeyi durdurma kararı verilmemiş ve hayvanların avcılarca öldürülmesine devam edilmişti.

Okumak için tıklayın

Hayvan Hakları

Bartın’da Hayvana Cinsel Saldırı Davasında ‘Adalet’ Yine Çıkmadı

-

Hayvan hakları bartın

Bartın’da hayvana işkence ve cinsel saldırı davasında adalet yine çıkmadı. Birçok hayvan hakları ve özgürlüğü savunucusu kişi, kurum ve topluluk davaya katılım talebinde bulunmuş ve hayvanlar adına bir kez daha adalet çağrısı yapmıştı.

Bartın’da Mahkeme heyeti Bartın Hayvanları Koruma ve Yaşatma Derneği ve Bartın Çevre Derneği dışındaki sivil toplum kuruluşlarının suçtan doğrudan zarar görmedikleri gerekçesiyle, davaya katılma taleplerini reddetti.

Mahkeme sonucunda sanığın 15 günde bir imza atma adli kontrol kararı kaldırıldı. Sanığın iktidarsız olduğuna dair rapor alınması talebi ise reddedildi.

Duruşmada dinlenen tanıklar ilk ifadeleriyle uyumlu beyanda bulundular, sanığı hayvanın üzerinde gördüklerini, video kaydında da açıkça görüldüğünü belirttiler. Dava 24 Mayıs 2022 saat 14.45’e ertelendi.

Zülal Kalkandelen Röportajı: ‘Bilimin, Aklın ve Vicdanın Sesini Dinleyip Vegan Olun’

BurHAK: ‘Herkesi Hayvanlara Yaşatılan Şiddete ve Hak İhlallerine Sessiz Kalmamaya Çağırıyoruz’

Burak Özgüner Hayvan Hakları Çalışma Merkezi (BurHAK) tarafından yapılan açıklamada, “Bu duruşma vesilesiyle, her gün toplumsal cinsiyet temelli insan şiddetine ve türcülüğe maruz bırakılan tüm hayvanların yanında olduğumuzu, emsal bir karar çıkana kadar bu davayı da takip etmeye ve mücadeleye devam edeceğiz. Her ne kadar kabul edilmese de, hepimiz bu suçtan zarar göreniz. Bu nedenle herkesi, öncelikle hayvanlara yaşatılan şiddete ve hak ihlallerine sessiz kalmamaya, insan dışı hayvanların sesine ses katmaya çağırıyoruz.” ifadeleri kullanıldı.

Ne Olmuştu?

2021 Temmuz ayında M.D. isimli kişinin (66) Bartın Kayadibi Çavuş Köyü’nde bir vatandaşın sorumluluğu altındaki bir köpeğe tecavüz etmesi üzerine tutuklanmış fakat yedi gün sonra serbest bırakılmıştı. Hayvan hakları ve özgürlüğü savunucuları karara itiraz etmiş ve davaya müdahil olma talebinde bulunmuştu.

Okumak için tıklayın

Hayvan Hakları

Çağrılar Sonuç Verdi: Vegan Derneği ve YTÜ Öğrencileri Vegan Menü Hakkını Kazandı

-

YTÜ Vegan Derneği Türkiye

Vegan Derneği’nin Yıldız Teknik Üniversitesi yemekhanesini dönüştürmek ve üniversitede “yeşil tabak” sayısını artırmak için YTÜ Vegan Vejetaryenler Topluluğu ile yürüttüğü kampanya olumlu sonuç verdi. 28 Şubat 2022 tarihinden itibaren üniversite yemekhanelerinde vegan menü çıkarılacak.

Üniversitelerde vegan yemek hakkı mücadelesi sürüyor. En son kazanım Yıldız Teknik Üniversite’sinden (YTÜ) geldi. YTÜ Vegan Vejetaryenler Topluluğu (YTÜ VVT) ile Vegan Derneği Türkiye’nin (TVD) birlikte #YTÜVeganMenüİstiyor kampanyası 14 Şubat’ta başarıya ulaştı.

TVD, YTÜ yönetimine yaptığı yazılı başvurunun ardından YTÜ Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanlığı Beslenme Birimi Şube Müdürlüğü’nden resmi olarak “Üniversitemizde 28.02.2022 tarihi itibarı ile vegan menü çıkmaya başlayacaktır” yanıtını aldı.

500 Islak İmza Toplandı

Vegan yemek seçeneklerinin eksik ve yetersiz olması ve gerektiği gibi etiketlenmemesi sebebiyle Ocak 2022’de harekete geçen öğrenciler, gerek sağlık nedenleri ile, gerekse ekolojik ve etik sebeplerle her bireyin sağlıklı beslenmeye erişim hakkı için üniversite yemekhanelerinde vegan menü talep eden ve bu talebi destekleyen yüzlerce kişiye ulaştı.

Kampüslerinde yeterli miktarda ve düzenli olarak vegan menü çıkarılması için TVD ile ortak kampanya başlatan YTÜ öğrencileri, üniversitenin kampüslerinde topladıkları 500 imzayı üniversite yönetimine 1 Şubat’ta teslim etti.

Vegan Derneği Türkiye: ‘Veganlık Vicdan Hürriyeti Kapsamına Alınmalı’

Üniversite Dışından Öğrencilere Destek

TVD ise YTÜ VVT başta olmak üzere, YTÜ’de vegan menü çıkarılmasını isteyen tüm öğrencilere destek olmak için change.org/ytuveganmenu adresinde #YTÜveganmenüistiyor etiketiyle bir imza kampanyası başlattı.

Dernek, YTÜ yönetiminin öğrencilerin taleplerini dikkate alarak;

  • Besin değeri açısından yeterli bir vegan menü sunması,
  • Herkes için yeter miktarda vegan yemek çıkarması,
  • İnsanların ne yedikleri konusunda bilinçli seçimler yapabilmeleri için yemekleri uygun şekilde etiketlemesi,

gerektiğini hatırlatarak vegan öğrenciler için daha geniş bir kitlenin ses çıkarmasını sağladı.

Sağlıklı beslenmeye erişim hakkının insan hakları kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan imza kampanyasına bir ayda 1665 kişi imza atarak YTÜ öğrencilerinin mücadelesine katkıda bulundu.

Nusret Önünde Vegan Protesto: ‘Yaşam Hakkına Saygı Duy’

‘Veganlık Vicdan Hürriyeti Kapsamında Değerlendirilmelidir’

TVD Kurucu Başkanı Ebru Arıman, YTÜ rektörü Prof. Dr. Tamer Yılmaz ile YTÜ Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanlığı’na yaptıkları çağrının olumlu sonuçlanmasını memnuniyetle karşıladıklarını belirterek şunları söyledi: “Veganlık, temel olarak etik yönüyle, hayvanları mal ve hizmet olarak gören anlayışın reddidir. Bu noktadan hareketle, vegan bireyler hayvanları hayatlarının her alanında sömürü malzemesi yapacak durum ve davranışlardan kaçınırken, aynı zamanda işin beslenme boyutunda da hayvansalları tüketmeyi de reddederler. Dolayısıyla veganlık yalnızca bir beslenme biçimi olarak değerlendirilemeyecek kadar derin, vicdani bir bakış açısıdır. Anayasamızda bireylerin ‘Sağlıklı Yaşam/Beslenme Hakkı’ da, ‘Vicdan Hürriyeti’ de güvence altındadır. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu ve Mediko-Sosyal Sağlık, Kültür ve Spor İşleri Dairesi Uygulama Yönetmeliği de, üniversite yemekhanelerinde vegan beslenmeye uygun menüler bulundurulması için üniversitelere pozitif yükümlülük yüklemektedir. YTÜ’nün aldığı bu kararın, tüm üniversitelerde vegan menü uygulamasının hayata geçirilmesi için Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanlığı’na yaptığımız yazılı başvurunun sonucunu hızlandırmasını ve bu süreçte diğer üniversitelere örnek olmasını umuyoruz.”

Dünyada Vegan Yaşayan İnsan Sayısı Kaçtır?

Üniversitelerde Vegan Menü Neden Önemli?

Özellikle üniversite kampüslerinde vegan menü sunmak, bunu düzenli ve sistemli hale getirmek son derece önemli. Çünkü:

  • Hayvanlar, beslenme alışkanlıklarımız yüzünden ölçülemez derecede acı çekiyor. Günümüzde giderek artan sayıda insan, hayvanlardan elde edilen içerikler içermeyen vegan yemekleri tercih ediyor. Hayvan sömürüsüyle mücadelenin en etkili yollarından biri vegan yaşam tarzına geçmektir.
  • Gezegenimizdeki tüm canlı yaşamını tehdit eden bir iklim kriziyle karşı karşıyayız. Bu sebeple karbon ayak izini azaltmak herkesin sorumluluğudur. Hayvancılık ve iklim değişikliği arasındaki bağlantıya dair şimdiye kadar yapılmış en kapsamlı araştırma, “et”, süt ve süt “ürünlerinden” kaçınmanın gezegen üzerindeki çevresel etkimizi azaltmanın en önemli yolu olduğunu ortaya koydu. İklim kriziyle mücadele konusunda öncülük etmek ve yeni nesillerin geleceğini güvence altına almak için bu tür önlemleri ilk alan, eğitim kurumları olmalıdır.
  • Birçok insan, hayvansal “ürünlere” dair artan sağlık endişeleri nedeniyle bitkisel bazlı gıdalar tüketmeyi tercih ediyor. Çok sayıda bilimsel veri, sağlıklı bir yaşam için işlenmemiş gıda ve bitki bazlı bir beslenmenin en iyisi olduğunu gösteriyor. Her bireyin sağlıklı ve besin değerleri açısından eksiksiz bitki bazlı yemeklere erişim hakkı tartışılmaz olmalıdır; bireylerin ve kurumların inisiyatifine bırakılmamalıdır.

Dernek, web sitesinde yaptığı açıklamada, üniversitesinde vegan yemek hakkı için ilk adımı atan ve üniversite yönetimini harekete geçirmek için desteğe ihtiyacı olan vegan öğrencilere ve topluluklara seslenerek dayanışma çağrısında bulundu. 

Okumak için tıklayın

Hayvan Hakları

UNESCO Türkiye’de Örnek Proje Gösterdi

-

Akdeniz Koruma Derneği Çağdaş Yaşar

Akdeniz Koruma Derneği tarafından ‘Gökova Körfezi Deniz Koruma Alanında İklim Değişikliği Dayanıklılığının Artırılması’ projesi UNESCO tarafından Türkiye’de örnek proje olarak gösterildi.

Son yıllarda dünya genelinde yaşanan, kuraklık, iklim değişikliği, orman yangınları, yaz ortasında sel felaketleri gibi ekstrem olaylar sonrası iklim değişikliğinin etkilerinin azaltılmasına yönelik projeler dikkat çekiyor. Bu projelerden birisi de Akdeniz Koruma Derneği tarafından yürütülen ‘Gökova Körfezi Deniz Koruma Alanında İklim Değişikliği Dayanıklılığının Artırılması Projesi’ oldu.

Muğla’nın dünyaca ünlü Gökova Körfezi’nde yürütülen proje ile sürdürülebilir balıkçılık, istilacı türlerin ekonomik değerinin arttırılması, kum köpekbalıkları ve nesli tehlike altında olan Akdeniz Foku’nun yaşam alanlarının korunması ve genişletilmesi, genç balıkçılık projesi ve kadın balıkçılar gibi projeler Türkiye’de ve dünyada birçok ödüle değer görüldü.

Akdeniz Koruma Derneği Projeleri İle Çok Sayıda Ödül Aldı

Akdeniz Koruma Derneği tarafından yürütülen proje alanlarında önemli habitat geri kazanımı, balık stokları, balıkçılar için artan gelir, istilacı türlerin bolluğu ve kum köpekbalıklarının ve Akdeniz fokunun geri dönüşü ile Gökova Körfezi’nde başarıyla yürütüldü. 2010 ve 2017 yılları arasında balıkçılık gelirlerinde yüzde 400’lük bir büyüme yaşanırken, bu pilot proje, 2014’te UNDP Ekvator Ödülü, 2017’de Altın Whitley Ödülü ve UN FAO ‘En İyi Uygulama’ dahil olmak üzere birçok ödül aldı.

Gökova Körfezi deniz habitatı restorasyonu pilot projesi sadece beş yılda önemli sonuçlar elde etti. Gökova Körfezi’nden Gelidonya Burnu’na kadar olan kıyı şeridi önemli bir deniz yaşam alanı olurken, artan deniz suyu sıcaklıkları, yasadışı balıkçılık ve turizm nedeniyle artan istilacı türlerin baskısı altında olduğu açıklandı.

Türkiye’de Termik Santral Gerçeği: 55 Yılda 200 Bin Erken Ölüm

Proje İle Kum Köpek Balığı ve Akdeniz Foku Da Korunuyor

Akdeniz Koruma Derneği sözcüsü Çağdaş Yaşar, Akdeniz Koruma Derneği’nin Gökova Körfezi’nde deniz koruma alanlarında iklim değişikliğine karşı direncin arttırılmasına yönelik proje yürüttüğünü açıkladı. Yaşar, “Bu proje kapsamında kum köpek balığı, Akdeniz Foku gibi hassas türlerin korunması, yaşam alanlarının çoğaltılması ayrıca bölgede bulunan deniz koruma alanlarındaki balıkçılığa kapalı alanların aktif olarak denetlenmesi, yasa dışı balıkçılığın engellenmesi için çalışmalar yürütüyor” dedi.

UNESCO Tarafından Örnek Proje Gösterildi

Akdeniz Koruma Derneği tarafından yürütülen ‘Gökova Körfezi Deniz Koruma Alanında İklim Değişikliği Dayanıklılığının Artırılması Projesi’nin UNESCO tarafından Yeşil Vatandaşlar (Green Citizens) kampanyasında Türkiye’de örnek proje olarak gösterildiğini belirten Yaşar, “UNESCO ‘Green Citiens’ yani yeşil vatandaşlar adına bir kampanya başlattı. Bu kampanyada da Türkiye’de ilk örnek proje olarak Akdeniz Koruma Derneği’ni seçtiler. Bu bizim için çok önemli. Çünkü UNESCO Green Citizens kampanyası, yerelden gelen bilgiyi, iklim değişikliğinin etkileri ile farkındalığın oluşturulduğu bir faaliyet” dedi.

Projenin Alanı ve Kapsamı

2012 yılından bu yana deniz koruma alanları üzerinde çalıştıklarını belirten Akdeniz Koruma Derneği sözcüsü Çağdaş Yaşar, “Bu projeye 2019 yılında başladık. Gökova Körfezi, Göcek ve Antalya Kaş’ta iklim değişikliğine olan direncin arttırılmasına bağlı çok sayıda çalışma yürütüyoruz. Bu çalışmalar içinde deniz altı temizliği, deniz koruma alanlarındaki yasa dışı balıkçılığın engellenmesi, foklar ve kum köpek balıkları ile ilgili yapılan çalışmalar var. Kum Köpekbalıkları ile ilgili 7/24 online olarak izlenen Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile birlikte yürüttüğümüz çalışma var. Tarım ve Orman Bakanlığı ve Sahil Güvenlik ile yasa dışı balıkçılığı önleme çalışmalarımız var” dedi.

Goca Moğlalılar Çimento Tozu Değil, Temiz Hava Solumak İstiyor!

Balıkçının Geliri Yüzde 400 Arttı

Proje çalışmasının yürütüldüğü alanlarda balık popülasyonlarında artış, balıkçıların gelirinde ise yüzde 400’e varan artış yaşandığını belirten Yaşar, “Aslında biz doğa koruma çalışmalarına ekosistem temelli yaklaşımla ilerliyoruz. Bu tür habitatları veya bu doğal kaynaklarımızı sürdürülebilir kullanmamız için küçük ölçekli kıyı balıkçılığını desteklememiz gerekiyor. Yaptığımız çalışmalarda da balık popülasyonunun artışıyla hem kıyı balıkçılığının gelirini arttırarak hem ekosisteme temelli, hem doğalı koruyoruz, hem de insanların sürdürülebilir olarak doğayı kullanmasını sağlıyoruz. Yapılan bu çalışmaları bilimsel olarak doğrulayabilmemiz için Kooperatiflerden balıkçılık verisi alıyoruz. Balığın kooperatiflere geldiği andan itibaren her gün tek tek kaç kilo hangi balıktan çıkmış, kim ağ atmış, kim baragedi atmış gibi verileri tutarak aylık olarak aylık olarak tekne başına düşen balıkçının gelirinden ortalama olarak bir artış olduğu gözüküyor. Bu da Türk Lirası olarak baktığımızda yüzde 400, Dolar bazında ise yüzde 80 gibi bir artış var balıkçının gelirinde. Bu da şu anlama geliyor. Buradaki balık popülasyonunda veya buradaki ekosistemde bir değişiş olmaya başladı. Deniz Koruma alanlarının içerisinde metrekare olarak yaklaşık 4 kat artmış vaziyette. Dışında da 2 kat artmış vaziyette” dedi. (İHA)

Okumak için tıklayın

Ekoloji

Yaban Keçilerinin Yaşamı İçin: ‘Mahkeme 15 Gün İçinde Kararını Açıklayacak’

-

vegan derneği türkiye

Vegan Derneği Türkiye’nin, Konya ve Karaman’daki “av ihalesine” karşı açtığı yürütmeyi durdurma ve iptal davasında, mahkeme 15 gün içerisinde kararını açıklayacak.

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın Konya ve Karaman illerini kapsayan av ihalesine karşı Vegan Derneği Türkiye (TVD) tarafından 24 Kasım’da açılan davanın ilk duruşması bugün görüldü.

Yaklaşık iki aydır devam eden davada, dünya çapında yalnızca Türkiye’de görülen ve nesli tükenen Anadolu yaban koyunlarının (Ovis gmelini anatolica) ve yine nesli tükenme tehlikesi altında olan yaban keçilerinin (Capra aegagrus) avlanması için açılan ihalenin yürütmesinin iptali bir kez daha talep edildi. Mahkeme, Tarım ve Orman Bakanlığı izniyle açılan av ihalesinde kararı 15 gün içerisinde açıklayacağını duyurdu.

Duruşmaya, Ankara Barosu ve Konya Barosu Hayvan Hakları Komisyonlarının avukatları, Yunuslara Özgürlük Platformu ve Hayvan Hakları İzleme Komitesi’nin temsilcileri ve Konya’daki vegan aktivistler destek için katıldı.

Vegan Derneği Türkiye: ‘Veganlık Vicdan Hürriyeti Kapsamına Alınmalı’

Ebru Arıman: ‘Türkiye Çapında Av Katliamı Tamamen Yasaklanana Kadar Mücadele Edeceğiz’

Duruşma sonrası basın açıklaması yapan TVD Başkanı Ebru Arıman, “Ormanların ve dağların asıl sakinleri olan hayvanların yaşam hakkı, mahkemelerin av karşıtı emsal kararlarına rağmen her yıl keyfi bir şekilde, spor-hobi-turizm adı altında, ekonomik çıkar uğruna bakanlıkça av şirketlerine ve avcılara satışa çıkarılıyor. Buna engel olmak, hayvanları ve yaşam alanlarını korumakla yükümlü olan bakanlıkların sorumluluğunda olması gerekirken, barolar ve sivil toplum kuruluşları harekete geçmediği takdirde, her yıl yüzlerce can kaybediyoruz. İnsanların ’zararlı’ gördüğü yaban hayvanlarını zehirleyerek veya vurarak öldürmesinin önünü açan ve yakın zamanda Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren yeni yönetmelik de bunun bir başka örneği. Özgür ve güvende yaşama hakkının yalnızca insana ait olmadığı gerçeğinden hareketle, diğer türlerin yaşadığı hak ihlallerine karşı verdiğimiz mücadeleye ek olarak, hem bu ihalenin hem de yeni yönetmeliğin iptali için, hatta Türkiye çapında av katliamı tamamen yasaklanana kadar, yaşam hakkını savunan tüm oluşumlarla bir araya gelecek ve mücadelemizi büyüterek devam ettireceğiz” dedi.

Dünyada Vegan Yaşayan İnsan Sayısı Kaçtır?

Okumak için tıklayın

Öne Çıkan Haberler