Bizi Takip Edin

Ekoloji

‘Marmara Denizi, Marmara Bölgesi’nin Foseptik Kuyusuna Döndü’

Marmara Denizi

Marmara Denizi yüzeyini kaplayan deniz salyasına dair açıklama yapan DOĞADER, Marmara Denizi’nin hem evsel hem de sanayi atıklarıyla bölgenin foseptiği haline getirildiğini söyledi.

Marmara Denizi’nde aylardır görülen deniz salyası (müsilaj) tehlikesi giderek büyüyor. Beyaz bir tabaka halinde denizin üstünü kaplayan balıkçıların “salya” olarak isimlendirdikleri “müsilaj”, İstanbul, Yalova, İzmit Körfezi, Çanakkale, Balıkesir kıyılarından sonra Mudanya kıyılarına da vurdu. Mudanya’da yat limanı ve çevresi deniz salyaları nedeniyle kahverengi tabakaya bürünürken, kirlilikten boğularak ölen su samuru kıyıya vurdu.

‘Covid Gibi Her Tarafa Bulaşabilir Dedik, Dinlenilmedi’

Marmara Denizi İçin Ölüm Fermanı

Doğayı Çevreyi Koruma Derneği (DOĞADER) konuyla ilgili yazılı bir açıklamada bulunarak “Marmara Denizi’ni kaplayan beyaz tabaka bugünün sorunu değil, biriken kirlilik Marmara Denizi’nin ölüm fermanını hazırladı” uyarısı yaptı. Kirliliğe dair Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından “Yaşanan olayın doğal, ekolojik bir süreç olduğu” açıklaması eleştirilerek “Yapılan açıklama her ne kadar sürecin ekolojik olduğunu vurgulasa da başta Gemlik Körfezi olmak üzere Marmara Denizi’ndeki canlılığı etkilediği aşikardır” diye belirtildi.

DOĞADER‘in açıklamasında, birçok uzmanın Marmara Denizi’nde görünen müsilajın sebebini küresel ısınmanın etkisiyle bu yıl Marmara Denizi’nde su sıcaklığının düşmemesi ve Marmara Bölgesi’nde sanayi ve evsel atıkların arıtılmadan Marmara Denizi’ne bırakılmasına bağladı vurgulandı. DOĞADER, açıklamasında ayrıca şu ifadelerde bulundu:
“Her yıl kısa sürede sona eren plankton patlamalarının bu yıl aylar sürmesi, Marmara Denizi’nin bölgenin biriken kirliliğini artık taşıyamaz hale geldiğini gözler önüne seriyor. DOĞADER olarak uzmanların ve bilimsel çalışmaların ışığında şunu belirtmekte fayda var, aşırı plankton patlamaları olarak bilinen müsilajın Marmara’yı kaplamasının asıl sebebi, Türkiye’nin hem en yoğun nüfusuna, hem de en büyük sanayi bölgelerine sahip şehirleri olan Kocaeli, Gebze, Yalova, Bursa ve İstanbul ile Trakya bölgesinin Marmara Denizi’ni atıkları için deşarj yeri olarak kullanmasıdır.”

“Atıklar Kimyasal Arıtmaya Tabi Tutulmalı”

Türkiye nüfusunun üçte birine ev sahipliği yapan Marmara Bölgesi hem evsel hem de sanayi atıklarıyla Marmara Denizi’ni bölgenin foseptiği haline getirdiği vurgulanan açıklamada “Bir an önce bölgedeki aşırı sanayileşme ve kentleşmeye uygun arıtma tesislerinin kurulması ve Marmara Denizi’ni kirletecek her türlü atığın sadece biyolojik değil kimyasal arıtmaya da tabi tutulması gerekmektedir. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve yerel yönetimler Marmara Denizi’ndeki yaşamı bu denli tehdit eden kirliliğe dair bir an önce somut adımlar atmalıdır” denildi.

“Tuzluluk Arttı”

Öte yandan Marmara Denizi’ni kaplayan salya ile ilgili inceleme yapan ekipte yer alan İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Hidrobiyoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Muhammer Balcı, “Adalar kıyısında yaptığımız örneklemelerde, kıyılarda tuzluluk binde 24 çıktı. Yani litrede 24 gram tuz tespit ettik. Normal koşullarda Marmara’da bu mevsimde binde 19, en fazla binde 20 çıkması gerekirken 24 çok yüksek bir oran” dedi.

DHA’ya konuşan ve mevsimler kaydığı için su sıcaklığının zaten fazla olduğunu belirten Balcı, “Kış mevsimi kalktı neredeyse ortadan. Bundan dolayı da suda yüksek bir sıcaklık var, bunu ölçebiliyoruz. Tuzluluğun yüksek olması dipten de bir karışım olduğunu gösteriyor. Sıcaklık tabakalaşmasının ortadan kalktığını gösteriyor. Bu da ışık alan bölge olan 20 metre derinliğe kadar müsilajı besliyor, gübre olarak onları besliyor. Işık da var, su sıcaklığı da uygun olduğu için bu şekilde artışlar yaşıyoruz” dedi.

Doç. Dr. Balcı, Marmara Denizi tabanında yaşamın sona ererek dip ölümleri gerçekleşeceğini beklediklerine dikkat çekerek, “Kümeleşmeye başlamadan önce bunlar, dağınık haldeyken balıkların solungaçlarını tıkayıp suda boğulmalarına sebep olabiliyor. Dipteki bakteriler tarafından bunlar ayrıştırılamaya başladığı zaman, bakteriler oksijen tüketerek bunları ayrıştıracak. Bunlarında oksijeni tüketmesiyle birlikte ortamı anoksik yaptığı bir durum oluşacak. Bundan sonrasında dip ölümü bekliyoruz. İzmit Körfezi ve Gemlik’te bunlar görülebilir” ifadelerini kullandı.

Çöp İthalatı Meclis Gündeminde: ‘Çevreden Bihaber, Çevre Bakanı Var’

“Denize Girmek Tehlikeli”

Doç. Dr. Balcı, yaptıkları örneklemelerle ilgili olarak ise Marmara Denizi’nde bazı bölgelerde denize girmemin tehlikeli olabileceğini belirterek, “Aldığımız örneklerden hücre izolasyonları yaptık. Türlere de baktık mikroskop altında ne var ne yok diye. Burada diatom türlerini bolca tespit ettik. Skeletonema gibi alg türleri var. Bunlar sıcağı çok sevmez bahar türleridir. Bahar aylarında artışa geçerler. Havaların iyice ısınmasıyla birlikte bunlar yerlerini başka bir grup mikro organizmalara bırakacak. Bu noktada müsilajın yaz döneminde çok bir etkisi olmayacaktır. Akabinde dinoflagellat dediğimiz belki daha zararlı etkileri olabilecek türler artabilir. Bazı bölgelerde denize girmek tehlikeli diyebiliriz, evet. Özellikle akıntının kısıtlı olduğu, su karışımının yetersiz olduğu bölgelerde tabi ki çünkü orada ne var bilmiyoruz. Toksin üreten, üretmeyen, hangi tür mikro organizmalar var bunları bilmediğimiz için tabi ki riskli olur” şeklinde konuştu.

Müsilaj sorunun çözümü konusunda ise Doç. Dr. Balcı,  “Kısa vadeli çözüm çok zor, imkansız diyebilirim. Uzun vadeli izleme çalışmalarıyla buna bir çözüm bulunabilir. İlk etapta yapılması gereken kirlilik kaynaklarını en aza indirgemek” ifadelerini kullandı.

(Evrensel)