Connect with us

Ekoloji

Büyüknohutçu Çifti Unutulmadı: ‘Gerçek Adalet İçin Bir Aradayız’

-

ali aysin büyüknohutçu

Taş ve mermer ocaklarına karşı doğasını savunan Aysin – Ali Ulvi Büyüknohutçu çifti, öldürülmelerinin 5. yılında anılıyor. Büyüknohutçu Dostları, tüm doğa ve yaşam savunucularını 7-8 Mayıs’ta Antalya’da düzenlenecek anma programına katılmaya çağırdı.

K2 HABER | Doğa ve yaşam savunucusu Aysin – Ali Ulvi Büyüknohutçu çifti, yaşamdan kopartılışlarının 5. yıl dönümünde Antalya’da anılıyor. Büyüknohutçu Dostlarının düzenlediği anma programı 7-8 Mayıs tarihlerinde gerçekleştirilecek. Anma için İstanbul ve İzmir’den ücretsiz otobüsler kaldırılıyor.

Büyüknohutçu Dostları, taş ve mermer ocaklarına karşı yaşamı savunan Aysin ve Ali Ulvi Büyüknohutçu çiftinin 5 yıl önce katledildiğini hatırlatarak anma çağrısında bulundu. Yapılan açıklamada “Dava süreci iyi işletilmedi ve cinayetin azmettiricisi yargılanmadı. Büyüknohutçu çifti davası 5. yılında hala aydınlatılmadı. Adalet yerini bulmadı” denildi.

Aysin ve Ali Ulvi Büyüknohutçu’nun kızı ve avukatı tarafından geçen günlerde yapılan açıklamada, cinayetlerin üstünün kapatılmaya çalışıldığı belirtilmiş ve davanın Anayasa Mahkemesi’ne taşınacağı açıklanmıştı.

Ne Olmuştu?

9 Mayıs 2017’de Antalya’nın Finike ilçesine bağlı Kızılcık yaylasındaki evlerinde öldürülen Büyüknohutçu çiftinin cinayet şüphelisi Ali Yamuç, tutuklandıktan sonra yazdığı mektupta Büyüknohutçuları mermer ocağı şirketlerinin isteğiyle para karşılığında öldürdüğünü itiraf edip cezaevinde intihar etti. Eşi Fatma Yamuç ise kendine yöneltilen suçlamalardan beraat etti. Aradan geçen 5 yılda Büyüknohutçu cinayeti hala aydınlatılamadı.

Süheyla Doğan: ‘En Ufak Korkumuz Yok, Cesaretle Devam Edeceğiz’

Otobüs Hareket Bilgileri

ali aysin büyüknohutçu

Ekoloji

Selçuklu Evlerini Yıkan AKP’li Niğde Belediyesi’ne Mahkeme Dur Dedi

-

kale mahallesi

Niğde’de tarihi Kale Mahallesi yıkım ihalesi, Aksaray İdare Mahkemesi tarafından hukuksuz bulunarak iptal edildi. Danıştay da bir ay önce acele kamulaştırma kararının yürütmesini durdurmuştu.

K2 HABER | AKP‘li Niğde Belediyesi‘nin tarihi Kale Mahallesi‘nin yıkımı için açtığı ihale, Aksaray İdare Mahkemesi tarafından “hukuka aykırı” bulunarak iptal edildi. Danıştay 6. Dairesi de, yıkıma dayanak olarak gösterilen Cumhurbaşkanı kararnamesinin yürütmesini durdurmuştu.

Niğde Kale Mahallesi Yıkıma Uğratıldı: 70 Taş Ev Artık Yok

Niğde Belediyesi’nin gerçekleştirdiği yıkım çalışması ihalesi, Aksaray İdare Mahkemesi tarafından şu gerekçe ile iptal edildi: “Gelinen aşamada ihalenin temelini oluşturan ve yenileme projesi kapsamına alınan acele kamulaştırma kararının yürütmesinin durdurulması karşısında, söz konusu alanların enkaz karşılığı yıkımı ihalesine çıkılmasında ve ilan edilmesinde hukuken olanak bulunmadığından dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.”

Av. İsmail Hakkı Atal :’Bakan Pakdemirli, Yüce Divan’da Yargılanmalıdır’

‘AKP’li Belediye Yerli ve Milli Kültürü Yok Etti’

Davanın gönüllü avukatı İsmail Hakkı Atal iptal kararı için, “AKP’li Niğde Belediyesi yerli ve milli kültürü yok etti. Selçuklu ve Osmanlı mimarisi Niğde Kale mahallesi yıkımı Aksaray İdare Mahkemesi tarafından hukuka aykırı bulundu. Danıştay da yıkım ihalesinin dayanağı olan Cumhurbaşkanlığı kararının Yürütmesini durdurmuştu.” ifadelerini kullandı.

Bölgede Selçuklular tarafından inşa edilen, üçüncü derece sit alanı olan taş evler bulunuyor. Dava kararı beklenmeden yıkımlar başlatıldığı için, Niğde Mahallesi’nde yaklaşık 70 tarihi taş evin tamamen yıkıldığı belirtildi.

niğde belediyesi kale mahallesi

Okumak için tıklayın

Ekoloji

Çiftçi-Sen: ‘AKP’nin ve Şirketlerin Zeytinliklere Saldırıları Devam Edecek’

-

Kuzey Ege zeytinlik kıyı plan balıkesir çanakkale

Yönetmelik yardımıyla Zeytinliklerin enerji ve maden şirketlerinin talanına açılmasına Çiftçi-Sen İtiraz Etti, Danıştay yönetmeliğin yürütmesini durdurdu.

K2 HABER |Zeytinlik alanların enerji ve maden şirketlerine açılması çalışmalarına karşı tepkiler yükselmeye devam ediyor. Danıştay’ın yönetmelik değişikliğini durdurmasına karşı, AKP’nin yeni bir hazırlık yaptığı iddia ediliyor. Çiftçi-Sen de yönetmelik değişikliğine itiraz etmiş, Danıştay’ın yönetmeliği durdurmasını sağlamıştı.

Konu ile ilgili bir basın açıklaması da yapan Çiftçi-Sen, “AKP’nin doğanın metalaştırılmasına, zeytinliklerimize,  sularımıza, tarım arazilerimize, gıdamıza dönük saldırıları devam edecek, hukuksuz uygulamalara karşı da mücadelemizi yükseltmeliyiz.” ifadelerini kullandı.

Çiftçi Sen’den 17 Nisan Açıklaması: ‘Yaşasın La via Campesina! Yaşasın Çiftçiler!’

Çiftçi-Sen: ‘AKP’nin Saldırıları Devam Edecek!’

Çiftçi-Sen’in açıklaması şu şekilde:

“AKP hükümeti zeytinciliğimize darbe vurarak, sanayicinin, maden şirketlerinin ve enerji şirketlerinin önünü açma isteğini hiçbir zaman gizlememiş, açıkça ifade etmiştir. AKP  yürürlükte olan “3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkındaki Kanun”u  yasal bir engel olarak görerek yedi kez değiştirmek istemiş, tepkilerin büyüklüğü karşısında geri çekmek zorunda kalmıştır. Yöntemleri bellidir; yasayı değiştiremiyorsan yasaları yok sayarak, arkadan dolanarak “Kanun Hükmünde Kararnameler”le, yönetmeliklerle 3573 sayılı yasayı “Baypas” etmeye çalışmak. 2012 yılında, Tarım Bakanlığı zeytinliklerin katledilmesini engelleyen yasal engelleri “Kanun Hükmünde Kararname” çıkartarak aşmaya çalışmış, ama Danıştay Daireler Kurulu kararnameyi “Kanunsuz” olduğundan dolayı iptal etmiştir. Ancak 14 ay yürürlükte kalan bu kanunsuz yönetmelik yüzünden 18.350 dekar zeytinlik alanda 26 adet maden işletmesi “kamu yararı” adı altında faaliyete geçmiş, binlerce ağaç maden şirketleri tarafından katledilmiştir. AKP Hükümeti durmak bilmemektedir. Şimdide T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 1 Mart 2022’de madencilikle ilgili çıkarttığı yönetmelikle yasayı delmeye çalışmıştır.

Çiftçi-Sen  olarak vakit geçirmeden 2 Mart 2002 de yapmış olduğumuz başvuruya T.C. Danıştay  Sekizinci Dairesi 20 Nisan 2022 de Oybirliği ile sonuçlandırarak yürütmeyi durdurma kararı verdi. Elbette bu yönetmeliğe karşı oluşan tepkilerin karardaki etkisi ve katkısı göz ardı edilemez.

Çiftçi-Sen’in Üreticileri Temsil Ettiği Yasal Olarak Onaylanmıştır

T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı vermiş olduğu savunmada öncelikle Çiftçi-Sen’in “bu yönetmelikten zarar görmediği, menfaat ihlali olmadığı gibi garip  iddiada bulunmuş, “davanın ehliyet yönünden reddini” talep etmiştir. Çiftçi-Sen’in  Zeytin Üreticilerini ve çiftçileri temsil ettiğini, üyelerinin ve sonuçta tarımsal üretimin zarar göreceğini görmek istememiştir. T.C. Danıştay 8. Dairesi verdiği kararla Bakanlığın bu iddiasını geçersiz kılarak, Çiftçi-Sen’in zeytin üreticilerini ve çiftçileri temsil ettiğini bir kez daha yasal olarak onaylamıştır.

Bakanlık yine savunmasında, “3573 sayılı yasanın 1939 yılında zamanın şartları dahilinde yürürlüğe girdiği”nden bahsederek deyim yerindeyse “iktidarda biz olduğumuza göre, bu günün şartlarına, yani şirketlerin ihtiyaçlarına uygun yönetmelikler çıkartabiliriz, yasaları yok sayabilir, hukuksuz işlemler yapabiliriz” demektedir.

Çiftçiler Bakanlığın Önünde Toplandı: ‘Yüzde 80’imiz Borç Batağında’

‘Hukuksuz Uygulamalara Karşı Mücadelemizi Yükseltmeliyiz’

T.C. Danıştay 8. Daire ise yazdığı Gerekçeli Karar’da; “3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerin Aşılattırılması Hakkında Kanun uyarınca korunma altında bulunan zeytinlik sahalardaki faaliyetlerin Kanun ile düzenlenmesi gerektiği ve esasen davalı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın bu alanı kendi başına yönetmelik ile düzenleme yetkisi bulunmadığından davalı idarenin bu iddiası yerinde görülmemiştir”, ”sökülen ve taşınan ya da madencilik faaliyeti nedeniyle tahrip olan alanların  eski haline getirilmesinin mümkün olmaması sebebiyle Yönetmeliğin uygulanmasının telafisi güç ve imkansız zararlar doğuracağı açıktır.” diyerek Bakanlığa “madenciliğin yaratacağı ekolojik tahribatı ve yasaları yok sayamaz, şirketlerin ihtiyacına uygun hukuksuz işlemler yapamazsınız.” demiştir.

Birlikte olduğumuzda güçlü olduğumuzu zeytinliklere yönelik her saldırıda gördük. Biliyoruz ki şirketlerin ve AKP’nin doğanın metalaştırılmasına, zeytinliklerimize, sularımıza, tarım arazilerimize, gıdamıza dönük saldırıları devam edecek, enerjimizi toplamalıyız. Ve ısrarla üreticiler, tüketiciler, ekolojistler, çevreciler, kendi kültürüne sahip çıkanlar olarak birlikte olmalıyız. Hukuksuz uygulamalara karşı da mücadelemizi yükseltmeliyiz.”

Okumak için tıklayın

Ekoloji

İklim Adaleti Koalisyonu: ‘Gezi Davası’nın Hukuksuz Hükmünü Reddediyoruz’

-

İklim Adaleti Koalisyonu

İklim Adaleti Koalisyonu Gezi Davası kapsamında verilen hukuksuz kararları protesto ederek, bir basın açıklaması yayımladı.

K2 HABER | Türkiye’de faaliyet gösteren 74 ekoloji bileşeninin oluşturduğu İklim Adaleti Koalisyonu, Gezi Davası kapsamında birçok insana verilen hukuksuz cezaları protesto etti. Koalisyon tarafından yapılan açıkalamada, “Verilen bu hukuksuz hüküm, yalnızca arkadaşlarımızın ne kadar onurlu işler yaptığının bir nişanesidir. Tarih bu hükmü böyle yazacaktır.” ifadeleri kullanıldı.

İklim Adaleti Koalisyonu: ‘Gezi Yargılanamaz, Cezalandırılamaz”

İklim Adaleti Koalisyonu tarafından yapılan açıklama şu şekilde:

“İktidarın kirli siyaseti sonucu, halka ve doğaya yapılan eziyeti çekinmeden haykıran hak ve doğa savunucuları, yeşile boyanmış sinsi talan planları karşısında dimdik ayakta ve tertemizdir. Onlar kamu vicdanında masumdur, özgürdür. Bildiklerini sadece söyleyip anlayışımıza sunmakla yetinmemiş, aynı amacı paylaşan milyonlarla birlikte eyleme geçme becerisini de göstermişlerdir.

Hepimizin beklentilerini, dileklerini, özlemlerini simgeleyen gezi ruhunu bu şekilde incitebileceğini sananlara sözümüz var:

Bizler hepimiz Gezi’deydik; doğayı ve Gezi’deki ağaçları savunmak kadar, yaşam hakkımıza, düşünce ve söz söyleme özgürlüğümüze sahip çıkmak için oradaydık. Anayasal güvence altındaki gösteri ve yürüyüş haklarımızı kullanarak, bizi kutuplaştırıp ayrıştırmaya çalışan iktidara inat tüm farklılıklarımızla ve renklerimizle hep birlikte kolkola yürek yüreğe Gezi’deydik.

Gezi Davası’nda Skandal Karar: Osman Kavala’ya Ağırlaştırılmış Müebbet, 7 Kişiye 18’er Yıl Hapis Cezası

‘Düşünce Özgürlüğü, Gösteri ve Yürüyüş Haklarımız Gasp Edildi’

Gezi biziz… Gezi yargılanamaz, cezalandırılamaz! Bilinmelidir ki yaşam ve doğa savunucusu olarak seçtiğiniz sekiz masum insan için verilen bu hukuksuz ve tamamen siyasi olan bu kararla yalnız onların yaşam hakları, özgürlükleri değil, bizim de anayasal güvence altındaki en temel yurttaşlık haklarımız olan düşünce özgürlüğü, gösteri ve yürüyüş haklarımız da gasp edilmiştir.  

Hukuk devleti olmanın vazgeçilmez şartlarını, yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını anayasanın bağlayıcılığını yok sayarak verilen bu hukuksuz hüküm, yalnızca arkadaşlarımızın ne kadar onurlu işler yaptığının bir nişanesidir. Tarih bu hükmü böyle yazacaktır.”

İklim Adaleti Koalisyonu: ‘Enerji Yoksulluğu Yaşam Hakkı İhlalidir’

İklim Adaleti Koalisyonu

Not: Bizler, Cop26 Koalisyonu olarak yaptığımız çalıştay sonucu kapitalist ekonomi-politiğin neden olduğu iklim krizine karşı iklim adaletini savunmak ve bu doğrultuda uluslararası hareketlerin bir parçası olarak mücadeleyi büyütmek, geliştirmek ve sürdürmek amacıyla 25 Aralık 2021 basın toplantımızdan bu yana  “İklim Adaleti Koalisyonu” olarak yolumuza devam ediyoruz.  Koalisyonumuzun  74 bileşeni var, bireysel ve kurumsal katılımlara açık.

Katılımcılar listesine buradan ulaşabilirsiniz: https://www.iklimadaletikoalisyonu.org/katilimcilar

K2 Haber, İklim Adaleti Koalisyonu’nun bir bileşenidir.

Okumak için tıklayın

Ekoloji

Yapım ve Planlama Aşamasındaki Kömürlü Termik Santral Kapasitesi Azaldı

-

kömürlü termik santral Kömürden Çıkış COP26

Global Energy Monitor’ün bu yıl sekizincisini yayımladığı ‘‘Yükseliş ve Çöküş 2022: Kömürlü Termik Santrallerin Küresel Takibi’’ raporuna göre, yapımı süren ve planlanan kömürlü termik santral kapasitesi 2021 yılında yüzde 13 oranında azaldı. 

K2 HABER | Söz konusu azalma olumlu da olsa, Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin (IPCC) 2030 yılına kadar kömür kullanımının 2019’a oranla yüzde 75 azaltılması gerektiğini ortaya koyan tavsiyesi için yeterli değil. İklim biliminin açıkça gösterdiği gibi önümüzdeki on yıl içinde kömürü azaltmak için daha hızlı hareket edilmesi gerekiyor.

Çin, Güney Kore ve Japonya, ülke dışındaki kömürlü termik santral projelerine finans sağlamama sözü verdi; bu önemli bir adım. Ancak Çin, dünyanın geri kalanının toplamından daha fazla termik santral projesi devreye alarak küresel çabayı gölgeliyor.

Milas’ın Geleceği ‘AB Tescilli’ Zeytinyağında, Kömürde Değil!

Türkiye’de ‘Kılçıksız Yatırım Modeli’ Bile Piyasada Karşılık Bulmadı

2010’dan beri toplam 87 GW’lık kömürlü termik santral planı iptal edilen Türkiye’de kömür santrali proje stoku küçülmeye devam etti. 2021 yılında da 10,6 GW’lık kömürlü termik santral planı iptal edildi. Türkiye’de inşaatı devam eden ve devreye alınan santrallerin uluslararası finansman alan santraller olduğu düşünüldüğünde, Çin ve G20 ülkelerinin yeni kömür santrali finansmanını durdurma taahhütleri, Türkiye’de yeni projelerin finansman bulmasını zorlaştıracak.

Kamu idaresinin desteğine rağmen, elektrik lisansı olan kömür santrali projeleri bile iptal oluyor. Özellikle Çayırhan B santralinin iptal edilmesi ayrı bir önem taşıyor, zira bu santral Enerji Bakanlığı’nın “kılçıksız yatırım” modelinin, yani kömürlü termik santrallerin tüm gerekli yasal izinler Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından alındıktan sonra yatırıma hazır bir şekilde ihaleye açılması modelinin ilk projesiydi. Raporun öne çıkan bulguları şöyle:

  • Kapanma tarihi belirlenen kömür santrali sayısı 2021 yılında bir önceki yıla göre neredeyse iki misli artarak 750’ye çıktı (550 GW).

  • Yapım ve planlama aşamasındaki toplam kömürlü termik santral kapasitesi, 2015 yılından beri ilk defa 2020 yılında artmıştı, 2021 yılında ise yüzde 13 oranında azalarak 525 GW’tan 457 GW’a düştü. 

  • Covid-19 sonrası toparlanma yılı olan 2021’de dünyada 45 GW kömürlü termik santral kapasitesi işletmeye alındı, 26,8 GW emekli edildi, böylelikle küresel kömürlü termik santral filosunda 18,2 GW’lik net bir büyüme yaşandı.

  • Yeni işletmeye alınan 45 GW’lık santralin yarısından fazlası (yüzde 56) Çin’deydi. Çin’i hariç tutarsak küresel kömür filosu, art arda dördüncü yılda da küçülmeye devam etti.  

  • ABD’de 2019’da 16,1 GW, 2020’de 11,6 GW kapasite kapatılırken, 2021’de  bu miktar tahmini 6,4 GW ila 9 GW arasında oldu. ABD’nin ulusal iklim ve enerji hedeflerini tutturması için kömürden çıkışını hızlandırması gerekiyor. 

  • 27 Avrupa Birliği ülkesi 2021’de rekor düzeyde termik santral kapattı. AB içinde termik santral kapatma konusunda öncü ülkeler Almanya (5,8 GW), İspanya (1,7 GW) ve Portekiz (1,9 GW) oldu. Portekiz, son kömürlü termik santralini hedeflediği 2030 yılından 9 yıl önce, Kasım 2021’de kapatarak kömürsüz ülkelerden oldu. 

  • Kömüre dayalı elektrik üretiminde ise, Covid-19 pandemisinin başladığı 2020 yılındaki yüzde 4 düşüşün ardından, 2021 yılında yüzde 9’luk rekor bir artış yaşandı.

Gençler, Karbonsuz Gelecek İçin ‘Kömürden Çıkış Planı’ İstiyor

Eceçelik: ‘Türkiye, Kömür Santrallarından Tamamen Kurtulacağı Günü İlan Etmeli’

Ekosfer Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Barış Eceçelik: “Avrupa’da kömürlü termik santrallarını kapatmak için tarih belirlemeyen dört ülkeden biri Türkiye. Türkiye’nin kömür santrallarından tamamen kurtulacağı günü bir an önce ilan etmesi, sadece iklim, sağlık ve çevre için değil ekonomi için de büyük önem taşıyor. Artan kömür fiyatları, dış finansman seçeneklerinin kaybolması ve kömürden daha ucuza elektrik üreten yenilenebilir enerji kaynakları kömürden vazgeçme kararını destekliyor.”

Katısöz: ‘Türkiye, COP27’ye Kadar ‘Yeni Kömür Santrali İnşa Etmeme Kararı’nı Açıklamalı’

Avrupa İklim Eylem Ağı (CAN Europe) Türkiye İklim ve Enerji Politikaları Koordinatörü Özlem Katısöz: “Türkiye’de yeni kömürlü termik santrallere ne özel sektör ilgisi ne de halk desteği var. Var olan kömür kapasitesi teşviklerle ve karbon maliyetini ödemediği için ayakta kalabiliyor. İklim ve enerji alanındaki karar vericiler,  küresel iklim eylemine paralel, akılcı ve sorumlu bir adım atmak istiyorsa, COP27’ye kadar “yeni kömür santrali inşa etmeme” kararı açıklamalı ve “kömürden çıkış” için bir tarihi belirlemeli.”

Türkiye’de Kömür Düşüşte Ancak Emisyonlar Azalmıyor

Kutluay: ‘Türkiye’nin Kömürden Çıkışı Planlaması Lazım’

Kömürün Ötesinde Avrupa (Europe Beyond Coal) Kampanyacısı Duygu Kutluay: “Dünya kömürü geride bırakıp yenilenebilir enerjiye geçişin faydalarından yararlanmaya başlamışken, Türkiye’nin kömür sektörünü ayakta tutmak için kamu kaynaklarını israf etmekten bir an önce vazgeçmesi, kömürden çıkışı planlaması lazım. Son raporumuza göre, kömüre verilen kamu desteklerinin sonlandırılması ve kirletme bedelinin santrallere yüklenmesi durumunda Türkiye’de de en geç 2030 yılına kadar kömürü elektrik üretiminden çıkarmak mümkün.”

Okumak için tıklayın

Ekoloji

Prof. Mustafa Öztürk’ten Müsilaj Uyarısı: ‘Geliyor Gelmekte Olan Felaket’

-

Mustafa sarı mustafa öztürk müsilaj çevre mühendisleri odası eylem planı

Marmara Denizi’nin ‘Artık beni kirletmeyin’ diye feryat ettiğini belirten Prof. Dr. Mustafa Öztürk, “Önümüzdeki günlerde müsilaj, kabusa dönüşecek” ifadelerini kullandı.

K2 HABER | Geçen yıl etkisini gösteren ve bugüne kadar henüz somut bir önlemin alınmadığı Marmara Denizi’nde müsilaj yeniden görülmeye başladı. Yalova kıyılarında ortaya çıkan müsilajın, İstanbul Kadıköy ve Tuzla açıklarında da belirginleştiği belirtildi.

Müsilaj konusunda gerekli önlemlerin alınması için uzun zamandır uyarılarda bulunan uzmanlar, Marmara Denizi’nin bu kadar kirliliği taşıyamayacağını bir kez daha vurguluyor. Marmara’yı kurtarmak için acil eylem planının uygulamaya konması gerektiğini belirten Prof. Dr. Mustafa Öztürk de sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımlarda, müsilajın önümüzdeki günlerde kabusa dönüşeceğini ifade etti.

ÖZEL HABER | ‘Marmara Denizi, ‘Hayalet Deniz’ Olabilir!’

Prof. Dr. Mustafa Öztürk: ‘Önümüzdeki Günlerde Müsilaj, Kabusa Dönüşecek’

Prof. Dr. Mustafa Öztürk’ün paylaşımları şu şekilde:

“Marmara denizin azot ve fosfor kirletici konsantrasyonun sınır değerlerinin üzerinde olması. Deniz suyunun ısınması, sakin hava ve tabakalaşma ile müsilaj yavaş yavaş oluşuyor. Önümüzdeki günlerde müsilaj, kabusa dönüşecek. Marmara denizi gelişi güzel alıcı ortam değildir.

Müsilaj, Marmara denizi yüzeyini kapladıkça oksijen transferini düşürecek, 25-30 m derinlikte zaten oksijensizlik olan ortam yavaş yavaş yukarı doğru yükselecek. Marmarayı kurtarmak için Acil eylem planı uygulamaya konmalı.

Atıksular ileri kademe arıtılmadan, Marmaraya deşarj edilen tüm atıksuların kalitesi KOI= 125 mg/L, BOI5= 25 mg/L, TN= 10 mg/L ve TP= 1 mg/L’a getirilmeden Kampanyalar yaparak Marmara denizi kurtarılamaz. Marmara denizine ileri kademe arıtılmış kaliteli arıtılmış su verilmeli.

mustafa öztürk müsilaj

Prof. Dr. Mustafa Öztürk

‘Artık Beni Kirletmeyin Diye Feryat Ediyor’

Marmara’da yüksek konsantrasyonda olan azot ve fosfor kirleticileri yüzünden bitkisel calılar dediğimiz fitoplaktonlar normalin çok üzerinde çoğalıyor ve fitoplakton patlaması oluyor. Fitoplanktonlar deniz salyası dediğimiz müsilaj salgılıyor.

Fitoplankton patlamaları ile oluşan deniz salyası (müsilaj), deniz ekosistemi olarak ‘artık beni kirletmeyin’ diye feryat ediyor.

Marmara Denizi’nde aşırı fitoplanton çoğalmasını, patlamasını ve bunların deniz salyası salımlamasını önlemek için Marmara Denizi’ne kıyısı olan belediyeler ve sanayi tesisleri atık sularını ileri kademe arıtması gereklidir.

İleri kademe arıtılmayan atıksulardan dolayı Marmara denizinde yavaş yavaş müsilaj oluşuyor. Yavaş yavaş “Geliyor gelmekte olan felaket”

Hidrobiyolog Levent Artüz: ‘Şu An Marmara Denizi Yıkılmış Bir Bina Gibi’

Okumak için tıklayın

Ekoloji

Ekoloji Örgütlerinden Milas Zeytin Mitingi’nden Dayanışma Çağrısı

-

zeytin mitingi

‘Zeytin Hayattır’ diyerek Milas’ta gerçekleştirilen Zeytin Mitingi, yurdun dört bir yanından gelen doğa ve yaşam savunucularının yoğun katılımı ile gerçekleştirildi.

K2 HABER | Zeytinlik alanların maden ve enerji şirketlerine açan kanuna aykırı yönetmeliğe ilişkin protesto gösterileri devam ediyor. Milas Kent Konseyi tarafından Atapark’ta organize edilen ve birçok ekoloji örgütünün destek verdiği zeytin mitingi ile yönetmeliğin iptal edilmesi çağrısı bir kez daha yinelendi.

Milas’ın Geleceği ‘AB Tescilli’ Zeytinyağında, Kömürde Değil!

‘Testereler Zeytin Ağaçlarının Önlerine Geldiğinde Ayaklanırız’

Mitingde bir konuşma yapan Milas Kent Konseyi Başkanı Çağlayan Üçpınar da, “Zeytin ağaçları bu toprakların en kadim ağacıdır. Ömrü binlerce yıldır, öyle güzel bir ağaçtır ki ona zarar vermek için ancak zalim olmak gerekir. Bizler zeytinin büyüttüğü canlılarız. O büyük, çirkin dişli bıçaklar, testereler zeytin ağaçlarının önlerine geldiğinde ayaklanırız.” ifadelerini kullandı.

Mitinge Akbelen Ormanı için nöbet tutan İkizköylüler de yoğun katılım gösterdi. “Havama, suyuma, zeytinime dokunma” sloganları atan kalabalık, maden yasasına ve şirketlere tepki gösterdi.

Polis Tarafından Sürekli Durduruldular

Sabah saatlerinde Milas miting alanına gitmek isteyen yurttaşlara, polis tarafından sıkı kontrol uygulandı. Birçok noktada durdurulan otobüslerde, kimlik kontrolleri gerçekleştirildi. Bu kadar sık kimlik kontrolü uygulanması, birçok ekoloji örgütü tarafından protesto edildi.

Ekoloji Örgütleri, 37 Termik Santralın Kapatılması İçin Cumhurbaşkanı’na Dava Açtı

Milas Belediye Başkanı’nın Konuşması Protesto Edildi

Zeytin Hayattır Mitingi’nde konuşma yapan Milas Belediye Başkanı Muhammet Tokat’a yurttaşlar sırtını döndü. Tokat’ın konuşmasını ıslıklarla da protesto eden doğa ve yaşam savunucuları, daha önce de Belediye önünde de eylem gerçekleştirmişti.

Milas Belediyesi Bargilya Tuzlası sulak alanı üzerine Ağaoğlu’na otel inşaat ruhsatı verdiği, Akbelen Ormanı’nı kesmek isteyen Limak şirketi ile ortak zeytin hasat festivali düzenlediği için ekoloji örgütleri tarafından protesto edilmişti.

Ekoloji mücadelesinin gönüllü avukatlarından İsmail Hakkı Atal da CHP’li Milas ve Menteşe Belediye Başkanları hakkında disiplin soruşturması açılması için CHP Genel Merkezi’ne başvuruda bulunmuştu.

Okumak için tıklayın

Ekoloji

Halk, Kanal İstanbul’un İkiz Kardeşi Çeşme Turizm Projesi’ne Direniyor

-

çeşme turizm projesi

Çeşme Alaçatı Sulak alanında toplanan ekoloji örgütleri, sivil toplum kuruluşları ve bölge halkı Çeşme turizm projesinin durdurulması çağrısını yinelemek için bir araya geldi. 

K2 HABER | Çeşme-Urla Yarımadası son yılların en büyük çevre saldırısı altında. TMMOB-İKK, İzmir TTB, İzmir BAROSU ve Çeşme Çevre Platformu’nun düzenlediği Alaçatı’da gerçekleştirilen ‘Çeşme Talan Rant Projesine Hayır’ toplantısı yoğun bir katılım ile yapıldı.

Gerçekleştirilen toplantıya İzmir eski Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, CHP İzmir İl Başkanı Deniz Yücel, CHP Milletvekilleri Murat Bakan, Ednan, Aslan, Tacettin Bayır, Kamil Oktay Sındır, Musa Çam ve birçok siyasetçi de katılım sağladı.

İzmir’in Kanal İstanbul’u ‘Yarımada Projesi’nde İzmirlilere Yer Yok

‘Bunların Niyeti Rezidans Yapıp Milyon Dolarlara Satmak’

Ev sahibi olarak toplantıyı Çeşme Çevre Platformu sözcüsü Dr. Ahmet Güler açtı. TMMOB, İzmir Tabipler Odası adına İKK sözcüsü Aykut Akdemir, İzmir Barosu adına Av.Sinan Balcılar, Ömer Turgut Erlat, Av. Sehrazat Mercan konuştu. Çeşme ve Alacatı yerelden Çeşme Esnaf Odası Başkanı Osman Köfüncü, Çeşme Eski Kent Konseyi Başkanı Ömer Önal’ın söz aldığı ve moderatörlüğünü Çevre Mühendisleri Odası’ndan Helil İnay Kınay’ın yaptığı toplantıda merkezi yönetimin ‘Çeşme Projesi’ sert bir dil ile eleştirildi.

Konuşmacılar, “Turizm Bakanı bölge halkı ile şeffaf bir proje süreci sürdürdüğünü söylüyor. Yerel halka, çiftçilere, gerçek turizmcilere hiç kimse bir şey sormadı, bunların niyeti sadece bol bol rezidans daire yapıp milyon dolarlara satmak, rant ve talandır.” ifadelerini tekrarladı.

Kalkınma Modeli Sadece İnşaat Olan Siyasi İrade Çeşme’yi Kurban Ediyor

TMMOB temsilcileri ise “TMMOB olarak süreci başından beri yakınen takip ettiklerini, İstanbul kanal – talan projesinin ikiz kardeşi olan Çeşme Projesi’nin kendilerine danışılmadan sürdürüldüğünü, projenin Yarımada’nın tüm doğal yapısını bozacağını, yaşam alanlarını yok edeceğini” belirterek, açtıkları davanın  sürdürüleceğini açıkladılar. Temsilciler, “Bir taraftan merkezi yönetim, diğer taraftan beton canavarı haramiler, Türkiye’de son bozulmamış alanı olan Çeşme-Urla Yarımadası’na var güçleri ile saldırıyor. “Çeşme Turizm Projesi” kandırmacası altından henüz doğası tam olarak bozulmamış, muhteşem doğal güzelliklere sahip, hala tarımın yapıldığı, hala denizlerin temiz olduğu bölgeyi, Antalya, Kuşadası, Marmaris, Bodrum gibi beton ve yaşanılmaz bir alanlar haline çevirerek rant elde etmek. Ülke kalkınma modeli sadece inşaat olan siyasi irade Çeşme’yi de kurban ediyor.” ifadelerini kullandı.

Çeşme Paşalimanı Koyu Satılıyor: ‘Vahşi Beton Sermayesinin Hedefi Olacak’

Çeşme’de Ne Olmuştu?

2019 yılında Cumhurbaşkanlığı‘nın tek bir kararnamesi ile 16 Bin Hektar (160.000.000 m²) arazi, (ki bunun %98’i hazine arazisi) “Çeşme Turizm Projesi” altında inşaata açıldı. Doğa ve yaşam savunucuları, bu karara karşı Danıştay 6. Dairesi’ne dava açtı. Mahkeme bilirkişi heyeti 25 Mart tarihindeki sonuç raporunda Bakanlığın Çeşme Turizm Projesi için, “Kamu Yararı yoktur, çevre tahrip edilecektir, yaşam alanları yok edilecektir” görüşüne yer verilmişti.

Okumak için tıklayın

Ekoloji

Milas’ın Geleceği ‘AB Tescilli’ Zeytinyağında, Kömürde Değil!

-

Milas zeytinlik zeytinyağı ab tescilli

Yeni rapora göre, kömür madenini genişletmek için zeytinlerin söküldüğü Milas’ta zeytinin işlenmesi için kurulacak 70 yeni tesisle, kömüre mahkum olmadan zeytine dayalı yerel bir ekonomi kurmak mümkün. 685 kişiyi istihdam edecek bu tesisler için ihtiyaç duyulan yatırım ise, Milas’ta işletmedeki iki kömürlü termik santrale sadece bir yılda verilen teşvik miktarına eşdeğer. Ayrıca, yörede zeytine dayalı bir ekonominin desteklenmesi ile AB coğrafi işaretli Milas zeytinyağının yarattığı değer 4,5 milyon TL’den 60 milyon TL’ye çıkabilir.

K2 HABER | Zeytinlikleri madenciliğe açan ve tüm Türkiye’nin tepkisini çeken yeni yönetmelikle Milas’taki zeytin ağaçları da kesilme tehdidi altında. Oysa Milas zeytinyağı, Türkiye’nin tek Avrupa Birliği coğrafi işaretli zeytinyağı.

Milas Kent Konseyi, Avrupa İklim Eylem Ağı (CAN Europe) ve İklim İçin 350 Derneği’nin hazırladığı ‘‘Yerel Ekonomi için Dönüşüm Fırsatı: Milas’ta Zeytincilik’’ isimli raporun amacı 2053 net sıfır emisyon hedefinin gerektirdiği bölgesel ekonomik geçişe bir örnek olarak, iki termik santral ve kömür madenlerinin de bulunduğu Milas için zeytine dayalı bir ekonominin geliştirilmesi olasılığını araştırmak.

Rapor, 15 Nisan Cuma günü Milas’ta Milas Belediyesi Prof. Dr. Aşkıdil Akarca Salonu’da yapılan bir basın toplantısıyla kamuoyuna tanıtıldı.

‘Zeytinlik Yönetmeliği İptal Ettirilse Dahi, Binlerce Ağaç Katledilecek’

Milas Zeytinyağı Neden Tescilli?

Türk Patent Enstitüsü’ne göre; Milas’ın tarihinde Karya Uygarlığı döneminden itibaren zeytinyağı ticareti önemli yere sahip. Milas zeytinyağının ünü, antik dönemden beri yoğun olarak ve yüksek kalitede yetişen Memecik çeşidi zeytininin kullanılmasından gelir. Memecik çeşidi zeytinin, doğadan gelen yağmurla birlikte suyu az gördüğü için nefaseti yüksektir. Tanesi küçük bu zeytin çeşidinden, verimi yüksek, sarı-yeşil arası renkte, orta değerde meyvemsi aromaya sahip üst sınıf bir natürel zeytinyağı elde edilir. Meyvemsiliğinde dikkat çeken özellikleri turunç, portakal mandalina ve limon aroma kokularının hakim olmasıdır.

Raporun Öne Çıkan Çıktıları Şöyle:

  • Milas’ta yıllık ortalama 100 bin ton zeytin hasadı yapılıyor ancak bunun beşte biri bölge ekonomisi için ek katma değer yaratmadan işlenmemiş zeytin olarak bölge ekonomisi dışına çıkıyor.
  • Bölge ekonomisi dışına çıkan bu 20 bin tonluk zeytini kullanmak için 50 zeytin işleme tesisi, 15 zeytinyağı tesisi ve 5 sabun-şampuan tesisi kurulabilir. Bu sayede 685 kişilik yani Milas’ın doğrudan kömür madenlerindeki istihdamın neredeyse tümü kadar yeni iş yaratılabilir.
  • Yerel, ekonomik ve çevresel sürdürülebilirliğe dayalı bu dönüşümün maliyeti (2021 fiyatlarıyla 240 milyon TL), Milas’ta var olan iki kömürlü termik santrale bir yılda yapılan kapasite mekanizma ödemesiyle (260 milyon TL) sağlanabilir.
  • Gerekli tanıtım ve tescil süreçleri uygulanırsa Avrupa Birliği coğrafi işaretli Milas zeytinyağının 100 ton üretimi sekiz katına çıkabilir. Tescilli zeytinyağının yarattığı değer 2021 fiyatlarıyla 4,5 milyon TL’den 60 milyon TL’ye artabilir.
  • Milas, Türkiye’de zeytin ve zeytinyağının başkenti. Milas 5 bin yıldır insanların yerleştiği, 4000 yıldır diğer bir deyişle Karya Uygarlığı’ndan bu yana zeytincilik yapılan ve zeytinyağı üretilen bir coğrafya. Türkiye, Avrupa Konseyi Kültür Rotası olarak tanınan Zeytin Ağacı Rotası içinde yer alıyor. Zeytin etrafında şekillenecek yeni ekonomiyle Milas gastroturizme açılabilir.

Zeytinlikler Yetmedi: SİT Alanları Enerji Santrallerinin Kullanımına Açıldı

‘Zeytinin Etrafında Bir Ekonomi Yaratmak Mümkün’

Milas Kent Konseyi Başkanı Dr. Çağlayan Üçpınar: “Kısa vadeli kazançlar için binlerce yıllık zeytin ağaçları ve onlarla birlikte, içinde yaşadığımız, yaşattığımız kültür de yok edilmek isteniyor. Bugün kamuoyuyla paylaştığımız çalışma bir başka gelecegin mümkün olduğunu gösteriyor. Milas’ta yaşayanlar için Milas’ın binlerce yıllık kültürünü ve doğasını koruyarak yeni ekonomik fırsatlar yaratılabileceğini göstermesi bakımından çok değerli bir çalışma.”

Avrupa İklim Eylem Ağı (CAN Europe) Türkiye İklim ve Enerji Politikaları Koordinatörü Özlem Katısöz: “Bu çalışma, Milas’ta zeytin sektörünün tek başına sahip olduğu potansiyeli ortaya koyarak Türkiye’nin 2053 net sıfır emisyon hedefine uygun bir bölgesel dönüşümün mümkün ve gerçekçi olduğunu gösteriyor. Eğer Milas için bir gelecek kurmak istiyorsak, bu kömür madenini genişletmek için zeytinlikleri yok ederek değil, aksine zeytinyağının ve zeytinin etrafında bir ekonomi yaratarak mümkün.”

İklim İçin 350 Derneği Kampanya Sorumlusu Efe Baysal: “Zeytin ağacı binlerce yıldır Anadolu’nun, Milas’ın sembolü olmuş, bereketi olmuş. Günümüzde ise maalesef Milas’taki iki termik santrale kömür sağlamak için madencilik tehdidi altında. Oysa raporumuzun da gösterdiği gibi zeytincilik etrafında örgütlenecek yerel bir ekonomi Milas için büyük bir fırsat. Gastroturizmiyle, zeytin rotasıyla, Karia yoluyla, Milas’ın kültürüne sahip çıkan; yörenin ekolojisini koruyan; bölgenin geçim kaynaklarını dönüştüren kömüre feda edilmemiş planlı bir ekonomi pekala hayata geçirilebilir.”

Okumak için tıklayın

Ekoloji

Yaşamı Savunanlar İliç’ten Seslendi: ‘Kazdağı’ndan Fırat’a Mücadele Kazanacak!’

-

İliç altın madeni Erzincan

İliç altın madeni tehdidi altında… Erzincan İliç’te 12 yıldır faaliyet gösteren ve kapasite artışı başvurusu yapan altın madenine karşı yurdun dört bir yanından İliç’e giden doğa ve yaşam savunucuları, siyanür havuzunun önünden ekoyıkımın durdurulması çağrısında bulundu.

K2 HABERTürkiye’nin ikinci en büyük altın madeni olan Çöpler Altın Madeni, kapasite artışı başvurusunda bulundu. Proje uygulanırsa, bölgeye 600 futbol sahası büyüklüğünde siyanürlü atık havuzu yapılması planlıyor.

Halihazırda yapılan madenciliğin siyanürlü atıkları, Fırat Nehri’ni besleyen Karasu’nun yanındaki 200 futbol sahası büyüklüğündeki bir siyanür havuzunda toplanıyor. Kapasite artışı ile bu atık havuzunun tam 3 katı büyüklüğünde bir havuz oluşturulacak. Ekoloji örgütleri, sivil toplum kuruluşları ve bölge halkı projeye karşı çıkarken, Çernobil’i aratmayacağını ifade ediyor.

Eğer kapasite artışı gerçekleşirse; 66 milyon ton kapasiteli, 1280 metre derinlik, 640 futbol sahası büyüklüğünde atık havuzu kapasitesine ulaşılacak, 122 bin ton sülfürik asit, 11 bin ton siyanür kullanılacak.

500.000 Kişi Ölmez Ağaç İçin Tek Ses Oldu: ‘Zeytinime Dokunma!’

İliç Altın Madeni Siyanürlü Atık Havuzu Önünden Seslendiler

Bugün yapılacak bilirkişi keşfi öncesinde Türkiye’nin dört bir yanından doğa ve yaşam savunucuları, İliç’teki altın madenciliği yapılan alanda bir araya geldi. Ablukaya alınan maden sahasına girmek isteyen aktivistlere, asker ve polisler engel oldu.

Kapasite artışını ve maden şirketinin doğada yarattığı ekoyıkımın durdurulması çağrısında bulunan aktivistler, ‘İliç’ten Fırat’a Zehir Akıyor’ pankartı ve sloganı ile dayanışma için herkese çağrıda bulundu.

Ne Olmuştu?

Anagold Madencilik ve Çalık Holding’in ortağı olduğu Çöpler Altın Madeni’nin kapasite artırımına, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından ‘Çevresel Etki Değerlendirme’ (ÇED) olumlu kararı verilmişti. TMMOB, kapasite artırımını yargıya taşımıştı.

İliç’teki madenin işletmesini Anagold Madencilik adındaki bir şirket yapıyor. Bu şirketin yüzde 80’i Kanadalı SSR Mining’in alt kuruluşu olan Alacer Gold’a, yüzde 20’si de Çalık Holding’in alt kuruluşu Lidya Madencilik’e ait.

Yerliyiz, Milliyiz Diye Bağıranlar, Türkiye’yi Avrupa’nın Çöplüğü Yaptı

Okumak için tıklayın

Ekoloji

Yerliyiz, Milliyiz Diye Bağıranlar, Türkiye’yi Avrupa’nın Çöplüğü Yaptı

-

adana çöp ithalatı ingiltere

Türkiye, Adana’da yaşanan çöp skandallarını ve çöp ithalatını tartışıyor. Greenpeace’in yayımladığı rapora göre; İngiltere’den Türkiye’ye gönderilen plastik çöplerin yüksek derecede zehirli kimyasal oluşturduğu ve İncirlik atık alanında yapılan toprak incelemelerinde, dioksin ve furan oranının (kanserojen maddeler) denetimli atık alanlarına kıyasla yaklaşık 400 bin kat daha fazla olduğu belirtildi.

K2 HABER | K2 TV Yayın Yönetmeni Barış Tınay’ın hazırlayıp sunduğu Yeşil Oda programının bu haftaki konukları CHP Adana Milletvekili Burhanettin Bulut ve Greenpeace Akdeniz Biyoçeşitlilik Proje Lideri Nihan Temiz Ataş oldu.

Türkiye, son dönemde yapmış olduğu olağanüstü çöp ithalatı ile Avrupa’nın en büyük çöp ithalatçısı durumuna geldi. Geri dönüşüm adı altında ithal edilen çöplerin, ne kadarının dönüştürülebilir olduğuna dair resmi bir veri bulunmuyor. Bölgede yaşayan insanlar, geri dönüştürülemeyen çöplerin illegal bir şekilde yakılarak ya da toprağa gömülerek ‘bertaraf’ edildiğini belirtiyor. Fakat bu durum, gelecek kuşaklar için büyük bir halk sağlığı sorununun temellerini oluşturuyor.

Bloomberg için çalışan gazeteci Kit Chellel’ın, Londra’daki plastik çöp poşetlerinin içine GPS yerleştirmesi ve bu çöplerin 3 bin 200 kilometre yol yaptıktan sonra Adana’da ortaya çıkması, çöp ithalatını kamuoyunun tekrar gündemine getirdi.

500.000 Kişi Ölmez Ağaç İçin Tek Ses Oldu: ‘Zeytinime Dokunma!’

‘Çöplükte Serum Seti Bile Bulduk’

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un Kit Chellel’ın videosundaki iddiaları asılsız olarak nitelendirmesini, Adana çöplüğünden çıkardığı İngiltere menşeli plastik poşetler ile yalanlayan CHP Adana Milletvekili Burhanettin Bulut, Adana’ya 2019’dan beri Avrupa çöpünün geldiğini belirterek; “Adana buğdayıyla, pamuğuyla bilinirdi, artık çöp haberleri ile gündem oluyor. Neredeyse, İngiltere’nin 3 plastik atığından 2 tanesi Türkiye’ye geliyor. Adana’nın her tarafında bu plastik atıklardan bulmak mümkündür. Sadece Türkiye’nin değil, Dünya’nın en bereketli topraklarında böyle yoğun bir kirlilik konusu… Milliyiz, yerliyiz diye bağıranlar, siyasetini bunun üzerine kuranlar, Türkiye’ye Avrupalının tıbbi atığını bile getirmekte, en küçük bir endişe duymamışlar. Çöplükte serum seti bile bulduk. Burada suistimalin ötesinde bir durum var. Bu durum, Türkiye’yi tipik üçüncü dünya ülkesi haline getiren bir yönetim anlayışının sonucudur.” ifadelerini kullandı. 

‘Tek Çözüm Plastik Çöp İthalatının Yasaklanması’

Plastik çöp ithalatı ile resmi verilerin şeffaf olmadığını ve ithal edilen plastik çöplerin ne kadarının dönüştürüldüğüne/dönüştürülebilir olduğuna dair bilgi olmadığını belirten Nihan Temiz Ataş, “2018 ile birlikte dramatik bir artışla karşılaşıyoruz. Çünkü Çin 1980’lerden bu yana yatırım yaptığı, ‘ben sizin çöpünüzü almaya talibim, geri dönüştürürüm’ altyapısını ve felsefesini yıktı. ‘İnsan ve çevre sağlığı ile artık baş edemiyorum’ diyerek, kapılarını kapatarak, keskin bir regülasyon yayınladı. Buna ‘Çin’in Kılıcı’ da deniyor. Daha sonrasında bütün ülkelerden gelen atık akışı Güneydoğu Asya ülkelerine kayıyor. Onlar bu yükle baş edemeyince, Türkiye ön plana çıkıyor. 447 milyon nüfusa sahip Avrupa Birliği’nin çöplerini almada, üst üste üç senedir birinci durumdayız. Neredeyse her gün 189 kamyon dolusu plastik çöp, bizim ülkemize giriyor. Buna alt yapımız var mı yok mu tartışılır. Uluslararası raporlarda da Türkiye’nin geri dönüşüm verileri çok altlarda. Kendi çöpümüz ile baş edemezken, bir de 700 bin tonlara varan plastik atığı her sene ülkemize almaya devam ediyoruz. Bunun için de tek çözüm plastik çöp ithalatının yasaklanmasından geçiyor.” şeklinde konuştu.

Herkes İçin Temiz Hava Hakkını Savunursak Dünyada Çok Şey Değişecek

Toprak 400 Bin Kat Daha Zehirli

Youtube Sedef Kabaş TV’de yayımlanan Yeşil Oda programında, Greenpeace Akdeniz tarafından yayımlanan çöp raporuna göre plastik çöplerin kimyasal etkisi sonucunda toprağın temiz bir toprağa göre 400 bin kat daha zehirli (kanserojen) kimyasal içerdiği açıklandı. Bu kimyasallar besin zincirine karışarak, geniş bir dolaşım sağlıyor. İnsan sağlığına zararlı bu kimyasalların başta kanser olmak üzere pek çok hastalığa sebep olduğu belirtiliyor.

Ekoloji örgütleri uzun bir süredir, çöp ithalatının tamamen yasaklanması için çağrı için yapıyordu. Ahbap Derneği Başkanı Sanatçı Haluk Levent de geçtiğimiz hafta çöp ithalatının yasaklanması için Adana’da bir dizi görüşmeler yapmış, geri dönüşüm tesislerinin Adana’nın 18 farklı yerindeki çöp yığınlarını bir ay içerisinde temizleyeceği sözünü verdiğini ifade etmişti.

Okumak için tıklayın

Öne Çıkan Haberler