Connect with us

Gündem

Hürriyet Genel Yayın Yönetmeni Vahap Munyar İstifa Etti

vahap munyar

Hürriyet’te birçok kişinin işine son verilmesinin ardından istifa haberleri gelmeye devam ediyor. Son olarak gazetenin Genel Yayın Yönetmeni Vahap Munyar da istifa etti.

Gazetecileri postayla gönderdiği tebligatla işten çıkartan Hürriyet’te, Genel Yayın Yönetmeni Vahap Munyar da noter aracılığıyla istifa etti. Fikret Bila’dan 22 Mayıs 2018’de yayın yönetmenliği görevini devralan Munyar’ın işten çıkarmalardan haberi olmadığı belirtilmişti.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nde (TGC) başkanvekili olarak görev yapan Munyar’ın istifasını, TGC Başkanı Turgay Olcayto’nun doğruladığı belirtildi.

En Az 42 Kişinin İşine Son Verildiği Belirtiliyor

Şu ana kadar işten çıkarılma tebligatı ulaşanların isimleri şöyle: Çınar Oskay, İpek Yezdani, Sebati Karakurt, Kenan Başaran, İbrahim Yurtbay, Önder Öndeş, Dürdane Kırçuval ve Ankara’da 35 yıldır sayfa sekreteri olarak görev yapan bir çalışan da bulunuyor. Toplam sayının haftasonu eklerinde çalışan kişilerle birlikte, en az 42 olduğu belirtiliyor.

Serkan Ocak: “Kovuldum ey halkım unutma bizi”

Gündem kategorisindeki diğer haberler için: http://k2haber.com.tr/category/gundem/ 

 

Ekoloji

Vegan Aktivist Zülal Kalkandelen’e ‘Tecavüz’ Tehdidine Beraat Verildi

-

zülal kalkandelen

Vegan aktivist Zülal Kalkandelen’i sosyal medya hesabından tecavüzle tehdit eden şahsa, delil yetersizliği gerekçesiyle mahkeme tarafından beraat kararı verildi.

K2 HABER | Cumhuriyet Gazetesi yazarı, vegan aktivist Zülal Kalkandelen avcılık karşıtı yazıları sebebiyle uzun zamandır avcı topluluklarının sözlü saldırılarına maruz kalıyordu. İki yıl önceki bir yazısı sebebiyle İ.B. isimli şahıs tarafından tecavüz tehdidiyle karşılaşan Zülal Kalkandelen, şahıs hakkında suç duyurusunda bulunmuştu. Kalkandelen’in yaptığı ilk suç duyurusu sonrası kovuşturmaya yer yok kararı verilmişti.

‘Kovuşturmaya yer yok’ kararı sonrası Kalkandelen, şahıs hakkında ikinci kez suç duyurusunda bulunmuştu. İstanbul 13. Asliye Ceza Mahkemesi, şahısla ilgili “delil yetersizliğinden” beraat kararı verdi.

Zülal Kalkandelen: ‘Bana Bir Şey Olduktan Sonra Peşine Düşecekler Belli Ki…’

Kararla ilgili Cumhuriyet Gazetesi’ne konuşan Kalkandelen; “İkinci suç duyurusu için gittiğimde, ilk suç duyurusunda kovuşturmaya yer yok kararını gören savcı bile ‘bu nasıl olur?’ diyerek şaşırmıştı. Soruşturma açılması için Siber Suçlar Şubesi’ne gönderdi ve soruşturma açıldı. Avukatlarımla birlikte bu kişinin adresini bulmak için çok çaba sarf ettik. Kararda ise inanılmaz bir gerekçe verildi. ‘Kişinin böyle bir suçu işlediğine dair gerekçe bulunamadığı’ yazıyordu. O mesajı atarken videosunu mu çekmeliydim? Örneğin; Orhan Gencebay’a söylenilen ‘yalaka’ ifadesine bile ceza veren yargı, bana yapılan tecavüz tehdidine karşı hiçbir şey yapmadı. Bu kişi İstanbul’da oturuyor ve ben etkinliklerimi duyuruyorum. Sürekli çıkıp gelecek mi diye düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.

Hak mücadeleleri kapsamında birilerinin menfaatine dokunduğunuz zaman tehdit ediliyorsunuz diyen Kalkandelen, “Delil ve kanıt bulunamadığına yer vermişler. Hiçbir inceleme yapılmamış bile. AKP’lilerin eşlerine, kızlarına bir şeyler söylendiğinde gereği yapılıyor. Erdoğan’ın kızına evlenme teklifi edildiğinde hemen gereğini yaptılar. O evlenme teklifi bu tecavüz tehdidi. İki yıldır bu işin peşindeyim. Bu kabul edilebilir bir şey değil. Ben nasıl adaleti sağlayacağım? Bana bir şey olduktan sonra peşine düşecekler belli ki” dedi.

Hayvan Zulmü İle Gündeme Gelen ‘Aslan Diyarı’ İsimli Tesis Kapatılıyor

Mahkemenin Verdiği Beraat Kararı

zülal kalkandelen tecavüz

Zülal Kalkandelen Röportajı: Bilimin, Aklın ve Vicdanın Sesini Dinleyip Vegan Olun

Okumak için tıklayın

Gündem

İstanbul Aydın Üniversitesi, Trollerin Hedef Gösterdiği Ataol Behramoğlu’nun İşine Son Verdi

-

ataol behramoğlu

İstanbul Aydın Üniversitesi’nde 10 yılı aşkın süredir akademisyen olarak görev yapan dünyaca ünlü şairimiz Ataol Behramoğlu’nun görevine son verildi. Behramoğlu, Kurban Bayramı’yla ilgili,“Canlıları keserek bayram olmaz” ifadesinin ardından dinci gruplar, yandaş basın ve trollerce hedef gösterilmişti.

Halk TV’ye konuk olan Behramoğlu, baskı altında işine son verildiğini söyledi. Behramoğlu, “Ben bir akademisyenim. Benim Rus Dili ve Edebiyatı profesörü olduğumu çok az kişi bilir. İstanbul Üniversitesi’nden emekliyim ve özel üniversitelerde devam ediyordum. Baskı altında işime son verdiler. Bir kürsüm vardı, elimden alındı. Hala bu sıkıntılar her anlamda devam ediyor. İçerde ve dışarıda.” ifadelerini kullandı.

İliç’teki Siyanür Felaketini Duyuran Sedat Cezayirlioğlu: ‘Can Güvenliğim Yok!’

Ataol Behramoğlu: ‘Ülkeyi Yaşanmaz Hale Getirdiniz’

Ataol Behramoğlu, dün sosyal medya hesabından kendisine saldıranlara yanıt verdi. “Samimi inanç sahipleri içinde incittiklerim varsa elbette özür dilerim”diyen Behramoğlu, şu mesajları paylaştı:

“Bu insanlar bu ülkenin yakasını bırakmadan ölürsem mutsuz öleceğim. Yazıklar olsun size. Ülkeyi yaşanmaz hale getirdiniz. İki kilo patates 25 lira, bir kilo domates 15 lira. Yazıklar olsun.”

“Canlıları keserek bayram olmaz sözüm üzerine bana hakaret edenler, paramız pul oldu, sömürge ülke insan olduk sözümün farkında bile değiller. Demek ki sömürge insanı olmaya layıklar. Din silahşörlüğü yapacağınıza bağımsız kafalı insan olun. Hakaretler ise sahiplerine aittir.”

‘Din ve İnanç Özgürlüğüne Saygılıyım’

“Bütün dinlere karşı eşit mesafedeyim. Herhangi birine mensup olma mecburiyetinde değilim. Ben Özgür akla, insana, onun yaratıcısı yetilerine inanırım. Dinler de içinde olmak üzere düşünce ve inanç özgürlüğüne de elbette saygılıyım.

Benim derdim Kurban Bayramı’yla değil, bütün dünyada hayvanlara yapılan eziyet konusundadır. Bir başka canlının etine muhtaç olmadan, ona eziyet etmeden yaşanacak günler gelmesini özlemeye hakkım var. Söylemeye çalıştığım budur.

Bana hakaret ederek mutlu olanlar ya da görevlendirilenler, istiyorlarsa devam etsinler. Fakat  bu konuda samimi olanlar varsa, unutmasınlar ki din duygusu öncelikle insana, senin gibi düşünmeyene de saygı gerektirir. Ben öyle öğrendim, öyle gördüm. Bu ülke böyleydi çünkü.

Samimi inanç sahipleri içinde incittiklerim varsa elbette özür dilerim. Hakaret etme seviyesizliğinde olanlar ya da bu konuda görevli olanlarıysa karanlıklarıyla baş başa bırakıyorum. Konu bu anlamda benim için artık kapanmıştır.”

Cengiz Durmuyor: Bodrum Cennet Koyu’nu Betona Boğacaklar!

Okumak için tıklayın

Gündem

Bu Mamaları Kedinize Vermeyin: Purina Mamalarında Tehlikeli Kimyasal Bulundu

-

purina proplan kimyasal zehir

Fransa’da Nestle’ye ait Purina firması tarafından üretilen üç kedi mamasının belli serileri için kimyasal madde uyarısı yapıldı ve toplatılması talep edildi.

K2 HABER | Purina ürünlerinde kimyasal kalıntı bulunması ve kedilerde ciddi sağlık sorunlarına yol açması hayvan besleyen birçok insanı tedirgin etti. Uyarı yapılan serilerin Türkiye’de de satıldığı ortaya çıktı. Toplatılma talebinin gerekçesi olarak üç mamanın belli serilerinde, tedarikçilerden biri tarafından su arıtımında kullanılan kimyasal kalıntılarına rastlanmış olması gösterildi. Uyarılar, Türkiye’de de satışta olan “Pro Plan somonlu kısır kedi maması”, “Pro Plan orijinal kitten tavuklu (bir ila 12 aylık yavru) kedi maması” ve “Purina One Junior tavuklu (Bir ila 12 aylık yavru) kedi maması” için yapıldı.

Söz konusu mamalar ve seri numaraları Rappel Conso tarafından açıklandı. Buna göre 400 gr., 3kg ve 10kg.+2kg.’lık paketlerde satılan Purina Pro Plan Somonlu Kısır Kedi Mamasının Parti no: 1324091108, 1324091104, 1325091106 ve Son kullanma tarihi: 31.05.2023 ürünleri için Fransa’da – global düzeyde – toplatılma kararı alındı.

Bunun yanı sıra 400 gr., 3 kg. ve 10 kg.’lık paketlerde satılan Purina Pro Plan Orijinal Kitten Tavuklu Kedi Maması’nın Parti no: 1325091108, 1351091108, 1324091104, 1325091106 ve Son kullanma tarihi: 31.05.2023, 30.06.2023, 31.05.2023, 31.05.2023 ürünlerinde de toplatılma kararı olduğu açıklandı.

Son olarak yavru kediler için üretilen 1,5 kg. paketlerde satılan Purina One Junior Tavuklu Kedi Maması’nın Parti no: 1352091106, 1353091106 ve Son kullanma tarihi: 30.06.2023 ürünlerinde de toplatılma kararı uygulanmaya başladı.

Sınırlı Sayıda Geri Çekme Kararı Alındı

Nestle Türkiye tarafından yapılan açıklamada da söz konusu toplatılma kararı doğrulanarak Türkiye’deki ilgili ürünlerin de geri çekildiği belirtildi. Firma yetkilisi Fatma Yavuzaslan’ın yaptığı açıklamada “Fransa’da üretilen sınırlı sayıdaki ürün grubunu etkileyen bu durum üzerine hızlıca mevzuata uygun şekilde gerekli aksiyonları aldık. Tedbir amaçlı olarak, yetkili makamlarla yapılan görüşmeler çerçevesinde, Fransa’da Kediler için Purina One ve Pro Plan markalı iki ürünümüz için ülkede uygulanan yönetmelik gereği sınırlı sayıda geri çekme kararı almış bulunuyoruz.” ifade etti.

Hayvan Zulmü İle Gündeme Gelen ‘Aslan Diyarı’ İsimli Tesis Kapatılıyor

Okumak için tıklayın

Gündem

Çiftçi-Sen: ‘1 Kg Fındığın Fiyatı En Az 85 TL Olmalıdır!’

-

fındık fiyatları 2022

Çiftçiler Sendikası fındık fiyatları hakkında bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Sendika açıklamasında, fındık üreticilerinin şirketler karşısında kendi kaderine terk edilerek  açlığa itildiğini ifade etti.

K2 HABER | Çiftçiler Sendikası (Çiftçi-Sen) fındık alımlarına ilişkin detaylı bir fiyatlama açıklaması yaptı. 1 kg fındığın fiyatının en az 85 TL olması gerektiğini belirten sendika, alımların da Fiskobirlik üzerinden yapılmasını istedi.

Çiftçi-Sen’in basın açıklaması şu şekilde:

Çiftçi-Sen: ‘Alımlar Fiskobirlik Üzerinden Yapılmalı’

Tarım ve Orman Bakanlığı 2017-18 sezonu sonrası almış olduğu kararla fındık rekolte açıklamalarını tek  elden yapılacağı  ve bunun da bakanlığın uhdesinde olacağı açıklamasının üzerinden beş fındık sezonunu geçti. Hiçbir zaman da buna uygun davranılmadı. Beş dönemdir herkes kendi rekoltesini açıklıyor.

Tarım ve Orman Bakanlığı Koordinatörlüğünde Fındık yetişen il ve ilçelerde, Borsalar, Ticaret ve Sanayi Odaları, ihracatçılar, Ziraat Odaları ve Fiskobirlik temsilcilerinden oluşan komisyonların rekolte çalışmalarını tamamladığı ve bugünlerde bakanlık tarafından gerekli açıklamaların yapılacağı belirtilmiş olmasına rağmen,  tıpkı geçtiğimiz dört  dönemde olduğu gibi komisyonu oluşturan birimlerden  farklı açıklamalar da gelebilir. Nitekim; Ferrero temsilcileri ve İhracatçılar birliği açıklama yapmış;  2022 yılı rekoltesinin (105 bin tonluk  2021 yılı  stokları ile beraber) 865 bin ton olduğunu  ifade etmişlerdir. Anlaşılan o ki fındık hasat edilip çuvala girinceye kadar, fındık fiyatını baskılamak için rekolte oyunları devam edecektir.         

Fındık üreticisinin insanca yaşaması için gerekli olan yaşamsal ve tarımsal girdilerin fiyatları sürekli ve 3-4 kat artarken fındık fiyatlarındaki bir kat bile olmayan artışlar  borç sarmalının  büyümesine sebep olmaktadır. Fındık üreticisi bir kez daha vahşi piyasa içerisinde, şirketler karşısında kendi kaderine terk edilerek  yoksulluktan açlığa itilmiştir. Bugün ekonomik parametreler   daha da kötüye gitmektedir, döviz kurlarındaki aşırı artışlar, tarımsal girdi fiyatlarını da alabildiğince artırmakta ve arttıracaktır da. Bu süreç  fındık üreticisini yoksulluk sınırını da aşarak açlığa  mahkum olmaya zorlamaktadır.

Çiftçi-Sen’den Tepki: ‘Çay Yasası Derhal Geri Çekilsin!’

Fındık Fiyatları 2022: Girdilerde %100-400 Artışlar Olduğu Unutulmamalı

Pandemi sürecinde ve sonrasında tarımsal üretimde kullanılan kimyasallardan, mazota, işçi ücretlerine kadar girdilerde %100-400 artışlar olduğunu unutmamak gerekir. Gittikçe kronikleşen ekonomik kriz ve dövizdeki olası artışların bu fiyatları da arttıracağı aşikardır. İktidar  fındık alım fiyatını açıklarken, fındık ticareti yapan şirketlerin kârlılığını arttırmak için değil, fındık üreticilerinin tarımsal üretimi sürdürebilme olanaklarını sağlamak üzere hesaplama yapmalı ve Cumhurbaşkanı fındık fiyatını buna göre açıklamalıdır.

Fındık alımı TMO üzerinden değil, çiftçilere ait olan FİSKOBİRLİK üzerinden yapılmalıdır. Bunun içinde, mevcut antidemokratik yönetim yapısı ve işleyişi ortadan kalkmalı, demokratik, katılımcı bir kooperatifçilik yasası çıkartılarak FİSKOBİRLİK bir çiftçi kooperatifi hüviyetine kavuşmalıdır. Kamunun fındık üreticilerine ayrılmış olan bütçesi, şirket tarımcılığını destekleyen bir mekanizma olarak kullanılan TMO’ya değil, FİSKOBİRLİK’e aktarılmalıdır.

Çiftçiler Sendikası olarak her hasat öncesi fındık referans fiyatlarını açıkladık. Referans fiyatın hesaplamasında dünyada yetişen diğer ürünlerin fiyatları nasıl hesaplanıyorsa aynı kriterleri esas aldık. Yani fındık maliyet fiyatı üzerine %25 kâr payı ve onun da üzerine dört kişilik çekirdek ailenin yaşam standardını esas alan  ve ekonomik göstergelerde alım gücünün daha da azaldığı noktasından hareketle asgari enflasyon oranında  insanca yaşama payı ekleyerek fındık fiyatını hesapladık. Rekolte tahminlerini iklim koşulları ve külleme hastalığının verim kaybına etkilerini dikkate alarak ortalama maliyeti 43,45 TL olarak belirledik. Çıkan bu maliyet fiyatının üzerine %25 kar payı ve % 74 insanca yaşama payını (asgari enflasyon oranı) eklediğimizde; 1 kg fındığın fiyatı en az  85,00 TL olmalıdır.

Çiftçiler Bakanlığın Önünde Toplandı: ‘Yüzde 80’imiz Borç Batağında’

Tüm Fındık Çiftçilerini Örgütlü Mücadeleyi Büyütmeye Çağırıyoruz

Çiftçi Sen olarak diyoruz ki:

  • Bir tarafta üreten çiftçilerin diğer tarafta ürettiklerimizi yok pahasına almaya çalışan şirketlerin varlığını çok iyi biliyoruz. Onun içindir ki AKP iktidarının Tarım ve Orman Bakanlığı TMO’si değil, sezon başında FİSKOBİRLİK devreye sokulmalıdır. FİSKOBİRLİK    üretimden  pazarlamaya kadar   zincirin  her halkasına sahip olacak şekilde ve fındık çiftçilerinin yönetimlerini demokratik olarak belirleyecekleri bir yapıya kavuşturulmalıdır. 2000 yılında sözde özgürleştirme yasası olarak çıkarılan 4572 sayılı kooperatif yasasının şirketler lehine olan hükümleri kaldırılmalıdır..             
  • Var olan Ziraat Odaları, Birlikler vb. çiftçi örgütleri de demokratik yapılara kavuşturulmalıdır.
  • 5363 sayılı Tarım Sigortaları Kanunu şirketlerin kazancını artırmak için değil, fındık üreticilerinin zor günlerinde yardımcı olmak amacıyla yeniden düzenlenmelidir.
  • Lisansı depoculuk şirketlere havale edilerek şirketleri kazandırmaya yönelik değil, Kamu eliyle yapılmalı, fındık çiftçilerinin yararına olacak şekilde kurgulanmalıdır.
  • Fındık çiftçileri eksiksiz sosyal güvenceye kavuşturulmalıdır.
  • Mevsimlik işçiler için 2009 yılında hazırladığımız rapordan sonra ulaşım, barınma ve çocuk emeğinin kullanılmasında birtakım olumlu gelişmeler olsa da yeterli  değildir. Hala hazırda mevsimlik tarım işçileri düşük ücretli ve sosyal güvencesiz çalışmaya devam etmektedirler. Pandemi süreci titizlikle takip edilip sürece uygun  tedbirler alınmalı, mevsimlik işçilerin koşullarının iyileştirmeli, çocuk emeğinin kullanılması engellenmelidir.
  • BM Genel Kurulu’nda 17 Aralık 2018 yılında kabul edilen Köylü Hakları Deklerasyonu’na göre Çiftçilerin tatmin edici bir fiyat ve adil piyasaya erişim hakkı vardır. Bu çerçevede Hükümet; fındık alım fiyatını belirlerken, çiftçilerin sendikalarıyla, meslek odası ve kooperatif örgütleriyle görüşme masasına oturmalı ve fındık alım fiyatlarını birlikte belirlemelidirler.

Fındık fiyatlarını baskılama gayretinde olan yerli ve yabancı tarım ve gıda şirketleri karşısında tüm fındık çiftçilerini örgütlü mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz. Yoksulluk kaderimiz değil! Gelin Umudumuzu ve Mücadelemizi büyütelim.

Okumak için tıklayın

Gündem

Çiftçi-Sen’den Tepki: ‘Çay Yasası Derhal Geri Çekilsin!’

-

çay yasası

Çiftçiler Sendikası tepki çeken ‘Çay Yasası’ için bir açıklama yayınlayarak, yasanın geri çekilmesi talebini bir kez daha dile getirdi.

K2 HABER | AKP’nin Meclis’e sunduğu Çay Yasası’na karşı üreticilerin tepkileri büyüyor. Şekerde yaşananların çayda da yaşanacağını belirten uzmanlar, üretici taleplerinin dikkate alınmadığını belirtti.

Çay üreticilerinin sesi olan Çiftçiler Sendikası da yasaya tepki gösterdi. Demokratik ve katılımcı bir çay yasası oluşturma çağrısı yapan sendika, çay üreticilerinin şirketlerin insafına terk edildiğini vurguladı.

Çiftçi-Sen: ‘Çay Üreticisi Korunmuyor’

Çiftçi-Sen’in açıklaması şu şekilde:

2018 yılı Ocak ayında Cargill’in hazırladığı raporla AKP iktidarı şeker fabrikalarını yok pahasına özelleştirdi. Çiftçiler şeker pancarı üretiminden giderek vazgeçmeye başladı veya sözleşmelerle şirketlere bağlandı. Şeker fiyatları yükselirken şirketlerin kârları arttı, marketlerde şeker kuyrukları oluştu. Cumhurbaşkanlığı Kararı ile 400 bin ton şekerin gümrüksüz ithalatı için düğmeye basıldı. Çiftçiler ve tüketiciler kaybederken kazanan şirketler oldu.

20 Haziran 2022 tarihinde TBMM Başkanlığına sunulan, 15 maddeden oluşan, Çay Kanun Teklifi yasalaşırsa şekerde yaşananların daha ağırı bu kez çay üretimi ve tüketiminde yaşanacaktır.

Yasa tasarısının genel gerekçesinde: “Kuru çay üretiminde dünyada altıncı sırada bulunan ülkemiz, kuru çay ihracatında oldukça düşük bir paya sahiptir. Kişi başı çay tüketimi ölçütüne göre ise ülkemiz dünyada ilk sırada yer almaktadır” diyerek Türkiye’de üretilen çayın tamamına yakınının yurt içi piyasasında tüketildiği ifade edilmişken, maddeler incelendiğinde ise amacın çay üreticilerini ve tüketicilerini korumaya dönük olmadığı, şirketlerin denetiminde ihracatı arttırmaya yönelik olduğu görülmektedir.

Doğu Karadeniz Bölgesi’nin ana geçim kaynağı olan çay tarımı 201 bin üretici tarafından yapılmaktadır, ÇAYKUR ve özel çay fabrikalarında çalışan işçilerle bu sayı daha da artmaktadır. Çay; üretimi ve tüketimi açısından Anadolu halkının vazgeçilmezidir. Yasa Tasarısı’nda “ çay tarımının küçük aile tarımı olduğu, üreticilerin %80’inin sahip olduğu çay bahçesinin arazi büyüklüğünün 5 dekar ve altında olduğu, bu üreticilerin sahip olduğu arazinin toplam çay alanlarının %56’sını oluşturduğu” belirtilmiş ve bu durum engel olarak görülerek “Uluslararası çay ticaretinde daha fazla yer alabilmek, marka ürünler oluşturarak dünya piyasasında rekabet edebilecek bir konuma gelebilmek” asıl hedef olarak belirtilmiştir. Çayın üretimini ve pazarlanmasını şirketlerin kontrolüne vermeye yönelik bir yasa tasarısı artık meclistedir. Yasallaşırsa,“Tütün Yasası”nda, “Şeker Yasası”nda, Tekelin, şeker fabrikalarının özelleştirilmesinde olduğu gibi sadece Doğu Karadeniz halkının değil, çaya düşkün bütün Anadolu halkının yaşamını olumsuz etkileyecektir.

İkizdereliler Eylemde: ‘Toz Fabrikası Değil Çay Fabrikası İstiyoruz’

Sözleşmeli Üretim Köleleştirmektir

Bu Çay Kanun Teklifi’nin ilk temelleri 2009 yılında atılmış,  ÇAYKUR’un da bir şirket olarak yeralacağı bir çay borsası önerilmiş, şirketlerin gıda sisteminin en önemli yöntemlerinden olan, çiftçilerin çiftçilik bilgisini yok sayan, tarlalarını, üretim araçlarını,ailelerinin ve kendilerinin emek güçlerini sosyal güvencesiz bir şekilde kiralamayı amaçlayan bir sistem olan “ Sözleşmeli Üretim”i zorunlu kılma hedeflenmişti. Ancak 2009 yılındaki tepkiler bu yasanın geriye çekilmesinei sağlamıştı. Aradan geçen zamanı ve çay üreticilerinin örgütsüzlüğünü fırsat bilen AKP  iktidarı hazırladığı yasa tasarısı ile  yeniden çay üretiminde “Sözleşmeli Üretim”i zorunlu kılma hamlesi yapmaktadır. Teklifin 5’inci maddesi açıkça “Çay üreticileri borsada yer alan bir firma ile sözleşme yapacak, yapamazsa çay satamayacak” demektedir. Yani çok yıllık bir bitkinin üretimini ve satışını yapabilme  koşulu üretici şirkete bağımlı hale gelirse mümkün kılınmaktadır. Yasaya göre üreticiler firmalarla sözleşme yapmadığı zaman çok yıllık bir bitki olan çay tarımını yapamayacak, çay bahçelerini sökmek zorunda kalacak, tarımsal üretimi bırakıp ‘ucuz ve güvencesiz işçi’ olarak çalışmak üzere  göçe zorlanacaktır.

3. Madde’de de; Yenilenecek çay bahçeleri olarak ilan edilen alanların da “fiziki büyüklük, coğrafi konum ve arazi ulaşım imkanları değerlendirilerek , Bakanlık tarafından belirleneceği  ve ilan edileceği hüküm altına alınmaktadır” denilerek,  Bakanlığın; “çay tarım alanı” olarak  belirlediği alanda olsa bile “fiziki büyüklük, coğrafi konum ve arazi ulaşım imkânları değerlendirilerek” yenileme işlemine olur vermeyebileceği, bu nedenle de çay üreticilerinin üretim yapamayacağı, bu alanlardaki çay bahçelerini sökmek zorunda kalacakları ima edilmektedir.Süreç şirketlerin istemine göre Bakanlığın insafına bırakılmaktadır.

5. Madde ile ÇAYKUR’un yaş çay alım fiyatını belirleme işlevi ortadan kaldırılmış, yaş çay alım fiyatını belirleme yetkisi 2008 yılında kurulan, sermaye gruplarını temsil eden, Ulusal Çay  Konseyine verilmiştir. Ulusal Çay Konseyi Yönetim Kurulu toplamda 9 üyeden oluşmaktadır. Bu kurulda 1 bakanlık temsilcisi, 2 ÇAYKUR temsilcisi, Rize Ticaret ve Sanayi Odası, ÇAYSİAD, Rize Ticaret Borsası, Okumuş Çay ile birlikte Rize Pazar ve Güneysu Ziraat Odaları temsilcileri yer almaktadır. Ziraat Odası temsilcilerinin de çay üreticilerini temsil etmediğini, göstermelik olarak yer verildiğini düşündüğümüzde, bu madde ile kamu fiyat belirleme de tamamen devre dışı kalmış, örgütsüz çay üreticileriyle örgütlü sermaye kuruluşları başbaşa bırakılmıştır. Böylelikle çay üreticileri yaş çayını istediği yere satabilecek bir konumdan çıkartılarak sermaye gruplarına tamamiyle bağımlı hale getirilmek istenmektedir.

Kooperatiflere ‘Ya Şirket gibi olun, Ya Tasfiye olun!’ Deniliyor

4. Madde’de “üretimi standardize etme” adı altında “izlenebilirliğin sağlanması, kontrol ve denetimlerin etkin olarak yapılabilmesi ve fason üretimin önlenmesi için çay sektöründe faaliyet gösteren işletmeler A, B ve C grubu işletmeler olarak gruplandırılarak işletmelerin yapabilecekleri faaliyetler net bir şekilde ortaya konulmuş”, yaş çay alımını sadece A ve B lisanslı firmaların sözleşmeli üretimle yapabileceği belirtilmiştir. Bu durumda HOPA ÇAY gibi ortaklarının yaş çayını işleyip satan kooperatiflerin durumunun ne olacağı belirsizdir. Çay Kanunu Teklifi’nde Çay üretici Kooperatiflerine dönük hüküm yoktur. Bu kooperatifler de ortaklarıyla sözleşmeli üretim yaparlarsa mı faaliyetlerini sürdürebileceklerdir? Bu mu dayatılmaktadır?

Şirketlerin gıda sisteminin en önemli yöntemlerinden olan  sözleşmeli üretimi kabul edip uygulamadıklarında ne olacaktır? Veya şirket alternatifi olarak kurulmuş olan kooperatiflere kurulacak olan şirketlerin Çay Borsası’na katılma zorunluluğu dayatılacak mıdır? Bu yasa tasarısı birçok soruyu da beraberinde getirmektedir. Ancak şu bir gerçek ki, bazı sermaye gruplarına imtiyazlar tanınacağı aşikardır.

Hopa’da Çay Üreticilerine Biber Gazlı Polis Müdahalesi

Demokratik Katılımcı Bir Çay Yasası Hazırlanmalıdır

Çay Kanun Teklifi hazırlanırken şeffaf olunmamıştır. Teklifin hazırlanma sürecinde çay üreticilerinin ve tüketicilerinin görüşleri alınmamış, çay şirketlerinin istemlerine uygun davranılmıştır. Bu nedenle de bütün maddeler sermayeyi koruyan çay üreticilerini şirketlerin eline korumasız teslim eden, dünya çay tüketiminde birinci sırada yer alan halkının çaya erişim hakkını korumayan bir yasadır.

Gıda Egemenliği halkların kendi kültürüne uygun gıdayı üretme ve tüketme hakkının olmasının yanısıra, halkların; devletlerin tarım politikalarının oluşumunda, neyin, nasıl üretileceğini ve tüketileceğini belirlemede, karar verme hakkıdır da. Ekonomik, sosyal, kültürel problemler yaşanmaması ve çay üretiminin devam edebilmesi için çay üreticileri ve tüketiciler dahil edilerek  demokratik katılımcı bir çay yasası hazırlanmalıdır.

Çay tarımının başlaması ve sanayisinin kurulmasıyla birlikte gelir kaynağı sınırlı olan Doğu Karadeniz Bölgesinin kaderi değişmiş, var olan sosyal ilişkilerin ve iş bölümünün değişmesine yol açmış, bölgede yaşanan işsizlik, göç ve ekonomik sorunlar çözüme ulaşmıştır. Bu yasa tasarısı ise bu süreci tersine çevirmek hedeflenmektedir, derhal geri çekilmelidir.

Gelin şirketlerin önünü açan “Çay Kanun Teklifi”ne karşı mücadeleyi büyütelim.  Gelin “Sözleşmeli Üretime” karşı mücadele edelim. Uygulanacak Tarım Politikalarında Söz ve Karar Sahibi olalım.”

Okumak için tıklayın

Gündem

İşte YKS 2022 Soruları ve Cevap Anahtarları

-

yks 2022 soruları

YKS 2022 soruları ve cevapları ÖSYM tarafından erişime açıldı. Sınavların resmi sonuçları 20 Temmuz 2022 tarihinde yayınlanacak.

YKS TYT-AYT-YDT 2022 sınav sonuçları için artık geri sayım artık başladı. Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezince (ÖSYM) düzenlenen sınav sonrası adaylar puanlarını hesaplamaya başlarken, bir yandan da sonuç tarihine odaklandı.

Üniversite sınav puanları ve YKS sonuçları değerlendirilirken her adayın, testlere verdiği doğru ve yanlış cevapların sayısı belirlenecektir. TYT, SAY, SÖZ, EA ve DİL sınav puanları hesaplanan adaylar, bu puan türleri ile öğrenci alan ön lisans ve lisans programlarını tercih edebilecekler.

ÖSYM takvimine göre YKS sonuçları 20 Temmuz 2022 tarihinde ilan edilecek. ÖSYM Sınav soru kitapçıkları ve cevap anahtarlarının erişime açıldığını duyurdu. Aşağıdaki linklerden YKS 2022 soruları ve cevaplarına ulaşabilirsiniz:

TYT için: https://www.osym.gov.tr/yks_2022_tyt.pdf

AYT için: https://www.osym.gov.tr/yks_2022_ayt.pdf

Yabancı Dil Testi İngilizce: https://www.osym.gov.tr/yks_2022_ydt_ingilizce.pdf

Yabancı Dil Testi Almanca: https://www.osym.gov.tr/yks_2022_ydt_almanca.pdf

Yabancı Dil Testi Arapça: https://www.osym.gov.tr/yks_2022_ydt_arapca.pdf

Yabancı Dil Testi Fransızca: https://www.osym.gov.tr/yks_2022_ydt_fransizca.pdf

Okumak için tıklayın

Gündem

Ukrayna’ya Rus Müdahalesi: ‘Çernobil Nükleer Santrali Rusya’nın Kontrolüne Geçti’

-

rusya ordusu

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in sabah saatlerinde verdiği emirle Rus askeri birlikleri Ukrayna’ya harekat başlatırken, Çernobil Nükleer Santrali’nin bulunduğu bölgenin Rusya’nın denetimine girdiği belirtildi.

Ukraynalı yetkililerin açıklamalarına göre, Ukrayna’nın neredeyse tüm sınırı boyunca Rus güçleriyle çarpıştığını ve Sumy, Karkiv, Herson, Odessa bölgelerinde ve Kiev yakınlarındaki bir askeri havaalanında şiddetli çatışmalar yaşandığını açıkladı.

İnsanlığın Kendi Eliyle Yarattığı Felaket: Çernobil

Ukrayna Herson’da Kontrolü Kaybetti

Ukrayna’nın güneyindeki Herson kenti resmi idaresinden yapılan açıklamada, bölgenin artık Ukrayna’nın kontrolü altında olmadığı belirtildi.

Ukraynalı yetkililer, liman şehri Mariupol’un da ağır ateş altında olduğunu ve bölgede yüzlerce patlamanın meydana geldiğini duyurdu.

Rus Askerleri Çernobil’i Ele Geçirdi 

Ukrayna Devlet Başkanlığı Ofisi Danışmanı Mikhail Podolyak, Çernobil nükleer santralinin Rusya ordusu tarafından ele geçirildiğini açıkladı.

Podolyak, “Rusların tamamen anlamsız saldırısından sonra Çernobil nükleer santralinini güvende olduğunu söylemek artık mümkün değil. Bu durum, Avrupa’daki en ciddi tehditlerden birisidir” dedi.

Kiev’de Ukrayna Uçağı Düştü

Ukrayna’da ilerleyen Rus birliklerinin başkent Kiev’e girdiği iddia edilirken, Reuters Kiev’de düşen Ukrayna ordusuna ait bir savaş uçağının enkazının fotoğrafını paylaştı. Ukrayna polisi ve acil durum hizmetleri, Ukrayna ordusuna ait bir uçağın düşürüldüğünü ve beş kişinin hayatını kaybettiğini açıklamıştı.

Ekoloji Örgütlerinden ‘Savaşa Hayır’ Çağrısı: ‘Bu Dünya Yeterince Kan ve Savaş Gördü’

Okumak için tıklayın

Gündem

Editör/Muhabir Pozisyonunda Çalışacak Yeni Ekip Arkadaşımızı Arıyoruz

-

editör iş ilanı k2 haber tv

K2 TV olarak tam zamanlı Editör/Muhabir pozisyonunda çalışmak üzere; ekoloji mücadelesine ve yerel haberlere ilgi duyan yeni ekip arkadaşımızı arıyoruz. Son başvuru tarihi 27 Şubat.

İş Tanımı

  • Haber ajansından gelen haberleri ve sosyal medya gündemini takip etmek,
  • Röportajlar, araştırma dosyaları ve özgün haberler üretmek,
  • Tüm haber içeriklerini SEO ile uyumlu olarak siteye girmek,
  • Ekoloji mücadelesi veren kişi, kurum ve topluluklarla iletişim içerisinde olmak,
  • Video haber içeriklerinde program sunumlarını gerçekleştirmek.

Aradığımız Özellikler

  • Gazetecilik bölümü mezunu ya da gazetecilik alanında en az 2 yıllık tecrübe sahibi olmak,
  • Türkçeyi iyi ve etkin kullanabilmek,
  • Haber diline hakim olmak ve gündemi aktif olarak takip etmek,
  • WordPress tabanlı web sitelerinin kullanımında deneyim sahibi olmak,
  • Haftada beş gün düzenli olarak saat 09.00 ile 18.00 arasında, tam zamanlı bir şekilde çalışmaya ve gerekli durumlarda mesai sonrasında çalışabilmeye uygun olmak,
  • İstanbul’da ikamet etmek,
  • Ekoloji mücadelesine ve yerel haberlere ilgi duymak,
  • Ofis ortamında ve evden çalışma disiplinine sahip olmak,
  • Tercihen Photoshop ve ilgili programları kullanabilmek,
  • Tercihen program sunma deneyimine sahip olmak.

Başvuru Süreci

Özgeçmişinizi ve daha önce yaptığınız haber ya da video içerik örneklerini [email protected] adresine göndermenizi rica ediyoruz.

Başvuruların atlanmaması için mail başlığına, “K2 EDİTÖR/MUHABİR BAŞVURU” yazmayı unutmayın.

Son başvuru tarihi 27 Şubat 2022

Bizi Twitter’dan Takip Edin!

———————————————-

Youtube Kanalımıza Abone Olun 

 

Okumak için tıklayın

Gündem

Metin Lokumcu İçin Adalet: ‘Polis, Küçük Küba’yı Dağıtıp Gideceğiz Diyordu’

-

Metin Lokumcu

Metin Lokumcu davasının üçüncü duruşması Trabzon 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülüyor. Tanık Kamil Ustabaş, bir polisin telefon konuşmasına şahit olduğunu ve “Küçük Küba’ya geldik, burayı dağıtıp gideceğiz” dediğini duyduğunu söyledi.

Artvin’in Hopa ilçesinde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Başbakan olduğu 2011’de kente yaptığı ziyaret sırasında yaşanan polis müdahalesinde zehirli gaz nedeniyle yaşamını yitiren öğretmen Metin Lokumcu’nun ölümüne ilişkin açılan davanın üçüncü duruşması bugün görülüyor.

Trabzon 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki davaya Lokumcu’nun ailesi, avukatları, çok sayıda barodan temsilciler, siyasi parti temsilcileri ve yurttaşlar katıldı. Dönemin il ve ilçe emniyet müdürlerinin de aralarında bulunduğu 13 polis ‘taksirle ölüme neden olmak’ suçundan yargılanıyor.

Duruşmada, sanıklardan dönemin Artvin İl Emniyet Müdürü Muhsin Armağan ile çevik kuvvet Muhammet Ulaşlı ve görgü tanıkları bugünkü duruşmada dinleniyor.

CHP Kahramanmaraş Milletvekili aynı zamanda Doğa Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ali Öztunç, CHP Trabzon Milletvekili Ahmet Kaya ve HDP Ankara Milletvekili Filiz Kerestecioğlu duruşmaya katılım talebinde bulundular.

Eren Dağıstanlı: ‘Karadeniz Topyekûn Saldırıyla Karşı Karşıya’

‘Gaz Kullanma Talimatını Erdol Darcanlı Verdi’

Sanık polis Muhammet Ulaşlı savunmasında, 2011 yılında Erzurum Çevik Kuvvet’te görevli olduğunu, ‘takviye kuvvet’ olarak Erdoğan’ın geldiği ve Metin Lokumcu’nun öldürüldüğü gün Hopa’da görevlendirildiğini söyledi. O gün İş Bankası civarında olduğunu söyleyen Ulaşlı, “Grup dağılmadı. Dağılmayınca müdahale edildi. Püskürtücü gaz dışında, gaz kullanmadım” iddiasında bulundu.

Muhammed Ulaşlı, gaz kullanma talimatını amir Erol Darcanlı’dan aldıklarını dile getirdi ve “İlk müdahalede gazı biz kullanmış olabiliriz. Zaten benim elimdeki gaz 15-20 dk içinde bitmişti” ifadelerini kullandı.

‘Grup Dağılır Gibi Oldu’

Lokumcu’nun avukatlarından Sercan Aran, Ulaşlı’ya “15-20 dakikalık bir ara oldu dediniz. Bu arada ne oldu? Grup mu dağıldı?” diye sordu. Ulaşlı bu soruya, “Grup dağıldı gibi oldu. Gaz tüpümü bıraktım o arada hem de dinlendim. Müdürüm Erol Darcanlı’ya sordum bunu da” diye yanıt verdi.

Sanık Ulaşlı, Av. Meriç Eyüboğlu’nun, Erzurum’dan kaç kişi geldikleriyle ilgili sorusuna, 75-80 geldiklerini söyleyerek yanıt verdi. Bunun üzerine Eyüboğlu, “Bu kadar kişi geliyor, timler kuruluyor. Ama 4 tane gazcı oluyor, bu nasıl oluyor?” diye sordu. Ulaşlı bu soruya karşılık, “Onlar görev kağıdında yazıyordur. Ben 4 kişi diye biliyorum” dedi.

‘Zarar Vermiyorsa Siz Neden Maske Takıyorsunuz?’

Eyüboğlu, “Siz 15 dakikada gazı bitirmişsiniz. Diğer polis hiç kullanmamış. Diğer Model-5 kullanan da herhalde 15-20dk’de bitirmiştir. Kaldı bir kişi. Nasıl oluyor da Erzurum’un gaz stoğu bitti?” sorusunu yöneltti. Ulaşlı “Stok bitti mi ben bilmiyorum” deyince, Eyüboğlu, “Biz biliyoruz, tutanak var” hatırlatması yaptı.

“Siz bu gazların zararsız olduğunu söylüyorsunuz” diyen Eyüpoğlu, polislerin neden maske taktığını sordu. Sanık Ulaşlı ise “Bana maskeyi ‘tak’ dedikleri zaman takmak zorundayım” demekle yetindi.

Metin Lokumcu’nun Ölümünde Biber Gazının Etkisi Olduğu Doğrulandı

Bağırıp Çağırıyordu

Ardından dönemin Artvin İl Emniyet Müdürü sanık Muhsin Armağan’ın savunmasına geçildi. Sanık Muhsin Armağan, şöyle konuştu:

“Sayın Valimiz, alay komutanı ve heyetle birlikte alanı inceledikten sonra, heyetle birlikte Başbakan’ı [Erdoğan] karşılamaya Sarp Sınır Kapısında beklerken, miting alanından başka bir alanda ayrı bir grubun toplandığı bilgisi geldi. Vali bey, Kaymakam beyi bakması için bilgilendirdi. Sonrasında olayların çıktığı bilgisi geldi. Sonrasında beni gönderdi Vali bey. Ben de gittiğimde taşlama olduğunu, TOMA’nın orda olduğunu gördüm. O sırada hastanede kalp krizi sonucu birisinin öldüğü bilgisi geldi. Ben Metin Lokumcu’yu tanımıyordum. Ama görüntülerde hareketli bir tavrı vardı. Bağırıp çağırıyordu. Grup dağılmayınca, müdahale emri verilmiş. Ben çok yerde görev yaptım, böyle bir taşlama görmedim. Hopa’daki bütün taşları toplasan bu kadar taş olmaz. Başbakan gidene kadar taş atıldı. Bu olaylarda Başbakan’ın koruma polisi ve 20’ye yakın memur yaralandı.”

Horonlar, Halaylar Çekilirken Gazla Saldırı Oldu

Öğlen arasının ardından duruşmaya tanık Kamil Ustabaş’ın beyanıyla devam edildi.

Tanık Ustabaş, “31 Mayıs 2011’de Hopa Dereleri Koruma Platformu’nun çağrısıyla bir basın açıklaması yapılacaktı. O dönemde bugünkü gibi alternatif medya da yoktu. Başbakan’ın geleceği gün olduğu için taleplerin duyulması için sanırım 12.30’a çağrı yapıldı. Basın açıklamasının yapıldığı yer, o zaman da bu zaman da basın açıklamalarının yapıldığı yerdir. İnsanlar yeni yeni gelmeye başlamıştı. Horonlar, halaylar çekilirken TOMA ve gazla saldırı oldu” dedi.

Cumhuriyet Meydanı, Dumlupınar Caddesi ve Sahil Caddesi üzerinde polislerin olduğunu belirten Kamil Ustabaş, “Dumlupınar Caddesinde bulunan dükkanlara gaz bombaları atıldı. Camlar kırıldı. Hatırladığım kadarıyla Sonay Kotil isimli bir kadın gaz kapsülü ile kafasından yaralandı. İnönü Caddesi’nde de dükkanlara gaz atıldı ve bir dükkanın çatısında yangın çıktı. Sonrasında Metin hocanın ölüm haberini aldık” şeklinde konuştu.

‘7 Bin 500 Kilometrekarelik Yüzölçümü Olan Artvin’de 129 HES Projesi Var’

‘Polis, Küçük Küba’ya Geldik; Burayı Dağıtıp Gideceğiz Dedi’

Ustabaş, polisler arasındaki bir diyaloğa da şahitlik ettiğini söyleyerek şunları kaydetti:

“Sabah saatlerinde kolluk kuvvetleri çay ocaklarında oturuyorlardı. Biz de çay ocaklarındaydık. Bir polisin telefon konuşmasına şahit oldum. Polis ‘Küçük Küba’ya geldik. Burayı dağıtıp geleceğiz’ diyordu. O dönemin kaymakamı Abdullah Aktaş’ın ‘Gaz kullanma emrini ben verdim. Gaz stoklarımız bitti’ diye açıklaması olmuştu.”

Mahkemede Ara Kararlar Verildi

Duruşmaya gelmeyen Erol Darcan ve Taner Ballı’nın zorla getirilmesine,

Abdullah Aktaş’ın ve Mehmet Yüksel’in duruşmada dinlenmesi talebinin reddine,

Duruşma 8 Nisan 2022 Saat:09.30 a ertelendi.

 

Okumak için tıklayın

Gündem

Yandaşların ‘Geççek’ Tepkisine İYİ Parti’den Cevap: ‘Zihinsel Kapasiteleri Taliban Kadar’

-

geççek

İYİ Parti İzmir Milletvekili Aytun Çıray, iktidar yandaşlarından Tarkan ve şarkısı ‘Geççek’e gelen tepkilere ilişkin olarak, “İktidar yancılarının Tarkan’a verdikleri tepki zihinsel kapasitelerinin Taliban kadar olduğunu gösteriyor” yorumunu yaptı.

Ünlü sanatçı Tarkan’ın merakla beklenen şarkısı Geççek, 17 Şubat Perşembe akşamı saat 21.00’de ilk defa yayımlandı. YouTube’da paylaşılan ‘Geççek’ şarkısının sözleri ve klibi, yayımlandıktan kısa bir süre sonra Twitter’da gündem oldu. #Tarkan ve #Geççek etiketileri, Twitter Türkiye gündeminde ilk sıralara yerleşti.

Tarkan, şarkıdaki sözler gerekçe gösterilerek iktidara yakın isimler tarafından hedef alınırken; ‘Geççek’, aralarına siyasi ve ünlü isimlerin de dahil olduğu birçok kişiden ise tam not aldı.

İmamoğlu: ‘Tehdidine Boyun Eğeceğimizi Zannediyor, Biz Sana Pabuç Mu Bırakacağız?’

Zihinsel Kapasitelerinin Taliban Kadar Olduğunu Gösteriyor

Tartışmalar sürerken; İYİ Parti İzmir Milletvekili ve Genel Başkan Başdanışmanı Aytun Çıray’dan da konuya ilişkin bir paylaşım geldi. Çıray, iktidar kanadından Tarkan ve şarkısı ‘Geççek’e gelen tepkilere ilişkin olarak, “İktidar yancılarının Tarkan’a verdikleri tepki zihinsel kapasitelerinin Taliban kadar olduğunu gösteriyor” yorumunu yaptı.

Çıray Twitter hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:

“İktidar yancılarının, Geççek şarkısına ve Türk milletinin sevdiği şarkıcı Tarkan’a verdikleri bu tepki, zihinsel kapasitelerinin Taliban kadar olduğunu gösteriyor.”

Okumak için tıklayın

Öne Çıkan Haberler