Bizi Takip Edin

Ekoloji

Öykü Yağcı: ‘Yunusla Terapi İnsan ve Hayvan Sömüren Bir Yöntem’

yunusla terapi öykü yağcı

Yunuslara Özgürlük Platformu Kurucu ve Eş Sözcüsü Öykü Yağcı, yunus parklarının neden kapatılması gerektiğini ve yunusla terapi yönteminin bir aldatmaca olduğunu vurguladı.

K2 HABER | Bugün, 14 Nisan Dünya Yunus Günü. Hayvan esaretine ve sömürüsüne karşı uzun yıllardır mücadele eden ve ülkemizdeki yunus parklarının kapatılması için ciddi çalışmalar yürüten Yunuslara Özgürlük Platformu Kurucu ve Eş Sözcüsü Öykü Yağcı, K2 Haber TV’ye konuk oldu.

Yunus Parkları Neden Kapatılmalı?

Türkiye’de aktif olarak faaliyet gösteren 10 yunus parkı var. Tarım ve Orman Bakanlığı, Türkiye’deki yunus parklarında kaç hayvan var, kaç tür hayvan var bilgisini tüm başvurulara rağmen yıllardır yanıtlamıyor. Bunların bir kısmı İstanbul’da, çoğunluğu Antalya’nın ilçelerine dağılmış durumda. 2 tane Muğla’da, 1 tanesi de Aydın’da.

Bu süreçte milletvekilleri ile görüştük, Meclis Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu’nda kapsamlı bir sunum yaptık. O komisyonda çok ciddi mücadeleler ve kamuoyu baskısıyla, ‘Türkiye’deki yunus parkları en fazla 2 yıl içerisinde kapatılacak ve yenisinin açılmasına izin verilmeyecek’ tavsiye kararı çıkarttık. Biz bunun 1 seneye indirilmesi için mücadele ediyoruz. Basından gördüğümüz kadarıyla AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin’in açıklamalarına bakıyoruz, ne yazık ki yunus parkı temsilcilerinin talep ettiği, yunus parklarına özel düzenleme çıkaracaklarını söylüyorlar. Yunus parkları temsilcileri ne talep ediyor? Kendilerine özel bir düzenleme yapılmasını, Türkiye sularından canlı yunus avlanmasını ve aynı zamanda esaret altında üretim programlarının geliştirilmesini istiyorlar. AK Parti milletvekillerinin 11 martta hayvan hakları savunucuları ile yaptığı toplantıda, komisyon raporunda yunus parklarının en geç 2 yıl içerisinde kapatılacak tavsiye kararının esneten bir öneriyle karşılaştık. Yunus parkları yasaklanacak fakat mevcut 10 tesisteki hayvanlar ölene kadar, tesislerin açık kalacağı söylendi. Yeni hayvan alımının önüne geçilmesi için de ki Türkiye’de kaçak yunus avlanma ihbarları aldığımızı belirttik, bunun önüne geçmek için hayvanların çipleneceği ve genetik kayıtlarının alınacağı söylendi. Biz yine yunus parklarının en geç 1 yıl içerisinde kapatılması istediğimizi vurguladık. Çip ve kimliklendirme olsa da hayvan alımı bundan sonra da eminiz ki yapılacaktır. 10 yıldır sayısız ihmal, ihlal ve hayvan ölümü bildirimimiz karşısında bu tesislere hiçbir surette yaptırım uygulanmadı, denetim yapılmadı. Bundan sonrasında da çiplerin denetiminin yapılmayacağından eminiz. Türkiye’de kaç hayvan olduğundan bile haberi yok Tarım Bakanlığı’nın. Bu yüzden yunus parklarının mutlaka kapatılmasını, isim ve ruhsat değişikliği ile farklı şekillerde açılmasının önüne geçilmesini istiyoruz. Tesislerdeki hayvanların rehabilite edilmesini ve denize geri dönemeyecek durumda olanlarının da ömür boyu korunması gerektiğini vurguladık.

‘Yunusla Terapi İnsan ve Hayvan Sömüren Bir Yöntem’

“Yunus parkları ile ilgili hem hayvan hem de insan hakları ihlali yönünden ciddi etik sorunlar var. İnsan ve hayvan sağlığı ile ilgili de sorun bulunuyor. Yunus parklarında yürütülen faaliyetlerinden biri otizm, down sendromu ve disleksi gibi değişimsel farklılıkların ve bazı engelli bireyleri tedavi ettiği iddia edilen yunusla terapi özel çocuklarla yüzme programları adı altında faaliyetler var. Bunlar insan ve hayvan sağlığı, bilimsel geçerlilik ve yöntemsel sorunlar açısından en tartışmalı ve riskli konulardan biri ve aynı zamanda uzmanların ve bilim camiasının asla onay vermediği bir uygulama. Yunusla terapi aslında 1970’lerde antropolog Betsy Smith tarafından başlatılmış fakat aynı araştırmacı tarafından da 2003 yılında bunun etkisiz ve insanları sömüren bir uygulama olduğunu açıklanmış bir yöntem. Bu sosyal sorumluluk ve kamu yararı altında yalnızca neredeyse Türkiye’de üretiliyor, Avrupa’da birkaç tesis ve Endonezya’da bir tesis var. Tek bir seansta 3.000 ile 5.000 Amerikan doları, park işletmecileri en az 5 seans tavsiye ediyor. Otizmli bireylerin, engelli çocukların hassas ebeveynlerinin aslında anlaşılabilir umutlarını sömürüyor. Uzmanlar bunu umut tacirliği olarak tanımlıyor. Aileler bilim camiasınca doğrulanmamış bir tedaviye çok yüksek fiyatlar ödemeye çalışarak, yunusla terapiye yaptıkları maddi ve manevi yatırımdan dolayı daha etkili iyileştiren süreçlerden vazgeçebiliyorlar. Bunun tedavi olarak yansıtılması zaten yanlış. Otizmli bireyler aslında tedavi edilmesi gereken kişiler değil, çünkü otizm hastalık değil. Ceviz Otizm Derneği, Türkiye Psikologlar Derneği, Türk Deniz Araştırmaları Vakfı, Türkiye Su Altı Sporları Federasyonu yunusla terapinin insan ve hayvan sömrüsüne neden olduğuna anlatan birer mektubu meclis üyelerine gönderdiler. Tohum Otizm Derneği de yunusla terapinin yöntemsel olarak hiçbir katkıda bulunmadığını söylüyor. Yine Sağlık Bakanlığı’nın Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nden aldığı bilimsel danışmanlık görüşünde yunus terapisi altında yürütülen faaliyetlere asla izin verilmemesi gerektiğini, bilinmeyen risk içerdiği ve yan etkilerinin de bilinmediği, Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi tarafından da talep edilen emniyet ve işlerliğine dair kesin kanıtlar bulunmadığını söylüyor.”

Öykü Yağcı: ‘Binlerce Yunus Yakalanıp, Dünyanın Dört Bir Yanına Satılıyor’

yunus parkları kapatılsın öykü yağcı

Yunusla Terapi Bilimden Uzak, Hayvan Haklarını Yok Sayan Bir Uygulama

Yunuslara Özgürlük Platformu Nedir?

Yunuslara Özgürlük Platformu, yabani hayvanlar ve deniz memelileri ağırlıklı olmak üzere Türkiye’de hayvan esaretinin sonlandırılması için savunuculuk faaliyetleri yürüten bağımsız bir hayvan hakları oluşumudur.

2010 yılından bu yana iki yunus parkının kapatılmasını sağlayan, ikisinin açılmasını engelleyen ve farklı sektörlerden pek çok şirketin esaret endüstrisine verdiği desteği geri çekmesini sağlayan Yunuslara Özgürlük Platformu, aynı zamanda hayvan esareti sorununu Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşımıştır.

Hayvanlara yönelik her türlü sömürü biçiminin son bulması için esaret, avcılık ve hayvancılık endüstrileri başta olmak üzere yerel ve uluslararası sivil toplum kuruluşları ve hayvan hakları akvitistleriyle dayanışma halinde çalışan Platform etik, bilimsel ve hukuki dayanakları paylaşarak toplumsal farkındalığı artırmak ve mevzuat değişikliğini gerçekleştirmek amacıyla kampanya, eylem ve lobicilik faaliyetlerine devam ediyor.