Connect with us

Röportaj

Mehmet Dilbaz: İstanbul’un Kültürel Kimliğini Kaybettik

mehmet dilbaz

K2 Haber olarak İstanbul’un tarihi ve kültürel değerlerini korunması ve toplumda bu konuda bir farkındalık oluşması için ciddi mücadeleler veren, tarih araştırmacısı Mehmet Dilbaz ile bir röportaj gerçekleştirdik.

Röportajı Gerçekleştiren: K2 Haber (K2 olarak anılacaktır)

Röportaj Yapılan: Mehmet Dilbaz (M.D. olarak anılacaktır)

mehmet dilbaz

Küçük Yaşlardan itibaren Tarihi Eserlerin Kıymetini Öğretmeliyiz

K2: İstanbul’un tarihi ve kültürel değerlerini yeterince koruyamadığımıza üzülerek tanık oluyoruz. En üst kademede görev yapan devlet görevlilerinden, vatandaşlarımıza kadar genel bir ilgisizlik söz konusu. Bunun altında yatan ana sebepler, sizce nelerdir?

M.D: Bunun altında yatan ana sebep bilinçsizlik ya da ecdat algısı konusundaki hatalarımız. Maalesef kültürel değerlerimizi sahiplenme olayını, hamasetten öteye taşıyamıyoruz. Tarihi anlatan dizilerdeki kuvvetli, dünyaya nam salmış ecdadı büyük bir heyecanla seyrediyor ve mutlu oluyoruz ama iş onların emanetlerine sahip çıkma konusuna gelince hiçbir şey yapmıyoruz. İnsanlarımıza ilkokuldan itibaren tarihi eserlere sahip çıkma bilgisi aşılanmalı. 18 milyon nüfuslu şehrimizde, 7 göbek İstanbullu sayısının 500 bin bile olduğunu sanmıyorum. Dolayısıyla taşradan gelmiş ve daha iyi şartları bulduğunda tekrar memleketine dönmeyi düşünen insanlar, bu şehri hiçbir zaman benimsemiyor. Onlar için İstanbulluluk, bu şehre sahip çıkmak, çok fazla bir şey ifade etmiyor. Yapılması gereken tek şey, küçük yaşlardan itibaren bu şehirde yaşayanlara İstanbulluluk fikrini aşılamak ve tarihi eserlerin kıymetini öğretmek olmalıdır.

Çeşmelerin Suyu Kesildiğinde, Yok Olma Süreci Başlıyor

K2: Özellikle tarihi çeşmelerimiz konusunda, yoğun çalışmalarınız var. Bununla ilgili geçtiğimiz günlerde, bir basın açıklaması da gerçekleştirdiniz. Çeşmeler sadece bizler için değil, tüm sokak hayvanları için de önemli. Çeşmelerin böylesine hoyratça kaderine terk edilmesi hakkında neler düşünüyorsunuz?

M.D: İslam medeniyeti üzerine şekillenmiş bir şehirde yaşıyoruz. İslam medeniyetinin ise temel yapı taşı sudur çünkü malumunuz günde 5 vakit abdest alınması gereken bir dinimiz var. Bundan dolayı Müslümanlar yaşadıkları şehirleri çeşmeler ile donatmışlardır. Bu çeşmelerin şehirdeki evlere su gelmesinden sonra böyle hoyratça atıl duruma düşürülmesi çok acı. Çeşmeler etraflarında bir habitat yaratıyor, bizim sokak çeşmelerinde akan suya ihtiyacımız olmayabilir ama mesela maddi durumu iyi olmayan insanların ihtiyacı var, sokak hayvanlarının ihtiyacı var, çeşme civarındaki yeşil alanların da ihtiyacı var. Bunun yanında bu çeşmelerden su akmadığı durumlarda, hızlıca tahrip olmak durumu da var. Kağıthane bölgesinde 20 sene önceye kadar suyu akan, sağlam çeşmelerin suları kesildikten sonra hızlıca yok edildiklerine şahidim. Suyu akan çeşme bir şekilde korunuyor ama suyu kesildiğinde yok olma süreci başlıyor. Ben bu yüzden tarihi çeşmelere sahip çıkalım, onları susuz bırakmayalım ve İslam uygarlığının temel yapı taşı olan su medeniyetini devam ettirelim diyorum.

Bu İçerik İlginizi Çekebilir  Zynga, Türk Mobil Oyun Şirketi Gram Games'i Satın Aldı

Betonsever Bir Milletiz

K2: İstanbul’da ne yazık ki yeşil alanlarda ciddi bir azalma var. En son Fatih Camii ve İstanbul Üniversitesi kampüsünde bulunan yeşil alanlar da ortadan kaldırıldı. Bu durumu nasıl açıklıyorsunuz?

M.D: Ne yazık ki beton sever bir milletiz, bu şu anki yöneticilerimiz ile alakalı bir durum da değil. Betonun hayatımıza girmesiyle birlikte, çevre düzenleme anlayışımız betona yenik düştü. Düz satıhlarda yürümeyi konfor zannediyoruz ama yeşil alanın hayatımızdaki önemini kavrayamıyoruz. Bu maalesef kısa vadede de düzelecek bir şey değil, zamanla oturacak bir olgunluk. Umarım tüm şehri betonla kaplamadan bazı şeyler oturur.

mehmet dilbaz

Robert Koleji Öğrencileri, 1940’lar

Taşradan Gelen İnsanlarımız, İstanbul’u Hiçbir Zaman Sahiplenmedi

K2: 6-7 Eylül olaylarından sonra, “Konstantiniyye öldü ve şehir artık İstanbul oldu” diye bir ifadeniz var. Çok acı zamanlar. Çok kültürlü yapının ortadan kalkması, bizim için nasıl bir kayıptır?

İstanbul’u İstanbul yapan temel renklerin öldürülmesi, çok büyük bir kayıptır. Şehrin yaşam kültürü, yemek kültürü, İstanbul’a has saygı ve görgü kuralları maalesef ekalliyetin gitmesi ile yok olmaya başladı. İstanbulluluk bir kültür idi ve şehir güzel bir mozaiği barındırıyordu. Ermeniler bu şehre Fatih ile birlikte geldi, Rumların büyük bir kısmı Bizans’tan beri burada, Yahudiler 2.Beyazıd döneminden beri varlar. Biz ekalliyeti göndererek, gerçek İstanbulluları göndermiş olduk. Daha önce de dediğim gibi onların yerine taşradan gelen insanlarımız, bu şehri hiçbir zaman sahiplenmediler. Sadece bir basamak olarak gördüler. Bu geri dönüşü mümkün olmayan bir süreç ve üzülerek belirtiyorum, ne yazık ki İstanbulluluk kavramı artık yok oldu diyebiliriz.

Beyoğlu İstiklal Caddesi, 1960’lar

İstanbulluluğu Koruyabilmek Çok Kıymetli

K2: İstanbul’da yaşanan hızlı kentleşme, betonlaşma hepimizi üzüyor. İstanbul’u gerçekten hak etmediğimiz hissine hiç kapılıyor musunuz? İstanbul’u eski özlediğimiz haline geri döndürmek mümkün müdür? Sizce neler yapılmalıdır?

M.D: Maalesef, İstanbul’un eski özlediğimiz haline geri dönmesi artık mümkün değil. Yapılması gereken tek şey, hızlıca kültür varlıkları envanteri oluşturmak ve elimizde kalanların da yok olmasının önüne geçmektir. Şehirde pek çok tarihi yapı son 100 yılda yok oldu ya da yıktırıldı. Bunların tamamını yeniden inşa ettirsek ne olacak? Biz, şehrin kültürel kimliğini kaybettik. Şehirlerdeki binalar yıkılır, olabilir, yeniden inşa da ettirilir fakat önemli olan kültürel yapının korunmasıdır. Biz bunu kaybettik. İstanbulluluğu koruyabilmek, inanın tüm tarihi eserleri korumaktan daha kıymetlidir benim nazarımda.

Bu İçerik İlginizi Çekebilir  Blockchain Teknolojisi: Parmak İzi ile Alışveriş Yapabileceksiniz

Sayın Mehmet Dilbaz’a röportaj için çok teşekkür ediyoruz.

İstanbulluluk kimliğini koruyabilmek, yaşatabilmek ve İstanbul’un kültür varlıklarına sahip çıkabilmek adına yaptığı değerli katkılar için, K2 Haber olarak, içten şükranlarımızı sunuyoruz.

Haber görseli: Cezayirli Hasan Paşa Çeşmesi, Kasımpaşa / İstanbul

Röportaj kategorisindeki diğer röportajlar için: http://k2haber.com.tr/category/roportaj/

Okumaya devam et
reklâm
Yorum Yapmak İçin Tıklayın

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Röportaj

Dursun Çiçek: Beyoğlu’nu Kazanırsak, İstanbul’un Da Türkiye’nin De Kaderini Değiştirebiliriz

dursun çiçek beyoğlu

K2 Haber olarak Ergenekon ve Balyoz kumpas davaları ile yıllarca mağdur edilen, 25. ve 26. Dönem CHP İstanbul Milletvekili Dr. Dursun Çiçek ile Beyoğlu Belediye Başkan Adaylığı sürecine ilişkin konuştuk. Keyifli okumalar dileriz.

Röportajı Gerçekleştiren: K2 Haber (K2 olarak anılacaktır)

Röportaj Yapılan: Dursun Çiçek (D.Ç. olarak anılacaktır)

Beyoğlu , İstanbul’un Başkenti Diyebileceğimiz Bir İlçedir

K2: 25-26. Dönemde üç yıl süre ile TBMM’de mücadele ettiniz. Bugün geldiğimiz noktada, Beyoğlu gibi oldukça stratejik öneme sahip bir ilçeden Belediye Başkan Aday Adayı oldunuz. Beyoğlu’nu Sizin İçin Özel Kılan Nedir?

D.Ç: 07 Haziran 2015 genel seçimlerinde, ön seçimle ikinci sıradan aday oldum. Milletvekilliği seçimlerinden sonra üç yıl süre ile İstanbul İkinci Bölge’den 25. ve 26. Dönem Milletvekilliği yaptım. İki dönemi, yoğun geçen bir siyasi süreci, 24 Haziran’daki erken seçimler ile tamamlamış olduk.

Seçimlerle gelinen bütün görevlerde iki dönem sınırlamasını ve gençlerle kadınların seçmen oldukları oranda yönetimde görev almasını savunan bir sosyal demokrat siyasetçi olarak, üçüncü dönem yani 27. Dönem için Milletvekilliği adaylığı başvurusunda bulunmadım.

2015-2018 yılları arasındaki milletvekilliğim sürecinde Beyoğlu ilçesinde, örgütümüz ile birlikte birçok seçim ve referandum çalışmasında bulundum. Taksim’de yapılan resmi tören ve etkinliklere iştirak ettim. Bu çalışmalarda özellikle birlikte görev yaptığımız emekçi cumhuriyet kadınlarımızın ve gençlerimizin özverili ve başarılı çalışmalarının altını çizmek istiyorum. Beyoğlu’ndaki parti emekçilerimizin ve her şartta partisine sahip çıkan seçmenlerimizin aday olmam yönündeki isteklerine destek vermeyi, bir görev olarak kabul ettim. Beyoğlu’nda seçmen iradesinin hâkim olduğu, halkçı ve toplumcu belediye hizmet anlayışını yeniden etkin kılmak için de aday başvurumuzu gerçekleştirdik.

Beyoğlu’nda 1994 yılından beri AKP çizgisinde siyaset yapan, seçmenden ve demokrasi dâhil tüm evrensel değerlerden uzaklaşan bir belediyecilik anlayışı var. Taksim Meydanı, İstiklal Caddesi, Gezi Parkı, Galata Kulesi, Karaköy ve Kasımpaşa gibi tarihi yerleri ile Beyoğlu, İstanbul’un en önemli tarihi ve turistik ilçesidir. İstanbul’daki resmi törenlerin Taksim Meydanı’nda yapıldığı da dikkate alındığında, aslında 39 ilçe arasında Beyoğlu, İstanbul’un Başkenti diyebileceğimiz bir ilçedir. Beyoğlu ilçesi sınırları içerisinde, İstanbul’un otel ve eğlence sektörünün üçte birine yakın kapasitesi bulunuyor. Bu sebeple Beyoğlu’nda işsizlik sorunu ile birlikte yoksulluk ve ekonomik sorunların çözülmüş olması gerekirdi. Ancak gerçeğin böyle olmadığını çok biliyoruz. Belediyeden sosyal yardım alan, işsizlik sorunu ile boğuşan binlerce Beyoğlu seçmeni var. 25 yıldır bu sorun çözülememiştir. Çözülemediği gibi geçim sıkıntısı nedeniyle sosyal yardıma muhtaç duruma düşürülen vatandaşlarımızın sayısı her yıl artmıştır.

Bunun sebebi nedir? Çünkü Beyoğlu’nun temel istihdam ve gelir kaynakları olan konaklama, sanat, eğlence ve kültür etkinlikleri ve hizmet sektörü çeyrek asırdır siyasi iktidarın açık veya örtülü baskısı altındadır. İktidar her yerde olduğu gibi Beyoğlu ilçesinde de seçmenlerin ve iş yeri sahiplerinin sosyal yaşantısına veya yaşam tarzına doğrudan veya dolaylı olarak müdahale etmektedir. Beyoğlu esnafının yaşadığı sorunlar herkesin malumu. Bugün yaşanılan bu tabloyu, Beyoğlu hak etmemektedir.

Bu İçerik İlginizi Çekebilir  Take Off Startup Summit Başvuruları Devam Ediyor

Yerel seçimlerde demokratik değişimi gerçekleştirmek, Beyoğlu ilçesini ve seçmenini tarihi ile buluşturmak ve refahlarını arttırmak için mücadele edeceğiz. Sonunda doğru olan, hak ve özgürlükleri savunan, seçmeni ve çevreyi esas alan, halkçı ve toplumcu bir anlayışla yönetmeye hazır olan bizler kazanacağız. Bu noktada seçimlerden sonra Beyoğlu özelinde muhtarlıklar, eğitim ve inanç merkezleri, başta meslek örgütleri ve hemşehri dernekleri olmak üzere sivil toplum örgütleri, sanat ve kültür alanında öne çıkan kanaat önderleri ile birlikte Beyoğlu’nu yöneteceğiz. Yerel yönetimde demokrasi ve dayanışmanın en güzel örneklerini vereceğiz. Kaynakları verimli ve etkin bir şekilde kullanacağız.

dursun çiçek beyoğlu

Kadınlarımızı ve Gençlerimizi Yönetime Taşıyacağız

K2: Önemli Bir Eğitim Geçmişiniz Bulunuyor. İşletme Alanında Doktoranız Var. Bu Özellikleriniz Pek Bilinmiyor.

D.Ç: Aslında Tokat-Reşadiye Umurca Köyünde tamamladığım ilkokuldan sonra Köy Enstitülerinin devamı olan Sivas-Yıldızeli Pamukpınar Öğretmen Okulunda altı yıl yatılı okuduktan sonra Harbiye sınavlarını kazanarak eğitimimi sürdürdüm. Çağdaş Türkiye Cumhuriyetini kuran, kadınlarımıza seçme ve seçilme haklarını dünyadaki birçok ülkeden önce veren Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ve mücadele arkadaşlarının önemli bir bölümünün eğitim gördüğü okullarda, Harbiye’de ve Harp Akademilerinde yıllarca eğim aldım. 35 yıl vatanımıza ve milletimize sadakatle hizmet ettim. Binlerce Mehmetçiğe komutanlık yaptım. Onların eğitimine ve hayata hazırlanmasına destek verdim. Lisans eğitimim İşletme Yönetimi, Yüksek Lisans Eğitimim Stratejik Planlama ve Doktora Eğitimim ise Yönetim ve Organizasyon üzerinedir. “Örgütlerde motivasyon ve iş yaşam kalitesi” konusu üzerine doktora tezim bulunmaktadır. Bu eğitim süreçlerinin tamamında da derecelerim mevcuttur. Görev döneminde demokratik liderlik, toplam kalite yönetimi, müzakere teknikleri ve sorunların tespiti ile çözüm analizleri konularında ilave eğitim ve kurslar ile yönetim konusundaki bilgi ve tecrübelerimizi geliştirme fırsatlarımız oldu.

Sonuç olarak 35 yıllık devlet yönetim tecrübesi, aldığımız eğitimler ve başta kumpas davaları olmak üzere milletimizin bizzat şahit olduğu hukuk ve adalet mücadelemiz ile Beyoğlu’nu yönetmeye hazırız. Bu arada halen İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinde öğrencisiyim. Son on yılda bizzat yaşayarak ve yıllarca mağdur olarak, Sevgili Avukatım ve Kızım İrem Çiçek ile birlikte verdiğimiz, hak, hukuk, adalet mücadelesini başarıya ulaştırmanın gayreti içindeyiz. Hayatın her alanında da bu mücadeleyi sürdürmeye kararlıyız. Beyoğlu’nun yönetiminde hukuk ve adaleti, eşitlik ve demokrasiyi etkin kılacağız, kadınlarımızı ve gençlerimizi seçmen oldukları oranda mutlaka yönetime taşıyacağız.

Kasımpaşalılar İle Birlikte Hesap Soracağız

K2: Uzun Zamandır Saha Çalışmaları Gerçekleştiriyorsunuz. İzlenimlerinizi Aktarır Mısınız?

D.Ç: Beyoğlu sınırları içinde yer alan mahalleleri, muhtarlarımızı, başta meslek örgütleri ve hemşeri dernekleri olmak üzere sivil toplum örgütlerini ve işyerlerini ziyaret ediyoruz. Beyoğlu seçmeninin sorunlarını ve çözüm önerilerimizi konuşuyoruz. En öncelikli sorunun Kentsel Dönüşüm ile birlikte sosyal yardımlar ve işsizlik olmak üzere geçim sıkıntısı olduğunu görüyoruz. Bu sorunların çözümü maksadıyla yaptığımız taslak çalışmaları, projelerimizi ve çözüm önerilerimizi paylaşıyoruz.

Bu İçerik İlginizi Çekebilir  Blockchain Teknolojisi: Parmak İzi ile Alışveriş Yapabileceksiniz

Bir dönem sonra, yani 2024 yılına kadar, Beyoğlu bölgesindeki işsizlik ve kentsel dönüşüm sorunu ile birlikte tapu ve mülkiyet sorununu birlikte çözeceğimizin sözünü veriyoruz. Beyoğlu seçmeni bizi yakından tanıyor ve samimi olarak sevgi ve saygı gösteriyor. Son on yılda verdiğimiz hukuk ve adalet mücadelesini yakından takip ettiğini ve yaşadığımız mağduriyete rağmen devletin ve milletin yanındaki dik duruşumuzu takdir ediyor. Onların bizleri adalet ve mücadele kavramlarını sembolleştiren bir asker ve aydın olarak görmelerinden büyük onur duyuyoruz. Bu güven ve samimiyetin seçimlerde bizi başarıya taşıyacağına inanıyoruz.

Beyoğlu ilçesi sınırları içinde bulunan, yüzyıllardır Bahriye’nin merkezi olmuş Kasımpaşa bölgesinde konuşlu Kuzey Deniz Saha Komutanlığı, Askeri Taşkızak Tersanesi, Deniz Hastanesi, İkmal ve Lojistik birimleri var. Yani Beyoğlu halkının denizci bir yapısı vardır, Deniz kuvvetlerinde başarı ile hizmet etmiş Bahriyeli kardeşlerine de seçimlerde samimi destek vereceklerdir.

Ergenekon ve Balyoz gibi sözde darbe davalarında emperyalizmin uşaklığını yapan FETÖ suç örgütü ve ortaklarının Türk Deniz Kuvvetlerini hedef aldığını biliyoruz. Bahriyelileri yıllarca mağdur eden bu şer güçlerinden Kasımpaşalılar ile birlikte hesap soracağız.

İnsanımızın Mahallesinden, Komşusundan Ayrılmamasını İstiyoruz

K2: Beyoğlu’nun Önemli Sorunları Nelerdir? Bu Kapsamda Bazı Projeleriniz Var. Biraz Bahseder Misiniz?

D.Ç: Kentsel dönüşüm en önemli sorun. Sağlıklı bir konut, sosyal çevre, trafik ve otopark sorunu ile yeşil alan ve güvenlik sorunlarının hepsi birbiri ile ilintili. Biz rantsal değil, yerinde dönüşüm için çabalıyoruz. Bir dönüşüme gerçekten ihtiyaç var. Fakat biz insanımızın mahallesinden, komşusundan ayrılmamasını istiyoruz. Ne yazık ki geçmiş uygulamalara baktığımızda, tedirgin olmamak elde değil. Tarlabaşı’nı gördük, görüyoruz. Oranın insanı, dönüşüm denilerek sürgün edildi.

Yerinde dönüşüm ile birlikte tapu ve mülkiyet sorunu çözülecek, trafik ve otopark sorununun çözümü sağlanacak. Gençlerimiz için büyük bir sorun olan uyuşturucu ile mücadeleye önemli bir katkı sağlanmış olacak. Güvenlik noktasında da iyi bir dönüşüm ile hırsızlık vb. suçların önüne geçebiliriz. Biz hak sahipleri ile inşaat firmalarını baş başa bırakmayacağız. Biz de belediye olarak hak sahiplerinin arasında yer alacağız. İyi uygulama örneği olarak Beyoğlu’nda yerinde dönüşümü sağlayacağız. Beyoğlu sokaklarını beş yıl içerisinde mutlaka daha çağdaş, yaşanabilir ve güvenlikli bir hale getireceğiz.

Beyoğlu seçmeninin diğer temel sorunu ise geçim sıkıntıdır. Bunu temelinde de işsizlik yatmaktadır. Hizmet sektörü olan konaklama, sanat, kültür ve eğlence sektöründe İstanbul için çok önemli bir konumu olan Beyoğlu’ndaki iş yerlerinde, en az % 51 oranında Beyoğlu seçmeninin istihdam edilmesi için işverenleri teşvik edeceğiz. Herkese iş ve aş bulma adına, öncelikle sosyal yardımlara muhtaç olan ailelerdeki gençleri ve kadınları iş sahibi yapacağız. Belediyenin eğitim imkânlarını kullanarak meslek edindirme kursları ile işverenlerin ihtiyacını karşılayacak nitelikte ve liyakatte iş gücü yetiştireceğiz. Özellikle gençlere yazılım ve kodlama eğitimleri vereceğiz. Gençlerimizi geleceğe hazırlayacağız.

Bu İçerik İlginizi Çekebilir  Enflasyon 15 Yılın Zirvesinde: Yıllık Enflasyon Yüzde 24,52

Sosyal yardımları “Vatandaşlık Temel Geliri Konsepti” esasında net olarak %50 artıracağız. Bu yıl enflasyonun özellikle mutfakta % 25’leri aştığı gerçeğinin farkındayız. Bu yardımları da vatandaşlarımızı rahatsız edecek, gururlarını kıracak şekilde yapmayacağız. Yolsuzluklara ortam hazırlayacak yöntemler yerine, Aile Sigortası kapsamında akıllı kart sistemi ile yardımlarımızı şeffaf bir şekilde gerçekleştireceğiz.

Bir de şu konuyu vurgulamak istiyorum. Belediye emekçileri için asgari ücreti 01 Nisan 2019 tarihinden itibaren 2.200 TL olarak uygulayacağız. Tüm CHP’li belediyelerde asgari ücret net 2200 TL olacak ve hiç kimse işinden edilmeyecek. Bilerek insanları korkutuyorlar, biz kimsenin ekmeği ile oynamayız.

dursun çiçek beyoğlu

Siyasi Görüş Ayrımı Yapmayacağız

K2: Beyoğlu Seçmeni Size Niçin Oy Vermeli?

D.Ç: Tarihi yapısı ile öne çıkan Beyoğlu farklı değerlerin birleştiği çok önemli bir kültür, turizm ve ticaret merkezi. Bu ayrıştırmanın ve ötekileştirmenin, nefret dilinin yerine demokrasi ve adaletin, barışın ve hoşgörünün hâkim olmasını amaçlıyoruz. Beyoğlu’nda hiçbir siyasi görüş ayrımı yapmadan, herkesi kucaklayan bir yerel seçim modeli, yeni bir yönetim tarzı oluşturacağız.

Kentsel dönüşüm ve sosyal yardım ve işsizlik sorunlarının çözümüne yönelik olarak paylaştığımız ilkeler dikkate alındığında, halkımızın samimi desteğini göreceğimizi düşünüyorum. Bu ilkeleri de yine katılımcı bir anlayış ile hazırlıyoruz. Katkı sunmak isteyen vatandaşlarımızın, sosyal medya hesaplarımızdan bizlere ulaşmasını rica ediyorum. Bu ilkeleri hep birlikte daha da geliştirebiliriz.

Birlikte yöneteceğiz, birlikte sorunları çözeceğiz diyoruz. Halkımız şunu mutlaka sorgulamalıdır. 25 yıldır Beyoğlu’nu yönetiyorlar. Hangi soruna çözdüler? 25 yıl önce hangi sorun varsa, bugün de aynı sorunlar mevcut. Ne yazık ki iktidar oy için insanımızı kutuplaştırıyor. Kimse kimsenin düşmanı değil. Hep birlikte bu ülkede kardeşçe yaşıyoruz. Bu bir hizmet yarışıdır. Halkımız bu gerçeği, mutlaka değerlendirecektir.

Son olarak şunları belirtmek istiyorum. Türkiye’de iktidar olabilmek için İstanbul’u, İstanbul’da iktidar olabilmek için de Beyoğlu’nu kazanmamız gerekiyor. Sonuçta Beyoğlu’nda elde edilecek bir yerel seçim başarısının, İstanbul’un da Türkiye’nin de kaderini değiştireceğine inanıyorum. Bunun için de var gücümüzle çalışacağız.

Sayın Dr. Dursun Çiçek’e röportaj için çok teşekkür ediyoruz.

Röportaj kategorisindeki diğer haberler için: http://k2haber.com.tr/category/roportaj/

Okumaya devam et

En Çok Okunanlar