Connect with us

Röportaj

Dilek Türker: Türkiye’nin En Zengin ve En Fakir Patroniçesiyim

dilek türker

K2 Haber olarak 52. sanat yılını geride bırakmaya hazırlanan, Tiyatronun duayen ismi Dilek Türker ile bir röportaj gerçekleştirdik. Keyifli okumalar dileriz.

Röportajı Gerçekleştiren: K2 Haber (K2 olarak anılacaktır)

Röportaj Yapılan: Dilek Türker (D.T. olarak anılacaktır)

Tiyatronun Uygar ve İyi İnsan Olmaya Faydası Vardır

K2: Neden Tiyatroya İhtiyacımız Var?

D.T: Tabi tiyatro çok yönlü bir sanat. İçinde edebiyat var, şiir var, müzik var, dans var. Sanat, insanın evrimine en büyük katkıyı yapan güçtür. Şimdi bu gücü taşıyan bir sanat dalına neden ihtiyacımız olur? Hayatı anlamlandırmak için, insanlarla anlaşabilmek, insanlarla doğru iletişim kurabilmek için. Hayatın hoyratlıklarından ve kabalıklarından arınmak için ihtiyacımız var. Eğlenmek için de ihtiyacımız var. Eğlenmek kavramı öyle içi boş bir kavram değildir. Eğlenmek çok ciddi bir iştir. Nazım Hikmet de şiirlerini yazarken ne kadar çok eğleniyordu. Einstein teorilerini hazırlarken, çözümler bulmaya çalıştığı bilimsel çalışmalarda kim bilir nasıl eğleniyordu? Tiyatro yaparken ben de çok eğleniyorum. Sahnede deliler gibi insanı, duyguları, barışı, kavgayı, sevgiyi, aşkı, bunları anlatmak ve anlattığım o gerçeklerle insanlarla buluşmak, birbirini anlamak, başkasının yerine kendini koymak… Dolayısı tiyatronun uygar ve iyi insan olmaya faydası vardır. İyi insan olmak için sanat gereklidir. Tiyatro büyük bir sanat dalı, birçok sanat dalını kucaklayan, onlarla birlikte insanlarla buluşabilen bir sanattır. Tiyatroya çok ihtiyacımız var. Barış için var, dostluk için var. Uygar olmak için var. Aydınlanma için var.

Sanat İle Yaşamak Sürekli Aşık Olmak Demektir

K2: Size Baktığımızda Hala Genç Bir Kadın Tiyatrocu Heyecanını Görüyoruz. Bunu Neye Borçlusunuz?

D.T: Bir kere çok ayıp ediyorsunuz. Ben zaten genç bir tiyatrocuyum. 52 senedir sahne üstünde olmam, yaşımın 7.basamaklara gelmiş olması, yani bir 70’lik olmam, genç olmama mani değildir. Neden? Çünkü öğrenmekten, merak etmekten, sevmekten vazgeçmiyorum. Neye borçluyum? Aşka borçluyum. Sanat ile yaşamak, sürekli aşık olmak demektir. Öyle kaba, saba aşklara da benzemez bu aşk. Hep bir söz söylemeye ihtiyacında olmanız, güzel bir sözü arayıp bulmak için çırpınmanız, hayatı güzelleştirmek için güzeli aramaktan vazgeçmemeliyiz. Ben kendimi özgür bir tiyatrocu olarak düşünüyorum. 30 senedir özel bir tiyatro sahibiyim. Türkiye’nin en zengin ve en fakir patroniçesiyim. Zenginim çünkü aşık olduğum işi yapıyorum. Fakirim çünkü çok zor şartlar altında tiyatroyu katkı sağlamaya çabalıyorum. Fakat şartlar ne olursa olsun, 30 yıldır hiçbir taviz vermeden, kendi istediğim sözü söylüyorum. Bunu tiyatro ile söylüyorum. Tiyatroya duyduğum aşkla ve seyirci ile yarattığımız aşk, o buluşmanın verdiği müthiş sevinç. İşte bu, insanı her daim genç ve kararlı tutuyor.

Bu İçerik İlginizi Çekebilir  Aşk Kalıcıdır'ın Galası Gerçekleştirildi: İş ve Sanat Dünyası Bir Araya Geldi

Latife’nin Hikayesi Çok Dramatik, Trajik Bir Hikayedir

K2: Latife Karakterini Canlandırırken Hangi Hisleri Yaşıyorsunuz?

D.T: Ben hep güzel roller oynadım. Kendi rolümü seçme şansına sahip oldum. Bir tiyatro için bir oyuncu için 12 oyun yazıldıysa ve bu oyunlar da toplumun en önemli yazarlarının imzalarını taşıyorsa, şanslı birisisinizdir. Oynarken neler hissettiniz meselesi, insana ait olan acı, keder, sevinç, umut, mutluluk bütün bunlar hissedilir. Bunlar vardır, insana ait olan şeylerdir. Bunların sadece yorumlanması, sizin neler hissettiğiniz ile ilgili değildir. Önce aklınızla o rolü niçin oynadığınız ve o rolü oynayarak hangi sözü söylemek istediğinizi bilirseniz, ona göre yorumlarsınız ve hisleriniz de ona göre değişir. Çok kederli diye düşünülen bir sahne, bazen çok umut veren bir sahne haline dönüşebilir. Bu işte yorumculuk sanatı.

Latife’yi oynarken ne hissettiğime gelince, Latife’nin hikâyesi tabi çok dramatik, trajik bir hikâye. Atatürk’e âşık oluyor. Önce Fransa’da Fransız gazetelerinden takip ettiği, Türkiye’nin kurtuluş yolunu açan büyük kahramana aşık oluyor. Sonra tanıyıp, insan olarak da şık oluyor. Karşısında tabi Atatürk var. O Atatürk’e, Atatürk ise milletine âşıktı. Oradaki çelişki denilebilecek durumu, iyi anlayıp, kavrayıp bunu hazmedebilmek kolay değildi ve hata yaptı Latife Hanım. O hatanın bedelini de 49 yıl yapayalnız yaşayarak ve susarak ödedi. Latife’nin kendi ile hesaplaşması olarak ortaya koyduğumuz bir oyundur, Latife. Oyunun yazarı Nezihe Araz’ı da anmak istiyorum. Işıklar içerisinde uyusun. 19 yıldır oynuyorum bu oyunu, ölünceye dek de oynayacağım. Bir oyunu 19 yıl sürdürmek, gerçekten kolay bir iş değil. Fakat her sahneye çıktığımda, hep güzel şeyler hissediyorum. Kendisine verilen ile yetinmeyip, kendi beklentilerini yaratan, bunun için savaşan, güzeli arayan, güzeli aramak için bedel ödeyen, akılı, cesur, yani güzel kadınları oynadım hep, bu da beni sahnede mutlu hissettiriyor.

Aşk Kalıcıdır Çok Prestijli Bir Proje

K2: Yeni Oyununuz “Aşk Kalıcıdır”ı Biraz Anlatır Mısınız? Sizi Bu Oyunda Cezbeden Nedir?

D.T: Tuna Kiremitçi’nin “Dualar Kalıcıdır” romanından, Hakan Altıner’in uyarladığı tiyatro oyunudur Aşk Kalıcı’dır. Benim 52 yıllık sahne hayatım içerisinde, yine aşkla coşarak oynayacağım bir oyun. Çok da güzel bir hikayesi var. İkinci dünya savaşı sırasında İstanbul’a sığınarak hayatta kalmış Viyanalı Yahudi bir kadının Rosella Galante’nin, Pelin isimli genç bir kızla hayatlarının kesişmesini anlatıyor. Viyana’da yaşayan bu iki kadını buluşturan şey ise Türkçe. Çünkü Rosella, İstanbul’daki anılarını unutmamak için Türkçe bilen birini arıyor. Orada bir dile duyulan aşk var, dille birlikte yaşanan bir aşk var.

Bu İçerik İlginizi Çekebilir  Dursun Çiçek: Beyoğlu’nu Kazanırsak, İstanbul'un Da Türkiye’nin De Kaderini Değiştirebiliriz

Bu prestijli bir proje olacak. Ben 28 senedir Tiyatro Ayna olarak birbirinden değerli oyunlar sergileyen bir tiyatrocu olarak anılıyorum. Çok değerli yönetmenim Hakan Altınel ve Ödüllü Genç Oyuncu Damla Cercisoğlu ile bir araya geliyoruz. Dekoru ile kostümü ile ışığı ile her şeyi ile güzel bir yapacağımıza inanıyorum. Bu oyunu önce özel galalar ile sergilemek istiyoruz. Önce Viyana’da, Paris’te, Berlin’de İstanbul’u anlatır, ikinci dünya savaşında Türkiye’ye sığınan yabancıların, Türkiye’deki Kültür ve bilim düzeyini, bütün bunları çok insani bir hikaye ile aktaracağız.  Tuna Kiremitçi bu oyun için özel bir beste yapacak, belki birlikte söyleyeceğiz.

Sizi Renkli ve Bedeller Ödenen Bir Hayat Bekliyor

K2: Genç Tiyatroculara Tavsiyeleriniz Nelerdir?

D.T: Dilek Türker olarak gençlere hep söylüyorum, tiyatro ile yani sanat ile uğraşacaksanız, sizi renkli ve bedeller ödenen bir hayat bekliyor. Özellikle tiyatro insanının genel kültürünün sağlam olması gerekiyor. Ciddi bir altyapı ve genel kültür oluşturulması lazım. Sosyoloji ve psikoloji bilmesi lazım. Yani sahnede nasıl adım atıyor, nasıl rolünü ezberliyor, beden dilini nasıl kullanıyor, bunlar yetmez.

Yani bir kere çalışkan olmak lazım. Vazgeçmemek lazım iki. Keşfetmek için önce kendini sonra da dünyayı keşfetmek için saf bir çocuk merakının sürekli olması lazım. Sonra da donanımlı, bilgili ve tecrübeli bir yetişkinin analizinden geçmesi gerekiyor tabi, yapılan işlerin. Tiyatroda işler yaptım oldu ile olmaz. Bazen gençler nasıl ezberliyorsunuz rolünüzü diye soruyorlar. Tiyatro bir ezber sanatı değildir. Tiyatro bir araştırma, ciddi bilimsel donanım gerektiren bir sanattır.

dilek türker tiyatro ayna

26 Ekim’de Akatlar’da ‘Latife’ İle Sezonu Açıyoruz

K2: Bu Sezonun Başlangıcınızı Ne Zaman Yapıyorsunuz?

D.T: Biliyorsunuz, Tiyatro Ayna 1990 yılında kuruldu. Yani 28 sene bitiyor demek. Benim de 52.sanat yılım. Gerçekten büyük bir gurur, büyük bir emek. Sezonumuzu “Latife – Mustafa Kemalle Bin Gün” oyunumuzla, 26 Ekim’de Beşiktaş Akatlar’da açıyoruz. Tüm tiyatroseverleri oyunumuza bekliyoruz. Her daim sevgi ile barış ile aşk ile kalın.

Bu İçerik İlginizi Çekebilir  Cengiz Özek: Kukla Sadece Çocuklara Yönelik Bir Sanat Değil

***

Sayın Dilek Türker’e röportaj için çok teşekkür ediyoruz.

Ülkemizde tiyatronun gelişmesi adına yaptığı değerli katkılar için, K2 Haber olarak, içten şükranlarımızı sunuyoruz.

Dilek Türker Kimdir?

1964-1977 yılları arasında İstanbul Şehir Tiyatrosu’nda çalışmıştır. 1973 ve 1977 yıllarında iki defa, en iyi oyuncu seçilmiştir. 1978’de Almanya’ya gitmiştir ve Goethe Enstitüsü’nden mezun olmuştur. “Sevdican” isimli oyunu Türkçe ve Almanca olarak; Almanya, İsviçre, Hollanda ve Avusturya’da oynamıştır. 1990’da Türkiye’ye dönerek Tiyatro AYNA’yı kurmuştur. 1995-96 sezonunda Rekin Teksoy’un Rosa Lüksemburg adlı oyunuyla Türker, “En İyi Kadın Oyuncu” ödülünü almıştır. “Kuvayi Miliye Kadınları” isimli oyunu Türkiye’nin birçok yerinde ve yurtdışında oynamıştır. 2005’te Pir Sultan Abdal adlı oyunda genel sanat yönetmenliğine başlamıştır. Vera Tulyakova’nın anılarından Ataol Behramoğlu’nun oyunlaştırdığı “Mutlu Ol Nazım” adlı oyunu sahnelemiştir. Oyun, “Avni Dilligil En İyi Dekor” ödülünü almıştır. 1999 yılında Kültür Bakanlığı’nca verilen “Devlet Sanatçısı” unvanına layık görülmüştür. 2011 yılında verilen 15. Afife Tiyatro Ödülleri’nde “Nisa Serezli Aşkıner Özel Ödülü” kazanmıştır. 2000-2001 tiyatro sezonunda Nezihe Araz’ın yazdığı “Mustafa Kemal’le Bin Gün – Latife” oyununu yurt içinde ve dışında (ABD, Almanya, Belçika, KKTC) çıktığı turnelerle oynamıştır. 2013 – 2016 yılları arasında Aziz Nesin’in yazdığı Haldun Dormen’in yönettiği “Hadi Öldürsene Canikom” adlı güldürüyü sahnelemiştir. “Türkan Işık Yolcusu”, “Kırmızı Halı” ve “Nakşıdil Sultan” adlı oyunları ile büyük beğeni toplayan Türker, “Mutlu Ol Nazım”, “İstanbul’un Gözleri Mahmur” ve Mustafa Kemal’le Bin Gün – Latife” oyunları ile tiyatroseverlerle buluşmaya devam etmektedir.

Dilek Türker 40. sanat yılında Çağdaş Eğitim Vakfı tarafından “Onur Ödülü”ne ve 21. Yüzyıl Eğitim Vakfı tarafından “En İyi Sanatçı” ödülüne, 2009 yılında “Rotary Meslek Onur Ödülü”ne, 2010 yılında “Lions Melvin Jones Ödülü”ne layık bulundu.

Röportaj kategorisindeki diğer röportajlar için: http://k2haber.com.tr/category/roportaj/

Okumaya devam et
reklâm
Yorum Yapmak İçin Tıklayın

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Röportaj

Dursun Çiçek: Beyoğlu’nu Kazanırsak, İstanbul’un Da Türkiye’nin De Kaderini Değiştirebiliriz

dursun çiçek beyoğlu

K2 Haber olarak Ergenekon ve Balyoz kumpas davaları ile yıllarca mağdur edilen, 25. ve 26. Dönem CHP İstanbul Milletvekili Dr. Dursun Çiçek ile Beyoğlu Belediye Başkan Adaylığı sürecine ilişkin konuştuk. Keyifli okumalar dileriz.

Röportajı Gerçekleştiren: K2 Haber (K2 olarak anılacaktır)

Röportaj Yapılan: Dursun Çiçek (D.Ç. olarak anılacaktır)

Beyoğlu , İstanbul’un Başkenti Diyebileceğimiz Bir İlçedir

K2: 25-26. Dönemde üç yıl süre ile TBMM’de mücadele ettiniz. Bugün geldiğimiz noktada, Beyoğlu gibi oldukça stratejik öneme sahip bir ilçeden Belediye Başkan Aday Adayı oldunuz. Beyoğlu’nu Sizin İçin Özel Kılan Nedir?

D.Ç: 07 Haziran 2015 genel seçimlerinde, ön seçimle ikinci sıradan aday oldum. Milletvekilliği seçimlerinden sonra üç yıl süre ile İstanbul İkinci Bölge’den 25. ve 26. Dönem Milletvekilliği yaptım. İki dönemi, yoğun geçen bir siyasi süreci, 24 Haziran’daki erken seçimler ile tamamlamış olduk.

Seçimlerle gelinen bütün görevlerde iki dönem sınırlamasını ve gençlerle kadınların seçmen oldukları oranda yönetimde görev almasını savunan bir sosyal demokrat siyasetçi olarak, üçüncü dönem yani 27. Dönem için Milletvekilliği adaylığı başvurusunda bulunmadım.

2015-2018 yılları arasındaki milletvekilliğim sürecinde Beyoğlu ilçesinde, örgütümüz ile birlikte birçok seçim ve referandum çalışmasında bulundum. Taksim’de yapılan resmi tören ve etkinliklere iştirak ettim. Bu çalışmalarda özellikle birlikte görev yaptığımız emekçi cumhuriyet kadınlarımızın ve gençlerimizin özverili ve başarılı çalışmalarının altını çizmek istiyorum. Beyoğlu’ndaki parti emekçilerimizin ve her şartta partisine sahip çıkan seçmenlerimizin aday olmam yönündeki isteklerine destek vermeyi, bir görev olarak kabul ettim. Beyoğlu’nda seçmen iradesinin hâkim olduğu, halkçı ve toplumcu belediye hizmet anlayışını yeniden etkin kılmak için de aday başvurumuzu gerçekleştirdik.

Beyoğlu’nda 1994 yılından beri AKP çizgisinde siyaset yapan, seçmenden ve demokrasi dâhil tüm evrensel değerlerden uzaklaşan bir belediyecilik anlayışı var. Taksim Meydanı, İstiklal Caddesi, Gezi Parkı, Galata Kulesi, Karaköy ve Kasımpaşa gibi tarihi yerleri ile Beyoğlu, İstanbul’un en önemli tarihi ve turistik ilçesidir. İstanbul’daki resmi törenlerin Taksim Meydanı’nda yapıldığı da dikkate alındığında, aslında 39 ilçe arasında Beyoğlu, İstanbul’un Başkenti diyebileceğimiz bir ilçedir. Beyoğlu ilçesi sınırları içerisinde, İstanbul’un otel ve eğlence sektörünün üçte birine yakın kapasitesi bulunuyor. Bu sebeple Beyoğlu’nda işsizlik sorunu ile birlikte yoksulluk ve ekonomik sorunların çözülmüş olması gerekirdi. Ancak gerçeğin böyle olmadığını çok biliyoruz. Belediyeden sosyal yardım alan, işsizlik sorunu ile boğuşan binlerce Beyoğlu seçmeni var. 25 yıldır bu sorun çözülememiştir. Çözülemediği gibi geçim sıkıntısı nedeniyle sosyal yardıma muhtaç duruma düşürülen vatandaşlarımızın sayısı her yıl artmıştır.

Bunun sebebi nedir? Çünkü Beyoğlu’nun temel istihdam ve gelir kaynakları olan konaklama, sanat, eğlence ve kültür etkinlikleri ve hizmet sektörü çeyrek asırdır siyasi iktidarın açık veya örtülü baskısı altındadır. İktidar her yerde olduğu gibi Beyoğlu ilçesinde de seçmenlerin ve iş yeri sahiplerinin sosyal yaşantısına veya yaşam tarzına doğrudan veya dolaylı olarak müdahale etmektedir. Beyoğlu esnafının yaşadığı sorunlar herkesin malumu. Bugün yaşanılan bu tabloyu, Beyoğlu hak etmemektedir.

Bu İçerik İlginizi Çekebilir  Murat Erdör: Dijital Dönüşüm Sadece Teknolojik Değişim Değildir

Yerel seçimlerde demokratik değişimi gerçekleştirmek, Beyoğlu ilçesini ve seçmenini tarihi ile buluşturmak ve refahlarını arttırmak için mücadele edeceğiz. Sonunda doğru olan, hak ve özgürlükleri savunan, seçmeni ve çevreyi esas alan, halkçı ve toplumcu bir anlayışla yönetmeye hazır olan bizler kazanacağız. Bu noktada seçimlerden sonra Beyoğlu özelinde muhtarlıklar, eğitim ve inanç merkezleri, başta meslek örgütleri ve hemşehri dernekleri olmak üzere sivil toplum örgütleri, sanat ve kültür alanında öne çıkan kanaat önderleri ile birlikte Beyoğlu’nu yöneteceğiz. Yerel yönetimde demokrasi ve dayanışmanın en güzel örneklerini vereceğiz. Kaynakları verimli ve etkin bir şekilde kullanacağız.

dursun çiçek beyoğlu

Kadınlarımızı ve Gençlerimizi Yönetime Taşıyacağız

K2: Önemli Bir Eğitim Geçmişiniz Bulunuyor. İşletme Alanında Doktoranız Var. Bu Özellikleriniz Pek Bilinmiyor.

D.Ç: Aslında Tokat-Reşadiye Umurca Köyünde tamamladığım ilkokuldan sonra Köy Enstitülerinin devamı olan Sivas-Yıldızeli Pamukpınar Öğretmen Okulunda altı yıl yatılı okuduktan sonra Harbiye sınavlarını kazanarak eğitimimi sürdürdüm. Çağdaş Türkiye Cumhuriyetini kuran, kadınlarımıza seçme ve seçilme haklarını dünyadaki birçok ülkeden önce veren Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ve mücadele arkadaşlarının önemli bir bölümünün eğitim gördüğü okullarda, Harbiye’de ve Harp Akademilerinde yıllarca eğim aldım. 35 yıl vatanımıza ve milletimize sadakatle hizmet ettim. Binlerce Mehmetçiğe komutanlık yaptım. Onların eğitimine ve hayata hazırlanmasına destek verdim. Lisans eğitimim İşletme Yönetimi, Yüksek Lisans Eğitimim Stratejik Planlama ve Doktora Eğitimim ise Yönetim ve Organizasyon üzerinedir. “Örgütlerde motivasyon ve iş yaşam kalitesi” konusu üzerine doktora tezim bulunmaktadır. Bu eğitim süreçlerinin tamamında da derecelerim mevcuttur. Görev döneminde demokratik liderlik, toplam kalite yönetimi, müzakere teknikleri ve sorunların tespiti ile çözüm analizleri konularında ilave eğitim ve kurslar ile yönetim konusundaki bilgi ve tecrübelerimizi geliştirme fırsatlarımız oldu.

Sonuç olarak 35 yıllık devlet yönetim tecrübesi, aldığımız eğitimler ve başta kumpas davaları olmak üzere milletimizin bizzat şahit olduğu hukuk ve adalet mücadelemiz ile Beyoğlu’nu yönetmeye hazırız. Bu arada halen İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinde öğrencisiyim. Son on yılda bizzat yaşayarak ve yıllarca mağdur olarak, Sevgili Avukatım ve Kızım İrem Çiçek ile birlikte verdiğimiz, hak, hukuk, adalet mücadelesini başarıya ulaştırmanın gayreti içindeyiz. Hayatın her alanında da bu mücadeleyi sürdürmeye kararlıyız. Beyoğlu’nun yönetiminde hukuk ve adaleti, eşitlik ve demokrasiyi etkin kılacağız, kadınlarımızı ve gençlerimizi seçmen oldukları oranda mutlaka yönetime taşıyacağız.

Kasımpaşalılar İle Birlikte Hesap Soracağız

K2: Uzun Zamandır Saha Çalışmaları Gerçekleştiriyorsunuz. İzlenimlerinizi Aktarır Mısınız?

D.Ç: Beyoğlu sınırları içinde yer alan mahalleleri, muhtarlarımızı, başta meslek örgütleri ve hemşeri dernekleri olmak üzere sivil toplum örgütlerini ve işyerlerini ziyaret ediyoruz. Beyoğlu seçmeninin sorunlarını ve çözüm önerilerimizi konuşuyoruz. En öncelikli sorunun Kentsel Dönüşüm ile birlikte sosyal yardımlar ve işsizlik olmak üzere geçim sıkıntısı olduğunu görüyoruz. Bu sorunların çözümü maksadıyla yaptığımız taslak çalışmaları, projelerimizi ve çözüm önerilerimizi paylaşıyoruz.

Bu İçerik İlginizi Çekebilir  Mehmet Dilbaz: İstanbul'un Kültürel Kimliğini Kaybettik

Bir dönem sonra, yani 2024 yılına kadar, Beyoğlu bölgesindeki işsizlik ve kentsel dönüşüm sorunu ile birlikte tapu ve mülkiyet sorununu birlikte çözeceğimizin sözünü veriyoruz. Beyoğlu seçmeni bizi yakından tanıyor ve samimi olarak sevgi ve saygı gösteriyor. Son on yılda verdiğimiz hukuk ve adalet mücadelesini yakından takip ettiğini ve yaşadığımız mağduriyete rağmen devletin ve milletin yanındaki dik duruşumuzu takdir ediyor. Onların bizleri adalet ve mücadele kavramlarını sembolleştiren bir asker ve aydın olarak görmelerinden büyük onur duyuyoruz. Bu güven ve samimiyetin seçimlerde bizi başarıya taşıyacağına inanıyoruz.

Beyoğlu ilçesi sınırları içinde bulunan, yüzyıllardır Bahriye’nin merkezi olmuş Kasımpaşa bölgesinde konuşlu Kuzey Deniz Saha Komutanlığı, Askeri Taşkızak Tersanesi, Deniz Hastanesi, İkmal ve Lojistik birimleri var. Yani Beyoğlu halkının denizci bir yapısı vardır, Deniz kuvvetlerinde başarı ile hizmet etmiş Bahriyeli kardeşlerine de seçimlerde samimi destek vereceklerdir.

Ergenekon ve Balyoz gibi sözde darbe davalarında emperyalizmin uşaklığını yapan FETÖ suç örgütü ve ortaklarının Türk Deniz Kuvvetlerini hedef aldığını biliyoruz. Bahriyelileri yıllarca mağdur eden bu şer güçlerinden Kasımpaşalılar ile birlikte hesap soracağız.

İnsanımızın Mahallesinden, Komşusundan Ayrılmamasını İstiyoruz

K2: Beyoğlu’nun Önemli Sorunları Nelerdir? Bu Kapsamda Bazı Projeleriniz Var. Biraz Bahseder Misiniz?

D.Ç: Kentsel dönüşüm en önemli sorun. Sağlıklı bir konut, sosyal çevre, trafik ve otopark sorunu ile yeşil alan ve güvenlik sorunlarının hepsi birbiri ile ilintili. Biz rantsal değil, yerinde dönüşüm için çabalıyoruz. Bir dönüşüme gerçekten ihtiyaç var. Fakat biz insanımızın mahallesinden, komşusundan ayrılmamasını istiyoruz. Ne yazık ki geçmiş uygulamalara baktığımızda, tedirgin olmamak elde değil. Tarlabaşı’nı gördük, görüyoruz. Oranın insanı, dönüşüm denilerek sürgün edildi.

Yerinde dönüşüm ile birlikte tapu ve mülkiyet sorunu çözülecek, trafik ve otopark sorununun çözümü sağlanacak. Gençlerimiz için büyük bir sorun olan uyuşturucu ile mücadeleye önemli bir katkı sağlanmış olacak. Güvenlik noktasında da iyi bir dönüşüm ile hırsızlık vb. suçların önüne geçebiliriz. Biz hak sahipleri ile inşaat firmalarını baş başa bırakmayacağız. Biz de belediye olarak hak sahiplerinin arasında yer alacağız. İyi uygulama örneği olarak Beyoğlu’nda yerinde dönüşümü sağlayacağız. Beyoğlu sokaklarını beş yıl içerisinde mutlaka daha çağdaş, yaşanabilir ve güvenlikli bir hale getireceğiz.

Beyoğlu seçmeninin diğer temel sorunu ise geçim sıkıntıdır. Bunu temelinde de işsizlik yatmaktadır. Hizmet sektörü olan konaklama, sanat, kültür ve eğlence sektöründe İstanbul için çok önemli bir konumu olan Beyoğlu’ndaki iş yerlerinde, en az % 51 oranında Beyoğlu seçmeninin istihdam edilmesi için işverenleri teşvik edeceğiz. Herkese iş ve aş bulma adına, öncelikle sosyal yardımlara muhtaç olan ailelerdeki gençleri ve kadınları iş sahibi yapacağız. Belediyenin eğitim imkânlarını kullanarak meslek edindirme kursları ile işverenlerin ihtiyacını karşılayacak nitelikte ve liyakatte iş gücü yetiştireceğiz. Özellikle gençlere yazılım ve kodlama eğitimleri vereceğiz. Gençlerimizi geleceğe hazırlayacağız.

Bu İçerik İlginizi Çekebilir  Tuna Kiremitçi'nin Romanı Tiyatroya Uyarlandı: Aşk Kalıcıdır

Sosyal yardımları “Vatandaşlık Temel Geliri Konsepti” esasında net olarak %50 artıracağız. Bu yıl enflasyonun özellikle mutfakta % 25’leri aştığı gerçeğinin farkındayız. Bu yardımları da vatandaşlarımızı rahatsız edecek, gururlarını kıracak şekilde yapmayacağız. Yolsuzluklara ortam hazırlayacak yöntemler yerine, Aile Sigortası kapsamında akıllı kart sistemi ile yardımlarımızı şeffaf bir şekilde gerçekleştireceğiz.

Bir de şu konuyu vurgulamak istiyorum. Belediye emekçileri için asgari ücreti 01 Nisan 2019 tarihinden itibaren 2.200 TL olarak uygulayacağız. Tüm CHP’li belediyelerde asgari ücret net 2200 TL olacak ve hiç kimse işinden edilmeyecek. Bilerek insanları korkutuyorlar, biz kimsenin ekmeği ile oynamayız.

dursun çiçek beyoğlu

Siyasi Görüş Ayrımı Yapmayacağız

K2: Beyoğlu Seçmeni Size Niçin Oy Vermeli?

D.Ç: Tarihi yapısı ile öne çıkan Beyoğlu farklı değerlerin birleştiği çok önemli bir kültür, turizm ve ticaret merkezi. Bu ayrıştırmanın ve ötekileştirmenin, nefret dilinin yerine demokrasi ve adaletin, barışın ve hoşgörünün hâkim olmasını amaçlıyoruz. Beyoğlu’nda hiçbir siyasi görüş ayrımı yapmadan, herkesi kucaklayan bir yerel seçim modeli, yeni bir yönetim tarzı oluşturacağız.

Kentsel dönüşüm ve sosyal yardım ve işsizlik sorunlarının çözümüne yönelik olarak paylaştığımız ilkeler dikkate alındığında, halkımızın samimi desteğini göreceğimizi düşünüyorum. Bu ilkeleri de yine katılımcı bir anlayış ile hazırlıyoruz. Katkı sunmak isteyen vatandaşlarımızın, sosyal medya hesaplarımızdan bizlere ulaşmasını rica ediyorum. Bu ilkeleri hep birlikte daha da geliştirebiliriz.

Birlikte yöneteceğiz, birlikte sorunları çözeceğiz diyoruz. Halkımız şunu mutlaka sorgulamalıdır. 25 yıldır Beyoğlu’nu yönetiyorlar. Hangi soruna çözdüler? 25 yıl önce hangi sorun varsa, bugün de aynı sorunlar mevcut. Ne yazık ki iktidar oy için insanımızı kutuplaştırıyor. Kimse kimsenin düşmanı değil. Hep birlikte bu ülkede kardeşçe yaşıyoruz. Bu bir hizmet yarışıdır. Halkımız bu gerçeği, mutlaka değerlendirecektir.

Son olarak şunları belirtmek istiyorum. Türkiye’de iktidar olabilmek için İstanbul’u, İstanbul’da iktidar olabilmek için de Beyoğlu’nu kazanmamız gerekiyor. Sonuçta Beyoğlu’nda elde edilecek bir yerel seçim başarısının, İstanbul’un da Türkiye’nin de kaderini değiştireceğine inanıyorum. Bunun için de var gücümüzle çalışacağız.

Sayın Dr. Dursun Çiçek’e röportaj için çok teşekkür ediyoruz.

Röportaj kategorisindeki diğer haberler için: http://k2haber.com.tr/category/roportaj/

Okumaya devam et

En Çok Okunanlar