Bizi Takip Edin

Kültür

Dilek Türker: Türkiye’nin En Zengin ve En Fakir Patroniçesiyim

dilek türker

K2 HABER – 52. sanat yılını geride bırakmaya hazırlanan, Tiyatronun duayen ismi Dilek Türker ile bir röportaj gerçekleştirdik.

Dilek Türker: Tiyatronun Uygar ve İyi İnsan Olmaya Faydası Vardır

Neden Tiyatroya İhtiyacımız Var?

Tabi tiyatro çok yönlü bir sanat. İçinde edebiyat var, şiir var, müzik var, dans var. Sanat, insanın evrimine en büyük katkıyı yapan güçtür. Şimdi bu gücü taşıyan bir sanat dalına neden ihtiyacımız olur? Hayatı anlamlandırmak için, insanlarla anlaşabilmek, insanlarla doğru iletişim kurabilmek için. Hayatın hoyratlıklarından ve kabalıklarından arınmak için ihtiyacımız var. Eğlenmek için de ihtiyacımız var. Eğlenmek kavramı öyle içi boş bir kavram değildir. Eğlenmek çok ciddi bir iştir. Nazım Hikmet de şiirlerini yazarken ne kadar çok eğleniyordu. Einstein teorilerini hazırlarken, çözümler bulmaya çalıştığı bilimsel çalışmalarda kim bilir nasıl eğleniyordu? Tiyatro yaparken ben de çok eğleniyorum. Sahnede deliler gibi insanı, duyguları, barışı, kavgayı, sevgiyi, aşkı, bunları anlatmak ve anlattığım o gerçeklerle insanlarla buluşmak, birbirini anlamak, başkasının yerine kendini koymak… Dolayısı tiyatronun uygar ve iyi insan olmaya faydası vardır. İyi insan olmak için sanat gereklidir. Tiyatro büyük bir sanat dalı, birçok sanat dalını kucaklayan, onlarla birlikte insanlarla buluşabilen bir sanattır. Tiyatroya çok ihtiyacımız var. Barış için var, dostluk için var. Uygar olmak için var. Aydınlanma için var.

19. Yılında Latife: Dilek Türker Yeni Tiyatro Sezonunu Açtı

Sanat İle Yaşamak Sürekli Aşık Olmak Demektir

Size Baktığımızda Hala Genç Bir Kadın Tiyatrocu Heyecanını Görüyoruz. Bunu Neye Borçlusunuz?

Bir kere çok ayıp ediyorsunuz. Ben zaten genç bir tiyatrocuyum. 52 senedir sahne üstünde olmam, yaşımın 7.basamaklara gelmiş olması, yani bir 70’lik olmam, genç olmama mani değildir. Neden? Çünkü öğrenmekten, merak etmekten, sevmekten vazgeçmiyorum. Neye borçluyum? Aşka borçluyum. Sanat ile yaşamak, sürekli aşık olmak demektir. Öyle kaba, saba aşklara da benzemez bu aşk. Hep bir söz söylemeye ihtiyacında olmanız, güzel bir sözü arayıp bulmak için çırpınmanız, hayatı güzelleştirmek için güzeli aramaktan vazgeçmemeliyiz. Ben kendimi özgür bir tiyatrocu olarak düşünüyorum. 30 senedir özel bir tiyatro sahibiyim. Türkiye’nin en zengin ve en fakir patroniçesiyim. Zenginim çünkü aşık olduğum işi yapıyorum. Fakirim çünkü çok zor şartlar altında tiyatroyu katkı sağlamaya çabalıyorum. Fakat şartlar ne olursa olsun, 30 yıldır hiçbir taviz vermeden, kendi istediğim sözü söylüyorum. Bunu tiyatro ile söylüyorum. Tiyatroya duyduğum aşkla ve seyirci ile yarattığımız aşk, o buluşmanın verdiği müthiş sevinç. İşte bu, insanı her daim genç ve kararlı tutuyor.

Aşk Kalıcıdır’ın Galası Gerçekleştirildi: İş ve Sanat Dünyası Bir Araya Geldi

Latife’nin Hikayesi Çok Dramatik, Trajik Bir Hikayedir

Latife Karakterini Canlandırırken Hangi Hisleri Yaşıyorsunuz?

Ben hep güzel roller oynadım. Kendi rolümü seçme şansına sahip oldum. Bir tiyatro için bir oyuncu için 12 oyun yazıldıysa ve bu oyunlar da toplumun en önemli yazarlarının imzalarını taşıyorsa, şanslı birisisinizdir. Oynarken neler hissettiniz meselesi, insana ait olan acı, keder, sevinç, umut, mutluluk bütün bunlar hissedilir. Bunlar vardır, insana ait olan şeylerdir. Bunların sadece yorumlanması, sizin neler hissettiğiniz ile ilgili değildir. Önce aklınızla o rolü niçin oynadığınız ve o rolü oynayarak hangi sözü söylemek istediğinizi bilirseniz, ona göre yorumlarsınız ve hisleriniz de ona göre değişir. Çok kederli diye düşünülen bir sahne, bazen çok umut veren bir sahne haline dönüşebilir. Bu işte yorumculuk sanatı.

Latife’yi oynarken ne hissettiğime gelince, Latife’nin hikâyesi tabi çok dramatik, trajik bir hikâye. Atatürk’e âşık oluyor. Önce Fransa’da Fransız gazetelerinden takip ettiği, Türkiye’nin kurtuluş yolunu açan büyük kahramana aşık oluyor. Sonra tanıyıp, insan olarak da şık oluyor. Karşısında tabi Atatürk var. O Atatürk’e, Atatürk ise milletine âşıktı. Oradaki çelişki denilebilecek durumu, iyi anlayıp, kavrayıp bunu hazmedebilmek kolay değildi ve hata yaptı Latife Hanım. O hatanın bedelini de 49 yıl yapayalnız yaşayarak ve susarak ödedi. Latife’nin kendi ile hesaplaşması olarak ortaya koyduğumuz bir oyundur, Latife. Oyunun yazarı Nezihe Araz’ı da anmak istiyorum. Işıklar içerisinde uyusun. 19 yıldır oynuyorum bu oyunu, ölünceye dek de oynayacağım. Bir oyunu 19 yıl sürdürmek, gerçekten kolay bir iş değil. Fakat her sahneye çıktığımda, hep güzel şeyler hissediyorum. Kendisine verilen ile yetinmeyip, kendi beklentilerini yaratan, bunun için savaşan, güzeli arayan, güzeli aramak için bedel ödeyen, akılı, cesur, yani güzel kadınları oynadım hep, bu da beni sahnede mutlu hissettiriyor.

Tuna Kiremitçi’nin Romanı Tiyatroya Uyarlandı: Aşk Kalıcıdır

Aşk Kalıcıdır Çok Prestijli Bir Proje

Yeni Oyununuz “Aşk Kalıcıdır”ı Biraz Anlatır Mısınız? Sizi Bu Oyunda Cezbeden Nedir?

Tuna Kiremitçi’nin “Dualar Kalıcıdır” romanından, Hakan Altıner’in uyarladığı tiyatro oyunudur Aşk Kalıcı’dır. Benim 52 yıllık sahne hayatım içerisinde, yine aşkla coşarak oynayacağım bir oyun. Çok da güzel bir hikayesi var. İkinci dünya savaşı sırasında İstanbul’a sığınarak hayatta kalmış Viyanalı Yahudi bir kadının Rosella Galante’nin, Pelin isimli genç bir kızla hayatlarının kesişmesini anlatıyor. Viyana’da yaşayan bu iki kadını buluşturan şey ise Türkçe. Çünkü Rosella, İstanbul’daki anılarını unutmamak için Türkçe bilen birini arıyor. Orada bir dile duyulan aşk var, dille birlikte yaşanan bir aşk var.

Bu prestijli bir proje olacak. Ben 28 senedir Tiyatro Ayna olarak birbirinden değerli oyunlar sergileyen bir tiyatrocu olarak anılıyorum. Çok değerli yönetmenim Hakan Altınel ve Ödüllü Genç Oyuncu Damla Cercisoğlu ile bir araya geliyoruz. Dekoru ile kostümü ile ışığı ile her şeyi ile güzel bir yapacağımıza inanıyorum. Bu oyunu önce özel galalar ile sergilemek istiyoruz. Önce Viyana’da, Paris’te, Berlin’de İstanbul’u anlatır, ikinci dünya savaşında Türkiye’ye sığınan yabancıların, Türkiye’deki Kültür ve bilim düzeyini, bütün bunları çok insani bir hikaye ile aktaracağız.  Tuna Kiremitçi bu oyun için özel bir beste yapacak, belki birlikte söyleyeceğiz.

Tiyatromuz Yaşasın: İki Bin Tiyatro Emekçisinden Ortak Çağrı

Sizi Renkli ve Bedeller Ödenen Bir Hayat Bekliyor

Genç Tiyatroculara Tavsiyeleriniz Nelerdir?

Dilek Türker olarak gençlere hep söylüyorum, tiyatro ile yani sanat ile uğraşacaksanız, sizi renkli ve bedeller ödenen bir hayat bekliyor. Özellikle tiyatro insanının genel kültürünün sağlam olması gerekiyor. Ciddi bir altyapı ve genel kültür oluşturulması lazım. Sosyoloji ve psikoloji bilmesi lazım. Yani sahnede nasıl adım atıyor, nasıl rolünü ezberliyor, beden dilini nasıl kullanıyor, bunlar yetmez.

Yani bir kere çalışkan olmak lazım. Vazgeçmemek lazım iki. Keşfetmek için önce kendini sonra da dünyayı keşfetmek için saf bir çocuk merakının sürekli olması lazım. Sonra da donanımlı, bilgili ve tecrübeli bir yetişkinin analizinden geçmesi gerekiyor tabi, yapılan işlerin. Tiyatroda işler yaptım oldu ile olmaz. Bazen gençler nasıl ezberliyorsunuz rolünüzü diye soruyorlar. Tiyatro bir ezber sanatı değildir. Tiyatro bir araştırma, ciddi bilimsel donanım gerektiren bir sanattır.

dilek türker tiyatro ayna

3.Üstün Akmen Tiyatro Ödülleri Sahiplerini Buldu

26 Ekim’de Akatlar’da ‘Latife’ İle Sezonu Açıyoruz

Bu Sezonun Başlangıcını Ne Zaman Yapıyorsunuz?

Biliyorsunuz, Tiyatro Ayna 1990 yılında kuruldu. Yani 28 sene bitiyor demek. Benim de 52.sanat yılım. Gerçekten büyük bir gurur, büyük bir emek. Sezonumuzu “Latife – Mustafa Kemalle Bin Gün” oyunumuzla, 26 Ekim’de Beşiktaş Akatlar’da açıyoruz. Tüm tiyatroseverleri oyunumuza bekliyoruz. Her daim sevgi ile barış ile aşk ile kalın.

***

Sayın Dilek Türker’e röportaj için çok teşekkür ediyoruz.

Ülkemizde tiyatronun gelişmesi adına yaptığı değerli katkılar için, K2 Haber olarak, içten şükranlarımızı sunuyoruz.

Rutkay Aziz’in ‘Büyük Gözaltı’ Oyunu Tiyatroseverlerle Buluşuyor

Dilek Türker Kimdir?

1964-1977 yılları arasında İstanbul Şehir Tiyatrosu’nda çalışmıştır. 1973 ve 1977 yıllarında iki defa, en iyi oyuncu seçilmiştir. 1978’de Almanya’ya gitmiştir ve Goethe Enstitüsü’nden mezun olmuştur. “Sevdican” isimli oyunu Türkçe ve Almanca olarak; Almanya, İsviçre, Hollanda ve Avusturya’da oynamıştır. 1990’da Türkiye’ye dönerek Tiyatro AYNA’yı kurmuştur. 1995-96 sezonunda Rekin Teksoy’un Rosa Lüksemburg adlı oyunuyla Türker, “En İyi Kadın Oyuncu” ödülünü almıştır. “Kuvayi Miliye Kadınları” isimli oyunu Türkiye’nin birçok yerinde ve yurtdışında oynamıştır. 2005’te Pir Sultan Abdal adlı oyunda genel sanat yönetmenliğine başlamıştır. Vera Tulyakova’nın anılarından Ataol Behramoğlu’nun oyunlaştırdığı “Mutlu Ol Nazım” adlı oyunu sahnelemiştir. Oyun, “Avni Dilligil En İyi Dekor” ödülünü almıştır. 1999 yılında Kültür Bakanlığı’nca verilen “Devlet Sanatçısı” unvanına layık görülmüştür. 2011 yılında verilen 15. Afife Tiyatro Ödülleri’nde “Nisa Serezli Aşkıner Özel Ödülü” kazanmıştır. 2000-2001 tiyatro sezonunda Nezihe Araz’ın yazdığı “Mustafa Kemal’le Bin Gün – Latife” oyununu yurt içinde ve dışında (ABD, Almanya, Belçika, KKTC) çıktığı turnelerle oynamıştır. 2013 – 2016 yılları arasında Aziz Nesin’in yazdığı Haldun Dormen’in yönettiği “Hadi Öldürsene Canikom” adlı güldürüyü sahnelemiştir. “Türkan Işık Yolcusu”, “Kırmızı Halı” ve “Nakşıdil Sultan” adlı oyunları ile büyük beğeni toplayan Türker, “Mutlu Ol Nazım”, “İstanbul’un Gözleri Mahmur” ve Mustafa Kemal’le Bin Gün – Latife” oyunları ile tiyatroseverlerle buluşmaya devam etmektedir.

Dilek Türker 40. sanat yılında Çağdaş Eğitim Vakfı tarafından “Onur Ödülü”ne ve 21. Yüzyıl Eğitim Vakfı tarafından “En İyi Sanatçı” ödülüne, 2009 yılında “Rotary Meslek Onur Ödülü”ne, 2010 yılında “Lions Melvin Jones Ödülü”ne layık bulundu.

Röportaj kategorisindeki diğer röportajlar için: http://k2haber.com.tr/category/roportaj/

Yorum Yapmak İçin Tıklayın

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.