Bizi Takip Edin

Yazarlar

Türkiye Siyaseti: Yerelde İktidarı Yakalayan, Genelde İktidar Olur Mu?

deniz kılıç yerel seçimlerin

Yerel seçimlerin genel seçimlere etkisi ne düzeydedir? Yakın siyasi tarihimize göz atarak, bu sorunun cevabını birlikte bulalım.

DENİZ KILIÇ | 1987 genel seçimlerinden yüzde 36,3’lük oy oranı ve Meclis’teki 292 milletvekili sayısıyla tek başına iktidar olan Turgut Özal’ın liderliğindeki Anavatan Partisi, aradan geçen iki yıl gibi kısa bir süre sonra gerçekleşen 1989 yerel seçimlerinde adeta hezimete uğradı.

1989 Seçimleri Siyasetin Kaderini Değiştirdi

Sosyal Demokrat Parti ile Halkçı Parti’nin birleşmesiyle oluşan ve Erdal İnönü’nün genel başkanlığını yaptığı SHP (Sosyal Demokrat Halkçı Parti) 1989 yerel seçimlerine damga vurdu. Türkiye genelinde toplam yüzde 28,69 oy oranıyla birinci çıkan SHP’yi, yüzde 25,13 oy oranıyla DYP (Doğru Yol Partisi) izledi. Tek başına genel iktidarını sürdüren Anavatan Partisi ise yüzde 21,80 oy oranıyla üçüncü parti oldu.

O dönem 8 adet olan büyükşehir belediyeleri içerisinden 6’sını SHP alırken, Süleyman Demirel’in genel başkanı olduğu DYP ve Necmettin Erbakan’ın genel başkanı olduğu Refah Partisi birer büyükşehir belediyesi kazandı. Toplam 59 olan il belediyelerinin 34’ünü SHP, 14’ünü DYP aldı. Son iki genel seçimde tek başına iktidar olan ANAP, sadece 3 il belediyesi kazanabildi. Türkiye genelindeki toplam 1984 belediyeden 652’sini Sosyal Demokrat Halkçı Partisi’nin kazanma başarısını gösterdiği 1984-94 döneminde, ANAP 570, DYP 550, Refah Partisi 74, DSP 37 belediye başkanlığı kazandı.

‘AKP, Direnişi Engellemek İçin İkizdere’deki Camileri Kapattı’

Tek Başına İktidar Olan ANAP Üçüncü Parti Oldu

1987 genel seçimlerinden 1989 yerel seçimlerine kadar olan süre içerisinde seçmen tercihlerinin kısa sürede değiştiğini, bu sonuçlara göre açıkça görebiliyoruz.  Tek başına iktidar olan ANAP bir anda üçüncü parti olmuş ve bir daha tek başına iktidar olma başarısını elde edememiştir. ANAP’ın siyasi gerileme döneminin 1989 yerel seçimleriyle başladığı açıkça görülebiliyor.

1991 Genel Seçimleri ve İktidar Değişikliği

1989 yerel seçimlerinden bir sonraki yerel seçim tarihi olan 1994’e kadar Türkiye 1991 yılında bir de genel seçim yaşadı. Belediyelerin çoğunu yöneten SHP, 1991 genel seçimlerinde yüzde 20,01 oy oranıyla üçüncü parti olurken DYP yüzde 27,03 ile birinci, ANAP yüzde 24.01 ile ikinci oldu. Son yerel seçimlerin (1989) birincisi SHP ile ikincisi DYP genel seçim sonuçlarına göre (1991) birlikte koalisyon hükümeti kurdu. Böylelikle yerel yönetimlerde çoğunluğu yöneten iki parti, aynı zamanda genel iktidarı da koalisyon hükümetiyle birlikte yönetti.

1994 Tarihi Türkiye Siyasetinin Bugününü Şekillendirdi

1994 yerel seçimlerine gelindiğinde ise Türkiye sosyolojisi iyiden iyiye değişiyordu. 1970’lerin başlarında başlayan köyden kente göç hareketleri, bu dönemde daha da hızlandı. Dolayısıyla kent nüfusları ciddi bir artış gösterdi. Özellikle nüfusun artış gösterdiği seçim bölgelerinde seçmen davranışları değişiyor, halkın beklentileri farklılaşıyordu. Bu değişim ve dönüşümü tespit edip ona göre seçim stratejisi oluşturanların kazanacağı bir seçim ortamı oluşmaya başlamıştı. Ve nitekim öyle de oldu. 1994 yerel seçimlerine, Erbakan’nın liderliğindeki Refah Partisi damga vurdu. O dönem 15 olan büyükşehir belediyelerinin dağılımı şu şekilde oldu: Refah Partisi: İstanbul, Ankara, Erzurum, Diyarbakır, Konya, Kayseri. Doğru Yol Partisi: Antalya, Eskişehir, İzmir. Anavatan Partisi:Adana, Bursa, Mersin. Sosyal Demokrat Halkçı Parti:  Gaziantep, Kocaeli. Cumhuriyet Halk Partisi: Samsun.

‘İstanbul’u Alan Türkiye’yi Kazanır’

1994 yerel seçimi sonrasında gelişen süreçte “İstanbul’u alan, Türkiye’yi alır” görüşü de bu seçimlerden sonra daha da belirgin hale geldi ve siyasi literatürde yerini aldı. Çünkü İstanbul nüfus yapısıyla Türkiye yapısını içerisinde barındıran bir metropole dönüşmüştü. İstanbul’un nüfusu değiştikçe, demografik yapısı da değişiyordu. Bu değişimle birlikte seçmen davranışları ve öncelikleri de farklılık gösteriyordu.

1994 İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayları ve Partileri şu şekilde:

Refah Partisi: Recep Tayyip Erdoğan, Sosyal Demokrat Halkçı Parti: Zülfü Livaneli, Anavatan Partisi: İlhan Kesici, Doğru Yol Partisi:Bedrettin Dalan, Demokratik Sol Parti: Necdet Özkan, Milliyetçi Hareket Partisi: Ahmet Vefik Alp, Cumhuriyet Halk Partisi: Ertuğrul Günay, Yeniden Doğuş Partisi: Hasan Celal Güzel.

İYİ Partili Türkkan’dan Çarpıcı İddia: ‘Umrede Tanışıp, Bakan Yaptılar’

Seçmen Sayısı 5 Yılda 1 Milyon Kişi Arttı

Yukarıda İstanbul’un göç hareketlerinin artmasından ve nüfus yapısının değişmesinden söz etmişken şunu da vurgulamak isterim. 1989 yerel seçimlerinde İstanbul’daki seçmen sayısı 3 milyon 520 bin 723 iken aradan geçen beş yıl gibi süre içerisinde tam 1 milyon 65 bin 94 artmıştır. Böylelikle 1994 yerel seçimlerine gelindiğinde İstanbul’daki seçmen sayısı 4 milyon 585 bin 817’ye ulaşmıştır.

Yani İstanbul’daki 1 milyonu aşkın seçmen bir önceki belediye seçimlerinde oy kullanmamıştır. İstanbul’un seçmen sayısı Türkiye’deki toplam seçmen sayısının yüzde 19.62’sini oluşturmaktaydı. (En son yapılan 2019’daki yerel seçimlerde İstanbul’daki seçmen sayısı toplam 10 milyon 570 bin 939 seviyesine ulaşmıştır.)

Yerel seçimlerin genel seçimler üzerindeki etkisini araştırırken İstanbul seçimleri üzerinden ilerleme sebebim İstanbul’un bir Türkiye mozaiği olmasıdır. İstanbul, içerisinde barındırdığı demografik yapısıyla aşağı yukarı bir Türkiye öngörüsü oluşturmamızda büyük bir ölçüttür.

1994 İstanbul seçim sonuçlarına göre; Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçildiği İstanbul seçimlerinde ANAP’ın adayı İlhan Kesici ikinci, SHP adayı Zülfü Livaneli üçüncü, DYP adayı Bedrettin Dalan dördüncü, DSP adayı Necdet Özkan beşinci, MHP adayı Ahmet Vefik Alp altıncı, CHP adayı Ertuğrul Günay ise yedinci oldu.

Refah Partisi – Recep Tayyip Erdoğan: 973 Bin 704 – 25,19  Anavatan Partisi – İlhan Kesici: 855 bin 897 – 22,14 Sosyal Demokrat Halkçı Parti – Zülfü Livaneli: 784 bin 693 oyla ve yüzde 20,3 Doğru Yol Partisi- Bedrettin Dalan: 597 bin 461 – 15,46 Demokratik Sol Parti – Necdet Özkan: 478 bin 612 -12,38 Cumhuriyet Halk Partisi Ertuğrul Günay: 54 bin 28 – 1,4

1994 yerel seçimleri hem Refah Partisi’ni ön plana çıkardı ve sonrasında genel seçim başarısının temelini oluşturdu hem de bugünkü Türkiye siyasetinin şekillenmesinde milat olma niteliği taşıdı. Her ne kadar 2002 tarihi yeni Türkiye’nin yeni siyasi atmosferinin başlangıcı dense de, bu başlangıcın tarihi aslında 1994 belediye seçimleridir. Çünkü 2002’de tek başına iktidar olan Adalet ve Kalkınma Partisi’nin siyasi kadroları, o dönemde seçilmiş Refah Partisi kadrolarından oluşturulmuştur.

Yerel Yönetimler, Genel İktidarı Getirir

Gelelim 1995 genel seçimlerine…

1994 belediye seçimlerinde Türkiye genelinde 19,13 oy oranıyla üçüncü parti olan Refah Partisi, aradan geçen bir yıllık süre içerisinde oylarını hem korudu hem de arttırdı. Nitekim 1995 genel seçimlerinin galibi yüzde 21,38 ile Refah Partisi oldu. Aynı seçimlerde yüzde 21,40 oy oranıyla DYP ikinci olurken, yüzde 21,08 oy oranıyla Mesut Yılmaz genel başkanlığındaki ANAP üçüncü parti oldu. Refah Partisi, 1991 genel seçimlerinde 62 olan milletvekili sayısını 158’e çıkardı.

Genel seçimlerden bir yıl gibi kısa bir süre öncesinde İstanbul ve Ankara gibi büyükşehirler başta olmak üzere 15 büyükşehir belediyesinin 6’sını kazanma başarısını gösteren Refah Partisi, yerel yönetimlerde izlediği yol haritası ve seçim stratejisiyle seçmenin gözüne girerek, ilk genel seçimde birinci parti oldu.

Yerel – Genel Etkileşimi Her Zaman Devam Etti

Refah Partisi yerel yönetimlerdeki iktidarını sonrasında Fazilet Partisi çatısı atında sürdürürken 2004 yerel seçimlerinde aynı siyasi görüşün içerisinden çıkan kadrolarla Adalet ve Kalkınma Partisi devam ettirdi.

25 Yıllık Yerel Yönetim Geleneği 2019 Yılında Değişti

1994’ten günümüze kadar değişmeyen yerel yönetimlerdeki siyasi gelenek 25 yıl sürdü. 1994’ten 2019 yılına kadar aynı siyasi geleneğin yönettiği İstanbul ve Ankara büyükşehir belediyelerini, bugün itibariyle CHP’li belediye başkanları yönetiyor.

İstanbul ve Ankara’nın Siyasi Kaderi Aynı

1994 seçimlerinde İstanbul ve Ankara Büyükşehir Belediyelerini Refah Partisi’ne aynı dönemde devreden SHP’nin bugünkü siyasi devamı olan CHP, 2019 yılındaki yerel seçimlerde her iki büyükşehir belediyesini bu sefer aynı anda kazandı. Böylelikle CHP aynı dönemde kaybettiği her iki büyükşehir belediyesini, yıllar sonra yine aynı dönemde kazandı.

Deniz Kılıç yazdı | CHP’nin İktidar Manifestosu: İkinci Yüzyıla Çağrı Beyannamesi

25 Yıl Sonra İstanbul ve Ankara CHP’ye Geçti

1994 seçimlerinden sonra SHP – CHP birleşmesi gerçekleşmesine rağmen, 1999 genel seçimlerinde CHP tarihinin en kötü seçim sonucunu alarak baraj altında kaldı. 2002 genel seçimleriyle birlikte seçmenin ana muhalefet görevini verdiği CHP, bugün hala ana muhalefet partisi olarak Türkiye’nin temel sorunlarına karşı halkçı politikalarla çözüm önerileri getirmeye devam ediyor. Ancak Kılıçdaroğlu liderliğindeki CHP, yerel seçimlerde izlediği yol haritasıyla 30 yıl sonra ilk defa İstanbul ve Ankara başta olmak üzere 11 büyükşehir belediyesinin yönetimlerinde söz sahibi oldu.

Kılıçdaroğlu’nun İnancı Yerel Seçim Başarısını Getirdi

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 2019 yerel seçimleri öncesinde katıldığı özel bir televizyon kanalında Buket Aydın’ın sorularını cevaplarken şu cümleyi kurmuştu: “Göreceksiniz, Antalya’yı alacağız, İstanbul’u alacağız, Ankara’yı alacağız, Mersin’i alacağız…” Nitekim Kılıçdaroğlu’nun söylediği büyükşehirlerden Bursa hariç hepsini CHP aldı. Çünkü Kılıçdaroğlu izlediği yol haritasına ve partisine güveniyordu.

CHP’nin İktidar Yolu Belediyelerin Başarısından Geçiyor

CHP, toplumun her kesimine belediyeler kanalıyla dokunmaya gayret ediyor. Bunu da partili belediyelerin çalışmalarıyla yapmaya önem gösteriyor. Belde belediyelerinden büyükşehir belediyelerine kadar her bir belediyenin başarısı önemseniyor. CHP yönetimi de çok iyi biliyor ki belediyelerin yürüttüğü başarılı çalışmalar, genel seçimlerde seçmen üzerinde etkili olacaktır. Bu yüzden belediyelerin çalışmaları titizlikle takip ediliyor.

CHP yerel yönetimler birimi, belediye başkanlarının yerel seçimler öncesindeki vaatlerinin gerçekleşip gerçekleşmediğini takip ediyor. Büyükşehir ve il belediye başkanları periyodik olarak bir araya gelerek eşgüdüm toplantıları gerçekleştiriyor, ortak projelerle halka dokunmaya çalışıyorlar. Özellikle koronavirüs pandemisinin Türkiye’de ilk görüldüğü günden bugüne kadar örnek çalışmalara imza atan CHP’li belediyelerin tamamı pandemi dönemindeki çalışmalarını haftalık olarak genel merkeze raporluyor.

CHP Başarının Tesadüf Olmadığını Genel Seçimlerde İspatlamak İstiyor!

CHP yönetimi tarafında yürütülen tüm bu çalışmaların arkasında genel seçim hazırlığı yatıyor. Yerel yönetimler öncesinde kurgulanan yol haritası sayesinde, gelen başarının genel seçimlerde de tekrarlanması için parti yönetimi tarafından büyük çalışma yürütülüyor.

‘O Bayan’ Sedef Kabaş’tan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Sert Yanıt

Yerelin Genele Yansıması Ne Yönde olabilir?

Yerel yönetimlerin hizmet vaatleri yerine geldikçe siyasi partilerin seçmen üzerindeki inandırıcılığının da artıyor. Ya da vaatlerini yerine getiremeyen yerel yöneticilerin başarısızlık faturası, direk olarak temsil ettiği siyasi partiye çıkabiliyor. Yerel yönetimleri kazanmak özellikle de uzun süre iktidar olmamış bir siyasi parti açısından şanstır. Çünkü izledikleri yerel yönetim politikasıyla, seçmen tarafından değerlendirmeye tabi tutulacaktır.

Belediyeler halka daha kolay dokunabildiği için seçmenle birebir iletişim halinde. Ölçeği ne olursa olsun bütün belediyelerde bu durum aynı. Özellikle de demografik yapısı kozmopolit olan kentlerde bu görüş daha hakimdir.

Türkiye’de yerel seçimlerin, genel seçimlere etkisini bugüne kadar gerçekleşen önceki seçimlerde görebiliyoruz.  2019 yerel seçim sonuçlarının bir sonraki genel seçim sonuçlarına yansıyıp yansımayacağını bilmiyoruz. Ancak bu etkileşimin vakti geldiğinde tekrar edip, etmeyeceğini hep birlikte göreceğiz.