Connect with us

Yeşil Kültür

Bir Restorasyon Klasiği: 800 Yıllık Taç Kapı, ‘Yepyeni’ Oldu

taç kapı restorasyon antalya

Antalya’nın Korkuteli ilçesinde Selçuklu döneminden kalma 800 yıllık Alaaddin Camisi’nin “Taç Kapı”sının restorasyonu tamamlandı. Ne yazık ki restorasyonla tarihi kapının sanatsal tüm özellikleri yok oldu.

2015 yılında restorasyona alınan Korkuteli Aladdin Camisi’nin sanat tarihi açısından oldukça önemli olan taç kapısının da restorasyon kapsamında sökülerek yeniden yapılması planlandı.  Ömer Erbil’in Hürriyet’te yer alan haberine göre, restorasyon projesinin mimarı Mehmet Emin Yılmaz, tüm duvarların statik incelemesinin yapıldığını, taç kapıdaki taşlardan numuneler alındığını ve sökülerek güçlendirmeye karar verildiğini, nitelikli taşların depoya kaldırıldığını ileri sürdü. Ancak restorasyon sırasında kapı taşlarının bir kısmının üstüne numaralar konarak taşlar yola gelişigüzel dizildi. Bu olay Hürriyet Gazetesi’nde “Restorasyon Skandalı” olarak haber olmuştu.

taç kapı ömer erbil

Vakıflar Antalya Bölge Müdürlüğü restorasyonu yapan şirkete soruşturma açarak ihaleden el çektirdi. 16 Mart 2017 tarihinde 480 bin lira bedelle sadece taç kapıyı başka bir şirkete ihale etti ve 10 ay süre tanıdı. Bu yıl başında biten restorasyon sonrası eski taç kapıdan geriye bir şey kalmadığı, yeni taşlarla yeniden yapıldığı ve bezemelerin ve motiflerin pek çoğunun artık olmadığı görüldü.

Bölgesel Beyliklerin Sanat Denemesinin Nadir Örneklerinden Biriydi

Alaaddin Camisi’nin kapısı, UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ndeki Divriği Darüşşifası’ndaki taç kapıya benzerliği ile bilinen, Anadolu’nun önemli eserlerindendi.

Taç kapı, Prof. Dr. Ahmet Çaycı’nın 1994 yılında yazdığı doçentlik tezinde, Alaaddin Camisi’nin “Anadolu Selçuklu sonrası ortaya çıkan ve yeni bir arayış içindeki bölgesel hüviyetteki beyliklerin sanat denemesinin nadir örneklerinden biri” olarak nitelendiriliyor. Prof. Çaycı tezinde caminin taç kapısı için şu değerlendirmede bulunuyor:

“Plan şeması ve eyvan şeklindeki düzenlenmesi, Anadolu Selçuklularında görülen klasik özellikleri taşıyor. Taç kapıdaki niş kemerinin kademeli profil oluşturması, Divriği Darüşşifası (1228) portaliyle başlamış ve Peçin Ahmet Gazi Medresesi (1375) ile devam etmiş ve Bergama Ulu (Yıldırım) Camii ile geç tarihli örneği ortaya konmuştur. Taç kapıdaki kemer süslemeleri, Kayseri, Sivas yolundaki Sultan Han’ın aydınlık feneri geçişinde, Bursa Yiğit Köhne Cami’nin (15’inci yüzyıl ikinci yarısı) cephesinde, M. Kemalpaşa Lala Şahin Paşa Türbesi’nin (14’üncü yüzyıl ilk yarısı) cephesinde alçak kabartma şeklindedir.”

Kültür kategorisindeki diğer haberler için: http://k2haber.com.tr/category/kultur/

Yeşil Kültür

Feminist Politik Ekoloji Buluşmaları Devam Ediyor: Konuk Melissa Leach

-

melissa leach

Kültür ve Siyasette Feminist Yaklaşımlar Dergisi, Bahar 2022 döneminde Feminist Politik Ekoloji Buluşmaları başlıklı etkinlik serisiyle okurlarıyla buluşmaya devam ediyor. Serinin 11 Nisan Pazartesi günü gerçekleşecek olan ikinci etkinliğinin konuğu “Feminist Politik Ekoloji ve Tarihsel Anlatılar: Sürdürülebilirlik ve Toplumsal Cinsiyet Adaleti Üzerine Çıkarımlar” başlıklı konuşmasıyla Melissa Leach.

K2 HABER | 2006 yılında online olarak yayın hayatına başlayan Feminist Yaklaşımlar, toplumsal cinsiyet hiyerarşilerini eleştirel feminist bir bakış açısından inceleyerek cinsiyet eşitliğine katkı sunmayı ve feminist aktivizm ile feminist kuramın buluşabileceği, birbirini besleyebileceği bir zemin oluşturmayı amaçlıyor.

Dergi, Bahar 2022 sayısında artık hayatımızı doğrudan etkileyen ekoloji krizini gündemine alıyor. Karar alıcıların krizin boyutları ile ilgili bilimsel verileri ve krizden çıkışa dair önerileri görmezden gelerek insanlığı ve gezegenimizdeki birçok canlının yaşamını felakete doğru hızla sürüklediği bu dönemde, ekolojik kriz karşısında önerilen önlemlere, geliştirilen mücadele biçimlerine feminist bir perspektifle katkı sunmayı hedefliyor.

Melissa Leach, Feminist Politik Ekoloji ve Tarihin Kesişim Alanlarına Odaklanacak

Feminist Yaklaşımlar’ın bu sayısındaki feminist politik ekoloji dosyasında çevre tarihi alanını feminist ekolojik bir bakış açısından yeniden değerlendiren, güncel ekolojik kavramlara feminist eleştirel bir perspektif geliştiren ve bu kavramlar bağlamında alternatif toplumsal pratiklere odaklanan, feminist politik ekoloji alanında referans niteliği taşıyan makalelerin Türkçe çevirileri ve değerlendirme yazıları yer alıyor.

Dergi, bu metinlerden hareketle Bahar 2022 döneminde “Feminist Politik Ekoloji Buluşmaları” başlığıyla bir webinar serisi düzenliyor. Christine Bauhardt “Yeşil Yeni Düzen, Küçülme ve Dayanışma Ekonomilerine Feminist Yaklaşımlar” başlıklı konuşmasıyla serinin ilk konuğuydu. Serinin ikinci konuğu ise “Feminist Politik Ekoloji ve Tarihsel Anlatılar: Sürdürülebilirlik ve Toplumsal Cinsiyet Adaleti Üzerine Çıkarımlar” başlıklı konuşmasıyla Melissa Leach.

Melissa Leach konuşmasında feminist politik ekoloji ve tarihin kesişim alanlarına ve bu kesişim alanlarının, sürdürülebilirliğe ve toplumsal cinsiyet adaletine yönelik bugün ve gelecekteki dönüşümler için ne tür çıkarımlar barındırdığına odaklanacak. Leach, 1996 yılında yayımlanan ‘Gender and Environmental History: From Representation of Women and Nature to Gender Analysis of Ecology and Politics’ (Toplumsal Cinsiyet ve Çevre Tarihi: Kadınların ve Doğanın Temsilinden Ekoloji ve Politikanın Toplumsal Cinsiyet Perspektifiyle Analizine) başlıklı makalesinden hareketle ve bu makaledeki argümanları güncelleyerek, tarihsel anlatıların seçiciliğinden bahsedecek ve bu anlatıların farklı siyasi ve politika pozisyonlarını desteklemek için nasıl kullanılabileceğini açıklayacak. Özellikle ‘kadınları’ ‘doğaya’ yakın olarak sunan tarihsel anlatılar, kadınların bakım rolünü evrenselleştiren, özselleştiren ve araçsallaştıran ‘kadınlar ve çevre’ politikalarını desteklemek üzere harekete geçirildiler. Bu eğilim son dönemdeki sürdürülebilir kalkınma ve iklim değişikliğine dönük kaygıların eşliğinde yeniden yükseliyor. Diğer tarihsel anlatılarsa aksine, çatışmalı, iktidara dayalı toplumsal cinsiyet ilişkileri ile emek, kaynaklara erişim ve kaynakların kontrolü alanlarında kesişen eşitsizlikleri açığa çıkarıyor. Bu anlatılar ayrıca feminist politik ekoloji alanının uzun zamandır gündeminde olan ve şimdilerde hem tarihsel analizlerde hem de toplumsal cinsiyet-çevre politikaları tartışmalarında cinsiyetlendirilmiş ‘patikalar’ gibi yaklaşımlar aracılığıyla daha da önemsenen kadınlara ait bilginin ve kadınların öznelliğinin önemine de dikkat çekiyor. Yine de, bu anlatılar dahi ‘yeni’ feminist politik ekolojinin odaklandığı beden, deneyim ve insan dünyasını aşan içiçe geçmiş doğa-kültür ilişkilerini; bizleri bakım hakkındaki temel ekofeminist kaygılarla ve bakış açılarıyla yeniden yanyana getiren ve yeni kuşak bir feminist politik-tarihsel-ekolojik analiz gerektiren soruları es geçiyor. Leach konuşmasında bu farklı bakış açılarını Batı Afrika’daki toplumsal cinsiyet, orman ve toprak ekolojisi ile ilişkili bir biçimde ele alacak.

Feminist Politik Ekoloji Buluşmaları Başlıyor

Buluşmalar Bahar Dönemi Boyunca Devam Edecek

Bahar dönemi boyunca devam edecek olan Feminist Politik Ekoloji Buluşmaları, Friedrich Ebert Stiftung’un desteğiyle gerçekleşiyor. Etkinliklerin dili İngilizcedir, Türkçe simultane çeviri olacaktır.

11 Nisan Pazartesi günü saat 19:30’da çevrimiçi olarak gerçekleşecek olan Melissa Leach’in “Feminist Politik Ekoloji ve Tarihsel Anlatılar: Sürdürülebilirlik ve Toplumsal Cinsiyet Adaleti Üzerine Çıkarımlar” başlıklı konuşmasına bu link üzerinden kayıt yaptırarak katılabilirsiniz:

https://us02web.zoom.us/webinar/register/WN_Voo4rfDiQZCRl_qZaGGqHw

Melissa Leach hakkında

Sosyal antropolog olan Melissa Leach Sussex Üniversitesi Gelişme Araştırmaları Enstitüsü (IDS) direktörü olarak görev yapmaktadır. Sürdürülebilirlik için Toplumsal, Teknolojik ve Çevresel Yollar Merkezi’nin (ESRC STEPS, Social, Technological and Environmental Pathways to Sustainability, www.steps-centre.org) kurucuları arasında yer almaktadır ve 2006-2014 yılları arasında merkezin yönetiminde yer almıştır. Batı Afrika’da uzun dönemli etnografik saha araştırması yürütttüğü dönemde, bilim ve ekoloji alanlarında feminist perspektifler geliştirmeye yönelik çalışmalar yaptı ve toplumsal cinsiyet, sürdürülebilirlik, sağlık ve kalkınma konuları etrafındaki kamusal söylemler ve tartışmalara odaklandı. Toplumsal cinsiyet ve çevre konularındaki kitaplarından bazıları şunlardır: Rainforest Relations: Gender and Resource Use Amongst the Mende of Gola, Sierra Leone (Yağmur Ormanları İlişkileri: Toplumsal Cinsiyet ve Gola’daki Mende Halkı Arasında Kaynak Kullanımı) (1994) ve Gender Relations and Sustainable Development (Toplumsal Cinsiyet İlişkileri ve Sürdürülebilir Kalkınma) (2015). Diğer pozisyonlarının yanısıra 2012-2017 yılları arasında Gelecek Dünyanın Bilim Komitesi’nin (Science Committee of Future Earth) eş başkanlığını yaptı. 2014 yılı Birleşmiş Milletler Dünya Kadın Araştırma Raporu’nun (2014 UN Women World Survey Report) ve Zorlu Eşitsizlikler hakkındaki 2016 yılı Dünya Sosyal Bilim Raporu’nun (2016 World Social Science Report on Challenging Inequalities) başyazarlığını yaptı. Aynı zamanda Sürdürülebilir Gıda Sistemleri Uzmanları Uluslararası Heyeti’nin (International Panel of Experts on Sustainable Food Systems (IPES-Food)) ve Uluslararası Bilim Kurulu’nun Bilim Planlama Komitesi’nin (International Science Council’s Committee on Science Planning) üyesidir. Şu anda İnsani Eylem Platformu’nda Sosyal Bilim alanındaki yürütücülerden biri olarak (Social Science in Humanitarian Action Platform) ve Wellcome Trust tarafından desteklenen ve Sierra Leone, Uganda, Senegal ve İngiltere’den bir grup antropolog ile birlikte yürütülen, Pandemi Hazırlıklılığı Projesi’nde (Pandemic Preparedness Project) eş-yürütücü olarak sağlık ve epideminin toplumsal boyutları hakkında çalışıyor. Leach, British Academy üyesidir ve 2017’de Sosyal Bilime Hizmet kapsamında Kraliyet Nişanı almıştır.

Burcu Meltem Arık: ‘Doğayla Birlikte Öğrenme Mümkün’

Okumak için tıklayın

Yeşil Kültür

KTSM’den Küresel İklim Değişikliğine Dikkat Çeken Sergi

-

murat germen

Sanatçı Murat Germen, iklim değişikliği, küresel ısınma, su hakları gibi konulara dair birbirine eklemli sergilerinin en son safhası olan ‘Küresel İkaz’ fotoğraf sergisini, 29 Mart- 30 Nisan tarihleri arasında KTSM’de sanatseverlere açıyor.

K2 HABER | Disiplinler arası paylaşımlara imkân veren, üretim ve buluşma platformu olma yolunda hızla ilerleyen Karaköy merkezli Kale Tasarım ve Sanat Merkezi (KTSM), küresel iklim değişikliğine dikkat çekmek için yepyeni bir sergiye imza atıyor.

Kale Grubu’nun başlattığı ‘İyi Bak Dünyana’ hareketi kapsamında daha sürdürülebilir bir dünya için sosyal fayda yaratan fikirlerin savunuculuğunu üstlenen KTSM, küresel sorunların başında gelen iklim krizi konusunda farkındalık oluşturmak ve harekete çağırmak amacıyla yeni bir sergiye ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor.

Sanatçı Murat Germen’in iklim değişikliği, küresel ısınma, su hakları gibi konulara dair birbirine eklemli sergilerinin en son safhası olan ‘Küresel İkaz’ fotoğraf sergisi 29 Mart- 30 Nisan tarihleri arasında KTSM’de ziyaret edilebilecek.

Küresel Isınma Sorununa Dikkat Çekiliyor

Çalışmalarında aşırı kentleşmenin etkileri, insanın doğada yarattığı tahribat, küresel ısınma, iklim değişikliği ve su hakları konularına öncelik veren Murat Germen, buzlarla kaplı kuzey coğrafyalarında belgesel fotoğraf çalışmalarına imza atarak küresel ısınma sorununun ciddiyetini gözler önüne sermeyi amaçlıyor.

Norveç, Svalbard Adası ve Grönland’da çekilen toplam 17 fotoğrafın yer aldığı ve ilk defa sergilenecek olan ‘Küresel İkaz’ (Global Warning) belgeleme, arşivleme ve delil toplama üzerinden bellek oluşturuyor.

Murat Germen: ‘Yettiği Kadar Kavramını İyice Benimsedim’

Küresel ısınmanın etkilerini deneyimlemek üzere kuzey coğrafyalarına 2010’ların başından beri seyahat ettiğini belirten Murat Germen; “SvalbardAdası-Norveç, Grönland-Danimarka, Tromsö-Norveç, Laponya-Finlandiya ve İzlanda’da uzun süredir küresel ısınmanın etkilerini gözlemliyorum. Buralarda deneyimlediklerim, yerellerden duyduklarım, fotoğrafladıklarım sonrasında yaşamımda zaten merkeze oturan ‘yettiği kadar’ kavramını iyice benimsedim. Mimari, giyim, beslenme, nüfus, günlük yaşam, vb.boyutlarda her şeyin gereken asgari miktarda üretildiğini ve tüketildiğini görmek ‘demek ki mümkün!’ dedirtti. Dünyanın en gelişmiş bazı ülkeleri tarafından yönetilen bu coğrafyalarda iklimin üstünlüğünden dolayı tevazu, yetinme, sadelik, tasarruf, iş birliğinin benimsenmesi ve israf, ifrat, gösteriş,  fuzulî büyüme, hırs, egodan uzak durulması örnek alınması gereken tavırlar.”dedi.

Prof. Dr. Erdoğan Atmış’ın Yeni Kitabı Yayımlandı: ‘Rahatı Kaçan Orman’

murat germen

‘İklimle Başa Çıkmanın Yolu Tevazu, Sadelik ve Tasarruftan Geçiyor’

Kalebodur desteğiyle, 29 Mart- 30 Nisan tarihleri arasında ziyaretçileriyle buluşacak olan sergi, insan türünün sonunu getirecek gibi görünen beşeri gaflet, ihmalkarlık, lakaytlık ve kayıtsızlığa dikkat çekiyor. Diğer taraftan, küresel iklimle başa çıkmanın yolunun tevazu, sadelik ve tasarruftan geçtiğini vurguluyor.

Zeynep Özler: ‘Sanat, Yüzleşme İçin Bir Araç’

Kale Grubu Kurumsal İletişim Müdürü Zeynep Özler, KTSM tarafından dünyasına iyi bakan sanatçıların “derdi olan” sergilerine ev sahipliği yaptıklarını vurgulayarak; “Her zaman öze değen, özgün ve özgür projelere öncelik veriyoruz. Dünyanın sanatladaha iyi bir yer olacağına inanıyoruz. Sürdürülebilir kalkınmanın önceliklerinden olan sorumlu üretim ve tüketime davet eden sanatçılara alan açmaya devam ediyoruz. Murat Germen de bu sanatçılardan biri. Kendisine sergifikrini götürdüğümüzde hepimiz çok heyecanlandık. Bu fotoğraflar, üç yıldır KTSM’de sergilenmeyi bekliyordu. Doğru zamanda bu sergiyi hayata geçirmekten mutluluk duyuyoruz. Sanat, yüzleşme için bir araç ve biz de ziyaretçilerimizi iklim krizi ile yüzleşirken aynı zamanda atalete kapılmadan bugünden harekete geçmeye davet ediyoruz.” dedi.

Murat Germen Kimdir?

 Murat Germen fotoğrafı bir ifade / araştırma aracı olarak kullanan 1965 doğumlu bir sanatçı, eğitimci ve arşivci. Fulbright burslusu olarak gittiği Massachusetts Institute of Technology’den (MIT) mimarlık yüksek lisans derecesini Amerikan Mimarlar Birliği (AIA) Altın Madalyası ile aldı. Sabancı Üniversitesi Sanat ve Sosyal Bilimler Fakültesi’nde fotoğraf, sanat ve yeni medya dersleri vermekte. Fotoğraf, mimarlık, planlama, yeni medya ve sanat konularında birçok basılı / çevrimiçi yayını olan Germen, uluslararası platformda onlarca konferansa davet aldı. Sanatçının eser külliyatı; aşırı kentleşme ve soylulaştırmanın etkileri, mülkiyet / mülksüzleştirme, kent hakları, insanın doğada neden olduğu tahribat, iklim değişikliği, küresel ısınma, su hakları gibi konulara odaklanıyor.

 Skira (İtalya) ve MASA’dan (Türkiye) iki adet monografik kitabı yayımlandı. Yüze yakın ulusal ve uluslararası kişisel / karma sergiye katkıda bulundu. Sanatçının farklı eserlerine ait çok sayıda edisyon, yurtiçi / yurtdışındaki kişisel koleksiyonlara ve Istanbul Modern, Proje 4L Elgiz Çağdaş Sanat Müzesi, Toruń Çağdaş Sanatlar Merkezi (Polonya), Benetton Vakfı’nın Imago Mundi – Istanbul Codex, Yapı Kredi Kültür Sanat, Odunpazarı Modern Müze, Müze Evliyagil koleksiyonlarına dahil edildi.

 Kale Tasarım ve Sanat Merkezi
Adres: Azapkapı Mahallesi, Hediye Sok. No:6, 34421 Beyoğlu/İstanbul

Okumak için tıklayın

Yeşil Kültür

Prof. Dr. Erdoğan Atmış’ın Yeni Kitabı Yayımlandı: ‘Rahatı Kaçan Orman’

-

Rahatı Kaçan Orman Erdoğan Atmış

Prof. Dr. Erdoğan Atmış’ın Yeni İnsan Yayınevi’nden çıkan “Rahatı Kaçan Orman – Ormansızlaşma Hakkında Yazı ve Söyleşiler” adlı yeni kitabı yayımlandı.

K2 HABER | Bartın Üniversitesi Orman Fakültesi Orman Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Erdoğan Atmış, “Rahatı Kaçan Orman – Ormansızlaşma Hakkında Yazı ve Söyleşiler” isimli yeni kitabının çıktığını duyurdu.

Türkiye’de ormancılık denince akla gelen ilk uzmanlardan olan ve verdiği bilimsel bilgilerle birçok ekoloji örgütünün doğru yönde politika belirlemesine yardımcı olan Prof. Dr. Atmış’ın yeni kitabın için birçok tebrik mesajı paylaşıldı.

Rahatı Kaçan Orman: ‘Gerçek Doğa Düşmanlığının Nedenlerini Bu Kitapta Okuyuculara Sunuyorum’

Kitabını sosyal medya hesabından duyuran Prof. Dr. Erdoğan Atmış, “Yeni İnsan Yayınevinden çıkan “Rahatı Kaçan Orman-Ormansızlaşma Hakkında Yazı ve Söyleşiler” adlı kitabım elime şimdi ulaştı. İktidarın son günlerde İBBnin kestiği çınar ağaçlarına gösterdiği sahte sevgiyi ve gerçek doğa düşmanlığının nedenlerini bu kitapta okuyuculara sunuyorum.” ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. Erdoğan Atmış: ‘Ormanlar, İnşaat Sektörüne Feda Ediliyor’

Kitabın Tanıtım Bölümünden…

“Önce rahatı kaçan bir ağaç vardı, sonra orman oldu. Şimdi halk da eklendi rahatı kaçanların arasına… Asıl mesele şu, sıra yönetenlere gelecek mi?

Politikacılar, uzun yıllar boyunca ormanlarımızı rant uğruna kurban etti. Ormanların ölümü ekonomiye can, iktidara nefes verdi. Ülkenin doğası ve kültürü “kalkınma” bahaneleriyle günden güne yok oluyor. Bu eko-kıyımın önüne geçmek içinse “ağaçlandırma seferberlikleri” ilan ediliyor.

Ormancılık yönetiminin başarısızlığı ormanlarımızın rahatını kaçırdı. İktidar; bir ağaç kesmişse on ağaç diktiğini ve ağaçlandırmada dünyada ilk üçe girdiğimizi anlatıp durdu. Bu ifadeyi sarf edenler belli ki ormanların yalnızca ağaçtan ibaret olmadığını anlamadı. İçerisinde canlı cansız birçok varlık barındıran ormanların da binlerce yılda hayat bulmuş doğal bir ekosistem olduğunu göz ardı ettiler.

“Erdoğan Atmış’ın seçme yazı ve söyleşilerinden oluşan Rahatı Kaçan Orman kitabını ‘ormancılığımızın 2000’li yıllarda çekilmiş bir fotoğrafı’ olarak nitelendirmek haksızlık olur doğrusu. Dolayısıyla ben gönül rahatlığıyla ‘ormancılığımızın dönem tarihi’ yakıştırmasını yapacağım. Bu tarih öyle ya da böyle yazılmalıydı. Yazılmakla kalmadı, yayınlanmış da oldu işte…”

Prof. Dr. Erdoğan Atmış’ın ‘Rahatı Kaçan Orman’ kitabını buradan satın alabilirsiniz.

Erdoğan Atmış Kimdir?

1970 yılında Trabzon’da doğdu. İlk ve orta öğrenimini aynı kentte 1987 yılında tamamladı. 1988 yılında KTÜ Orman Fakültesi Orman Mühendisliği Bölümü’nde üniversite öğrenimine başladı. Bir yıl sonra İstanbul Üniversitesi Orman Mühendisliği Bölümü’ne yatay geçiş yaptı. Bu fakülteyi 1992 yılında tamamladı. Ara vermeden yüksek lisans eğitimine başladı. İstanbul Üniversitesi Fen bilimleri Enstitüsü Orman Mühendisliği Ana Bilim Dalı Orman Ekonomisi Programı’nda hazırladığı yüksek lisans tezinin konusu ‘Yayla Turizminin Altyapı Sorunları’dır.

Dr. Atmış, İstanbul Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Orman Mühendisliği Ana Bilim Dalı Ormancılık Politikası Programı’nda 1995 yılında başladığı doktora çalışmasını 1998 yılında tamamlamıştır. Doktora tezinin konusu; ‘Bartın’da Ormancılık ve Toplumun Ormandan Beklentilerinin Karşılanma Düzeyi’dir. Dr. Atmış meslek hayatına 1994 yılında Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Orman Fakültesi Ormancılık Politikası Anabilim Dalı’nda araştırma görevlisi olarak başlamıştır.

Dr. Atmış 1999 yılında aynı ana bilim dalında yardımcı doçent ve 2007 yılında doçent olmuştur. Orman Fakültesi’nin 2008 yılında kurulan Bartın Üniversitesine bağlanmasından sonra bu üniversitenin kadrosuna katılmıştır. Görevini bu üniversitede 2013 yılından beri Profesör olarak sürdürmektedir.

Dr. Erdoğan Atmış, Türkiye Çevre Platformu (TÜRÇEP) kurucusu ve delegesi, Batı Karadeniz Çevre Platformu (BAKÇEP) kurucusu ve delegesi, Türkiye Ormancılar Derneği temsilcisi, Orman Mühendisleri Odası üyesi ve Bartın Eğitim ve Kültür Derneği (BEKDER) başkan yardımcısı ve Bartın İl Toprak Koruma Kurulu üyesidir.

Ayrıca Avrupa Birliği Cost FP 1204Green Infrastructure and Urban Forestry Aksiyonunun yönetim kurulu üyesi ve FAO Silva Mediterranea Working Group on Urban and peri-urban forestry (WG7) üyesidir.

Okumak için tıklayın

Yeşil Ekonomi

Feminist Politik Ekoloji Buluşmaları Başlıyor

-

Feminist Yaklaşımlar Dergisi

Kültür ve Siyasette Feminist Yaklaşımlar Dergisi, Bahar 2022 döneminde Feminist Politik Ekoloji Buluşmaları başlıklı etkinlik serisiyle okurlarıyla buluşmayı hedefliyor.

Serinin 10 Mart Perşembe günü gerçekleşecek olan ilk etkinliğinin konuğu “Yeşil Yeni Düzen, Küçülme ve Dayanışma Ekonomilerine Feminist Yaklaşımlar” (Feminist Approaches to Green New Deal, Degrowth and the Solidarity Economies) başlıklı konuşmasıyla Christine Bauhardt.

2006 yılında online olarak yayın hayatına başlayan Feminist Yaklaşımlar, toplumsal cinsiyet hiyerarşilerini eleştirel feminist bir bakış açısından inceleyerek cinsiyet eşitliğine katkı sunmayı ve feminist aktivizm ile feminist kuramın buluşabileceği, birbirini besleyebileceği bir zemin oluşturmayı amaçlıyor.

Dergi, Bahar 2022 sayısında artık hayatımızı doğrudan etkileyen ekoloji krizini gündemine alıyor. Karar alıcıların krizin boyutları ile ilgili bilimsel verileri ve krizden çıkışa dair önerileri görmezden gelerek insanlığı ve gezegenimizdeki birçok canlının yaşamını felakete doğru hızla sürüklediği bu dönemde, ekolojik kriz karşısında önerilen önlemlere, geliştirilen mücadele biçimlerine feminist bir perspektifle katkı sunmayı hedefliyor.

‘Kalkınmanın Ana Yörüngesi Yeşil Büyüme Olmalı’

Feminist Yaklaşımlar Dergisi: ‘Ekofeminist Ekonomi Persfektiyle Ele Alınacak’

Feminist Yaklaşımlar’ın bu sayısındaki feminist politik ekoloji dosyasında çevre tarihi alanını feminist ekolojik bir bakış açısından yeniden değerlendiren, güncel ekolojik kavramlara feminist eleştirel bir perspektif geliştiren ve bu kavramlar bağlamında alternatif toplumsal pratiklere odaklanan, feminist politik ekoloji alanında referans niteliği taşıyan makalelerin Türkçe çevirileri ve değerlendirme yazıları yer alıyor. Dergi, bu makaleleri okurlarına ulaştırmanın yanı sıra, makalelerin yazarlarını da okurlarıyla buluşturmayı planlıyor. Bu çerçevede Bahar 2022 döneminde “Feminist Politik Ekoloji Buluşmaları” başlığıyla bir webinar serisi düzenliyor.

Serinin ilk konuğu “Yeşil Yeni Düzen, Küçülme ve Dayanışma Ekonomilerine Feminist Yaklaşımlar” başlıklı konuşmasıyla Christine Bauhardt. Bauhardt konuşmasında kapitalist büyümeye alternatif olan Yeşil Yeni Düzen, küçülme ve dayanışma ekonomileri modellerini ekofeminist ekonomi perspektifiyle ele alacak. Yeşil Yeni Düzen, ekonomik başarıyı endüstriyel üretimin ekolojik bir perspektifle yeniden yapılandırılması üzerinden tanımlarken, küçülme, maddi refahla bireysel ve toplumsal refah arasındaki ilişkiye dair sorular soruyor. Dayanışma ekonomisi ise öz-yönetim ve kooperatifleşme gibi pratiklere dayanıyor. Bauhardt, bu yaklaşımların ekofeminist ekonominin iddialarını dikkate almadığına, ekonomik ve toplumsal dönüşümün hedeflerinden biri olarak toplumsal cinsiyet eşitliğine işaret etmediğine dikkat çekiyor. Bununla birlikte bu üç yaklaşımın da, toplumsal yeniden üretim alanındaki kadınların emeğine dair birtakım varsayımlara dayandığı için fazlasıyla cinsiyetlendirilmiş yaklaşımlar olduğunu savunuyor. Bauhardt konuşmasında bu yaklaşımların ekofeminist ekonomik ilkeleri içerecek şekilde nasıl geliştirilebileceğini, böylece toplumsal cinsiyet eşitliği taleplerini de karşılayacak bir ekonomik değişikliğin nasıl hayata geçirilebileceğini tartışmaya açacak.

Burcu Meltem Arık: ‘Doğayla Birlikte Öğrenme Mümkün’

Christine Bauhardt Kimdir?

Prof. Dr. Christine Bauhardt, Berlin Humbolt Üniversitesi (Humboldt-Universität Berlin) Tarımsal Ekonomiler Bölümü’nde öğretim üyesi. Çevre bilimlerinde toplumsal cinsiyet, küresel çevre politikaları, alternatif ekonomik yaklaşımlar ve ekofeminist politik ekoloji konularında araştırma yürüten Bauhardt’ın Wendy Harcourt ile birlikte yayına hazırlığı Feminist Political Ecology and the Economics of Care: In Search of Economic Alternatives (Feminist Politik Ekoloji ve Bakım Ekonomisi: Ekonomik Alternatif Arayışı) başlıklı kitap 2019 yılında yayınlandı.

***

Bahar dönemi boyunca devam edecek olan Feminist Politik Ekoloji Buluşmaları, Friedrich Ebert Stiftung’un desteğiyle gerçekleşiyor. Etkinliklerin dili İngilizcedir, Türkçe simultane çeviri olacaktır.

10 Mart Perşembe günü saat 19:30’da çevrimiçi olarak gerçekleşecek olan Christine Bauhardt’ın “Yeşil Yeni Düzen, Küçülme ve Dayanışma Ekonomilerine Feminist Yaklaşımlar” başlıklı konuşmasına bu link üzerinden kayıt yaptırarak katılabilirsiniz:

https://us02web.zoom.us/webinar/register/WN_Ba31zRpGT5SPrTy_0YqViw

 

Okumak için tıklayın

K2 TV

Burcu Meltem Arık: ‘Doğayla Birlikte Öğrenme Mümkün’

-

Burcu Meltem Arık

Eğitim Reformu Girişimi’nden Burcu Meltem Arık, K2 TV’nin konuğu oldu. İnsanın ve doğanın birbirinin karşıtı olarak değil de insanın doğa olduğunu görmesi gerektiğini belirten Arık, doğayla birlikte öğrenmenin mümkün olduğunu ifade etti.

K2 HABER | İnsanın doğayla kurduğu çarpık ilişki, her geçen gün dünyayı çok daha büyük krizlere sürüklüyor. İnsan türü olarak doğanın bir parçası olduğunu ne yazık ki unutmuş durumdayız. Yetişkinler için farkındalık yaratmak zor olsa da, geleceğimiz için çocuklarımıza doğa ile sağlıklı, eşitlikçi bir ilişki kuracak eğitimi verebiliriz.

Eğitim Gözlemevi Koordinatörü Burcu Meltem Arık *, insanın doğa ile ilişkisinin nasıl olması gerektiğini, doğakültür kavramını ve iklim değişikliği eğitimini K2 TV’den Barış Tınay’a yorumladı. 

Buket Uzuner: ‘Tabiatın Efendisi Değiliz’

Burcu Meltem Arık: ‘İnsan, Kültür, Doğa Ayrımına Direnmek Gerekiyor’

İnsanın doğayla savaş halinde olduğunu işleyen bir sistem olduğunu söyleyen Arık, doğakültür kavramının insanın ekolojik bir canlı olduğunu farketmesine davet eden bir yaklaşım olduğunu belirterek; Doğa ve insan arasında kasten üretilen ayrımı bırakan, insanın ve doğanın birbirinin karşıtı olarak değil de insanın doğa olduğunu gören bir yaklaşım, doğakültür. Bu kavramı ortaya atıp tartışanlardan bir tanesi olan Donna Haraway’den örnek veriyorum. O da çok net olarak diyor ki fiziksel ve sosyal ilişkiler birbirinden ayrılamaz, birliktedir. İnsanın istisnai bir canlı olduğu anlayışını temel alarak kurgulanan bütün sistemler kırılgandır. İnsan, kültür, doğa ayrımına direnmek gerektiğini söylüyor. O yüzden de doğakültür karşıtlık yerine bütünsellik önerisi getiriyor. Mesela kentsel alanları sadece toplumsal bir alan olarak görmememeliyiz, aynı zamanda ekolojik bir alan olduğunu farkedip buna göre kentsel alanları tasarlamalıyız. İnsanın da sadece toplumsal bir canlı değil, ekolojik bir canlı olduğunu farketmeyi teşvik eden, davet eden bir kavram. Bunun daha çok tartışılması gerektiğini düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.

* Burcu Meltem Arık | Amanos Dağları’nın yamacı, Asi Nehri’nin kollarında doğup büyüdü. Kimya eğitimi aldı. Kuş gözlemcisi, haiku ve doğa delisi. Eğitim politikaları, çevre/doğa eğitimi, sürdürülebilirlik eğitimi, iklim değişikliği eğitimi, doğa oyunları, ekolojik okuryazarlık ve biyomimikri konularında çalışıyor. 2017’den bu yana Sabancı Üniversitesi Eğitim Reformu Girişimi’nde üniversite öncesi örgün eğitim politikalarına yönelik veriye dayalı izleme çalışmaları yürütüyor. Öncesinde Doğal Hayatı Koruma Derneği, Doğa Derneği, UNEP, TEMA Vakfı, ÇEKÜL Vakfı ile çalıştı. 2015–2020 yılları arasında İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde Ekolojik Okuryazarlık ve Sürdürülebilirlik ile Biyomimikri dersleri verdi. Doğa Oyunları Evi kurucu ortağı ve aynı zamanda Doğa Arkadaşımın Kutusu oyununun kurucusu. IUCN Commission on Education and Communication ve Common Worlds Research Collective üyesi. Network of Education Policy Centers (NEPC) ve Roots and Shoots Türkiye yönetim kurulu üyesi.

21. Yüzyılın Uygarlık Gündemi: Türcülük

Okumak için tıklayın

Yeşil Kültür

Konuşma Zamanı Başlıyor: ‘Beyaz Atlı Prens Boşuna Gelme’

-

Konuşma Zamanı EŞİK

Feminist hareketin sesini sanatsal üretim yoluyla duyurmayı amaçlayan “Konuşma Zamanı: Kenti Kadın+’ların Sözü ve Sanatıyla Donatmak” çalışması başlıyor! 

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında, Konuşma Zamanı: Kenti Kadın+’ların Sözü ve Sanatıyla Donatmak başlığıyla gerçekleştirilen billboard aksiyonu, sanal sergi ve kitap çalışması kamuoyuyla buluşuyor.

Çalışmada, feminist hareketin sloganları temelinde İstanbul Sözleşmesi’nin ‘yaşatan’ önemini vurgulamak amacıyla, 57 amatör ve profesyonel sanatçının, feminist sloganlar için ürettiği eserlere yer veriliyor.

EŞİK Platformu’ndan yapılan açıklamada, “İstanbul Sözleşmesi’nden hukuksuzca bir gece yarısı kararı ile çıkılmasını, tüm Türkiye’deki milyonlarca kadın+’yla birlikte kabul etmiyoruz. Bu nedenle İstanbul Sözleşmesi’ni ve taleplerimizi gündemde tutmak amacıyla 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında billboard eylemi, sanal sergi ve kitap gibi farklı görünürlük ve kullanım alanları açan bir çalışma gerçekleştirdik. 25 Kasım’da billboard’ları kullanarak Türkiye’nin birçok kentini feminist slogan ve taleplerle donattık, yaşamsal önemi olan haklı taleplerimizi sürekli görünür yapacak bir sanal sergi açtık ve bir kitap hazırladık.” ifadeleri kullanıldı.

Son 10 Yılda En Az 2 Bin 534 Kadın Erkekler Tarafından Öldürüldü

Sanatın Dönüştürücü Gücü ve Kapsayıcılık Vurgulanıyor

Çalışmanın ilk aşamasında, feminist hareketin sloganlarından oluşan bir slogan havuzu oluşturuldu. Amatör ya da profesyonel kadın+ sanatçıların, bu havuzdan seçecekleri sloganı sanatsal yöntemle yorumlama daveti, açık çağrıyla duyuruldu. Çağrıya yanıt veren sanatçılar tarafından seçilen sloganın Türkiye’de konuşulan anadilleri arasından seçilen bir dil eşliğinde kullanılması için katılımcılar teşvik edildi. Böylece feminist sloganların sanatsal yorumlarının ve Türkçe ile birlikte Türkiye’de konuşulan anadillerinden 18’inin yer aldığı tasarımlar oluştu.

Türkiye feminist hareketinin sloganları temelinde, sözleşmenin ‘yaşatan’ öneminin ve feminist hareketin taleplerinin, kadın+ sanatçıların eserleriyle yorumlandığı bu çalışmada, sanatın dönüştürücü gücü ve kapsayıcılık vurgulanıyor.

İstanbul ve Tunceli’de gerçekleşen billboard aksiyonu ile sanal sergi ve kitapta çalışmalarına yer verilen sanatçılar ise şöyle:

Arya Emek, Ayaz Yıldız, Alara Başar, Almila Kuş, Arzu Bulut, Berivan Doğan, Betül Handan Dallı, Büşra Bozdemir, Ceyda Ilgaz, Çiğdem Üçüncü, Derya Ülker, Diana Page, Didem Dayı, Dilara Açıkgöz, Dilara Kızıldağ, Ekin Levent, Elif Gamze Bozo, Elifnaz Ulusoy, Esra Baydar, Gülcan Eslek, Güliz Sağlam, Gülnaz Yılmaz, Gülşin Ketenci, Günseli Baki, Güzide Gündüz, Hatice Kapusuz, Hülya Bakkal, Irmak Dönmez, İpek Kamacı, Melek Süreyya Tok, Melis Berk, Bidanuk Meral Fidan, Meryem Güldurdak, Nur Aytaman,  Nilüfer Nurgül Özdemir,  Okyanus Çağrı Çamcı, Ödül Kazan Zanbak, Özge Özgün, Özlem Şimşek, Pelin Topçu, Raziye Kubat, Saadet Sorgunlu, Seda Elhan, Sema Tahincioğlu, Serra Akcan, Sevgi Atan, Sıdıka Çivi Vangöl,  Sultan Güner, Şafak Şule Kemancı, Şeli Abut Benhabib, Şenay Martinova, Tipim Kayık, Tuğçe Aydın, Vildan Dülgeroğlu, Yeşim Mutlu, Zeynep Atasoy.

Okumak için tıklayın

Yeşil Kültür

21. Yüzyılın Uygarlık Gündemi: Türcülük

-

Felsefe Kültür Sanat Derneği

Felsefe Kültür Sanat Derneği 2016’dan itibaren düzenli olarak sürdürdüğü Çankaya Felsefe Söyleşileri’nde, pandemi koşulları nedeniyle verilen zorunlu ara sonrasında Türkiye gündeminde hak ettiği yeri bir türlü alamayan bir konuya odaklanıyor: Türcülük ve veganizm.

Felsefe Kültür Sanat Derneği (FKSD), Özel Varlık Anadolu Lisesi ve Çankaya Kent Konseyi ile işbirliği içinde düzenlediği Çankaya Felsefe Söyleşilerinin üçüncü bölümünde bu yıl ‘21. Yüzyılın Uygarlık Gündemi: Türcülük’ teması ele alınacak.

Hayvan Özgürlüğü aktivisti, gazeteci ve yazar Zülâl Kalkandelen ile vegan aktivist ve Vegan Gazete yazarı Funda Uğraş’ın konuk olacağı Türcülüğün Argüman Dilenciliği başlıklı ilk oturum bu Pazar saat 14.00’de Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi Sabahattin Ali Konferans Salonunda gerçekleştirilecek.

İnsanlar Neden Vegan Oluyorlar?

Felsefe Kültür Sanat Derneği Türcülüğe Odaklanıyor

Söyleşi dizisi hakkında açıklama yapan FKSD Yönetim Kurulu Üyesi H. Bilge Coşkun-Apaydın, “Günümüz düşünce dünyası, felsefeden başlayan yolculuklar yerine felsefeye doğru yol almaya çalışan yolculuklar içinde düşünmenin sürekli olarak tıkandığı çıkmaz sokaklarla kuşatılmaktadır. Bu durum çağdaş yaşamlarımızın hemen her alanını ivedilikle işgal eden özgürlük, yasa, hukuk, demokrasi, cinsiyet, bilgi, bilim, teknoloji, türcülük vb gibi kavramların çoklukla eksik, temelsiz ve hatta yanlış bir gramerin içine yerleşmesine sebebiyet vermekte ve bu şekilde bu kavramların içerimlerinin pek çok kısmı ısrarla ve hatta kararlılıkla ıskalanmaktadır. FKSD olarak bu noktada nihayetinde bizzat felsefenin konusu olan bu kavramları, bizzat bu kavramlarla meşgul olanlara sorarak yürüttüğümüz Çankaya Felsefe Söyleşilerinde her sezon ana bir temaya odaklanıyor ve başka bir yerden değil bizzat felsefeden başlayarak yol almaya çabalıyoruz.” diye konuştu.

Çankaya Felsefe Söyleşilerinin ilk iki bölümünde Felsefenin Yaşamı & Yaşamın Felsefesi ve Felsefenin Bir Ürünü Olarak Eğitim temalarına odaklandıklarını belirten Coşkun-Apaydın, dizinin üçüncü bölümünde tümüyle vegan ve vejetaryenlerden oluşan yönetim kurulunun önerisiyle veganizm ve türcülük konusuna eğilmeye karar verdiklerini bildirdi.

Dünyada Vegan Yaşayan İnsan Sayısı Kaçtır?

‘Fikirlerimizi Sorgulamak İçin Herkesi Söyleşi Dizimize Davet Ediyoruz’

Söyleşi dizisinin ilk oturumunda Türkiye’de veganizmin tanınması ve yaygınlaşması noktasında yoğun emek sarf eden Zülâl Kalkandelen ve Funda Uğraş’la birlikte olacaklarını ve ilerleyen oturumlarda da Türkiye’de veganizm ve hayvan hakları üzerine bilgi, birikim ve duyarlılıklarıyla çaba sarf eden isimlerle yan yana olmaya devam edeceklerini bildiren Coşkun-Apaydın, “Felsefi iletişimin modaliteleri herhangi bir konudaki tartışmanın düzenlenmesi açısından büyük önem taşır. Bir tartışma ise, bireysel çalışmalarda öne sürülen düşünce ve fikirlerin birbirleriyle karşılaşmasını sağlayarak, kolektif bir kompozisyonun oluşturulmasına katkı sunar. Bu noktada felsefe söyleşileri yalnızca bir arada yaşama kültürünün tesisine katkı sunmakla kalmayıp, aynı zamanda felsefî duyarlılıkların toplumsallaşması noktasında da büyük bir rol üstlenir. Düşüncelerimizi ve düşünme biçimlerimizi genişletmek, fikirlerimizi sorgulamak ve değiştirmek için bu yıl türcülük, hayvan hakları ve veganizmle ilgili soruları olan herkesi söyleşi dizimize katılmaya davet ediyoruz.” diye konuşmasını tamamladı.

21 Kasım Pazar günü saat 14.00’de Çankaya Belediyesi Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi, Sabahattin Ali Konferans Salonunda gerçekleştirilecek olan etkinlik ücretsiz olup ilgili herkesin katılımına açıktır.

‘Veganlık Vicdan Hürriyeti Kapsamına Alınmalı’

Söyleşi Dizisinde Ele Alınacak Başlıklar

Türcülüğün Argüman Dilenciliği

İnsan Dışı Hayvanlar ve Haklar

Etiğin Anatomisi

Şefkatin Ekonomi-Politiği

Eziyetin Lezzetleri

Evi Sokak Olan Hayvanlar

Öznelerin Yaşamı

Vegan Bir Dünya: Ütopya mı, Zorunluluk mu?

Okumak için tıklayın

K2 TV

Buket Uzuner: ‘Tabiatın Efendisi Değiliz’

-

Buket Uzuner defne kaman iklim kurgu tabiat dörtlemesi

Yazar Buket Uzuner, K2 TV’ye konuk oldu. Edebiyatta iklim-kurgunun gelişimini anlatan Uzuner, siyasi partilerin iklim meselesi için kararlı bir programının bulunmadığını ifade etti.

İklim Krizi gündelik yaşamımızdaki etkisini artık iyiden iyiye hissettirmeye başlarken, edebiyat dünyasında da iklim-kurgu romanlara daha sık yer verilmeye başlandı. Özellikle Batı edebiyatında görülen denemeler, Türkiye’de de son dönemde gözlemlenmeye başladı.

Türkiye’nin öncü yazarlarından olan, Çevre Bilimci Buket Uzuner, tabiat dörtlemesi romanlarını, Defne Kaman karakterini ve ekoloji meselesinin insanlık için önemini, Gazeteci Bahar Ünlü’ye yorumladı.

Buket Uzuner: ‘Belki De Bütün Yazdıklarımı, Defne Kaman’ı Yazmak İçin Biriktirmişimdir’

Siyasi partilerin çevre ve iklim meselesine hazırlıklı olmadığını söyleyen Buket Uzuner, ekolojinin anaokullarına konmasını gerektiğini belirterek; Bir çocuğa anaokulunda bir ağacın canlı olduğunu, bir çiçeği kopardığında onun da annesi olduğunu, bir kediye tekme attığında onun da çok canının yanabileceğini atölyelerle toprağı sevmenin, çöpleri ayırmanın, deniz hayvanlarının plastikle nasıl öldüğünü anlatmanın çok önemli olduğunu düşünüyorum. Tabiatı bir cisimmiş gibi görüp, toprağı alıp satmak, kazmak, fethetmek, işgal etmek, sömürmek, sanki toprak böyle cansızmış gibi düşünüyoruz, bize öyle öğretiliyor. Durup düşünsek, öyle değil.” şeklinde konuştu.  

Edebiyatçının sorumluluk üstlenerek çağımızın sorunlarını yazmasını önemsediğini ifade eden Uzuner, “Belki de bütün yazdıklarımı, Defne Kaman’ı yazmak için biriktirmişimdir. Böyle bir ihtimal olduğunu şimdi düşünmeye başladım, bunu planlamamıştım. Bunun bir de bilge anneannesi var. İki karakterin Anadolu’yu dolaşarak, 21. yüzyıl Türkiye’sinin önemli sorunlarını çözmeleri üzerine kurulu. Tabi en büyük sorunumuz çevre ve iklim meselesi. Konuşulan hiçbir siyasi partinin gündeminde böyle bir şey yok. Çevreyle ilgili şunu yapacağım, tarımda bunu yapıcam, gıda meselesini, enerji sorununu şöyle çözeceğim diye bir program içerisinde söylemiyor. Arada bir iki cümle söylüyor. Benim bildiğim TİP’in, HDP’nin, Sol Parti’nin ve Yeşiller Partisi‘nin var. Yeşiller Partisi‘ne de kurulma izni verilmiyor, ilginç bir şekilde.” ifadelerini kullandı. 

‘Nükleer Lobi, İklim Krizi’ni Kullanıyor’

Okumak için tıklayın

Yerel

Beşiktaş’ta Revival Konserleri Başlıyor

-

Revival Konserleri Beşiktaş Belediyesi

Beşiktaş Belediyesi, Getir ana sponsorluğunda ve +1 katkılarıyla ülkemizin önde gelen müzisyenlerini Revival Konserleri ile bir araya getiriyor.

Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, 28 Ağustos – 5 Eylül tarihleri arasında Sanatçılar Parkı ve Barbaros Meydanı’nda gerçekleşecek olan konserlere tüm halkımızı davet etti.

Beşiktaş Belediyesi, pandemi nedeniyle yaklaşık bir buçuk yıldır devam eden kısıtlamalar sonrası, ‘Revival Konserleri’ düzenliyor. İlçede adeta festival havası estirecek olan “Revival Konserleri” 28 Ağustos – 5 Eylül tarihleri arasında Sanatçılar Parkı ve İstanbul’un en uğrak noktalarından Barbaros Meydanı’nda gerçekleşecek.

Başkan Akpolat: ‘Beşiktaş’ta 4 Bine Yakın Binanın Acil Dönüşümü Gerekiyor’

Revival Konserleri, Efsane Grup Moğollar ile Başlıyor

Ünlü isimlerin katıldığı konserlerde müzikseverler açık havada eğlencenin tadını doyasıya çıkaracak.

28 Ağustos’ta Moğollar’ın açılışını yapacağı konserler kapsamında Grup Gündoğarken, Kardeş Türküler, Melek Mosso ve Ceylan Ertem Sanatçılar Parkı’nda sahne alacak. 30 Ağustos Zafer Bayramına özel gerçekleşecek Türk pop müziğinin sevilen isimlerinden Gülşen konseri ise Barbaros Meydanı’nda dinleyicilerle buluşarak, Zafer Bayramı coşkusunu daha da artıracak.

‘Revival Konserlerimize Tüm Komşularımızı Bekliyoruz’

Müziğin iyileştirici gücüne vurgu yapan Başkan Akpolat şunları söyledi: “Müziğin gücüyle yeniden canlanmak için Beşiktaş’ta sanatçılar ile İstanbulluları tekrar bir araya getirmenin heyecanını yaşıyoruz. 28 Ağustos-5 Eylül tarihleri arasında Beşiktaş’ta birçok değerli sanatçımızın sahne alacağı Revival Konserlerimize tüm halkımızı bekliyorum.”

Başkan Rıza Akpolat: ‘Ortaköy Vadisi Projesini Hayata Geçireceğiz’

Beşiktaş’ta Yepyeni Bir Dayanışma Ağı: ‘Semt Kart Uygulaması’

Konser Programı

28 Ağustos – Moğollar / Sanatçılar Parkı

29 Ağustos – Grup Gündoğarken / Sanatçılar Parkı

30 Ağustos – Gülşen / Beşiktaş Barbaros Meydanı (Zafer Bayramı Özel Konseri)

1 Eylül – Kardeş Türküler / Sanatçılar Parkı (Dünya Barış Günü Özel Konseri)

4 Eylül – Melek Mosso / Sanatçılar Parkı

5 Eylül – Ceylan Ertem / Sanatçılar Parkı

Konserler İle İlgili Detaylar

Konser etkinliklerine katılım ücretsizdir.

Konserler saat 21.00’de başlayacaktır.

Etkinlik alanında HES kodu kontrolü ve ateş ölçümü yapılacaktır.

Etkinlik süresince maske ve mesafe kurallarına uyulacaktır.

* Kurum faaliyetleri ile ilgili tanıtım hizmetleri 

Okumak için tıklayın

Yeşil Kültür

Coşkulu Başlangıç: 4. Edremit Kitap Fuarı Kapılarını Açtı

-

edremit kitap fuarı

Balıkesir’in Edremit Belediyesi’nin 2017’den bu yana ‘Ölmez Ağacın Gölgesinde Kitap’ sloganıyla düzenlediği 4. Edremit Kitap Fuarı başladı.

8 gün sürecek fuarın açılışında konuşan Edremit Belediye Başkanı Selman Hasan Arslan, “Kitaplar zeytin misali bereketli, kitap okuyanlar zeytin yağı gibi hep üstte, kitap yazanlar ise zeytin ağacı gibi ölümsüzdürler”

4. Edremit Kitap Fuarı, Altınkum Belediye Tesisleri’nde başladı. Binlerce kitapseverin katıldığı açılışa Ahmet Ümit, Uğur Dündar, Barış Yarkadaş, Prof. Dr. Barış Doster, Necdet Saraç’ın haricinde CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, CHP Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Akın, Balıkesir Milletvekili Fikret Şahin ve belediye başkanları katıldı.

Edremitlilerin İsteği Gerçekleşti: Atatürk Heykeli Meydandaki Yerini Aldı

Selman hasan arslan

Başkan Arslan: ‘Kitap Yazanlar Zeytin Ağacı Gibi ölümsüzdürler’

Başkan Selman Hasan Arslan, “Edremit Belediyesi olarak ölmez ağaç zeytinin gölgesinde barışı ve kardeşliği, aklı ve bilgiyi büyütmeye devam edeceğiz. Biliyoruz ki, kitaplar zeytin misali bereketli, kitap okuyanlar zeytin yağı gibi hep üstte, kitap yazanlar ise zeytin ağacı gibi ölümsüzdürler. Unutmayalım, kitaplar insanı, insan dünyayı değiştirir. Kitaba ne kadar yakın durursak, medeniyetimiz de o kadar yükselir” dedi.

17 Ağustos Salı gününe kadar devam edecek 4. Edremit Kitap Fuarı’nda 50 yayın evi stant açarken, 200 yazar, şair ve gazeteci okurları ile bir araya gelecek. Fuarda Ataol Behramoğlu, Ayşe Kulin, Hakan Mengüç, Filiz Ali, İnci Aral, Kahraman Tazeoğlu, Nevzat Çelik, Sunay Akın, Işık Öğütçü gibi edebiyatçılar, Merdan Yanardağ, Serhan Asker, Nebil Özgentürk, Sinan Meydan, Tuncay Mollaveyisoğlu, Deniz Zeyrek, Murat Ağırel, Saygı Öztürk gibi gazeteciler söyleşilerle, imza günleriyle yer alacak. (İHA)

8 günlük detaylı fuar programına buradan ulaşabilirsiniz.

edremit kitap fuarı

Edremit, Kazdağları, Kuzey Ege Zeytinlik Alanlarını Bekleyen Büyük Tehlike

Okumak için tıklayın

Öne Çıkan Haberler