Connect with us

Politika

Canan Kaftancıoğlu, Cemal Canpolat ve Eren Erdem İçin Ne Söyledi?

canan kaftancıoğlu istinaf mahkemesi

CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, Cumhuriyet’ten Leyla Kılıç’ın sorularını yanıtladı. Önceki dönem il başkanı Cemal Canpolat ve Eren Erdem’in aday olacağı yönündeki iddiaları değerlendiren Kaftancıoğlu, “Arkadaşlarımızın adaylaşmaları benim ve CHP adına demokrasinin yaşatıldığının bir kez daha göstergesi olur.” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet’te yayınlanan Canan Kaftancıoğlu röportajı şu şekilde:

Canan Kaftancıoğlu: Kongreler İktidar Yarışı Değil Bir Bayrak Yarışıdır

İlçe kongreleri tamamlandı. CHP olarak nasıl bir süreç geçirdiniz? 

İstanbul’da verimli, keyifli ve demokrasinin oldukça yoğun yaşandığı bir kongre geçirdik. Ülkemizi demokrasiyle tanıştıran ve Cumhuriyeti demokrasiyle taçlandırmak için mücadele eden CHP’liler için kongreler iktidar yarışı değil bir bayrak yarışıdır. İstanbul’da da 39 ilçede 960 mahallenin tamamında sandık kurulmasıyla başlayan, adaylarımızın ve aday adaylarımızın çıkarak demokratik biçimde yarışmalarıyla devam eden kongre sürecimiz 9 Şubat’ta yapacağız il kongresiyle sona erecek.

Görev süreniz içinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı kazanıldı ancak CHP’li belediye sayısında değişiklik olmadı. Başarılı bir başkanlık süreci geçirdiğinizi düşünüyor musunuz? Nasıl geçti bu 2 yıl? 

İstanbul’un alınmış olmasını sadece bu son 2 yıla bağlamamız doğru olmaz. CHP’nin İstanbul’da çok uzun yıllardır süre gelen çalışmaları var. Biz de bu iki yılda gerçekleştirilen seçimlerde İstanbul’un kazanılması konusunda doğru adımları atarak o çok istediğimiz başarıyı elde etmiş olduk. Elbette diğer bir hedefimiz de İstanbul’un ilçelerinde belediye sayımızı artırmaktı. Bu seçimlerde bu hususta istediğimiz aşamaya geçemedik. Ancak bugün İstanbul’un tamamına, 16 milyona hizmet veren Büyükşehir Belediyemiz emin ellerde sosyal demokrat bir anlayışla yönetiliyor. Hedeflerimiz için daha çok çalışmaya; fazlasını yapmaya hazırız. İstanbul yeniden halkın oldu ama dahası var. Türkiye’de de halkın iktidarını kuracağız. 37. İstanbul Olağan İl Kongremizin sloganı da ‘İstanbul artık bize dar, İstanbul Türkiye’ye tek yön iktidar’olacak.

canan kaftancıoğlu

Canan Kaftancıoğlu, Cumhuriyet’ten Leyla Kılıç’a konuştu.

Canan Kaftancıoğlu: CHP Örgütü ve CHP Vicdanı Çok Kıymetlidir

Yerel seçimler öncesi istifa etmiştiniz. İstifa gerekçeniz neydi? Bunun örgütte bir kırılma yarattığını düşünüyor musunuz? 

O dönem yaşanan ve biten bir durum. Örgütümüzün vicdanı ve aklı gerekeni zaten her zaman yapmıştır ve yapıyor. O dönem zaten böylesi bir istifayı örgütümün bana geri bildirimiyle geri çekmiştim. Örgütümüzde bir kırılma yok aksine birleşme var.

Henüz adaylığınızı açıklamadınız. Geçtiğimiz seçimlerde 7 oy farkı ile kazanmıştınız. Nasıl bir kongre yaşanacak? 

Bu kongrenin nasıl geçeceği, en başında mahalle seçimleri ile kendini gösterdi. Demokrasinin olduğu ve demokrasinin yaşatıldığı her noktada kongreler hareketli, hararetli geçer ama parti için memleket için faydalı sonuçlar çıkar. CHP kendi içerisinde demokratik süreçler yaratıyor. Benim tarafım partiyi iktidara taşıyacak kadroların seçildiği kongrelerdir. CHP örgütü ve CHP vicdanı çok kıymetlidir. Bizi bekleyen kongrenin ve bu seçim sürecinin her zaman olduğu gibi demokrasiden yana olacağına eminim.

Beraber yürüdüğünüz başka adayların da isimleri konuşuluyor? Örneğin; Cemal Canpolat, Eren Erdem gibi. Bunlar için ne söylersiniz?

Biz Saray’daki gibi demokrasiyi sadece kendimiz için isteyenlerden değiliz. O nedenle CHP’de bütün dönemlerde adaylar yarışmıştır. Ortaya bir iddia koymak kadar güzel bir şey yoktur. Her şeyin ve herkesin daha iyisi, daha ideali vardır elbette. Geçmişten bugüne verilen mücadelede hep birlikte elde ettiğimiz mücadelenin üzerine fazla şey katacağını düşünerek farklı ideallerle aday olan herkes çok kıymetlidir ve ben bunu çok önemserim. Bu yarış doğruya ulaştırır. O yüzden ismi geçen ya da henüz geçmeyen arkadaşlarımızın adaylaşmaları benim ve CHP adına demokrasinin yaşatıldığının bir kez daha göstergesi olur.

39 İlçede İlçe Başkanlık Binaları Satın Alınacak

Seçilmeniz halinde neler yapacaksınız?

Bu ülkenin en güçlü toplumsal kesimi olan güvencesizler üzerine İstanbul’da çok ciddi çalışmalarımız olacak. Seçimlere yoğunlaşmak değil, yurttaşların gündelik sorunlarına daha fazla eğilmek istiyoruz. Benim de İstanbul’da buna yönelik çalışmaları arttırmak en büyük amacım. İstanbul örgütü olarak çok uzun yıllardır yeni il başkanlığı hayali vardı bunu gerçekleştirdik. Önümüzdeki süreçte İstanbul’un 39 ilçesinde ilçe başkanlık binalarını satın alacak. Örgütümüzle böyle bir çalışma başlatacağız. Her ilçe başkanlığına kurumsal bir kimlik kazandıracağız. Bu binalar önce örgütün sonra halkın binaları olacak.

 “İstanbul İttifakı” sürecek mi? 

 Elbette sürecek. İstanbul ittifakı dediğimiz şey 16 milyon İstanbullu aslında. Bütün partilere oy vermiş olan, bugüne kadar farklı siyasi düşünüşlerde olan, herhangi bir siyasi partiye üye olmayan herkesle bu çalışmalarımız devam ediyor. İstanbul’da biz siyasilerden daha öte halkın kendi içinde kurduğu ittifakı bozmaya kimsenin gücü yetmeyecek. Ben de her fırsatta bu ittifakı genişletmek ve büyütmek için çalışmaya devam edeceğim. Biz hiçbir vatandaşımızın geleceğiyle ilgili ekonomik ya da sosyal kaygılar taşımadığı, özgürlüğün ve adaletin hakim olduğu, herkesin ülke yönetiminde temsil edilebildiği demokratik bir Türkiye hayalini hayata geçirmek istiyoruz.

Biz Üyelerimizi İstatistiksel Bir Değer Olarak Görmüyoruz

Geçtiğimiz hafta sonu CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun da katılacağı üye katılım törenini Elazığ’da yaşanan deprem felaketi nedeniyle ertelediğinizi duyurmuştunuz. Törenin gerçekleştirileceği tarih belli oldu mu? Yapılan kampanya ile kaç üye partiye dahil oldu?

Elazığ merkezli meydana gelen deprem felaketi hepimizi derinden etkiledi. Ne yazık ki acı haberlerin peşi sıra gelmesiyle biz de CHP İstanbul İl Başkanlığı olarak deprem komisyonumuzu oluşturduk ve o gece Elazığ’a gittiler. Komisyonumuz halen Elazığ’ta. İstanbul’daki belediyelerimizin, ilçe örgütlerimizin, halkımızın bölgeye gönderdiği yardımların koordineli bir şekilde ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması için süreci takip ediyorlar; vatandaşların dertlerine çare üretmeye çalışıyorlar.

Hafta sonu böyle acı bir olayla karşılaşınca planladığımız üye katılım törenimizi ertelemenin daha doğru olacağına karar verdik. Törenimizi önümüzdeki haftalarda yine Genel Başkanımızın katılımıyla İstanbul Kongre Merkezi’nde gerçekleştireceğiz.

AKP’nin oldukça fazla sayıda üye kaybettiği son dönemde biz sadece İstanbul’da da değil Türkiye’nin her yerinde halkımızın CHP’ye olan ilgi ve alakasının yoğun bir şekilde arttığını görüyoruz. Bu sebeple böyle bir kampanya başlatmıştık. “CHP’ye üye ol sen CHP ol” diyerek yaptığımız üyelik kampanyasına iki bin kişilik başvuru oldu. Ne mutlu ki böyle bir çağrıya oldukça kısa bir sürede büyük bir talep geldi.

Biz üyelerimizi istatiksel bir değer olarak görmüyoruz. Bu yüzden aramıza katılacak arkadaşlarımızın parti eğitimlerinin planlanması, üye olma motivasyonlarının ölçülmesi ve bu motivasyondan kaynaklı partimize nasıl katkıda bulunacaklarının planlandığı bir çalışmamız söz konusu. Bu nedenle açıkçası beni kongrelerden daha fazla heyecanlandıran durum partimize olan bu ilgi. Bu bizim ilk üyelik kampanyamız ve bunu katlayarak devam ettireceğiz.

İstanbul’daki toplam üyelerimizin yüzde 12’si genç üye. Yani 30 yaşın altında. Bizim en temel öncelikli hedefimiz gençlerin partimiz bünyesinde örgütlü politik çalışmalara dahil olmasını sağlamak. Bunun üzerine ciddi çalışmalar yapıyoruz ve kısa süre sonra hayata geçirmeye başlayacağız. Bu üye kampanyamız sonucu partimize katılan 2 bin kişinin de yüzde 45’i 30 yaşın altında.

Siz ve Kemal Bey 39 ilçe başkanı ile bir araya geldiniz. Kemal Kılıçdaroğlu’nun yapılan toplantıda bir dönem daha sizinle devam edilmesi yönünde talimat verdiği bazı kesimlerce iddia edildi. Buna ilişkin ne söylersiniz? Bu söylenti CHP gruplarında da oldukça tartışılıyor…

Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu, geçtiğimiz hafta sonra eren kongrelerimizde seçilen 39 ilçe başkanımızla bir tanışma toplantısı gerçekleştirdi. Hem ben hem de Genel Başkanımız bu toplantıda ilçe kongrelerimizin demokratik bir süreçte gerçekleştirilmesinden ve yönetilmesinden dolayı ilçe başkanlarımıza teşekkür ettik. Toplantıda isimlerden ziyade partimizi iktidara taşıyacak anlayış üzerinde duruldu. Genel Başkanımız, da çiçeği burnunda ilçe başkanlarımıza partiyi iktidarı taşımak için yapılması gereken çalışmalardan söz ederek partiyi iktidara taşıyacak anlayışın nasıl olması gerektiğini anlattı.

Politika kategorisindeki diğer haberler için: http://k2haber.com.tr/category/politika/

Ekoloji

CHP’li Gökan Zeybek: Çevreyi, Çevre Bakanlığı’ndan Koruyoruz!

-

beykoz dereseki

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, İstanbul’un Beykoz ilçesindeki doğal sit alanını plan değişikliğiyle imara açtı. İmar kararına İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin itiraz etmesinin ardından mahkeme, imar planı değişikliğini nesnellikten uzak ve hukuka aykırı bularak iptal edilmesine karar verdi.

K2 HABER | Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, İstanbul Beykoz’da doğal sit alanını plan değişikliğiyle imara açmasına İstanbul Büyükşehir Belediyesi itiraz etti. İtirazın ardından mahkeme, değişikliği hukuka aykırı bularak iptal etti. CHP İstanbul Milletvekili Gökan Zeybek mahkemenin iptal kararını sosyal medya hesabından duyurarak, çok değerli bir yeşil alanın rant odaklarının elinden kurtulduğunu açıkladı.

Zeybek’in açıklamaları şu şekilde:

“Çevreyi ve doğayı, temel görevi çevreyi ve doğayı korumak olan Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’ndan koruyoruz! Beykoz Dereseki Mahallesi’ndeki yemyeşil ‘doğal sit alanı’ Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yapılaşmaya açıldı.

Yaşanılabilir bir İstanbul için var gücüyle çalışmalarını sürdüren İstanbul Büyükşehir Belediyemiz yeşili, doğayı, yaşamı korumak için konuyu mahkemeye taşıdı, haklı davasını açtı ve kazandı. Böylece çok değerli bir yeşil alan rant odaklarının elinden kurtuldu.

Mahkeme tarafından yapılan inceleme sonucunda Bakanlık tarafından yapılan değişikliğin nesnellikten uzak olduğu ve bölgenin doğal dokusu ve topografik koşullarını yansıtmadığı tespit edildi. Mahkeme bu nedenle hukuka aykırı plan değişikliğinin iptaline karar verdi.

Başta Sn. Başkan Ekrem İmamoğlu olmak üzere; İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin değerli yöneticilerini kutluyor, bu kararın 16 milyon İstanbullunun zaferi olarak nitelendiriyorum.”

CHP’li Zeybek’ten Meclis’e Kanun Teklifi: ‘Su Hakkı, İnsan Hakkıdır’

Ne Olmuştu?

Beykoz Dereseki mahallesinde doğal sit alanı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yapılan plan değişikliği ile yapılaşmaya konu edilerek, ticari olarak değerlendirilmişti. Bunun üzerine karar, İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından mahkemeye taşınmıştı.

Mahkeme tarafından yapılan inceleme sonucunda Bakanlık tarafından yapılan değişikliğin; nesnellikten uzak olduğu ve bölgenin doğal dokusu ve topografik koşullarını yansıtmadığı tespit edilerek, hukuka aykırı plan değişikliğinin iptaline karar verildi.

Okumak için tıklayın

Politika

Barış Terkoğlu: İmamoğlu’nu Ortadan Kaldırmaya Hazırlanıyorlar

-

barış terkoğlu ekrem Imamoğlu taksim tören 30 ağustos

Gazeteci Barış Terkoğlu Cumhuriyet’teki köşesinde İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun yargı eliyle ‘siyasi yasaklı’ hale getirilmeye çalışıldığını yazdı.

K2 HABER | Gazeteci Barış Terkoğlu, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu arasındaki ‘ahmak’ tartışmasını ve ardından YSK’ya yönelik hakaret edildiği iddiasıyla açılan davayı hatırlatarak yaşananların perde arkasını anlattı. Terkoğlu,  “İmamoğlu’nu ortadan kaldırmaya hazırlanıyorlar” başlıklı yazısında, şunları aktardı:

“Ben de hükümete destek veriyorum. Hatta eşim, hükümetin desteklediği 2 No’lu Baro’da çalışıyor. Ancak ben hâkimim. Tarafsızlığımı korumak zorundayım. Buna rağmen bazı savcılar aracılığıyla, İmamoğlu’na iki yıldan fazla ceza vererek, onu siyasi yasaklı hale getirmem telkin edildi. Bu suçlara ilişkin daha önce verilmiş kararları inceledim. Vicdani olarak, böyle bir cezanın adaletsiz olacağını gördüm. İmamoğlu hakkında, asgari sınırdan ceza verip, hükmün açıklamasını ertelemenin en doğrusu olacağına karar verdim. Bunu birkaç kişiye de söyledim. Durumdan haberdar olan ve adliyeyi yöneten bir isim, hükümetle görüşerek atamamı yaptırdı.”

Terkoğlu, “Zengin’in adını verdiği ismi, hukuki nedenlerle yazmıyorum” notunu düştü. Terkoğlu, “Yeni göreve getirilen hâkim, Hüseyin Zengin’in kabul etmediği şartları kabul ederek mi göreve geldi, bilmiyorum. Ancak hâkimlerin siyasi cinayet işlediği bu senaryoda, muhalefetin rıza göstermekten daha fazla yapabilecekleri var. En basiti, HSK’de Millet İttifakı’nın üç üyesi var. Bu yazı bile, konu üzerine müfettiş görevlendirilmesi için gerekçe yapılabilir. İddiaları inceleyen müfettişler, sürecin tüm aktörleri ile görüşebilir. Belki de Hâkim Zengin, her şeyi yalanlayan bir açıklama yapar! Yine de yaşananlar kamuoyu ile paylaşılarak, hazırlanan kumpas bozulmaya çalışılabilir” diye yazdı.

‘Bu Saatten Sonra İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu Millete Emanettir’

Ne olmuştu?

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, seçimlerden sonra Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi’nde konuştu. Konuşmasına Türkiye Cumhuriyeti hükûmetine teşekkür ederek başlayan İmamoğlu, belediyelere kayyum atamalarını ve İstanbul seçimlerinin iptal edilmesini eleştirdi. Seçim iptaline ilişkin “Sadece üç ayda, 13 bin oydan 806 bin oya çıkan bir farkla bedel ödeten bir halk var” diyen İmamoğlu’na yanıt İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’dan, 3 gün sonra geldi. Soylu, “Avrupa Parlamentosu’na gidip, Türkiye’yi şikâyet eden ahmağa söylüyorum, bunun bedelini bu millet sana ödetecek” dedi. İmamoğlu ise buna, “31 Mart’ta seçimi iptal edenler ahmaktır” diye yanıt verdi. Bunun üzerine, sözlerin muhatabı Soylu olmasına rağmen “Seçimi YSK üyeleri iptal etti, öyleyse bu hakaret yargı mensuplarına” denilerek İmamoğlu’na hapis cezası talebiyle dava açıldı. Davanın duruşması 11 Kasım’da. Bu duruşmadan karar çıkabileceği konuşuluyor.

Okumak için tıklayın

Politika

İlker Öztürk Kimdir? Eğitimi, Hayatı ve Kamudaki Görevleri

-

İlker Öztürk kimdir ibb

İlker Öztürk kimdir? İBB Gençlik ve Spor Müdürü İlker Öztürk’ün ‘Spor Yöneticiliği’ ve ‘Beden Eğitimi’ bölümlerinden diploması bulunmaktadır.

K2 HABERİstanbul Üsküdar doğumlu olan İlker Öztürk, Türkiye Güreş Federasyonu Yönetim Kurulu Üyeliğinin yanı sıra Türkiye Muay-Thai Federasyonu Üniversite Kurulu üyeliği görevlerinde bulunmuştur. Şu an İstanbul Büyükşehir Belediyesi Gençlik ve Spor Müdürü olan Öztürk’ün Milli Eğitim Bakanlığı’ndan birçok kez ödüllendirilmiştir.

‘Bu Saatten Sonra İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu Millete Emanettir’

İlker Öztürk Kimdir?

İlker Öztürk, İstanbul Üsküdar doğumludur. Lisans öğrenimini Marmara Üniversitesi’nde “Spor Yöneticiliği” ve “Beden Eğitimi” bölümlerinde çift anadal yaparak bitirmiştir. Öztürk, 2009 yılında “Osmanlı’dan Günümüze Ulaşım Sistemleri ve Demiryolları” konusunda verdiği tezle İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi İktisat Tarihi Bölümünde lisansüstü eğitimini tamamlamıştır.

1997 yılında Milli Eğitim Vakfı İlköğretim Okulu’nda başladığı kariyerine Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı okullarda eğitimci ve yönetici olarak devam etmiştir. Çalışmalarından dolayı bağlı olduğu Kaymakamlık, Valilik ve Milli Eğitim Bakanlığı tarafından birçok kez ödüllendirilmiştir.

İlker Öztürk, uzun bir dönem;  karate, thai-boks gibi, bireysel spor dalları ilgilenmiştir. Futbol’da amatör ve profesyonel liglerde forma giyen Öztürk, Türkiye Güreş Federasyonu Yönetim Kurulu Üyeliği’nin yanı sıra Türkiye Muay-Thai Federasyonu Üniversite Kurulu Üyeliği görevlerinde bulunmuştur. Öztürk, Çengelköy Şehit Okan Altıparmak Anadolu Lisesi’ndeki yöneticilik görevine devam ederken, 25 Mart 2020 tarihinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu tarafından Gençlik ve Spor Müdürü olarak atanmıştır.

Çeşitli dergilerde ve internet sitelerinde makaleleri yayımlanan Öztürk’ün deneme türünde kaleme aldığı “Aralıktan Sızanlar” ve roman olarak yazdığı “Sessizce” isimli kitapları bulunmaktadır.

‘Ekrem İmamoğlu Şeytan Kovalamaktan Namaza Vakit Bulamıyor’

Okumak için tıklayın

Politika

Helalleşme Sürüyor: Kılıçdaroğlu Açtığı Yoldan Yürümeye Devam Ediyor

-

başörtüsü kılıçdaroğlu teklif

Cumhuriyetimizin ilk yüz yılında en çok tartışılan siyasi konuların başında gelen “başörtüsü” konusu, Cumhuriyet’in ikinci yüz yılına adım atmaya hazırlandığımız bu dönemde yeniden gündem oldu. Bu sefer konuyu gündeme CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu taşıdı.

DENİZ KILIÇ | Son kurultayında kabul edilen “İkinci Yüz Yıla Çağrı Beyannamesi” ile CHP, Cumhuriyet’in ikinci yüz yılına yaklaştığımız bu dönemde Türkiye’nin 5 temel sorununa karşı 13 çözüm önerisi sunuyordu. Aslında CHP, Cumhuriyetin ilk yüz yılında yaşanan sorunları ikinci yüz yılına taşımama kararlılığı sergiliyor. Dolayısıyla burada siyaseten tutarlılık olduğunu, Kılıçdaroğlu’nun son iki yıldaki politikasını takip edenler biliyor.

Kılıçdaroğlu’nun “Helalleşme” başlığı altında attığı adımlar bugüne kadar CHP tarafından konuşulmayan hatta yaklaşılmayan konulardı. Başörtüsü konusu da bu helalleşme programının kapsamında değerlendirmek gerekiyor.

Başörtüsü teklifiyle, CHP iktidarında muhafazakar kesimin endişelenmemesi gerektiğini gösterilmek istendi. Üstelik bunu yaparken de siyasi bir vaatte bulunulmadı. Bir siyasetçi olarak çözüme kavuşturulması için samimi bir adım atıldı. Ana muhalefet partisi olarak konunun yasal güvenceye alınması ve bir daha siyasetin gündeminde olmaması gerektiğini vurguladı.

Kılıçdaroğlu’nun başörtüsü çıkışı tabi bazı kesimler tarafından da eleştirildi. Bu eleştirilerin de mutlaka dikkate alınması gerekiyor. Ancak şu da bir gerçektir ki, teklif muhafazakar kesimlerce de destek gördü.

Yürüyüş: Kılıçdaroğlu Ne Söyledi, Ne Yaptı ve Şimdi Ne Yapmak İstiyor?

Kılıçdaroğlu Parti Örgütünün Desteğiyle Yürüyor

Konuyu CHP’liler açısından ele almak gerekirse; 23 Eylül’de CHP’nin TBMM grubunun İzmir Seferihisar’da gerçekleşen yeni yasama yılı toplantısı öncesinde konuşan Kemal Kılıçdaroğlu: “Bazen çok fazla bir şey söylemeye gerek yok. Sokaktaki vatandaşımız da biliyor. Ezen sisteme beraber direnmek zorundayız ki bizden sonra geleceklere güzel bir Türkiye bırakabilelim. Biz cesaretle çalışmaya devam edeceğiz. Bu tabloyu değiştirmek zorundayız. Sürekli yürümeye ilerlemeye kararlıyım. Hiçbir şey inandığım yoldan geri çeviremez. Bu ülkeyi seven insanların umutları ve duaları her yerde bizimle birlikte yürüyor.” ifadelerini kullandı.

Aynı konuşmasının devamında Kılıçdaroğlu şu şekilde devam etti; “Özgürlük, doğruluk, adalete susamış halka kurtuluşu beraber getireceğiz ama şunu da artık bilme zorundayım. Gerçekten benimle birlikte misiniz? Bazılarınızın sesi çıkmıyor. Bazılarınızın da isteyerek ya da istemeyerek zarar verdiğini de görüyorum. Ama artık karar verin. Beraber yenecek miyiz, yenmeyecek miyiz? Benimleyseniz benimle olduğunuzu da artık hissetmek istiyorum. Sırtımı size yaslayacağımı bilmek istiyorum.” diyerek partili milletvekillerine çok net bir soru sordu.

Kılıçdaroğlu’nun bu konuşmasında “Kararlı ve cesaretli bir yol açtım ve sonucu ne olursa olsun, bu yolda yürümek istiyorum ancak bu yolda ben yürürken de siz de benimle misiniz?” demek istedi. Buradan bunu anlayabiliyoruz. Salondaki CHP’li vekiller de bunu böyle anladılar ki Kılıçdaroğlu’nu ayakta alkışlayarak “seninleyiz, yanınızdayız” diyerek destek verdi. Bu konuşmanın akabinde başta CHP’liler olmak üzere sosyal medyadan Kılıçdaroğlu’na destek mesajları yayınlandı. ‘Yanındayız Kılıçdaroğlu’ etiketi Twitter’da gündem oldu.

CHP’nin İktidar Manifestosu: İkinci Yüzyıla Çağrı Beyannamesi

Sorunları Cumhuriyet’in İkinci Yüzyılına Taşımama Kararlılığı

Özetlemek gerekirse uzun yıllardır iktidar hasreti çeken CHP’liler, liderine açıkça destek verdi. Bu destek sonrasında Kılıçdaroğlu ‘başörtüsü’ konusunu gündeme taşıdı. Yani partisinin de desteğini arakasına alan Kılıçdaroğlu, bundan sonraki süreçte hangi konuyu gündeme taşırsa taşısın parti örgütünün desteğinin yanında olduğunu bilerek davranacaktır.

Kılıçdaroğlu’nun bu çağrısı, CHP tarihinde olduğu gibi Türkiye siyasi tarihi açısından da önemli bir çağrı olarak kayıtlara geçti. Toplumu kucaklamak isteyen, bugüne kadar konuşulmamış hatta konuşulmaya cesaret dahi edilemeyen konuları dile getiren, CHP’yi ve Türkiye’yi Cumhuriyet’in ikinci yüz yılına sorunsuz bir şekilde ulaştırmayı hedefine koyan Kılıçdaroğlu açtığı yolda kararlılıkla yürüyor. Sonuçlarını zaman hepimize gösterecektir.

Okumak için tıklayın

Ekoloji

Tütün Hasadı Beklentiyi Karşılamadı: Çiftçi Zor Durumda

-

Türkiye’nin en önemli tütün çeşidinin yetiştirildiği Adıyaman’ın Çelikhan ilçesinde hasat yapıldı. Tek geçim kaynağı tütün üreticiliği olan ilçede hasat yapan çiftçiler artan maliyetler karşısında ürünlerinin hak ettiği değeri görmediğini ifade ediyor.

K2 HABER | Her yıl ortalama 10 bin ton tütün üretilen ilçede bu yıl yaşanan tarımsal hastalıktan dolayı rekolte yüzde 40 düştü. Üretimde kullanılan mazot, gübre ve ilaç fiyatlarının büyük oranda zamlanması nedeniyle bu yılki hasattan umduğunu bulamayan tütün üreticileri, mevcut şartların bu şekilde devam etmesi durumunda üretimi bırakmak zorunda kalacaklarını söylüyor.

VOA Türkçe’ye konuşan tütün üreticileri, “Dünyanın en iyi tütününü işliyoruz ama yine de geçinemiyoruz. Yetkililerin bir an önce tütün üretimini yasal bir çerçevede desteklemesi gerekiyor“ dedi.

Ata mesleği olan tütün üreticiliğinin zor dönemlerden geçtiğini belirten Adıyamanlı çiftçi Hasan Şişman, “Atalarımızdan, dedelerimizden bu yana günlük yaşamda bütün ihtiyaçlarımızı bu tütün üreticiliğinden kazandığımız parayla karşılıyoruz. İlçemizin coğrafi şartları tütün tarımına çok uygun. Dünyanın en iyi tütün çeşitlerinden birini Çelikhan’da üretiyoruz ama geçmişten bugüne tütün ekonomik dengeler karşısında değerini çok fazla yitirdi. Artık evimizin ihtiyaçlarına bile cevap veremez hale geldi’’ diye konuştu.

Çiftçi-Sen: ‘Tütün Üreticilerinin Tutuklanması Kabul Edilemez!’

Ekonomik Depremler Altında Ezildik, Üretim Yapamaz Hale Geldik

Tütün fiyatlarını resmi bir kurum yerine birçok tarım ürününde olduğu gibi tüccarların belirlemesi nedeniyle emeklerinin ucuza satıldığını ifade eden Hasan Şişman, şu ifadeleri kullandı: “Bizim tütün fiyatlarını maalesef tüccarlar belirliyor. Üreticinin fikri sorulmadan devre dışı bırakılıyor. Biz de tüccarın insafına kalmışız. Tüccar emeğimize ne kadar fiyat verirse satmak zorundayız. Durumumuz o kadar kötü ki biz üreticiler şu anda üretip üretmeme fikri arasında gidip geliyoruz. Ülkemizdeki son zamanlarda artan mazot, gübre ve ilaç fiyatları da üzerimizdeki yükü daha da arttırdı. Biz geçtiğimiz yıllarda 1 kilogram tütün karşılığında 75 kilogramlık 2 çuval un alabiliyorduk. Ama şu anda 1 kilogram tütün karşılığında 25 kilogramlık bir çuval un bile alamıyoruz. Ekonomik depremler karşısında bu kadar çok ezildik ve artık bitme noktasına geldik. Biz tütün üretiminin artık gerçek manada uygulanabilir bir yasal çerçeveye alınmasını istiyoruz. Ayrıca vergisinin de düşürülmesini istiyoruz. Yoksa burada üretim tütün adına ölmüş olur.

Dünyanın En İyi Tütünü Bizde Ama Değeri Yok

Çelikhan tütününü dünyaya tanıtmak ve piyasada hak ettiği değeri bulmasını sağlamaktır“ diyen Çelikhan Tütün Üretim ve Pazarlama Kooperatifi Başkanı Abdurrahman Kaya, “Çünkü piyasadaki her şey 3-5 kat zamlandı ama tütünümüz hiç yükselmedi. Biz Almanya’ya tütün fuarına katılmıştık. Orada dünyanın birçok yerinden tütün gelmişti ama hiçbir tütün bizimki kadar iyi değildi. Ama onlar 1 kilogram tütünü 2 bin 500 liraya kadar satabilirken bizim burada tütünümüze biçilen fiyat 100 ila 150 lira arası. Bu çiftçinin emeği açısından çok ayıp bir durum’’ dedi.

Okul harçlığını kazanmak için tütün tarlasında çalışmaya geldiğini belirten işçilerinden Remziye Kurt ise, 1 günlük çalışma karşılığında kazandıkları 230 TL ile bir şeyler almanın artık çok zor olduğunu ifade etti.

Okumak için tıklayın

Politika

Cumhuriyetin İkinci Yüzyılını Hangi Fikirlerle İnşa Edeceğiz?

-

murat büyükyılmaz

Alacakaranlık günlerden geçiyoruz. Hem ülkemiz hem de dünyada durum böyle; her bölümü merak ve heyecanla başlayan, endişeyle sona eren ama her dakikasında tedirginlik hakim olan uzun soluklu bir televizyon dizisinde yaşar gibiyiz. Salgın, deprem, savaş, ekonomik kriz, ekolojik kriz, gıda krizi; kriz, kriz, kriz… Ama bir yandan da her fırsatta her dik duruşta tazelenen umut.

Murat Büyükyılmaz | Türkiye açısından ise 20 yıldır süren dizi herkesi sıktı, kabak tadı verdi, başrol oyuncusu tek adam ve sülalesi dışında herkes artık bitmesi gerektiğinde hemfikir. Yerine neyin gösterime gireceği ise henüz belli değil…

Gittikçe daha da ısınan Türkiye siyasetinde 6’lı masanın ne kadar sağlam olduğu, Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayının içeriden mi dışarıdan mı olacağı, Türkiye’nin üçüncü ittifakı olarak ilan edilen Emek ve Özgürlük ittifakının oy oranının ne ve Cumhurbaşkanı adayının kim olacağı gibi pek çok konu her geçen gün daha da hararetle tartışılıyor.

Elbette uzun süredir beklenen ve artık zirveye ulaşan değişim isteğinin sık sık erkenden yapılması dillendirilen seçimlerin nihayet yaklaşması ile bu başlıkların ilgi çekmesi ve tartışılması normal. Ama sadece bunların tartışılması, işte o bence çok anormal.

Diyelim ki masa sapasağlam, diyelim ki masadan biri aday gösterildi, diyelim ki Emek ve Özgürlük İttifakı da yüzde 15 oy alıyor ve ilk turdan Millet İttifakı’nın adayını destekliyor ve bir cumhurbaşkanı seçiyoruz-seçtik. Herkese hayırlı olsun…

Peki bu Cumhurbaşkanı girişte saydığımız içkin ya da içselleşen yapısal sorunlara ve çelişkilere nasıl müdahale edecek? Yahu tek başına istediğini yapabilme yetkisini teslim edeceğimiz bu insan bu kadar çelişkili ve derinleşmiş sorunları hangi fikirleri yaşama geçirerek çözüme kavuşturacak?

Kazım İsyandır: Hepsinden Önemlisi Bir Devrimciydi

Önce memleketin temel sorunlarını tespit etmek gerekiyor…

Erdoğan’ın istemeye istemeye veda edeceği koltuğu sırtlayıp Çankaya’ya taşıyacak muhtemel isimlerin en önde geleni olan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Lideri ve İzmir Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu’nun 25 Temmuz 2020 tarihinde Partisinin “İktidar Kurultayı”nda kamuoyu ile paylaştığı İkinci Yüzyıla Çağrı Beyannamesi’nde yer alan Tek Kişilik Saray Hükümeti yönetiminde Türkiye’nin karşı karşıya bırakıldığı 5 temel sorun tarifi, temel sorunlarımız tartışmasına makul bir başlangıç zemini sağlıyor.

– Demokrasi sadece kâğıt üstünde kalmıştır. Yasama, yargı ve medya bir kişinin vesayeti altındadır.

– Ekonomik bağımsızlığımız tehlike altındadır.

– Vatandaştan toplanan vergilerin ve yapılan borçlanmaların büyük bir kısmı içeride ve dışarıda bir avuç çıkarcıya aktarılırken, milletimiz korkunç bir işsizliğe mahkûm edilmektedir.

– Dış politikada, egemen güçlerin taleplerine boyun eğen bir Türkiye profili ortaya çıkmıştır.

– Sürekli değişen eğitim politikalarıyla, Türkiye bilgi çağından koparılmıştır. Çocuklarımız eğitimde adeta denek olarak kullanılmaktadır.

– Etnik kimlik, yaşam tarzı ve inanç eksenli siyasetle toplumsal barışımız derin yara almıştır. “Tek Kişilik Saray Hükümeti”, iktidarını sürdürmek için kamplaşmayı, kutuplaşmayı ve ayrışmayı çözüm olarak sürdürmektedir.

Elbette bu başlıklar genişletilmeye ve derinleştirilmeye muhtaç; fakat sadece isim tartışmasının ötesine geçen bir çözüm paradigmasının başlangıç zeminini oluşturması açısından bile değerli.

Kısacası; gerçek sorunlarımızı masaya yatırıp gerçek çözümler önerecek fikirlerimizi tartışmamız gerekiyor.

Erdoğan’ın ardından Türkiye’nin Cumhurbaşkanının kim olacağını tartışırken aday arayışının 6’lı masanın dışına taşması gerektiğini ifade eden Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş’ın, “Yurttaşı özne kılalım. Aday belirleme sürecinde kadın örgütlerini, gençlik örgütlerini, kitle örgütlerini çağırın ve dinleyin. Aday belirleme süreci 6’lı Masa’nın dışına taşmak zorunda.” önerisi, aday isim arayışının ötesinde; Türkiye Cumhuriyeti’nin ikinci yüzyılına girerken karşı karşıya bırakıldığımız sorunlara nasıl bir iktidar fikri ile müdahale edeceğimizin, toplumun tüm kesimlerinin katılımıyla belirlenmesi açısından son derece önemli.

İkinci yüzyılı kiminle açacağımızın ötesinde, hangi sorunlara hangi fikirlerle çözüm bulacağımız en önemli soru olarak ortada duruyor: Cumhuriyetin ikinci yüzyılını hangi fikirlerle inşa edeceğiz?

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun açtığı İkinci Yüzyıl arayışının gerçek sorunlara gerçek çözümler bulabilmek üzere tüm başlıklarda ve tüm toplumsal kesimlerle sürdürmeye ihtiyacımız var ve bu hatta tartışmaya devam edeceğiz.

Okumak için tıklayın

Gündem

Kılıçdaroğlu’ndan Partililerine Daha Fazla Destek Çağrısı

-

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Benimleyseniz, benimle olduğunuzu artık hissetmek istiyorum. Sırtımı size yaslayacağımı bilmek istiyorum” şeklindeki çıkışı sonrası salonda alkış tufanı koptu. Partililer, bu sözler üzerine destek mesajları yayınladı.

K2 HABER|CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İzmir’de partisinin 27. Dönem 5. Çalışma ve Değerlendirme Toplantısı’nın açılışında konuştu.

Burada demokrasi yolunda yürümeye ve ilerlemeye kararlı olduğunu, kimsenin kendisini geri çeviremeyeceğini dile getiren ana muhalefet partisi lideri, “Bu ülkeyi seven insanların, gerçek vatanseverlerin umutları ve duaları her yerde bizimle birlikte yürüyor buna inanın. Ve yine buna inanın bu mücadelede halk düşmanlarını birlikte yeneceğiz ve özgürlük, doğruluk, adalete susamış halkımıza kurtuluşu beraber getireceğiz” ifadesini kullandı.

‘Siz Gerçekten Benimle Birlikte Misiniz?’

Kılıçdaroğlu, bu çıkışının ardından partililere şöyle seslendi:

“Şunu da artık bilmek zorundayım, siz gerçekten benimle birlikte misiniz? Bazılarınızın sesi çıkmıyor, bazılarınızın da isteyerek veya istemeyerek zarar verdiğini de görüyorum. Artık karar verin. Bu halk düşmanlarını beraber yenecek miyiz, yenmeyecek miyiz? Benimleyseniz, benimle olduğunuzu artık hissetmek istiyorum. Sırtımı size yaslayacağımı bilmek istiyorum.”

Kılıçdaroğlu’nun sözleri üzerine partililer, CHP liderini uzun süre ayakta alkışladı.

Kılıçdaroğlu’ndan Gençlere Mektup: ‘İklim Bakanlığı Kuracağız’

İlk Destek İmamoğlu’ndan

Ana muhalefet liderine ilk destek, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’ndan geldi. Kişisel Twitter hesabında paylaşımda bulunan İmamoğlu, “Her koşulda Sayın Genel Başkanımızın yanındayım” dedi.

Okumak için tıklayın

Ekoloji

CHP’li Orhan Sarıbal: Bilal Oğlan İçin İznik Gölü Yağmalanıyor

-

iznik

CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, 29 Eylül-2 Ekim arasında Bursa’nın İznik ilçesinde düzenlenecek olan 4. Dünya Göçebe Oyunları için İznik Gölü çevresindeki 600 dönümlük alanın yeniden düzenlenerek sabit yapılar inşa edilmesine tepki gösterdi.

K2 HABER |Bursa’nın İznik ilçesinde 29 Eylül-2 Ekim arasında yapılacak olan 4. Dünya Göçebe Oyunları için İznik Gölü çevresinde çalışmalar devam ediyor. Türkiye Geleneksel Spor Dalları Federasyonu Başkanı Hakan Kazancı’nın yaptığı açıklamaya göre; etkinlik için Çarkıca-İznik hattı boyunca 600 dönümlük bir arazi yeniden düzenlenerek 5 bin kişilik tribün inşa edildi, balçık yerleri düzeltildi, 20 tane oba çadırı için alan oluşturuldu.

CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, bugün avukatları Eralp Atabek ve Erol Çiçek ile İznik Gölü’ne giderek incelemelerde bulundu ve burada bir açıklama yaptı.

Hakan Kazancı’nın belirttiği alanın İznik Gölü Sulak Alan Yönetim Planı Koruma Bölgeleri Haritasına göre Hassas Koruma Bölgesi’nde kaldığını ifade eden Eralp Atabek, yönetim planına göre bu alanda mera ıslahı yapılmasının bile yasaklandığını söyledi.

İznik Gölü Geri Dönülemez Şekilde Tahrip Ediliyor

Atabek, şöyle konuştu:

“Paylaşılacak fotoğraf ve görüntülerden, sazların kesilmesi, bataklık alanların doldurulması ve alanın iş makinalarıyla tesviye edilerek, kalıcı yapılar yapılarak alanın doğal ve ekolojik yapısının geriye dönülmez şekilde tahrip edildiği görülmektedir.

Yapılan faaliyetin sorumluları, başta Gençlik ve Spor Bakanlığı olmak üzere, Bursa Valiliği, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığı, İznik Belediyesi, Doğa Koruma ve Milli Parklar 2. Bölge Müdürlüğü, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü yetkilileridir.

Bu kurum ve kişiler, 2872 sayılı Çevre Kanunu’na, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’na ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’na muhalefet etmişlerdir. CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, avukat Eralp Atabek ve avukat Erol Çiçek tarafından, kanunlara ve diğer mevzuata aykırı faaliyetin durdurulması için 26.08.2022 tarihinde Bursa Valiliği’ne bir dilekçe verilmiştir. Dilekçeye verilecek yanıt beklenmektedir. Ayrı faaliyetten dolayı, 2 Eylül 2022 tarihinde İznik Cumhuriyet Başsavcılığı’na ilgililer hakkında suç duyurusunda bulunulmuştur.

İznik Gölü Orhangazi kıyısında su çekilmesi sonucu oluşan kara alanındaki sazlar dahil bitki örtüsünün iş makinalarıyla (greyder) tahrip edildiğinin ve alanın doğal yapısına ve ekolojisine müdahale edildiğinin ve sulak alan tampon bölgesinde, biri göle 300, diğeri 315 metre uzaklıkta Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne ait iki adet şantiye kurulduğunun tespit edilmesi üzerine, 2 Eylül 2022 tarihinde Orhangazi Cumhuriyet Başsavcılığı’na ilgililer hakkında suç duyurusunda bulunulmuştur.”

Buğday Tarlaları Neden Yanıyor? CHP’li Orhan Sarıbal’dan Bakanlığa Çağrı

‘İşin İçinde Bilal Erdoğan Olunca Açlık, Tarım, Yoksulluk, Parasızlık Konuşulmaz’

Dünya Etnospor Konfederasyonu, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü tarafından oyunların oynanacağı alanın yağmalandığını öne süren Orhan Sarıbal ise bu tür etkinliklerin hem Bursa hem de Türkiye’de birçok farklı noktada yapılabileceğini söyledi. Sarıbal, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ama ne yazık ki işin içinde hükümetten birileri varsa, yani bakanlık varsa ve bu Etnospor Federasyon Başkanı Cumhurbaşkanı’nın oğlu Bilal Erdoğan olunca açlık, tarım, yoksulluk, parasızlık, bunların hiçbiri konuşulmaz. Buraya adeta büyük bir para akıyor. Bir tarafta BUSKİ’nin araçları, bir tarafta İznik Belediyesi’nin araçları, bir tarafta bütün kamunun araçları buraya seferber olmuş. Oysa şu anda birçok yoksullukla uğraşan, açlıkla uğraşan bir toplumla karşı karşıyayız. Ukrayna ve Rusya’dan gemiler gelecek diye tören yapıp alkışlayan bir yapıya geldik.

Bugün de burada 600 dönüm gibi çok önemli bir alan, önce mera vasfından çıkarılıp, sonra da bu şekilde Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü tarafından yağmalanmakta. Bursa Valiliği’ne avukat arkadaşlarımla birlikte müracaat ettik, daha sonra İznik Cumhuriyet Savcılığı’na ve Orhangazi Cumhuriyet Savcılığı’na müracaat ettik, derhal buranın durdurulmasına dair. Burası hassas bölge, tampon bölgesi, canlı yaşam bölgesi ve göl ilişkisinin olduğu bir bölge. Burada bu tür sabit yapıların yapılması yanlıştır. Bütün toprak zemin kaldırıldı, üzerine inşaat mıcırları döküldü. Daha da yetmedi, sabit platformlar yapılarak burada aslında hiç olmaması gereken işler yapıldı. Yani yapılan iş, hukuka ve her türlü çevre ilişkilerine aykırı, alınmış bütün kanun ve kurallara aykırı.

‘Bilal Oğlan İçin İznik Yağmalanıyor’

Ama ne yazık ki eğer işin başında Cumhurbaşkanı varsa, onun oğlu varsa bu ülke böyle yağmalanabiliyor. Keyfi olsun diye dört günlüğüne; tarihi, turistik, canlı ekolojisi olan İznik ve İznik Gölü yağmalanıyor. Reddediyoruz, karşı olduğumuzu bir kez daha çok net bir şekilde ifade ediyoruz. Suç duyurusunda bulunduğumuz alanlarda hukukun üstünlüğüne inanan savcıların derhal görevlerini yapmalarını istiyoruz. Bursa Valiliği’ne gönderdiğimiz yazının derhal karşılık oluşturmasını istiyoruz. Bu ülke bunları hak etmiyor. Biz de bunların karşısındayız. Bilal oğlan için İznik Gölü yağmalanıyor. Bütün Türkiye’yi göreve çağırıyoruz. Bir tarafta açlık, yoksulluk, tarımda çöküş; öbür tarafta saltanat, dört günlük keyif için koca Bursa’nın binlerce yıllık sulama, su havzası olan İznik Gölü yağmalanıyor.” (ANKA)

Okumak için tıklayın

Politika

Eşitlik ve Özgürlük İçin 2023 Yeniden Diyenler Bostancı’da Buluştu!

-

kemal okuyan 2023 yeniden

Türkiye Komünist Partisi’nin 102. kuruluş yıldönümünde “2023 Yeniden” çağrısıyla İstanbul, Ankara ve İzmir’de düzenlediği büyük buluşmaların ilki İstanbul’da gerçekleşti.

K2 HABER | Binlerce kişinin bir araya geldiği etkinliğe hakları için direnişte olan ETF işçileri “Zafer direnen emekçinin olacak” sloganlarıyla salona girdi. İşçiler “ETF işçisi yalnız değildir” sloganlarıyla ve salondaki binlerin alkışlarıyla karşılandı.

Direnişteki işçiler ve mahalleliler salonda

Etkinliğin açılışında konuşan TKP İstanbul İl Başkanı Senem Doruk İnam etkinliğe birçok siyasi parti temsilcisi, sendika temsilcileri, köy ve mahalle dernekleri, muhtarların katıldığını belirtti.

Doruk İnam, buluşmaya gelen Pulver Kimya, ETF işçilerini, İstanbul’da barınma hakları için ayağa kalkan Fetihtepelileri, Tokatköylüleri selamladı ve “Biz bu ülkeyi hep beraber yeniden kurabileceğimizi biliyoruz. Bu memleketin sahipleri bu ülkeyi yönetebilir, yönetecek de.” ifadelerini kullandı.

Etkinlikte ayrıca Nihat Behram, Orhan Aydın, An Vokal müzik grubu, Ercan & Gökhan Çağıran ve Gülcan Altan da şiirleri ve şarkılarıyla sahne aldılar.

İzmir’in Kurtuluşunun 100. Yılında Tarihe Geçen Kutlama Yapıldı

senem doruk inam tkp istanbul

Kemal Okuyan: Biz ülkemizi çok seviyoruz

TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan da etkinlikte konuşma yaptı. Okuyan “Değiştirme iradesi olmadan ülkenizi sevemezsiniz. Ama aynı zamanda ülkenizi sevmezseniz, ülkenizi değiştiremezsiniz. Üreten, çalışan, birbiriyle dayanışan insanları sevmek. Bizim ülkemiz Türkiye ve biz ülkemizi çok seviyoruz” dedi.

TKP’nin iktidarında gazetelerde “Ülkede işsiz kalmadı”, “Son evsize anahtarı verildi”, “Külliye, Bilimler Akademisi’ne dönüştürüldü” gibi haberler çıkacağını dile getiren Okuyan “Bu haberleri yaratmak o kadar zor mu? Ülkemize, ekmeğimize, geleceğimize sahip çıkarsak biz bunların hepsini yaparız” dedi.

Okuyan, Sosyalist Güç Birliği’ne ilişkin “Bir taahhütte bulunduk hep birlikte, kamuculuk, laiklik, bağımsızlık ya da yurtseverlik. Sadece bunun bile değeri çok büyük. Sosyal demokrasi ve liberalizmden kopan bir sol önünü açar. Bize güvenin. Biz madem bu belgenin altında imzamızı attık, sonuna kadar onun arkasında olacağız” dedi.

Bu Ülke, Bu Devlet Gasp Edilmiş Durumda!

‘TKP tarihinin en etkili seçim dönemine hazırlanıyor’

Artık bu seçimler Türkiye’nin üzerinde bir yüktür.” diyen Okuyan, konuşmasına şöyle devam etti:

“Muhalefetin de hiç aşağı kalır tarafı yok. Hangi kaynakla yerine getirecekleri belli olmayan vaatleri bol keseden sıralıyorlar. Biz parti olarak hazırız. Anketlerde gözükmüyoruz. Biz anket şirketlerine para verip oy oranımızı yüksektecek değiliz. Ama TKP’den düşük profilli iddiasız bir seçim dönemi beklenmesin. TKP tarihinin en etkili seçim dönemine hazırlanıyor. Kenarda durulacak, iddiasız olunacak bir dönem değil bu dönem. Örgütleniyoruz. Bir sözümüz var Türkiye’nin her noktasında eşitlik ve özgürlük bayrağını dalgalandıracağız. TKP artık bugünün yakıcı meselesi haline gelen düzen değişikliğini temel meselelerde ne yapacağını önümüzdeki haftadan itibaren söylemeye başlıyor. TKP iktidara geldiğinde hemen ne yapacağımızı söyleyeceğiz. TKP gönüllüsü olma çağrısı yapan Okuyan “Bir yüz yıl daha beklemeyelim, 2123’ü beklemeyelim gelin aydınlık bir ülke yaratalım.”

Okumak için tıklayın

Politika

Av. Salim Şen: Bu Ülke, Bu Devlet Gasp Edilmiş Durumda!

-

salim şen

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Yunanistan’la ilgili “Bir gece ansızın geliriz.” açıklamasını eleştiren hukukçu Salim Şen, “Kumpas davalarıyla TSK’nın kahraman kadroları tasfiye edilirken, Yunanistan adalarımızı işgal ediyordu.” ifadelerini kullandı.

K2 HABER | Türkiye ile Yunanistan ilişkilerinde gerginlik artarak devam ediyor. Türk uçağına radar kilidi atan Yunanistan’a Cumhurbaşkanı Erdoğan sert sözler söylemiş ve “Bir gece ansızın gelebiliriz. İzmir’i unutma” açıklaması yapmıştı.

Aydın, Muğla ve İzmir il sınırları içindeki Türkiye’ye ait 20 ada ve iki kayalığın Yunanistan tarafından işgali uzun zamandır kamuoyunun gündemiydi. Ancak AKP iktidarı yıllarca bu konuda sessiz kalmış, yaşanan işgalleri kamuoyundan saklamıştı.

Salim Şen: ‘Biz Deniz Kuvvetleri Subaylarımızı Hapsederken, Yunanistan Adaları İşgal Ediyordu’

Gazeteci Tuba Emlek’in Youtube kanalında hazırlayıp sunduğu ‘Ne Oluyor’ programına konuk olan hukukçu Salim Şen, Erdoğan’ın Yunanistan ile ilgili sözlerini yorumladı. Şen, “Yunanistan işgal ettiği adaları artırırken, Genelkurmay Başkanlığı buna şiddetle karşı çıktı. Bunun için iktidara sürekli itiraz ve talepte bulundu. Ama ne oldu? Bu itirazlar yerine getirilmesi gerekirken, o dönemde Türk Silahlı Kuvvetleri’nin kahraman kadroları kumpas davalarla tasfiye edildi. Biz Deniz Kuvvetleri Subaylarını hapsederken, Yunanistan adalar işgal ediyordu. Adalar tek tek elden gitti. Buna yıllarca sessiz kalındı. 26 Mart 2015’te dönemi Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, ‘Adı geçen adaları Yunanistan fiilen işgal etmiştir.’ dedi. 7 sene önce. Bizim 18 yılda 20 adamız işgal edilmiş. İş bitmiş şimdi çıkıp bir gece ansızın gelebiliriz… 7 bin 200 gece geçti… Bunların hepsi hamaset, içi boş, hiçbir gerçekliği olmayan, seçim yatırımı sözler…” ifadelerini kullandı.

Gazeteci Erk Acarer: Sedat Peker, Tayyip Erdoğan İle Helalleşiyor

Bu Devlet, Bu Ülke Gasp Edilmiş Durumda

Şen, Sedat Peker’in açıklamalarına savcıların sessiz kalmasını da eleştirdi: “Bu iddialardan ülkenin yönetildiği en büyük yer olan Saray’ın içerisinde örgütlü rüşvet çetelerinin olduğunu görüyoruz. Bunlar artık iddiayı da geçti, önümüze artık kanıtlar var, ifadeler var, ikrarlar var, birbirlerini ihbarlar var. Whatsapp yazışmalarına kadar fütursuz bir şekilde rüşvet talep edebilecek hale gelmiş danışmanlar var Saray’da. Bu tek adam rejimi sistemi, bunların soruşturulmaması üzerine kurulmuş. Yani bu ülke, bu devlet gasp edilmiş durumda. Bu ülkenin ekonomik kaynaklarına organize çeteler üzerinden çökülmüş.” şeklinde konuştu.

Mehmet Ali Çelebi’ye Sert Tepki: Atatürk’e Kimin Ayyaş Dediği Belliyken…

Okumak için tıklayın

Öne Çıkan Haberler