Connect with us

Politika

Ekrem İmamoğlu’ndan Önemli Açıklamalar: Milletin Canını Kurtaralım

ekrem imamoğlu deprem

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu 24. ilçe ziyaretini Şişli’ye gerçekleştirdi. İmamoğlu, Şişli Belediyesi ziyareti sonrası gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

Sözcü’de yer alan habere göre; gazetecilerin yönelttiği sorular ve İmamoğlu’nun bunlara verdiği yanıtlar şöyle:

Yerel yönetimler yasa taslağı, uzunca bir süredir gündemdeydi. Cumhurbaşkanı’yla görüşmenizde de bu konu ele alınmıştı. Son durum nedir? Yürürlükteki 57’nci maddenin değişmesi de gündemde. Orada, ‘Devletin ortaya koyduğu projelerde hizmet aksarsa, yetki valiye ve valiliğin oluşturacağı en az üç kişilik komisyona geçer’ diye bir cümle var ki; bunu ‘kayyım’ olarak yorumlayan bir kitle de var. Sizin bu konudaki görüşleriniz nelerdir?

Henüz Meclis’e gelmemiş bir taslak üzerinden konuşmayı çok fazla düşünmüyordum. Ama basına düştü. Konuşuluyor. Bizim de elimize geçen bir taslak var. Bazen, ‘Bu taslak nereden çıktı’ diye düşünüyoruz. Sonra, ‘Henüz öyle bir konu yok ki’ diye cevap geliyor genelde hükümet yetkililerinden. Ondan sonra bir bakıyoruz, ‘tak’ diye önümüze gelmiş.

Böyle bir süreç yönetiliyor Türkiye’de. Bahsettiğiniz eylül ayındaki buluşmamızdan bu yana tam beş ay geçti. Biz beş aydır yerel yönetimlerin, büyükşehir belediyelerinin kanun taslağıyla ilgili çalışmasıyla ilgili davet bekliyoruz. Bu daveti bize söz veren ülkemizin Cumhurbaşkanı. Sayın Cumhurbaşkanı’mız dedi ki; ‘Bir komisyon kurulacak. Bu komisyona üç tane CHP’liyi görevlendiriyorum.’ Kendisi isim saydı. Benim ismimi, Sayın Büyükerşen’i ve Sayın Mansur Yavaş’ın ismini saydı. Diğer taraftan da üç belediye başkanı… Ve altı bakan görevlendirdi.

Beş aydır biz bu sözün yerine gelmesini bekliyoruz. Bir araya geleceğiz. Doğru kanun nasıl çıkar, içinde neler olmalı? Yerel yönetimlerin katkılarını sunacağız. Tümüyle demokratik bir tavır bu. Bu, bizim talebimizdi. Sayın Cumhurbaşkanı da bunu kabul etti ve bize böyle bir görevlendirme sundu. Bu işi de Sayın Fuat Oktay’a havale etti. Dedi ki: ‘Bu işi siz takip edeceksiniz, siz yapacaksınız.’ Ben de her gördüğüm yerde, bunu kendisine hatırlattım. Karşılaştığım yerde hatırlattım. Hâlâ cevap bekliyoruz.

Cumhurbaşkanı’nın Taahhüdünün Karşılığını Bekliyorum

Orada bir kanun taslağı hazırlanmış. Bizim de elimizde bir nüshası var. Madde madde inceliyoruz. Bir komisyonumuz üzerinde inceleme yapıyor. Hatta geçen milletvekillerine verdiğim brifingde, bunu onlarla da paylaştım. Tartıştık. Öngörülerimizi, görüşlerimizi paylaştık. İçinde, tümüyle antidemokratik, yani yerel yönetimi hiçe sayan, yerel yönetimi boşa çıkaran bir kısım tanımlamalar var.

Bahsettiğiniz de onlardan bir tanesi. Devlet projesi… Yani bir nevi Kanal İstanbul şifresiyle tanımlanan kanun maddeleri sıralanmış. Bu, tabii olması mümkün olmayan, döneme göre, kişiye göre, o dönemin siyasi bakışına göre tanımlanmış bir taslak. Yürümez. Böyle bir taslakla yerel yönetim olmaz. Demokrasi hiç olmaz. Umarım doğru değildir. Umarım, böyle bir taslak Meclis’e gelmez. Buna, toplumun tepkisi büyük olur. Tümüyle, milletin iradesine ters düşen bir anlayışla hareket biçimini doğurur.

Üç beş bürokratın karar verdiğine, milyonlarca insanın tavrını hiçe sayan, tamamen oradaki bir kısım bürokrasinin kararıyla yol alınacak bir sistem tanımlanmış. Karşıyız. Şu an takip ediyoruz. Gerçek olmadığını umut ediyoruz. Zamanla inşallah bunu düzeltiriz diye düşünüyorum. Ancak, ben hâlâ Sayın Cumhurbaşkanı’nın emaneti olan, sözü olan, talimatı olan, bizimle bu kanun hazırlanacak şeklindeki taahhüdünün karşılığını bekliyorum.

Kimin Ne Konuştuğundan Ziyade, Mesaimdeyim

Elazığ depreminin ardından yapmış olduğunuz tatil hala tartışılmaya devam ediyor. Bu konuda söylemek istediğiniz bir şey var mı?

Bizim öyle bir konumuz yok. İstanbul’u konuşuyoruz. Şu an İstanbul’dayız, Şişli Belediyesi’ndeyiz. Kimin ne konuştuğundan ziyade, mesaimdeyim.

Bu Şehrin Bu Milletin Parasına Yazık

Prof. Dr. Cenk Yaltırak katıldığı bir TV programında şu ifadeleri kullanıyor: İstanbul’a bir yıl lale ekmezseniz, bütün yer bilimleri projelerini finanse edebilirsiniz… Bu konuyla ilgili bir açıklamanız olacak mı?

Tümüyle israfı ortadan kaldıran, bu ve buna benzer çalışmalarımız var. Sadece lale değil. Saksılarda çiçeğin bakımı 10-15 milyon lira. ‘İstemiyorum ben bunu’ dedim. ‘İstanbul halkının da isteyeceğini düşünmüyorum’ dedim. Duvarlardaki çiçeklerin bakımı şu kadar, bu kadar. Harcanan paraya yazık günah.

Ben 2-2.5 milyona bir kreş kazandırıyorum. Yıllar boyu hizmet edecek. Her sene sadece çiçeklere harcanan parayla her sene beş altı tane kreş kazandırırım. Beyefendinin söylediği gibi. O bakımdan israf kalemlerini yok edecek bir çalışma yapıyoruz arkadaşlarımla. İnşallah o yönde de kararlar alacağız. Ve bunu yapmayacağız.

O da bir öneri. Evet simgesel bir bitkidir lale İstanbul için. Onun simgesini koruyacak ve insanlara anlatacak bir şekilde faaliyetler elbette yaparız. Onu yok saymayız, sayamayız. Tarihsel bir geçmişi var. Ama kalkıp on milyonlar liralıkta iş yapmayız. Yazık günah. Bu şehrin bu milletin parasına yazık. Bilim insanı beyefendiye yüzde yüz katılıyorum.

İmar Hakkı Olmayan Bir Yerde Kaçak Bir Yapı Varsa Gider Yıkarız

Deprem toplanma alanlarında kaçak inşaatlar varmış. Sizin tespit ettiğiniz inşaatlar var mı? İBB olarak, daha önce belirlenmiş olan, İstanbul halkına kazandırmaya dönük çalışmanız olacak mı?

İhbar nedir ne değildir bir bakalım. Benim şu anda bir somut bilgim yok. İmar hakkı olmayan bir yerde kaçak bir yapı varsa gider yıkarız, gözünün yaşına bakmayız.

İstanbul’da kentsel dönüşümün durup başladığı yerler var mı? Şişli’de durum nedir? Acilen yapılması gereken noktalarla ilgili çalışmalarınız ne oldu?

Şişli’de çok önemli iki nokta, büyük bir kentsel dönüşüm alanı. Yani, bununla ilgili olarak İBB’de geçmişte başlayan bir süreç de var. Bugünkü görüşmemizde, başkanımın masaya yatıracağı en önemli hususlardan biri olacağını düşünüyorum. Buna çalışacağız.

Ben altı yıldır belediye başkanıyım. Altı aydır büyükşehir belediyesindeyim. Deprem konusunda nasıl acı bir siyaset yapıldığını yaşamış birisiyim, meclis kayıtlarında var. Tepkim de var orada Beylikdüzü Belediye Başkanı’yken. Tek başıma Meclis’e girip, nasıl tepki gösterdiğimi, dönüp iki üç sene önceki görüntülerden görürsünüz.

Yani, komisyondan olur çıkmış bir konunun, bir siyasi parti ilçe başkanının talimatıyla nasıl geri çekildiğini ben, ilçe belediye başkanı olarak yaşadım. Yaklaşık 4-5 bin konutluk bir alanda. Görüntüleri bile var. Cevap bile veremediler. Çıkarır gösteririz size. Arkadaşlarımı talimatlandırıyorum, o günkü görüntü kayıtlarını çıkarıp paylaşsınlar. Biz, kentsel dönüşüme dair siyaset yapmıyoruz. Bu şeffaf bir iş.

Oturalım Depremi Konuşalım, Depremi Çözelim

Bakın Avcılar kıvranıyor. Beni bugün bir TV programına davet ediyorlar, gidemeyeceğim. Avcılar Belediye Başkanı, ‘Oturma eylemi yapacağım’ diyor. Niye? Kararı çıkmıyor. Başka ilçeler için çıkıyor ama, dört beş yıldır bekletilen Avcılar’ın planları çıkmıyor. Niye? Yazık değil mi insanlara? İnsanların önünü açmak. Bunu konuşalım, evet ona da varız.

O zaman biz de teklif etmiştik bir siyasi olarak. Biz varız, oturalım konuşalım. Ben daha ötesine gidiyorum. Bu memleketin en önemli meselesi depremdir. Bakın bana, ‘Niçin Cumhurbaşkanı’ndan randevu istiyorsunuz’ diye Temmuz ayında sorduklarında, dediğim ilk şey; depremi konuşacağım demiştim.

Görüntülerde var, dinleyin. En önemli mesele deprem. Elbette başka konular da var. Kendisine brifing vermeye hazırım. Ama ana mesele deprem. Size samimiyetle söylüyorum; silelim süpürelim şu masa üzerindeki boş konuları. Yani boş mevzuları, Buna Kanal İstanbul da dahil. O da boş bir konu. Silelim, süpürelim, atalım. Oturalım, depremi konuşalım, depremi çözelim. Memleketimizin 100 milyarlarca dolarını kurtarırız.

Milletin Canını Kurtaralım

Dün söyledim, yine söylüyorum: Sayın İlhan Kesici, en az 60 milyar dolara yakın ya da 50 milyar dolara yakın İstanbul depreminin bedeli olur diye bir açıklama yaptı. Katılıyorum. Gerçekçi bir bakış açısı. Ama ben ilave ediyorum: İstanbul’da yaşanacak büyük depremin, ülkeye 400-500 milyar dolar zararı olur.

Bunları konuşalım, bunları çözelim. Ne varsa kaynağımız ben, o masanın hamalı olmaya hazırım. Ben, o masanın her türlü talimatı almaya hazır bir İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan olmaya hazırım.

Oturalım Sayın Cumhurbaşkanı ile bakanlar, belediye başkanları… Biz talimatları alalım ortaklaşa. Ortamın kahramanı kim olacaksa olsun, umurumda değil. Milletin canını kurtaralım. Bu şehrin değerlerini kurtaralım. Tek isteğimiz bu. Bu kadar basit, bu kadar açık konuşuyorum.

O masada da açık konuşurum. Kim bunu yaparsa, minnet duyarım şehrim adına, ülkem adına, milletim adına… Bahsettiğim kanun toplantısı da bunlardan bir tanesi aslında. Niye bir araya gelmekten imtina ediyoruz? Bir araya gelelim. Bu kadar net. Umarım çözeriz. Kentsel dönüşüm bizim önemli bir konumuz. Güzel çalışmalarımızı, Büyükşehir nezdinde br iki  hafta içerisinde başlatacağımız projeleri de sizlerle paylaşacağız.

Asbest Konusunda Tedbirli Davranıyoruz

Kadıköy-Bostancı arasında yüksek katlı binalar var. 45-50 yıllık binalar. Bunlarla ilgili çalışma var mı depremle ilgili? Binaların yıkımında asbestli parçalar var. Eski su boruları, çatı kaplamaları… Onları bir hortumla ıslatıyorlar. Bunun da sonucunun akciğer kanseri olduğu iddia ediliyor uzmanlar tarafından. Bununla ilgili sizin döneminizde bir tedbir alınacak mı?

Asbest konusunda tedbirli davranıyoruz. Bunu engelleyici birtakım talimatlarımız oldu. Arkadaşlarım bu süreçleri takip ediyor. Birçok yıkım çalışmaları, ilçe belediyeleri tarafından yönetiliyor. Bunun bilinmesini istiyorum. Yani biz o alanda, direkt müdahaleci bir belediye değiliz. Ama bunu takip ediyoruz arkadaşlarımla.

Politika kategorisindeki diğer haberler için: http://k2haber.com.tr/category/politika/

Politika

CHP’li Güncer: Sağlıkta Şiddetin Önlenmesi İçin Caydırıcı Yasa Çıkartacağız

-

sağlık emekçileri alaaddin güncer

CHP Kırklareli İl Başkanı Alaaddin Güncer, partisinin iktidarında sağlık emekçileri ile ilgili yapılacakları Kırklareli kamuoyu ile paylaştı. Güncer, “Sağlıkta şiddetin önlenmesi için caydırıcı bir yasa çıkaracağız” dedi.

K2 HABER | TBMM Genel Kurulu, sağlık çalışanlarına şiddet konusunda CHP’nin kanun teklifi için yarın 15.00’te olağanüstü toplanıyor. Sağlık çalışanlarına yönelik şiddeti gündemine alan CHP’de, Kırklareli İl Başkanı Alaaddin Güncer de partisinin kanun teklifi hakkında basına açıklamalarda bulundu.

Sağlık emekçilerinin her zaman yanında olduklarını ifade eden Güncer, “Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, temmuz başında Meclis’i Konya’da hasta yakını tarafından öldürülen doktor ve müvekkilinin davacı olduğu kişi tarafından öldürülen avukatın adını taşıyan ‘şiddetle mücadele kanunu’ için olağanüstü toplantıya çağırmıştı. Akabinde, Grup Başkanvekilimiz Sayın Özgür Özel, Sayın Genel Başkanımızın çağrısı doğrultusunda 120 Milletvekilinin imzasıyla TBMM’yi 1 Ağustos 2022 tarihinde “Sağlık çalışanlarının sorunlarını” görüşmek üzere olağanüstü oturuma davet ettiğini kamuoyu ile paylaştı. Sağlık çalışanlarının son dönemde yaşadıkları şiddet olayları başta olmak üzere bugüne kadar kronikleşen sorunlarının bir an önce çözüme kavuşturulmasını isteyen Cumhuriyet Halk Partisi, sağlık emekçilerinin de her zaman yanında yer almıştır. Bundan sonra da sağlık emekçilerimizin yanında yer alacağız” ifadelerini kullandı.

Güncer: ‘Yasal Düzenlemeler İstişareyle Hazırlanacak!’

İl Başkanı Güncer, CHP iktidarında sağlık çalışanları için yapılacakları maddeler halinde sıraladı:

“Sağlık hizmetleri ve sağlık çalışanları ile ilgili hazırlanacak yasal düzenlemeler, TBMM Sağlık Komisyonunda görüşülmeden önce; ilgili meslek kuruluşlarıyla, sendikalarla ve sivil toplum kuruluşlarıyla görüşülecek. Sağlık alanındaki sorunları, bu sorunları yaşayan sağlık çalışanlarıyla birlikte çözeceğiz. Sağlıkta şiddetin önlenmesi için caydırıcı bir yasa çıkaracağız”

Kamuda Sağlık Çalışanlarının İstihdam Karmaşasını Çözeceğiz

“Kamuda istihdam biçimleri çoklu ve parçalanmış yapısından (Devlet memuru, döner sermayeden 4-B çalışanı, sözleşmeli personel, taşeron çalışanı vb.) arındırılacak, her bir sağlık mesleği üyesi tek tipte devlet memuru olarak istihdam edilecek. Sağlık personeli atamalarını derhal yapacağız”

CHP’li Güncer’den ‘Tohum’ Tepkisi: Böyle Giderse Yemeği Soya Yağı İle Yaparız

Alaaddin Güncer 10 aralık

CHP Kırklareli İl Başkanı Alaaddin Güncer

Sağlık Çalışanlarının Refah Düzeyini Yükselteceğiz

“Sağlık çalışanlarının ek göstergeleri 3600’den başlamak üzere kademeli olarak yükseltilecek. Sağlık çalışanlarının hak ettikleri temel ücretleri almalarını sağlayarak, refah düzeylerini yükselteceğiz”

Sağlık Çalışanları Arasında Ayrım Yapmayacağız

Tarafsız ve adil bir atama, yer değiştirme ve yükselme yöntemi uygulayacağız. Sağlık çalışanlarının sayısını; sağlık hizmetinin, farklı becerilerle birbirini tamamlayan bir ekip tarafından sunulduğunu göz önüne alarak planlayacağız. Çalışma saatlerini Uluslararası Çalışma Örgütü normlarına uygun olarak insancıl hale getireceğiz” 

Sağlık Emek Gücünün Nitelikli Bir Biçimde Yetiştirilmesine Özen Göstereceğiz

“Bu bağlamda tıp, diş hekimliği, eczacılık, veteriner hekimlik, hemşirelik, sağlık teknisyenliği vb. her bir sağlık mesleğinin yetiştirilme ölçütlerini gözden geçirecek ve eğitimlerini yeniden düzenleyeceğiz”

CHP’li Güncer’den İnce’ye Sert Tepki: ‘Faik Öztrak Trakya’nın Gururudur’

Okumak için tıklayın

Politika

Buğday Tarlaları Neden Yanıyor? CHP’li Orhan Sarıbal’dan Bakanlığa Çağrı

-

buğday tarlaları orhan sarıbal

Buğday tarlaları neden yanıyor? Dünyada buğday krizi yaşanırken, Türkiye’de de birçok buğday tarlasının yanması akıllara birçok soru getiriyor. CHP’li Orhan Sarıbal ise yetkilileri acil eylem planı için göreve çağırdı.

K2 HABERSon dönemde dünyada yaşanan gelişmeler, büyük bir gıda krizinin kapıda olduğunu gösteriyor. İklim krizi ile daha da belirginleşen mevsimsel dengesizlikler de düşünüldüğünde, tahıl ürünleri artık stratejik bir değer taşıyor.

Türkiye’nin arabuluculuğuyla Birleşmiş Milletler, Rusya ve Ukrayna arasında imzalanan ve savaş bölgesinde sıkışıp kalan tahılın sevkiyatını İstanbul’dan idare edecek koordinasyon ofisi 27 Temmuz’da resmi olarak açıldı. Bölgedeki tahılın hızlı bir şekilde dünya piyasasına sürülmesi hedefleniyor.

Buğdayın stratejik bir ürün haline geldiği bu dönemde Türkiye’de yaşanan buğday tarlaları yangınları, sabotaj ihtimalini düşündürüyor. Kırklareli’nde hasat edilen bir buğday tarlasında üreticilerle bir araya gelen CHP Bursa Milletvekili ve Ziraat Mühendisi Orhan Sarıbal, K2 TV Trakya Temsilcisi Deniz Kılıç’a yangınlara ilişkin açıklamalarda bulundu.

CHP’li Orhan Sarıbal’dan Tırtıl İstilasına Uğrayan Tarladan İstifa Çağrısı

Orhan Sarıbal: ‘Sabotaj Olabilir Mi, Evet Olabilir…’

Yangınlara şüpheyle yaklaşılması gerektiğini belirten Sarıbal, yangınlara karşı çaresiz kalındığını belirterek; “Bu yıl bizi en çok üzen, ardı ardına, biçilmemiş buğday tarlalarının yakılmasıdır. Buğday başağı varken, henüz hasat yapılmamışken, buğday tarlalarının yakılması bizleri düşündürmektedir. Sabotaj olabilir mi, elbette olabilir… Ama görünen şu ki biz bu tarz yangınlara hiç hazır değiliz. Yangınlar elektrik hatlarındaki sıçramalardan, kuşların elektrik hatlarına çarpmasından, elektrik hatlarındaki arızalardan, kabloların kopmalarından da olabilir. Bütün bunların hepsi olabilir. Bunlara karşı anlık ve acil eylemler ortaya koymalıyız ki, o yangınları söndürebilelim. Bu konuda ne yazık ki çaresisiz…” şeklinde konuştu.

orhan sarıbal

CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal

Tarım Bakanlığı’nı Acil Eylem Planı’na Davet Ediyoruz

Dünyada olağanüstü gelişmelerin yaşandığını fakat Türkiye’nin bunlara karşın bir risk eylem planı bulunmadığını söyleyen Sarıbal, “Bu kadar büyük buğday krizi, gıda krizi, iklim değişikliği, kovid salgını ve rusya-ukrayna savaşı gibi olaylarla, bütün dengelerin alt üst olduğu bu tarihsel süreçte, bu yangınlara şüpheyle bakılması gerekiyor. Yani bütünüyle tesadüfen giden bir süreç ve bu sürecin ülkeye ve gıdamıza verdiği zararları görüp, bir risk eylem planını ortaya koymamız gerekiyor. Tarım Bakanlığı’nı, il ve ilçe müdürlüklerini acil eylem planına davet ediyoruz.” ifadelerini kullandı.

CHP’li Okan Gaytancıoğlu: ‘Ülkemizi Bir Gıda Krizi Bekliyor’

Okumak için tıklayın

Politika

Oya Ersoy’dan Bakan Koca’ya İliç ve Aliağa Sorusu: Kanser İstatistikleri Neden Açıklanmıyor?

-

oya ersoy kanser istatistik

HDP İstanbul Milletvekili Oya Ersoy, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’dan, siyanür sızıntısının yaşandığı İliç’te ve asbestli gemi söküm işlerinin yapıldığı iddia edilen Aliağa’daki kanser istatistikleri hakkında açıklama istedi.

K2 HABER | Ekolojik yıkımların insan türüne olan etkisinin giderek arttığı dönemde, Türkiye’deki özellikle kanser vakalarındaki artış dikkat çekiyor. Fakat Sağlık Bakanlığı, 2016 yılından beri kanser istatistiklerini yayınlamıyor. HDP İstanbul Milletvekili Oya Ersoy, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın yanıtlaması istemiyle Meclis’e soru önergesi verdi.

Ersoy’un Sağlık Bakanı Koca’ya yönelttiği sorular içerisinde siyanür sızıntısına sebep olan Erzincan İliç’teki Çöpler Altın Madeni ve İzmir Aliağa’daki asbestli gemi söküm işleri de yer aldı.

HDP’li Oya Ersoy, ‘Asbest Bombası’ Gemiyi Meclis Gündemine Taşıdı

Oya Ersoy

Oya Ersoy: Kanser İstatistikleri Neden Açıklanmamaktadır?

Ersoy’un soru önergesi şu şekilde:

Bilim insanları tarafından yapılan araştırmalar sonucunda asbestin yol açacağı hastalıkların ilk işaretlerinin en erken beş yıl ancak ortalama 10-20 yıl sonra kendini belli edeceği ifade edilmektedir. Sağlık Bakanlığının riskli olan bu bölgelerde herhangi bir kanser taraması faaliyeti var mıdır?

  1. Türkiye’de en son 2002 ile 2016 yılları arasındaki kanser istatistikleri açıklanmıştır. Türkiye’deki kanser istatistikleri neden açıklanmamaktadır? 2016 yılından bugüne kadar kanser istatistiklerini açıklayacak mısınız?
  2. Aliağa merkez olmak üzere (İzmir-Ayvalık- Balıkesir’in ilçeleri- Manisa-Akhisar ve diğer) son 20 yıl içerisinde lösemi – kanser olan, veya bu nedenle kaç yurttaş yaşamını yitirmiştir?
  3. Gemi söküm işletmelerinin yoğun olduğu İzmir Aliağa’ya bağlı Horozgediği Köyü’nde 10 kişiden 8’inin kanser olduğu ifade edilmektedir. Sağlık Bakanlığı’nın bu bölgede yaşayan halkın oransal olarak daha fazla kansere yakalanmasının nedenlerine dair herhangi bir çalışması var mıdır?
  4. Erzincan İliç’te son 10 yılda kanser yakalanan yurttaş sayısı kaçtır?

İliç’teki Siyanür Felaketini Duyuran Sedat Cezayirlioğlu: ‘Can Güvenliğim Yok!’

Okumak için tıklayın

Ekoloji

Zonguldak’ta Halk Sağlığını Düşünen Yok: Çocuklar Çamurlu Denizde Yüzüyor!

-

deniz yavuzyılmaz uzunkum halk plajı

Zonguldak Uzunkum halk plajında çekilen görüntülerde halk sağlığının nasıl tehlikeye atıldığı gözler önüne serildi. Çocuklar çamurlu denizde yüzerken, yetkililer ise herhangi bir önlem almıyor.

K2 HABER | Zonguldak’ta Kilimli sahil yolu çalışmalarında dolgu işleri sebebiyle, deniz kıyısı çamur deryasına döndü. CHP Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz’ın paylaştığı görüntülerde, yol çalışmaları sebebiyle çamurların denize karıştığı ve buna rağmen denizde yüzen insanların olduğu ve hiçbir önlem alınmadığı görülüyor.

Deniz Yavuzyılmaz: Bu Düzenlemeyi Genel Kuruldan Geçirmek Cinayete Teşebbüstür

Yavuzyılmaz Konuyu Meclis Gündemine Taşımıştı

Konuya ilişkin 14 Şubat 2022’de Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu’nun cevaplaması istemiyle Meclis’e soru önergesi veren Yavuzyılmaz; önerge açıklamasında, “Denize boşaltılan kayaç türü malzemelerinin içinde suda kolayca ufalanabilecek hafriyat toprağı türünden kısımların fazlasıyla olduğu, söz konusu malzemelerin önemli ölçüde deniz tarafından yutulduğunu ve bu nedenle denizde kilometrelerce uzunlukta kirlenme ve renk değişimlerinin oluştuğu görülmektedir.” ifadelerine yer vermişti.

Projenin bitirilme tarihini ve detaylarını soran Yavuzyılmaz, tahkimat amaçlı kullanılan malzemelerin türleri, özgül nitelikleri ve limit değerlerinin ne olduğunun da açıklanmasını istemişti.

Okumak için tıklayın

Ekoloji

CHP’li Orhan Sarıbal’dan Tırtıl İstilasına Uğrayan Tarladan İstifa Çağrısı

-

tırtıl istilası

Trakya bölgesindeki ayçiçek tarlaları tırtıl istilası ile mücadele ediyor. CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal da Kırklareli’nde ayçiçek üreticileriyle buluştu.

K2 HABER | Ayçiçek üreticileri tırtıl istilasına karşı mücadelesini sürdürüyor. Bakanlık yetkilileri ilaçlamayla sorunun çözüldüğünü ve zararın yüzde 5-6 düzeyinde olduğunu iddia etse de ayçiçek üreticileri pek de öyle düşünmüyor. Zararın çok büyük olduğunu belirten üreticiler, hasat zamanı kayıplarının yüzde 70-80 düzeyinde olacağını tahmin ediyor.

CHP Bursa Milletvekili, Ziraat Mühendisi Orhan Sarıbal, Kırklareli’nin Babaeski ilçesi Sofu Halil Köyü’nde ayçiçek üreticilerini ziyaret etti. Kamuoyunda ‘tırtıl istilası’ olarak bilinen meseleyi yerinden inceleyen Sarıbal, çiftçileri uyarmayan Bakanlığın en büyük sorumlu olduğunu belirterek, Tarım ve Orman Bakanı Vahit Kirişci’yi istifaya davet etti.

Orhan Sarıbal: Bunun Bedelini Kim Ödeyecek?

K2 TV Trakya Temsilcisi Deniz Kılıç’a açıklamalarda bulunan Orhan Sarıbal, Bakanlığın yerine getirmediği sorumluluğun bedelini çiftçiye ödettirmek istediğini belirterek, Tırtıl tarafından yenmiş bir Ayçiçek tarlasındayız. Zarar yüzde yüze yakın. Bunun sorumlusu kim, bedelini kim ödeyecek? Çayır tırtılının bu kadar zarar vermesinin, bu zararın görülmemesinin en önemli sorumlusu Tarım Bakanlığı ve Tarım Bakanlığı’nın il ve ilçe yönetimleridir. Bunun için erken uyarı sistemini çalıştırması, çiftçileri uyarması gerekiyordu.” şeklinde konuştu.

Tarım Bakanı ve Yardımcısı Derhal İstifa Etmelidir

Tarım ve Orman Bakanı Vahit Kirişci’yi istifaya davet eden Sarıbal, “Bir de Bakan Yardımcısı gelip, anlamadan, dinlemeden, önce çiftçiyi kaderine terk ettiler, sonra da 3 günde hallettik, yüzde 5-6 zarar var dedi. O Bakanı ve Bakan Yardımcısını bu tarladan istifaya davet ediyorum. Biraz vicdanları varsa, biraz bu ülkenin toprağından, suyundan yemiş içmişlerse, bu topraklara karşı sorumlulukları varsa derhal istifa etmeleri gerekir.” dedi.

Çiftçinin Zararını Bakanlık Karşılasın

Yapılması gerekenleri de tek tek açıklayan Sarıbal, “Önce Bakanlık, il ve ilçe müdürlüklerini devreye sokup, gelip çiftçilerin tarlasında tespit yapmaları, bu tespitleri raporlamaları gerekiyor. Çiftçilerden talepleri toplanmalı, hasat zamanı tekrar gelip zararın miktarını tespit etmeleri ve o zararların da Bakanlığa, Bakanlık da Cumhurbaşkanlığı’na bildirerek, bu zararı telafi etmelerini istiyoruz. Çünkü bu zararın sorumlusu tohumu eken, toprağı işleyen, mazot harcayan, her türlü bakımı yapan çiftçi değildir. Bunun tek sorumlusu Bakanlık’tır. Bakanlık yerine getirmediği görev ve sorumluluğu, yarattığı zararları çiftçiye ödetemez. Buradan Bakanlığı acilen göreve davet ediyoruz. Gelsinler bu tarlalarda zararların tespitini yapsınlar, raporlarını hazırlasınlar, çiftçiyi sahipsiz bırakmasınlar. Bedelini çiftçi değil, Bakanlık ödesin.” ifadelerini kullandı.

Okumak için tıklayın

Ekoloji

HDP’li Oya Ersoy, ‘Asbest Bombası’ Gemiyi Meclis Gündemine Taşıdı

-

ASUD brezilya Aliağa asbestli gemi

İstanbul Milletvekili Oya Ersoy, Brezilya donanmasına ait Nae Sao Paulo adlı savaş gemisinin Aliağa’da sökümü için Sök Denizcilik adlı firmaya verilmesini meclis gündemine taşıdı.

K2 HABER | ‘Asbest Bombası’ olarak adlandırılan Brezilya donanmasına ait Nae Sao Paulo adlı savaş gemisinin Aliağa’da sökümü için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından izin verilmesi, kamuoyunda tepkiyle karşılandı.

HDP İstanbul Milletvekili Oya Ersoy da konuyu Meclis gündemine taşıdı. Ersoy verdiği soru önergesinde, “Bünyesinde 900 tondan fazla asbest olduğu iddia edilen savaş gemisinin yaratacağı tehlikenin boyutlarının bakanlık tarafından dikkate alınmayarak halk sağlığı ciddi bir biçimde tehlikeye atılmaktadır. Ülkemiz yabancı devletlerin radyasyon çöplüğüne dönmüştür.” ifadelerini kullandı.

İliç’teki Siyanür Felaketini Duyuran Sedat Cezayirlioğlu: ‘Can Güvenliğim Yok!’

Oya Ersoy

Oya Ersoy: ‘Bakanlık Derhal Gemi Sökümünü Durdurmalıdır!’

Ersoy, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’a şu soruları yöneltti:

1. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı olarak Aliağa gemi sökümlerinde çalışanlar ve çevre halkının asbeste maruz kalmasını engelleyecek önlemler almayı düşünüyor musunuz?

2. Son 5 yılda Aliağa’da kaç gemi sökülmüş ve kaç ton asbest bertarafı yapılmıştır?

3. Bünyesinde 900 tondan fazla asbest olduğu iddia edilen savaş gemisinin yaratacağı tehlikenin boyutları bakanlık tarafından bilinmekte midir?

4. Bakanlığın 30 Mayıs 2022 tarihli yazısında Brezilya donanmasına ait Nae Sao Paulo adlı savaş gemisinin ülkeye geldikten sonra radyasyon seviyesinin ölçülüp sonuca göre izin verileceği ifade edilmiştir. Geminin bulunduğu ülkede neden radyasyon ölçümleri yapılmamıştır?

5. Ölçümlerde radyasyon seviyesi beklenilen düzeyin üzerinde çıkarsa Brezilya donanmasına ait Nae Sao Paulo gemisine ne olacaktır? Gemi hangi ülkeye gönderilecektir buna dair bakanlığın herhangi bir planı var mıdır? 

6. Bilim insanları tarafından yapılan araştırmalar sonucunda asbestin yol açacağı hastalıkların ilk işaretlerinin en erken 5 yıl ancak ortalama 10-20 yıl sonra kendini belli edeceği ifade edilmektedir. Bu durumda Aliğa’da son 10 yılda özellikle akciğer hastalığına yakalanan yurttaş sayısı kaçtır?

Ekoloji Örgütlerinden Oya Ersoy’a Dayanışma Mesajı Yağdı

Okumak için tıklayın

Politika

Atatürk’ün Doğduğu Evden Alınan Toprak Bisikletlerle Samsun’a Getiriliyor

-

robis bisiklet atatürk

CHP Balkan Masası’nın düzenlediği etkinlikte; Yunanistan’ın Gümülcine kentindeki Rodop Bisiklet ve Doğa Sporları Derneği’nin (ROBİS) 3 üyesi, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Selanik’te doğduğu evin bahçesinden aldıkları toprağı, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı kutlamalarında Samsun’a ulaştıracak.

K2 HABER | Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Balkan Masası ve Samsun Atakum Belediyesi ve Balkan ülkelerindeki kardeş belediyelerle birlikte geçen yıl 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı kutlamaları kapsamında etkinlikler düzenlenmişti. Bu yıl da etkinlikler kapsamında Yunanistan’ın Gümülcine kentinde bulunan ROBİS Başkanı Latif Mehmet, Ali Kayrak ve Şükrü Mehmetçik, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Selanik’te dünyaya geldiği evden 3 Mayıs günü aldıkları toprağı bisikletle Samsun’a yola çıkardı.

1350 Kilometre Pedal Çevirecekler

ROBİS Başkanı Latif Mehmet, Selanik’te Atatürk’ün doğduğu aldıkları toprağa otomobille Gümülcine’ye getirdiklerini ve buradan bisikletle pedal çevirerek, Samsun’a yola çıktıklarını söyledi. Toplamda 1350 kilometre pedal çevireceklerini belirten Mehmet, “Toprak Atatürk’ün evinin bahçesindeki nar ağacının altından alındı. Tekirdağ’dan İstanbul’a oradan da Karadeniz kıyısından Samsun’a gideceğiz” dedi.

Balkan Masası 2 Yıl Önce Kuruldu

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi tarafından, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun talimatıyla kurulan ve iki yılı aşkın bir süredir çalışmalarını sürdüren Balkan Masası‘nın başkanlığını CHP Genel Başkan Yardımcısı, Parti Sözcüsü Faik Öztrak yapıyor.

Öztrak’ın yardımcılıklarını CHP Tekirdağ Milletvekili İlhami Özcan Aygun ve Bursa Milletvekili Yüsel Özkan yapıyor. CHP Balkan Masası’nın Genel Sekreterliğini  Toplumsal Gelişim Derneği Başkanı Abdullah Uluyurt yapıyor.

İllerde ve CHP’li belediyelerde temsilcisi bulunan Balkan Masası, Bulgaristan genel seçimlerinde Hak ve Özgürlükler Hareketi’nin Türkiye genelinde aldığı oylarda etkili olmuştu.

Okumak için tıklayın

Ekoloji

Erzincan’da Tarihin En Büyük Ekolojik Yıkımı Yaşanıyor: ‘Bölge Çernobil’e Dönmüş Durumda’

-

erzincan iliç çernobil

CHP Milletvekili Gürsel Tekin, Erzincan İliç’te yaşanan ‘tarihin en büyük ekolojik yıkımı’nı Meclis gündemine taşıdı.

CHP Milletvekili Gürsel Tekin, Erzincan İliç’te faaliyet gösteren Altın madenindeki siyanür ve sülfürik asittin doğaya salındığı iddiasını Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdı.

Madenin son zamanlarda havuzundaki kimyasal maddeleri havaya bırakarak gündeme geldiğini belirten Tekin, “Yurdun her köşesi maden şirketlerinin saldırısı altına girmiş durumda. Ülkenin sularını, ormanlarını, kıyılarını, toprağını sermaye gibi gören bu iktidarın politikaları ülkemizi telafisi mümkün olmayan bir yıkıma doğru sürüklüyor. Erzincan İliç’te tarihin en büyük ekolojik yıkımı yaşanıyor!” dedi.

Uzmanlar, havuzda biriken asitli ve siyanürlü suyun havaya buharlaştırılarak azaltıldığını iddia ediyor diyen Tekin, “Yani, tonlarca zehirli bileşenler bölgenin havasına karışarak tüm dünyaya ölüm saçıyor. Tüm canlıların geleceğini üç beş rant çevresinin insafına bırakmamak için maden talanına derhal dur demeliyiz.” dedi.

İzmir’in Çernobili: Radyoaktif Atıklar 14 Yıldır Temizlenmiyor

Bölge Çernobil’e Dönmüş Durumda

Buradaki hasarı sadece su, hava, toprak diye değerlendiremeyiz diyen Tekin, “Bütün canlılara verdiği zarar açısından değerlendirmek gerek. Bu maden sadece İliç’i etkilemiyor, bütün dünyayı etkiliyor. Bölge Çernobil’e dönmüş durumda.” diyen Tekin, Bakan Murat Kurum tarafından cevaplanması istemiyle şu soruları yöneltti:

1. Erzincan İliç’te faaliyet yürüten bir Altın Madeni şirketinin, siyanürlü ve sülfürik asitleri buharlaştırarak atmosfere bıraktığı iddiası doğru mudur? Biriken zehirli sular taşmasın diye, “evaporatör” denilen bir aletle atmosfere buhar salmak insan sağlığı açısından tehdit değil midir?

2. Uzmanlar, İşletmede 21 farklı kimyasalın olduğunu ve milyonlarca ton zehirli, yakıcı ve kimyasal madde ile çalışma yürütüldüğü belirtilmektedir. Böyle bir tesise ‘Çevresel Etki Değerlendirme’ (ÇED) olumlu kararı nasıl verilmiştir?

3. Fırat Nehri’ne sadece 300 metre uzaklıkta bulunan tesisin, olası bir depremde, toprak kaymasında, benzeri bir doğa olayında buradaki siyanürün ve sülfürik asitin nehre karışma ihtimaline yönelik ne gibi önlemler alınmıştır?

4. Altın madenciliği yapıldığı belirtilen tesislerin çevresinde devletin resmi kurumlan ve elemanları tarafından hangi sıklıkla su, toprak ve hava analizleri yapılmaktadır? Bölge halkının olası bir felakettin sonuçlarından en az şekilde zarar görmesi için ne gibi çalışmalar yürütülmektedir?

5. Özellikle son aylarda madende çalışan işçiler arasından ciddi sağlık sorunlarının ortaya çıkmaya başladığı yönünde önemli duyumlar almaktayız. Bu iddialar doğru mudur?

6. Köylülere madene karşı dava açmamaları için imza attırıldığı ve İş tehdidiyle madene karşı çıkan köylülerin sindirilmeye çalışıldı iddiası doğru mudur?

7. Türkiye’nin can damarı Fırat Nehri’nin yanı başında bilumum kimyasalları kullanmakta olan şirketinin faaliyetleri durdurulacak mıdır?

Okumak için tıklayın

Politika

Gezi Davası’nda Skandal Karar: Osman Kavala’ya Ağırlaştırılmış Müebbet, 7 Kişiye 18’er Yıl Hapis Cezası

-

Yargılama sürecinde yaşananlarla yalnızca Türkiye’de değil, uluslararası kamuoyunda tepki çeken ve şimdiden hukuk tarihine bir ‘skandal’ olarak adını yazdıran üçüncü Gezi Parkı davasının karar duruşması, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

K2 HABER |İş insanı Osman Kavala ve mimar Mücella Yapıcı’nın ağırlaştırılmış müebbet hapsinin istendiği üçüncü Gezi Parkı davasında karar verildi. Osman Kavala’ya hükümeti kaldırmaya teşebbüsten ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilirken; Mücella Yapıcı, Çiğdem Mater, Hakan Altınay, Mine Özerden, Can Atalay, Tayfun Kahraman, Yiğit Ali Ekmekçi’ye 18’er yıl hapis cezası verildi. Hepsinin tutuklanmasına karar verildi.

Savcı, Mütalaasında Ağırlaştırılmış Müebbet İstenmişti

Gezi Parkı eylemlerine ilişkin davada duruşma savcısı celse arasında mütalaasını açıklamış, mütalaada, iş insanı Osman Kavala ve Ayşe Mücella Yapıcı’nın ‘Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılması talep edilirken, 6 sanığın ise ‘Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım etme’ suçundan 15’er yıldan 20’şer yıla kadar hapisle cezalandırılması istenmişti. Mütalaada ayrıca, haklarında yakalama kararı bulunan ve ‘olayların organizatörleri’ oldukları öne sürülen sanıklar Ayşe Pınar Alabora, Henry Jack Barkey, Can Dündar, Gökçe Yılmaz, Handan Meltem Arıkan, Hanzade Hikmet Germiyanoğlu, Mehmet Ali Alabora, Yiğit Aksakoğlu ve İnanç Ekmekçi’nin dava dosyalarının ayrılarak, yakalama kararı infazlarının beklenmesi talep edilmişti.

Hukuksuz Dava Geri Çekilsin

Duruşma öncesi adiliye önünde bir basın açıklaması yapan Taksim Dayanıuşması da bir kez daha ‘hukuksuz dava geri çekilsin’ çağrısı yaptı. Açıklamaya milletvekilleri, siyasi parti ve demokratik kitle örgütlerinin temsilcileri ile çok sayıda yurttaş katıldı.

Basın açıklamasında, “Ülke tarihinde bir onur sayfası olan Gezi Direniş’ini karalama çabasından derhal vazgeçin. Herkesi Gezi’nin gerçek tarihine sahip çıkmaya çağırıyoruz. Hep birlikte baskılara direnmenin yolu Gezi’nin gerçek tarihine sahip çıkmaktır. Gezi yargılanamaz” denildi.

(Çizim: Murat Başol)

Okumak için tıklayın

Politika

CHP’li Alaaddin Güncer: ‘Roman Vatandaşlarımızın Sorunlarına Talibiz’

-

romanlar

CHP Kırklareli İl Başkanı Alaaddin Güncer, 8 Nisan Dünya Romanlar Günü sebebiyle partisinin Romanların sorunlarına yönelik çözüm önerilerini açıkladı.

K2 HABER | Cumhuriyet Halk Partisi’nin Roman Vatandaşların sorunlarına ilişkin çözüm önerilerini sıralayan Kırklareli İl Başkanı Alaaddin Güncer “Yoksulluk sınırı altındaki Roman aileleri Aile Destek Sigortası kapsamına alacağız. Bu bağlamda Roman aileler desteklenecek. Bu aileler, eğitimden, gıdaya, elektrik ve doğalgazdan suya kadar bir dizi temel ihtiyaçları için desteklenecekler” ifadelerini kullandı.

Geçtiğimiz eylül ayında CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun katılımıyla Edirne, Çanakkale, Balıkesir, Tekirdağ ve Kırklareli’ndeki Roman dernek ve federasyon başkanlarıyla birlikte ‘Roman Kanaat Önderleri’ buluşmasının Lüleburgaz’da yapıldığını vurgulayan İl Başkanı Güncer şu açıklamada bulundu:

‘Roman Vatandaşlarımızın Sorunlarına Talibiz’

“Roman Vatandaşlarımızla iç içe birlik, beraberlik ve dayanışma içerisinde yaşıyoruz. Geçtiğimiz eylül ayında Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun teşrifiyle Edirne, Çanakkale, Balıkesir, Tekirdağ ve Kırklareli’deki Roman dernek ve federasyon başkanlarıyla birlikte Roman kanaat önderleri buluşmasını Lüleburgaz’da gerçekleştirdik. Sayın Genel Başkanımız o gün gerçekleşen toplantıda ‘İster bize oy verin, ister bize oy vermeyin, biz sizin oyunuza değil, biz sizin sorunlarınıza talibiz. Sorunlarınızı çözeceğiz, bizim hedefimiz bu’ demişti. Genel merkezimizin bu konuda yapmış olduğu çözüm önerileri yayınlandı. Ben de CHP Kırklareli İl Başkanı olarak 8 Nisan Romanlar Günü münasebetiyle bu çözüm önerilerini yerel basınımız vasıtasıyla Kırklareli kamuoyu ile paylaşmak istedim.”

İşte CHP İktidarında Roman Vatandaşlarımızın Sorunlarına İlişkin Çözüm Önerilerimiz:

Güvenceli İstihdam ve Günlük Sigorta Uygulamalarını Hayata Geçireceğiz

“Güvenceli istihdam ve günlük sigorta uygulamalarıyla sokak ekonomisinden geçinen Romanların güvenceli istihdama kavuşturulmaları için günlük sigorta benzeri uygulama ve teşvikler devreye sokulacak”

Yoksulluk Sınırı Altındaki Roman Aileler de Aile Destekleri Sigortası Kapsamında Olacak

“Roman aileler desteklenecek: Yoksulluk sınırının altında kalan Roman aileleri Aile Destekleri Sigortası kapsamına alınacak. Aile Destekleri Sigortası kapsamında verilecek desteklerden yararlanacak. Bu aileler, eğitimden, gıdaya, elektrik ve doğalgazdan suya kadar bir dizi temel ihtiyaçları için desteklenecekler”

Alaaddin Güncer 10 aralık

CHP’li Güncer’den ‘Erken Seçim’ Çağrısı: ‘Türkiye, Bu Düzene Mahkum Değil!’

Roman Kadınlar İçin meslek Edindirme Politikaları

“Roman kadınlara yönelik istihdam garantili meslek edindirme politikaları geliştirilecek. Aile içi şiddetle mücadele kapsamında Roman kadınların korunması ve güçlendirilmesi için yerel yönetim ve kamu tarafından gerekli çalışmalar yasalara uygun olarak yapılacak. Mahallelere açılacak toplum merkezlerinde aile danışmanı, psikolog ve pedagog gibi uzmanlar olacak”

Roman Çocukların Eğitime Erişimi İçin Özel Politikalar Hayata Geçirilecek

“Özellikle pandemi sürecinde uzaktan eğitime erişemeyen grupların başında gelen Roman çocukların eğitime erişimi ve eğitimden kopuşların önüne geçebilmek için özel politikalar hayata geçirilecek. Eğitimini aksatmayan Roman çocuklarına burs desteği verilecek. Dijital eşitsizliğin ortadan kaldırılması için Roman çocuklarına, ücretsiz internet ve bilgisayar dahil, ders materyallerine erişimlerine yönelik kapsamlı destekler sunulacak”

Okumak için tıklayın

Öne Çıkan Haberler